Jump to content
Sign in to follow this  
sardunyam

Sevdiğim ve Seçtiğim Şiirler

Recommended Posts

Ellerin Nerde

 

 

Ömrüme tek nefes kalmasın ne çıkar

hasretinden bu gece ben bende değilim

bir anın hevesindeyim ki aşk olsun

mesafelerine düşmüş kelimeler yorgun

çile çekiyor aruz azapta hece ki bilirsin

ben serbest yaşar öylece yazarım

sen ise mağrur dik başlı ve gururlusun

 

kaç gidişine şahit oldu gözlerim

biliyorum istemek de yetmiyor uykuyu

uyandığında yanında olmayacağım

eninde sonunda altı nokta sayar körler

renklerin anlamı yok desenler boş

hakikat bu anlıyorum zavallı bir kuyuda

candan geçmiş cananı bekliyorum

 

inci çıkartıyor denizlerin en derininden

gözleri kapalı mercan avcıları

arıyor duruyordum gece gündüz

kıyısına düş kurduğum gönlümün aynasını

ızdırap sonrası mahur ezik bir beste

ve sahibini arayan bir güvercin gibi kafeste

boynumu kırıverdin daha ilk hevesimde

 

unutmak başka bir şey uyutmak başka

dizlerinde yalancı değildi ya yabancı

yazdan sonbahara düşerken mevsim

öyle büyük bir dalga vurdu ki

zemheri düşkünü ahlatların yamacına

iki ayrı yana düştük vakti geldi

dost bağrına hasretmiş aşk bildim seni

 

hayalayna

Share this post


Link to post
Share on other sites

SENİN OLMADIĞIN YERDE

 

Adına aşk koyduğun o büyük boşluğa

ben koca bir hayat sığdırdım...

Beni sevmemene isyan edip kaçmak,

sende aradıklarımı hayatla doldurmaya çalışmak,

ruhumun en büyük yanılgısıydı...

Hayat bana en acımasız yüzünü

sevgini inkar ettiğim zamanlarda gösterdi...

Ve şimdi asıl olmam gereken yerde,

hayata başladığım yerde,

kalbindeyim...

Vazgeçilmez oluşunun sırrı bu işte:

Senin olmadığın yerde ne olduğunu biliyorum...

 

 

Cezmi ERSÖZ

 

Yaprak.jpg

Share this post


Link to post
Share on other sites

Sen Okyanus, Ben Bir Damla...

 

Okyanusa dussem, bir damla gib

Sen okyanus olsan, ben damla...

Haklisin asilnda bir damla ne verebilir ki okyanusa?

Icimde cigliklar, ardimda gecmis zamanin kamburu yasanmisliklar.

Sen hircin, kimi zaman uysal ama her kosulda temiz,

Ama her kosulda gercekleri yasayan.

Masal tadinda yasadigim bir geceydi,

Aslinda yari kapali gozlerle,

Dizine yasladim o gece umutlarimi,

Sonra masaldan uyandim.

Ve karabasanlara yumdum gozlerimi bu sefer de...

Kaybetmistim o tatli sohbetlerimizi, kahve keyiflerimizi.

Aramizda birseyler eksilmisti.

Sen bir adim uzagima kacmistin,

Benim hayallerime tam da bir adim yaklastigin anda...

Sabaha kadar yummadim gozlerimi,

Bir daha gebe kalmamak icin ayni kabusa.

Seninle artik...

Saklamadim hic kendimi,

Oyunlarla, planlarla ugrasamayacak kadar cocuktum

ve aslinda asIk olabilecek kadar kadin.

Sana hep bir adim yaklasirken,

Sen gerceklerinle onume engeller cikardin.

Gerci yazmaya ya da soylemeye gerek yok sen herseyi biliyorsun ama...

Sen okyanus, ben bir damla...

Haklisin aslinda bir damla ne verebilir ki okyanusa?

.......

Share this post


Link to post
Share on other sites

KAVGA'M

 

bir zamanlar çocukken

her şeyi merak eden

ve durmadan sorular

soran ben...

gece vakti bir kedi

ağlaması duyup

uykudan uyanan da ben...

yıldızlara bakıp

gökgürültüsüne aşık olup

şimşekler çakarken

içi heyecan dolan ben...

ilahi kudretin büyüklüğünü

tek bir insanın, tek kuru aklıyla

idrak edemeyeceğini anladığımda

daha çocuktum...

yolda yürürken bir tek otu çiğnemeyim

diye, parmak uçlarıma basardım...

