İçeriğe atla
View in the app

A better way to browse. Learn more.

Tartışma ve Paylaşımların Merkezi - Türkçe Forum - Turkish Forum / Board / Blog

Ana ekranınızda anlık bildirimler, rozetler ve daha fazlasıyla tam ekran uygulama.

To install this app on iOS and iPadOS
  1. Tap the Share icon in Safari
  2. Scroll the menu and tap Add to Home Screen.
  3. Tap Add in the top-right corner.
To install this app on Android
  1. Tap the 3-dot menu (⋮) in the top-right corner of the browser.
  2. Tap Add to Home screen or Install app.
  3. Confirm by tapping Install.

Bloglar

Seçilmiş Blog Başlığı

Büyük bir şirket'de, işe girmek isteyenlere bir soru sorulmuş ve soruya en uygun cevabı veren kişiyi işe almışlar. Doğru veya yanlış cevabın olmadığı soru'da düşünce sistemi değerlendirilmiş...   Adaylara,şu sorulmuş:   Karanlık yağmurlu bir gece, fırtına var, gök gürlüyor ve siz sabaha karşı 02.00' de tek başınıza ıssız bir yolda araba ile gitmektesiniz. Arabanız iki kişilik. Biraz ilerde otobüs durağında 3 kişi bekliyor: Birincisi bir doktor, sizi daha önce geçirdiğiniz kalp krizinden
Bir fısıltı kopmuş yüreğimden Savaşlar vermiş,deli dalgalarla çarpışmış Sessiz geceler ağlamış Bir fısıltı kopmuş yüreğimden Adını bilmediği serseri bir kurşun vurmuş Can evini yaralamış Ağlayan gözlerle uzaklara dalmış Bir fısıltı kopmuş yüreğimden Dağlara ferman yazdırmış Akan suaya suretini çizmiş Ne bir duyan ne de bir gören olmuş Bir fısıltı kopmuş yüreğimden Ne depremler görmüş tamiri olmamış Heyelanlara kapılıp delice savrulmuş İnce bir çizginin üstünde kalmış Kimse bir el
Doğu öğretilerinde,yaygın kullanılan bir sembol vardır Bir dairenin içine çizilmiş, siyah ve beyaz şekillerle vurgulanan bir semboldür ve yin-yang olarak bilinir. İşte bu sembol,her yapıda,olayda,doğa yasasında,dengenin olduğunu ifade eder. Evrende,denge hakimdir. Ve bu denge hali,karşıtların birliği olarak da,ifade bulmuştur... Karanlık olmadan,aydınlık açıklanamaz. Gece olmadan,gündüz ifade bulamaz. İnsan açısından da,bu böyledir. Eril ve dişil olarak varolmuştur ve iki kutup birbirini
Mazide kalmış ve sararmış kuru yapraklar Boynu bükük eski bir kitabın arasında Belki üzerine göz yaşı değmiş Buruk bir vedanın izleri kalmış Bir veda busesinin ardından verilmiş belli Ayrılık kokuyor ... Kitap eski yaprak eski Veda zamanı çok eski.. Dokunsam içim yanacak sanki Akıp gidecek gözlerimden bir yaş belli Ayrılık kokuyor... Kimbilir hangi vakit verilmiş bu sarı yapraklar Hangi hain terkedilişin ardından Bir hercainin parmak izleri var Bir de yüreği yanan sevgilinin gözl
Bu anı, bu günü ve yakın geçmişi yaşayan bizler, Amerika, İsrail ve İngiltere'nin Ortadoğuda uygulamaya soktukları "Bitiriş"i karşı konulamaz, engellenemez bir olgu olarak kabul etmeye başladık. Bu kabulleniş kendiliğinden mi oldu? hayır.   Bu ülkenin insanlarının ataları tüm dünyaca korkusuz ve mert insanlar olarak bilinir. Bu sıfat öyle basit elde edilmiş bir sıfat değildir. Bu sıfatı elde etmek yürek ister, şerefli bir yaşam ve gerektiğinde şerefli bir ölüm ister.   Bu ülkenin insanları
