İçeriğe atla
View in the app

A better way to browse. Learn more.

Tartışma ve Paylaşımların Merkezi - Türkçe Forum - Turkish Forum / Board / Blog

Ana ekranınızda anlık bildirimler, rozetler ve daha fazlasıyla tam ekran uygulama.

To install this app on iOS and iPadOS
  1. Tap the Share icon in Safari
  2. Scroll the menu and tap Add to Home Screen.
  3. Tap Add in the top-right corner.
To install this app on Android
  1. Tap the 3-dot menu (⋮) in the top-right corner of the browser.
  2. Tap Add to Home screen or Install app.
  3. Confirm by tapping Install.

Aries

Φ Üyeler
  • Katılım

  • Son Ziyaret

Aries tarafından postalanan herşey

  1. 2012 son mu başlangıç mı? Mayalar 2012 için 'zamanların sonu' diyor. Ancak bu yok oluş anlamında değil fiziksel bir değişim. İnsanoğlu dört kez geriledi ve artık değişim zamanı. Mayalar'a göre; 2012 yılı insanlığın yükselişinin başlangıcı olacak. Maya Kehanetleri'ne göre 22 Aralık 2012 tarihi dünya için çok önemli. Çünkü bu dönemde içinde yaşadığımız çağ sona ererek yeni bir çağ başlayacak. Büyük bir tufanla gelecek olan bu yeni çağın ipuçlarını ise bilim adamlarına göre iklimsel değişimler sayesinde şimdiden gözlemleyebiliyoruz. "Beşinci kutupsal kayma" olarak adlandırılan bu değişimde daha önceki değişimlerde olduğu gibi yine kutupların manyetik alanının değişmesiyle meydana geleceğini söyleyen Sınır Ötesi Yayınları'nın Genel Yayın Yönetmeni Ergun Candan, dünyadaki iklimlerin değişimini de buna bağlıyor. Candan, "Kutuplar yer veya açı değiştirdiğinde kutuplarda buzlar eriyor. Kaldı ki, küresel ısınma sonucu şu anda Kuzey Kutbu'ndaki buzullar zaten erimeye başlamış durumda. Mayalar'a göre de daha önce yaşanan dört çağda tıpkı bu şekilde sona erdi" diyor. * Peki tüm bu bilgiler bilimsel olarak ortaya konup kanıtlandı mı? Dünyanın en az dört kez kutupsal kayma (kuzey ve güney kutbu) yaşadığı bilimsel verilerle kanıtlandı. En son Discovery kanalında dünyanın manyetik alanının belirli periyotlarla nasıl değiştiğini bilimsel çevreler açıkladı. Hatta bilgisayar ekranındaki üç boyutlu animasyonlarla gösterimi yapıldı. Şu anda dünyanın manyetik alanında muazzam bir değişim var. Bunun da en büyük nedeni güneşte meydana gelen değişimler. İlginç olan Mayalar bunu biliyordu. Konunun bir diğer yanı da Mayalar'ın bununla da yetinmeyip, gelecekte tüm insanlığı etkileyecek trajediyi bizlere şifreli bir şekilde duyurmuş olmalarıdır. Bu şifreye göre dünya için 2012 yılı çok önemli. NİRVANA'YA DOĞRU * Yani bu görüşe göre 2012 yılında verilen tarihin önemi çok büyüktür. Ancak bu tarihlemede iki yıllık bir hata payı bulunabileceği de gözardı edilmemelidir. Bunun sebebi Maya Takvimi'nin bizim kullandığımız Gregoryen Takvimi'ne çevrilişinde MÖ 1'den MS 1'e geçilmiş olmasıdır. Aradaki 0 atlanmıştır. Yaptığı araştırmada Astrofizikçi Cotterel de bu konuya dikkatleri çekmiştir. * Bugüne kadar Mayalar'ın hangi kehanetleri yerini buldu? Şu anda bilimsel olarak ispat edilen dünyanın dört kez kutup değişimi geçirdiği. Bugün bu durum ispatlanmış durumda. Günümüz insanları bunu yeni keşfetse de, Mayalar bunun farkındaydılar. Bu bile başlı başına önemli bir şey. * Mayalar'la ilgili tüm bu bilgilere nasıl ulaşıldı? Bütün bunlar dünyaca ünlü astro fizikçi Coterelli'nin bilgilerini bir BBC muhabiri Adrian Gilbert'in derlemesi sonucunda dünya kamuoyuna duyurdu. En önemli buluş da eski Maya kenti Palanque'deki Yazıt Tapınağı'nda buldukları mezar taşının kapağındaki şifreyi çözmeleriyle oldu. * Şifre nasıl çözüldü? Simetriyle ilgili bilgileri çözerek çok önemli sonuçlara ulaştılar. Kapağın üzerindeki şerit motiflerini simetrik bir şekilde yan yana getirdiklerinde ortaya Jaguar ve bunun üzerinde de bir Yarasa sembolünün ortaya çıktığını gördüler. Mayalar'ın sakladıkları bu sembollerin bir anda belirmesi Cotterel'i şaşkına çevirmişti. Çünkü Mayalar'ın mitolojik yazıtlarında Jaguar beşinci yani bizim çağımızı, yarasa ise ölümü sembolize etmekteydi!... Kapağın üzerinde açık bir şekilde görülen "Güneş Haçı"nın üzerindeki ilikler ise Güneş'in manyetik iliklerini temsil etmekteydi. Bu da Mayalar'ın gizli mesajıydı. Yaşanacak trajedinin sebebi Güneş'te meydana gelecek olan manyetik değişimlerdir!.. Dünya belirgin bir değişim yaşıyor. Belki Maya'ların 21 Aralık 2012 fenomeni ile de ilişkilendirilebilecek bu oluşumlar şuan bilmediğimiz veya farkında olmadığımız bir olay için zemin hazırlıyor olabilir. Artık biz insanlarda sık sık değişen, alışık olmadığımız hava koşullarına, sellere, ani bastıran şiddetli soğuklara karşı, neler oluyor? Hiç böyle olmamıştı gibi söylemlerle tepkiler vermeye başladık. Gerçektende neler oluyor dünya'mıza? Neler olabileceğine bakmadan önce gelin degişimi düşündüren olaylara bakalım. 