İçeriğe atla
View in the app

A better way to browse. Learn more.

Tartışma ve Paylaşımların Merkezi - Türkçe Forum - Turkish Forum / Board / Blog

Ana ekranınızda anlık bildirimler, rozetler ve daha fazlasıyla tam ekran uygulama.

To install this app on iOS and iPadOS
  1. Tap the Share icon in Safari
  2. Scroll the menu and tap Add to Home Screen.
  3. Tap Add in the top-right corner.
To install this app on Android
  1. Tap the 3-dot menu (⋮) in the top-right corner of the browser.
  2. Tap Add to Home screen or Install app.
  3. Confirm by tapping Install.

Aries

Φ Üyeler
  • Katılım

  • Son Ziyaret

Aries tarafından postalanan herşey

  1. Deme dostuna ,der dostuna.Bir gün olur tuz basarlar postuna.
  2. Para ve insan arasındaki karşılıklı ilişki şöyledir: İnsan paranın sahtesini yapar, para da insanın. Benjamin Franklin
  3. Eğer Romantik besteci içinden gelen tüm duyguları sanatına aktaran, yapıtlarını bir günce gibi kullanan kişiyse, 19. yüzyılın en önemli Fransız bestecisi Hector Berlioz, bu akımın çok iyi bir temsilcisidir. Berlioz çevresindeki gerçek kişiler ve olaylar kadar, gerçeküstü düşlemlerini, aşk, tutku, umutsuzluk gibi çeşitli duygularını, neredeyse otobiyografik bir biçimde müziğine aktarmıştır. Büyük orkestrasıyla, kapsamlı senfonik yapıtlarıyla, melodik çizgisinin inceliği kadar armonik dokusunun zenginliği ve dramatik betimlemeleriyle modern senfoninin yaratıcısı olarak kabul edilir. Fantastik Senfoni'si, Requiem'i, Roma Karnaval Uvertürü, Harold İtalya'da başlıklı geniş senfonik çalışmaları ve Troyalılar operası Romantik müziğin kaleleri olan yapıtlardır. Hector Berlioz, 11 Aralık 1803 tarihinde bir tıp doktorunun oğlu olarak Fransa'nın Lyon yakınlarındaki Isere'de dünyaya gelir. 1821'de babası ona da tıp eğitimi vermek üzere Paris'e gönderir. Oysa Hector çocukluğundan beri flüt ve gitar çalmış, birtakım beste denemeleri yaparak müzik dünyasına girmiştir. Anılarından öğrendiğimize göre tıp doktorluğunun gereği olan kesip biçme işlemleri, onun duyarlı yapısına ters düşer. İlk opera çalışmalarında Gluck'un operalarından etkilenen Berlioz, önce özel olarak besteci Jean François Le Sueur ile çalışır. 1824'te tıp okumayı iyice bıraktığında ailesinden gelen parasal destek de azalır. Böylece şarkı söyleyip, ders verip, yazı yazıp tüm yeteneklerini kullanarak kendini geçindirmeye çalışır. 1826'da konservatuvara girer ve Antonin Reicha gibi saygın bir kontrpuan profesörünün öğrencisi olur. 1827'de izlediği Shakespeare'in Hamlet'i İngilizceyi anlamadığı halde besteciyi son derece etkiler. Özellikle Ophelia rolündeki Harriet Smithson'a hayran kalır. Bundan böyle Harriet'i her yerde izler, peşinden koşar ve ona yaklaşabilmek için elinden geleni yapar. Bu arada birkaç kez Roma Ödülü'ne aday olur. Yapıtlarının fazla yeni ve anlaşılmaz olduğu gerekçesiyle reddedilir. En sonunda, 1830'da Roma Ödülü'nü Sardanapal'ın Son Gecesi adlı geleneksel yapıda bir kantata ile kazanır. Böylece hükümet çağrılısı olarak 1831'de Roma'ya gitme fırsatı bulur. Aynı yıl, beş ay içinde, ilk temel çalışması olan Fantastik Senfoni'yi tamamlar ve kendisine böylesi bir senfoni yazmaya esin kaynağı olan Harriet Smithson ile evlenmeyi iyice aklına koyar. 1832'de Paris'e dönünce Fantastik Senfoni'nin bir seslendirisine Harriet Smithson'ı da çağırmayı başarır. Konserin sonunda tanışırlar. Harriet, adına yazılan bu senfoniden pek etkilenmiş görünmese de Berlioz aşkında ısrarlıdır. En sonunda, 1833'te, onca yıl peşinde koştuğu ve ulaşamayacağını sandığı bu aktris ile (tüm çevresinin ve ailesinin karşı çıkmasına karşın) evlenir. Bir süre mutlu yaşarlar ancak 1840'tan sonra ayrı dünyaları seçerler. 1834-40 arası, bestecinin en büyük yapıtlarını ürettiği yıllardır. Operaları, Requiem'i ve pek çok yapıtının yanı sıra müzik yazarlığı ile de ün yapar ve para kazanır. Tam 25 yıl müzik yazıları yazmayı sürdürmüştür. Ayrıca çalgılama ve orkestralama kuramları üstüne bir kitap da yazmıştır. 1841'de Berlioz'un Fransa'daki ünü solmaya başlar. Yeni sevgilisi şancı Marie Recio ile Almanya turnesi yaparlar. Aynı yıl, ilk Rusya turnesini de gerçekleştirir. Besteciliğinden çok, iyi bir orkestra şefi olarak tanınmakta ve her gittiği yerde büyük ilgi toplamaktadır. 1844'te Harriet'tan iyice ayrılır. 1846'da Paris'te seslendirilen Fanst'un Lanetlenmesi başlıklı dramatik senfonisi, başarısızlıkla sonuçlanır. 1849'da bestelediği Te Deum, 1855'e dek seslendirilmez. Nedense Paris'te Berlioz'a karşı olumsuz bir tutum vardır. 1848'de tüm Avrupa'da, şef ve besteci olarak turneler yapar. Dört kez Londra'ya gider. Bu arada Paris'te ve tüm Avrupa'da devrim yaşanmaktadır. Birçok sanatçı gibi Berlioz da konserlerinin karşılığı olan parayı alamaz. 1852'de Weimar'da Liszt ile birlikte olur, Liszt onun adına bir Berlioz Haftası düzenler. Cellini'nin yeni bir düzenlemesini Liszt yönetir. Karşılıklı Faust yapıtlarını birbirlerine adarlar. Bir yıl sonra Cellini'nin Londra temsili yine başarısızlıkla sonuçlanır. Ancak Berlioz, aynı ortamda Beethoven'in Koral Sen-foni'sini yönetmenin kıvancını yaşar. Ve ilk kez Wagner ile tanışır. 1854'te 12 yıldır birlikte yaşadığı şancı Marie Recio ile evlenir. 1856'dan 1858'e dek büyük operası Troyahlar'ın üstünde çalışır. 