İçeriğe atla
View in the app

A better way to browse. Learn more.

Tartışma ve Paylaşımların Merkezi - Türkçe Forum - Turkish Forum / Board / Blog

Ana ekranınızda anlık bildirimler, rozetler ve daha fazlasıyla tam ekran uygulama.

To install this app on iOS and iPadOS
  1. Tap the Share icon in Safari
  2. Scroll the menu and tap Add to Home Screen.
  3. Tap Add in the top-right corner.
To install this app on Android
  1. Tap the 3-dot menu (⋮) in the top-right corner of the browser.
  2. Tap Add to Home screen or Install app.
  3. Confirm by tapping Install.

Bloglar

Seçilmiş Blog Başlığı

Akşam erken iner mahpusaneye. Ejderha olsan kar etmez. Ne kavgada ustalığın, Ne de çatal yürek civan oluşun. Kar etmez, inceden içine dolan, Alıp götüren hasrete.   Akşam erken iner mahpusaneye. İner, yedi kol demiri, Yedi kapıya. Birden, ağlamaklı olur bahçe. Karşıda, duvar dibinde, Üç dal gece sefası, Üç kök hercai menekşe...   Aynı korkunç sevdadadır Gökte bulut, dalda kaysı. Başlar koymağa hapislik. Karanlık can sıkıntısı... Bense volta'dayım ranza dibinde
Türkiye, Üzgün Yurdum, Güzel Yurdum     Türkiye, üzgün yurdum güzel yurdum Boynu bükük ay çiceği Siirin ve aşkin geleceği.   Türkiye, üzgün yurdum güzel yurdum Dağ rüzgari, portakal balı Alçakgönüllü, hünerli, sevdalı.   Türkiye, üzgün yurdum güzel yurdum Yazgısı kara yazılmış gelin Kurumuş sütü memelerinin.   Türkiye, üzgün yurdum güzel yurdum Harlı bir ateş gibi derinde yanan Haramilerin elinde bulanan.   Türkiye, üzgün yurdum güzel yurdum Güngörmüş, bil
Misafir
İçimizde, temizlemediğimiz karanlık ve örümcek ağı ile kaplanmış, odalarımız vardır... Bizler, sadece misafir odalarımızı temiz tutar, o odayı dayayıp döşeriz. Misafirlerimizi arka odalara hiç bir zaman sokmaz, onları hep bu görkemli misafir odalarımızda ağırlarız... Oysa, kimselere göstermesek de, izbe odalarımız her zaman varlıklarını sürdürürler. İçleri'ndeki, anılar ve kıymetli eşyalar da, bu bakımsızlığa ve karanlığa kurban gitmişlerdir. Bu odalarımızı, temizlemeyip öylece bırakmamız iç
KİME MAGANDA DİYECEĞİZ? Bazı gazete yazarları belirli konuları sürekli işler dururlar. Tanıdığım insanlar gibi oldular. Neredeyse o konularda, onlardan düzenli olarak yazı bekler oldum. Ben de, bir yerde gazete yazısı yazıyorum. Az buz bir misyonum oluştu. Dayanamadığım, söylediklerimin bitmediği birkaç konu var. Gene öyle oldum. Gene söyleyeceklerim var. Akçaabat’ta düğün oluyor. İnsanlara evlenecek. Bir arada yaşamaya karar vermişler. Ç
Uzun süredir bu konu hakkında düşünüyorum: Hoşgörü Nedir? Nasıl Olmalıdır? Nasıl Algılanmalıdır? Neye, Nasıl, Neden Hoşgörü Gösterilmelidir? Bazan hoşgörünün herkesin kendine göre algıladığı değişen ve kişiye özel bir kavram olduğunu düşünürüm, bazan da hoşgörü genel bir kavrammışta herkes onu işine geldiği gibi kullanıyormuş sanırım. Her ikiside bana hoşgörünün nereye kadar ve nasıl kullanılacağını tam olarak anlatmıyor... Bir insan ne kadar hoşgörülü olmalı veya nereye kadar hoşgörülü olmaya ç
bkz: yuva yıkan oyunlar , ogame. Anne yemek yapmamaktadır..   anne ben acıktımm peynir ekmek ye kızım daha yaratıcı bi'şeyler arıyorum? peynir ekmek domates ye kızım yok hayır..başka? tost yap kızım ıııhhh üşendim.boşver. o zaman bana tost yapar mısın=)?   (ve paşa paşa anneye tost yapılır)   sabah kalkılır.Anne bilgisayar başındadır,gözler şişmiştir , belli ki henüz uyumamıştır. -Anne niye uyumadın?? -(Gayet ciddi , gözler kırmızı) Dün gece birine saldırdım. (bkz. ogame)   tef
  • Sisi