1- MAYA KEHANETİ Bu konuyu yazarken amacımız insanları korkutmak ve karamsarlığa sürüklemek değil, şuan pekçok bilim adamının kafasını meşgul eden bir konuyla ilgili sizlerinde haberdar olmanızı sağlamaktır. Felaket tellallığından öte, eğer bir felaket gerçekleşecekse, buna hazırlıklı olmak amaçtır. Çünkü, medeniyetimizi devam ettirmek her türlü amacın üzerindedir. Bireysel düşünmeyi bir kenara bırakıp, toplum olarak ortak değerlerimizi ön plana taşımalıyız. Bu illa bir felaket olacak diye değil, yaşam kalitemizi arttırmak ve gerçekten "torunlarımıza" yaşanabilir bir medeniyet bırakmak içinde gerekli. Bu noktadan hareketle neden 2012 sorusunun cevabını ele alalım.Aslında tam olarak 21 Aralık 2012 (veya bazılarına göre 22 Aralık) tarihi ve sonrası olarak ifade edilen fenomenin çıkış noktası eski bir Güney Amerika medeniyeti olan Maya'ların kullandığı takvim sistemidir. Özellikle 1990'lardan sonra gelişim gösteren bu konu hakkında en ciddi araştırmalardan birini Amerikalı araştırmacı John Major Jenkins yapmış ve bunu 1997 yılında yayınladığı "Maya Cosmogenesis 2012" isimli kitapta ortaya koymuştu. Şimdi ayrıntılarıyla inceleyelim. 1- Maya Takvimi Mayalar şaşırtıcı bir astronomi bilgisine sahip bir medeniyetti. Sadece Güneş, Ay ve Mars gibi bugün amatör gözlemcilerin dahi gözlemleyebildiği yakın cisimlerle değil, neredeyse bütün uzak yıldızları, yıldız gruplarını ve bunların hareketlerini gözlemlemişlerdi. Hatta bu gözlemleri sayesinde bir yılı bizim bugün süper bilgisayarlarla hesapladığımız süreden milyonda bir hata payı ile hesaplamışlardı. Zamanı ölçmede hassas hesaplara ulaşmak için döngülerden ve iki ayrı takvimden yararlanmışlardı. Bunların ilki, “kutsal takvim” olarak bilinen ve 20’şer günlük 13 aydan oluşan “Tzolkin” (Gün Sayımı) denen döngüdür. Bu döngü, 13 rakam ve 20 ismin oluşturduğu kombinasyonları içerir ve 260 günlük sürecin bitiş günü “13 Ahau”dur. “Haab” adını taşıyan bir ikinci takvim, bugün bizim kullandığımız güneş takviminin çok benzeridir ve yine 20’şer günlük 18 aydan oluşur. “Uinal” olarak adlandırılan bu 20 günlük ayların toplamı 360 gün yapar ve Maya zaman ölçümünde buna “tun” adı verilir. Normal güneş yılı için gerekli olan 5 artık gün, 5 tanrının adıyla “tun”a eklenir (aynı Mısır ve Sümer’de olduğu gibi!) Her iki döngünün gün sayıları ancak 52 güneş yılı sonra eşitlenir. Tzolkin ile Haab’ın bitişleri aynı güne denk gelir yani, Tzolkin’e göre 13 Ahau gününde, Haab da sona ermiştir. Ve diğer döngüleri şu şekildedir: GÜN SAYISI İSMİ 1 Kin 20 Uinal 360 Tun 7200 Katun 144000 Baktun İşte Mayaların efsanevi “Long Count” yani “Uzun Sayım” dedikleri süreç, 13 Baktun’a eşittir (1.872.000 gün = 5125,36 güneş yılı) Maya tarihinde “başlangıcı” olarak belirlenmiş noktayı bilmezsek, yukarıdaki hesabı yapamayız. Bizim takvim sistemimize göre bu an, İsa’nın doğduğu varsayılan yıldır. Gregoryen takvimimizde biz bu yılı “0” olarak kabul eder ve öncesini, sonrasını buna göre hesaplarız. Mayalarda da bu tarihin başlangıcı 0.0.0.0.0 günü olmalıdır; yani herşeyin başlangıç noktası Arkeolojik bulgular ve Karbon-14 yöntemi yardımıyla yapım tarihi bizim takvimimize göre büyük bir kesinlikle belirlenen birkaç tapınakta (İzapa, Chichen Itza ve Monte Alban’da) Maya rahiplerinin, yapılış tarihini belgeleyen Uzun Sayım tarihleri de bulunmuş ve yanılma payıyla birlikte Milattan Önce 11 Ağustos 3114 tarihi 0.0.0.0.0 noktası olarak tespit eidlmiştir. Ve buna göre 13.0.0.0.0 tarihi 21 Aralık 2012 gününe denk gelmektedir. ÖRNEK “11 . 2 . 5 . 1 . 4 ” “11 baktun, 2 katun, 5 tun, 1 uinal ve 4 kin” -------------------------------------------------------------------------------- 11 x 144.000 + 2 x 7200 + 5 x 360 + 1 x 20 + 4 = 1600224 -------------------------------------------------------------------------------- 1 Güneş yılı = 365,242 1600224 / 365,242 = 4381,27 -------------------------------------------------------------------------------- “11 . 2 . 5 . 1 . 