Jump to content
Sign in to follow this  
karçiçeği_m

Sibelce

Recommended Posts

 

 

gidenlerin ardından…

Acıtıyor canımı gidenlerin ardından gönderdiğim sevgi parçaları. Nasıl da kapattık defterleri hiç bir şey olmamış, hiç bir şey hissetmemiş gibi. sanki hiç hatırlamıyacakmış gibi. Hepsi bir yığında saklanmıs yıllarca sonra yanlızlık başlayınca hepbirden çıkmışlar köşelerinden. Gidenlerin ardından yazılan şiir gibiler şimdi. Yada yasadıklarının hepsi gidenleri hatırlatan şiirlere dönüşüyorlar.

 

Giderken

 

Bilerek mi yanina

almadin giderken

basinin yastikta

biraktigi

çukuru

 

Güveniyordum

oysa ben sevgimize

vapur iskelesi

ya da tren istasyonundaki

saatin dogrulugu kadar

 

Beni senin gibi

bir de annem terketmisti

ki göbegimde durur

onun yoklugundan

bana kalan

çukur

 

Sunay Akin

 

Giden sevgili fazla uzaklaşamıyor istesende. Çünkü ayrılık da sevdaya dahil çünkü ayrılanlar hala sevgili…

Share this post


Link to post
Share on other sites

Oluruna Bıraktım Seni...

 

Olur mu? olmaz mı? bilmiyorum ama ben seni oluruna bıraktım. Burada bir ben var seni yaşayan demekten bıktım artık. Gidenin kalmışlığını yaşamak geçiyor içimdem inatla tutuyorum kendimi.

 

Karmaşık bir duygu bu “ Beni anlamıyorsun…” deyişinin ne anlama geldiğini bilmiyorum neyini anlamıyorum ben senin suskunluğunu mu mahzunluğunu mu ? Hayatında bana dair bir şeyin benimle alakadar bir cümlenin kalmayışını görürken benim anlamadığım ne anlamıyorum.

 

Gözlerine olan susuzluğumu resimlerinle gideriyorum sesine olan açlığımı sevdiğin şarkılarla dindiriyorum. Sen beni anlamıyorsun…

 

Gidiceksen git uzatma ayrılığı böyle… Çarp kapıyı rahatsız olmam ben. Hissediyorum her şeyi yatağımda yatan soğuk bedenden. Anlıyorum öpüşlerindeki serinlikten. Anlıyorum Seni Seviyorumlarındaki ahenksizlikten. Kapıyı çarp irkileyim ben…

 

Git nasıl olsa kendinden bile habersiz karanlık korkulu gecelerimde ziyaret etmektesin beni.

 

Ve git sessizliğe esir düşmüş yüreğimin suskun çığlıklarını namelere dökeyim adına mersiyeler düzeyim. Git içimden yüz bin kere gitme demek geçsede sen git…

 

Git, bu kalmalarının donduruculuğundansa. Ayrılığının ateşinde yanayım…

 

Git, Giderken sen ben yalnızca bakıcağım ardından. Her harfine binlerce hayır sığdıracağım bir “peki “dökülecek dilimden. Nasılsa yüreğimin sesini duymuyorsun artık onun gitmeleri senin anlamayacağın bir dilde duymayacağın bir tonda olacak. Kelimelerim kanayacak, şiirlerim hasret dolacak, sensizliğin ürkütücülüğüyle dolacak odam… Bunları sana göstermeyeceğim söz veriyorum. Yüreğime hapsedip hepsini bir “peki” ye sıkıştıracağım...

 

... Bunu da sen anla.

Oluruna bıraktım seni bakalım dönecekmisin diye...

Share this post


Link to post
Share on other sites

Böyle Bir Sevmek

 

 

Ne kadınlar sevdim zaten yoktular

yağmur giyerlerdi sonbaharla bir

azıcık okşasam sanki çocuktular

bıraksam korkudan gözleri sislenir

ne kadınlar sevdim zaten yoktular

böyle bir sevmek görülmemiştir.

 

Hayır sanmayın ki beni unuttular

hala arasıra mektupları gelir

gerçek değildiler birer umuttular

eski bir şarkı belki bir şiir

ne kadınlar sevdim zaten yoktular

böyle bir sevmek görülmemiştir.

 

Yalnızlıklarımda elimden tuttular

uzak fısıltıları içimi ürpertir

sanki gökyüzünde bir buluttular

nereye kayboldular şimdi kimbilir

ne kadınlar sevdim zaten yoktular

böyle bir sevmek görülmemiştir.

 

 

 

ATİLLA İLHAN

 

 

 

 

:wub::wub::wub:

Share this post


Link to post
Share on other sites

Kaç mavi yasak yaşadık seninle, kaç deli gece... Düşünse, dolunay bile utanır, yıldızlar çıldırır, ağlar erguvanlar. Ben, seni işte öyle bir gecede sevdim, hesapsız. Ve düşlerim... Düşlerim sınırsızdı alabildiğine duygularım sabırsız. Bir çocuk kadar günahsız.

Sahi, sen de sevebilir misin beni seni sevdiğim kadar, dokunabilir misin yüreğime? Bak, orada sen varsın. "Mutluluk nedir?" diye sorsalar "Sen" derim alabildiğine, "Yalnız sen." Sesin, gözlerin, ellerin sonra, titreyen dudakların ve arzun çekingen Sen, benim her şeyimsin. Sensiz neye benzer bu ay, bu güneş? Çiçekler açar mı sen olmasan, Martılar uçuşur mu çığlık çığlığa? Sonra, kim aydınlatır benim gecemi, Günümü kim paylaşır? Kim sorar derdimi, Ben neye sevinirim, Kimle gülerim? Kal biraz daha...

Beraber büyüttük sevinçlerimizi, Beraber öğrendik yaşama direnmeyi Sevmeyi beraber öğrendik. Bak, güneşler doğdu üzerimize yolumuza begonyalar serildi. Ağlamak bu kadar kolay mıydı, ve güzel miydi gülmek kadar? Herkese seni anlatmak istiyorum Seni söylemek şiir şiir. Her dizede sen olmalısın, adın olmalı çığlık çığlık... İçimi ısıtan sen, tam şuramda; ılık ılık, sen olmalısın kıpır kıpır yüreğimde... Sevdan olmalı deli dolu ve çılgınlığın, çılgınlığın olmalı. Ben seni sevmeyi seviyorum ve seni özlemeyi. Bu bir itiraftır...