çiçekleri koparmadan koklardım...

serçeleri, kırlangıçları

ve martıları severdim...

her göç mevsiminde giden

göçmen kuşların ardından ağlardım

geri geldiklerinde koşup evin arka bahçesine

hoşgeldiniz diye çığlık atardım...

duyan, gören oldumu diye kızarır

eve kaçardım...

öyle bir çocuktum

duyargaları fazla açık

fazla meraklı ama

hiç bir zaman özellerini

sormadım insanlara...

anlatırlarsa dinledim...

ben anlattım, hatalarımı

günahlarımı bile paylaştım

paylaşılmayacak kadar

büyük bir günahla şükür ki

yüzleşmedim...

ne zaman biri canımı yakarsa

önce sabredip

sonra resti çekerdim...

yinede affederdim...

iyi yaratılmıştım

iyiliğim beni yaratandandı

benden değildi...

iyi huylu uysal kedi gibiysemde

sahip olduklarım kutsalımdı

sınırlarım zorlanmamalıydı

yumuşak patilerim arasında

duran tırnaklarım

iz bırakır...

kavgam;

uğruna mücadele etmeye

değer bulduğum herşeyde

kavgamla iftihar ederim...

uysal kediysemde

onlar kadar da ehlileşmez ruhum benim...

şimdilerde

onurlu bir kavganın taraflarından biriyim

yaratılmışların içinde biçilen rollerdeyim

artıyı ve eksiyi yaratan

savaşı ve barışı yaratan

etrafımızı kuşatan

Allah'ım

bu kavgada ben ancak

senden tarafım...

hak için

halk için

bilinçle tercih ederim

kavgamız onurumuzdur bizim...

komşusu açken tok yatmayanlar

zalimin zulmüne seyirci kalmayanlar

haksızlığa karşı susmayanlar

yalanları görüp saklanmayanlar

bu kavgadan

kaçacağımız yok bizim...

korkumuz ecelden yana olmaz

borçlu ölmekten olur

biz bunu biliriz...

borç ise illaki parayla olmaz

bunuda bilir söyleriz...

 

SARDUNYAM

Share this post


Link to post
Share on other sites

kelebekvedeirmenwj5.jpg

 

vedalaşmadan düşüyor

hüznünden kopan haykırışlar

selamı bile alınmıyor artık

şarkılardan adı siliniyor adı

unutuluyor kulağına fısıldanan

mısraların satır başları

 

nasıl başlayıp

nasıl bittiği belli olmayan

bir yaşamın kırık aynalarda

bin parça görünüyor

yansıması.

küstürdün baharları

uzun uykuların tam zamanı

 

yaşıyor takliti yaptığı belli

içini titretirken gecenin ayazı

elinde çektiği sabır tesbihinden

kopup gitti çekilmiş anıları

yağmura hasret toprağı

kandıran gri bulutlar gibi

karartıp gündüzünü gürleyip gitti

 

tuttuğun güneştir avuçlarında

yakar en çok kendi benliğini

 

üşümüş parmak uçları

nefesinin buğusunda

ısıtamadığındır

çocuğun gözyaşları

 

sardunyam

Share this post


Link to post
Share on other sites
kelebekvedeirmenwj5.jpg

 

vedalaşmadan düşüyor

hüznünden kopan haykırışlar

selamı bile alınmıyor artık

şarkılardan adı siliniyor adı

unutuluyor kulağına fısıldanan

mısraların satır başları

 

nasıl başlayıp

nasıl bittiği belli olmayan

bir yaşamın kırık aynalarda

bin parça görünüyor

yansıması.

küstürdün baharları

uzun uykuların tam zamanı

 

yaşıyor takliti yaptığı belli

içini titretirken gecenin ayazı

elinde çektiği sabır tesbihinden

kopup gitti çekilmiş anıları

yağmura hasret toprağı

kandıran gri bulutlar gibi

karartıp gündüzünü gürleyip gitti

 

tuttuğun güneştir avuçlarında

yakar en çok kendi benliğini

 

üşümüş parmak uçları

nefesinin buğusunda

ısıtamadığındır

çocuğun gözyaşları

 

sardunyam

 

-_-:wub: çok..çok güzel.. :hug:

Share this post


Link to post
Share on other sites

ab-ı hayat

 

kalburdan elediğim

güneşte kuruttuğum

rüzgara astığım

arı/duru

yalın

kar

buz

buhar

akıp gider

yaprağa düşer

bir sabah alacasında

çiğ tanesi

karanlığında kuşluk vaktinin

düşün/den sızıp

gelirdi

damarlarımda

şimdi

varlığımla

yokluğuma

hazırlayıp

her halini yaşıyor

bende...