4 ” 4381,27 YIL EDİYOR. -------------------------------------------------------------------------------- 2- O günün özelliği nedir? Maya takviminin 21 Aralık 2012'de bitmesinde ne var diye soruyor olabilirsiniz. Aslında bu tarih tespit edildikten sonra araştırmacılarında kafasına takılan soru buydu. Ve ilk akla gelende, astronomide bu kadar ileri bir toplumun bu tarihide bir astronomik oluşumla ilişkilendirmiş olma olasılığıydı. Bu yönde yapılan araştırmalar bu fikrin doğru olduğunu ortaya koydu. Bilindiği gibi 21 Aralık tarihi yılın en kısa günüdür. John Major Jenkins, 21 Aralık 2012’de gökyüzünde oluşan astronomik konumların, oldukça sıradışı birleşmelere işaret ediyor. Bunların en önemlisi, gezegenlerin ve Ay’ın üzerinde hareket ettiği, “Ekliptik” olarak adlandırdığımız “tutulum çemberi”nin, tam 21 Aralık günü Samanyolu’nun dünyadan görülen ekvatoral çizgisiyle kesişmesi. Bu kesişmenin, modern astronomik ölçümlere göre "galaksimizin merkezi” olduğu belirlenen noktada (süper karadeliklerden biri olduğu düşünülüyor.) gerçekleşmesi, bu tarihi daha da ilginç kılıyor. Ama daha ilginci, 21 Aralık günü Güneş’in de tam “gündönümü” sırasında bu noktayla aynı hizaya gelmesi. Astronomik deyişle “Gündönümü Güneşi”, Ekliptik ile Samanyolu kuşağının “galaksi merkezi” olduğu belirlenen noktayla aynı hizada kesiştiği koordinata yerleşiyor. Bu birleşim, Mayalara göre, “Güneşler” olarak adlandırdıkları devrelerin beşincisinin noktalandığı anı belirlemekte.Maya kozmogonisine göre, dünyanın geçmişi, 13 Baktun’luk (aşağı yukarı 5125 yıl) devrelerden oluşur ve bunların her birinin bitimi, dünya için radikal değişimler ve büyük yenilikler içerir. İçinde bulunduğumuz devre, Mayalara göre beşinci ve son devredir ve 13.0.0.0.0 tarihinde son bulacaktır. Bizim takvimimize göre sözü edilen bu tarih, 21 Aralık 2012’ye denk gelmektedir. Mayaların bugüne ilişkin öngörüleri,efsaneleri veya kehanetleri ise gerçekten çarpıcı. Buna geçmeden önce bir bilgiyi daha vermek gerekli. İçinde bulunduğumuz galaksi milyonlarca yıldıza sahip olmasına rağmen, galaksimizin merkezi olarak gösterilen nokta yıldız miktarının gayet seyrek olduğu bir nokta. Yaklaşık 25,800 yılda toplam 4 kere (dünyanın presession süresi) galaksi merkezimizle, 1- " A door into the heart of space and time will open" , Zamanın ve uzayın kalbindeki kapı açılacak 2- " The cosmos will be reborn or recreated " , Evren yeniden doğacak, yeniden yaratılacak 3- " We will reach the Zero Point of the process - a moment of collective spiritual birth " , Döngünün sıfır noktasına erişeceğiz, toplu ruhsal doğuş anı 4- “…our basic orientations will be inverted. On the level of human civilization, our basic assumptions and foundation values will be exposed, and we will have the opportunity to embrace values long since driven under the surface of our collective consciousness” Bizim basit doğamız ters yüz olacak. Aslında tek önemli tarih 21 Aralık değil 2012 yılı için. Mayaların astronomi birikimlerinde , Boğa takımyıldızındaki Pleiades grubunun ayrı bir önemi var. G Bu yıldız grubunun gökyüzünün tepe noktasından (“Zenith” noktası) -- Bu mesaj otomatik olarak gelmektedir. --, Mayalar için önemli bir olaydı ve genellikle Tzolkin ile Haab’ın son günlerinin çakıştığı 52 yıllık dönemin sonunda yaşandığı için de fazlasıyla önemsenirdi. Monte Alban’dan İzapa’ya dek birçok kentte, gökyüzünün tepe noktasını gözlemlemek için hizalanmış şaftlara sahip yapılar bulunmuştur. Bu gözlem noktalarında başını yukarı kaldırıp belli bir anda daracık şafttan gökyüzüne bakan gözlemci, yalnızca Zenith noktasını görürdü. Meksika’nın güneyinde, İzapa’nın bulunduğu paralel üzerinde Güneş – Pleiades buluşması, presesyon etkisinden bağımsız olarak her yıl, ilkbahar ekinoksundan 61 gün sonra gerçekleşir. Günümüzde bu tarih, Güneş’in Boğa Burcu’na girdiği 20 Mayıs tarihine denk gelmektedir. Bu buluşma Zenith’te gerçekleşirse? Mayıs 2000'deki gezegen dizilimini hatırlayacaksınız. Ama ondan çok daha önemli birşeyi çoğunluğumuz bilmiyoruz Mayalarca önemli olduğu yeterince vurgulanan gün, Güneş – Pleiades – Zenith buluşmasıdır ve bu astronomik olayın gerçekleşme tarihi de 20 Mayıs 2000’dir. Mayalar, 13 Baktun’un hemen öncesine denk gelen bu astronomik buluşmayı, bir sürecin başlangıcını işaretlemek için kullanmışlardı Ünlü Kukulkan piramidinin tepesinde, doğrudan Zenith’e yöneltilmiş, çıngıraklı yılan kuyruğu biçiminde bir sütun yer alır. Çıngıraklı yılanın kuyruğundaki “çıngırak” işaretleri, Maya kültüründe Pleiades’in simgesidir. Çıngırağın biraz aşağısında, “Ahau yüzü” olarak adlandırılan bir kabartma vardır ve bu da, Güneş’i simgelemektedir. Bir bütün olarak Kukulkan piramidinin tepesindeki şekil, Güneş – Pleiades – Zenith buluşmasına işaret etmektedir yani. HIZLANIŞI HİSSEDİYOR MUSUNUZ? Çağların değişimi başladı... Kadim kehanetler bunu daha önceden bildirmişti. Yerli gelenekler onurlandırdılar. Dünya içinde gerçekleşen değişimler, uyuma düzenlerinizi, ilişkilerinizi, bağışıklık sisteminizi düzenleme yetinizi ve zamanı algılayışınızı etkilemekte. 