Aşkın yoksa ben de yokum yetim düşlerimin kimsesizliği kuşatır benliğimi hüzünler yağar gecelerime. Ben, bir garip ben olurum, sığamam odalara, taş duvarlar üzerime üzerime gelir. Ruhum durmaz bedenimde, hücrelerim yaşamaz. Kurumuş dallara döner yüreğim, susuz çöllere... Gece böyle bitemez, ben ölürüm, ölürüm gitme, kal biraz daha...

Share this post


Link to post
Share on other sites

Anlatamıyorum

Ağlasam sesimi duyar misiniz,

Mısralarımda;

Dokunabilir misiniz,

Göz yaşlarıma, ellerinizle?

 

Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,

Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu

Bu derde düşmeden önce.

 

Bir yer var, biliyorum;

Her şeyi söylemek mümkün;

Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;

Anlatamıyorum.

 

Orhan Veli Kanık

Share this post


Link to post
Share on other sites

En çok özlenildiği zaman sevilir giden

Özledikçe severiz, sevdikçe özlemler birikir göğsümüzün en yangın yerinde.

 

Sevgi varken yaşanan ayrılıklar sızılı bir masaldır.

Sebep ya şartlardır, ya zamandır,

ya da belki de sevginin göz alıcı, sihirli ışığına teslim olmaktan korkmaktır.

Ne olursa olsun bu masal ayrılıkların ayrılıklarla başlamadığını anlatır.

"Hoşça kal" der bir yazı, ya da bir ses.

Yüzünü sevgilinin yüzüne değdirmeyi kimse bu anda istemez.

Çünkü en çok o ana isyan eder belki çıldırasıya sarılma, delice öpme isteği...

 

("Dur gitme! Hoşça kalamaz ki kimse, ne giden ne de kalan geriye...")

 

(Gidenin biz olduğumuzu düşündüğümüzde hep kalan olmadık mı aslında geriye?

Gittiğimizi düşünüp aynı yerde saydık hep.

Doğum günleri çoğaldı avuçlarımızda,

takvim yaprakları anılarıyla düştü yüreğimize.

Ne yana kaçsak aynı yerde kaldık hep.

 

Vakitli vakitsiz hasretler nöbeti,

gece yarısı sevgilinin o güzel hayali,

gözlerde lanetli bir hıçkırığın intihar eşiği...)

 

 

Sevdikçe sevilenin yürekte kalmasındandır aslında hepsi...

 

Oysa aslında bitmemiştir değil mi?

 

Sözler söylenmiş, gereği düşünülmüş, süren sürülmüştür...

 

Ama bir bekleyiştir, içinde taşıyan ümidi...

Beklersin, neyi niye niçin beklediğini bilmeden...

Aslında bilirsin, çünkü geriye sevgi ve şiir kalmıştır, terk edemez ki onları seven.

 

(Evet şimdi ne zaman bir şarkı, bir söz, bir hatırlayış olsa

hep bir pay bırakır bana ve sana olan sevdama...)

 

UNUTMA

BEN GİDERKEN DÖNÜP DOLASIP HEP SANA GELİYORUM ASLINDA...

 

Arkama baksam da bakmasam da

umudum

"Gitme" sözünün fısıltısında

Share this post


Link to post
Share on other sites

Birşeylere ulaşmak için, birilerinden vazgeçmem gerekse; sadece kendimden vazgeçerdim. huyumdur, seçemem... sadece gitmeyi becerebilirim...

 

yaz geldi... üşüyor musun hala? eridi mi karlar yüreğinde, güneş sana da doğdu mu? giyindin mi en güzel yazlıklarını? sabah yürüyüşünün ardından, iki kulaç attın mı denize? paylaştın mı simidini aç martılarla? limanda oltasını sallayan balıkçıya rasgele dedin mi? köy ekemeğinin üzerine krem peyniri sürüp, verdin mi boyacı çocuklara?

 

...

 

 

cevap yok

 

 

...

 

niye sustun? unuttun mu gittiğin yerlerde konuşmayı? dillerini mi mühürlediler?

 

 

...

 

 

cevap yok

 

 

...

 

birşeylere ulaşmak için, birilerinden vazgeçmem gerekse; sadece kendimden vazgeçerdim. huyumdur, seçemem... sadece gitmeyi becerebilirim...

 

yıllar sonra, haziranın sıcaklığıyla birlikte, yasak olmasına rağmen, kucağıma kedimi alıp, atladım otobüse. gittik... gittik... uzadı yollar, mesafeler sana yaklaştıkça. hani feribotlar vardı ya, ona bindik bence yıl, zaman diliminde 2saat sonra. düşündüm? sana ulaşamayacağımı bile bile nereye bu yolculuk... cevabını veremedğim soruları sormayacağım bundan sonra. böylece ikimizin de yüreği ağrımayacak.

otobüsten insem mi, inmesem mi? kim eşlik edecek bana denize(sana) karşı çay içerken? kedim__

indim. sımsıkı sarıldım kediye. bir kolumda kedi, bir elimde çay... öyle bir dalgayla karşılaştık ki, sendeledi feribot. kediye öyle bi sarılmışım, öyle bi sıkmışım ki, mavvvvvvvv diye sıçradı. sen? sen ben sarıldıkça, sarardın...

yok olamayacak, otobüse dönüyorum... zaten az kaldı, birazdan karaya ineceğiz._____karaya indik____ çok şükür bitti, sensiz çekilmiyormuş deniz(sen)

 

otobüsüm hızını artırdı, otobandaymışız. ya yanına gelirsem? korkuyor muyum? hayır... peki kedi ne olacak o zaman, keşke yanıma almasaydım... yine çok sıktım... "mavvv" diye irkildi. yolculuk bitti galiba, hani otobüse binmiştim ya. neresi burası?

boyacı çocuklar, balıkçılar, köy ekmeğinin kokusu, simitçi, ... yitirildi mi bu güzel ülke.

 

birşeylere ulaşmak için, birilerinden vazgeçmem gerekse; sadece kendimden vazgeçerdim. huyumdur, seçemem... sadece gitmeyi becerebilirim...

 

sana ulaşmam gerek,

sana ulaşırken geçmem gerek herkesten.

yoksun ve yaşamıyorum seni.

çoksun ve sığamıyorum senli sensizliklere...

 

sen gideli, koca 7 yıl olmuş... keşke o kadar uzak olmasaydı çıktığın yolculuk. _keşke demekten nefret eden ben, niye böyle dedim ki şimdi? çaresizim... kelime oyununa gerek yok, çare ben değilim... gittin... sen de seçmemiştin ki gitmeyi. sana ulaşmam için bişeylerden vazgeçmek gerekiyorsa, bak ben kendimden vazgeçtim!!! artık gelebilir miyim?