 

ruh çalıntı

kayıp

şaşkın

iz bilmez

yol bulmaz

önü arkası sobelenmiş

yırtık bir küpür gibi

hangi tarihten

kaldığı bilinmeyen

görülmemiş

er mektubu

sanki...

 

düşlerine yasak

koyamadı

gece

bir karga çığlık attı

kaçıştı kırlangıçlar

aralarındaydım

uçamadım...

 

derken,

dünyanın öteki

ucundan

selam gönderdim

kendime

duymadım sesimi

uykuya daldım...

 

nicedir,

sorgulanır düşünceler

hala direnmekteyiz

aslı gibiydi

sureti hakkın

suyu yıkayıp

kurutmak için

beklemekteyiz...

 

sardunyam

Share this post


Link to post
Share on other sites

75101423zo6.jpg

 

Kuşku

 

zamanın birinde

insanlar yaşarmış

cennetten kovulmuşlarmış

önce soyunmuş derisinden

sonra giyinmiş çuldan çaputtan

mintanı paçavradan yamanmış

öyle yokluğa düşmüş varlığını yitirmiş

hayli zaman geçmiş üzerinden

ne demlerden demlenmiş soyları

akıp geçmiş tarihin nehirlerinden

kimi yıkanmış, kimi kirlenmiş

 

...

 

derken günler bugünleri kovalamış

zamanın akrebi yelkovanı yakalamış

doğru ile yalanın savaşı hiç bitmemiş

mazisinden korkan soytarı soyu

cesetlerin üstüne gazete örtmeyi

hatta, film icabı ağlamayı bile öğrenmiş

neler neler öğrenirken

insan olduğunu unutmuş

 

...

 

bazıları yağmur olmuş

yoksulun yüzüne yağmamış

bir çirkin duygu ki herkesin içini kaplamış

dost düşman birbirine karışmış

çapanoğlu dedikleri biri

her taşın altında aranmış

saklandığı taş hiç bulunmamış

 

...

 

gözünün önünde dururmuş oysa

etin derdiyle ruhunu hiç görmemiş

 

 

sardunyam

Share this post


Link to post
Share on other sites

huzunpp9.jpg

 

AY

 

her şey zıddı ile aşikar

gece, gündüzle

siyah, beyazla

gül, dikenle

...

yalan, doğruyla belirgin

umut, hasretle

ve nefret aşkla

...

aşk ise çekim

iterken içine çekildiğin

çıkarken dibine düştüğün

...

varsıllığın, yolsulluğunun aynası

ne kadarsan işte o kadarsın

hacmin, kütlene eşit değil

hele kalbin ağır basarsa

...

acıya dayanabildiğin kadar mı adamsın

yoksa adamlığın kadar mı acırsın?

aşk nimetlerin en büyüğü

öpüp başına koymadın

...

çarpılacaksın,

 

üç nokta ve bir virgül kadar

senaryodan satır atlarsın

yazan

yöneten

oynayan

sensin

birgün anlarsın...

 

sardunyam

Share this post


Link to post
Share on other sites

ve/deli

 

hayaller mi insanlara küser

yoksa insanlar mı hayallere?

 

insan önce hayalin peşinden mi koşar,

yoksa hayaller mi insanların peşinden?

 

hangisi var olduğu için vardır diğeri?

 

küstü bana hayallerimin bazısı,

şimdi ben miyim bu işin suçlusu?

 

dar uzun karanlık bir koridor bu yaşam

içerisinde renkli ama loş ışıklar gibi hayal!

 

önünü görecek kadar aydınlatıyor işte

ama hiç bir görüntü asla netleşmiyor.

