Jump to content
Sign in to follow this  
Pasifik

Ateist Profesorün Müslüman Oluşu

Recommended Posts

Eeee ne olmus. Bir suru insanda muslumanliktan ayriliyor, baska dine geciyor ya da dinsizligi seciyor.

 

Bu bir surec.  Herkes kendi beyin duzeyince kendine bir inanc secebilir, verileni koruyabilir ya da tamamen dini inanc ve uygulamadan kendini soyutluyabilir.

 

Bu neyi degistiriyor?

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest meraba

Ben bu insanın ateist olduğuna inanmıyorum. Bir çok forumda "ben ateistken...) diye başlayan yazılar okudum. İnançlara bağımlı fakat ibadet etmeyenler kendilerini ateist olarak görüyorlar. Bilimin ve bilginin ne olduğunu kavrayamayanlar, inancın ne olduğunu da kavrayamamışlardır.

 

Bir prf. arkadşım vardı. "En çok e.ekler bizim içimizden çıkar, bilinçli olanını tenzih ederim" derdi..

Share this post


Link to post
Share on other sites

Eeee ne olmus. Bir suru insanda muslumanliktan ayriliyor, baska dine geciyor ya da dinsizligi seciyor.

 

O zaman siz de onların videosunu paylaşabilirsiniz ben sadece bir paylaşım yaptım. Merakı olanlar izleyebilir.

Share this post


Link to post
Share on other sites

O zaman siz de onların videosunu paylaşabilirsiniz ben sadece bir paylaşım yaptım. Merakı olanlar izleyebilir.

Neden boyle bir seye ihtiyac duyayim ki.

 

Bu bir algi ve surectir; herkes tum yasami boyunca ideolojik inancsal dogrularini kendince yanlislar ve baska ideolojik inancsal dogrulara kendince gecebilir.

 

Burda anormal bir durum yok.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Ben bu insanın ateist olduğuna inanmıyorum. Bir çok forumda "ben ateistken...) diye başlayan yazılar okudum. İnançlara bağımlı fakat ibadet etmeyenler kendilerini ateist olarak görüyorlar. Bilimin ve bilginin ne olduğunu kavrayamayanlar, inancın ne olduğunu da kavrayamamışlardır.

 

Bir prf. arkadşım vardı. "En çok e.ekler bizim içimizden çıkar, bilinçli olanını tenzih ederim" derdi..

Evet bir seyi olmak ya da oldugunu soylemek baskadir, o seyin bilincine varmak onu algilamak ve neden o oldugunun farkinda ve bilincinde olmak baskadir.

 

Bir kisi ekonomik olarak isci olabilir, ama isci bilinci baskadir.

 

Bir kisi sirf islam dinine karsi cikabilir, bu onu ne dinsiz ne ateist yapmaz. Cunku baska bir dini secebilir, ayrica teizm iki temellidir din ve tanri. Mesela bir kisi Allah'a inanmayabilir, bu onu ateist yapmaz. Tum bu konudaki tanri tanrisal zihniyet ve tanrilastirmaeylemlerinin farkinda ve bilincinde olmasi gerekir.

 

Ateist oldugunu soyleyen ya da ateist olmus birinin degil; Teizmin bilincine varmis birisinin teizmin sorunlarini algilayarak kavrayarak teizmi biraktiktan sonra, tekrar teizme donmesi pek mumkun degildir. Cunku ustun bilincler geriye donmez.

 

Bu kapitalizmin bilincini ve yasamini almis bir kisinin, geri feodalizme donemeyecegi gibidir.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Olur böyle şeyler. Ben de müslümanken ateist oldum. Tanıdığım bir çok kişi de var, müslümanken benden ileri ateist olan, radikal ateist değilim diye bana kızan.

 

Videonun başından adamın bir duygusal travma sonucu müslüman olduğu belli. Zaten bu işler böyle yürür. Adamın duygusal travması anne kaybı. Annesi çok iyi bir insan olduğu, çok hakettiği halde mutlu bir evlilik yaşayamadan ölmüş. Adam bunu hazmedemiyor. Annesinin, iyiliklerinin karşılığını bir şekilde alması gerektiği konusunda şiddetli bir duygusal durumu var. O iyi kadının ölüp, mutlu bir hayat yaşamasıyla mutsuz bir hayat yaşaması arasında hiç bir fark olmamasını içine sindiremiyor.

 

Daha baştan psikolojik durumunu ele vermiş. Tabii çok yanlış düşünüyor. Evrim iyiye doğru ilerler ve ilerlemesi için bireylerin ölmesi şarttır. Ölüm olmadan evrim olmaz. Ölüm olmazsa olmaz bir zorunluluktur. Hepimiz mutlaka ölmeliyiz. İyiliklerimiz ve kötülüklerimizi geride bırakarak. Bu hayat tecrübelerinin toplamı, insanlığın biyolojik evrimin ötesinde, daha önemli olan kültürel evrimini geliştirir.

