Zıplanacak içerik
  • Üye Ol

LostsouL

Φ Üyeler
  • İçerik Sayısı

    1.129
  • Katılım

  • Son Ziyaret

  • Lider Olduğu Günler

    1

LostsouL son kazandığı tarih 15 Kasım 2011

LostsouL en çok beğeni kazanandı!

4 Takip eden

Diğer Bilgiler

  • Website URL
    http://
  • ICQ
    0

Profil Bilgileri

  • Cinsiyet
    Belirtmemiş
  • İlgi Alanları
    ,

En Son Profil Ziyaretçileri

19.704 profil görüntüsü

LostsouL - Başarıları

Danışman

Danışman (12/14)

  • İlk İleti
  • Ortak Nadir
  • Başlık ve İleti Makinesi Nadir
  • Birinci Hafta Tamamlandı
  • Bir Ay Sonra

Son Rozetler

2

İçerik İtibarınız

  1. 14 Şubat/ INVULNERABLE Açılırdı yaprakları gonca gülllerin kış güneşlerine aldanmış erik ağaçları gibi zamansız çiçekleri bembeyaz bir örtü bedenine örtülmüş kefen desen değil yeni doğar ya insan yavrusu sarılır kan içinde bembeyaz bir çarşafa insan doğarken gel desen sığmazdı yüregim bu zayıf bedene nefes nefese kalmış yetişememiş verdiği randevu saatlerine bu yüzden hep biraz mahçup gel desen plansız bir hayata çıkarsız toplamasız ertesi güne ayılmaya çalışan bir alkolik gibi masada son kuruşuna kadar kaybetmiş bir kumarbaz gibi gel desen anla öyle bırakırdım herşeyi gelirdim ... Mo Cion Daonnan...
  2. durumunu güncellememiş

