Jump to content
Sign in to follow this  
Yayamaz Kayımca

Haz alarak okudugum karma şiirler...........

Recommended Posts

GÖL

Ebedi gecesinde bu dönüşsüz seferin

Hep başka sahillere doğru sürüklenen biz

Zaman adlı denizde bir gün, bir lahza için

Demirleyemez miyiz?

 

Ey göl, henüz aradan bir sene geçti ancak,

Seyrine doyamadığı o canım su yanında

Bir gün onu üstünde gördüğün şu taşa bak

Oturdum tek başıma!

 

Altında bu kayanın yine böyle inlerdin,

Yine böyle çarpardı dalgaların bu yara,

Ve böyle serpilirdi rüzgarla köpüklerin

O güzel ayaklara.

 

Ey göl hatırında mı? Bir gece sükut derin,

Çıt yoktu su üstünde, gök altında, uzakta

Suları usul usul yaran kürekçilerin

Gürültüsünden başka

 

Birden şu yeryüzünden bilmediği bir nefes

Büyülenmiş sahilin yankısıyla inledi.

Sular kulak kesildi, o hayran olduğum ses

Şu sözleri söyledi:

 

"Zaman dur artık geçme, bahtiyar saatler siz

Akmaz olunuz artık!

En güzel günümüzün tadalım o süreksiz

Hazlarını azıcık!"

 

"Ne kadar talihsizler size yalvarır her gün

Hep onlar için akın;

Günlerle birlikte dertlerini götürün,

Mesutları bırakın."

 

"Nafile isteyişim geçen saniyeleri

Akıp gidiyor zaman;

Geceye "daha yavaş" deyişim boş, tan yeri

Ağaracak birazdan"

 

"Sevişmek! Hep sevişmek! Akıp giden saatin

Kadrini bilmeliyiz!

İnsan için liman yok, sahil yok zaman için,

O geçer biz göçeriz!"

 

Kıskanç zaman, kabil mi sevginin kucak kucak

Bize sevgi sunduğu sarhoş edici anlar,

Kabil mi uzaklara uçup gitsin çabucak

Matem günleri kadar...

 

Nasıl olur kalmasın bir iz avcumuzda?

Nasıl yok olur her şey büsbütün silinerek?

Demek vefasız zaman, o demleri bir daha

Geri getirmeyecek...

 

Loş uçurumlar: mazi, loşluklar, sonrasızlık,

Acaba neylersiniz yuttuğunuz günleri?

Alıp götürdüğünüz derin hazları artık

Vermez misiniz geri?

 

Ey göl! Dilsiz kayalar! Mağaralar! Kuytu orman!

Siz ki zaman esirger, tazeler havasını,

Ne olur ey tabiat, o günlerin saklasan

Bari hatırasını!

 

Sakin demler de olsun, deli rüzgar da olsun

Güzel göl etrafını süsleyen oyalarda,

O kapkara camlarda, sularına upuzun

Dökülen kayalarda!

 

İster meltemlerinde, ister ürperişle esen

Seslerde, ister uzak ister yakında olsun,

Yahut gümüş pullarla sular üstünde yüzen

Ay ışığında olsun!

 

Kuduran fırtınalar, sazlar bize dert yanan,

Meltemini dolduran kokular, hep beraber,

Ne varsa işitilen, duyulan ve koklanan,

Desin ki: "Seviştiler."

 

Alphonso de Lamartine

Share this post


Link to post
Share on other sites

TÜRKÜLER

Öylesine geniş ki yüreğim bir deniz gibi,

Güler yüzün bir güneş ışığınca

Tatlı ve derin yalnızlığında,

Dalganın dalgaya sessiz karıştığı yerde.

Gece mi bastırdı? gün mü yoksa? bilmiyorum.

Güler bana o tatlı o sevimli

Güneş ışıltılı yüzün,

Ben bir çocuk gibi mutluyum.

 

Gece yarısı bir de rüzgar

Yavaştan yavaştan pencereme çarpar.

Bir sağnak başlamış inceden

Damlar odama yavaşça.

Mutluluğumun düşüdür benim,

Rüzgar gibi yalar geçer yüreğimi.

Bir buğudur o bakışında senin.

Bir yağmur tadıyla sarar yüreğimi.

 

 

 

NIETZSCHE

Share this post


Link to post
Share on other sites

Bir Gün Gelecek Yararsız Olacağım Ben de

 

Bir gün gelecek, oh diyecek insanoğlu:

Silahları bırakın, artık ihtiyaç kalmadı!