 

ve bu koridor çok hızlı hareket ediyor !

pek çok ayrıntı gözümüzden kaçıyor.

 

sevgilim, sen hangi hayalin peşindesin?

içinden geçtiğin koridora resmini çizebilir misin?

 

Yoksa sen, hayallerini kimse görmesin diye

karanlık odalara mı zincirledin, ben görmedim.

 

düş kapanı mı senin adın ya da kurtarıcımısın

ah benim dertsiz başım, önce kendini kurtarır mısın?

 

aşk çıplak ayaklı çocuk ayağına diken batmış

ne çıkarır o dikeni, ne çıkarmana izin verir...

 

sardunyam

Share this post


Link to post
Share on other sites

çılgınlık nedir?

 

samimiyetsiz şiirleri gördükçe

duygusuz ilahileri duydukça

hele en adi levhalar üzerine

adını yazmıyorlar mı?

ifrit olup ölüyorum.

bu bayağılık neyin nesi?

aşk sandığınız şey bu kadar mı ucuz

be hey akıl fukaraları!

 

yüzünü gözünü taşa toprağa sürüp

kendine faydası olmayandan

şifa bekleyen zavallı!

 

Allah'ı nerede sanıyorsun?

Ne yapıyor?

Ne düşünüyor?

İnsanlığın rezilliğini seyredip zevke mi dalıyor?

Gösteriş yapın

Kocaman camiler yaptırın

Milyonlarca dolarlık ihaleler alın

karşılığında...

 

Allah'la ihale karşılığımı anlaşacaksınız?

Ne o ağır mı geliyor yazdıklarımız?

 

Siz Allah'ı saf yerine koyacaksınız

hatta gerici,

cezacı, işkenceci,

sabotajcı,

kışkırtıcı,

hatta akıl yoksunu

biz bunları yazınca ağır olacak öyle mi?

 

Ne kadar çağdaş tanıyorsun?

En iyi kim,

En güzel,

En merhametli,

En zeki,

En akılcı,

En muhteşem,

En yenilikçi,

En yaratıcı,

En iyi filazof,

En modern,

En en en en hata yapmayacak nizamcı?

 

İşte onların hepsinin üzerinde olanı

Bu kadar kısır döngüye sokuyorsan

Asıl büyük günaha sen giriyorsun

Ve sen bütün bunlardan mesulsün

Keşke anlayabilseydin...

 

Taşa toprağa ota yüz sürüp

ölülerden medet bekleyen zavallı

sen Allah'a inanmıyorsun

sadece kendini kandırıyorsun...

 

sardunyam

Share this post


Link to post
Share on other sites

aşk çıplak ayaklı çocuk ayağına diken batmış

ne çıkarır o dikeni, ne çıkarmana izin verir...

 

sardunyam

 

-----------------------------

 

Bazen olduğu gibi kabullenmek gerekir.Kimbilir,belki de dikenle besleniyordur ?

Share this post


Link to post
Share on other sites

otuzbeşin gecesi

 

hep merak ettim yolun yarısı denilen yaşı

ve nihayet ortasındayım şimdi

aslını sorarsanız, yaşlanmaktan olmadı hiç korkum

yaşadığımca, yaş alacağımı biliyorum

lakin, ömür böyle geçiyor

akşamdan sabaha

sabahtan akşama

gün geceye kavuşuyor

yollar illaki bir yere varıyor

kırılan testilerden sızan su

her daim yol buluyor

aklı baliğ olma yaşı belli olmazmış insanların

her ne kadar onsekiz yaş sınırı koysalarda

ergenlik geliyormuş ama erdemlik gelmeyebiliyormuş

otuzüç ile otuzbeş arası geçen günlerimi

saymadım ben,

sormayın neden diye

yaşamadım sayın sizde

hayat size umduğunuzu verdi mi bilmem

ben çok şey umuyordum

meğer yaşam umutla geçmiyormuş

illaki kavga ile geçiyormuş

açlık belası işte

kimi ruhunu, kimi karnını doyurma kavgasında

aş için ekmek aslanın ağzında da

ruh için ekmek bulmak nasipte var mı?

 

sardunyam

Share this post


Link to post
Share on other sites

bitti

 

aklına gelen başına geliyor diyordu eskiler

şimdilerde "The Secret" adını veriyorlar

çağırıyoruz...