Ey gönlüm; Sanma ki şu yalancı dünya'da, Gün gelir, kapını bir çalan olur. Gerçeğine ermeyip, gördüklerin rüya'da. Bir rüzgar ile savrulup, hepsi bir yalan olur.   Olmazı hayal etme, hakikati anar ol. Ateş'e doğru gitme, soğuk su'da yanar ol. Yükseklere göz dikme, bu nimet'e kanar ol. Kıymet'ini bilmez isen, onu da alan olur.   Uzanma, süslü olan cazibeli güller'e. İçi'nden her geçeni, sakın deme eller'e.
Mudanya’da bir bayram günü Bir trilyon hücrem, Balıkçı lokantası “ablanın yeri”nden, Kendi Evrenimin yalnızlığına, Galaksileri kıskandıracak şekilde biri birinden uzaklaşırken, Mangalda çinakop, Tavada istavrit Taze, taze roka   Dışarıdaki, deniz bayramlaşmaya geldi masama, Yanında, sihirli lambadan yeni çıkmış, Dev bir kara bulut, Ve küçük çocukları martılarla, Dağılan hücrelerimi toplayıp; Martılara şeker, Bulut ve denize yelkenli gemi, Verdirdim. Yüreğimdeki simitçi çocuğa.
geleceğin kurgusudur aşk, gözlerinin içindeki gülümsümden, zaman durdurularak, bir tablo resmedilir, yıldızlı geceler… arzulu sevişmeler… sahilde bitmeyen el ele yürüyüşler… ……………………. nefesinin kokusu, düşlenir…   her kareye, her yaşanacak şey o koyulur, tanrıca yapılır…   meraktır aşk, bulmaca çözercesine, polisiye roman okurcasına,   tablodakiler yaşanınca, çözülür bulmaca. anılar kalır. aşktan…
..,   " Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir.   Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır.   Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir.   Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu,   “Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır” demeyecektir.   Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.   Polis gelecek, asıl suçluları bı
İnsan mekanik olarak etten, kemikten oluşmakta. Kusursuz bir yapı. Ancak Ruhsal olarak nelerden oluşmakta hiç düşündünüz mü? Sevgi, duygusallık diyenler çok çıkacaktır eminim. Fakat bunlar sadece insanın aynen Romantizm Edebiyat akımında olduğu gibi bir açıdan daha doğrusu istenilen açıdan bakılmasıyla ortaya çıkan sonuçlar. Peki ya gerçekte neler var bu gizli bedenimizin içinde? Neleri saklıyoruz bu kapalı bedenin içinde? İnsanı oluşturan asıl duygular; sonu gelmeyen ve nedensiz bir kıskaç
Bir şey hakkına bilgi sahibi değilseniz… Hele o şeyi araştırmaz, üzerinde düşünmez ve düşünce üretmezseniz. Başkalarının ürettiği düşüncelerle yetinmek zorunda kalırsınız.   Üstelik başkalarının ürettikleri bu düşünceleri hiç sorgulamadan doğru kabul ederseniz, dar kalıplar içinde kalmak ve onların hegemonyası altında yaşamak zorunda kalırsınız…   Ayıca size empoze edilen bu düşünceler bilimsellikten, hayatın gerçeklerinden uzak, dogmatik öğretilere dayanıyorsa ve siz kendinizi düşünmed
...,   Sevgili "Arkadaşım"; İsminizi bilemediğim için size böyle hitap etmek durumundayım.   Beni tanımak isteyip, bloğumu okumak inceliğini gösterdiğiniz için size teşekkür ediyorum.   Ben uzun zamandır formu takip etmeme karşın,yeni üye oldum. Bu nedenle forumda karşılaşmamış olmamız normal...   Öncelikle formu iyi tanımam gerektiğini düşünerek uzun bir süre takip ettim. Fikirleri ve düşünceleri ile onların yazdıklarını okuduğumda bana katkıda buluna bilecek kişileri tespit etm
Şimdi sen "su" oldugunu düsün! Su kadar özel, su kadar faydalı ve su kadar çok, tükenmez.. Ama ister çeşmelerden dökül, ister göklerden yağ, ister nehirler dolusu ak; dibi olmayan bir kovayı dolduramazsın. Yani seni dinlemeyenlere sesini duyuramazsın. Unutma; Daha çok bağırdığında daha çok dinlenmezsin. Gürültünün parçası olursun sadece! Suyun yanında olanlar suyu en az içenlerdir. Çünkü; "su nasılsa burada, lüzum yok ki suyu kana kana içmeye" diye düşünürler. Aynen, sesini sürek
  • ays_61
