İçeriğe atla
View in the app

A better way to browse. Learn more.

Tartışma ve Paylaşımların Merkezi - Türkçe Forum - Turkish Forum / Board / Blog

Ana ekranınızda anlık bildirimler, rozetler ve daha fazlasıyla tam ekran uygulama.

To install this app on iOS and iPadOS
  1. Tap the Share icon in Safari
  2. Scroll the menu and tap Add to Home Screen.
  3. Tap Add in the top-right corner.
To install this app on Android
  1. Tap the 3-dot menu (⋮) in the top-right corner of the browser.
  2. Tap Add to Home screen or Install app.
  3. Confirm by tapping Install.

Bloglar

Seçilmiş Blog Başlığı

Arkadaşlar hepimiz çeşitli kaynaklarda, evrendeki bir cisim için verilen uzaklık ölçülerine rastlamışızdır. Örneğin bir yıldızın uzaklığı ifade edilirken falanca milyon, ya da falanca milyar ışık yılı uzaklıkta olduğu söylenebiliyor. Acaba hiç düşündük mü bu uzaklığı nasıl hesap ediyorlar diye? Acaba yalnızca çeşitli araçlar kullanılarak gözlem yoluyla belirlenen bu cisimlerin uzaklıkları nasıl hesap edilebiliyor?       Bunun için çeşitli yöntemler kullanılıyor. Bunlar ;   * Doppler Kayma
(Arkadaşlar öncelikle uzun bir yazı oldu, ancak sonuna kadar okumanızı rica ediyorum. Zira hem bilgilenme, hem de bilinçlenme açısından önemli bir konu.)   Sanırım çoğumuz şu son günlerde bunaltan sıcaklardan şikayetçiyiz. Haber bültenlerinde sürekli olarak hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde olduğu, vatandaşın dikkatli olması gerektiği söyleniyor. Peki neler oluyor? Havalar neden bu kadar sıcak? Acaba anormal bir şeyler mi var?   Öncelikle sıcaklık değerlerinden bahsetmek ger
Kuantum fiziği ile ilgilenenler, Schrödinger'in Kedisi diye anılan düşünce deneyini sanırım bilirler. Kuantum mekaniğinin gelişmesine önemli katkılarda bulunmuş olan Schrödinger, daha sonra teorinin gelişmesine katkıda bulunduğuna pişman olduğunu söyleyecek kadar teoriden soğumuş ve adı geçen düşünsel deneyi ortaya sürerek, bu kadar mantığa zıt bir teorinin düzeltilmeye muhtaç olduğu sonucuna varmış.   Deneyi anlatmadan önce, Kuantum kuramının belki de en garip ve insanın izanını zorlayan yönl
En uzak yıldızdan en küçük toz taneciğine kadar evrende bulunan her şey inanılmaz çeşitlilikte maddeden yapılmıştır. Yaklaşık 200 yıl kadar önce ısı, bir çok bilim adamı tarafından maddenin özel bir çeşidi olarak görülüyordu. Fakat ısının küçük madde parçalarının hareketi olduğu artık biliniyor. Aynı şekilde, ses de maddenin belirli bir hareketidir. Tüm değişik madde çeşitlerinin ortak bir özelliği vardır; kütle. Kütle, herhangi bir madde içindeki malzeme miktarıdır ve harekete karşı direnç göst
Bu kelimeyi duyup da ürpermeyenimiz var mı acaba? Sanırım bunun için haklı sebeplerimiz var.   "Hastalık bir kez açığa çıkınca hastanın yapacağı bir şey kalmaz. Ne yatabilir, ne de ayakta durabilir. Delice sağa, sola çarpar, elleriyle vücudunu tırmalar ve aşırı bir susama duygusu içine girer. Buna karşın suyu görmeyi hiç istemez, ölme pahasına da olsa, suya dokunmaz bile. Ağzından köpükler çıkar, saldırganlaşır, etrafındakileri ısırır. Gözleri kayar, sonuçta bitkin bir halde, büyük acılar içi