1860-62 arasında son çalışması Beatrice ve Benedict'i tamamlar. Berlioz 1867'deki Rusya turnesinden yorgun ve hasta döner. Uzun süre hasta yattıktan sonra 8 Mart 1869'da Paris'te ölür. Yaşamının son yıllarını büyük bir acı ve yalnızlık içinde geçirir, çünkü Harriet 1854'te, ikinci eşi Marie Recio 1862'de ölmüştür. BERLİOZ'UN YAPITLARI Berlioz, Shakespeare'in yapıtlarından esinlendiği gibi kendi çağdaşı olan şair ve yazarlardan da esin bulmuştur. İkinci senfonisine Byron'ın Childe Harold'ından esinlenip Harold İtalya'da başlığını vermiştir. Paganini, 20 bin frank vererek ısmarladığı ve kendisi için viyola soloyu içeren bu yapıtı solist için yeterince coşkulu olmadığı gerekçesiyle hiçbir zaman çalmamıştır. Faust'un Lanetlenmesi, Goethe'nin şiiri üstünedir. Bir konser operası olarak düzenlenen bu yapıt, kimi zaman opera sahnesinde temsil edilir. Berlioz'un şarkı demeti Yaz Geceleri (Les Nuits d'ete) şair Theophile Gautier'den kaynaklanan şarkılı bir senfonidir. Bu çalışma Mahler'in şarkı döngüsüne ışık tutmuştur. Requiem (1837), bestecinin yüce müziksel kavramlarına örnek bir yapıttır. Requiem türünün belli kalıplarını, müziğin anlatım zenginliği uğruna değiştirmekten kaçınmamıştır. Napolyon'un birinci ölüm yıldönümünde bu Requiem'in seslendirilmiş olması da tarihi bir olaydır. Büyük orkestra, 110 yaylı çalgıyı içerir. 20 tahta üflemelinin yanı sıra 12 korno, kalabalık bir pirinç üfleme grubu, 16 vurma çalgı, 200'den fazla insan sesi kullanılarak büyük bir etki yaratılmıştır. Büyük salonların akustiğine meraklı olan Berlioz, Requiem'indeki geniş seslen-diri topluluğu için geniş katedraller öngörmüştür. Dinsel bir utku ile, Fransa ulusunun tarihini ve güncel kahramanlıklarını da duyuran bir görkem, uluslar üstü, dinler üstü bir görkem, yapıtta birbiri ile iç içedir. Berlioz'un Fransız hükümetinin ısmarladığı operalarındaki başarısızlık, Requiem ile dengelenmiştir. Çünkü operalarından Benvenuto Cellini (1838) ve Troyahlar (Les Troyens) (1856-59) o günlerde başarısız ve şanssız yapıtlar olmuştur. Bestecinin büyük koro ve geniş orkestra gerektiren yapıtları, Fransa'da zamanında anlaşılamamış, hatta o sıralardaki en saygın besteci Meyerbeer'in desteğine karşın alay konusu bile olmuştur. Benvenuto Cellini'den bir opera uvertürü ve Roma Karnavalı başlıklı bir konser uvertürü üremiştir. Romeo ve Juliette adlı dramatik senfonisi yedi bölümlüdür; solistler, koro ve büyük orkestra için yazılmıştır. Son bölüm opera karakterindedir. Troyalılar operasının librettosunu, Vergilius'un Aeneas destanına dayanarak kendisi yazar. Opera olarak çok uzun bulunduğundan ikiye bölmek durumunda kalır: Troya'nın Düşüşü ve Troyalılar Kartaca'da. 1863'te ikinci bölümün Paris'te Lirik Tiyatro'da sahnelenmesi Berlioz'u önce sevindirir; ama 22 temsil ardından kaldırılması da son derece üzer. Besteci bu operanın ilk bölümünün sahnelendiğini hiçbir zaman görememiştir. Troyalılar, bütünüyle ilk kez 1957 yılında Londra'da sahnelenmiştir. Bu yapıt, Gluck operasının Klasik, görkemli yapısından, Meyerbeer'in Grand Opera biçimine kadar pek çok özelliği kapsar. Shakespeare'in Much Ado about Nothing adlı oyunundan kaynaklanan Beatrice ve Benedict iki perdelik bir gülünçlü operadır ve bestecinin son yapıtıdır. İlk kez 1862'de Baden Baden'de sahnelenmiştir. BERLİOZ'UN MÜZİK TARİHİNDEKİ YERİ Berlioz'un kendi tanımıyla, sabit fikir (ideefixe) yöntemi belli bir karakteri simgelemek üzere yinelediği müziksel motiftir. Ideefixe, Liszt'in motto tema ve Wagner'in leitmotif adını verdiği yöntemin temelidir. Geniş bir senfoni içinde belli karakterleri çağrıştıran motifleri yinelemek, tanıdık temaları ortaya çıkartmak, senfonik şiirlerde bütünlüğü sağlayan başlıca etmen olmuştur. Başta Fantastik Senfoni olmak üzere, Berlioz, birçok yapıtında sabit fikir yöntemini işlemiştir. Çalgıların dilini anlamakta ve onları kullanmaktaki ustalığı, neredeyse sihirli bir değnek becerisidir. Çalgıların özelliklerini iyi tanıdığı için orkestranın anlatım yeteneğini artırmıştır. Katı kurallardan arınması, Klasik yapıdaki sınırlı biçimlere özgürlük getirir. Çağdaşları ve sonraki kuşaklar geniş orkestra paletine varmakta Berlioz'a çok şey borçludur. Örneğin: Cesar Franck, Camille Saint-Saens, Charles Gounod, Paul Dukas, Wagner, Liszt, Mahler, R. Strauss ve Debussy gibi. Berlioz, senfoni, koro ve opera alanına hizmet vermiş bir bestecidir. Zamanın gözde çalgısı piyanoya ilgi duymamış, pek çok Romantik besteci gibi konçertolar yazmamıştır. Oda müziği alanında da hiçbir çalışması yoktur. Ancak orkestra müziğine sunduğu parlak renkler bir post-Beethoven'cı olarak orkestra yapısına getirdiği yeni soluk, ölümünden sonra 100 yıl, müzik dünyasını etkilemiştir. 18. yüzyılın sonlarında ve 19. yüzyılın başlarında Napolyon, debdebeli, azametli ve güzel melodilerle bezenmiş bir Fransız müziği özlemini dile getirmektedir. Bu tür müziğin yaratıcıları da İtalyanlar olduğundan, Fransa'ya birçok İtalyan besteci ve yorumcu çağırır. 