Share this post


Link to post
Share on other sites

adsztg8.jpg

 

Gün gecenin içine girmiş gece gibi efkar basmış ellimde bir şişe bira ve sigara balkon demirlerine yaslanmış etrafı seyrediyorum etrafımı kendimi mi seyrediyorum inanın bende bilmiyorum bir süre dışardaki insanlara baktım gözüm sahile ilişti uzun uzun baktım elelle gezen çiftler gördüm ne kadar mutluydular içimden düşündüm özlemimi,hasrettimi,sevgimi imrendim onlara bakarken,gözümden bir damla yaş süzüldü nedendi bu yaş sevgim içinmi,yoksa yoksa kaybettiklerim için mi,yoksa sadece sigaranın dumanımı gelmişti gözüme kendimi böyle teselli ettim...

Ellimdeki sigara bitmişti,benimse gözyaşlarım hala devam ediyordu bu sefer sigara yerini telefona bırakmıştı telefondaki ismine bakıp sessiz çıglıklar attıyordum duyuramıyordum çırpınıyordum kimseler farkında değildi artık gözyaşlarım kendini hıçkıra hıçkıra aglamaya bırakmıştı.Neden di bu aglamam onun bile sebebi yoktu.

 

Telefonla defalarca arıyordum konuşucaktım ne olur diycektim sensiz yaşayamıyorum, yapamıyorum diye kararlar veriyordum kendi kendime fakat sadece kararla lafla kalıyordu arıyordum sessini duyunca içim titriyor cesaret edemiyor kapatıyordum.Neden di cesaretsizliğim ben böyle değildim hiç birşeyden çekinmezdim ne olmuştu bana ben artık kendimide tanıyamıyordum.Sessizce kalkıp odama geçtim gözyaşlarım hala devam ediyordu yatagıma uzanıp mesajlarını okuyordum eski mesajlarını fakat derdime çare olmuyordu daha çok bagırıyordum,çıglık atıp küfürler ediyordum.Kimseler duymuyordu sende duymuyordun beni duyan sadece dört duvardan ibaretti onlarla konuşuyor onlarla dertleşiyorum artık yerini duvarlar almıştı.Düşünüyordum kendi kendime mutlumu yerini duvarlara bıraktıgı için ,gözyaşlarımı yastıklar gördüğü için,mutlumuydu beni başkalarının kollarına atığı için? Kendi kendime cevaplarınıda vermeye çalışıyordum yada veremiyordum zaten herşeye bir cevap bulsaydık neden bu düşüncelerimiz ,gözyaşlarımız olsaydı.Artık biranın etkisimi,yoksa ben sarhoş olmayımı istemiştim herşeyi unutmak için bilmiyorum ama saçmalıyordum mesajlar çekmeye başlamıştım.Neden neden yapıyordum böyle nedenler nedenler çogaldıkça çogalıyordu cevap vermelerim zorlaşıyor artık konuşamıyordum bile sadece sadece aglıyordum.

 

Kendi kendime sadece bir neden bulmuştum aşk .Aşk neydi varmıydı ki ben de böyleydim.Görmediğim bir yüze,sarılmadığım bir tene nasıl aşık olabilirdimki bir anlam veremiyordum.Artık bu düşünceler içinde birde agrılar girmeye başlamıştı yatakta kıvranıp duruyordum bu agrı vucud ağrısı değildi bunun farkındaydım ama korkuyordum bunu söylemeye korkuyordum ,yaşamaya korkuyordum küfürler ediyordum içimden ama kime neye ediyordum bırakıp gidişinemi hayır hayır sana hiç kızamadım ki ,hiçbirşey diyemedimki sadece bekledim bitmiş olduğunu bile bile aramıycanı bile bile, ben kendime kızıyordum yaptıklarıma kızıyordum,herşeyi unutmak istememe kızıyor adeta şaşırıyordum.Çıldırıyor gibi bagrınıyordum yine sana duyuramıyordum artık anladım ki bitmiş... Boşa bagırıyorum ben...Boşa çıglıklar atıyorum Can'ım...

Share this post


Link to post
Share on other sites

Belkide yeniden alevlenir herşey. Yakmasını bilirsen eğer yaşamın ateşini. Büyür o zaman dokunduğun her şey. Ve sıcaklık bırakırsın dokunduğun her şeyde. Aranan bir soluk olursun, duyulmak istenen ses, görülmek istenen yüz . Sarılmak istenen beden. Her şeyden önce, ilkönce ve hemen şimdi sen olmalısındır. Kendin olmalısındır ama bakıp da gördüğün aynadaki yüzünden ruhuna uğramalısındır sonra. İçten olmalısındır. İnandıklarına başkaları inanmıyor diye kaçıp gitmemelisindir bilmediğin inançların diyarından. Uzak durmamalısındır başka başka inançlardan. Var olan yaşamlardan. Uzaklıklardan ya da yanı başında yaşananlardan. Bulutlu günlerde damlalarıyla bizlerle şakalaşan yağmurdan… Tahammül edebili yormusun senden olmayana, karma karışık bu hayata. Yani hayatın anlamına, rengine. Bir sır gibidir hayat, çoğu zaman keşfetmeyi düşünmediğin… Sen varsan her şey vardır. Her şey sende vardır. Kilitleyip, unutmayı göze alarak evinin en uç köşelerine gizlediğin sandığından, bir gün tazeliğini hiç yitirmemiş hatıralarını bir başkası bulacaktır. Fotoğraflarda gülümseyen dostlarının yüzleriyle karşılaştığında gözlerin, içinde duyduğun sızıya alışmaya çalışarak, korkuyla diğer fotoğraflara gidecektir ellerin. Geçmişindeki acılı günlerden sebep, kendi gerçeğine bu kadar uzak kalabilir misin gerçekten? Çektiğin acıdan dolayı başka yüreklere yerleşmek için daha ne kadar kaçacaksın? Sonsuzluk gibi her şey için, şimdi yararlını sarmak lazım. Sudaki Damlaya, ağaçtaki yaprağa, gökyüzündeki maviye bundan böyle daha dikkatli bak öyleyse. Gözlerin içindeki ışığı kendine daha çok yakıştır. İşte o zaman tanımıyor bile olsan selam verebilirsin yolda geçen birine insanların gözlerin ta içine bakmayı öğrenebilirsin. Hoşlanmasan a rakibinden, başarısını alkışlayabilirsin herkesten önce. Kaybettiğin günlerden daha önce kazandıklarına sığanabilirsin. Ve yeni bir zafer için yeniden yollara düşebilirsin. Ve siyahına rengin hiç aldırış etmeyerek, dönerek beyaza iyi ki de varsın diyeceksin.