Bu gece adadan ayrıldıktan sonra ilk dafa yazıyorum .Birkaç yıl önce düştüğüm,içinde en büyük acılarımı yaşadığım,en güzel yllarımı harcadığım,tek başıma bırakılmama rağmen özgürlüğümü yaşayamadığım adaya veda ettim.Artık başka bir hayat,başka insanlar...Yavaş yavaş da alışıyorum galiba.Tabiiki en zoru,kaybettiğim yılların,yenihayatıma ayak uydurmama engel olması.Ama zaman karşısında her olgu çaresiz,acılar da kayboluyor,duygular da değişiyor.Peki değişimi kabullenebiliyor muyuz,onun yarattığı k
Misafir
Ne siyah var hayatta,ne de beyaz.Kimi zaman beyaz siyahtan daha siyah,sana en yakın aslında yıldızdan da uzak.Baksan ne çare,gördüğünü sanırsın,gördüğünü de anladığını. Oysa anladığım tek şey varsa şu hayatta, bugüne kadar hep yanlış anladığımdır.Düştüğün kuyuda acıların kadar güçlü,gözyaşların kadar yalnızsın. Yok sana bir ip uzatacak,ipi yaratacak sensin,ipin sonunun olmadığını bilmesi gereken de... Tırmanmak önemli olan,ağlamadan tırmanmak. Ne aşağı bakmak,ne aynaya...Çünkü diğer insanların
Sergiler en masum halini rüzgar Dile kolay, esmekte ruhlarla binyıllardır. Esmekte, bedenimden eski anlarda. Güneşe dost , yağmura yoldaş. Yoluma baş koyar , baş keser. Doruklarda soluklanmaz , doruklarda. Karlarda donar nefesi. Yaylaları sevince boğar , çiçek tozlarından. Yaylalar , aşkı söyler türküsünde. Güzel bilir , güzel söyler yalanı. Gerçek yapar, düşü hülyayı. Sergiler en masum halini rüzgar. Yüreğimi körükler yansın daha , daha... Güneşe dost , yağmura yoldaş sevinciyle.
AMİN MAALOUF'un SEMERKANT'ından   Tütüncüler Meydanında, gebe bir kadın Hayyam'a yaklaştı. Peçesini açtığında ancak onbeş yaşında olduğu anlaşılıyordu. Tek söz etmeden, çocuksu dudaklarında tek gülümseme olmadan, Hayyam'ın elindeki kestanelerden bir kaçını çalıverdi. Hayyam şaşırmadı. Bu Semerkant'da eski bir inanıştı. Bir anne adayı, sokakta hoşuna giden bir yabancıya rastlarsa, yiyeceğini elinden almak cesaretini gösterebilmeliydi. Böylece, doğacak çocuk, onun kadar yakışıklı, onun gibi ince
Döndüğüm de bahar yağmurları yağacak içini ısıtacak, Ilık bir rüzgar esecek alıp seni gidecek , Bekleyen bir sen bir de ben olacak, Alıp başını bu diyardan gideceksin demiştim... Sevda çiçeklerimi getirdim sana gelirken Başına taç yapayım da şahlan diye severken Bir türkü seçtim dönerken Dilinden dua gibi söylerken Döneceğimi söylemiştim sana Sevgilim... Bekelenen gün yakınsa varılacak yol da kutsaldır Sığdır bakalım şimdi bu sevgimi nereye sığdırırsan sığdır Taşacak bir ırmak gibi d
Bayraksızlar bayraksızlar Yere düşse bayrak sızlar Nerden bilsin kıymetini Soysuz sopsuz bayraksızlar   Ne olurdu yazmasaydım Ben bu kara yazıyı Bilmeseydi namert soysuz İçimdeki sızıyı   Yıldızların isyanı var Hilâl taşıyan felek Damla damla kan akıyor Delik deşik bu yürek   Al rengine kara bağlar Yastadır deli gönül Aşık'ın olmuşum senin Hastadır deli gönül   Renginde şehitlik gizli Hilâlinde mana var Yüreğimde saklamışım Kurbanında kına var   Topra
