İçeriğe atla
View in the app

A better way to browse. Learn more.

Tartışma ve Paylaşımların Merkezi - Türkçe Forum - Turkish Forum / Board / Blog

Ana ekranınızda anlık bildirimler, rozetler ve daha fazlasıyla tam ekran uygulama.

To install this app on iOS and iPadOS
  1. Tap the Share icon in Safari
  2. Scroll the menu and tap Add to Home Screen.
  3. Tap Add in the top-right corner.
To install this app on Android
  1. Tap the 3-dot menu (⋮) in the top-right corner of the browser.
  2. Tap Add to Home screen or Install app.
  3. Confirm by tapping Install.

Bloglar

Seçilmiş Blog Başlığı

hiç gitme olur mu?   Sana gitme diyemediğim zaman; gözlerine baktım ağlamaklı ve çaresizce. Belki anlar anlar da gitmez diyen bir umutla. Ellerin kayarken ellerimden yavaşça "seni seviyorum" dedim sessizce, belki de vaz geçip yanımda kalmanı bekleyerek. Sararken kolların beni yavaşça kokluyordum saçının her telini ve güzel tenini unutmak istemezcesine. Verirken bana son buseni akıyordu gözlerimden yaşlar usulca. Sana gitme diyemediğim zaman; ağlıyordum önce sessizce bir köşede dönecek diyen
Sevdiğimiz birini, arkadaşımızı düşündüğümüz zaman, düşüncede zaman, mekan kaydı ortadan kalkar. Her oluşum o an içinde ortaya çıkar. Sevdiklerimizi düşündüğümüzde, yaydıgımız titreşimimizle, etkileşim kurarız. Bedensel olarak yanımızda olanlarla, sevgi ve dostluk anlamı'nda iletişim olmamışsa ilişkilerimiz yapay ve mekanik bir şekilde sürer gider. Mekanın getirdiği uzaklık da buna eklenirse, sevgi tamamen kayba uğrar. G
_SEN YOKSUN_ Gözlerimi yumdum, Dokunamıyorum eşyalara. Uyumak istemiyorum, Sen giriyorsun rüyalarıma, Hatıraların ürkütüyor yüreğimi. Sesin çınlıyor kulağımda, Gitmekte çare olmadı, uzaklara, Bu yürek bende oldukça... Yollarda giremedi aramıza, Korkum sen değilsin aslında, Sensiz kalakalmak yalnız başıma... Yokluğun deli rüzgarlar gibi esiyor, Güneşte ısıtmıyor artık eskinden olduğu gibi, Üşüyor bedenim çok üşüyor... Yardıma muhtaç çocuklar gibi, Sana nasıl muhtacım, Sen bile
ÖZLEM Öyle çok şeyi özledimki aslında En başta da seni Sıcaklığını, hoş sohbetini, gülümsemeni Bunaldığımda doya doya sarılıpta ağlamayı Sessiz kalıpta gözlerinle konuşmayı. Bu şehirde milyonlarca insan var Ben yine yalnızım Şimdi sende yoksun Ne zor oluyor yokluğun bir bilsen... Ne zaman bir çocuk görsem, Çocuksu hallerin gelir aklıma Yalnız gezdiğim sokaklarda, Sesin yakılanır kulaklarımda En çaresiz anlarımda, Bir dua olursun dudaklarımda. Ne zaman sana ihtiyacım olsa, Bir ş
İşte yeni bir gün, Deniz sakin ve durgun, Su yavaş yavaş ısınıyor, Havada ılık bir yağmur, Her damlası yüreğime yağıyor.   Kır çiçekleri açmaya başladı karşı tepede, Buz gibi soğuk su akıyor tepedeki çeşmede. Bahar kokusunu salıyor rüzgar, Etrafta rüzgarla şarkı söylüyor kuşlar. Doğa can buluyor yavaş yavaş, Çocuklar uçurtma yapıp uçuruyor, Bisiklet biniyorlar bayırda, Gençler şimdiden mangal yakıyor, Piknik yapıp eğleniyorlar aralarında.   Hayal kuruyorum, Şimdi sende yanımda o