  3. Evli barklı utanmaz koca uyur hatun uyumaz dengini bilmez dengesiz , haddini bilmez iffetsiz geçmişini unutur çal kalem çala çala eskiye rağbet olsa bit pazarına nur yağardı
  4. meyhane sarkıları dinliyorum sulu arabesk tarzından kasıt aramıyorum tanrının oyununda hala o kadar önemli bir kulu değilim kırmızı bir kalemle ismim cizilmemiş doğmamış aşklara isimsiz metuplarda yazmıyorum artık yada bilindik numaralara cevapsız çağrılar bir gün daha gececek ardından cevapsız kalan çağrılar eskiyecek can atilla çalacak ezgilerini boğazdan başka bir yolcu gemisi geçip başka hayallere demir atacak başka sevgililer el ele tutusup baska hayallere yol alacak belki o günkü kadar güzel olmayacak ama yinede güzel bir gün daha yaşanacak istanbul sahilinde büyülü bir günün ardından başka sevgililerde öpüşecek bizim gibi belki o kadar özel olmayacak ama yeni bir aşka daha gebe kalacak bu şehir zamansız sancılar arasında erken dogumlarla sarsılıp başka hayatlara düşecek yıldırım gibi tutulacak bir kız cocugu baska bir erkek cocuguna masalmı gercekmi yazılacakmı boyle bir ask tarih bunuda kayıt edecekmi izi kalacakmı yeni sözlerin başka şair tarafından yazılınca yoksa karışıp tozlu sayfalar aasına yaşanmıslıkla yetinecekmi insan sececekmi adam o zaman huzurlu bir aşkı huzursuz bir yalnızlığa tercih edip elinde sımsıkı tuttugu o küçük kız çocugu elini öpüp koklayıp şükredecekmi tanrısına yoksa satıp ruhunu şeytana acılı bir ölüm karşılıgında sıgınacakmı sonu belirsiz yarınların koynuna?
  5. bir cıkar yolu yok yeni bir yıla girerken ne cabuk eskidi yasadıklarımız yeni umut temennilerimiz umutlarımız ne kadar cabuk tükendi beyoğlu tramwayı yanımızdan gecerken kalabalıgın bir parcası olmak ara sokaklardan bir bar secip teras katından sehri istanbula seyredalmak ne çok hayata ortak olmak varken biz birbirimizi sectik ne cok sevda varken biz olmazı istedik bahtı kara kadere yenik hayata küskün tanrısıyla kavgalı edebiyat terimleninden en asileriyle biz en olmazı istedik sıyrılıp tüm sıfatlarımızdan anne olmak ogul olmak baba olmak abi olmaktan vazgecip biz kendi hayatımızı istedik dibini gordukce alkol yüklü şişelerin biz sarhoş olmamayı sectik inceldi her gun biz kopmadan yasamayı istedik dimağımızda bir mayhosluk uyku çöktü gözlerimize biz ayık kalmayı istedik sen uzaklastıgını düşündükce benden ben sensiz bir rüyayla canım sıkılıyor hepsi bir illlüzyondan ibaret gözüm kanıyor kalbim inanmıyor konuşmak hala delil olarak kabul edilmiyor sarsılıyor temelleri eski bir dunyanın felakeketler üstüne ekleniyor sevgilim sen sevdiğim değilmisin? sevgilim sen benim istedigimmisin biterken ömrüm kollarında son nefesimi vereceğimmisin?
  6. karanlık suda taş sektirmeye çalışan çocuk gibiyim çarpma seslerini hesaplıyorum durup bir trafik lambası dibinde ikaz sesini bekleyen kör gibi -şimdi karşıya geçebiliriniz'i... önümden geçip giden motor seslerinin azalmasını beklerken koluma giren bir yabancı -şimdi güvendesiniz... yenimi uyanıyordum uykumdan bu mahmurluk bu kafa karışması hangi zaman diliminden alıntılanmıştım lise ikinci sınıf tarih kitabında iki buçuk sayfa toplamında anlatılan hani şu okul bitince unutulacak derslerden olur ya kimisi sınav ertesinde unutulanlardan tehlike anında camı kırınızlarla büyütülmüş ve hep bir tehlikenin eşiğindeymiş gibi tetikte geçmiş sıyrılıp bu eziklikten ağzını açıp konuşamamış belkide bu yüzden hep fırsatlar kaçtıktan sonra farkedip yeni kayıplar karşısında ürkmüş sebat etmiş ne zaman başını kaldıracak olsa daha sert bir tokatla yanakları kızarmış bir çocuklukla geçti çağlarımız bu yüzdendir şimdi sivrilmesin diye dillerimiz olur olmaz herşeye susmalarımız... kasıtlı yapmıyordum oysa hayat zorluyordu beni durmadan kimleri yormadıki şimdi beni yoruyor diye yakınmalarım kırılan kadeh seslerini meze yaparken çaresizliğime bir insan hayatına kaç mucize sığdırılabilrdiki? ve bu insanın ben olabilme ihtimali binde kaçtı ki? nasılda tozlanıyor