1788'den beri Paris'te yaşayan Cherubini, yerel Fransız müziği karakterinde büyük yapıtlar ortaya çıkartır: Do Minör Requiem (1816), Re Minör Missa (1811) ve iki Gün adlı operası, onurlu kahramanlık duyguları taşır. Gaspare Spontini (1774-1851) de 1803'te Fransa'ya yerleşen bir İtalyan bestecisidir. Gluck'un etkisinde yazdığı komik operası La Vestale, Prenses Josephi-ne'in desteği ile 1807'de Paris operasında oynanmıştır. Askeri törenlerin yürek coşturan sahneleri, zengin orkestra, büyük dekorlar, Fransızların Grand Opera'sma hazırlıktır. Ardından Rossini (1792-1868) Guillaume Teli operasıyla Paris'te Grand-Opera geleneğine örnek veren bir başka İtalyan olur. Yine aynı biçemi geliştiren ve Napolyon zamanının debdebeli operalarına örnekler veren Meyerbeer (1792-1864), Paris'te yaşayan Berlinli bir bestecidir. İlk Fransız karakterindeki operası Şeytan Robert'i sahneledikten sonra Paris'in opera diktatörü haline gelir. Bellini ve Donizetti, Rossini'yi izleyen yoldadırlar. Donizetti Paris için 1840'ta La Favorite adlı operayı yazar. Bellini de yaşamının çoğunu Paris'te sürdürüp orada ölmüş, Puritani operasını Fransız karakterinde yazmıştır. Fransa'yı 19. yüzyıl başında egemenliği altına alan İtalyan ve Alman opera bestecilerinin arasından Hector Berlioz, özgün bir Fransız olarak sivrilir. Napolyon'un istediği gibi kahramanlık duygularını coşturan doğrultuda Matem ve Zafer adlı büyük senfonisini yazar. Diğer yapıtlarında da görkemli orkestra-koro ve büyük sahnelerle, tarihi konuları dile getirirken bir yandan da kendi tutkularını duyurur. Böylesine kişisel duyguların müzikte yansıması, Napolyon'a hizmet eden çağdaşı İtalyanların gösteremeyeceği bir yürekliliktir. Berlioz'un müziği Rameau'dan beri özlemi duyulan Fransız stilini yaratmıştır. BERLİOZ'UN BAŞLICA YAPITLARI Operaları: Benvenuto Cellini, Op.23 (1838); Troyalılar (Les Troyens) (1858); Beatrice ve Benedict (1862). Senfonik Yapıtları: Fantastik Senfoni, Op.14 (1830); Harold italya'da (Harold en Italie), Op.16 (viyola solo ile) (1834); Romeo ve Juliette (1839); Düş ve Tutku (Reverie et caprice) Öp.8 (keman solo ile) (1839); Cenaze Matem ve Zafer (Symphonie funebre et triomphale), Op.15 (1840). Uvertürleri: Waverley, Op.1 (1828); Les Francs Juges, Op.3 (1828); Kral Lear, Op.4 (1831); Le Corsaire, Op.21 (1831); Roma Karnavalı (Le Carnaval romain) Op.9 (1844). Ses ve Orkestra yapıtları: Requiem, Op.5 (1837); Kleopatra'nın Ölümü (1829); Romeo ve Juliette, dramatik senfonisi, Op.17 (1839); Faust'un Lanetlenmesi (Le Dammation de Faust) Öp.24 (1846); İsa'nın Çocukluğu Oratoryosu, Öp.25 (1854); Te Deum, Op.22 (1850); Yaz Geceleri (Les Nuits d'ete)0p.7(1834). Kitapları: Orkestra Geceleri (Kendi yaşamı ve polemikleri); Orkestralama Üstüne. BERLİOZ'DAN SONRA FRANSIZ MÜZİĞİ Cesar Franck (1822-1890). Berlioz'dan sonra Romantik senfoni alanında Fransa'nın en önemli bestecisi Belçika asıllı Cesar Franck'tır. 10 Aralık 1822'de Belçika'da doğar. Müzik tarihine besteciliği kadar ünlü bir org sanatçısı ve eğitimci olarak da geçmiştir. Liege Kraliyet Konservatuvarı'nda okurken, on bir yaşında Belçika içinde konser turnesi yapar. 1837-1842 arasında Paris Konservatuvarı'nda eğitim görür. 1844'ten sonra Paris'e yerleşir. 1858 yılından ölümüne dek Sainte-Clotilde Ki-lisesi'nin orgculuk görevini yapar. Franck'in ünlü org doğaçlamaları, yakın çevresinden olduğu kadar Avrupa'nın dört bir yanından dinleyici çeker. Yumuşak ve nazik kişiliği ile sevilip sayılan bir sanatçıdır. Org çalma yöntemi Messiaen gibi bestecileri ve kendinden sonraki Fransız kuşaklarını geniş ölçüde etkilemiştir. Ancak besteciliği, uzun yıllar pek ciddiye alınmaz. 1879'da, üzerinde on yıl çalıştığı Les Beatitudes başlıklı oratoryosunu bitirir. Bu yapıt ölümünden üç yıl sonra seslendirilir. Tek senfonisi olan Re Minör Senfoni'yi altmış altı yaşında besteler ancak yapıt, ilk yorumunda beğeni toplamaz. Yaşamının son yılında yazdığı Org için Üç Koral, 19. yüzyılda bu çalgı için yazılmış en önemli yapıt olarak bilinir. Cesar Franck'in başlıca yapıtları, orkestra dağarcığında vazgeçilmez yerini alan Re Minör Senfoni'sinden başka piyano ve orkestra için Senfonik Çeşitlemeler (1885) ve piyano için Prelüd, Koral ve Füg (1884) olarak sayılabilir. Armonik yapısında büyük ölçüde Wagner'in etkisi gözlenir. Fa Minör Piyanolu Kuvarteti (1879), Re Majör Kuvartet'i (1889) ve ünlü La Majör Keman Sonatı (1886) ile modern Fransız oda müziğinin temellerini atmıştır. Franck'in müzik tarihine getirdiği en önemli yenilik, cyclicform olarak adlandırılan dönemli biçimlerdir: Aynı tema yapıtın her bölümünde ortaya çıkar. Saf müzik arayışı ise Fransız izlenimcilerine, Debussy ve Ravel'e yol gösterir. Ernest Chausson (1855-1899) 20 Ocak 1855'te doğan Fransız bestecisi Ernest Chausson, Geç-Ro-mantizmden Empresyonizme geçişi simgeler. Cesar Franck'in büyük ölçüde etkisinde kalmıştır. On yıl, Paris'te Ulusal Müzik Cemiyeti'nin sekreterliğini yapar ve Debussy gibi zamanın genç bestecilerini destekler. Si Bemol Majör Senfoni'si, keman ve orkestra için Poeme'i, oda müzikleri, koral yapıtları, operaları ve şarkıları, tatlı melodileri kadar melankolik bir ruh hali sergiler. Besteciliğini kanıtladığı, popüler bir döneminde bisiklet kazası geçirerek 10 Haziran 1899'da ölür. Doğduğu Ev Paganini ile birlikte El Yazmaları Symphonie Fantastique ilk sayfası Mezarı
  4. Tamam teşekkür ederim..
  5. Sinema ve Tiyatro konulu başlığa Biyografiler alt dizini açılabilirmi? yönetmenlerin,senaristlerin,tiyatro yazarlarının hayatlarını ekleyelim..
