İçeriğe atla
View in the app

A better way to browse. Learn more.

Tartışma ve Paylaşımların Merkezi - Türkçe Forum - Turkish Forum / Board / Blog

Ana ekranınızda anlık bildirimler, rozetler ve daha fazlasıyla tam ekran uygulama.

To install this app on iOS and iPadOS
  1. Tap the Share icon in Safari
  2. Scroll the menu and tap Add to Home Screen.
  3. Tap Add in the top-right corner.
To install this app on Android
  1. Tap the 3-dot menu (⋮) in the top-right corner of the browser.
  2. Tap Add to Home screen or Install app.
  3. Confirm by tapping Install.

Admin

™ Admin

Admin tarafından postalanan herşey

  1. Admin şurada yorum gönderdi Admin'nın blog başlığı içinde Admin Blog (Günlüğü)
    Günümüzün dijital dünyasında, "Bilgisayar başında ne kadar zaman geçiriyorsunuz?" sorusu artık sadece bir alışkanlık sorgulaması değil, aynı zamanda fiziksel ve zihinsel sağlığımızı doğrudan ilgilendiren kritik bir gösterge haline geldi. İş hayatından eğlenceye, eğitimden sosyal ilişkilere kadar her şeyin ekranlara taşındığı bu dönemde, ekran süresi yönetimi modern insanın en büyük meydan okumalarından biridir. İşte bu konuyu derinlemesine ele alan kapsamlı bir inceleme: Dijital Esaret mi, Modern Gereklilik mi? Bilgisayar Başındaki Zamanın Analizi1. Ekran Süresinin Görünmeyen Maliyeti: Fiziksel SağlıkBilgisayar başında geçirilen kontrolsüz saatler, vücudumuzda "sedanter" (hareketsiz) yaşam tarzının olumsuz etkilerini biriktirir. Uzun süre aynı pozisyonda kalmak, sadece bel ve boyun ağrılarına yol açmaz; aynı zamanda metabolizma hızının düşmesine ve dolaşım sistemi sorunlarına zemin hazırlar. Göz Yorgunluğu ve Dijital Görme Sendromu: Saatlerce ekrana bakmak, göz kırpma sayısını azaltarak göz kuruluğuna ve netlik kaybına neden olur. Postür Bozuklukları: "Mouse omzu" veya "metin boynu" gibi modern terimler, yanlış ergonomiyle birleşen uzun mesai saatlerinin bir sonucudur. 2. Zihinsel Odaklanma ve "Derin Çalışma" KaybıSürekli bildirimlerin, e-postaların ve sosyal medya sekmelerinin açık olduğu bir bilgisayar kullanımı, beynimizi sürekli bir "bağlam değiştirme" (context switching) moduna sokar. Araştırmalar, bir görevden diğerine her geçişte beynin odaklanma yeteneğinin zayıfladığını göstermektedir. Bilgisayar başında geçirilen zamanın kalitesi, süresinden daha önemlidir. Eğer 8 saatlik bir çalışma gününün yarısı sosyal medya akışlarında kaybolarak geçiyorsa, bu durum zihinsel yorgunluğu artırırken üretkenliği minimize eder. 3. Psikolojik Etkiler: Dijital YalnızlıkParadoksal bir şekilde, bilgisayar başında başkalarıyla "bağlantıda" kalarak geçirdiğimiz süre arttıkça, gerçek dünyadaki sosyal bağlarımız zayıflayabilir. Ekran başında geçen zamanın bir kısmı toplumsal bir izolasyona dönüşebilir. Özellikle akşam saatlerinde mavi ışığa maruz kalmak, uyku hormonu olan melatonin salgılanmasını baskılayarak uyku kalitesini düşürür ve bu da ertesi günün kaygı seviyesini artırır. 4. Dengeyi Kurmak: Nitelikli Kullanım İçin StratejilerBilgisayarı hayatımızdan çıkarmak imkansız olsa da, onu yönetmek bizim elimizdedir. İşte daha sağlıklı bir denge için uygulanabilecek adımlar: 20-20-20 Kuralı: Her 20 dakikada bir, 20 fit (yaklaşık 6 metre) uzağa, en az 20 saniye boyunca bakarak gözlerinizi dinlendirin. Dijital Detoks Aralıkları: Günün belirli saatlerini (örneğin yemek vakitleri veya uykudan bir saat öncesi) tamamen ekransız alanlar olarak belirleyin. Ergonomi Yatırımı: Doğru yükseklikte bir monitör ve bel destekli bir sandalye, fiziksel hasarı minimize etmede en büyük yardımcınızdır. Analog Molalar: Not alırken bazen kağıt kalem kullanmak veya toplantıları mümkünse yürüyüş yaparak sesli gerçekleştirmek, ekran yorgunluğunu kıracaktır. Sonuç: Ekranın Ötesinde Bir HayatBilgisayar başında geçirdiğimiz zaman, hayatımızı kolaylaştıran bir araç olmalı, hayatımızın kendisi değil. Önemli olan kaç saat harcadığımızdan ziyade, bu sürenin ne kadarının gerçekten katma değer yarattığı ve ne kadarının bizi gerçeklikten kopardığıdır. Ekranı kapattığınızda hissettiğiniz o dinginlik, aslında beyninizin ihtiyaç duyduğu asıl yakıttır. Unutmayın; en iyi çözünürlük, bilgisayar ekranında değil, pencereden dışarı baktığınızda gördüğünüz gerçek dünyadadır.
  2. İyi İnsan Olmak İçin Bir Tanrıya İhtiyacımız Var mı?İnsanlık tarihi boyunca ahlak ve inanç, ayrılmaz bir ikili gibi görülmüştür. Birçok toplumda "iyi insan" tanımı, dindar olmakla eşdeğer tutulmuş; ahlaki değerlerin kaynağı doğrudan ilahi bir otoriteye dayandırılmıştır. Ancak modern dünyada, sekülerleşmenin artması ve felsefi düşüncenin derinleşmesiyle birlikte şu soru daha yüksek sesle sorulmaya başlanmıştır: Erdemli bir yaşam sürmek için bir yaratıcıya inanmak şart mıdır? Bu sorunun cevabı, ahlakın kaynağını nerede aradığımıza göre şekillenmektedir. Ahlakın Kaynağı: İlahi Emir mi, Akıl mı?Geleneksel görüşe göre ahlak, Tanrı tarafından konulmuş değişmez kurallar bütünüdür. Bu perspektifte, eğer bir yaratıcı yoksa, "iyi" ve "kötü" kavramları sadece kişisel tercihlerden ibaret kalır. Dostoyevski’nin ünlü Karamazov Kardeşler romanında geçen "Tanrı yoksa, her şey mübahtır" sözü, bu korkuyu özetler. Bu görüşe göre, insanın bencil arzularını dizginlemesi için mutlak bir denetleyiciye ve ölümden sonraki bir ödül-ceza mekanizmasına ihtiyacı vardır. Öte yandan, seküler etik savunucuları ahlakın biyolojik ve toplumsal bir evrimin sonucu olduğunu savunur. İnsan, sosyal bir canlıdır. Hayatta kalmak ve huzur içinde yaşamak için yardımlaşma, dürüstlük ve adalet gibi kavramlar "işlevsel" zorunluluklardır. Yani ahlak, gökten inen bir talimatnameden ziyade, insanın bir arada yaşama sanatının bir ürünüdür. İnançsız Bir Ahlak Mümkün mü?Bugün dünyada hiçbir dine mensup olmayıp, son derece yüksek ahlaki standartlara sahip milyonlarca insan yaşamaktadır. Bu durum, "iyi insan" olmanın inançtan bağımsız bir zemin üzerinde yükselebileceğinin en somut kanıtıdır. Seküler ahlakın dayandığı temel sütunlar şunlardır: Empati Yeteneği: "Sana yapılmasını istemediğin bir şeyi başkasına yapma" ilkesi, hiçbir kutsal metne ihtiyaç duymadan, sadece empati kurarak ulaşılabilecek evrensel bir doğrudur. Mantık ve Rasyonalite: Yalan söylemenin toplumsal güveni zedelediğini anlamak için ilahi bir yasak gerekmez; mantık, dürüstlüğün sürdürülebilir bir toplum için şart olduğunu söyler. Vicdan: İnsanın içindeki "doğruyu yapma" dürtüsü, evrimsel süreçte toplumsal uyumu sağlamak adına gelişmiş psikolojik bir mekanizma olarak görülebilir. Gerçek Erdem: Korku mu, Gönüllülük mü?Felsefi bir açıdan bakıldığında, bir insanın sadece "cehennem korkusu" veya "cennet arzusu" ile iyilik yapması, o iyiliğin ahlaki değerini tartışmaya açar. Eğer bir kişi, bir otorite tarafından cezalandırılmayacağını bilseydi kötülük yapacak idiyse, o kişi gerçekten "iyi" midir, yoksa sadece "itaatkar" mıdır? Gerçek erdem, dışarıdan bir zorlama veya ödül beklentisi olmaksızın, iyiliği sadece "iyi olduğu için" tercih etmektir. Bu bağlamda, bir yaratıcıya inanmayan birinin yaptığı iyilik, hiçbir metafizik çıkar gözetmediği için saf bir ahlaki eylem olarak nitelendirilebilir. Sonuç"İyi insan olmak için bir Tanrı’ya ihtiyaç var mı?" sorusunun cevabı, kişinin iyiliği nasıl tanımladığına bağlıdır. Eğer iyilik, sadece ilahi emirlere uymaksa, cevap evettir. Ancak iyilik; adalet, merhamet, dürüstlük ve başkalarının haklarına saygı duymaksa, bu değerlere ulaşmak için inanç bir yol olabilse de tek yol değildir. Sonuç olarak; din, birçok insan için güçlü bir ahlaki pusula görevi görse de, insanlık vicdanı, aklı ve empati yeteneği, bir Tanrı inancı olsun ya da olmasın, doğru yolu bulmak için yeterli donanıma sahiptir. Önemli olan, iyiliğin kaynağının ne olduğu değil, o iyiliğin hayata nasıl yansıdığıdır.