 

bir yerden tutunuyoruz hayata

hayat ellerimizde asılıp kalıyor

uğraşıyoruz...

 

korkuyuda, sevgiyide, saygıyıda öğretiyorlar

ne biliyorsak öğrendiklerimiz kadar işte

savruluyoruz...

 

sınırlar çiziyorlar hayatımıza, her dakikasına

doğruyu, yanlışı biliyorum mu sanıyorsun?

uyguluyoruz...

 

bir tek aşk öğretilemiyor,

yalnız onu yaşayınca anlıyor, dokunuyor, kokluyor

ağlıyoruz...

 

geri kalan herşey öğreniliyor,

yapamam dediklerimizi yapıyor, ölürüm sanıyor

yaşıyoruz...!!!

 

sardunyam

Share this post


Link to post
Share on other sites

hayalperest

 

eğreti duruyor üstünde hayaller

uymadı bedenine bu yalan kıyafetler

ne kadar süslersen süsle

işte o kadarsın

bir milim daha uzamayacaksın

 

umurumda mı sanıyorsun

umur ile tanışmadım daha önce

 

özgür ölmezsem bil ki,

ölmeyeceğim

 

ne derler benim için bilir misin?

hiç kimseyi incitemez

ama öldürebilir...!

 

Share this post


Link to post
Share on other sites

yüreğine sağlık bidenem :clover:

 

Dün akşama doğru turuncu bir bulut geçti

Sonra bütün bulutlar hep birden geçti

Anılar, anılar, belki hepsi bir kelime.

 

Share this post


Link to post
Share on other sites

kadın/ım

 

bir kalp çarpıntısı sol yanımda

Havva'dan bu güne, yana yakıl/a

kaç recm geçti başımdan

kaç kürtaja zorlandım biliyormusunuz?

 

namusu bendim namussuzların

edebi bendim edebsizlerin

kurbanı bendim adaklarının

en kolay beni harcadılar, hiç ses etmedim

 

doğuştan bir sıfır mağlup başlamıştı

herşeyi üstümde denediler ağzımı açmadım

kime ait olsam onun hizmetine girdim

sukünetimi güçsüzlük sandı mahluklar

 

sonra birgün dayanamaz oldum acılara

kendi doğdukları yere ihanet edenlere

ayıp diye beni toprağa diri gömerken

vahşetine kılıf uyduruyor, hala anlamıyordu!

 

kaç kişiyi azad ettim günahlarından

kimi ektim yetişecek insan tarlasına

artık hatırlamıyorum!

belki birgün doğarım ama şimdi uyuyorum!

 

(ezilen kadınlar için usulca :clover: )

Share this post


Link to post
Share on other sites

hayy

 

Şehvetin arsızlığı bacak arasında

Aşk sandığı şey kedidir Mart ayında

Yalanır durur edebsiz,

Bir ölü doğurur üç beş ayda

 

Boğulacaksan birgün aşk ile

Okyanus olsun içerisine daldığın

Bir sinek gibi düşmüş lağım çukuruna

Tutunduğu herşeye bulaştırır...

Share this post


Link to post
Share on other sites

hüzzam beste

 

Hayal kırığı batar topuklarıma

Yürüdüğüm yol üzerinde

Artık sevda/sız/lar

Gül dalına düşer

Bir damla düş, ağlar

Rengi sarılık kesmiş

Hüzzam bestelere çalar

 

İçimde ki beste

Dile gelmez

Aklıma gelenler

Söylen-e-mez

 

Bin fitne sarmış dört yanımızı

Kan ağlar kızılcık şerbeti içtik deriz

Ne kadar nefret kusuyor olsa dil

Gırtlağında düğüm düğüm olan nedir?

Share this post


Link to post
Share on other sites

ne cok kalabalıksın sen..

oysa bir tek kadını sevmiştim...

bir sözünden kafiyeler uydurdugum

ordasın diye, varsın diye, okursun diye panikledigim olur olmaz

sonra tamam okudu deyip gülümsedigim

bir kadındın sen

tanıdım diyebildigim

teninin tuzu dudaklarımda inkar edemedigim

ne cok korkmustum dizlerinin dibinde

kırılmaktan cok kırmaktan

yarım kalmaktan belkide en ateşli yerinde sevdanın

belkide öyle yorgundum ki

bir kez daha öpse beni

kalbim buna dayanmazı düşünüyorken

ayrılık bir otobüs penceresine sığmıştı

sanki bir kac dakika önce

o güzel dudaklar benim tarafımdan öpülmemiş gibi

bir hoşçakalı fısıldıyorlarken...