Hiç kolay olmadı elbette Çok zor oldu bugünlere gelmem... Ama bütün zorluklara göğüs gererek başardım.. Artık taş kalpli ve vicdansızın biriyim.. Duygularımı ruhumdan sıyırıp atmak kolay olmadı, Ama sonunda başardım, Artık duygusuzum ve kalpsizin biriyim... Gözlerime sözümü geçirmek sandığımdan daha zor oldu Beynime hükmetmek kadar ... Ama sonunda başardım, Artık tek damla yaş dökmüyor gözlerim... Sadece yaşamak için var olduğunu inandırdım yüreğime Tıpkı varlığımın nedenini kendime
*** *Teist Evrim Kuramı, bugün biyologların ve bilim adamlarının savundukları Evrim Kuramı ile çelişmemektedir; yani başlangıçta her şeyi yaratan bir Tanrı, evrimin zembereğini kurmuş da olabilir.*   *Fakat;   "Bilimsel Yaratılışçılık" olarak isimlendirilen ve din kitaplarını kelimesi kelimesine aynen yorumlayan radikal akımın savundukları ile "bilimin bulguları" birbiriyle çelişmektedir.   “Bilimsel Yaratılışçılığa” göre, tüm canlılar ayni anda yaklaşık 10 000 yıl önce Tanrı tarafından b
Bu vatan toprağın kara bağrında Sıra dağlar gibi duranlarındır Bir tarih boyunca onun uğrunda Kendini tarihe verenlerindir   Tutuşup kül olan ocaklarından Şahlanıp, köpüren ırmaklarından Hudutlarda gaza bayraklarından Alnına ışıklar vuranlarındır   Ardına bakmadan yollara düşen Şimşek gibi çakan sel gibi coşan Huduttan hududa yol bulup koşan Cepheden cepheyi soranlarındır   İleri atılıp sellercesine Göğsünden vurulup tam ercesine Bir gül bahçesine girercesine Şu kara toprağa
Biz dost olamamışız seninle Yalanmış duyduğumuz sevgi bile Paylaşamamışız dertlerimizi Ağlarken birbirimiz yerine, Başka omuzlara dayanmış başımız. Sorsalar ne çok severiz birbirimizi... Sözlerde kaldı hislerimiz, Hani gözler yalan söylemezdi, Onlardaki bakışlar bile sahteleşti, Sırlarımız bizimdi hani... Biz arkadaş olduk ama dost olamadık, Olmadı, Paylaşamadık gerçekleri... Sevdiğimizi bir çok kez söyledik, Anladıkta anlatamadık birşeyleri... Söyle hadi kimi kandırdık, İnanmadı
Barışı korumak zor değildir; Dert en kolay başlamadan engellenir. Esnemeyen kolayca parçalanır, Küçük olan hemen ufalanır, dağılır. Olaylara önceden çare gerekir, Düzeni, karmaşa gelmeden önce getir. Bir insanın sevgisi kadar yüce bir ağaç, Önce küçük bir filizdir ya; Dokuz kat yüksek bir taraça, Bir avuç topraktır başta; Ve bin millik bir yolculuk, Başlar, tek bir adımla... Ç
Aşk ve arkadaşlık, bir gün yolda karşılaşırlar. Aşk, kendi'nden emin sorar. "Ben senden daha candan, daha içtenim.. Sen niye varsın ki bu dünyada?" Arkadaşlık cevap verir.. "Sen giderken, ardı'nda kalan gözyaşlarını silmek için."