  3. Modern ilişkiler söz konusu olduğunda sıkça duyduğumuz "Aramızda müthiş bir kimya var" ifadesi, aslında sadece romantik bir benzetme değildir. İlişkilerde Organik Uyumluluk, iki insanın karakterlerinin, değerlerinin ve enerjilerinin zorlama olmadan, doğal bir süreçle birbirine eklemlenmesini ifade eder. Tıpkı karbon bazlı moleküllerin karmaşık ama dengeli yapılar oluşturması gibi, organik uyumluluk da bir ilişkinin temel yapı taşlarını oluşturur. İşte bu kavramın derinliklerine inen kapsamlı bir analiz: 1. Organik Uyumluluk Nedir?Organik uyumluluk, bir ilişkinin dış müdahaleler, toplumsal baskılar veya "olması gerekenler" listesi üzerinden değil; kendiliğinden, çaba sarf etmeden gelişen halidir. Bu, tarafların birbirlerinin yanında maske takma ihtiyacı duymadan, en ham halleriyle kabul gördükleri bir güven alanıdır. Temel Bileşenler:Doğallık: Davranışların planlanmamış olması. Akış: Konuşmaların ve sessizliğin bir yük gibi hissedilmemesi. Rezonans: Benzer duygusal frekanslarda titreşmek. 2. İlişkide "Kimya" ve "Uyumluluk" Arasındaki FarkÇoğu zaman bu iki kavram karıştırılır, ancak aralarında hayati bir fark vardır: Kimya (Chemistry): Genellikle ilk görüşte hissedilen, biyolojik ve hormonal bir çekimdir. Kısa süreli ve yoğundur. "Havai fişekler" gibidir; görkemli ama geçicidir. Organik Uyumluluk (Compatibility): Zamanla inşa edilen, ortak değerlere ve yaşam ritmine dayanan sürdürülebilir bir yapıdır. "Kamp ateşi" gibidir; yavaş yanar ama uzun süre ısıtır. 3. Organik Uyumluluğun BelirtileriBir ilişkide bu uyumun varlığını gösteren bazı temel işaretler şunlardır: İletişim ZahmetsizliğiSadece konuşmak değil, aynı zamanda sessiz kalabilmek de organik bir uyumdur. Yan yana kitap okurken veya uzun bir yolda hiç konuşmadan giderken hissedilen o huzur, ruhsal bir senkronizasyonun işaretidir. Değerlerin SimetrisiHobiler değişebilir; biri sporu severken diğeri sanatı sevebilir. Ancak "sadakat", "dürüstlük", "aile" veya "özgürlük" gibi temel yaşam değerlerinde ortak paydada buluşmak organik yapıyı sağlam tutar. Çatışma YönetimiTartışmalar kaçınılmazdır. Organik uyuma sahip çiftler, birbirlerini "yenmek" için değil, sorunu "çözmek" için tartışırlar. Ego, yerini empatiye bırakır. 4. Dijital Dünyada Organik Uyumu AramakGünümüzde algoritmalar bizi "eşleştirmeye" çalışıyor. Ancak bir uygulamanın sunduğu %90 uyum puanı, her zaman organik bir bağ anlamına gelmez. Dijital dünya, profilleri (yüzeyi) eşleştirirken; organik uyum, profillerin arkasındaki gerçek insan dinamikleriyle (derinlik) ilgilenir. Sosyal Medya Yanılsaması: Birinin paylaştığı müzik listesini sevmeniz, onunla bir ömür geçirebileceğiniz anlamına gelmez. Dijitalden Fiziksele: Gerçek organik bağ, ekran dışındaki o ilk sessiz anda veya beklenmedik bir kriz anında kendini belli eder. 5. Organik Uyumluluk Geliştirilebilir mi?Kimya genellikle "ya vardır ya yoktur" kategorisindedir, ancak uyumluluk bir miktar esneklik payı barındırır. Kendini Tanıma: Kendi "elementlerini" bilmeyen bir kişi, başkasıyla nasıl bir bileşik oluşturacağını bilemez. Sınırların Netliği: Sağlıklı bir organik yapı için her iki tarafın da bireysel alanlarını koruması gerekir. Aktif Dinleme: Karşınızdakini sadece cevap vermek için değil, anlamak için dinlediğinizde bağ güçlenir. Sonuç: Yaşayan Bir Organizma Olarak İlişkiİlişkiler statik yapılar değildir; büyürler, değişirler ve bazen budanmaları gerekir. Organik Uyumluluk, bir ilişkiyi dışarıdan gelen fırtınalara karşı koruyan o görünmez kök sistemidir. Eğer bir ilişkide kendinizi "evde" gibi hissediyorsanız, rollerden arınmış ve sadece "kendiniz" olarak var olabiliyorsanız, orada çok güçlü bir organik bağdan söz etmek mümkündür. Unutulmamalıdır ki; en güzel bahçeler, bitkilerin birbirinin güneşini çalmadığı ama aynı topraktan beslendiği yerlerdir.
  4. Günlük hayatta çevremizdeki her şeyi adlandırırken çoğu zaman en kestirme yolu seçer ve "eşya" kelimesine sığınırız. Ancak dilin derinliklerine ve bilimin disiplinli dünyasına girdiğimizde, "madde" kavramını karşılayan kelimelerin aslında ne kadar büyük bir çeşitlilik sunduğunu görürüz. Türkçede maddeyi tanımlarken kullanılan bu zengin kelime dağarcığı, nesnenin sadece varlığını değil; aynı zamanda onun işlevini, yapısını ve ruhunu da yansıtır. İşte maddeyi ve nesneyi tanımlamak için kullanılan o temel kavramlar üzerine derinlemesine bir inceleme: 1. Nesne: Somutluğun ve Objektifliğin Adı"Eşya" kelimesine en yakın ve modern Türkçede en sık tercih edilen alternatif nesnedir. Nesne, öznenin (yani insanın) dışında kalan, beş duyu organıyla algılanabilen her şeyi ifade eder. Felsefi bir derinliği de olan bu kelime, maddenin "var olma" halini en yalın şekilde betimler. Bir masayı "eşya" olarak tanımladığımızda onun kullanım amacına vurgu yaparken, "nesne" dediğimizde onun uzayda kapladığı yeri ve fiziksel gerçekliğini ön plana çıkarırız. 2. Cevher ve Özdek: Felsefe ve Bilimin PenceresiMaddenin daha soyut veya bilimsel katmanlarına indiğimizde karşımıza cevher ve özdek kelimeleri çıkar. Cevher: Eskimeyen, klasik bir ifade olan cevher; bir şeyin özünü, değişmeyen temel yapısını anlatır. Maddenin içindeki o saf "töz"dür. Özdek: Maddenin felsefi ve bilimsel karşılığıdır. Özellikle materyalist felsefede "ruh" kavramının zıttı olarak kullanılan özdek, her şeyin temelinde yatan o fiziksel yapı taşını simgeler. 3. Emtia: Ticaretin ve Değerin DiliEğer bahsettiğimiz madde, alınıp satılan, bir ekonomik değer taşıyan bir varlıksa ona artık sadece eşya değil, emtia deriz. Arapça kökenli olan bu kelime (meta sözcüğünün çoğulu), maddenin piyasadaki karşılığını temsil eder. Bir buğday tanesi tarlada "madde" iken, borsada işlem gördüğünde artık bir "emtia"dır. 4. Gereç ve Materyal: Üretimin HammaddesiMaddenin bir işe yaramak üzere işlenmiş ya da işlenmeye hazır haline gereç veya materyal denir. Bu kelimeler, maddenin pasif bir varlık olmaktan çıkıp bir amaca hizmet eden bir "araç" haline dönüşmesini ifade eder. Bir sanatçı için boya bir materyaldir. Bir usta için çekiç ve çivi birer gereçtir. Bu noktada madde, sadece var olduğu için değil, bir şeyi "var edeceği" için tanımlanır. 5. Cisim: Şekil Almış MaddeFizik biliminde maddeyi en somut haliyle tanımlayan kelime cisimdir. Madde genel bir kavramken (su, demir, hava), cisim bu maddelerin belirli bir şekil almış halidir (bir bardak su, bir demir bilye). Cisim, maddenin sınırlarını, boyutlarını ve geometrisini belirler. 6. Levazım ve Donanım: Kolektif VarlıkBazen madde tek başına bir anlam ifade etmez; bir bütünün parçası olarak var olur. Levazım: Genellikle bir kurumun veya askeri bir birliğin ihtiyaç duyduğu tüm maddelerin ortak adıdır. Donanım: Teknolojik bağlamda maddenin işlevsel gücünü temsil eder. Bilgisayarı oluşturan her bir fiziksel parça (ekran, klavye, işlemci) birer "donanım"dır; yani artık sadece eşya değil, sistemin parçası olan maddelerdir. Sonuç: Dilin Zenginliği, Maddenin ÇeşitliliğiGörüldüğü üzere "eşya" kelimesi, buzdağının sadece görünen kısmıdır. Bir maddeyi tanımlarken seçtiğimiz kelime, aslında ona hangi gözle baktığımızı da ele verir: Bilim insanı için o bir özdektir. Tüccar için bir emtiadır. Sanatçı için bir materyaldir. Filozof için bir cevherdir. Türkçenin bu geniş kelime yelpazesi, etrafımızı saran fiziksel dünyayı çok daha hassas, çok daha doğru ve çok daha estetik bir şekilde tanımlamamıza olanak tanır. Madde her yerdedir, ancak onu nasıl isimlendirdiğimiz, o maddeyle kurduğumuz ilişkinin temelini oluşturur.