yaw amma uzun ara vermişim yahu... biriniz de kızım nerdesin sen unuttun mu ?demiyosunuz ha?   döndüm ben korkmayın...   hemi de ne hikayelerle...   işte....kısım:1 bölüm:1   karabasan oldum ben... evet evet gülmeyin karabasan oldum...hemde konuştum onunla böle yüzü olmayan bişey karşıma geçmiş,hem de saçımı okşuyor...ben de kendi kendime diyorum ki,''aha kızım şimdi gördün ak ... kara ... '' ama bilincim açık yarenler valla billa...kuran evliya çarpsın... zaten o geceden sonra dini bütü
%98'in abartılı bir rakam olduğu açıktır. Ancak asıl çoğunluğu oluşturan kesimin ne olduğunu hepimiz biliyoruz sanırım. "Elhamdülillah müslümanım" diyen, ancak ibadeti 30 gün oruç, cuma ve bayram namazlarından oluşan, kalanını ise bir ayağı çukura girdiğinde önemseyen, din hakkında bildikleri sağdan soldan duyduklarıyla sınırlı olan bir topluluk.   Evet, Türkiye'de günümüzdeki müslümanların büyük çoğunluğunu yukarıdaki profil oluşturuyor. Siz ister buna "iman eksikliği" deyin, ister "toplumsa
Günümüzde teolojinin sarılabileceği pek az şey kaldı. Zira bilimsel verilerin çık kısıtlı olduğu dönemlerde dinler insanların merak ettiği konulara bir şekilde açıklamalar getirmiş, başka açıklama olmadığı için de insanlar bunları sahiplenmişlerdi. Gel zaman git zaman bilim, yavaş yavaş teolojinin açıklama getirdiği konulara müdahil olmaya başladı. Bilim bazı konuları teolojiden daha iyi ve kapsamlı açıklamaya başlamıştı. İşte bu durum bazılarını fena halde rahatsız etti. Pek çok bilim adamı teo
Bir kere insan şahane falan değildir. İnsanın biyolojik ve fizyolojik açından diğer hayvanlara göre belirgin dezavantajları vardır. Ancak aklı ve alet kullanma yeteneği sayesinde bunu avantaja dönüştürmeyi başarmıştır. Yoksa bugün bile insanlar, bazı hayvanların besin listelerinde bulunabiliyorlar.   İnsan, aletsiz bir hiçtir. Aleti olmadan ne besinini sağlayabilir, ne de tehlikelerden korunabilir. Alet olmadan tarım yapamaz, et ihtiyacını sağlayamaz. Alet olmadan besin listesinde bulunduğu h
Toplumda tabu olarak görülen konuların başında din gelir. Her ne kadar "inanç özgürlüğü" ifadesi insanların diline pelesenk olsa da, hala ateistler hakkındaki önyargılar oldukça yaygındır. Buna forumda da sıkça rastlamaktayız. İslam'ın inanmayanlar hakkında ipe sapa gelmez öğretileri, bu durumun baş müsebbibidir.   "Ateist" deyip geçmeyin. Ateistlerin büyük çoğunluğu dinleri, özellikle de daha önce bağlı oldukları dini araştırarak, kafa yorarak ateist olmuş kişilerdir. Bu yüzden din hakkında
Ben buraya her gelen teiste ahlak dersi vermekten bıktım. Zannediyorlar ki, ahlak yalnızca dinlere, özellikle İslam'a özgüdür, tanrıya inanmayan herkes ahlaksızdır, onlardan her şey beklenir... Bahse girerim ki, cezaevlerinde yatan insanlar arasındaki ateistlerin sayısı, toplumdaki ateist oranına göre çok daha küçüktür. Ama bunu teistlere anlatamazsın. Zira onlarda, hemen her konuda olduğu gibi bu konuda da şartlanmışlık vardır. Ne olursa olsun ateistler tanrılarının söylediği gibi olmalıdırla