  6. Beyrut'taki Wagner Evleri Seigfrigh Wagner (oğlu) El Yazmaları
  7. Wilhelm Richard Wagner (22 Mayıs 1813 yılında Liepzig’de doğmuş, 13 şubat 1883 yılında Venedik’te ölmüştür). Ünlü Alman besteci Vilheim Richard Wagner, 22 Mayıs 1813 yılında, Napolyon´a karşı yapılan kurtuluş savaşının başlamasından hemen sonra ve Uluslar Savaşı´ndan bir kaç ay önce Leipzig´de dünyaya geldi. Babası Frederich Wagner, polis memuruydu fakat Richard doğmadan önce öldü. Üvey babası Ludwig Geyer ise oyuncu, ressam ve oyun yazarıydı. Üvey babası, Richard´ı tiyatrodaki provalarına götürür, rolü bittikten sonra da tahta sahnede Richard´a bir gece önce anlattığı masalların pandomimini yapardı. Richard, sanat hayatında üvey babasından oldukça etkilenecekti. Okula başladığında ´´Odisseia´´nın ilk on iki kitabını kimseden yardım görmeksizin çevirmişti. Homer Yunancasının 6.000 satırını çevirmek on üç yaşındaki bir çocuk için kolay bir iş değildi. Bir yıl önce de piyano dersleri almaya başlamış fakat özel bir yetenek gösterememişti. İlk esin kaynağı Gewandhaus konserlerinin birinde dinlediği Bethoven senfonisi olmuştu. Oldukça etkilenen Wagner, ailesine müzisyen olmak istediğini söyledi ve yazdığı bir tragedyayı müzikalleştirmeye kara verdi. Tekrar müzik dersleri almaya başlayan Wagner, bir uvertür besteledi. Bestelediği uvertür, üvey babasının çalıştığı tiyatronun perde arasında çalınmaya başladı ve izleyiciler tarafından büyük ilgi gördü. 1830 yılında Leipzig Üniversitesi´ne giren genç Wagner, müzik şehri olarak ün yapan Viyana´yı görmek için büyük bir istek duyuyordu. Fakat Viyana´a geldiğinde, bütün tiyatro ve konser salonlarında ´´Zampa´´ gibi değersiz ve abartılı eserler olduğunu görünce, hemen bu şehirden kaçtı. Wagner´in eski İskandinav efsanelerine olan ilgisi, onu bu fantastik hikayelere dayanan eserler yaratmaya itiyordu. Bu arada Yunan tragedyalarını incelemiş ve ´´Geleceğin Sanat Eserleri´´ adlı kitabı ile kendi sanat kuramlarını ortaya koymuştu. 1834 yılında ilk operası ´´Die Feen´´i tamamladı. Bu opera, büyücüler, mağaralar, periler ve sırlarla doluydu. Wagner´in yangın çıkarma saplantısı eserinde ateşe oldukça fazla yer vermesine neden olmuştu. Operanını notaları elden ele dolaştıktan bir süre sonra rafa kaldırıldı ancak Wagner´in ölümünden beş yıl sonra sahneye konabildi. Wagner, Magdeburg´da opera yönetmenliği yaparken tanıştığı oyuncu Wilhemina Planer ile ilk evliliğini yaptı. 1836 yılında Wagner ´´Das Liebesverbot´´ ( Aşk Yasağı ) adlı bir opera daha bestelemişti. Hazırlanması için on gün gibi kısa bir süre verilen bu opera, tam bir fiyaskoyla sonuçlandı. Oyunculardan hiçbiri rolünü doğru düzgün ezberleyememişti. Ertesi yıl Wagner, Baltık devletinin başkenti Latvia´da Riga tiyatrosunda müzik yönetmenliği görevini aldı. Burada son derece uzun ve gösterişli bir opera olan ´´Rienzi´´nin kompozisyon çalışmalarına başladı. Riga tiyatrosu ile sözleşmesi sona erdiği zaman, bu eser daha bitmemişti. Fakat Wagner ailesi, biriken borçlarından kurtulmak için Latvia´dan ayrılmak zorunda kaldı. Rienzi operası 1842 yılında Dresden´de sahneye kondu ve büyük ilgi gördü. Wagner ikinci operası, ´´Der Fliegende Hollaender´´ (Uçan Hollandalı)ı tasarlamaya başladı. Wagner daha sonra Dresden Saray Orkestrası yönetmenliğine atandı. Tannhauser operası 1845´te, Löhengrin ise 1848 yılında halka sunuldu fakat hiç biri beklenen ilgiyi görmedi. Bundan sonra Wagner´in hayatında dertli, huzursuz, oradan oraya dolaşmakla geçen bir dönem başladı. Wagner, 1848-9 yılları arsında Almanya´nın siyasal akımlarına karışmış, Sakson halkının hükümete karşı ayaklanmasına katılması nedeniyle onun için de tutuklama kararı çıkarılmıştı. Wagner kurtuluşu kaçmakta buldu; Zürih´e sığındı. Oradan Paris´e, Paris´ten de Bordeaux´ya gitti. Zürih´te kaldığı yıllarda bir arkadaşının karısına aşık oldu. Bu yasak aşk, ´´Tristan ve Isolde´´ nin doğmasına yol açtı. 1859 yılında Avusturya İmparatoru´nun isteği üzerine Paris Operasında ´´Tannhauser´´i sahneye koymayı kabul etti. Fakat İmparatora karşı olanlar oyunu sabote ettiler. Wagner de umutları kırılmış bir halde Viyana´ya döndü. 1864 yılında Wagner borçlarından yılmış bir durumdayken, Bavyera Kralı II. Ludvig tarafından Münih´e davet edildi. Büyük bir coşkuyla karşılanan ünlü besteci, ´´Tristan´´ı sahneledi. 1866 yılında karısı ölen Wagner üç yıl sonra tekrar evlendi. Aynı yıl Cosima ve Richard Wagner çiftinin, Helferich Siegfried Richard adını koydukları bir erkek çocukları oldu. 1876 yılında Wagner´in opera binası düşü, Bayreuth´ta gerçekleşti. Wagner, bu amaç için dünyanın her yerindeki hayranlarından yardım görmüş, krallar ve prensler tarafından desteklenmişti. Artık bestelenecek bir ´´Parsifal´´ operası kalmıştır. Parsifal Wagner´in ölümünden bir yıl önce Bayreuth´da sahneye kondu. 