2000 sene önce belirtilmiş, bizi bedenimizde olağanüstü değişimleri kabullenmeye hazırlayan bir inisiyasyon yaşıyoruz. Bu değişim şu anda gerçekleşmekte. Dünyanın rezonansı (Schumann Resonance) binlerce yıldır 7.4 Hz.’di. 1980li yıllardan beri 12Hz’e ulaştı. Bu, bugün yaşadığımız 24 saatin eski zamanda 16 saate eşit olduğunu göstermektedir. Zaman hızlanıyor. Kutup Değişimi Bir grup astrofizik ve jeofizik uzmanının, bilgisayar uzmanlarıyla beraber yürüttükleri araştırma sonucu sıradışı bir olayın 2012'de başımıza gelme olasılığı olduğunu ortaya koymuş. Bahsi geçen konu hakkında bilgisi olmayanlar için izah edersem... Bildiğiniz gibi Güneş'in ortalama 11 yıllık periyodlarda (ve son zamanlarda yapılan araştırmalarda 180 yıl civarında ikinci bir döngü daha var) aktivitesi zirveye çıkıyor. Kuvvetli patlamalar ve güneş lekeleri bu dönemde en yoğun zamanında oluyor. Son zirve dönemi 2000- 2001 yıllarındaydı. Ancak bu dönemden bu yana düşüşe geçmesi gereken aktivite tam aksine az miktarda bir düşüşten sonra yatay bir düzey tutturmuş durumda. Yani bir sonraki zirve döneminin çok daha şiddetli olabileceğine dair bir işaret olabilir. Bir sonraki zirve noktası ise 2012 yılına denk düşüyor. Yukarıda bahsettiğim araştırmanın da kilit noktası burası. Eğer bilgisayar ortamında yapılan teorik modellerin sonuçları doğruysa 2012 yılı civarında bizi bir Manyetik Kutup kayması bekliyor. Bu olay ortalama 200,000 yılda bir gerçekleşen, ancak bir önceki kaymanın 780,000 yıl önce olduğu bilinen bir olay. Mıknatıslardaki güney ile kuzey'in yer değişmesi olayı kısaca. Ancak bu bir anda başlasa da, bir günde biten bir olay değil. Manyetik yapının tekrar dengeye gelmesi ortalama 3000 yıl kadar sürüyor(muş). Bu olayın nasıl olacağına dair bulgularda, + ve - kutbun, bu olay başlamadan önce diğer yarı kürede adacıklar mantığıyla bölgeler oluşturması ve genel manyetik güç kaybı oluşturması, olduğu tespit edilmiş durumda. Dünya'da ise son 300 yılda genel manyetik kutup %20 oranında zayıflamış durumda. Bu Antartika ve Güney Amerika’da, yani ozon tabakasının delik olduğu yerde %40 lara kadar çıkıyor. (yani ozon tabakasının asıl delinme nedeni olabilir) Fazla uzatmadan sonuçlandırırsam, bahsi geçen araştırma bu olayın 2012 yılında gerçekleşeceğini ortaya koyuyor. Yani güneş'in aktivitesinin en güçlü olacağı zamanda bir kutup kayması. Aynı araştırma sonucuna göre bu olay milyonlarca yıl önce olduğu ortaya çıkıyor. Güneş aktivitesi zirvesinde ve Manyetik kutup yer değiştirirse ne olur? Manyetik kayma demek, dünyanın manyetosferinin, yani manyetik kalkanının bir süreliğine kapalı olması demek. Güneş'ten veya uzaydan gelecek her türlü etkiye açık olacağız demek. Güneş'ten gelen zararlı ışınlar ve kozmik ışınlar direkt dünya yüzeyine ulaşacak. En basit sonucu milyonlarda kanser vakası. Diğer olası sonuçlarından biri, dünyanın manyetik alanı etkin olmayacağından meteor gibi cisimlerinde yönlerinin dünya tarafından değiştirilemeyeceği, zam tersi çekileceği olasılığı... Dünyanın yer çekimine etkisi tahmin edilememekle beraber, volkanlar, depremler vs.. gibi olayların zirve yapacağı tahminlerden biri. EĞER GERÇEKLEŞİRSE, küresel bir felaket bizi bekliyor demektir... En kötü senaryoda Tek kurtuluş olasılığı, yüzeyin altında yaşamak veya başka gezegene gitmek var. 3000 yıl süreyle... DÜNYANIN DEĞİŞİMİ Dünyanın kalp atışı kabul edilen bir elektromanyetik rezonans vardır. 1954 ten beri bilinip, ölçülen bu değer, bulucusu Alman fizikçi Schumannın adıyla anılan, Schumann Rezonansı olarak, SR simgesiyle anılır ve Dünya yüzeyi ile 55km. lik atmosfer sonrasındaki iyonosfer arasındaki bölgede ölçülmektedir. Dünyanın bu kalp atışı, Güneşin düzenli 11 yıllık aktivasyon periyotlarına göre periyodik değişimler göstermesine rağmen, zannedilen o ki güneşin düzen dışı büyük patlamalarından doğan bir değişim geçirmektedir (Mayaların dediği gibi 2012 de kıyamet Güneşten gelecek). Bilim tarafından farkedildi ki bu rezonans, bu kalp atışı dramatik bir biçimde artmakta. Yıllar yılı 7.8 değerini koruyan ve yıllar içerisinde yükselen bu değer, bugün 12 devir/sn ye ulaşmıştır. 