yaw şu antalyaya geldim geleli ilk defa güsel bişi oldu yarenler... güneş tutulması...muhteşem bişi... hararetle tavsiye edilir tarafımdan...   bi de şimdi turizm sektöründe iştigal ediyorum ya,olm diodum manyak mı bu turistler akın akın geliolar...etrafta küçük caponnar ve küstah ingilizler(unutturmayın bu da başka bi yazının mevzusu olsun,ingilizler yani) ellerinde acaip aletler fır dönüyolar otel bahçesinde günler öncesinden... bense tipik türk tepkileri veriyorum mevzuya; ''aman be güne
Bir akşam üstü pencerede oturmuş nazlı bir edayla batmakta olan güneşi izlerken sen geliverdin yine zamansız aklıma..Zamansız dediysemde sakın yalnış anlama..Zaten hep aklımdaydında söylemek çok zor oluyor işte...Batan güneşin ardından bir hayale dalmışım..İçinde SEN ve BEN olan tatlı ve bir o kadarda yalan olan hayale...Üşüdüğümü hissettim anlamsız bir titreme sardı bütün bedenimi..Sensizlik acı olduğu kadar fırtınalı kışlar kadar soğukmuş meğer..Öyle ağlamak istiyordum ki tüm dünya gözyaşları
biliyorum sahtekarlıklarını, beni küçük düşürmek için yaptıklarını. korkutsunlar beni başarabilirlerse eğer ama vazgeçmem inandıklarımdan. gördüğün ne ki,kendi sefilliğinden başka ne olabilir ki yürüyorum buralarda dilediğim gibi ve söylüyorum düşlerimi *hangi melek bu , çiçeklerle bezenmiş yatağımdan kaldıran beni -ve görecekler korkmadığımı *yalvarıyorum asi ölümlü, dökülsün sözler dudaklarından.senin sesin büyülüyor beni ve görünüşün olmalı kamaştıran gö
  • Sisi
Kal"deseydin kalırdım, demedin oysa... Kuru bir "bitmesin"den başka hiçbir şey demedin. Öyle kuru, Öyle soğuk, Öyle uzaktı ki ondaki anlam!   Bu kadar kolay mıydı her şey? Bu kadar yakınmıydık uçuruma? Savunmayacak mıydık sevgimizi? "Kal" diye haykırmayacak mıydın ardımdan? Düşündüğüm bu değildi... Hayal ettiklerim, beklediklerim başkaydı senden...   Oysa bir anlam olmalıydı yaşadıklarımızda! Paylaşılan duyguların bir anlamı olmalıydı. Yüreğimdeki martıların bir anlamı olmalıydı. B
SİMİLİLERLE ANLATSAM RUH HALİMİ... Bİ BÖLEEE Bİ BÖLEE Bİ BÖLEE   SONRADA BAZENDE     ÇOK SIKILIYORUM...BİŞİLER YAPMAM LAZIM, TUTKUMU KEŞFETMEM LAZIM..AMA NASIL BİLMİYORUM...   GİTAR KURSU, EHLİYET KURSU, DERSANE, İNGİLİZCE KURSU.......   ÖÖÖF BÜSÜRÜ SEÇENEK VAR ASLINDA :s AMA İSTEDİĞİM BUNLARMI Kİ? Bİ BEKLENTİM OLMALI BU HAYATTA, NEBİLİYİM BÖLE ..........   OOOF BİLSEM BEKLİCEM ZATEN, BİLMİYORUMKİ............   BİRİ BİŞE DEMİŞ ONA DÖNDÜM BENDE.........   23 YAŞINDAYI
Doğu öğretileri'nde, farklı bilinç seviyelerine denk gelen yedi adet enerji merkezi'nden söz edilir. Bu merkezler, bedende de belli bölgelere rastlarlar. Bedenin Alt üç merkezi üreme, cinsellik, maddi güvence ve güç alanlarıdır. Çoğu kişinin yaşam enerjisi bu merkezler arasında dolaşır. Enerjisi bu merkezlerde devinenler için “ahlak kavramı”, yaşam düzeni adına benimsenmesi gereken kurallar bütünlüğüdür. Dördüncü merkez, kalp veya sevgi merkezidir. Bu mer