13 Şubat 1883 yılında kalp damarlarının tıkanması nedeniyle hayatını kaybetti. Wagner, Alman ruhunu renk renk tonlarla dile getirmiş ve İtalya opera biçimini bir kenara bırakarak, ´´dram müziği´´ dediği, müziğe uydurulan sözcüklere dayanan değil sözcüklere uyan bir müzik icat etmiştir. Ünü birdenbire parlayıp sönmemiş, fakat yavaş yavaş ülkesine yayılmış, hatta yabancı ülkelere taşmıştır. Wagner´in müziği için ´´ geleceğin müziği´´ yakıştırması boşuna değildir. ESERLERİ Bridal Chorus from "Lohengrin" (8k) Michele Tornatore Entry of the Gods into Valhalla from "Das Rheingold" (163k) Bob Losin Letzte Komposition (2k) Peter-Jan van Dijk Overture to Rienzi (403k) David Siu, M.D. Overture to Tannhäuser (391k) David Siu, M.D. Prelude to Die Meistersinger von Nürnberg (171k) David Siu, M.D. Ride of the Valkyries (40k) Sequencer Unknown Siegfried Idyll (88k) Sharon Zurflieh Siegfried's Rhine Journey from "Götterdämmerung" (176k) Bob Losin Siegfried's Funeral Music from "Götterdämmerung" (118k) Bob Losin Tannhauser Overture (Liszt Transcription) (126k) Robert Finley Liebestod from Tristan and Isolde (Liszt Transcription) (29k) Robert Finley Vorspiel from "Tristan und Isolde" (75k) Peter-Jan van Dijk Vorspiel zur dritter Aufzug from "Die Meistersinger" (9k) Ralph van Zetten Vorspiel from "Götterdämmerung" (11k) Frieder Schuppert Symphony in C 1st movement (456k); 2nd movement (174k); 3rd movement (254k); 4th movement (281k). (T.T.Kosaka). Die Walküre Prelude to Act1 (39k) (S.Schleh) Feuerzauber (piano arr. by F.Mottl) (J.Pages) Ride of the Valkyrie (39k) (L.Roberts) The Ride of the Valkyrie (piano arr. Carl Tausig) (50k) (W.Pepperdine). Ein Schwert... (55k) (S.Schleh) Leb'whol & Feuerzauber (156k) (S.Schleh) Winterstürme wichen dem Wonnemond (L.Sauter) Prelude Act2 (Wotan and Brunhilde) (89k) (S.Schleh) Götterdämmerung Funeral March (S.Schleh) Schlussgesang (163k) (C.M.Wade) Immolation Scene (100k) (V.Gagalka) Lohengrin Prelude Act I (S.Schleh) Bridal Chorus (D.N.Hamilton) Elsa's Procession to the Cathedral (80k) (S.S.Raman). Prelude Act III (86k) (C.Ikenoue) Parsifal Vorspiel (47k) (M.Brahhammer) Prelude (85k) (P.Thibaudeau) I.Transformation (82k) (C.M.Wade). III.Wie dünkt mich doch die Aue heut' so schön! (P.Thibaudeau) Mein Vater (R.Archibald) Tännhäuser Overture (246k) (S.E.Edwards). Pilgrim Chorus (C.Ikenoue) Entry Of The Guests (Liszt tr.) (58k) (S.G.Yogore) Wie Todes ahnung... (32k) (S.Schleh) II."Stets soll nur dir" (E.E.Dario) Fest March for flutes (J.Tate) Tristan und Isolde Einleitung (M.Brahhammer) Act I - Prelude (S.Schleh) Liebestod (75k) (S.Schleh) Liebestod, arr. Liszt (R.S.Finley)
  8. Vincenzo BELLINI (3 kasım 1801 Sicilya -23 Eylül 1835 Puteaux) Bellini 1801 yılında Sicilya’da müzisyen bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi.Babası orgcu olan Bellini ilk bestelerini Napoli Konservatuar’ında verdi. Daha sonra istek üzerine Napoli Operası için “Bianca e Fernando”yu yazdı.Bu ilk yapıtının başarılı olması başka siparişler almasını sağladı. 1927 yılında Milano’daki Scale Operası için II.Pirata’yı ve 1928’de de Zaira ve La Siaraniera’yı yazdı. Sonraki altı operasının librettosunu en iyi sahne şairi Felice Romani yazdı.Bu operaların en önemlileri: 1830’da Romeo ve Juliet temasından alınan “Capuletti edi Montecchi.” 1831’de yazdığı “La Sonnambula” (Uyurgezer Kadın) ve aynı yılın sonlarına doğru “Norma” yı yazdı. I.Pirutani adlı eseriyle ününü pekiştirdi. Resitatif pasajlara eşlik için orkestrayı kullanması müzikte önemli bir gelişme sağladı.Ancak, eserlerindeki en önemli özellik berrak melodiydi. Bu konudaki farklılığı, Donizetti, Meyerbeer veya Rossini’nin eserlerinde değil, arkadaşı ve eserlerinin hayranı olan Chopin’in noktürnlerinde buldu. Chopin Bellini, Listz, Czerny, Thalberg, Herz ve Pixis gibi arkadaşlarıyla birlikte I.Pirutani’den alınan marş teması üzerine altı varyasyon yazdı. The Hexameron başlıklı bu eser büyük başarı kazandı ve Listz tarafından orkestraya uyarlanarak icra edildi. BESTELERİ 10 Operas including: * Norma * La straniera * I Capuleti e i Montecchi * La sonnambula * Il Pirata * Beatrice di Tenda * I puritani Sacred Music: - a Mass, Magnificat, various hymns and motets + various other works # Age 3 - Father began teaching him to play the piano. # Age 6 - began studying composition with grandfather Vincenzo. # Age 18 - Went to Naples to the Conservatory. # Age 26 - ' Il Pirata' premiered at La Scala, Milan. # Age 26-32 - Lived mostly in Milan # Age 30 - Two of his best known operas staged: 'La Sonnambula' and 'Norma' # Age 32 - Summer of 1833 in London directing 4 of his operas, at the King's Theatre and at Drury Lane. # Age 33 - Moved to Paris. Became friends with Rossini, Chopin and other artists and musicians. Composed and produced his last opera 'I Puritani' . Decides to live in Paris. # Age 34 - Dies in Puteaux, near Paris, at the peak of his career. Cause of death: acute inflamation of large intestine and abscess of the liver. Kaynak : biyografi info, 52 composers
  9. Fenerbahçe gururumuz.. Dışarıda her yerde olduğunu tahmin ettiğim, bir coşku seli yaşanıyor.. hoşuma giden ne oldu..caddemizde sarııı---kırmızıııı sarııı----laciveeert diye tezahüratlar olması...dostça,kardeşçe...
  10. Agostino Di Duccio İtalyan Heykelci (Floransa 1418 -Perugia 1482) Japoco Della Uuercia'nın öğrencisi olan sanatçı,düz yüzey üzerinde yüksek kabartma olarak çizgisel bir üslup geliştirdi. Floransa'daki ilk çalışmalarından sonra 1442'de Modena Katedrali için hazırladığı Sunak ilk eserleri arasında bilinir. 1446'da Floransa'da oturmak zorunda bırakıldı.1449-1454 yıllarında Rimini'de Alberti'nin mimar olarak çalıştığı,Tempio Malatestiano olarak anılan San Francesco Kilisesi'nin cephe dekorasyonu en başarılı eseri oldu.1457-1462 yıllarında Perugia'da Oratoiio di San Bernardino'nun cephe dekorasyonunu da aynı başarıyla gerçekleştirdi. 1463-1473 yıllarında Floransa'da çalışan sanatçı,daha sonra Perugia'ya gitti ve ölümüne dek orada kaldı. Agostino'nun cephe dekorasyonu çalışmalarından başka önemli küçük eserleri arasında yer alan Madonna Con il Bambino (Meryem ve Çocuk) konulu kabartmaları Washington Natioal Gallery of Art Londra,Victoria and Albert Museum Louvre ve Floransa Museo Nationale de bulunmaktadır..