Tükense de sözler dil de Yok olsa da ışık gözlerin de Yolların sonu gelmese de Benim umudum var bu bana yeter Hasret ateşini söndüremesem de Özlemini giderip bir buse veremesem de Elini tutup terletemesem de Benim umudum var bu bana yeter Bir tatlı kelam edemesem de Sana olan sevgimi dile getiremesem de Başımı gögsün de hissedemesem de Benim umudum var bu bana yeter Aynı yolları yürüyemesek de Bir bardaktan su içemesek de Doğan güneşi birlikte seyredemesek de Benim umudum var bu b
MOHAWK KABİLESİ'NDEN SABAH DUASI     "İnsan olmak şereftir. Hayatın bütün nimetleri için şükranlarımızı sunuyoruz. Toprak Ana, ihtiyacımız olan her şeyi bize verdiğin için sana teşekkür ederiz.   Toprak Ana'yı kuşatan derin mavi sular, şükür size... Bütün canlı varlıkların susuzluğunu gidermek sizin gücünüzdür. Yemyeşil çimenlere teşekkür ederiz. Onlar çıplak ayaklarımızın altında bir halı serinliğinde yumuşacık uzanır, Toprak Ana'yı boydan boya döşerler. Toprak Ana'nın birbirinden nef
Sizin Hiç Babanız Öldü mü ? Benim Bir Kere Öldü Yıkadılar Aldılar Götürdüler...   Soğuk kış günlerin de sana sarılamamak Yüreğinde ki o BABA sıcaklığını hissdememek varya Bu nasıl bir duygudur bilir misin BABA? Herkes gitse sen beni bırakıp gitmezsin Terketmezsin diyordum Yanılmışım... Herkes gibi bir gün sen de gittin Ve senin gidişinin ardından asla bir bekleyiş olmayacaktı Sen geri dönmeyecektin Kabullenmek çok zor biliyorum Ama kavuşmayı beklemekte çok zor Sen de bunu biliyor
Ağır oldu bu son sözüm sana Ağır oldu bu son emanetim sana Bir hayal kırıklığı belirdi Farkındayım çehrende ki çizgilerin Bu kadar sinirlenmek niye... Bilsem paylaşmazdım,söylemezdim benden öte bu sırrı sana Bunların olabileceğini düşünseydim Yıkarmıydım hayallerini Omuzlarına verdiğim yük canını acıtmakta biliyorum Kapa gözlerini,tıka kulaklarını İsyanını akan suya ver... Ben tek başıma göğüslendim bu vakite kadar Bundan sonrası da koymaz bana... Güzel bir rüyayın içine etmekte ü
Acep Ölüm Ayrılıktan Beter mi Sevdiğim...   Bir gün gelir de bırakırsam seni bu yollar da Tek başına,sancılı ve şiirlerimle başbaşa Benim için dua et... Bir gün gelir de hayasız akşamlar da Adını koyamadığın sevdalara dalarsan Beni hatırla... Bir gün gelir de ellerimin yerini yad eller alırda Gözlerimin yerine hüzün çiçeği sararsa Hasret türkümün yerini bir ölüm türküsü alırsa Benim için ağla... Bir gün gelir de sonu gelmeyen uzak yollardan Bir daha geri dönemezsem Bir daha sana
Gün Senden Işık Alsa da Bir Renge Bürünse, Ay Secde Edipte Çehrene Yerler de Sürünse..     Hasret dolu sevgilim sana yazıyorum... Biliyorum her satırı,her cümleyi mıh gibi kazıyorsun beynine Her mısra da kendini buluyorsun ve bulmak istiyorsun Biliyorum... Şair ruhumu derinlerden söküp alan ve gökyüzüne saçan sevgilim Her mısram da sen varsın bunu sakın unutma... Bu kadar uzun uzun yazmamın nedeni sensin Senin deli yüreğin için çarpan mahsun yüreğimin atış nedeni sensin Hangi alem de