İnsanı susturamazsınız.. Dünyanın en büyük terörü, dünyanın en büyük baskısı, dünyanın en büyük işkencesi ile susturmazsınız.. Kendisi susmayı seçmedikçe.. Marki dö Sade, çağının çok ötesinde çılgın düşüncelerinden ötürü zindana değil, toplumsal yeri dolayısı ile bir tımarhaneye kapatılmış.. Tüy kalemleri, mürekkebi ve kağıtları yanında.. "Yaz içini boşalt" diyorlar ona.. Bir çeşit tedavi.. Yazıyor.. Dışarı kaçırıyor. Basılıyor.. Jüstine.. Benim kitaplığımda duran, iki kez okuduğum Jüstine..
Kimileri burayı "özgür kasaba" olarak tanımlıyor. Kimileri ise "hippi cumhuriyeti". "Uyuşturucu ve rockn roll" cenneti diyenler de yok değil. Aslında dünyada başka bir benzeri yok. Sosyal ve yasal tanımları, kafaları karmakarışık eden bir yer. Burası Christiania... Danimarka'- nın başkenti Kopenhag'ın ortasında bir yer. Her seferinde yer diyorum çünkü ne olduğunu tanımlayan yasalar henüz mevcut değil. Avrupa medyasının gündemine yeniden oturmasına yol açan gelişme ise Danimarka hükümetinin, bura
Ah su geceler, karanlik geceler Beni sensizlige daha cok itenler Geceleri seni daha cok özlüyorum Geceleri sensiz olmak cok koyuyor bana Yalnizlıgımda suclu olan kim diye düsünüyorum? Benmiyim yoksa sen mi? Bir cevap bekliyorum birinden, bir hesap! Ama kimse agzını acıpta senle ilgili bir laf etmiyor Sanki sen hic yasamadın, sanki hic hayatıma girmedin gibi Aglamak geliyor icimden, aglayıp acımı azaltmak Olmuyor, yapamıyorum, su demirden kabugumu kıramıyorum Gün gelir buda gecer diyor
Şuan gece yarısı, Bana göre günün tam ortası, Satırlara döküyorum şuan seni, Anlatmak için kelimeler yetmiyor inan ki,   Gün batımıyla yalnızlık gelir kapıya, Sanki, sanki adeta durur dünya, Sokaklar hiç olmadığı kadar sessiz, Şimdi bi ümitle sabahı bekleyeceğiz,   Güneş kendini gösterene kadar, Ben seni düşlerim, Keşke, keşke şuan yanımda olsa derim, Bir ümitle yollarını gözlerim...   Gel güzel yeter ki gel, Ben seni gelmesende bekleyeceğim...
Fırtına öncesi sessizliği andırıyor gözlerin Her an şiddetli bir yağmur yağabilir sanki... Yağmurdan değilde korkum Vuslatı andırırsa ya gözlerin... Depremden az önce ki saniyeleri andıryor sözlerin Her an herşey yerle bir olabir sanki Yıkılmaktan değilde korkum Sensizliği barındırırsa ya sözlerin.. Bir nefes sigara gibi varlığın Her an yanıp kül olabilir sanki Bitip tükenmek değilde korkum Son bir nefes çekemezsem ya varlığından.... Şişedeki rakıyı andırır hasretin Her an içince sa
Bir Bisiklet. Hızla ilerliyor, flu. Bir sokak , sarmal merdivenlerin tepesinden çekilmiş bir fotoğraf. Bisikletin çizdiği yol gibi , kaldırım taşları ve yolun yapısı da yumuşak bir yapı çiziyor. Sarmal merdivenin aşağı doğru kıvrılırken ki ovallığı ile de örtüşüyor aynı zamanda. Fotoğraf sarmal merdivenler , kaldırım taşlarının diziliş tarzı ile oval hatlı bir duruş çizse de fotoğrafın en üstündeki kaldırımla duvar arasındaki üçgen ile merdivenin orta basamakları farklı boyutlardaki aynı üçgen
  • Sisi
Yoruldum bu gitmelerden artık Gidip de ardımda bıraktıklarımdan Bir daha dönüp bakamadıklarımdan Yoruldum , usandım ve öylesine bıktım ki... Bir başka bahara sakladım yine sevda sancılarımı Buğulu camlara adını yazdığım hatıraları Uykusuz kaldığım zamanları Bir başka bahara, çok başka bir bahara Beklemekten hiç usanmadığım Hayal kurmaktan hiç bıkmadığım Sevda çiçeklerinin açtığı Gönül kuşlarının kaynaştığı Zamansız yağmurların yağdığı Başka bir bahara....     Yoruldum bu gitmeler

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.

Account

Navigation

Tarayıcı push bildirimlerini yapılandırın

Chrome (Android)
  1. Adres çubuğunun yanındaki kilit simgesine dokunun.
  2. İzinler → Bildirimler seçeneğine dokunun.
  3. Tercihinizi ayarlayın.
Chrome (Desktop)
  1. Adres çubuğundaki kilit simgesine tıklayın.
  2. Site ayarları seçeneğini seçin.
  3. Bildirimler seçeneğini bulun ve tercihinizi ayarlayın.