  11. MOORE, Henry (1898-1986). 20. yüzyılın önde gelen sanatçıları arasında yer alan İngiliz heykelci Henry Moore, ana konu olarak insan figürünü işlediği anıtsal heykeller yaptı. Bunlar, klasik güzellik anlayışıyla çelişen, yaşıyormuşçasına canlı, insanı çağrıştırmakla birlikte, rüzgârın ve havanın etkisiyle pürüzlerinden arınarak yavaş yavaş tarihöncesi bir yaratığa ya da dev bir taşa dönüşecekmiş izlenimi veren yapıtlardır. Bir madencinin yedinci çocuğu olarak Yorkshire'daki Castleford'da doğan Henry Spencer Moore'un heykelciliğe ilgisi çok küçük yaşta başlamıştı. Londra'daki Kraliyet Sanat Yüksekokulu'nda öğrenimini sürdürürken sık sık gittiği British Museum'da tarihöncesi, Eski Mısır, Asur, Sümer, Eski Yunan ve Afrika heykellerini inceleme olanağı buldu. Özellikle Kolomb öncesi Amerika sanatından etkilendi. 1925'te bir burs kazanarak altı aylığına İtalya'ya gitti. Orada Masaccio'nun sade ve yalın fresklerini büyük bir hayranlıkla inceledi. 1921-39 arasında oyma yöntemiyle heykeller yaptı. Pablo Picasso, Georges Bra-que ve Constantin Brancusi'nin yapıtlarına ilgi duyarak soyutlamaya yöneldi. Çakıl taşları, denizkabukları, hayvan kemikleri gibi doğanın organik ve doğal biçimlerinden esinlenirken, kullandığı taş, tahta ya da tunç gibi gereçlerin de doğal dokusuna uygun biçimler aradı. Yaptığı bir dizi uzanmış kadın heykelini doğayla özdeşleştirdi. Bu uzanmış kadın figürlerinde göğüs ve dizler tepeleri çağrıştırıyor, oyuklar bir dağ yamacındaki kovuklara benziyordu. Heykeller alçalıp yükselen kıvrımlarıyla sanki doğanın ayrılmaz bir parçasıydı. II. Dünya Savaşı sırasında heykel yapmak için gereçler bulmakta güçlük çeken ve atölyesi bombalanan Moore, hava akınlarından korunmak üzere metrolara sığınan insanların resimlerini yaptı. Bundan sonra madenci desenleri çizdi. 1943'te St. Matthew Kilisesi için yaptığı Madonna ve Çocuk heykelinden sonra bir dizi ikili ya da üçlü aile grupları yaptı. Moore savaştan sonra taş ve metal heykel-leriyle dünya çapında ün kazandı. 1965'te İtalya'da Carrara taşocaklarının yakınına taşındı. Londra'daki Tate Galerisi'nde 1968'de sergilenen son yapıtları, dev soyut mermer oymalardı. Bu yapıtlardaki oyuklar, ağır kütle etkisini bozarak, soluk alırmışçasına ferahlık yaratıyordu. Bunlar, Moore'un dediği gibi "betimleme ya da çağrışım olarak değil", yalnızca biçim olarak algılanan heykellerdi. Henry Moore'un en ünlü heykelleri arasında Uzanan Figür (1938), Uzanan Kadın (1930), Aile (1948-49) ve Atom Parçası (1964-66) sayılabilir.
  12. Başkası düştümü"çürük tahtaya basmasaydı" deriz.Kendimiz düşünce,bastığımız tahtanın çürük çıkmasından şikayet ederiz.. Cenap Şahabettin
  13. Çevrelerine uymak için kendilerini yontanlar,tükenip giderler.. R.HULL
  14. Kalp ağlamazsa göz ağlamaz.Ümit yok olunca at koşmaz.Diri,ölüye değişilmez.. Kafkas Atatsözü
  15. Ümit yok olunca at koşmaz.Diri,ölüye değişilmez.. Kafkas Atatsözü
  16. Ağaçlı köyü su basmaz..
  17. İnsanlar gelmeleriyle yalnızlıklarını dağıtanları severler,gitmeleriyle kendilerini yalnız bırakanlara aşık olurlar..
  18. Boş zaman yoktur boşa geçen zaman vardır.. TAGORE
  19. Aries şurada bir blog başlığı gönderdi: Aries' Blog
    Yine geceyi sabaha bağlayan saatler Yeni güne kucak açan heyecanlar Yazmaya hakim olamadığım duygular Bir çırpıda dökülen kelimeler Yoğun duygu seli engel mi yazmamaya O zaman dök benliğini satırlara Eskiye dön taaa eskiye Bir zamanlar içindeki fırtınalara Neler söylemez ki o yürek sessiz çıkmazlara Anlayabilir mi seni kendinden başka Nokta da koyma virgül de Sadece yaz olabildiğince İçinden geldiği gibi yalın ve samimi Yüreğinin coşkusunu satır aralarına dağıt İsteyen şiir desin dileyen yazı Sadece sen bil kalbinin namelerini Satırlara pür neşeni de Tatlı heyecanını da Buruk üzüntüyü de Yoğun duygunu da kat yaz olabildiğince Bu yürek engel mi yazmamaya Bu eller durabilir mi yazmadan seni Deli yürek yine mi hükmetmekte Hani bunca zaman sendin hükmeden Mazi miydi seni çeken Sen miydin maziyi bekleyen…
  20. Maalesef bir çoğunu hala eczane raflarında görebiliyoruz..Bilgiler için teşekkürler..
  21. Aries şunu cevapladı bir başlıkta ileti içinde Hayvanlar Alemi
    Duruşunda bile bir asalet var..Atlar çok güzeller.. süper paylaşım ..