Güzel yıllar gelecek birbiri ardınca.

Çıkaracaklar depodan silahları bir gün,

Bakacaklar ki paslanmış hepsi.

 

Ben de atılmak isterdim,açıkçası,

son okurumun elinden.

Son insan olsun o, yeter ki,

köpeklerin ısırdığı son insan!

 

Bertolt Brecht

Share this post


Link to post
Share on other sites

Bizden Sonra Doganlara..

 

I

Gerçekten, karanlık günlerde yaşıyorum!

Doğru söz delilik. Düz alın

Kanıtı vurdumduymazın. Gülen ki

Korkunç haberi

Henüz almamış.

 

Ne günlere kaldık, ki

Neredeyse suçtur ağaç üzerine bir konuşma

İçerir çünkü susmayı bunca kötülük üstüne!

Orda ağırdan caddeyi geçen

Erişilmez mi dara düşen

Arkadaşları için?

 

Doğrudur: geçimimi sağlıyorum daha

Ama inanın: bu bir rastlantı yalnız. Yaptığım

Hiçbir iş doyma hakkını vermiyor bana.

Rasgele korunmuşum. (Talihim dönüverse. Yokum.)

 

Bana diyorlar: ye iç! Bak keyfine!

Nasıl yer içerim, kaparsam

Yiyeceğimi bir açın elinden ve

Bardaktaki suyum bir susuzda yoksa?

Ve yiyip içiyorum gene de.

 

İsterdim bilge olmak.

Eski kitaplarda yazılı nedir bilge

Kavga dışı kalmak dünyada ve kısa yaşamını

Korkusuz geçirmek

Zora başvurmadan edebilmek

Kötülüğe iyilikle karşılık vermek

 

İsteklerine ermeyip, unutmak

İşi bilgenin.

Yapamam bütün bunları:

Gerçekten, karanlık günlerde yaşıyorum!

 

II

Şehre geldim bozuk düzen günlerde

Açıklık sürerken.

İnsan arasına karıştım ayaklanmada

Ve onlarla birlikte öfkelendim.

Böyle geçti zamanım

Yeryüzünde.

 

Yemeğimi yedim iki savaş arası

Katillerin arasında yattım

Sevgiye saygısız

Ve doğaya sabırsız baktım.

Böyle geçti zamanım

Yeryüzünde

 

Her yol batağa çıkardı benim zamanımda.

Dilim durmaz ele verirdi beni.

Elimden gelen azdı. Ama hükmedenler

Daha rahat olurdu bensiz, buydu umudum.

Böyle geçti zamanım

Yeryüzünde.

 

Gücüm azdı. Hedef

Uzak mı uzak.

Apaçık belliydi, benim ulaşmam

Mümkün değildiyse de.

Böyle geçti zamanım

Yeryüzünde.

 

III

Siz, siz ki çıkacaksınız

Battığımız tufandan

Düşünün

Eksiklerimizden söz ederken

Karanlık çağı da

Sizin kurtulduğunuz.

Gittiydik, ayakkabıdan çok ülke değiştirip

Sınıf savaşları arasından, umarsız

Yalnız haksızlık var da baş kaldırma yoktuysa.

 

Biliyoruz oysa:

Alçaklıktan nefret bile

Çarpıtır çizgileri

Haksızlığa öfke bile

Kısar sesi. Ah, biz

Hazırlamak isterken dostluk yolunu

Dost olamadık kendimiz.

 

Siz ama, o gün gelince

İnsanın insana el uzattığı

Anın bizi

Hoşgörüyle.

 

...

O gün mavi eylül ayında

Sessiz körpe bir erik ağacı altında

Tuttum onu, sessiz beyaz aşkı

Kolumda kutsal bir düş gibi.

Ve üstümüzde güzel yaz göğünde

Bir bulut vardı, çoktan gördüğüm

Çok beyazdı ve çok yukarılarda

Ve başımı kaldırıp baktığımda, değildi orda.

 

O günden beri birçok, birçok aylar

Geçti sessiz aşağı kaydılar

Yok oldu o bütün erik ağaçları

Ve bana sorarsan aşk n'oldu diye

Sana derim ki: hatırlayamıyorum

Ama gene de, inan ki, biliyorum ne demek

istediğini.

Ama gene de gerçekten hatırlamıyorum onun

yüzünü.

Yalnız: o zamanlar öpmüştüm onu, biliyorum.