İnsan neden vicdan azabı duyar, neden merhamet eder.... Neden diğer canlılarda bu duygu yoktur da, insanda vardır. vs.vs   Bunun tek sebebi "bilinç"tir. Hayvanlar içgüdülerine göre hareket ederler. Bu içgüdüler doğuştan gelen, öğrenilmemiş, ne için yapıldığının farkında olunmayan davranışlardır. Dolayısıyla farkında olunmayan davranışlardan dolayı merhamet ya da vicdan azabı duyulamaz. Bir ceylanı avlayan aslan, ceylana merhamet etmez. Zira aslan için o fiil, beslenmek için avlanma içgüdüsüdür
Şeytan konusunda yine kurgu hatası var. Neden mi?   "Hani biz meleklere, "Adem için saygı ile eğilin" demiştik de Iblis'ten başka hepsi saygi ile egilmişlerdi. "   diyerek şeytanı da melek kategorisine sokuyor, fakat hemen arkasından ;   "Iblis ise cinlerdendi de Rabbinin emri dişina çikti." diyerek şeytanın cin olduğunu söylüyor...   Soru 1 : Şeytan eğer bir cin ise meleklerin arasında ne işi var?   Soru 2 : Tanrı meleklere secde edin diyorsa, bir cin olan şeytan neden üzerine alınıyo
TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI   B A Ş L A N G I Ç   Hiçbir düşünce ve mülahazanın Türk millî menfaatlerinin, Türk varlığının, Devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihi ve manevî değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılâpları ve medeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği ve lâiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duygularının, Devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılmayacağı;   Bazıları işte bu paragrafa muhalefet ediyorlar. Laikliği içler
Peki doğum yerinize kim karar veriyor? Ya da ölümünüze?   Bunlara bir tanrı karar veremez.. Zira o zaman özgür iradeye müdahale edilmiş olur ki, bu da imtihan olgusunu geçersiz kılar. Peki tanrı neden karar veremez?   Sizin nerede doğduğunuz, ebeveynlerinizin yapmış olduğu seçimin bir sonucudur. Bir hastaneye gitmek, ya da evde doğum yapmak... Ya da başka herhangi bir yerde...   Ölüm de öyle... Normal olarak düşünülürse, yaşam süresi insanın elindedir. Vücudunuza ne kadar iyi bakarsanız,
İnsanları bu kadar farklı yapan etki sizce nedir ? Bakalım neler olabilir ...   1- Karakter ve düşünce yapısı 2- Kültür   Peki din, insanların karakterine direkt müdahalede bulunmaz mı? Mesela : Yalan söyleme, başkalarına karşı iyi davran, şükret, isyan etme, hep tanrıyı düşün vs.vs...   Peki din, kültüre direkt müdahale etmez mi? Zaten yapısı gereği kendi kalıpları olan ve bu kalıpların dışında gelişmelere açık olmayan din, kültüre de müdahale etmiyor mu? Mesela : Dini ritüeller, kılık
Peki oğlunun ateist olduğunu ve ateist olarak öldüğünü bilen bir anne ile din adamının olası diyaloğuna bir göz atalım... Ne dersiniz?   Anne : Hoca efendi; oğlum pırlanta gibi bir insandı. Kimseye kötülüğü dokunmazdı. Ancak bir ateist olarak yaşadı ve ateist olarak öldü. O'na ne olacak? Hoca : Ooooo. Bu oğlunuz için pek hayırlı olmamış. Öncelikle kabir azabı var... Anne : Nasıl yani? Hoca : Yani diriltileceği güne kadar kabirde Allah-u Teala tarafından azab görecek.. Anne : Vah evladım