Share this post


Link to post
Share on other sites

Veysel ÇOLAK

 

YARA İÇİNDE YARA

 

Bak, bu beyaz karanfil senin aşkaşımın olsun

Hohlayıp onunla silersin kalbini

Ne zaman yüzüne çalışsam gökyüzü oluyor

Göğsün yaz içinde

Dağlara bakmaya koşuyoruz birlikte

Ama sen sıyırıp gidiyorsun içimi.

 

Bir ırmaktan aktıkça yıkandığım

Kılıç için dokunmuştun, ipektin kesinlikle

Bana kızdığında kuş seslerine yenilirdin

Hızlandırırdın soluğumu

Harlı gövdene alıştırırdın

Tenin gelip de geceme vurunca

Soyunur çoğalırdın

İçimde, batığına aşık bir denizin kokusu.

 

Bir bıçağın iki yüzü, huysuz dilin

Nerede bir ayaklanma olsa iterdin kendini

Dokunsan sönerdi ateş

Sabahı uyurduk isteseydin eğer

Bir okyanusla yarıştırırdın çıplaklığını

Saçlarını topla ki boynunda alanlar açılsın.

 

Alnım kanıyor, üstüme devriliyor uzaklık

Alıp gidiyorsun işte geveze günlerini.

 

Aşk değil bu, yara içinde yara !

 

Dünya, 2001

Share this post


Link to post
Share on other sites

GERÇEK

 

 

kırıklarım gerçekti

hafife alışınız ondandı

onaramayışım

unutamayışım

bundandı

kırıklarım gerçekti

basite alışınız ondandı

konuşurken duymayışınıza

paylaşırken almayışınıza

bakarken görmeyişinize

kırılışlarım bundandı

fakat siz hafife alırdınız!

 

ben birgün bana dedim ki!

beni anla,

beni duy,

beni gör!

bana benden daha yakını bulamayacaksın!

 

ogünden bugüne

yaralarımı kendim yalamaktayım...

 

kırıklarım gerçekti

ve ben kendimi hafife almadım!

 

Share this post


Link to post
Share on other sites

Sırn/aşık

 

"Ne garip,

Bir yalana tutunmuş olmak

Trajediler yaratıp kendine

Tuhaf orgazmlar yaşamak

Orgazma tapınmak!"

 

Ölümsüz hayaline aşıktı adam,

Bir ceset aramaya başlayıp,

O kadını yaratacaktı!

 

Öyle ütopikti düşleri/düşünceleri

Duymak istediklerine açıktı sadece gözleri

Görmesi mümkün olanı, ısırırdı dudaklarıyla

 

Öyle acınası,

Ve o kadar ucube

Saçma!

 

Öpülesi şeytanlar gibi

Çığlıklarıyla tahrik edici

Kurgusal, kabare ve hatta komedi!

 

Kadın hayaliydi,

Hayalden ibaretti

Öyle gerçek sanmıştı ki,

Kadın, düş ipiyle intihar etti!

 

Share this post


Link to post
Share on other sites

Batoz

 

Ne kalbime dokunur sözleri

Ne anlamı olsun yalanların

Değil aklımın bir köşesinde

Ayak bastığım kaldırım taşında bile

Dolaşamaz hayalleri

Taşacak gibi olur kaynayan kazan

Olgunlaşmamış ham bir meyva olsa

Kurtlanır, aklımda!

O kadar uzak...

Nereye koysun kendini,

İki şiir yazıp

Yutacak olduğunu sanıyor

Arzuhalleri,

Adını anacak olsa gönül

Adını bilmesi gerekir,

Boğacak mı kendini?

Zehirli sarmaşık

Tehlikeli sularda

Pandoranın kutusunu açar

İçinden kudurmuş bir it çıkar!

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You are posting as a guest. If you have an account, sign in now to post with your account.
Note: Your post will require moderator approval before it will be visible.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Sign in to follow this  

×
×
  • Create New...

Important Information

By using this site, you agree to our Terms of Use.