 

Ve bu öpücüğü de çoktan unutmuş olurdum

O bulut olmasaydı orada

Onu bugün de hatırlıyorum ve hep hatırlayacağım

Çok beyazdı ve yukarılardan geliyordu

Erik ağaçları belki çiçek açıyordur gene de

Ve o kadının belki de şimdi yedi çocuğu olmuştur

Ama o bulut yalnız birkaç dakika için açtı

Ve yukarı baktığımda, rüzgârda kayboluyordu

bile.

 

Bertolt Brecht

Share this post


Link to post
Share on other sites

Nasıl değişiyor insanoğlu ve

 

nasıl buna ayak uyduramaz hale geliyor

 

böylesi aşık bir yürek.

 

Tokat yemiş gibiyim. Hiçbir şey bana ait deği...lmişçesine hafifim.

 

Kaybettiğim bir şey olduğunu biliyor ama hissedemiyor gibiyim.

 

saygılarımla :clover:

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites

Nasıl değişiyor insanoğlu ve

 

nasıl buna ayak uyduramaz hale geliyor

 

böylesi aşık bir yürek.

 

Tokat yemiş gibiyim. Hiçbir şey bana ait deği...lmişçesine hafifim.

 

Kaybettiğim bir şey olduğunu biliyor ama hissedemiyor gibiyim.

 

saygılarımla :clover:

 

 

 

 

sağollll erdal :clover:

Share this post


Link to post
Share on other sites

SESSİZ ÇIĞLIK

 

Uyumadım bu gece simsiyah geceye inat

Uyumak istemedim gecenin gizemini görmek gerek

Nedir bu gecede ki giz neden insanı içine çeker merak ettim

Anladım ki geceye inad ; geceye sessiz sessiz gidivermekmiş

Ayak seslerimizin farkına varmadan köşeyi dönüvermekmiş

 

Sessizlikteki sesleri ,sessiz çığlıkları duyuvermekmiş

Çığlıkların sessizlikleri gizemin ta kendisiymiş

Kulakları çınlatan çığlıkların sesiymiş

Anladım ki gecelerin sesizlikleri kaderin ta kendisiymiş

Gece sadece gündüzün bıraktığı karanlık bir zaman dilimiymiş

 

Gökyüzü ağlamaklı gökyüzü hırçın

Birazdan gün batacak sancılar içinde kıvranır bu gün

Gece yine sessizlikler içinde geceye dair ne varsa

Hepsi yaşanacak sessiz çığlıklar arasında

Sesin duyulmaz ki bu kadar çığlıkların arasında

 

Sus sakın hiç sesini çıkarma

Zamana sessiz çığlık birde sen bırakma…….

 

 

alıntı...

Share this post


Link to post
Share on other sites
Erkek kadına dedi ki:
-Seni seviyorum,
ama nasıl,
avuçlarımda camdan bir şey gibi kalbimi sıkıp
parmaklarımı kanatarak
kırasıya
... çıldırasıya...
Erkek kadına dedi ki:
-Seni seviyorum,
ama nasıl,
kilometrelerle derin, kilometrelerle dümdüz,
yüzde yüz, yüzde bin beş yüz,
yüzde hudutsuz kere yüz...
Kadın erkeğe dedi ki:
-Baktım
dudağımla, yüreğimle, kafamla;
severek, korkarak, eğilerek,
dudağına, yüreğine, kafana.
Şimdi ne söylüyorsam
karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana..
Ve ben artık
biliyorum:
Toprağın -
yüzü güneşli bir ana gibi -
en son en güzel çocuğunu emzirdiğini..
Fakat neyleyim
saçlarım dolanmış
ölmekte olan parmaklarına
başımı kurtarmam kabil
değil!
Sen
yürümelisin,
yeni doğan çocuğun
gözlerine bakarak..
Sen
yürümelisin,
beni bırakarak...
Kadın sustu.
SARILDILAR
Bir kitap düştü yere...
Kapandı bir pencere...
AYRILDILAR...


Nazım Hikmet Ran

Share this post


Link to post
Share on other sites

Mezopotamyam gibisin,hüzün kokuyorsun…..................................................................................