13 devir/sn lik değer zero point olarak anılır ve Dünyanın dönmesi bu değere ulaştığında duracak ve Dünya tersine dönmeye başlayacak. Ayrıca Dünyanın manyetik alanı da buna ters orantılı olarak azalmakta ! Son 4000 yıldaki değerler neredeyse son 4 yılda yarıya inmiş durumda !... Ve bir magnetik tersliğin gelmekte olduğu bildiriliyor. Hatta seller, fırtınalar ve acayip hava şartları bu sebebe bağlanıyor. Ayrıca bu artıştaki hızlanma bizde, 24 saatlik bir günü, 16 saat olarak yaşanıyormuş gibi bir hissediş yaratıyor. Manyetik rezonansın 13 devir/sn. değerine varmasıyla, dönüş yönünü değiştirecek olan Dünyanın, çok uzun yıllar önce de dönüş yönünü değiştirip bugünkü yönünde dönmeye başladığı bildiriliyor. Bu değişim ile Dünya tersine dönmeye başlayıp, Güneşin batıdan doğacağı söyleniyor. Burada bir saplama yapalım 1959 yılına dönelim ve Bedri Ruhselmana gösterilen vizyonda da söylendiği gibiDünya ekseninin yönünün değişmesi Ayrıca, Büyük Mutasavvıf Muhiddin-i Arabî ile İnsan-ı Kamîl kitabının yazarı Abdülkerim Ceylî kıyamet anlatımlarında benzer ifadelerle; Kıyametin bir başka alâmeti dahi; Güneşin battığı yerden doğmasıdır Bundan sonra tövbe kapısı kapanır ! Daha önce iman etmemişse, artık bundan sonraki imanı nefse fayda vermez!.. demişlerdir. Ve bir başka spiritüel mesajda şu ifadeler bulunmaktadır; Yaşanması mutlak olan bu devreye ermenize az bir zaman kaldığı ve ufkun batıdan gelişini mutlulukla karşılamaya hazırlandığınız bu günlerde; yani yakın olan bu ışık günlerinin arifesinde, insan milletinin hazır olmaya ihtiyacı vardır. Aslında herşey bir vibrasyon yayma olayı olduğundan, en ince ve yüksek frekanslara doğru gelişen yeniçağ yapısı, kaba, düşük frekanslardan rahatsız eden etkiler almaktadır artık. Ancak, yüksek anlamlı değerlere, frekanslara daha fazla açılındığı için, çevreden gelen ses, renk, koku, manyetik alan frekanslarını daha fark edici, gönül frekanslarına, insan duygularına daha duyarlı, daha yüksek tatminleri arzulayan ve eski kaba tatminlerden artık zevk almayan yeni şuur insanı ortaya çıkmaktadır. İnsanın titreşimsel olarak farklılaşırken, devamlı bir etkileşim içinde olduğu yeryüzü de titreşimsel olarak değişmekte ve manyetik alanı yeni insana, yeni yüksek frekans yaşamına uyumlanmaktadır. Ve yüksek insanın yeni dünyası ortaya çıkmaktadır. Yeni dünyada artık yer almayacak olan ve bunun insandaki karşılığı endişe, korku olan düşük, alçak frekans tır. İşte bu oluş döneminde üzerinde en çok çalışılması gereken de, korku ve endişeye odaklı yaşanmamasıdır Yıllardır bu konuyla ilgili çalışan MOTHER SHIPTON (15. YY.DA YAŞAMIŞ ÜNLÜ İNGİLİZ KADIN KAHİN) Mother Shipton (Şipton Ana)diyorki: "Uçaklardan, denizaltılardan, uydu haberleşmesinden, AIDS ten ve 20. Yüzyıldaki kadın-erkek davranışlarına kadar herşeyden bahsettikten sonra, ..Ve insanlığa düşünme zamanı verilecek (20. yüzyıla kadar) *Sonraki yüzyıl (21.yy.) yaklaşmadan işaretler görülmeyecek;(2007-2010 arası dönem yaklaşmadan alametler görülmeyecek deniliyor 2007-2010 arası volkanik patlamalar ve Büyük depremler) dünyanın alt üst olduğu zamanın geleceği hakkında (ABD_İNGİLTERE_İSRAİL'in depremle yere batacakları hususu ) İnsan korkuyla titreyecek, o yüzyılda (21.yy.) yaşadığı için. Yedi gün, yedi gece için, insan korkunç bir görüntü seyrediyor! İnişler, çıkışlar aklın ötesinde, dağlar kükremeye başlayacak, depremler kentleri yutuyor, karalarda tufan, sel suları karalara saldırıyor. İnsanoğlu, çamur ve batağa gömülüyor. Okyanuslar, kıyıdan yükselecek, eski kıtalar gidecek, yenileri dirilecek, (Atlantis ve Mu kıtaları Atlas okyanusunda ve Büyük okyanusda 2011 den itibaren yer yüzüne çıkacak Avrupa,Afrika ve Asya kıyıları tsunamı dalgaları ile yok olacak.)kızgın canavar göklerden geçecek Ve uzak bir yerde; Bazı insanlar, Oh ne kadar az bir grup Dünyada, çok az sayıda insan kurtuluyor. İnsan ırkı yeniden başlıyor. Ve dünyada kısa bir süre geçiyor. İnsan unutuyor ve gülüyor, kendisine dönüyor. İnsan hak ettiği kaderi elde ediyor.. Alıntı:anormaliz & ishique
  2. Buz