Örtünme, edep yerini örtme ihtiyacı ile doğmamıştır. İnsanın örtünmekteki ilk amacı, vücudunu dış etkenlere karşı korumaktır. İnsanlar "edep yeri" kavramıyla daha sonra tanışmışlardır. Bu tamamen kültür ile alakalıdır. Afrika'da pek çok kabilenin kadınları hala göğüsleri açık dolaşmaktadırlar. Ancak kimse onları ahlaksızlık ile suçlamıyor... Çünkü onlar için ahlak bir kadının göğüsleri değildir.   Ahlak çatışmalarına neden olan şey kültür farkıdır. Her toplumun farklı kültürleri, farklı yaşam
Madde 1 Tüm insanlar özgür; onur ve haklar bakımından eşit doğar. Akıl ve vicdanla donatılmış olup birbirlerine karşı bir kardeşlik anlayışıyla davranır.   Kur'an 5/51- Ey inananlar! Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allah zalimler topluluğunu doğruya iletmez.   9/23 Ey iman edenler! Eğer küfrü imana tercih ederlerse, babalarınızı ve kardeşlerinizi bile dost edinmeyin. İçinizde
Sizin inancınıza göre bu bir bedeldir. Size göre tüm sıkıntı ve dertler tanrıdandır. Dolayısı ile özürlü çocuk, tanrıdan ebeveyn ve yakınlarına verilmiş bir derttir. Yoksa tanrı neden özrülü bir çocuk göndersin ki? Siz cenneti arzuluyorsunuz. Ancak bu cennetin de bir bedeli var. Tüm sıkıntı ve dertlere tanrıya isyan etmeden göğüs germek, tanrıya itaat etmek. vs.vs. O yüzden burada "bedel" ifadesini kullanmak yanlış değil.   Gelgelelim, bilim yöntemin böyle olmadığını bize açıkça gösteriyor. Ö
Tüm bu sorular, iyi bir tanrı kavramının kurgulanamamasından kaynaklanıyor. Özellikle semavi dinlerin tanrısı için bunu söylemek zor olmasa gerek. Nedeni de, hem hayır ve şerrin tanrıdan geldiğine inanacaksın (bknz: İmanın şartları) , hem de kötülüklerin insana mahsus olduğunu iddia edeceksin. Böyle bir çelişki kabul edilebilir değildir. Eğer tanrı bir şeyi diler ve onu yapmaya kalkarsa, bunu insanın değiştirebilmesi mümkün olmasa gerek. Hele ki, Levh-i Mahfuz gibi her şeyin önceden tanrı katınd
Big Bang'i meydana getiren madde İndrugandenti'den geldi. Orası büyük bir uygarlık. Üstün zekaya ve özelliklere sahipler. Kendilerini yine kendileri yaratmışlardır. "Nasıl" diye sormayın... Dedim ya "üstün özellikleri var" diye. Bizden 200 milyar ışık yılı ötedeler. Yani uzayın dışındalar. Kendilerinden başka uygarlıklar yaratmak için Big Bang'i tasarladılar. Arada bir bizi "acaba ne yapıyoruz" diye gözetliyorlar. Belki bir şeyler için "kıvam" a gelmemizi bekliyorlar. Bizim uzayımızın dışında 5
Teist arkadaşların her defasında ateistlere karşı kullandığı argüman :   "Ben inanarak bir şey kaybetmem.. Ama ya varsa? "   Halbuki öyle değildir. Din bir yaşam biçimidir. İbadetiyle, düşünce sistemiyle, korkularıyla ve beklentileriyle... İnanan biri, dinin tüm emirlerini yerine getirmek zorundadır. Aksi takdirde günahkar olacaktır. Bu, inananın omzuna yüklenmiş bir ağırlıktır. İbadetini tam yerine getirememenin verdiği sıkıntılar yaşar..   İnanan birisi hurafelere açıktır. Büyüye inanır

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.

Account

Navigation

Tarayıcı push bildirimlerini yapılandırın

Chrome (Android)
  1. Adres çubuğunun yanındaki kilit simgesine dokunun.
  2. İzinler → Bildirimler seçeneğine dokunun.
  3. Tercihinizi ayarlayın.
Chrome (Desktop)
  1. Adres çubuğundaki kilit simgesine tıklayın.
  2. Site ayarları seçeneğini seçin.
  3. Bildirimler seçeneğini bulun ve tercihinizi ayarlayın.