rafları üzerinde anıların saklandığı geri dönmemek ayıpmıydı? hatırlamamak? bir insan hayatında kaç geçmişi gömerek saklayabilrdi? yüzü boyalı bir palyaço edasıyla gülümserken yüzündeki boyaları akmaya başlamadan ne kadar ağlayabilrdi insan? kısmende olsa haklıydım aslında baktığım yerden doğruydu kafamı çevirmek aklıma bile gelmemişti soğuk esprilerine maruz bırakılmış kaderin olur olmaz herşeye gülümserken bu oyunculuksa eğer kim verecek başarı ödüllerimizi ve neye göre değerlendirelecek? ne kadarını oldurabiliyoruz hayal ettiklerimizin? ya olduramadıklarımız? kaç satıra saklayabilrsin?
  7. açılınca pandoranın kutusu bir bilinmezlik yayıldı yeryüzüne herkes suskun ürkek bekledi payına düşeni en çok korkan çaresiz kaldı en cesur olan ışığı gördü inanan mutlu olurken en korkağı kendi içine kapattı arkasını dönüp kaçarken... insan inkar etti önce sonra kabullendi hayat akışına devam ederken bize sadece yaşamak kaldı yaşanılan her gün biraz daha bizi bizden elırken... ölmek sıradan günlere paylastırılırken erteledik aklımızdakileri bir gün karar verdik yaşamaya ama o gün yaşamak icin öyle geçtiki..
  8. beklemek... 01:23 bir şarkı seçmek listeden sonra beklemek durup durup telefonu kontrol etmek hatta sesini iyice açmak olurya duymam diye... 01:25 bir sigara daha yakmak açıp bir sayfa yeniden yazmaya çalışmak yüzüne bakarken söylemek bu kadar kolay olmazdı biliyorum 01:26 kalkıp kitaplarımı düzelttim... yerdeki cdleri kaldırıp masanın üzerindekileri topladım yine ekranın karşısına oturdum ama gözümün ucu hep telefonda... 01:28 telefon hatlarında sorun olmalı sana attığım mesaj için iletildi raporu gelmedi yeniden gönderdim uyuyormusun? çokmu yoruldun bugün... 01:30 dayanamadım aradım kapalı telefonun... yoksa çekmiyormu neredesin ki? 01:32 yaparken elime yüzüme bulaştırdığım plan gibisin herşey hazır kaybetmek için gereken buluşmak için günleri sayarken hiçmi umut taşıyamaz insan işler yolunda gidecek diye hep bir huzursuzluk ha bozuldu ha bozulacak tek bir yanlış kelime söylesem tek bir yanlış düşünceye kapılsam yıkılacak dünyamın ayakta duran surları altından kalkamayıp dizlerimin üzerine düşücem... 01:35 başka bir şarkı daha çalmasın diye listemdeki diğer bütün şarkıları sildim içimdeki yangına yağan yağmur gibi duyduğum bu müzik, bu sözler... 01:36 doğum öncesi kasıklarındaki ağrıya dayanamayıp ağlayan kadın gibiyim ne azalıyor nede geçiyor nefes alıp vermek bir halta yaramıyor zaman inadına yavaşlamış karnım burnumda ölü bir bebek doğurmaktan korkuyorum ölesiye... 01:38 pan'ın labirentinde kayboldum kendi aklımın dehlizlerinde tuhaf yaratıklar geziyor odamın içinde mavi televizyon ışığında hayaller görüyorum görmezden gelip yoklarmış gibi seni bekliyorum... 01:39 bir sigara daha bir şişe daha alkol resimlerine bakıyorum durup durup teninin kıvrımlarını hatırlamaya çalışıyorum ve kızıyorum aklıma hatırlayacak kadar genç kalamadığı için... 01:41 beklemek sönmek üzere bir ateşin başında sıcak küllere ellerimi uzatıp ısınmaya çalışmak alışmak yaşamaya başka dilek hakkı yok bu masal beklenildiği üzere mutlulukla sonlanmayacak... 01:42 ayılmak kimin buna ihtiyacı varki bu saatten sonra? beklentilerimle bıraksın beni hayat umut vaat etmesin ben kendi umutlarımı bulurum mutlu etmesin beni ben kendi hüznümle mutluyum... seni sarmasın başıma sensizde yeterince bomboşum... 01:44 iplerinden kurtulmuş ama bağlanmadan bir yere ayakta durmayı unutmuş bir kukla gibiyim... hapsolduğu kafesten kaçma hayalleri kurmuş ama kafesinden çıktığı gün gelene kadar çoktan uçmayı unutmuş çelimsiz kanatlarıyla bir kuş yem olacak düştüğü yerde ama ne mutlu esaretten kurtulmuş... 01:47 hala yoksun çokmu meşgulsun? yoksa çoktan uyudunmu çıkarıp aklından beni ne zaman alacaksın geri? kaç 47 dakika? kac saat? kaç gün... her saniye aklımda beklemek yorgun düşüp avuçlarının arasında bir telefonla uyuya kalmak olurda ararsın olurda duymam diye sesini açmak... beklemek sensiz bir hayata katlanmak yerine ararsın umutlarını ekmek aklıma ve beklemek geri gelsen bile gideceğini bilerek...