    Aries şunu cevapladı bir başlıkta ileti içinde Resim - Yağlıboya - Heykel
    İşte buraya gitmek isterdim evet her yıl otel baştan yapılıyor..
  3. Birilerini ara, paylaş, sevgini göster... Bu saattede aranmazki,herkes uyuyor sabahı bekleyecekler
  4. Fincanın içine suyu kahvesi şekeri konulup ızgaraya bırakılıyor..karıştırılmadan kendi halinde pişiyor ve üzeri yoğun köpüklü oluyor.. tavsiye; içine damla sakızı veya içebiliyorsanız şekersiz..süper oluyor..bir alışan cezve kahveyi beğenmiyor
  5. Zürih- 2002- Zerafetin yanında yemeğini paylaşmak istemeyerek bir o kadar da saldırgan olabiliyorlar.. Çok güzeller..
  6. Aries şurada cevap verdi: Radya başlık Forum Oyunları
    Keyifte
  7. Teşekkür ederim hiç içmemiştim ve harika olduğuna eminim Manisa ya arkadaşı ziyarete gidişimde ilk işim bu kahveden içmek olacaktır..
  8. Dikkat ederseniz cezve temiz..dekoratif olarak oraya ekledim sadece
  9. Buyrunuz efendim.. afiyet olsun..
  10. canım çekti kahve yaptım içiyorum
  11. Aries şurada cevap verdi: Dvorak başlık Klasik Müzik
    Bilgiler için teşekkürler..
  12. Evet fincan sıcak olduğundan ilk kazalar yaşandı
  13. Aries şurada cevap verdi: Dvorak başlık Klasik Müzik
    Teşekkürler..
  14. Hisarönüne (Kızlarağası hanıda orada) her inişimde fincanda pişen kahvemi içmeden eve dönmem ... Şimdilerde İzmir'li hanımlar pişirme takdiğini öğrenip evlerinde de yapmaya başladılar..
  15. Klasik müzikte kontrast kavramı ile barok dönemi başlamıştır.. Barok müziği kullanılarak zekanın nasıl geliştiğini Dr.Georgi Lozanov açıklıyor.. Dr. Georgi Lozanov, ünlü Bulgar psikoloğu, dakikada yaklaşık 60 vuruşluk bir tempo ile barok müziği kullanarak yabancı dilleri öğretme konusunda bir yöntem geliştirdi. Öğrencilerin öğrenmesi normalden çok daha kısa sürdü. Dönem içinde öğretilecek olan normal sözcük bilgilerinin ve deyimlerinin yarısı (1000'e yakın sözcük ve deyim) tek bir günde öğrenildi. Bunun yanında öğrencilerin öğrendiklerini akıllarında tutma oranı ortalama %92'ydi! Dr.Lozanov bu sonuçlarla belirli Barok parçalarını kullanarak yabancı dillerin %85-100 verimle normal süreleri olan 2 yıl yerine 30 günde öğretilebileceğini kanıtlamış oldu. Barok müzikle öğrenen öğrenciler dört yıl boyunca kullanmasalar bile %100 doğrulukla ikinci dillerini anımsayabilmişlerdir! Binlerce öğrenciye sahip olan 'The Center for New Discoveries in Learning' yıllardan beri hem derslerde hem de öğrencilerin ders çalışmalarında müziğin kullanımını araştırmaktadır. Mozart ve belirli Barok parçalar (dakikada 60 vuruşluk tempolarla kaydedilmiş olanlar) kullanan öğrencilerin daha sakin olduklarını, daha uzun çalışabildiklerini, öğrendiklerini daha uzun süre anımsayabildiklerini ve öğretmenlerinden öğrendiğimiz kadarıyla daha iyi notlar aldıklarını gözlemledik. Doğru tempoda kaydedilmiş bu özel müzik parçaları en yüksek öğrenme/anımsama etkisi için beynin sağ ve sol bölümlerini harekete geçirir. Müzik beynin sağ tarafını harekete geçirirken çocuğunuzun okuduğu ya da sesli söylediği sözcükler sol tarafı harekete geçirir. Araştırmaya göre bu da öğrenme potansiyelini en az beş kat artırır. Kulağınız düzenli, saniyede bir vuruşluk Barok müziğini duyduğunda kalbinizde tempoya uygun olarak düzenli bir şekilde atar. Bu rahatlamış ve aynı zamanda zinde durumdayken zihniniz daha kolay konsantre olabilir. Müzik, fizyolojik durumumuzu karşılar ve onu etkiler. Ağır zihin çalışmaları gerektiren işlerde nabzımız ve kan basıncımız artar ve genelde bu durumdayken konsantre olmak daha zordur. Barok ve Mozart parçalarından tempoları düşünülerek özellikle seçilmiş olan bazı CD'ler kan basıncınızı ve nabzınızı düşürürken aynı zamanda öğrenme yeteneğinizi artırır. Ders çalışırken, iş yerinizde ya da araba kullanırken Mozart, Vivaldi, Pachabel, Handel ve Bach gibi bestecilerin müziklerini dinlemenin yukarıda anlattığımız türde sayısız yararları vardır.