  5. Dünyanın En Zengin 50 Şehri 1. Tokyo – 2,55 Trilyon $ 2. New York–Newark – 2,49 Trilyon $ 3. Los Angeles–Long Beach–Anaheim – 1,62 Trilyon $ 4. Londra – 1,47 Trilyon $ 5. Seul – 1,42 Trilyon $ 6. Paris Metropol Bölgesi – 1,39 Trilyon $ 7. Chicago–Naperville–Elgin – 1,25 Trilyon $ 8. Osaka–Kobe – 1,19 Trilyon $ 9. San Francisco–Oakland–Berkeley – 1,15 Trilyon $ 10. Şanghay – 1,15 Trilyon $ 11. Pekin – 1,10 Trilyon $ 12. Washington–Arlington–Alexandria – 1,09 Trilyon $ 13. Dallas–Fort Worth–Arlington – 1,08 Trilyon $ 14. Houston–The Woodlands–Sugar Land – 1,01 Trilyon $ 15. Boston–Cambridge–Newton – 1,01 Trilyon $ 16. Singapur – 987,54 Milyar $ 17. Moskova – 975,80 Milyar $ 18. Seattle–Tacoma–Bellevue – 949,96 Milyar $ 19. Philadelphia–Camden–Wilmington – 946,58 Milyar $ 20. Atlanta–Sandy Springs–Alpharetta – 941,82 Milyar $ 21. Shenzhen – 922,69 Milyar $ 22. Toronto – 917,49 Milyar $ 23. Miami–Fort Lauderdale–Pompano Beach – 880,14 Milyar $ 24. San Jose–Sunnyvale–Santa Clara – 872,41 Milyar $ 25. Taipei – 867,83 Milyar $ 26. Çongçing – 866,56 Milyar $ 27. Guangzhou – 863,35 Milyar $ 28. Sidney – 855,03 Milyar $ 29. Hong Kong – 838,85 Milyar $ 30. Nagoya – 834,30 Milyar $ 31. Melbourne – 772,67 Milyar $ 32. Phoenix–Mesa–Chandler – 769,09 Milyar $ 33. Cakarta – 760,25 Milyar $ 34. Suzhou – 751,51 Milyar $ 35. Minneapolis–St. Paul–Bloomington – 745,95 Milyar $ 36. Detroit–Warren–Dearborn – 731,66 Milyar $ 37. Mumbai – 723,98 Milyar $ 38. Vuhan – 718,68 Milyar $ 39. Ulusal Başkent Bölgesi – 715,60 Milyar $ 40. San Diego–Chula Vista–Carlsbad – 708,97 Milyar $ 41. São Paulo – 701,64 Milyar $ 42. Çengdu – 699,39 Milyar $ 43. Nankin – 690,57 Milyar $ 44. Denver–Aurora–Lakewood – 689,39 Milyar $ 45. Busan–Gyeongnam – 687,14 Milyar $ 46. Bangkok – 685,12 Milyar $ 47. Meksiko – 682,45 Milyar $ 48. Madrid Metropol Bölgesi – 680,57 Milyar $ 49. Hangzhou – 678,72 Milyar $ 50. İstanbul – 677,02 Milyar $ Not: Başlıca Metropol Bölgelerinin Tahmini Nominal GSYİH'si; veriler Kasım 2025 itibarıyla.
  6. FIFA Dünya Kupası Tüm Zamanların En Golcü 30 Oyuncusu Miroslav Klose — 16 Ronaldo — 15 Gerd Müller - 14 Sadece Fontaine - 13 Lionel Messi - 13 Pelé — 12 Kylian Mbappe — 12 Sándor Kocsis - 11 Jürgen Klinsmann - 11 Helmut Rahn - 10 Gary Lineker - 10 Gabriel Batistuta - 10 Teófilo Cubillas - 10 Thomas Müller - 10 Grzegorz Lato — 10 Ademir — 9 Eusébio — 9 Christian Vieri — 9 Vavá — 9 David Villa-9 Paolo Rossi — 9 Jairzinho — 9 Roberto Baggio — 9 Karl-Heinz Rummenigge — 9 Uwe Seeler — 9 Guillermo Stábile — 8 Leonidas — 8 Óscar Miguez — 8 Neymar Jr — 8 Cristiano Ronaldo — 8 Kaynak: FIFA Resmi Verileri. Kesin olarak sıralanmamış, gösterge niteliğindeki liste.
  7. Japonlar deprem için neler yapıyor... Japonya, 2011'deki gibi tsunamilerle mücadele çabalarının bir parçası olarak 246 millik bir tsunami duvarı inşa etti ve 9 milyon ağaç dikti
  8. Ronaldo kaleci hatasıyla kaçırdığı Suudi Arabistan şanpiyonluğunun ardından ağladı
  9. Orta Doğu Liglerinden Bütün Haberler
  10. Avrupa'nın En Büyük Stadyumları Spotify Camp Nou: 99.354 Wembley Stadyumu: 90.000 Santiago Bernabéu: 83.186 Croke Park: 82.300 Twickenham Stadyumu: 82.000 Signal Iduna Park: 81.365 Lujniki Stadyumu: 81.000 Stade de France: 80.698 Atatürk Olimpiyat Stadyumu: 76.092 San Siro / Giuseppe Meazza: 75.817 Allianz Arena: 75.024 Principality Stadyumu: 74.500 Olympiastadion Berlin: 74.475 Old Trafford: 74.310 Stadio Olimpico: 70.634 Cívitas Metropolitano: 70.460 NSC Olimpiyskiy: 70.050 OAKA (Spiros Louis): 69.618 Bakü Olimpiyat Stadyumu: 68.700 Gazprom Arena (Krestovsky): 67.800
  11. Newsom yine rahat durmadı ve bugün Trump'ın söylediklerini tweetledi Amerikan halkının çıkarlarını her zaman gözeten bir Başkanımız olduğu için çok şanslıyız. Amerikalıların mali durumu ne durumda bunun hakkında düşünmüyorum.
  12. Kalecinin Büyük Hatası Al Nassr'a Şampiyonluğa Mal Oldu (Fenerbahçe kalecisinin yaptığı hataya çok benziyor)
  13. ALARM KURMAYI BIRAKIN! Her gece 8 saat uyumak zorunda değilsiniz, bu bir Sanayi Çağı masalı! Çoğu yetişkinin sekiz saatlik kesin bir uykuya ihtiyacı yoktur; giderek artan kanıtlar ve evrimsel araştırmalar, birçok sağlıklı yetişkin için optimal gece uykusunun yedi saate daha yakın olduğunu ve sağlık risklerinin bu aralığın her iki tarafında da U şeklinde bir örüntüde arttığını göstermektedir. Profesör, katı "8 saat" kuralını Sanayi Çağı "saçmalığı" olarak nitelendiriyor ve modern elektriğe sahip olmayan insanların genellikle altı ila yedi saat uyuduğunu ve büyük kohortların en düşük ölüm riskinin sekiz değil, yedi saat civarında olduğunu gösterdiğini belirtiyor. Profesör, 2023 yılında The Diary of a CEO ile yaptığı bir röportajda, Exercised: The Science of Physical Activity, Rest and Health adlı kitabı için yaptığı araştırmayı genişletti. Profesör'ün savunduğu şey Profesör, "doğal" insanların sekiz saat uyuduğu fikrinin temelsiz olduğunu söylüyor; Elektrik ışığı olmayan topluluklardan elde edilen saha verileri, tipik gece uykusunun yaklaşık altı ila yedi saat olduğunu gösteriyor ve sekiz saatlik hedef olarak kabul edilen kültürel reçeteyi çürütüyor. Modern sekiz saatlik dogmayı biyolojik bir gereklilikten ziyade Sanayi Devrimi'nin bir mirası olarak çerçevelendiriyor ve riskin yedi saat civarında en düşük seviyeye indiği, hem kısa hem de uzun uykudan kaynaklanan daha yüksek riskle U şeklinde bir eğri oluşturduğu epidemiyolojik eğrilere işaret ediyor. Onun duruşunun popüler özetleri, yedi saatin sağlık sonuçları açısından sekiz saatten genellikle daha iyi olduğunu vurgularken, yaş ve duruma göre değişkenlik gösterdiğini ve uyku ihtiyacının herkese aynı şekilde uymadığını da vurguluyor. Gerçekten ne kadar uykuya ihtiyacınız var? Fortune dergisinde yayınlanan bir makalede, uyku bilim uzmanı, sekiz saatlik inancı ele alarak, bu ölçütün nasıl ortaya çıktığını açıklıyor ve tek bir sayıya takılıp kalmak yerine uyku kalitesini iyileştirmek için pratik taktikler sunuyor. Amerikalıların üçte birinden fazlası yedi saatlik minimum uyku süresini kaçırıyor; bu da sihirli bir sayıyı kovalamak kadar tutarlılığın ve uyku hijyeninin önemini vurguluyor. Amerikan Uyku Tıbbı Akademisi ve Uyku Araştırma Derneği, yetişkinler için "gece başına yedi veya daha fazla saat" uyku önermektedir; bu, sekiz saatlik bir zorunluluktan ziyade yedi saatten başlayan bir aralıktır. Mayo Kliniği'nin kılavuzu da aynı doğrultudadır: Yetişkinlerin genellikle yedi veya daha fazla saate ihtiyacı vardır; bu süre, yaşa, uyku kalitesine, önceki uyku eksikliğine, gebeliğe ve uykuyu bölen ancak toplam ihtiyacı artırmayan yaşlanma modellerine bağlı olarak bireysel farklılıklar gösterebilir. U Şeklindeki Risk Eğrisi Çok sayıda büyük ve güncel veri seti, uyku süresi ile olumsuz sonuçlar arasında U şeklinde bir ilişki olduğunu göstermektedir; tüm nedenlere bağlı ölüm ve kardiyovasküler ölüm riski için en düşük nokta yaklaşık yedi saat civarındadır. Birleşik Krallık Biyobankası analizleri de, sağlık ve yaşam tarzı faktörleri dikkate alındıktan sonra, hem kısa uyku (yedi saatten az) hem de uzun uyku (yetişkinler için genellikle dokuz saatten fazla olarak tanımlanır) için yüksek risklerle U şeklinde ilişkiler bildirmektedir. Mekanistik ve biyobelirteç çalışmaları da U şeklini yansıtmaktadır; yedi saatin altında veya sekiz ila dokuz saatin üzerinde sapmalar, biyolojik yaşlanma belirteçleriyle bağlantılıdır, ancak nedensellik, yatakta geçirilen süreyi uzatan hastalıklarla karışabilir. Uyku için pratik rehber Yedi ila dokuz saat hedefleyin; eğer dinlenmiş bir şekilde uyanıyorsanız ve iyi çalışıyorsanız, yedi saati gerçekçi bir minimum olarak