 

 

 

 

Sesini yükseltmeden de karşındakini alt edebilirsin. Gücünü inandığın şeyden aldığına göre, karşında duran dağları bir seferde eritebilirsin. Yollara düşebilirsin, okyanuslara açılabilirsin. Bilmediğin yerleri de düşleyebilirsin. En çok sevdiğin leylakların yanına bir de yasemini ekleyebilirsin bugün. Bir orkideyi, sarı bir gülü ağırlayabilirsin evinin vazolarında. Duvarlarla konuşmaktan korkmayı bırakabilirsin. Yalnızlığında da kendine tutunabileceğini, bununla baş edebileceğini bilebilirsin. Yağan yağmura, üşüyen ellerine, çamurlu yollarda yürümeye dayanabilirsin belki. Bazen biraz olsun hüznün ruhuna iyi geldiğini düşünmeye başladığında, pek çok sır çözülecektir kendiliğinde. Olmadık zamanlarda sıcak bir kahvenin yorgunluğa ne kadar iyi geldiğini tekrar tekrar düşünebilirsin. İşte o zaman, elinde tuttuğun kahve fincanın değerini anlayabilirsin ancak.

 

Gözlerinin tıpkı bir kör ebe oyununda olduğu gibi kapalı olduğunu düşünerek, bu geçici körlüğün karanlığına kapılmadan, etrafını yoklayarak, içindeki sesle karanlıkta da bir şeylere ulaşabileceğini öğretebilirsin kendine. Kim bilir daha zor olan nice şeyi başarabilirsin yeniden. Bir kardelensin sen. Yeniden yenilenen. Boranına, fırtınasına rağmen iklimin, sarılıp kendine direnebilme yeteneği gösteren. Çünkü bir kardelensin sen.

Ümidin tükendiği yerde, yeni bir ışık huzmesi görmek için, inançtan öte bir şey yoktur çoğu zaman. Ya tekrar karanlığa gömülürsün ya da tamamen ışığa bürünürsün. Gün henüz doğmadığından belki ümitte yoktur yeterince. Hayat yağmurunun altında, en çok ıslanandır hayatı seven… Bu yüzden direnmekten yanadır kardelen. Dağların eteklerinde bembeyaz karların altında sabırla baharın gelişini bekleyen… sen de tıpkı bir kardelen gibi nice rüzgarla kardeşsindir bunca zaman. Savrulursun kızgınsa zaman bir şeylere. Hayatta yağdırır sana tüm şiddetini. Vazgeçirmeye çalışır sımsıkı tuttuğun ellerinde.

Belkide yeniden alevlenir her şey, ha, ne dersin. Yakmasını bilirsin eğer yaşamın ateşini. Ve alevlerini yaşamının içine alırsan, yalnızlığında bile hiç üşümesin. Korkmazsın duvarla konuşmaktan. Gülümsersin kendi kendine, deli diye adlandırırsın gülümseyen yüzünü başkaları gördüğünde. Bilmez ki bir başkası senin kardelen olduğunu çok zor fırtınalarla boğuştuğunu. İşte bu yüzdendir ki bir meşaledir hayat, elinden bırakmayı düşünmüyorsan eğer.

Share this post


Link to post
Share on other sites

ooo çiçeeeeiiimmmm bu ne güzellik böylee....... B):wub:

 

gerçi o resimdeki isim olmasaydı daha ey olacaktıya neyse........ -_- görmemezlikten gelem bari........ :(

 

 

 

"Sesini yükseltmeden de karşındakini alt edebilirsin"

 

güzel söz vesselam......

Share this post


Link to post
Share on other sites

............

 

uzaklarda olsan da varlığını bilmek güzel. Hayatta olman bana güç veriyor. En azından senin için birseyler yapıyor olmanın gururu ve inancıyla yaşıyorum. Ama yine de ister yirmi yirmibeş, ister kırk kırkbeş yaşında olayım, suya muhtaç bir çiçek gibi sana muhtacım.

............

 

 

beni yalnız bırakmadığın için yanımda olduğun için minnettarım sana........iyiki doğdunda beni yalanız bırakmadın...iyiki doğdunda seni sewebiliyorum.....

 

doğum günün kutlu olsun yeni yaşın yeni umutlar,yeni başlangıçlar getirsin hep mutlu hep umutlu olman dileğimle......yüzünden ve kara gözlerinden gülümseme hiç bir zaman eksik olmasın......ablaların en tatlısı kocaman öptüm.......muck muck.....

 

 

Seni çok seviyorum... :wub::wub::wub:

 

 

kardeşin megi.......... :clover::clover::clover:

 

Share this post


Link to post
Share on other sites

Ah Güzel Çocuk

 

yine telaşlı kelimelerle başın dertte

ah güzel çocuk uslanmadı yüreğin

ya geçmişinde takılı kaldın

ya da unuttun büsbütün

 

aynaları boşver biraz

çevren senden akanlarla dolu

biraz kendinden kendine bak

 

ah güzel çocuk özledim de seni

sevmelerin hala korku dolu mu

hala içindeki deli kadın yaşıyor mu

hala çocuk utanmalarında yaşattığın coşkun duruyor mu

 

ah güzel çocuk konuşmayalı çok oldu seninle

hala susuyor musun

hala seni başkalarından mı dinliyorsun

 

ah güzel çocuk seni senden başka kim bilir ki

beni boşver

sil bir kalemde

telaşlı bir anında elim değdi biraz sana

kaybolmuşluğunda küçük bir ışık bile değil

belki yankısız bir ıslıktım sadece

 

ah güzel çocuk çok sevebilirdim seni

hala sorguluyor musun gidişlerimi

hala şaşkın mısın

anlamadın daha değil mi

seni sevdiğim için gittiğimi

 

ah güzel çocuk uzaktan soluyorum düşüncelerini

hala bulamamışsın kendini

canını acıtanlar hala yanıbaşında

en çok da kendi parmakların

parmakların ki ruhunda en çok izi olan

ah güzel çocuk hala anlamadın değil mi

senden başka kimse yaralayamaz seni

senin kendini yaraladığın gibi

 

hayat öyle basit ki güzel çocuk

arama telaşlı kelimelerde gerçeği

senin basitliğinde yatıyor bütün cevapların

 

ah güzel çocuk hala yanakların kırmızı mı

hala güzel bakıyor mu gözlerin

Share this post


Link to post
Share on other sites

............