  16. FREDERIC CHOPIN Fransız göçmen Nicolas Chopin ile Polonyalı Justine’nin üçüncü çocukları olarak 1810’da Polonya’nın Varşova yakınlarında ki Zelazova-Vola köyünde doğdu. Frederic doğduktan birkaç ay sonra Chopin ailesi Varşova’ya taşındı.Fransızca öğrentmenliği yapan babasından Fransızca öğrenirken bir yandan da annesinden piyano dersleri alıyordu. Aile içinde iyi bir şekilde eğitilen, şefkatle korunan ve müziğe yöneltilen Chopin, 8 yaşındayken salonlarda konserler vererek Varşova’da üstün yetenekli harika çocuk olarak tanınamaya başladı. Chopin 5 yıl Bohemyalı piyanist Zyvny’dan piyano dersleri aldı.Ancak 12 yaşındayken öğretmeni ‘artık benden öğrenebileceği bir şey kalmadı’ diyerek dersleri kesti. Chopin kendini yetiştirmek için büyük bir gayretle çalışmasını sürdürdü.Liseyi bitirdi ve Varşova Konservatuarı'na yazıldı.Öğrenimini Profesör Elsner üstlendi.Bu devrede genç Chopin’in ünü bütün Polonya’ya yayılmaya başladı. Profesör Elsner ile birlikte Chopin 1829 yılında Viyana’ya gitti.Bu müzik kentinin opera binasında iki büyük konser vererek üstün başatılar kazandı.Polonya’nın en büyük piyanisti ve bestecisi kabul edildi. 1830 yılı ülkesinden ayrılma karasızlığıyla geçti.Sonunda kalbini Polonya’da bırakarak Paris’e gitmek üzere Varşova’dan ayrıldı.Viyana’ya geldi. Viyana’da kaldığı uzun süre için “La Minör Etüdü” nü (İhtilal Etüdü)nü ve “Scherzo”larını yazdı. Viyana’dan 1831 Ağustosunda ayrılarak Paris’e gitti.Ömrünün geri kalan kısmını Paris’te yaşadı ve sanatını Paris’te geliştirdi. Fransız başkentinde Cherubini, Mendelssohn, Liszt, Meyerbeer ve Berlioz gibi ünlü müzisyenlerle tanıştı.Chopin’in ünü Avrupa’da yayılmaya başladı. 1835’de Karlsbad iline giderek 5 yıldan beri görmediği anne ve babasıyla buluştu.Üç hafta beraber kaldıktan sonra ayrıldılar ve bir daha görüşemediler. 1837 yılında Liszt, Chopin’i Fransız kadın yazarı George Sand’la tanıştırdı.Aralarındaki ilişki 10 yıl sürdü.Beraber geçen yıllar, Chopin’in sanat hayatında çok verimli oldu. 16 Şubat 1948 akşamı Paris’te, Pleyel Konser Salonu’nda verdiği son konseri başarısının zaferiydi. Chopin 17 Ekim 1849 Çarşamba günü henüz 39 yaşında iken göğüs hastalığından Paris’te öldü.Cenazesinde vasiyeti üzerine Mozart’ın “Ölüm Duası” okundu.Gene isteği üzerine, öldükten sonra kalbi çıkarılarak Polonya’ya gönderildi. Başlıca Eserleri Piyano Konçertosu No 1, Piyano Konçertosu No 2, Cenaze Marşı, Piyano Sonatı No 3, Fantasie İmpromptu, Noktürn No 1, Noktürn No 2, Grande Valse Brilliante, Vals No 6, Vals No 7, Mazurka No 5, Polonez No 3, Polonez No 6, Prelüd No 15, Etüd No 3, Etüd No 5, Etüd No 12, Balad No 1. Paris'te Pére-Lachaise Mezarlığında Chopin'in mezarı Facsimile of the Score of "Ballade Number 2 in F"
  17. LEONARD BERNSTEIN "West side story" müzikali ve sinema filmi ile geniş kitlelere seslenmeyi başarmış amerikan, Yahudi besteci ve orkestra şefi Leonard BERNSTEIN, 25 ağustos 1918'de Lawrence, Massachusetts’de dünyaya gelmiştir. Harvard'dan 1939'da mezun olduktan sonra philadelphia'daki Curtis İnstitute of Music’de eğitimini sürdürmüştür. bu okulda İsabella Vengerova ile piyano, Fritz Reiner ile orkestra şefliği, Randall Thompson'la da orkestrasyon çalışmıştır. 1940 yılında, Boston senfoni orkestrasının o zaman yeni kurulmuş olan Tanglewood yaz enstitüsünde, orkestranın efsanevi şefi Serge Koussevitsky’in asistanı olarak da görev yapmıştır. Bernstein, ilk kadrolu orkestra şefliği görevine New York Filarmoni Orkestrası’nda yardımcı orkestra şefi olarak 1943 yılında başlamıştır. 14 kasım 1943 günü, ünlü şef Bruno Walter (Gustav Mahler'in yakın dostu) hastalığı nedeniyle radyodan canlı yayınlanacak Carnegia Hall konserini yönetemeyeceği anlaşılınca, birkaç saat içinde görevi devralan Bernstein çok başarılı olmuş ve klasik müzik çevrelerinde ilk defa üne kavuşmuştur. 1951 yılında Şilili aktris ve piyanist Felicia Montealegre ile evlenmiştir. bu evlilikten üç çocuğu dünyaya gelmiştir. 1958-1969 yılları arasında New York Filarmoni Orkestrası’nın müzik direktörlüğünü yapan Bernstein, pek çok müzikseverin gözünde bu orkestrayla özdeşleşmiştir. Yaptığı 400'den fazla müzik kaydının yarısından fazlası bu orkestra ile yapılmıştır. 60'lı yıllarda yaptığı Mahler senfonileri kayıtlarıyla bu bestecinin hakkettiği ilgiyi bulmasında büyük rol oynamıştır. Aynı zamanda yakın bir arkadaşı olan amerikan besteci Aaron Copland’ın eserlerini de sıkça yönetmiş olan Bernstein, 1953 yılında Milano'daki Teatro Alla Scala*'da başrolde Maria Callas'ın oynadığı Cherubini'nin "Medea" operasını yöneterek bu tiyatroda opera yöneten ilk amerikan orkestra şefi olmuştur. "West Side Story"'nin müziğini 1957'de besteleyen Bernstein, daha önce de Wonderful Town(1953) ve Candide (1956) adlı Broadway müzikallerini bestelemiştir. klasik müzik repertuarına ise üç senfoni (Jeremiah (1943), Age of Anxiety ve Kaddish (1963), Chicester Psalms (koro ve orkestra için, 1965) ve Mass (1971) gibi değerli eserler kazandırmıştır. 