Zıplanacak içerik
  • Üye Ol

Yayamaz Kayımca

Φ Üyeler
  • İçerik Sayısı

    2.576
  • Katılım

  • Son Ziyaret

  • Lider Olduğu Günler

    5

Yayamaz Kayımca son kazandığı tarih 13 Aralık 2016

Yayamaz Kayımca en çok beğeni kazanandı!

Yayamaz Kayımca Hakkında

  • Doğum Günü 20 Ağustos

Diğer Bilgiler

  • ICQ
    0
  • Skype
    yayamas_kayimca

Profil Bilgileri

  • Cinsiyet
    Belirtmemiş
  • Yer
    SiZeNe..
  • İlgi Alanları
    HeRşEy ...

En Son Profil Ziyaretçileri

66.799 profil görüntüsü

Yayamaz Kayımca - Başarıları

Büyük Usta

Büyük Usta (14/14)

  • Birinci Hafta Tamamlandı
  • Bir Ay Sonra
  • Bir Yıl İçinde
  • İyi Takip Edilen Nadir
  • İlk İleti

Son Rozetler

27

İçerik İtibarınız

  1. yüreğim incindi desen, ekmek çiğneyip göğsüne koyacak şefkatle sevdiğim tek adamsın sen. yavrusunu ağzıyla taşıyıp canını acıtmayan bi kedinin anaç hassasiyetiyle taşıdım şuramda seni. ilk kez bir tetiğe dokunur gibi tuttum ellerini, şakaklarımda namlu serinliği… birlikte yürüdüğümüz zaman, rastladığımız her yol ayrımında avuçlarını sımsıkı kavrayacak kadar da benimsedim sonrasında. ve vedalaştığımız bütün sokakları parçalamayı arzulayacak kadar özledim her vedanın ardından. gittin ve zaman; amansız bi hastalığa yakalansam ancak böyle geniz yakan bi tada karışırdı. gittin ve ben, bir insanı defalarca kez öldürerek nasıl seri katil olunabileceğini öğrendim senden. herkesin birilerinin katili ve yalnızca birinin maktulü olabileceği bilgisini de iliştirdin ceplerime. gittin ve ben bir daha hiç kimse için hiçbir şeyi göze alamayacak kadar cesaretsiz kaldım bu mücadelenin ortasında. ulu orta anlatılmaya çekinilen ama herkesin bir yakınıyla paylaşabildiği müstehcen bi fıkra gibi, yalnız yakınlarıma anlatabildim gidişini. ama kimse gülmedi. kimse, kimse gülmedi senden sonra. bir bahar ayında, güzel bi öğleden sonra sen güldün ve bir daha kimse gülmedi o andan itibaren. çünkü sen gülüyorduysan insanların yaptığı eylemin adı farklı ve gülmek yalnız sana münhasır olmalıydı. ne diyordum; ve gittin, ben bahara gücendim, kendime gücendim, yavrusunu ağzından düşürüp yırtıcı bi hayvana yem oluşunu seyreden anne kedi gibi, kendime, kendime çok gücendim. ellerime gücendim. sesime gücendim. seni bende tutmaya yetemeyen her şeye gücendim, gittiğin yollara, bastığın her taşa, sarıldığın her kadına, sesini duyan, yüzünü gören bütün insanlara gücendim ama bir tek, giden sana gücenemedim. giden ayaklarına, giden saçlarına, giden sesine, giden gülüşüne, giden koynuna, göğsüne, boynuna, bileklerine, nabzına, sakallarına, esmer tenine gücenemedim. sen gittin ama ben yoruldum. bu fizik kurallarını yırtıp atan durumu izah edecek bi lügat keşfedemedim henüz ki zaten uğraşamayacak kadar yorgundum. sen hala gidiyorsun, benim ayaklarım kopuyor. durup bi dinlen diye dua ediyorum. yolunu şaşır, aç kal, savunmasız kal, yuvanı arar gibi dön istiyorum. ama sen ısrarla gidiyorsun. bir gün dönmeye kalkışsan yorgunluktan bayılmış olacağım ve kapıyı açamayacağım diye endişeleniyorum. bil; çok incindi yüreğim ama kimse ekmek çiğnemedi benim için. kimse zeytin dövüp sermedi göğsüme.