  9. sersefil bir sensizligin ortasında beklemek gelebilme ihtimlallerin hesaplayıp gelmeme ihtimallerinden cıkarmak umut böyle birsey eksilsede hayatından her yeni gün buna degerdi diyebilmek... silip yeni bastan yazabilrmisin bunza yıldan sonra gördüklerini ardında bir iz bırkabilrmisin yoksa önemi yokmu bunların sensiz bir hayata yinede beni baglayabilrmisin.. yalnız kaldıgın icinmi öpmek istyorsun beni caresiz kaldıgın icinmi teninin atesini tenimde sogutuyorsun bende baska bir erkek daha girseydi hayatına yine özlermiydin beni? bende sonra bir adam daha tatmin etseydi benim kadar seni simdi benim icin yanarmıydın? sevda bunun neresinde? şehvetini dindirecek bir heyecan olsaydı elinde yıllar sonra hatırlarmıydın beni?
  10. söylenemeyecek sözün ne anlamı var yaşanamayacak anın güzelliği bilinse neye yarar sonrası olmayan birlikteliğin yalnızlıktan ne farkı var bir fahişe gibi kadının koynunda erkek olsan neye yarar söndürüp ateşini teninde ertesi sabahında yalnız uyanmışsın hayatına ne kadar mutluluk katar? çok içip sarhoş olmakla sensiz br ayıklık arasında ne fark var? isteyipte söyleyemedikten sonra sevgi sözcükleri neye yarar çok başarlı olmak sensiz bir başarılıksızlık karsısında hayatıma ne kadar anlam katar... koynunda yasanacak bir kac gece senden uzakta bir ömrü yaşamayı ne kadar katlalınır kılar gölgende soluklanmaktansa ateşinde yanmak düşünceleri arasında hangisi daha karamsar.. istediğim sensin yaşadığım bir baskası bir akıl nasıl boyle bir inkara kanar... elimin tersiyle dokunsam ne kadar düzelir bu kırışıklıklar hepsini inkar etsem bu inanç hangi cehaleti boğar... seni seviyorum sana karşı işlediğim kaç günahı boğar? seni özlüyorum bu özlemek sensiz kaç sabahta daha uyanmayı mümkün kılar...
  11. eğer sana sevdiğimi söyleseydim birşeylerin ters gittiğini düşünebilrdin ben çok yüzü olan bir adam değilim takdığım maske tekdir... esirgediğim hep biraz kırılganlık payı bırakmaktı aramızda hep biraz mesafeli durmak korumaya çalıştıkca seni içimdeki hayvandan sen bana yaklaştıkça ben uzak durdum tahmin edememiştim seni kaybetmenin acısının büyüklüğünü. sandım ki bensiz mutlu olursan eğer sensiz mutsuzluğuma değer.. senin yerine karar verdim bir seçim yaptım sandım ki bensiz daha mutlu olacaksan eğer sensiz bir hayata katlanılabilir... öyle zormuş ki uyandığım herhangi bir sabah görememek telefonumda özlem dolu mesajlarını cevapsız çağrılarını seninleyken yaptığım tüm hataların senden sonra böylesine büyüyüp içimde ağır geleceğini teslim olmazmıydım kaderin oyunlarına... düşüp kalsamda dizlerimin üzerinde düştüğüm yer senin yakınında diye eyvallah demezmiydim... tutup kaldıran sen olacaksan bu bir kayıp değil dokunan sen olacaksan eğer bu bir ayıp değil... bir şansım daha olsaydı seni ilk gördüğüm ana geri dönmek isterdim daha çok sevebilmek için seni yalan değil...
  12. benimle konustugun zaman eğlenmiyormusun? gülümsemiyormusun beni gördügün zaman baktıgında ekrana benim için sen yeni bir kac mısradan baska ne olabilrsin? bir şairim ben yazdıklarına tutkun daha önce olmamış birşey gibi girip hayatıma yada çok önceden olmuş ama unutmusumdur anımsatırsın bana yazılası en güzel satırlara seni kazanmak kadar kaybetmekte olacak başlayacak bu ilk kıvılcımda ve sönmeye bırakılacak zamanla çok mutlu olup çok eğleneceğiz belki hepsini yazacağım hepsini kaybedip ayrıldıktan sonra bunuda yazacağım... bir gün anımsayıp küçük sevgilimi derin iç çekişlerimi rakı kadehlerinde saklayacağım..