kullanın; Hastalık, yoğun antrenman veya hamilelik dönemlerinde gerektiği gibi dokuz saate kadar uzatın. U şekline dikkat edin: kronik kısa uyku (yedi saatten az) ve alışkanlık haline gelmiş uzun uyku (9 saatten fazla) her ikisi de daha yüksek risklerle bağlantılıdır; düzenli olarak dokuz saatten fazla uykuya ihtiyacınız varsa, depresyon, uyku apnesi veya kronik hastalık gibi altta yatan durumları değerlendirmek için bir klinisyene danışın. Sekiz saatlik bir hedefe takıntılı olmak yerine, tutarlılık ve kaliteye öncelik verin—düzenli yatma/uyanma saatleri, sabah ışığı, azaltılmış akşam mavi ışığı, serin ve karanlık yatak odaları ve kafein/alkolün sınırlandırılması. Uyku için 'ideal nokta' Sekiz saat kuralı, evrensel bir biyolojik gereklilik değil, kültürel bir basitleştirmedir; Yedi saat, birçok yetişkin için sağlık açısından ideal nokta olarak kabul edilir ve bu süre, yaşam evresine ve sağlık durumuna bağlı olarak esneklik gösterebilir. İş liderleri ve bireyler, uyku hedeflerini kanıta dayalı aralığa ve ölçülebilir gündüz fonksiyonuna doğru yeniden şekillendirmeli, katı bir sekiz saatlik kota dayatmadan performansı ve uzun vadeli sağlığı iyileştiren uyku kalitesi uygulamalarına yatırım yapmalıdır. Kaynak: Fortune
  14. Rocket Lab, tarihinin en büyük sözleşmesini imzaladı Önemli Noktalar Rocket Lab geçen hafta kazanç raporunu açıkladı; bunun yanı sıra beş adet Neutron ve üç adet Electron roketinin fırlatılmasını kapsayan bir sözleşmeyi de duyurdu. Kimliği kamuya açıklanmayan tek bir müşteri, sekiz fırlatmanın tamamını, bedeli açıklanmayan bir fiyat karşılığında sipariş etti. Bu fiyat, Rocket Lab'ın başlangıçta belirlediği 50 milyon dolarlık hedef fiyatın altında olabilir. Sadece hisse fiyatından bahsetmiyorum; gerçi Rocket Lab hisseleri, kazanç raporu sonrası Cuma günü yaşanan o şaşırtıcı %34'lük sıçrama da dahil olmak üzere, bu yıl halihazırda %51 değer kazandı. Benim bahsettiğim şey, bu roket şirketinin işlerinin ne denli başarılı bir yükseliş içinde olduğu. Rocket Lab'ın tarihinin en büyük sözleşmesi Dünkü kazanç beklentisi aşan sonuçların ardından Rocket Lab, "Rocket Lab tarihindeki en büyük fırlatma sözleşmesinin" imzalandığını duyurdu. Önümüzdeki üç yıl boyunca Rocket Lab; kimliği açıklanmayan tek bir müşteri için beş adet Neutron ve üç adet Electron roketi fırlatacak. Rocket Lab sözleşmenin bedelini açıklamadı; yalnızca "fiyatlandırmanın [...] Rocket Lab'ın Neutron ve Electron roketleri için uyguladığı ortalama satış fiyatlarıyla uyumlu olduğunu" belirtmekle yetindi. Yine de Rocket Lab, bu gizli sözleşme de dahil olmak üzere toplam sipariş birikiminin (backlog) 2,2 milyar dolar sınırını aştığını kaydetti. Şirketin Neutron sözleşmesini duyurmadan önceki son sipariş birikimi verisi ise —Şubat ayında yayımlanan 2025'in 4. çeyrek raporunda yer aldığı şekliyle— bu rakamı yalnızca 1,85 milyar dolar olarak gösteriyordu. Bu da 350 milyon dolarlık bir farka tekabül ediyor. Uzay matematiği Peki, bu farkın tam olarak ne kadarını Rocket Lab'ın kimliği gizli müşterisine ve onun beş Neutron ile üç Electron fırlatma siparişine atfedebiliriz? İşe; Rocket Lab'ın 1. çeyrekte fırlattığını bildiğimiz (ve sipariş birikimi listesinden artık çıkmış olan) yedi adet Electron görevinin değerini (yaklaşık 60 milyon dolar) o 350 milyon dolarlık farka geri ekleyerek başlayın. Ardından, sipariş birikimindeki artışın bir kısmını oluşturan —ve Uzay Kuvvetleri (Space Force) adına 20 adet HASTE görevi gerçekleştirmeyi kapsayan— 190 milyon dolarlık sözleşmenin değerini bu toplamdan çıkarın. Elinizdeki veri, yeni ve gizli fırlatma sözleşmesinin Rocket Lab için 220 milyon dolar değerinde olabileceğine dair yaptığım kaba bir tahminden ibarettir. Bu durum aynı zamanda, Rocket Lab'in bu ilk birkaç Neutron uçuşu için ne kadar ücret talep ettiğine dair, verilere dayalı bir tahminde bulunmamıza da olanak tanıyor. Özel (dedicated) Electron fırlatmalarının hâlâ tanesi yaklaşık 8,4 milyon dolardan satıldığını varsayıp; 220 milyon dolarlık tahminimden, gizli müşterinin satın aldığı üç Electron fırlatmasının maliyetini düştükten sonra (ve kalan tutarı beş Neutron fırlatması arasında paylaştırdıktan sonra), artık tek bir özel Neutron fırlatmasının fiyatını tahmin edebiliriz: 44 milyon dolar. Bu rakam, SpaceX'in son fiyat artışının ardından bir Falcon 9 fırlatması için talep ettiği 74 milyon dolardan çok daha düşüktür; bu da bize, Rocket Lab'in SpaceX ve Falcon 9'dan daha düşük fiyat belirlemeyi kesinlikle hedeflediği sonucuna varmamızı sağlıyor. Rocket Lab hisseleri için sırada ne var? Söz konusu 44 milyon dolar, Rocket Lab'in bir Neutron fırlatması karşılığında talep etmeyi planladığı (ve raporlara yansıyan) 50 milyon dolarlık tutarın biraz altındadır; ki bu durum gayet mantıklıdır. Şirketler, yepyeni bir ürün için müşteri desteği kazanmak ve erken sipariş vererek duydukları güveni gösteren ilk müşterilerini ödüllendirmek amacıyla sıklıkla indirimli fiyatlar sunarlar. Dahası, düşük fiyatların Rocket Lab'in SpaceX'ten pazar payı kapmasına yardımcı olması beklenir. Bununla birlikte, Rocket Lab "küçükten başlıyor" diye, fiyatlarının sonsuza dek bu denli düşük kalacağını sanmayın. Rocket Lab'a göre, SpaceX'in Falcon 9 roketine alternatif oluşturacak "orta kaldırma kapasiteli fırlatma seçeneklerine yönelik sürekli bir talep" mevcut ve "uzay endüstrisinin daha fazla fırlatma kapasitesine ihtiyacı var." Rocket Lab'ın kendi kapasitesi de aslında şimdiden "on yılın sonuna kadar dolmuş durumda." Bu durum, Rocket Lab gibi tedarikçilerin fiyat belirleme gücüne sahip olduğu ve arz ile talep dengesini sağlamaya yardımcı olmak adına fiyatları artırabildiği —hatta artırmak zorunda kaldığı— klasik bir arz sıkışıklığı tablosunu ortaya koyuyor. Bunun gerçekleştiğine daha önce; SpaceX'in Falcon 9 fiyatlarını, Rocket Lab'ın ise küçük boyutlu Electron roketinin fiyatını artırmasıyla zaten şahit olmuştuk. Rocket Lab, Neutron roketini uçurmaya başladığında da aynı dinamiklerin iş başında olduğunu göreceğimizi tahmin ediyorum. Neutron fiyatları yükselecek ve Rocket Lab'ın kârları tavan yapacak. Kaynak: MF
  15. Lavender Marriage (Lavanta Evliliği) Nedir?Tarihsel olarak bu terim, partnerlerden birinin veya her ikisinin eşcinsel olduğu, ancak toplum baskısından, yasal yaptırımlardan veya kariyer kaygılarından korunmak için yaptıkları "görünüşte" bir evliliği ifade eder. Özellikle 1920’lerden 1960’lara kadar Hollywood yıldızları arasında, cinsel yönelimlerini gizleyip "topluma uygun" görünmek için çok yaygındı. Yeni Nesil İçin Neden İlgi Çekici?Paylaştığın metin, Z kuşağı ve Milenyum kuşağının bu kavrama neden farklı bir gözle baktığını vurguluyor. Günümüzde bu ilgi genellikle "gizlenme" ihtiyacından değil, şu nedenlerden kaynaklanıyor: Ekonomik İş Birliği: Artan yaşam maliyetleri, konut krizi ve sağlık sigortası gibi gereksinimler, gençleri romantik bağ şartı aramadan, sadece hayatı kolaylaştırmak adına stratejik ortaklıklara (evliliklere) yöneltebiliyor. Platonik Partnerlik: Bazı insanlar romantik veya cinsel bir ilişki yerine, derin bir dostluk kurdukları biriyle yaşlanmayı ve yasal haklardan (miras, vergi vb.) yararlanmayı tercih ediyor. Geleneksel Evlilik Kalıplarının Yıkılması: Yeni nesil, evliliği sadece "aşk + çocuk" formülü olarak görmüyor. Bunun yerine evliliği, iki insanın birbirine finansal ve sosyal destek sunduğu bir "proje" veya "güvenli liman" olarak yeniden tanımlıyorlar. ÖzetleMetin şunu diyor: 1950'lerde bu evlilikler bir zorunluluktu (hayatta kalmak ve dışlanmamak için). Bugün ise bazı gençler için geleneksel ilişki modellerine bir alternatif ve modern bir ortaklık türü olarak merak konusu oluyor.