çünkü istemedim. inan çok kırıldı kalbim, alçıya aldırmadım hiç. yanlış kaynasın da bi ömür bu yanlışlığı göğsümde taşıyayım istedim. istedim ki bakan görsün o eğretiliği. istedim ki gören “bu kadının kalbini bir yanlış götürmüş, artık hiçbir doğru kurtarmaz bu kırıklığı” desin. istedim ki bunu deyip gitsin herkes. istedim ki herkes bilsin; kafatası kırılsa insanın, böyle acımaz canı. istedim ki canım çıksın, bu kez son olsun, bu kez cidden öleyim. yani istedim ki seni bir kadına sarılırken göreyim. ama görmedim. sadece hissettim. bu daha beterdi, sanki bacaklarımı diz kapaklarımdan itibaren kestin. kestin de dünyayı karış karış sürünerek gezdim. bak ben tam 170 gün sonra yine seni yazmak için uykumu ezdim. saat sabahın dördüydü ve ben seni sana yazarak dirilmiştim. şimdi seni kendime yazarken ölsem, yeri mi bilmem ama tam zamanı be şiirim.
  2. Bir kadın gidişinin bileti olarak saçlarını keser.
  3. Karanlık eller Kendi savcısının kurşunlanıp kurşunlanmadığını karanlıkta bırakanlar Berkin'in katilleriyle birlikte karanlıkta yaşamayı tercih ettiler. Kafa kesen İŞİD'çilerle Musul Konsolosluğu için bir aydan fazla pazarlık ettiler. Ne takaslar yapıldı, ne ödünler verildi muamma. Çok gizli. Ama Berkin'in katillerinin açıklanmasını isteyenlerle bir gün görüşmediler. Berkin’in katilleri açıklanmadan bu dava bitmez. Hepimizin benimsediği veya benimsemediği birçok sefer Berkin’in katillerinin açıklanması istendi. Görülmedik derecede kalabalıklarla da, birer birer de. Bazen bir ekmek naifliğinde, bazen dişe diş polis şiddetine göğüs gere gere. Hiçbirine “demokratik” bir ülkede olabilecek seviyede cevap alınabildi mi? “Emri ben verdim” dendi. Kürsülerden evladını yitirenlere “yuh” çektirildi. Üzerinden iki yıl geçmiş olmasına rağmen ortalama “hukuk” devletlerinde olabilecek seviyede bir hukuki süreç görülemedi. Berkin için adalet isteyen her kimse şiddet gördü, gözaltına alındı, tutuklandı. Berkin için adalet arayışı cevapsız kaldı. Peki bugün ne konuşuluyor? Bu ülkenin insanları Norveç standartlarında hukuka ve demokrasiye sahipmişçesine şok geçiriyor. Demokrasinin ışıl ışıl aydınlattığı ülkemizde terörün karanlığı lanetleniyor. O karanlık eller, o gizli cemiyetler, o basılan düğmeler, istihbarat servisleri aranıyor. Bu ülkede devrimcilerin çok iyi bildiği bir süreç yaşanıyor. Hemen 12 Eylül’de tövbekar olmuş babamızın öğütleri aklımıza gelmesin. Göz göre göre gaz fişekleriyle halkın adalet çığlıklarını bastıranlar olduğu müddetçe adaleti arayan devrimciler olacaktır. Bizler de Norveçli değiliz. “Ama bunu AKP kullanacak.”, kullanabilir. “Ya istihbarat örgütleri devredeyse?” Elbette. İstihbarat elemanlarına boşuna maaş verilmez. “Böyle değil şöyle yapılmalı” Hay hay. Ama bunların hiçbiri adalet talep edenlerin mücadelesini gölgeleyemez. Tıpkı Gezicilerin mücadelesini gölgeleyemediği gibi. Keşke ölmeselerdi. Keşke aramızdan hiçbiri ayrılmasaydı. Onların taleplerini hepimiz olsaydık da söküp alsaydık o alçak katil sürülerinin