 

uzaklarda olsan da varlığını bilmek güzel. Hayatta olman bana güç veriyor. En azından senin için birseyler yapıyor olmanın gururu ve inancıyla yaşıyorum. Ama yine de ister yirmi yirmibeş, ister kırk kırkbeş yaşında olayım, suya muhtaç bir çiçek gibi sana muhtacım.

............

beni yalnız bırakmadığın için yanımda olduğun için minnettarım sana........iyiki doğdunda beni yalanız bırakmadın...iyiki doğdunda seni sewebiliyorum.....

 

doğum günün kutlu olsun yeni yaşın yeni umutlar,yeni başlangıçlar getirsin hep mutlu hep umutlu olman dileğimle......yüzünden ve kara gözlerinden gülümseme hiç bir zaman eksik olmasın......ablaların en tatlısı kocaman öptüm.......muck muck.....

Seni çok seviyorum... :wub::wub::wub:

kardeşin megi.......... :clover::clover::clover:

 

 

 

Çok saol şekerparem....iyiki varsınız ya....Hep beraber nice yaşlara....

 

 

Ögrendik ki....

Bir tek insanin bize ''iyi ki varsin'' demesi, varoldugumuz için

mutlu olmamizi saglar....

 

Ögrendik ki....

Kibar olmak, hakli olmaktan daha önemlidir.

 

Ögrendik ki....

Hayat sartlari bizi ne kadar ciddi görünmeye zorlasada

hepimiz çilginliklarimizi paylasacak birini ariyoruz....

 

Ögrendik ki....

Bazen tek ihtiyacimiz olan bir el ve bizi anlayacak bir yürektir.....

 

Ögrendik ki....

Parayla ''klas insan'' olunmuyor....

 

Ögrendik ki....

Gün içinde basimiza gelen küçücük seyler gün sonunda koca bir mutluluga dönüsüyor....

 

Ögrendik ki....

Inkar edip içimizde sakladigimiz seyler gerçekligini kaybetmiyor....

 

Ögrendikki....

Biriyle dalastigimizda tek basardigimiz onun bize daha çok zarar vermesini saglamaktir....

 

Ögrendik ki....

Her yarayi saran zaman degil sevgidir....

 

Ögrendik ki....

Çabuk olgunlasmak için zeki insanlardan çevre edinmek gerekir.....

 

Ögrendik ki...

Karsilastigimiz herkes bir gülüsümüzü hak eder.....

 

Ögrendik ki....

Hiç kimse mükemmel degildir....

 

Ögrendik ki....

Hayat zorludur ama biz daha zorluyuz....

 

Ögrendik ki....

Gülümsemek, daha güzel bir görüntüye kavusmanin bedava yoludur....

 

Ögrendik ki....

Hepimiz zirvede olmak istesek de asil keyif oraya tirmanirken yasadiklarimizdir....

 

Ögrendik ki....

Zamanimiz ne kadar azsa yapacak isler o kadar çoktur....

 

Ögrendik ki....

BIRINI NE KADAR ÇOK SEVERSEK HAYAT ONU BIZDEN O KADAR ÇABUK ALIYOR.....

Share this post


Link to post
Share on other sites

yıldızlarda kayar

 

Karanlık gecelerin yıldızı sensin

Hep beni bekletip hep söyletirsin

Hep yalan yeminler

Hep yalan sözler

Bir gün gerçek olup gelemez misin

Ooofff

 

Yıldızlar da kayar durmaz yerinde

Solar güzelliğin kalmaz yüzünde

Sensiz can verirken

Son nefesimde

Bir yudum su vermeye gelemez misin

 

Aydınlık dünyamı karartmadan gel

Simsiyah saçımı ağartmadan gel

Şimdilik güzelsin herşey seninle

Seni son bir defa görmem belkide

 

Yıldızlar da kayar durmaz yerinde

Solar güzelliğin kalmaz yüzünde

Sensiz can verirken

Son nefesimde

Bir yudum su vermeye gelemez misin

Gelemez misin

 

Share this post


Link to post
Share on other sites

Umudun bittiği yerde aşkta bitermiş ya işte dün benim umudumun bittiği gündü...Ararsın diye bekledim ama aramadın doğum günümü unuttuğuna göre beni zaten unutmuşsun sen...

Burayı gelip okuyacağını biliyorum seni ne kadar çok beklediğimi hergün seni düşündüğümü ve artık yorulduğumu bil artık.zamana bırakalım demiştin bıraktık meğer hepsi birbirimizi unutturmak içinmiş.tamam başardın artık bitti.....

Bir gün olurda bir dosta ihtiyaç duyarsan beni nerede bulacağını biliyorsun kapım sana hep açık olacak.

Hoşçakal Sevgili herşey gönlünce olsun...

Share this post


Link to post
Share on other sites
Umudun bittiği yerde aşkta bitermiş ya işte dün benim umudumun bittiği gündü...Ararsın diye bekledim ama aramadın doğum günümü unuttuğuna göre beni zaten unutmuşsun sen...

Burayı gelip okuyacağını biliyorum seni ne kadar çok beklediğimi hergün seni düşündüğümü ve artık yorulduğumu bil artık.zamana bırakalım demiştin bıraktık meğer hepsi birbirimizi unutturmak içinmiş.tamam başardın artık bitti.....

Bir gün olurda bir dosta ihtiyaç duyarsan beni nerede bulacağını biliyorsun kapım sana hep açık olacak.

Hoşçakal Sevgili herşey gönlünce olsun...

 

 

seni bu kadar üzen birisine dostça nasıl davranırsın ya...... :angry: hiçbirşey gönlünce olmasın senden daha çok acısın içi......... -_-

 

sabret diyip ***** olup gidenleri çok gördük o yüzden canları cehenneme dert etmeye değmez...........hayat süprizlerle dolu be can........insanın kalbi hiç beklemediği bir anda kanatlanıveriyor....... :blushing: seni sewen kocaman bir ailen var bu mutlu olman için yeterli değil mi....... :wub::wub::wub:

 

 

seni sewiyorum.........

Share this post


Link to post
Share on other sites
seni bu kadar üzen birisine dostça nasıl davranırsın ya...... :angry: hiçbirşey gönlünce olmasın senden daha çok acısın içi......... -_-

 

sabret diyip ***** olup gidenleri çok gördük o yüzden canları cehenneme dert etmeye değmez...........hayat süprizlerle dolu be can........insanın kalbi hiç beklemediği bir anda kanatlanıveriyor....... :blushing: seni sewen kocaman bir ailen var bu mutlu olman için yeterli değil mi....... :wub::wub::wub:

seni sewiyorum.........

Aman sen ne anlarsın dostluktan.... -_- O benim kalbimi kırmadı ki...Ama içi benden çok acısın bak bunu sevdim :)...