  22. Bela BARTOK (25 Mart 1881 de Nagy Szent Miklos da doğmuş, 26 Eylül 1945 de New York da ölmüştür). İkinci dünya savaşını takip eden ilk ayların kargaşalığı içinde Béla Bartok un ölüm haberi hemen hiçbir yankı yapmadı. Dünyadaki kargaşalık biraz yatıştıktan sonra bu acı kaybın farkına varılmış ve tarihi bir şahsiyetin bu fani dünyadan ayrılışı amansız bir gerçek olarak anlaşılmıştır. Memleketi olan Macaristan a dönmeye karar vermişti. Onun hasretiyle dolu ve hasta olan Bartok, yabancı bir diyarda öldü. Kendi arzusu ile göçettiği halde ancak güçlükle oraya alışabilmişti. Bartok un eserleri sadece miktar ve gelişme bakımından değil, şümullü bir bütün olarak da gözlerimizin önünde durmaktadır. Daha şimdiden klasik bir seviyeye yükselen Bartok un eserlerine kısaca göz atılırsa köklerinin hem Bach ve Beethoven de hem de, Macar halk türkülerinde olduğu görülür. Bartok un içindeki ateş ve heyecandan ruhlaşan müziği hayret edilecek bir tarzda en son inceliğe kadar gelişmiştir. Bu müziğin melodik, ritmik, armonik ve ruhi ifade tarzını meydana getiren temel unsurlara derin bağlılığının neticesidir. Bu itibarla Bartok un şahsiyetini tamamıyle anlamak için araştırmalarının son derece geniş olan tesir sahasından hareket etmeliyiz. Bartok Macaristan ın, Romanya nın ve Slovakya nın her tarafını dolaşarak bu memleketlerin folklörlerini kendine mahsus müzikal muhakeme kudretiyle incelemiş ve böylece Avrupa nın folklör ilmine yeni ufuklar açmıltır. Sathi malumatla yetinmeyerek derin incelemelerde bulunmuş, o zamana kadar hiç kimsenin dokunmadığı ve zenginliğini farketmediği yeni hazineler ortaya çıkarmıştır. Bu araştırma ve değerlendirme merakı sayesinde en önemli klleksiyon sahiplerinden ve folklör mütehassıslarından biri olmuştur. Arap dünyasına bile el atmıştır. Fakat araştırıcı Bartok aynı zamanda yaratıcı müzisyendir. Daha yüzyılımızın ilk on yılında yazdığı BAGATELLER adlı eserinde yurdunun halk türkülerinindeki pentatonik bünye ve ritmlerinden istifade etti. Dünyayı yıldıran bu eserin stilini teksif ederek ilk yaylı sazlar kuvartetinde kendi öz stilini yarattı. Eserden esere gelişen mutlak özelliği karşısında umumi efkar çok zaman şaşakalmıştır. Lehte ve aleyhte hükümlerin verildiği yıllarda Bartok un tek başarısı AĞAÇTAN PRENS adlı bale pantomimasıdır. Bu eser, Pfitzner in PALESTRİNA oprası dikkati çektiği sene ilk defa sahneye konmuştur. Beethoven hakkında yapılan eski araştırmalarda eserlerin tasnifinde kullanılan bir tabire uyularak Bartok da ikinci keman sonatı ile sona eren bir ORTA DEVİR tespit edilmektedir. Bu eserden sonra Bartok u son olgunlaşmaya götüren yol başlar. Üçüncü yaylı sazlar kuvartetinde, piyano konçertolarında ve bilhassa MİKROKOSMOS adlı eserinde Bartok artık kemale ermiştir. Buna maddenin ruhlandırılması, form ile şeklin vahdet haline gelmesi diyebiliriz. Bartok hakkında da diyebiliriz ki sadece mikrokosmos u yazmış olması bile adının anılmasına kafi gelebilirdi. Çünkü bach ın klavsen biyen tamparesinin yanında yer alan ve altı ciltten mürekkep olan bu eserde eşsiz bir folklörcü ve müzisyen olan Bartok un bu iki vasfı, terbiyecilik kabiliyeti ile birleşmiştir. Mikrokosmos çağdaş müziği öğreten bir eserdir. Bartok bu eseri, istemeyerek terkettiği yurdundan uzak, denizaşırı bir ülkede meydana getirmiştir. Klasik ve romantizk müziğin tesirleri içinde büyüyen harika çocuk Bartok, seçkin bir piyanist olan Hans Koessler in kompzisyon öğrencisi oldu. Richard Straussûn eserlerini yakından tanıyınca onlardan kendi kompozisyon tekniği için yeni imkanlar sağladı. Fakat kendi insiyatifi ile keşfedip kendine mal ettiği halk türküleriyle asıl yolunu buldu. Gerek yurdunda, gerekse dışarda bu yolu takip etti. Kendisiyle aynı zamanda hayata atılan bir neslin içinden, yani Wagner in ölümü sırasında doğup asrımızın başında yeni yollar arayan gençler arasından çıkan, fıtri bir kudret ve geniş bir fikir zebginliğine sahip yaratıcı Bartok ile başka bir yolda yürüyen Strawinsky bu neslin temsilcileridir. İldebrando Pizzetti, İtalyan mazisine bağlanan ağırbaşlı Venedikli Francesco Malipiero, Alfredo Casella ve halk türkülerine bağlı enerjik besteci ve Bartok un vatandaşı Zoltan Kodaly gini sanatkarlar da aynı nesildendir. Iki devrin tam ortasında bulunan bu besteciler için, intikal devrinin mensupları seviyesini aşmak kolay olmamıştır. Onların bu yolda muvaffak olduklarını, Bartok un gerçekten büyük olan ve bu büyüklüğü ile daha şimdiden klasik bir değer kazanan eserleri ispat etmektedir. ESERLERİ Allegro Barbaro (28k) Jorge Franganillo Allegro Robusto (6k) Jorge Franganillo Bagatelle (5k) Faren Raborn Bear dance - from 10 Easy Pieces (10k) Illés Csaba Burlesque I. (10k) Illés Csaba Concerto for Orchestra - David Siu, M.D. 1. Introduzione (128k) 2. Giuoco delle coppie (104k) 4. Intermezzo interrotto (74k) 5. Finale (256k) Courting Song (3k) Rob Dwyer Drinking Song (4k) Rob Dwyer An Evening in the Village (5k) For Children (1908-1909), Volume I. Allegro - Playing Children (Let's cook, let's cook something) (2k) Krisztián Pálmai Andante - Children's Song (Shine, Sun) (2k) Krisztián Pálmai Andante - (I Have Lost My Pair) (2k) Krisztián Pálmai Allegro - Pillow Dance (I have lost my handkerchief) (3k) Krisztián Pálmai Allegretto - Game (3k) Krisztián Pálmai Fourteen Bagatelles (Op.11) No. 1 (3k) Chris Todd No. 2 (5k) Chris Todd No. 3 (4k) Chris Todd No. 5 (10k) Chris Todd No.10 (13k) Chris Todd Mikrokosmos - Jorge Franganillo 37. In Lydian mode 40. In Yugoslavian mode 73. Sixths and triads 82. Scherzo 83. Melody with interruptions 91. Chromatic Invention Stephen Adams 97. Notturno 101. Diminished fifth 113. Bulgarian rhythm 122. Chords together and in opposition 123. Staccato and legato 124. Staccato 125. Boating 126. Change of time 127. New Hungarian folk song 130. Village joke 131. Fourths 133. Syncopation 136. Whole tone scales 140. Free variations 141. Subject and reflection 142. From the diary of a fly 143. Divided Arpeggios Chris Todd 144. Minor seconds, major sevenths 145. Chromatic invention 146. Ostinato Chris Todd 147. March 148. Six Dances in