Karanlıklar düşüyor içime 
Gece hüznünü sürüyor tenime 
Varlığın uzun soluklu bir duadır 
Artık versen diyorum ellerini avuçlarıma 
Gel,gel otur yanıma 
Omuz ol kederli başıma 
Hoş geldin… 

Savrulup gitme artık rüzgara,takıl gözlerimin buğusuna 
Yaralı kalbime ilaç olur tek bir dokunuşun 
Bir yanım cennete bağışlanır tanrıların ellerinde 
Diğer yanım sana 
Keskin bıçak ağzı bölerdi düşsel sevişmelerimizi 
Şehir ıpıslak uyurdu gök yatağında 

Tanırım seni,hem de çok iyi tanırım 
Her zerreni,her nefesini,her hüznünü 
Yaşanmamış kayıp zaman serüvenlerinden bilirim yüreğini 
Sen bensiz,ben sensiz nefes tüketiyorduk 
Yaşanılmamış her bahar ezberimizdeydi 
Hayaller yurdumuzu terk etmişti 
Hüznün nemli gecelerinden vazgeçemiyorduk 

Hoş geldin… 
Aldın beni topladın dünlü hüzünlerimden 
Bir avuç düş düşürdün düşlerime 
Hoş geldin 
Özüme… 


Gelişine dip notlar; 

İsimsiz bir Şairin dizelerinde rastlamıştım sana 
İlkbahar yağmurları getirdin gökyüzüme,yağdın umarsız 
Gül derildi gecenin koynunda 
Gece yarıldı açtı bağrını sabaha 
Kasvetli yıldızlar utandı ay’ın ışığından 
Ay yıldızına Özle(di) mim demekten alamadı kendini 
Yıldız; sonlarının vazgeçişlerinden sahipsiz hasretlere yolunu çizmişken 
Özlem kokan o saniye titreyerek dokunur Ay’ın tenine 
Ay güneşe küsen,rüzgara tövbe eden, ve sıcağın alnına konan güneşin öpüşü gibi 
Arsız bir dudak iliştiriyor Yıldızının sonbaharına… 


Şimdi mutluysak ve gülüyorsa yüzümüz 
Aldırmıyorsak izinsiz geçen zamana 
Aynı anda nefes alıp veriyorsak 
Bilki sana mülteciyim… 


Hoş geldin... 
Bir Eylül hüznü 
Bir Eylül coşkusu gibisin 
Koyu yalnızlık kahvesi ikram ediyorum önce 
Sonra gözlerimdeki nemi kurut ellerinle 
Mavisine al yüreğinin… 

Ağlayan bir adam,üşüyen bir kadın 
Ne sen ağlat gözlerimi 
Ne ben üşüteyim tenini 

Gel,gel otur yanıma 
Hoş geldin

 

Şiyar Buzcu

Share this post


Link to post
Share on other sites

Gecenin Gözlerine dökülen kelimelerim.................................................................................

Şiir olmayı hak eden bir yüreksin 
Gözlerini gözlerime çivilediğim bir resim karesi 
Sözlerin ince bir sızı 
Gülüşün ab-ı hayat 
Sen Şiir olmayı hak eden bir yüreksin 
Bilesin ki sen aşksın... 
Sokağa çıkma yasaklarında aradığım sendin 
Gözlerinin coğrafyasında mevsimlere iliştir beni 
Kaçak zamanlarda büyüt sevdamızı 

Uyan,uyan ve sarıl bana 
Sarıl,sarıl ve kutsasın kokun ruhumu 
Bir sevda ayiniydi; ruhum sana kurban edilmişti meleklerin ellerinde 

Mülteci sızıları karşılıyorum yokluğunda 
Bayram havasında 
Sevgili edasında 
Bir otobüs durağında 
Kapı eşiğinde 
Gece gece 

Gecenin yüreği karanfil kokuyor 
Yıldızların gözleri gelincik 
Göğün efkarı leylak kokusu 
Karanlık hıçkırıklara bürünüyor ay'ın yamacında 

Çok uzun zaman oldu susmayalı 
Yüreğimle konuşmaya başladığımdan beri 
Yokluğuna dönünce yüzümü 
Yüreğim susardı yine beş vakit 

Gecenin gözlerine dökülüyor dilimden iki kelime 
Biri “ sen “ 
Diğeri “ biz “ 
Gece boynunu büküyor 
Yıldızlar omuz veriyor düşmesin diye aşağıya 
Gece üzerime düşüyor yıldızların omzunda 
Hercai bir çırpınışla 
Gözyaşlarım altında kalıyor...

 

Şiyar Buzcu

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You are posting as a guest. If you have an account, sign in now to post with your account.
Note: Your post will require moderator approval before it will be visible.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Sign in to follow this  

×
×
  • Create New...

Important Information

By using this site, you agree to our Terms of Use.