 

Gecenin ayrılığa gebe bir vaktinde karanlığın koynuna girmiş seni sayıklıyorum.

Duyuyor musun?

Satır satır kanıyorum her kelimede.

Sızlıyor musun?

Seni anlatan sayfaları çeviremiyorum bir daha okuyorum bir daha bir daha.

Umutlu musun?

Seni yasayan benden geçemiyorum. Vuramıyorum, yakamıyorum, yıkamıyorum.

Huzurlu musun?

Kalbimdeki tetiği sade ve sadece birkaç satıra çekmeye çabalıyorum.

Mutlu musun?

 

 

Son bir kez ayrılığı taşıyamamanın acizliğiyle bakıyorum bir otobüsün camından. Başkalaşmış, laçkalaşmış özünü yitirmiş aşklara gidiyorum belki de beni yaralasınlar ama seni unuttursunlar diye. İçinde en güzel anılarımızın, gülüşlerimizin paylaşımlarımızın olduğu, üzerini hayal kırıklıklarıyla örteceğim bir mezar kazmaya gidiyorum. İçerisinde eskitemediğim bir aşk kendini kandırabilen tesellilerden uzak, rahatça acı çekebilsin diye. Sadece benliğimi senle, gönlümün gurbeti sevdiğimle daha çok doldurabileyim diye.

 

 

Belki de sen dışarıda acı çekesin diye. Yüreğimi bir boşluğa yada bir boşluğu yüreğime bırakabileyim diye gidiyorum.

 

 

Burada olmanı istiyorum şimdi. Şu kirli camdan süzülen yaşlarımın yüreğine damlamasını istiyorum, gönül bahçendeki beyaz güller kurumasın diye. Sözlerinin olmasını istiyorum her ağzından çıktığında beni yaralayan. Pamukvari ellerinin havada asılı kalmasını istiyorum.O anın bir fotoğraf karesi gibi gözlerimde asılı kalmasını istiyorum, gözlerimde asılı kalmanı istiyorum. Öpmek avuç içlerinden, sımsıkı sarılmak, kalsana diyene kadar beklemek. Kaygılarımın doğurganlığına kontak çevrildiğinde gözbebeklerine yapıştırdığım hüzünlerden utanmak istiyorum. En azından,

 

 

-Hadi git artık, çok uzadı bu veda demeni istiyorum.

 

 

Yinede yoksun

Yinede gidiyorum.

Senden,

Seni anlatan,

Seni anımsatan bu şehirden.

Geçmişi, geleceği yakacak ucuz bir otobüs biletiyle.

Gözlerimdeki kahverengi sitemimi görmeden,

Bir daha martı sesleriyle uyanamayacağımı bile bile gidiyorum

 

 

Kaç şehri ağlattın böyle sen kadın.

Kaç umudu uğurladın sıcacık yatağından.

Ört üzerini, yum gözlerini.

Senden vazgeçen bir geminin son seferi bu fark eder mi?

Aldırma bu bir son ve söylediğin gibi

 

 

 

Sonlar paylaşılmaz...

Share this post


Link to post
Share on other sites

alla alla eski sefgili dost mu olacak...pppööööö..........ben bilmem tabi dostluğu felan işim olmasss..... -_-

 

(kanayan yarası olda hiç geçmesin yarasının sızısı.....eksik yanı sen ol.......vs vs bu tarz dualar mevcut olup yeri gelince itinayla söylenir...... :D )

 

KiMBiLiR BeLKi SeN aRDıNDaN KoŞaRKeN BiRi GeLiR eLiNi TuTaR...DaHa HıZLa KoŞMaNı SaĞLaR...aŞk GiTMeSiN DiYe............

 

 

 

BeN AşK

 

Kalbin kafesindeki deruni büyünüz. Vakitsiz yollara düşüp aradığınız, tam buldum derken kaybettiğiniz mahrem-i esrarınız. Gah bir irem bahçesi gah bir mahbes yerine koyduğunuz... Hayatınızın en serin barınağı saydığınız gül kokulu eyvan. Her aşık için adım başka başkadır. .Bir adım aşk, bir adım yalnızlık, bir adım acı, bir adım mutluluk ve bir adım firak...

 

Bütün yola çıkmış sevdalara ben kılavuzluk ederim. Önceleri yol kenarlarında hanım elleri kokar, mor menekşeler selam durur bana.

 

Aşıklar hep benim adımı söylerler.Adımı ağızlarına pelesenk ederler. Tatlandırırlar. Tüm zorlu yollar benimle aşılır. Şirin’e varan dağlar benim soluğumla delinir, Aslı’ya giden yola benimle düşülür. Varılmaza varılır. Tüm karanlık geceler, benimle birer yıldız şölenine dönüşür. Benim efsunumun kokusu ölgün yürekleri ayaklandırır. Gülzar bahçelere dönüşür kötürüm duygular. Gelişim gül açtırır, gidişim dert saçtırır.

 

Sevdanın uyuduğu bir fecir vaktinde...

 

Ben, yüreklerin en kuytu vahasında çiçek açmaya dururum.

 

 

 

Ben aşk...

 

Kalbin hüznüne derman olurum. Yağmur olur, dökülürüm ayaklarına peri bakışlı güzellerin. Umudun keskin şavkında, rahmet olup yağarım, utangaç delikanlının bezgin yüreğinin çatlaklarına.

 

Vakit akşam olunca, hüzünlü imbat rüzgarı olup, inceden inceye eserim avare yüreklere. Sevgi selinin hırçınlığı, alır götürür sevenleri yalnızlığın okyanusuna. Sessizlik biçare yüreklerde derinleştikçe, ben agah olurum. Hükümdarlığımı kurarım gönüllerin en yüksek taraçalarına. Tahtım kavi değildir. Keşakeş kavgalar beni savurur buzul yangınlarına, Aşıklar ellerini çekince üzerimden rüzgar girdaplarına tutunurum. Giderim.

 

Sevgilinin sesine birazcık ney olurum.

 

 

Ben aşk...

 

Erguvan dallarını sessizce ben tutuştururum. Duygu merdivenini sözsüz bir musikiyle ben bırakırım yüreklerin ayaklarına . Dünyanın kalbine basa basa gelir bulurum sermayemi. Çok uzaklardaki bir sabahtan uyanıp gelen, ürkek ve çekingen bir kuş gibi, gelir konarım sevdanın hayal çiçeklerine. Sözün bittiği demlerde, benim türküm söylenir. Sırmadan hayal ipliği dokunur geceler boyu. Aslında sessiz bir fısıltıdır benim varlığım.