Bir Yüzüm Ayrılığa Bir Yüzüm Hayata Dönük Bugün de Ölmedim Anne...   Bilsen ki kaç gece ve gündüz katili oldum Kaç zamanın ruhunu çaldım Bilsen ki Kaç uykusuz zemheri geceler geçirdimde Bir sana diyemedim sancılarımı... Her sabah yeni bir umutla başladığım doğan güne Bir daha ne zaman bakacağım diye düşünmekten sıkıldım,yoruldum... Bu sabahda diğer sabahlar gibi yüreğim elimde Uyanmayı bekledim... Bilsen ki nasıl bir korkudur bir sabah uyanamayacağını bilmek, Yanında olamamak,acıları
Soğuk bir kış günü yağan yağmurda Buğulanmış penceremin ardından yazıyorum sana bu mektubu Ne yazık ki yine okuyamayacaksın bu yazdıklarımı... Satırlarıma başlamdan önce demek isterdim ama Daha ne yazacağıma bile karar veremedim doğrusu Gözüm masanın üzerine takıldı da Sana yazdığım ve geri dönen mektupları gördüm Her defasın da tamam bu defa yazmıyacağım dediğim Ama yine dayanamadığım mektuplar Almış başını gitmiş Adresi mi yalnış hatırlıyorum yoksa sen mi almak istemiyor musun bu mek
Bin Aynalı Tapınak "Hindistan'da yüksek bir dağın doruğuna yapılmış "BİN AYNALI TAPINAK" adlı görkemli bir tapınak vardı.   Günlerden bir gün bir köpek dağa tırmandı, tapınağın merdivenlerinden çıkarak "BİN AYNALI TAPINAK"a girdi.   Tapınağın bin aynalı salonuna geçtiğinde bin tane köpek gördü. Korkarak tüylerini kabarttı; kuyruğunu bacaklarının arasına sıkıştırdı; korkutucu hırıltılar çıkararak dişlerini gösterdi. Ve bin köpek de tüylerini diktiler; kuyruklarını bacaklarının arasına alıp
Yaşlı kadın,sabaha karşı saat 3.00'da,başka bir ilde oturmakta olan oğlunu telefonla aramış. Uyku sersemi,bir vaziyet'de telefonu açan genç adam,annesinin sesini duyunca,"anne ne oldu? Niye bu saat'de aradın?" diyerek,yaşlı kadını azarlamış. Kadın,"Evladım,senin sesini duymak için aradım." diyerek cevap vermiş. Oğlu,"Anne bu saat'de aranır mı sabah işe gideceğim,uykum var." demiş. Yaşlı anne bunun üzerine oğluna,"ne o evladım,aramamdan rahatsız mı oldun, seni rahatsız mı ettim?" diye sormuş. Oğl
Şairin Ölümü     Yazamazsam bir gün, Mısralar düğümlenirse kalemimin ucuna, Yutkunamazsam, Boş sayfalar feryat figan yakama yapışırsa Ağlayamazsam? Büyülü kelimeler küserse Saklanırlarsa demir sürgülerin arkasına Kaçarım!.. Yürürüm geceye yalınayak Dilimde sevmediğim şarkılar Üzerimde karanlığı ıslatan bir sağanak Korkarım! Bazen kaldırımlar kor olur Bazı caddelerde soguktan titrerim Direnmem! Sadece nefes alırım yaşam adına Kimbilir neler hissederim? Nelere

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.

Account

Navigation

Tarayıcı push bildirimlerini yapılandırın

Chrome (Android)
  1. Adres çubuğunun yanındaki kilit simgesine dokunun.
  2. İzinler → Bildirimler seçeneğine dokunun.
  3. Tercihinizi ayarlayın.
Chrome (Desktop)
  1. Adres çubuğundaki kilit simgesine tıklayın.
  2. Site ayarları seçeneğini seçin.
  3. Bildirimler seçeneğini bulun ve tercihinizi ayarlayın.