23 ve 25 aralık 1989 tarihlerinde Berlin Duvarı’nın her iki tarafında verdiği ve Beethoven'in 9.senfonisinin çalındığı "Berlin özgürlük konserleri" ile dikkatleri üzerinde toplayan Bernstein, son konserini 19 ağustos 1990'da, Tanglewood'daki Koussevitsky Memorial Concert'de Boston Senfoni Orkestrasıyla vermiş ve şu eserleri çaldırmıştır:Benjamin Britten: Three Sea Interludes, Lennie Bernstein: Arias & Barcarolles ve Beethoven'in 7.senfonisi. Bernstain armoniydi, kompozisyondu gibi teorik bilgilere sahip olmakla akılda kalacak güzel melodiler yazabilmenin birbiriyle çok da ilişkili olmadığını söylemiş bir kitabında. Bernstain, Mahler senfonilerinin hepsini yönetmiş olan besteci ve orkestra şefidir. Özellikle brassların tüm özelliklerini ortaya çıkaran yorumu ile Mahler’i ne kadar iyi anladığını kanıtlamıştır. Hepside takdire şayan yorumlardır. Son olarak şunu da belirtelim; dindar ailesi ve biseksüel olması arasında kalıp, özelikle hayatının son dönemlerinde çok zorluk çeken bestecidir ayrıca Bernstein, 1990 yılında hayata gözlerini kapamıştır. BESTELERİ 01 Jet Song (Riff, Action, Baby John, A-rab, Koro) (3:16) 02 Something's Coming (Tony) (2:35) 03 Maria (Tony) (2:59) 04 Tonight (Maria, Tony) (5:30) 05 America (Anita, Rosalia, Koro) (4:49) 06 Cool (Riff, Koro) (4:39) 07 One Hand, One Heart (Tony, Maria) (5:40) 08 Tonight (Bütün Kadro) (3:42) 09 I Feel Pretty (Maria, Koro) (3:25) 10 Somewhere (Bir Kız) (2:38) 11 Gee, Officer Krupke (Action, Snowboy, Diesel, A-rab, Baby John, Koro) (4:19) 12 A Boy Like That (Anita, Maria) (2:05) 13 I Have A Love (Maria, Anita) (3:29) 14 Taunting Scene (Orkestra) (1:21) 15 Finale (Maria, Tony) (2:40) -------------------------------------------------------------------------------- Maria: Kiri Te Kanawa (Soprano) Tony: José Carreras (Tenor) Anita: Tatiana Troyanos (Mezzo-soprano) Riff: Kurt Ollmann (Bas-Bariton) Bir Kız: Marilyn Horne (Mezzo-soprano) Rosalia: Louise Edeiken (Soprano) Consuela: Stella Zambalis (Soprano) Francisca: Angelina Reaux (soprano) Action: David Livingston (Vokalist) Diesel: Marty Nelson (Bariton) Baby John: Stephan Bogardus (Vokalist) A-rab: Peter Thom (Vokalist) Snowboy: Todd Lester (Vokalist) Bernardo: Richard Harrell (Vokalist) Londra Senfoni Orkestrası Yöneten Leonard BERNSTEIN
  18. Atatürk anlatıyor..Cumhuriyetin ilanı
  19. Aries şurada yorum gönderdi Aries'nın blog başlığı içinde Aries' Blog
    Sanırım başlık sizi yanıltmış Sayın teklo-maviş.. Yazdıklarımın geneli bir kişiye veya temele dayanmıyor..Yorumunu kişiler kendi belirleyip kendilerinden birşeyler bulabilirler..Konunun özünü kişiler kendilerine göre yakalayabilirler... Yazılarımda belli kriterler aramıyorum..Doğaçlamada diyebilirsiniz.. Alıntı hikayenizide daha önce okumuştum.. Saygılar..
  20. Aries şurada yorum gönderdi Aries'nın blog başlığı içinde Aries' Blog
    Yazılarımın çok azını da olsa sizlerle paylaşmaya çalışıyorum..Ara ara paylaşacağım .. Teşekkür ederim
  21. Ne kadar az yüksekten uçarsan,düştüğün zaman o kadar az incinirsin. Tibet Atasözü
  22. Umutlarımızın gerçekleşmesi için net düşünmeye,doğru değerleri seçmek için bilgeliğe ve harekete geçmek için yürekliliğe ihtiyacımız vardır.. Leslie Lipson
  23. Başarı kuvvetli olana gülümser,başarısızlık zayıflara çullanır.. Oscar Wilde
  24. Eğer bütün insanlar doğuştan özgürse,nasıl oluyorda tüm kadınlar köle doğuyor.. M.Astell
  25. Kelimelerin gücünü bilmiyorsan,insanların kuvvetini asla tahmin bile edemezsin..

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.

Account

Navigation

Tarayıcı push bildirimlerini yapılandırın

Chrome (Android)
  1. Adres çubuğunun yanındaki kilit simgesine dokunun.
  2. İzinler → Bildirimler seçeneğine dokunun.
  3. Tercihinizi ayarlayın.
Chrome (Desktop)
  1. Adres çubuğundaki kilit simgesine tıklayın.
  2. Site ayarları seçeneğini seçin.
  3. Bildirimler seçeneğini bulun ve tercihinizi ayarlayın.