  13. esaslı bir orgazmın ardından bir sigara daha yakmak karanlığa inat kızıl bir kıvılcım dudaklarının ucunda sessizliğe inat derin bir iççekişle başlamak konuşmaya yorgunluk nasılda tatlı bırakmak kendini terden sırılsıklam olmuş az önce sevişmiş hala sakinleşmemiş bir kadın bedeni üzerinde incecik parmaklarının izler hala sırtında sızısı geçecek sımsıcak soluğu altında nasılda diri kalmış öpülmekten yorulmamış güzel göğüsleri dudaklarının ucunda doymuşta yeniden acıkmış gibi kurumadan şehveti susamış gibi bir dokunmayla yeniden başlayacak fırtınaya... nasıl gönüllü bir kırılganlıktır bu parçaları bulunmayacak dağıldığında nasıl bir teslimiyettir bu gözleri sımsıkı kapalı dudakları dişlerinin arasında öperken en mahrem yerlerini yüzü kızarmış utancından bir yanı dur diye yalvarırken diğer yanı bu uysallığı bastırmakta bir kadın olmak için bastırırken bir yanı diğer yanı korkup kacmakta bir eli sımsıkı sarılmış çarsafa diğer eli kaybolmamak için bu karmaşada sımsıkı tutup içine bastırmakta kısa saçlarıyla başımı... elinde olsa kesip alacak boynumun en ince yerinden korkmuş titriyor belkide heyecandan kapılıp aktığı bu anların toplamından hala içinde şüpheleri çok istiyor belkide günah denmiş böyle büyütülmüş eskiden beri bedeninin istediği yasaklanmış ruhu başkaldırmış yeni bir ateş tutuşturulmuş ilk orgazmın ardından ilk defa değmiş tenine bir yabancının eli aşk bunun neresinde? körpe bedeninin dehlizlerinde kaybolurken ben o kendini bulacak ama hangi kelimelerimde... ben kayalıklarında parcalarımı bırakırken o yeni bir ben yaratacak aklının her yanında şehvet dolu inlemeleriyle...
  14. zamanla geçiyormu? az önce öpülmüş dudaklarının ıslaklığı? kalbin deli gibi çarparken unutuluyormu kulaklarındaki o uğuldama öğreniyormu insan yaşamayı herşeye rağmen yenilmiş bir kalple arkasına bakmadan yürümeyi? zamanla inkar edilebiliyormu inandığımız? dimdik ayakta yaşarken bir ömrü saygıdan değil zavallılıktan karşısında diz çöküp uysal bir kölelikle inkarlarımız en büyük sözlerimizi kelime oyunlarına sığınıp saklandığımız... görünmez olunabiliyormu? zamanla... unutabiliyormu insan bütün yol boyunca elinde tuttuğu eli terleyen bir otobüs yolculuğunda omzu uyuşşsada başının altında o saçlarının kokusu yokmu işte o koku sabah uyandığında yanındaki yastığa sinen o koku uçup gidiyor mu? zamanla... bir kadeh rakı bir kaç satır mısra belki de unutulacak ayıldıktan sonra bir hayale kapılmak olmayacak belki insan kanmayacak ama yaşanmışlık içinde o eskimiş an'lar için yenilerine surat asıp nankör bir köpek gibi hep mutsuz hep hırlayarak bakmak hayata geçer mi bu öfke? sakinleşir mi insan zamanla.... o tutkusu dokunuşların etin ete değmesi ışık bile utanır giremez araya soğuk tutuşur alevleri sararken bedeni o kadar yoksul bir o kadar zengin bir sevişme anı düştüğünde aklına aylar geçsede aradan tahrik olmaz mı artık insan etkisi geçermi bunun zamanla... düşünmekten yorgun düşer duası yetmez kaderine uyanası gelmez bir zamanlar sığamadığın şimdi ise bir türlü dolduramadığın o yatakta yapayalnız ve kederli kaybolan yıllardan arta kalan şerefli bir yenilgi ne zaman kazandık ki biz? şimdi bırakıp kendimizi zamanın nadasına herşey düzelecek diye umut sarıyoruz kırıklarımıza...
  15. bir sabahın oluşu gibi bakışlarının düştüğü yerde olmak özlenmeyi bilmek senin tarafından istenmek susmaya çalışırken tutamamak kendini berbat etmek bir çuval inciri yüzsüzlük edip utanmadan istemek vaat edilen sen değildin belki feragat edip hakkımdan sana hazırlanmak boyun eğmek bu yıkıma gönüllü bir esareti seçmek snsuz bir özgürlük yerine senin olmak var olduğun için hangi tanrıya şükretmeli var olduğun için bu yaşamak denen oyun daha katlanılır ne zaman bırakıp gitmek istesem sesin düşer aklıma kal dediğin her an yeniden bağlanır unuturum tüm karamsarlıkları yeniden başlarım türküme sanki hiç susmamışım gibi kal dediğin her an yeni bir çiçek açar kurumuş çoraklığımda solmasın diye her sabah ben ağlarım... seninle sevişmek böyle birşey bitti dediğim her anda küllerimden doğar daha güçlü ayağa kalkarım sana soyunur bu beden senden başka hicbir kadına böylesine büyük bi ateşle yanamam senden sonra hiçbir kadına bu kadar kolay teslim olamam..
×
×
  • Yeni Oluştur...

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.