  16. Sam Altman'ın ifadesi: Musk, OpenAI'ın 'tam kontrolünün' çocuklarına geçmesini istedi Sam Altman, Elon Musk'ın OpenAI'ın kâr amacı güden bir yapıya dönüşmesiyle ilgili açtığı hukuk davasında ifade vermeye başladı. Musk; Altman'ı ve diğer OpenAI yöneticilerini, kurucu ortaklarından olduğu kâr amacı gütmeyen kuruluşu "yağmalamakla" suçladı. Altman Salı günü verdiği ifadede, Musk'ın söz konusu kâr amacı gütmeyen kuruluşla ilgili kendine has emelleri olduğunu belirtti. OpenAI CEO'su Sam Altman Salı günü verdiği ifadede, Elon Musk'ın ChatGPT'nin yaratıcısı olan şirket üzerinde "tam kontrol" sahibi olmak istediğini; hatta yapay zekâ girişiminin, kendisi öldükten sonra çocuklarına devredilmesini önerdiğini anlattı. Musk ile girdiği ve büyük önem taşıyan hukuk mücadelesinde jüri üyelerine hitap eden Altman, yaklaşık on yıl öncesine—Musk'ın hâlâ OpenAI'ın yönetiminde rol aldığı ve "tam kontrol" talep ettiği döneme—dair "tüyleri diken diken eden bir anı" hatırlattı. Altman, yapay zekâ şirketinin kurucu ortakları Musk'ın kontrol hissesi talebini tartıştıkları sırada, birinin Musk'a, "Kontrol sende olursa, sen öldüğünde ne olacak?" diye sorduğunu ifade etti. Altman'a göre Musk bu soruya, "Bunun üzerinde çok fazla kafa yormadım ama, bilirsiniz işte; belki de kontrol doğrudan çocuklarıma geçmelidir," şeklinde yanıt verdi. Altman, dokuz kişilik jüriye, bu plandan "hiç de hoşnut olmadığını" söyledi. CEO'nun, Musk'ın miras ve veraset üzerine yaptığı bu tür kafa yormalara dair aktardığı bu bilgiler, "Musk - Altman" davasının Oakland, Kaliforniya'daki bir federal mahkeme salonunda üçüncü haftasına girdiği sırada gündeme geldi. Musk, OpenAI ve Microsoft'a dava açarak, bu iki şirketin kurduğu ortaklığın, yapay zekâ şirketinin kâr amacı gütmeyen kuruluş felsefesine yapılmış bir ihanet olduğunu kanıtlama peşinde. Davada adı geçen sanıklardan biri olan Altman, Salı günü verdiği ifadede, Musk'ı hem kârın hem de gücün peşinden hırsla koşan biri olarak resmedip sert sözlerle eleştirdi. Altman jüriye hitaben, Musk'ın "eğer kâr amacı güden bir şirket kuracaksak, başlangıç aşamasında bu şirket üzerinde tam kontrole sahip olması gerektiğine dair çok güçlü bir inanç taşıdığını" anlattı. Altman, "Bunun nedeni, Musk'ın, herkesin kolayca göremediği o kritik kararları alma konusunda yalnızca kendisine güvenebileceğini düşünmesiydi," dedi ve Tesla CEO'sunun—bunu bizzat kendisinden veya eski özel kalem müdüründen duyduğunu belirterek—kariyerinin geri kalanında "sadece kontrol edebileceği şirketlerde çalışmaya" karar verdiğini sözlerine ekledi. Altman, OpenAI'ın kontrolünün tek bir kişinin elinde toplanmasına karşı olduğunu ifade etti. Altman, "OpenAI'ı kurmamızın nedenlerinden biri, niyetleri ne kadar iyi olursa olsun, Yapay Genel Zekânın (AGI) tek bir kişinin kontrolü altında olması gerektiğini düşünmememizdi," dedi. Jüriye, Musk'ın "kontrolü daha sonra devredeceğini" söylediğini, ancak kendisinin buna ikna olmadığını anlattı. Altman, "Girişimler konusunda epey tecrübem vardı; pek çok kez kontrol kavgalarına şahit olmuştum ve özellikle de bir şirketin işleri yolunda giderken, kurucuların veya kontrolü elinde bulunduran kişilerin bu kontrolü genellikle bırakmadıklarını öğrenmiştim," şeklinde ifade verdi ve ekledi: "Bu kontrolü sonsuza dek ellerinde tutabilirlerdi." Altman, Musk'ın roket şirketi SpaceX'in, bu tür "kurucu kontrolündeki teknoloji şirketlerine" bir örnek teşkil ettiğini belirtti. Musk'ın OpenAI'ı Tesla bünyesine katma isteği sorulduğunda, Altman bu fikri küçümseyerek geçiştirdi. Altman, "Tesla bir otomobil şirketidir," dedi. "Ve OpenAI'ın sahip olduğu misyona sahip değildir." Altman'ın bu ifadesi, ikilinin 2015 yılında birlikte kurduğu şirketle ilgili görülen hukuk davasında kritik bir dönüm noktası oldu. Geçtiğimiz ay davada ilk tanık olarak ifade veren Musk; Altman'ı ve diğer OpenAI yöneticilerini, bizzat kendilerinin başlattığı bu "hayır kurumunu" çalmakla suçlamıştı. Musk jüriye hitaben, "Esasen onlar bir hayır kurumunu çalmaya çalışıyorlar; biz ise onları durdurmaya gayret ediyoruz," dedi. Salı günü, avukatının kendisine doğrudan, "Bir hayır kurumunu çaldınız mı?" sorusunu yöneltmesi üzerine Altman, sert bir yanıt verdi. Altman, "Bu durumu, bu çerçeveden bakarak kavramakta bile güçlük çekiyorum," şeklinde karşılık verdi. 2018 yılında şirketten ayrılan Musk; yapay zekâyı kamu yararına geliştirmeye adanmış kâr amacı gütmeyen bir kuruluş olarak tanımladığı OpenAI'ın kuruluş misyonunu desteklemek amacıyla şirkete on milyonlarca dolar aktardığını; ancak bu misyonun, davasında davalı olarak gösterilen Microsoft ile yapılan ortaklık neticesinde, daha sonraları kısmen terk edildiğini iddia ediyor. Şu anda üçüncü haftasına giren davanın sonucu; yapay zekâ dünyasının çehresini yeniden şekillendirebileceği gibi, şayet Musk davayı kazanırsa, OpenAI ve onun arkasındaki destekçi güç olan Microsoft'a milyarlarca dolarlık tazminat yükü de getirebilir. Altman'ın ifadesi; OpenAI Başkanı ve kurucu ortağı Greg Brockman ile Microsoft CEO'su Satya Nadella'nın da aralarında bulunduğu ve Oakland'daki jüri huzurunda daha önce ifade vermiş olan diğer pek çok teknoloji devinin ardından geldi. Davada jüri seçiminden önce yaptığı bir X paylaşımında OpenAI, Musk'ın davasının "her zaman, bir rakibi raydan çıkarmaya yönelik temelsiz ve kıskançça bir girişim olduğunu" belirtti. Kaynak: BI
  17. Lake Tahoe'da yaşayan yaklaşık 50 bin kişi, enerji sağlayıcılarının hatlarını veri merkezlerine yönlendirmeye hazırlanması üzerine yeni bir güç kaynağı bulmak zorunda kalıyor. Lake Tahoe, gelecek kayak sezonundan sonra elektriğinin nereden sağlanacağını bilmiyor; bu durum, bölgeyi yuva bilen 49.000 sakin için büyük bir sorun teşkil ediyor. Sierra Nevada'nın bu turizm merkezi —kayak merkezlerine, göl kenarındaki kumarhanelere ve yılda yaklaşık 25 ila 28 milyon ziyaretçiye ev sahipliği yapan bu bölge— tanıdık bir müsebbibin yol açtığı bir enerji kriziyle karşı karşıya: Yapay zeka (YZ) patlamasını besleyen veri merkezleri. Lake Tahoe'nun elektriğinin büyük kısmını on yıllardır sağlayan Nevada merkezli kamu hizmeti şirketi NV Energy, bölgeye hizmet veren küçük Kaliforniya şirketi Liberty Utilities'e, Mayıs 2027'den sonra elektrik tedarikini durduracağını bildirdi. Bunun nedeni mi? NV Energy'nin bu kapasiteye veri merkezleri için ihtiyaç duyması. Yani: Lake Tahoe bölgesinin enerji tedarikçisi, bölgedeki dağıtım şirketine, başka bir enerji kaynağı bulması için bir yıldan az süresi kaldığını söylüyor. Kuzey Nevada, ülkenin en hızlı büyüyen veri merkezi koridorlarından biri haline geldi. Google, Apple ve Microsoft; Reno'nun doğusundaki Tahoe-Reno Endüstri Merkezi çevresinde ya tesisler inşa ettiler ya da inşa etmeyi planlıyorlar. Desert Research Institute (Çöl Araştırma Enstitüsü), NV Energy'nin 2024 Entegre Kaynak Planı'ndaki verileri kullanarak, büyük çoğunluğu Kuzey Nevada'da bulunan 12 veri merkezi projesinin, 2033 yılına kadar 5.900 megavatlık yeni bir talep yaratabileceğini tespit etti. Geçtiğimiz sonbaharda düzenlenen bölgesel bir iş etkinliğinde NV Energy'nin iş geliştirme direktörü, mevcut durumu "emsalsiz" olarak nitelendirdi; şirketin bu yeni endüstriyel yükü karşılama konusunda istekli olduğunu, ancak bunun "mevcut müşteri tabanlarını etkilemeyeceğini" ifade etti. Ancak Liberty'nin 49.000 Kaliforniyalı müşterisi, bu maliyeti şimdiden omuzluyor olabilir. Liberty Utilities, elektriğinin yaklaşık %25'ini Nevada'da sahip olduğu güneş enerjisi tesislerinden üretiyor. Geri kalan %75'lik kısım ise NV Energy'den geliyor; ancak gelecek yılın bu döneminden itibaren, bu kaynak bölgeye artık sağlanmayacak. Danielle Hughes, Fortune dergisine verdiği demeçte, "Sanki hiç var değilmişiz gibi," dedi. Hughes; Kuzey Lake Tahoe sakini, kâr amacı gütmeyen Tahoe Spark kuruluşunun CEO'su ve Kaliforniya Enerji Komisyonu'nun Verimlilik Bölümü'nde görevli bir denetçidir. Kolay bir çözümü olmayan, yargı yetkisi kaynaklı bir düğüm Tahoe'daki krizi bu denli zorlu kılan şey, elektrik üretiminden müşteri faturalarına kadar uzanan tüm zinciri denetleyen tek bir düzenleyici kurumun bulunmamasıdır. Liberty, Kaliforniya'da yatırımcıya ait bir elektrik şirketidir. Müşterileri Kaliforniya'da yaşıyor ve Kaliforniya Kamu Hizmetleri Komisyonu tarafından onaylanan tarifeler üzerinden ödeme yapıyorlar. Ancak Liberty'nin şebekesi, NV Energy'nin dengeleme yetki alanı içinde yer alıyor, 38 noktadan NV Energy'ye bağlanıyor ve eyalet düzenleyicilerine yaptığı bir başvuruya göre tamamen