 

Yalnızlığın derinleştiği demlerde sessizce okunurum.

 

 

Ben aşk...

 

Güvercin güzelliğinde geldiğim dallara, kara kış indiğinde, hicret ederim vefa elbisesi giyinmiş yüreklere. Oyalanıp dururum gönüllerin kıyısında . Çiçeklerden bir tapınak yaparım. Sular, benim serinliğime iner ayaklarıma. Rüzgar, çiçek kokulu heybesini bırakırken kıyıma, yanında gözyaşıyla ıslanmış hatıraları da boşaltır dehlizlerime... Benim acı veren taraflarım vardır ... Öldürmeyen, kanatan, acıtan... Benden sonra şarkıların yüzü kızarır. Saadetin yalanı karışır çapkın rüzgarlara. Çiseleyen yağmurlara hasret, inleyen çöller bulurum. Her şeyin sustuğu demlerde...

 

Hakikatin diyemediği her kelama öz olurum.

 

 

Ben aşk...

 

Sizden yana derdim çok ey insanlar... Beni, her yalanınıza katıp düşürdünüz ayaklarınıza. Sebat etmeyi bilmeyen yüreklerinizi örten çağın kırk bohçalı feracesi miydi sizi böylesine hissiz yapan? Her sabah güneşin akıp giden ırmaklara dalışı gibi, daldınız her gördüğünüz durgun sulara... ölgün bir utancın kucağında Kelimelerin diyemediği, sözlerin yetmediği, bitmiş türküler söylüyorsunuz benden yana. Oysa ben bitmiş türküleri sevmem. Yitik sevdalara, küsülüdür yüreğim. Sadakat, güneş gibi yakmayınca, aşk ilahi şifrelerden taşıp akmayınca, benim adım anılır mıymış? Sadakatin kirli urbalara sarındığı bir zamanda, her adam, aşık sanılır mıymış?

 

Ben de topladım heybemi. İşte gidiyorum. Adımı bundan böyle yalanlarınıza adamayacaksınız. Sevda denilen periler ülkesinde, sadakat denen nazlı gelincik, ninniler söylemeyecek. Akşam bulutu dolaşmayacak bundan böyle üzerinizden.

 

Çok uzaklarda kalan aşık ve maşuka yana yana köz olurum.

 

Levh ü kalem usulünce sevdalara söz olurum.

 

 

 

Ben aşk...

 

Ten ülkesindeki sevdalara benim değil, eşkıya düşüncelerin hükmü geçer. İşte... Muhayyer makamında ezgilerin yakıldığı bir fasıldı, geçti gitti. İlkbaharın tatlı rüzgarı, narin tepeciklerin ardına saklandı. Ruhumun esrarı, göçebeler gibi uzaklara sürüklendi. Tülümsü hatıralar, böğürtlenli yamaçlarda kır uykusuna yattı. Öylesine huzurlu, öylesine aşikar. Sözde saadetin yalanı, yıktı beyaz taşların vakurunu. Duygular, deruni duygular ölümüne yumdu gözlerini. Fırtına, en keskin fistanını dikti çalılıklardan. Kanata kanata, deli gömleği gibi giydirdi sevdalara. Ben unutuldum, sevdalar bitti...Ne aşık kaldı ne maşuk. Leyla, Mecnun’una, Aslı Kerem’ine kavuşmamışken, Züleyha aşk şarabını zehir niyetine içmişken, hünkar gönüllü ulular gitmişken, sevdanın esamesi okunmaz bundan böyle.

 

Ben aşk...Gayrı bundan böyle:

 

Yağmur getirmeyen küskün bulutlara ağlamaya göz olurum.

 

 

 

Share this post


Link to post
Share on other sites

20nh7.jpg

Seni yazmak istedim her defasında. Ne aklım seni anlatacak bir kelime buldu ne de kalemim seni yazacak rengi. Bir düş olduğunu düşündüm sonrasında. Güzelliklerle dolu bir hayatın anlamıydın çogu zaman. Sensizliği bile içinde yine sen olduğun için sevdim.

Bilmiyorum hayat nedir sevgiler aşklar ölümler gerçek midir? Sensizliğin yükünü papatyalara yüklemeye cesaret edemedim. Sormadım o bir kaç yapraga sevip sevmediğini.

Senden habersiz seninle yaşadım aşkımı. Bazen kızdım sana yakın görmediğim anlarda. Bazen de delicesine sevdim yüzüne bakmaya korkarak. Çok saftı çok temizdi sevgim. Sana bakamayacak kadar ürkekti.

 

Delicesine aşıktı dudaklarım,

seninle konuşmayı unutacak kadar!

 

Yeni doğmus bir bebeğe hayatı anlatmak kadar zordu seni anlatmak. Kelimeler düğüm düğüm saklandı hep damarlarımda. Birini çıkarabilsem çorap söküğü gibi hepsi art arda dökülecekti ellerine. Ben ne o kelimeyi ne de onu kullanabilecek doğru zamanı bulamadım!

Yeni koparılmış bir gül gibi masumdu sevgim. Ruhumu yeşertip o güle bir kaç yaprak yaptım ve sonrasında ufak bir dal! Hayatımdaki bütün renkleri bir bir sürdüm yapraklarına yalnız siyahla beyazı ayırdım kendime. Kırmızıyı da kendi kanımdan çaldım ve öylece bir hayatı o gülle birlikte ellerine sundum. Yine de umursamadın!

Ve ben kaybettim! Ne acıları düşünür oldum ne de dipsiz uçurumlara yuvarlanan hayatımı. Ömrümde bir kez olsun anlam kazanmıştı oysa hayatım. İlk kez sevmiştim kuşları ağaçları denizleri. Yaşamın kıyısından izlerdim hep hayatı ve insanları. Hiç

tatmamıştım kalabalığın arasındaki deniz kokusunu ve böylesine kalabalık bir aşkı!

Her kelimemde bir küfür her hareketimde bir isyan olacak belki hayat.. Belki de karanlığa saklanmış bir tek aydınlık...

Belki açık belki kapalı... Belki siyah Belki beyaz..Ve belki...

Her sey olacak iyi, kötü, güzel veya çirkin ama öncesinde hep belki olacak...

Her ne olursa olsun, yerin dibinde ya da gökyüzünde ben yine sensiz, yine sahipsizim...!!!