Bulgarian Rhythm No. 1 149. Six Dances in Bulgarian Rhythm No. 2 150. Six Dances in Bulgarian Rhythm No. 3 Chris Todd 151. Six Dances in Bulgarian Rhythm No. 4 Chris Todd 152. Six Dances in Bulgarian Rhythm No. 5 153. Six Dances in Bulgarian Rhythm No. 6 Mikrokosmos No.97. - Notturno/Nocturne (5k) Gary D. Lloyd Mikrokosmos No.109. - From the Island of Bali (4k) Gary D. Lloyd Mikrokosmos No.117. - Bourée (3k) Gary D. Lloyd Mikrokosmos No.142. - From the Diary of a Fly (6k) Gary D. Lloyd Mikrokosmos No.153. - Dance No.6 in Bulgarian Rhythm (13k) Gary D. Lloyd Mikrokosmos No. 140. - Free Variations (9k) Bryan Ness Mikrokosmos No. 153. (9k) David Siu, M.D. Mikrokosmos No.101. - Diminished Fifth (2k) Michael Hearst Mikrokosmos No.133. - Syncopation (2k) Michael Hearst Mikrokosmos - Roumanian Dance #1. (23k) Bob Pomicter, Jr. Music for Strings, Percussion and Celesta - David Siu, M.D. 2nd. Movement (160k) 4th. Movement (158k) Piano Concerto No. 3 - Gary Goldberg Finale (85k) Piano Sonata Jorge Franganillo Allegro moderato (26k) Sostenuto e pesante (6k) Allegro molto (30k) Roumanian Folk Dances, piano solo version (21k) Ramón Pajares Box See-Saw from "Seven Sketches" (3k) Faren Raborn Scherzo (50k) Frank A. Longo Sonatina for Piano (Sz 55) (7k) Tamara Beaudoin Suite - Jorge Franganillo Allegretto (12k) Scherzo (15k) Allegro molto (19k) Sostenuto (5k)
  23. Carl Philippe Emanuel Bach (8 Mart 1714 yılında Weimar'da doğmuş, 14 Aralık 1788 yılında Hamburg'da ölmüştür). Büyük Thomas kantorunun ikinci oğlu olan C. Ph. E. Bach, müzikli piyes, trajedi, roman ve minyatür ressamlığında burjuvazi kültürünün uyanmaya başladığı ve aleni konserler tertipleme, aile ocağında müzik yapma adeti gibi hareketlerin belirdiği bir devrede, müziğe yeni bir fonksiyon sağlama fikrini temsil ve teşvik etti. Her bakımdan babasının öğrencisi ve üstün bir zaka ile gayet canlı bir tabiata sahipti. Klostock, Lessing, Gleim ve Claudius gibi çağdaş şairlerin dostuydu. Böylece eski şekillerden gittikçe ayrılarak yeniliklere yaklaşan bir fikir alemi içinde çok üstün bir mevkiye vardı. Yaşadığı çevrede kendi ismi, unutulmuş babasının isminden daha itibarlı olan Bach oğlu, Johann Sebestian Bach'tan Goethe'ye doğru giden gelişmede tesiri gerçekten büyük olan aracılardan biriydi. Genç bir neslin mukaddes sayılan gelenekleri sarsması, yeni fikirlerin barok zihniyetinin muhkem kalesini aşması o zaman için ne derin bir heyecan uyandırdığını tasavvur etmek güç değildir. Gerçeği arayan şairler yıktıkları eski mabedlerin yerine yenisini kurdular ve müzisyenler de bu hareketlere katıldılar. Bohemyalı bir Alman olan Jahann Stamitz'in etrafında toplanan müzisyenler, yukarı İtalya'dan gelen teşviklerden mülhem o zamana kadar işitilmemiş ese tesirleriyle ve formlarla klasik senfoninin temelini büyük bir başarı ile attılar. Bu hamleler Batı Almanya'nın güneyindeki Mannheim şehrinde sanat sever Palatinat sarayında yapıldı. Burası Goethe'nin şehri olan Weimar'dan önce bir fikir merkeziydi. Johann Cristoph Wagenseil ile Ditters von Dittersdorf'un etrafında toplanan, gelenekten ayrılmış Viyanalı müzisyenler de daha ihtiyatlı olarak yine aynı gaye için çalıştılar. Bu inkılap yürümekteydi. Onun sayesinde Ph. E. Bach, Gluck ve baba Mozart gibi kimseler, öğreterek ve yaratarak kendi zamanlarını fethetmişlerdir. Ph. E. Bach'ın, Leopold Mozart'ın, Quantz ve nazariyatçıların kitaplarındaki estetik istekler ve pedagojik esaslarla geniş bir sahanın sınırları çizildi. Bu alanda müzikli piyes ve lied kadar senfoni ve sanat formları da gelişti. Ialan içinde hareketlerini itina ile tartarak, mazi ile istikbal arasındaki yönü tayin eden Ph. E. Bach, zamanın temsilcisi vasfını taşımaktadır. Piyano sonatı, oda müziği ve senfoni alanındaki eseriyle doğrudan doğruya ve kesin olarak Haydn, Mozart ve Beethoven'e giden yolu tayin etmiştir. Sonat muvmanlarının iki temli oluşu ve motiflerin işlenmiş bulunması gibi iki önemli nokta buna delil olarak gösterilebilir. Fakat bundan daha önemli olan Ph. E. Bach'ın fikir prensipleridir. Onu, mazi ile bağları tamamen kesmek gibi bir hataya düşmeden cantabile (teganniye benzer) ifadeye, şarkı söyleyiş tasavvuru içinde yaratma kabiliyetine ve clavier (piyano) daki ruhlu şairliğine götüren bu prensipler olmuştur. Bach bu vasıfları ile sonraki tekamülün menşei olmuştur. Zamanında seslerin Klopstock u diye anılan Ph. E. Bach, babasının mirasına saygı ve takdirle bağlı kalmıştı. Mozart'ın ifadesine ulaştığı için bugün bize daha yakın gelen üstün kabiliyetli en küçük kardeşi Johann Christian'ı Mannheim'deki modernlerden korunmaya çalıştı. Ona şunu öğretti: MÜZİĞİN, KULAĞI DOLDURMAKTAN DAHA YÜKSEK GAYELERİ VARDIR; MÜZİK KALBE DOKUNMALIDIR. Ondan sonra gelenler bu gayeyi gerçekleştirmek vazifesini üzerine almışlardır. Johann Sebestian Bach'ın oğlu ve öğrencisi Ph. E. Bach, kardeşinin ve Joh. Abraham Peter Schulz'un hocasıydı. Haydn ile Beethoven'de ona babamız diyorlardı. O, iki devri birbirine kaynaştırmıştı. Telemann'ın vaftiz oğlu ve daha sonraları halefi olan Ph. E. Bach, Leipzig ve Oder nehri kenarındaki Frankfurt'ta hukukçuluk yaptıktan sonra kral Büyük Frederik'in sarayına klavsenist olarak girdi. Onu bir dereceye kadar muhafazakar olmaya mahkum eden bu dar çevreden kurtulmak için daha geniş imkanlara sahip olan Hamburg'a gitti. Orada şöhreti ve itibarı yüksek olduğu halde Leipzig'deki Thomas Kilisesinden babasının yerini almaya muvaffak olamadı. Bu, zamanın değiştiğinin bir deliliydi. Zaten Ph. E. Bach'ın tarihi vazifesini başka alanda, musikişinas ve müziksever tiplari doğuran yeni zamanın içinde ifa etmesi mukadderdir...
  24. Maça saatler kala heyecanıda derinleşiyor

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.

Account

Navigation

Tarayıcı push bildirimlerini yapılandırın

Chrome (Android)
  1. Adres çubuğunun yanındaki kilit simgesine dokunun.
  2. İzinler → Bildirimler seçeneğine dokunun.
  3. Tercihinizi ayarlayın.
Chrome (Desktop)
  1. Adres çubuğundaki kilit simgesine tıklayın.
  2. Site ayarları seçeneğini seçin.
  3. Bildirimler seçeneğini bulun ve tercihinizi ayarlayın.