Nevada iletim hatlarına bağımlı. Liberty'nin bölgesi, Kaliforniya'nın doğu sınırında küçük bir şerit olup, eyaletteki neredeyse tüm diğer abonelerin şebekesini koordine eden Kaliforniya Bağımsız Sistem Operatörü'nün (CISO) değil, NV Energy'nin dengeleme bölgesinde yer alıyor. Kaliforniya şebekesine doğrudan bağlantı kurmak, Sierra üzerinden batıya doğru yeni bir iletim hattı gerektirecektir; Liberty Başkanı Eric Schwarzrock'a göre bu proje, önemli arazi etkileriyle birlikte "yüz milyonlarca dolara" mal olacaktır. CPUC, Liberty'nin tarifelerini ve tedarik taleplerini onaylıyor, ancak NV Energy'ye toptan elektrik satmaya devam etmesini emredemez veya Nevada'nın veri merkezleri için nasıl plan yapacağını dikte edemez. Bu durum, eyaletler arası iletimi ve toptan elektrik satışlarını düzenleyen Federal Enerji Düzenleme Komisyonu'na (FERC) düşüyor. NV Energy ve Nevada düzenleyicilerinin yukarı yönlü şebekeyi kontrol etmesiyle sonuç, Kaliforniya'nın kuralları belirlediği, Nevada'nın hatları döşediği, federal yetkinin toptan piyasaya uygulandığı ve sonuçtan tek bir kuruluşun sorumlu olmadığı bir sistemdir. Mart 2026'da Liberty, CPUC'den 1 Haziran 2027'den itibaren geçerli olmak üzere, enerji tedariki için hızlandırılmış bir teklif talebi yetkilendirmesini istedi. Bu başvuruda Liberty, NV Energy'nin, diğer nedenlerin yanı sıra, Tahoe-Reno Sanayi Merkezi bölgesindeki veri merkezlerini ve kuzey Nevada'daki iletim kısıtlamalarını tam gereksinimli hizmeti sonlandırmak için gerekçe olarak gösterdiğini belirtti. Hughes ve Sierra Club'ın Tahoe Bölgesi Grubu, komisyonun bu yaklaşımı reddetmesini ve bunun yerine tam bir süreç başlatmasını istiyor. Sierra Club Başkan Yardımcısı Tobi Tyler, Fortune ile paylaşılan, 1 Nisan 2026 tarihli CPUC komisyon üyelerine yazdığı mektupta, izole edilmiş ve hızla değişen bir şebekeye bağımlı 49.000 aboneyi etkileyen bu tedarikin ölçeğinin, yalnızca resmi bir prosedürün sağlayabileceği şeffaflığı ve kamu katılımını gerektirdiğini savundu. Tahoe Spark'ın temel itirazı, "Kaliforniya, yüksek yangın riski taşıyan bir bölgedeki çok sayıda Kaliforniya topluluğu için Liberty'ye özgü talep, zirve koşulları veya tedarik ihtiyacına ilişkin bir tahmin üretmiyor" şeklindedir. Hughes, “Tam kapsamlı bir süreç başlatmanız, şeffaf bir işleyiş yürütmeniz; Kaliforniya politika ortamında nasıl bir konumda olduğumuzu ve uzun vadeli oyunun ne olduğunu kavramanız gerekiyor,” dedi. Düzenleyicilerin bile hâlâ yasal sınırları netleştirmeye çalıştığını ekleyerek şunları söyledi: “Temelde şu an ne yapacaklarına —hatta yasal olarak neleri yapabileceklerine— karar vermeye çalışıyorlar.” Hughes, “Kapsamlı bir süreç başlatmanız, şeffaf bir işleyiş izlemeniz; California politika ortamında nasıl bir konumda olduğumuzu ve uzun vadeli oyunun ne olduğunu anlamanız gerekiyor,” dedi. Düzenleyicilerin bile hâlâ yasal sınırları netleştirmeye çalıştığını ekleyen Hughes: “Temelde şu anda ne yapacaklarına —hatta yasal olarak ne yapabileceklerine— karar vermeye çalışıyorlar,” ifadelerini kullandı. Düzenleyicilerin bile hâlâ yasal sınırları netleştirmeye çalıştığını ekleyen Hughes: “Tedarik süreci, CPUC (California Kamu Hizmetleri Komisyonu) tarafından onaylanmak zorunda olacak. Temelde şu anda ne yapacaklarına —hatta yasal olarak ne yapabileceklerine— karar vermeye çalışıyorlar.” Yan komşumuz: Veri merkezi Veri merkezleri, 2024 yılında Nevada’nın elektriğinin %22’sini tüketti; bu payın 2030 yılına gelindiğinde %35’e çıkması öngörülüyor. Sierra Club uzmanlarının Nevada düzenleyicilerine sunduğu ve Fortune tarafından incelenen uzman görüşüne göre, NV Energy’nin 2024 yılına ait kendi kaynak planında, büyük ölçekli projelerdeki yük artışının yaklaşık %75’i veri merkezlerine atfediliyor. Üstelik bu artışın büyük bir kısmı, Lake Tahoe bölgesine elektrik sağlayan sistemin aynısını kullanan Kuzey Nevada’da yoğunlaşmış durumda. NV Energy; Las Vegas’tan Yerington’a uzanan, 525 kV kapasiteli ve 4,2 milyar dolar maliyetli bir iletim hattı olan Greenlink West’i inşa ediyor; hattın Mayıs 2027’de devreye girmesi bekleniyor. Schwarzrock, Greenlink faaliyete geçtiğinde Liberty’nin “bekleme listesinde ilk sırada” yer alacağını ve böylece daha geniş bir enerji sağlayıcısı havuzuna erişim imkânı bulacağını belirtti. Ancak bu zaman çizelgesi, sözleşme bitiş tarihiyle birebir örtüşüyor; bu da hata payı için neredeyse hiç boşluk bırakmıyor. Proje maliyetlerinin yaklaşık %70’i, Güney Nevada’daki tüketiciler tarafından karşılanacak. Ancak —en azından NV Energy’ye göre— bu durum hiç de yeni bir gelişme değil. Şirketin sözcüsü Katie Jo Collier, bu geçiş sürecinin köklerinin, “veri merkezlerinden kaynaklanan yük artışının henüz bir gündem maddesi bile olmadığı” çok daha eski tarihlere dayanan, Liberty ile aralarındaki uzun soluklu bir mutabakata dayandığını ifade etti. Collier, bu süreci “son dönemdeki gelişmelere verilmiş ani bir tepki değil, yıllar öncesinden planlanmış bir geçiş süreci” olarak nitelendirdi. NV Energy, California’daki elektrik varlıklarını 2009 yılında Liberty’ye satmış ve geçici bir süre daha elektrik tedarik etmeye devam etme konusunda anlaşmaya varmıştı. Bu düzenleme 2015'te, 2020'de ve 2025'in sonlarında bir kez daha uzatıldı ve her seferinde Liberty'nin henüz bağımsız bir tedarikçi bulamamış olması nedeniyle oldu; bu zaman çizelgesi Fortune tarafından incelenen düzenleyici belgelerle de doğrulandı. Ancak bağımsız uzmanlar, NV Energy'nin kendi talep tahminlerinin güvenilir olup olmadığını sorguladı. Ekim 2024'te Nevada düzenleyicilerine sunulan bir ifadede, Synapse Energy Economics'ten enerji ekonomisti Rose Anderson, NV Energy'nin büyük proje yük tahmininin 'son derece belirsiz' olduğunu ve mevcut müşterilerin, asla gerçekleşmeyecek endüstriyel talebi karşılamak için inşa edilen altyapı için ödeme yapmak zorunda kalabileceği konusunda uyardı. Fiyatlar zaten yükseliyordu. Tedarik krizi, mevcut bir uygun fiyatlılık mücadelesinin üzerine geliyor. CPUC dosyalarına göre, Liberty 2025 genel tarife davasında başlangıçta %19,1'lik bir gelir artışı talep etmişti; bu da ortalama konut müşterisi için ayda yaklaşık 37,51 dolar daha fazla anlamına geliyordu. CPUC, Liberty'nin talep ettiği %11'lik artış yerine, %9,75'lik öz sermaye getirisiyle daha küçük bir artışı onayladı: %11,4. Tarife davası, yüksek riskli bir dağlık bölgedeki orman yangını maliyetlerini, sigorta primlerini ve altyapı harcamalarını gündeme getirdi. CPUC kararı, Liberty'nin orman yangını riskini ve Kaliforniya'nın AB 1054 Orman Yangını Fonu'ndan dışlanmasını dikkate alarak, küçük elektrik şirketleri için artan sigorta maliyetlerinin (yalnızca 30 milyon doların üzerinde olduğu belirtiliyor) gelecekteki düzenlemelerin yapılmasını gerektirebileceğini öne sürdü. Tahoe Spark, tarife davası uzlaşmasına karşı çıktı ve bunun Kaliforniya'daki elektrik abonelerinin ödediği maliyetlerin altında yatan eyaletler arası toptan elektrik yapısını incelemediğini savundu. Hughes, sorunun sadece yüksek tarifeler değil, ziyaretçi talebi, ikinci evler, kayak merkezleri ve geliştirme projelerinin kalıcı sakinlerin ödediği altyapı ihtiyaçlarını yönlendirdiği bir bölgede maliyetlerin nasıl dağıtıldığı olduğunu söyledi. Hughes, "Azalan bir topluluğa yeniden dağıtılan maliyetiz ve bu bir kriz," dedi. Hughes, Tahoe'nun yıl boyunca burada yaşayanlar arasında düşük gelirli topluluklar ve temel hizmetlerde çalışanlar bulunmasına rağmen, zenginlerin tatil evi olarak değerlendirildiğini savunuyor. “Hem South Lake Tahoe’da hem de North Lake Tahoe’daki Kings Beach’te düşük gelirli topluluklarımız bulunmasına rağmen, hem Enerji Komisyonu hem de California Kamu Hizmetleri Komisyonu bizi hiçbir sosyoekonomik planlarına dahil etmiyor,” dedi. Havzanın yönetim yapısı, hesap verebilirlik sorununu daha da karmaşık hale getiriyor. Tahoe Gölü iki eyaleti, birden fazla ilçeyi, bir belediyeyi ve Tahoe Bölgesel Planlama Ajansı'nı kapsıyor. İlçe yöneticileri, eyalet atamaları, kamu hizmeti düzenleyicileri ve tatil köyü geliştiricileri sistemin çeşitli bölümlerine dokunuyor, ancak tek bir kurum tüm sorunun sorumluluğunu üstlenmiyor. Liberty'nin talep modeli, bu bölgenin Kaliforniya'nın geri kalanından ne kadar farklı olduğunu gösteriyor: çoğu bölgesel kamu hizmeti yaz aylarında zirve yaparken, Liberty'nin talebi Noel civarında, ikinci ev sahiplerinin kayak sezonu için gelmesiyle zirveye ulaşıyor ve bu da yıl boyunca burada yaşayanların katlandığı altyapı maliyetlerini artırıyor. Bundan sonra ne olacak? Liberty, müşterilerine NV Energy'nin iletim sağlayıcısı olarak kalacağını, kabloların hiçbir yere gitmeyeceğini söyledi. Soru şu: Bu kablolar üzerinden akan elektriği kim sağlıyor, maliyeti ne ve Kaliforniya düzenleyicileri, yukarı akış şebekesi Kaliforniya'nın olağan planlama yapısının dışında kalan müşterileri koruyabilir mi? Schwarzrock, kamu hizmetinin öncelikle Kaliforniya'nın yenilenebilir enerji gereksinimlerini karşılamaya odaklanarak, yedek sözleşmeyi "herkese ve her şeye" ihale etmeyi planladığını söyledi. Liberty, 2026 yazında resmi bir ihale çağrısı yayınlamayı planlıyor ve yedek elektriğin büyük olasılıkla Kaliforniya dışındaki kaynaklardan, NV Energy'nin iletim sistemi üzerinden sağlanması bekleniyor. Hughes, kısa vadeli yedek elektriğin Batı'nın başka yerlerinden temin edilebileceğini söyledi, ancak sonrasında ne olacağı konusunda iyimser değil. "Kısa vadede genellikle iyi anlaşmalar yapabilirsiniz, ancak istikrarsızdır," dedi. "Kısa vadeli anlaşma sizi idare eder. Ama sonra Batı pazarındasınız ve PG&E, Southern California Edison, veri merkezleri ve madencilik şirketleriyle rekabet ediyorsunuz. 