 

:wub: :wub:

Share this post


Link to post
Share on other sites

Hani

 

Bilsem alaz alaz yanarmıydım yar

Bilsem ellerini ararmıydım yar

Bilsem gecelerce ağlarmıydım yar

 

Hani ben dağlardım rüzgarım sendin

Hani ben akşamdım sabahım sendin

Hani ben zemheri baharım sendin

Beni böyle yarım bırakıp gittin

 

Bilsem inanırdım da severmiydim yar

Bilsem umut umut özlermiydim yar

Bilsem yollarını gözlermiydim var

 

Hani ben dağlardım rüzgarım sendin

Hani ben akşamdım sabahım sendin

Hani ben zemheri baharım sendin

Beni böyle yarım bırakıp gittin

 

 

 

edip akbayramın bu güzel şarkısını şiddetle dinlemenizi tavsiye ederim............ :D

Share this post


Link to post
Share on other sites

BİR VEDA

 

Bitti, her şey bitti… Ağlamak istiyorum. Bir yere tutunmam ya da birinin beni tutması gerekiyor. Kaybolmak gibi bir şey. Aslında olan tek şey beklemek. Ve aslolan kaybetmek, kaybettiğini hissetmek…Anlatabiliyor muyum? Ya da beni duyan birisi var mı?

 

 

Bir şiir miydi benim yazmak istediğim, yoksa bir yaşam mıydı bulmak istediğim? Okudum az önce; sevmeyi anlamak, bir yaşam harcamaktır diyor bir kız. Doğru! Çok doğru! Yaşam harcandı! Peki ne anladım? Kıssadan hisse diyebileceğim yahut “vesselam” diyip bir yandan kulaklarını çınlatıp, toparlayabileceğim ne kaldı bana?

 

 

Dün burada deprem oldu, bazı taşlar yer değiştirdi,bazısı yerini buldu. Peki benim yaşam kavanozum, hani içine taşları yerleştirmeye çalıştığım yapı sen ne alemdesin? Yıkıl ve yeniden ol! Sarsıl ve kendine gel! Hey kavanoz, seni çalkalamam mı gerekiyor? Ne zaman bitecek eksik taşı aramam ya da ne zaman başlayacak tamamlanmam için ona ihtiyacımın olmadığına inanmam? Çözüm hangisi? Ya da bir çözüm var mı?

 

 

Kararıyor gece, en karayı bulduğunda aydınlanmaya başlamak için. Ve sesler, gündüzün rutin sesleri ürpertiyor içimi, uykuyu daha çekici kılarak. Unutmak için uyumak! Hayır! Uyumak için unutmak gerekiyor. Huzur, nerede o cehaletin getirdiği huzur? Bulmak seni ve hiç bırakmamak isterdim. İsterdim ya… Tüm güzelliğine rağmen seni tanımamayı seçmek… Hayır, yüreğim izin vermiyor bu nankörlüğe!

 

 

Son sözler mi edilmeli şimdi, bir veda anı mı bu yaşanan… Geceye ve gündüze ettiğim yeminle sana haykırıyorum: Git! Yıkılsın bu şehir, tüm acıların üstüne, benim üstüme ama sen git! Ve bul kendine o aradığın hayatı!..

 

 

Share this post


Link to post
Share on other sites

Sonra farkettim ki;

Su akıyor, rüzgar esiyor, yağmur yağıyor...

Her şey yine ve aynı şekilde oluyor...

 

Öyle bir yere geldim ki;

Sıcak ve soğuk, aşk ve nefret, savaş ve barış...

Üşümek ve sonra ısınmak gibi...

Gitsem ayrılık olur, kalsam çöl..

 

Gidersem bende hasret olur ve belki beni sevenler de özler;

Ama anladım ki; özlemden hiç kimse ölmüyor.

Ama ben ölüyorum... :(

Nefes alıyorum, önemsiyorum ve gitmek istiyorum.

 

Anladım ki; hasret yeni bir aşka kadar sürüyor.

Sevdiklerim ve beni sevenler, bağışlayın...

Su akıyor ve ben gidiyorum…

 

Bir nehir ki ömrüm

Taşır bin yıllık kavgasını

Yurtsuz aşklarımın

 

Bir nehir ki ömrüm

Yüreğim baş eğmez bir haylaz

 

Bir nehir ki ömrüm

Buzun ateşe değdiği zaman

Terin toprağa

Gülün yaprağa

Işığın suya değdiği zaman

Dudaklarım gözlerinde

Aşkı içeceğiz...

 

Bir mavzer buğusunda

Gözlerim kıyısında

Hazarın büyüsünde

Soğan kırıp zafere

Aşkı içeceğiz...

 

ofya çok ösledim ben nuvimi........ :( .................

Share this post


Link to post
Share on other sites

Asla aşk acısı çeken birine aşık olmayın.

 

Aşka acısı Çeken İnsan Yaralıdır. Kanayan bir yarası vardır ve zayıftır. Böyle bir insanı kolayca aşık edebilirsiniz, eğer en zayıf anını yakalarsanız. Size âşık olur ama nasıl bir aşktır bu?

 

Sahte aşklardan biri de bu aşktır işte. Yara bandı olarak kullanılan bir aşk... Siz elinizden gelen bütün fedakârlıkları yaparsınız, çırpınırsınız karşınızdaki insanı mutlu edebilmek için, onun acılarını dindirebilmek ve biraz olsun güldürebilmek için yüzünü... Kendinizi hırpalayıp durursunuz...

 

O da size aşık gibidir...kendini sizin sevgi dolu kollarınıza bırakmıştır...adeta sizsinizdir onun dünyası...ya da siz öyle olduğunuzu zannedersiniz....

 

Oysaki durum hiçte sandığınız gibi değildir.

 

Emin olun ki o aşk acısı çeken kişinin acılarını dindireceksiniz..Yüzünü güldüreceksiniz...Fakat sanmayın ki o size kalacak...Sanmayın ki sevecek sizi sizin onun sevdiğiniz kadar...Siz onun sadece Yaralarını iyileştirdiği YARABANDIYDINIZ.Ne zaman ki yaraları iyileşti işte orda sizin göreviniz sona erdi...

 

İşin en acı tarafı ne bilir misiniz?

 

SİZİN İYİLEŞTİRDİĞİNİZ O KALP GİDECEK BAŞKASINA VERİLECEK.

 

Ve siz harcadığınız duygularınızla kalacaksınız. Ortada ve yalnız başınıza...

 

Yapayalnız ve yaralı bir kalple.... :(:(:(

 

 

 

 

yaf anasını sattığımın dünyası yarabandı olmaktan bıktım ............biriside benim yarabandım olsun daa...... :D

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You are posting as a guest. If you have an account, sign in now to post with your account.
Note: Your post will require moderator approval before it will be visible.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Sign in to follow this  

×
×
  • Create New...

Important Information

By using this site, you agree to our Terms of Use.