elinden. Olmadı. Kendi savcısının kurşunlanıp kurşunlanmadığını karanlıkta bırakanlar Berkin’in katilleriyle birlikte karanlıkta yaşamayı tercih ettiler. Kafa kesen İŞİD’çilerle Musul Konsolosluğu için bir aydan fazla pazarlık ettiler. Ne takaslar yapıldı, ne ödünler verildi muamma. Çok gizli. Ama Berkin’in katillerinin açıklanmasını isteyenlerle bir gün görüşmediler. Bu yüzden karanlık elleri uzaklarda aramaya gerek yok. Kardeşlerimizin, gençlerimizin, çocuklarımızın katillerinin elleri yeterince karanlık değil mi?
  4. 11- Mantar: Mantar enfeksiyonla savaşan sitokin hücresi üretimini arttırır. İçermiş olduğu polisakkaritler ile bağışıklık sistemini güçlendirir. Soğuk algınlığı ve griple savaşan en etkin mantarlar, shitake, maitake ve reishidir.
  5. 10- Karabiber Karabiber her ne kadar bizi hapşırtsa da nezle ile savaşan en iyi baharattır. Karabiberde bulunan piperinin ateş düşürücü ve ağrı azaltıcı etkisi vardır.
  6. 9- Bal Bal boğazı kaplayarak boğaz ağrılarının geçmesini sağlar. Antioksidan ve antimikrobiyal etkisi ile virüs, bakteri ve mantar enfeksiyonlarına karşı savaşır.
  7. 8- Zencefil Zencefil soğuk algınlığı ve gribin tedavisinde bir numaralı gıdadır. Boğazdaki yanmayı geçirmesinin yanı sıra içermiş olduğu seskiterpenler ile soğuk algınlığı virüslerini hedef almaktadır. Ayrıca öksürüğün geçmesine, ağrının azalmasına ve ateşin düşmesine yardımcı olur.
  8. 7- Sıcak çay Sıcak çay özellikle grip ve soğuk algınlığında mukusu inceltmesi ve vücudun sıvı ihtiyacını karşılaması sebebiyle son derece faydalıdır. Ayrıca hem yeşil hem de siyah çay içermiş olduğu flavonoidler ile antioksidant özellik göstererek vücudu korumaktadır.
  9. 6- Otlar Kekik, biberiye, mercanköşk, adaçayı, ıhlamur gibi bitkiler bağışıklık sistemini güçlendirici etkiye sahiptir. Soğuk algınlığı ve grip için adaçayı ve ıhlamur bol bol tüketilmelidir.
  10. 5- Probiyotik Özellikle probiyotik bakterilerce zenginleştirilmiş yoğurt tüketimi bağışıklık sistemimizi güçlendirmektedir.
  11. 4- Yoğurt Çalışmalar her gün düşük yağ içeriğine sahip bir kâse yoğurt tüketmenin soğuk algınlığına yakalanma riskini %25 oranında azalttığını göstermiştir. Yoğurtta bulunan Lactobacillus reuteri bakterisi virüslerin üremesini engelleyerek vücudu korumaktadır.
  12. 3- Turunçgiller Turunçgiller yüksek miktarda C vitamini içermektedirler. C vitamini soğuk algınlığı belirtilerini azaltmaktadır. 1000-8000 mg C vitamini %23 oranında soğuk algınlığını azaltmaktadır. Turunçgiller dışında C vitamini yüksek olan gıdalar; papaya, tatlı patates, domates, brokoli, bürüksel lahanası, kırmızı biberdir.
  13. 2- Tavuk Suyu Çorba Büyükannelerimiz haklı… Nezleyi yenmek için tavuk suyu çorbasından etkin başka bir gıda yok.. Tavuk suyu çorba vücudumuzun virüsleri yenmesi için ihtiyacı olan sıvıyı sağlamanın yanı sıra mukus inceltici etkisi ile burun tıkanıklığının geçmesine yardımcı olur. İltihaplanmayı önleyici etkisi ile soğuk algınlığı belirtilerini azaltır.
×
×
  • Yeni Oluştur...

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.