49.000 müşterimiz var. Hiçbir pazarlık gücümüz yok." Daha büyük endişesi ise, Kaliforniya ve Nevada daha entegre bir Batı elektrik pazarına doğru ilerlerken, Tahoe'nun küçük müşteri tabanının, çok daha fazla satın alma gücüne sahip daha büyük kamu hizmeti şirketleri ve endüstriyel alıcılardan gelen rekabete giderek daha fazla maruz kalacak olmasıdır. "Temsilcimiz yok," dedi Hughes. "Bu kaynak çıkarımı." Kaynak: Fortune
  18. Memphis Grizzlies forveti Brandon Clarke, 29 yaşında hayatını kaybetti. Clarke'ın ölümü, 12 Mayıs 2026 Salı günü, takımı ve menajerlik ajansı Priority Sports tarafından doğrulandı. Ölüm Koşulları NBC Los Angeles ve kolluk kuvvetlerinden gelen raporlara göre Clarke, 11 Mayıs Pazartesi günü San Fernando Vadisi'ndeki bir evde ölü bulundu. Soruşturma: Yerel yetkililer ve Los Angeles İtfaiyesi, saat 17.00 sularında gelen bir 911 tıbbi acil durum çağrısına yanıt verdi. Olası Ölüm Nedeni: Resmi ölüm nedeni otopsi sonucuna bağlı olsa da, olay yerinde uyuşturucu madde ve uyuşturucu kullanımına yarayan gereçlerin bulunması nedeniyle, soruşturmayı yürütenler olayı olası bir aşırı doz vakası olarak değerlendiriyor. Polis, olayda herhangi bir cinayet şüphesine işaret eden bir kanıt bulunmadığını belirtti. Son Gelişmeler ve NBA Kariyeri Clarke'ın ani ölümü, hem fiziksel iyileşme süreci hem de hukuki sorunlarla geçen bir dönemin ardından gerçekleşti: Hukuki Sorunlar: 1 Nisan 2026 tarihinde Clarke, Arkansas'ta aşırı hız, polisten kaçma ve kontrollü madde (iddialara göre kratom) bulundurma suçlamalarıyla gözaltına alındı. Sakatlık Geçmişi: Clarke, 2019 NBA Draftı'nda 21. sıradan seçildikten sonra, yedi yıllık kariyerinin tamamını Memphis Grizzlies formasıyla geçirdi. Son sezonları, 2023'teki Aşil tendonu kopması ve 2025-26 sezonunda sadece iki maça çıkabilmesine neden olan diğer rahatsızlıklar da dahil olmak üzere, sakatlıklar nedeniyle büyük ölçüde kısıtlı geçti. Anma Mesajları NBA camiası, Clarke'ın ölümü üzerine derin üzüntüsünü dile getirdi. NBA Komisyoneri Adam Silver, Clarke'ı "tutku ve azimle" oynayan, "sevilen bir takım arkadaşı ve lider" olarak nitelendirdi. Ja Morant de dahil olmak üzere, takım arkadaşları ve ligin çeşitli kesimlerinden isimler, Clarke'ı "nazik bir ruh" ve "soyunma odasının neşe kaynağı" olarak anan paylaşımlarda bulundu.
  19. Market fiyatları Nisan ayında, son dört yılın neredeyse en yüksek sıçramasını kaydetti İran savaşı nedeniyle ABD gıda fiyatlarının yükseleceğine dair haftalarca süren uyarıların ardından, rakamlar nihayet netleşti: Çalışma İstatistikleri Bürosu tarafından Salı günü açıklanan verilere göre; kurumun "evde tüketilen gıda" olarak adlandırdığı —bir başka deyişle market alışverişi faturanız anlamına gelen— kategori, Nisan ayında %0,7 oranında artış gösterdi. Bu artış, market fiyatlarında son dört yılın neredeyse en büyük aylık sıçraması olarak kayıtlara geçti. Genel olarak market fiyatları, son bir yıl içinde %2,9 oranında yükseldi; bu, sıradan Amerikalılar üzerinde baskı oluşturmaya devam eden, genel çaplı bir fiyat artışıdır. Ancak bu baskı, son haftalarda belirgin bir şekilde arttı. Mart ayında, evde tüketilen gıda fiyatları aslında %0,2 oranında düşmüştü; bu durum, Nisan ayında yaşanan keskin fiyat dönüşümünü çok daha anlamlı kılıyor. Bu artışın arkasındaki itici güç, taze sebzeler gibi ürünlerde yaşanan ciddi fiyat zamlarıydı. Yıllık bazda bakıldığında, taze sebze fiyatları bugün, üç ay öncesine kıyasla %44'ten daha yüksek seviyelerde seyrediyor. Ekmek ve süt gibi diğer temel ihtiyaç maddelerinin fiyatları ise, aynı zaman dilimi içinde sırasıyla %8 ve %5 gibi daha ılımlı oranlarda artış gösterdi. Bir de kahve ve sığır eti kategorileri var; bu iki kategori, hem İran savaşıyla hem de Orta Doğu'nun çok ötesindeki faktörlerle bağlantılı fiyat şoklarıyla karşı karşıya bulunuyor. Brezilya ve Vietnam gibi önde gelen kahve üreticisi ülkelerde yaşanan şiddetli hava koşulları, tedarik sıkıntılarına ve kahve çekirdeği maliyetlerinin yükselmesine yol açtı. Artan nakliye masrafları ve küresel ölçekteki güçlü talep ise, fiyatlar üzerindeki yukarı yönlü baskıyı daha da artırdı. Son üç ay boyunca, marketlerdeki kahve fiyatları, yıllık bazda %22'nin üzerinde bir artışa tekabül eden bir hızla yükselmekte. Benzer şekilde; sığır ve dana eti fiyatları da, sığır sayısının rekor seviyede düşük seyretmesi, kâr marjlarının zayıflığı nedeniyle çiftçilerin yıllar içinde sektörü terk etmesi ve yakıt-enerji maliyetlerine bağlı artan işletme giderleri —özellikle de çiftçilerin traktörlerini çalıştırmaları, hayvan ve yem nakliyatını yapmaları ve günlük operasyonlarını sürdürmeleri için hayati önem taşıyan dizel yakıt— nedeniyle ciddi bir artış gösterdi. Georgia eyaletinin Bluffton kasabasında yaşayan ve dördüncü kuşak sığır yetiştiricisi olan Will Harris, NBC News'e verdiği demeçte; çiftlik mağazası, bünyesindeki restoran ve internet kanalı aracılığıyla doğrudan tüketicilere sattığı sığır etinin fiyatının, şu anda, sadece iki yıl öncesine kıyasla yaklaşık %20 daha yüksek olduğunu belirtti. Harris, "Bizim için bu durum, eşi benzeri görülmemiş bir gelişme," dedi. “Bu, fiyatların bu denli yüksek oranda ve bu kadar hızlı arttığı ilk sefer.” Harris, “tüketicilerin sığır eti için daha ne kadar ödemeye devam edecekleri” konusunda endişeli olduğunu sözlerine ekledi. Harris, “Sanırım ben bu ürünü, diğer herkes kadar ucuza üretebilirim; ancak tüketicilerin sınırlarını nerede çizdiklerini bilemiyorum,” dedi. Sevindirici olan şu ki, tüketici harcamaları şimdilik sağlam duruyor gibi görünüyor. Yakın tarihli bir Bank of America raporuna göre, kurum içi veriler; hane başına düşen toplam kredi ve banka kartı harcamalarının, Mart ayındaki %4,3’lük artış oranını da aşarak, Nisan ayında yıllık bazda %4,8 oranında yükseldiğini ortaya koydu. Ancak söz konusu veriler, aynı zamanda, “K-biçimli” olarak adlandırılan ekonomik eşitsizliğin —zengin hanelerin toplam harcamaları destekleme konusunda orantısız derecede büyük bir rol üstlenirken, düşük gelirli tüketicilerin zorlandığı bir durum— son aylarda giderek derinleşmekte olduğuna da işaret etti. Enflasyonun şu anda %3,8 seviyesinde seyretmesi —ki bu oran, Nisan ayındaki %3,6’lık ücret artışını resmi olarak geride bırakmış durumda— nedeniyle ekonomistler, temel tüketim maddelerinin fiyatlarındaki yükselişin, düşük gelirli Amerikalıları orantısız bir şekilde etkileyeceği uyarısında bulunuyor. Bank of America ekonomistleri raporda, “Harcama ve ücret artışındaki ‘K’ şeklindeki yapı varlığını sürdürüyor; yüksek gelirli hane halkları diğer gruplara kıyasla daha iyi bir performans sergiliyor,” ifadelerine yer verdi. “Bunun işaretlerini özellikle, düşük ve orta gelirli hane halklarının Nisan ayında zorunlu olmayan harcamalarını kıstığına; buna karşılık yüksek gelirli kesimin harcamalarını hız kesmeden sürdürdüğüne bakarak görüyoruz.” New York Federal Rezerv Bankası tarafından yürütülen ayrı bir araştırma, giderek büyüyen bu K-şeklindeki eşitsizliğin, benzin gibi bireysel harcama kategorileri içinde bile belirgin bir şekilde gözlemlenebildiğini ortaya koydu. Bankanın analizine göre, yüksek gelirli hane halkları artan yakıt fiyatlarına rağmen Mart ayında sürüş alışkanlıklarını büyük ölçüde korurken; düşük gelirli hane halkları —muhtemelen daha az araç kullanarak, araç paylaşımı yaparak veya toplu taşımayı daha sık tercih ederek— tüketimlerini çok