.............Çölün, kayaların ve karların arasında uzun bir süre yürüyen küçük prensin karşısına sonunda bir yol çıktı. Ve bütün yollar sizi insanlara götürür.   Yol boyunca yürümeye devam etti küçük dostumuz. Karşısına bir gül bahçesi çıktı. “Günaydın” dedi güllere. Onlar da: “ Günaydın” diye karşılık verdiler. Küçük prens onları izledi biraz. Hepsi de kendi çiçeğine benziyordu. Şaşkınlıkla: “Siz kimsiniz?” diye sordu. “Biz gülleriz” diye yanıtladı çiçekler. “Ah!” diye haykırdı küçük pre
Sela veriliyor uzak camilerden birinde Bilsen ne güzel bir sesle okuyor hoca minarede Sela bitiyor isim veriliyor akabininde Allah rahmet eylesin diyor titreyen bir sesle... Bir kalabalık var sanki mahşer yeri Musalla taşında bekleyen hala canlı sanki Dökülüyor sıcak sular başından aşağı Gözlerinden akan su değil kan sanki... Beyaz kefen hazır, bir gelinlik edasında.. Sarıp sarmalıyorlar ... Ardından tabuta yerleştiryorlar Kapak kapanınca yürekteki ateş alevleniyor Cami avlusuna geli
Yaşam, monoton bir şekilde akıyor önümüzde. Bu monotonluk, ya da bizler öyle algılı yoruz, bu akış sürecinin her aşaması'nda, üzerimizde yılgınlık ve karamsarlık yaratıyor. Bu olumsuz hava'nın yanında, diğer insanların tatminsizliği ve doymaz ihtirasları da buna eklendiğinde, hayat iyice içinden çıkılamaz hale geliyor. Oysa, her birimiz aza kanaat etmeyi bilebilsek, kendimizi düşündüğümüz kadar karşımızdakini de düşünebilsek, yaşamımız daha bir kolay olurdu. Ama, kolay kolay iğneyi kendimize b
Maviye/Maviye çalar gözlerin, Yangın mavisine/Rüzgarda asi, Körsem/Senden gayrısına yoksam Bozuksam/Can benim, düş benim, Ellere nesi? Hadi gel, Ay karanlık... İtten aç/Yılandan çıplak, Vurgun ve bela Gelip durmuşsam kapına Var mı ki doymazlığım? İlle de ille/Sevmelerim, Sevmelerim gibisi? Oturmuş yazıcılar Fermanım yazar N'olur gel, Ay karanlık... Dört yanım puşt zulası, Dost yüzlü, Dost gülücüklü Cıgaramdan yanar. Alnım öperler, Suskun, hayın, çıyans
Beşikler vermişim Nuh'a Salıncaklar, hamaklar, Havva Ana'n dünkü çocuk sayılır, Anadoluyum ben, Tanıyor musun ?   Utanırım, Utanırım fukaralıktan, Ele, güne karşı çıplak... Üşür fidelerim, Harmanım kesat. Kardeşliğin, çalışmanın, Beraberliğin, Atom güllerinin katmer açtığı, Şairlerin, bilginlerin dünyalarında, Kalmışım bir başıma, Bir başıma ve uzak. Biliyor musun ?   Binlerce yıl sağılmışım, Korkunç atlılarıyla parçalamışlar Nazlı, seher-sabah uykularımı Hükümdarlar, sald

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.

Account

Navigation

Tarayıcı push bildirimlerini yapılandırın

Chrome (Android)
  1. Adres çubuğunun yanındaki kilit simgesine dokunun.
  2. İzinler → Bildirimler seçeneğine dokunun.
  3. Tercihinizi ayarlayın.
Chrome (Desktop)
  1. Adres çubuğundaki kilit simgesine tıklayın.
  2. Site ayarları seçeneğini seçin.
  3. Bildirimler seçeneğini bulun ve tercihinizi ayarlayın.