daha sert bir şekilde kıstı. Analize göre, bu tüketim eğilimleri arasındaki uçurum, Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin ardından 2022 yılında yaşanan enerji şoku sırasındaki durumdan bile daha büyük boyutlara ulaşmış durumda. Genel tabloya bakıldığında, daha varlıklı Amerikalılar; pandemiden bu yana istikrarlı bir yükseliş sergileyen rekor seviyedeki hisse senedi fiyatlarından ve hızla değer kazanan konut öz sermayesi değerlerinden faydalanmaya devam ediyor. Ancak düşük gelirli hane halklarının pek çoğu, 2022'deki son enerji krizi sırasında bütçelerini rahatlatmaya yardımcı olan ve pandemi sonrasında sağlanan teşvik çekleri gibi desteklerden artık mahrum durumda. Eğer bu uçurum genişlemeye devam ederse, Washington'daki Federal Rezerv de giderek zorlaşan bir dengeleme sınavıyla karşı karşıya kalabilir. Hızla tırmanan enflasyon, ekonominin aşırı ısınmasını önlemek amacıyla faiz oranlarının daha uzun bir süre boyunca yüksek seviyelerde tutulmasına yol açabilir. Ancak aynı yüksek borçlanma maliyetleri, halihazırda artan maliyetlere ayak uydurmakta güçlük çeken işletmeler ve tüketiciler üzerindeki baskıyı sürdürmeye devam edecektir. Harris ve sığır çiftliği için ise, tedarik zincirinin genelinde yaşanan fiyat artışları; önümüzdeki aylarda, geçimlerini sağlayabilmek adına perakende satış fiyatlarını yüksek seviyelerde tutmak zorunda kalmaları anlamına gelebilir. Harris, “Artık koşullar tamamen değişti ve bu sürecin nasıl sonuçlanacağını tam olarak kestiremiyoruz,” dedi. “Bu durum bizim için tamamen yeni bir alan.” Kaynak: NBC
  20. İngilizce de yeterlilik sıfatları veya yapılabilirlik bildiren sıfatları (adjectives of capability or modal adjectives) If you can drink it, it's potable. If you can eat it, it's edible. If you can read it, it's legible. If you can hear it, it's audible. If you can see it, it's visible. If you can defend it, it's defensible. If you can divide it, it's divisible. If you can maintain it, it's sustainable. If you can understand it, it's comprehensible. In linguistics and grammar, these words are primarily known as adjectives of capability or modal adjectives. Specifically, they are formed using deverbal suffixes—suffixes added to a verb to turn it into an adjective. Here is a breakdown of what makes this list unique: 1. The "-able" and "-ible" SuffixesThese are the most common suffixes used to indicate that an action is possible or fit to be done. -able: Usually added to whole English words (e.g., sustain $\rightarrow$ sustainable). -ible: Usually added to Latin roots that don't always stand alone in English (e.g., aud- $\rightarrow$ audible). 2. Semantic Category: PotentialityIn semantics, these are often called potential adjectives. They describe the inherent property of an object that allows a specific action to be performed upon it. 3. Quick Reference TableTo see how the transformation works from a "doing" word (verb) to a "being" word (adjective): Root Verb Adjective Meaning Drink Potable Fit for drinking (from Latin potare) Eat Edible Fit to be eaten Read Legible Clear enough to read Hear Audible Loud enough to be heard See Visible Able to be seen Defend Defensible Capable of being justified or protected Divide Divisible Capable of being split Maintain Sustainable Capable of being upheld over time Understand Comprehensible Able to be grasped by the mind Türkçe Açıklaması Vicky’s English videosundaki bu kelime yapısına Türkçede "yeterlilik sıfatları" veya "yapılabilirlik bildiren sıfatlar" denir. İngilizcedeki "-able" ve "-ible" ekleri, Türkçeye genellikle fiil köklerine eklenen "-(y)abilir / -(y)ebilir" veya "-si mümkün" yapılarıyla tercüme edilir. İşte paylaştığın listenin Türkçe karşılıkları: Çeviri Tablosuİngilizce Cümle Türkçe Karşılığı Sıfatın Anlamı If you can drink it, it's potable. Eğer içilebiliyorsa, içilebilirdir. İçmeye uygun. If you can eat it, it's edible. Eğer yenebiliyorsa, yenilebilirdir. Yemek için güvenli. If you can read it, it's legible. Eğer okunabiliyorsa, okunabilirdir. Yazısı seçilebilen. If you can hear it, it's audible. Eğer duyulabiliyorsa, duyulabilirdir. İşitilebilir. If you can see it, it's visible. Eğer görülebiliyorsa, görülebilirdir. Görünür. If you can defend it, it's defensible. Eğer savunulabiliyorsa, savunulabilirdir. Savunulması mümkün. If you can divide it, it's divisible. Eğer bölünebiliyorsa, bölünebilirdir. Matematiksel veya fiziksel olarak bölünür. If you can maintain it, it's sustainable. Eğer sürdürülebiliyorsa, sürdürülebilirdir. Devam ettirilebilir. If you can understand it, it's comprehensible. Eğer anlaşılabiliyorsa, anlaşılabilirdir. Kavranabilir. Dilbilgisi NotuTürkçede bu sıfatlar genellikle Fiil + Edilgenlik Eki (-il/-in) + Yeterlilik Eki (-ebil) + Sıfat Yapan Ek (-ir) formülüyle oluşturulur: Örnek: Okumak (Fiil) $\rightarrow$ Okun- (Edilgen) $\rightarrow$ Okunabil- (Yeterlilik) $\rightarrow$ Okunabilir (Sıfat). Bu yapı, bir nesnenin o eyleme maruz kalmaya uygun olduğunu veya o potansiyele sahip olduğunu belirtir.
  21. Bu olay Japonya'da olmuş ve adam bunu tweet'ırda göndermiş Tokyo'da bir trendeydim. İki istasyon arasında durduk. Önce Japonca, ardından İngilizce bir anons yapıldı: "Gecikme için özür dileriz. Kısa süre içinde yeniden hareket edeceğiz." Gecikme belki de 3 dakikaydı. Pek de önemli bir mesele değildi. Tren yeniden hareket etmeye başladığında, bir anons daha geldi: "Gecikme nedeniyle içtenlikle özür dileriz. 3 dakika 20 saniye boyunca duraklamış bulunduk. Bu durum kabul edilemezdir. Sabrınız için teşekkür ederiz." Üç dakika yirmi saniye. Süreyi milimi milimine ölçmüşlerdi. Ve bunu "kabul edilemez" olarak nitelendirmişlerdi. Kendi durağımda trenden indiğimde, peronda eğilerek selam veren ve gecikme belgeleri dağıtan istasyon görevlileriyle karşılaştım. Merak edip ben de bir tane aldım. Bu; trenin 3 dakika 20 saniye geciktiğini beyan eden, imzalı ve mühürlü, resmi bir belgeydi. Görevli bana İngilizce olarak şöyle dedi: "İşvereniniz için. Böylece gecikmenin sizin hatanız olmadığını bilirler." Ben de turist olduğumu ve belgeye ihtiyacım olmadığını söyledim. Görevli şaşkınlıkla yüzüme baktı. "Ama bu gecikme sizi de etkiledi. Bir özürü hak ediyorsunuz." Üç dakika. Üç dakikalık bir gecikmeyi, sanki çok büyük bir olaymış gibi ele alıyorlardı. Daha sonra bu olayı Japon bir arkadaşıma anlattım. Şöyle dedi: "Ah, evet; gecikme belgeleri gayet normaldir. Trenlerin tam vaktinde hareket etmesi gerekir. Eğer gecikirlerse, mutlaka özür dilemek zorundadırlar." Ben de, "Üç dakika gecikmiş sayılmaz ki; bu devede kulak kalır," dedim. Arkadaşım ise, "Japonya'da üç dakika bile gecikme demektir. 'Tam vaktinde' demek, gerçekten de 'tam vaktinde' demektir; 'aşağı yukarı o saatlerde' demek değil," diye yanıt verdi. Tren şirketinin, bu 3 dakikalık gecikmenin nedenini muhtemelen soruşturduğunu söyledi. "Sebebini bulup düzelteceklerdir; böylece bu durum bir daha tekrarlanmaz." O belgeyi sakladım. Şu an evimde, çerçeveletilmiş bir şekilde asılı duruyor. Dünyanın bir köşesinde, insanların üç dakikaya bile ne kadar önem verdiğini hatırlatan bir simge olarak...
  22. A Erkek Milli Takımımız, FIBA 2027 Basketbol Dünya Kupası Elemeleri C Grubu son maçında taraftarı önünde İsviçre ile karşılaşacak! Sinan Erdem Spor Salonu’nda oynanacak müsabakanın biletleri Biletix’te satışta! Sinan Erdem Spor Salonu 6 Temmuz 2026, Pazartesi 19.00
  23. New York Belediye Başkanı bugün bir tweet'le bunları yazdı: Göreve geldiğimizde, 12 milyar dolarlık bir bütçe açığını gün yüzüne çıkardık. Bugün, bu açığı sıfıra indirdiğimizi söylemekten gurur duyuyorum. Bu açığı, çalışan insanların sırtından kapatmadık. Bunu; parkları, kütüphaneleri ve daha güvenli sokakları finanse ederken, aynı zamanda sosyal konut alanında tarihi yatırımlar yaparak kapattık. Buna ister "Çukur Siyaseti" deyin, ister "Demokratik Sosyalizm"; bu, bu şehrin çarklarını döndüren insanlar için hizmet üreten bir yönetim anlayışıdır. New Yorkluların hak ettiği de tam olarak budur. Ve biz, her bir gün bunun için mücadele etmeye devam edeceğiz.

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.

Account

Navigation

Tarayıcı push bildirimlerini yapılandırın

Chrome (Android)
  1. Adres çubuğunun yanındaki kilit simgesine dokunun.
  2. İzinler → Bildirimler seçeneğine dokunun.
  3. Tercihinizi ayarlayın.
Chrome (Desktop)
  1. Adres çubuğundaki kilit simgesine tıklayın.
  2. Site ayarları seçeneğini seçin.
  3. Bildirimler seçeneğini bulun ve tercihinizi ayarlayın.