 

Çok çalışkan ve zeki biriysek, insanlığa anlamsız ve gerçek dışı dogmatik inançlar bırakacağımıza, bilimsel gelişme miras bırakabiliriz. Bu ise en önemli evrim, bilimsel evrimdir. Bilimin ise nereye kadar yol alacağını kimse kestiremiyor.  Evreni fethedebilecek miyiz, varlık bilgimizi kodlayıp bir karadelikte saklayarak başka bir evrende yeniden filizlenmemizi sağlayacak bir bilgi tohumu bırakabilecek miyiz? Bunları kestirmek için henüz çok erken. Güneş bir milyar yıl daha dünyamıza dostça ışıyacak ve çok büyük bir aymazlık yapmazsak, bu çok uzun bir süre...

 

Belki de bunları başaracaklar ve yepyeni şartlarda, yeni bir evrende yeni şanslarımız olacak. Çünkü tek bir evrenin apansız oluşması mantıksızdır. Çoklu evrenler olmalıdır. Bu evrenler de canlılar gibi doğar, genişler, ölür ve evrimleşirler.  

Share this post


Link to post
Share on other sites

Olur böyle şeyler. Ben de müslümanken ateist oldum. Tanıdığım bir çok kişi de var, müslümanken benden ileri ateist olan, radikal ateist değilim diye bana kızan. 

Bakiniz, din konusunda, bilhassa Islamda, sanirim ayni fikirdeyiz. Ben hic bir dini takip etmem ve hic bir dinin yaratici tarafindan geldigine inanmam. Fakat, kendime ateist demem. Asla demem. Nedeni Agnostisizm falan da degil.

 

Sebebi mantik.

 

Bir dine inanmak veya bir yaraticiya inanmak demek olaganustu bir varliga inanmak ve onun var oldugunu dusunmektir. Oysa ki, ben boyle bir seye inanmiyorum diye niye kendime ateist demeliyim? Niye kendime bir isim vermeliyim mantiksiz seylere inanmadigimdan dolayi? Bunu baska alanlarda yapmiyoruz.

 

Ornekler:

Yıldız falcılığına, astrolojiye inanmiyanlara bir isim verilirmi? Verilmez.  Niye dine inanmayanlara isim verilsin ki?

Irkcilik yapanlara, irkcilar derler. Peki Irkci olmayanlara ne denilir? Hic bir isim yok. Gerek yok.

 

Sanirim, ateistler kendi kendilerine bu isimi vererek, dinciler tarafindan bir batakliga dusuyorlar. Yani, yaptiklari iddialarin ispati dinciler tarafindan yapilmasi gerektiginde, bu ispatlari kendilerine mal ediyorlar. Bu yuzden kendime ateist demem.

Share this post


Link to post
Share on other sites

ateistler kendi kendilerine bu isimi vererek, dinciler tarafindan bir batakliga dusuyorlar. Yani, yaptiklari iddialarin ispati dinciler tarafindan yapilmasi gerektiginde, bu ispatlari kendilerine mal ediyorlar. Bu yuzden kendime ateist demem.

 

Çok yerinde bir konuya değinmişsiniz. Bu konu son derece önemlidir ve üzerinde uzun tartışmalar yapılabilecek bir konudur. 

 

Ben de kendimi ateist olarak etiketlemem. Kendimi tanıtma biçimim bu değildir. Benim dini inancım elbette söylediğim gibi yok. Felsefi inancım var. O da determinizmdir. Benim ana felsefem, inancım bu. Ateizm değil. Ateizm benim din konusundaki inancımdır. Yani dini konuda görüşümü belirtmek için bu tanımlamayı kullanırım. Etiketleme yapmak istememe konusunda son derece haklısınız. ne başkalarını zaten etiketlemek doğru değil de, ne de kendini bile etiketlememek gerekiyor. Etiketleme  iyi bir şey değil.

 

Ama görüşlerin tanımları vardır. Bundan kaçınılamaz. Görüşler belli kategoriler içine girerler. Lafa ben şuyum ben buyum diye girmek elbette doğru değil. Ama lafın yeri gelirse ateist olduğumu, din konusunda görüşümün bu olduğunu açıklamaktan kaçınmıyorum. Ne burada, ne yüz yüze konuştuğum kişilere karşı. Tabii ki lafın belli bir yere gelmesi lazım ki bunu açıklayayım. Durduk yerde etiketleme yapmak elbette gereksiz. Ama laf geldiğinde bundan kaçınırsam kendimi kötü hissederim. Doğru bildiğimi söylediğim için başım sık sık belaya giriyor. Henüz atlatamamış olduklarım da var şu anda. Hep doğru bildiğimi söylemem yüzünden. Ama hâla vazgeçmiş değilim. Ölünceye kadar doğru bildiğimi söyleyeceğim. 

 

Ateizm elbette teizm bazlı bir görüştür. Yani teizm olmasa ateizm de olmazdı. Varlığı teizmin varlığına bağlıdır. Bu bakımdan sadece din konusundaki duruşu temsil eder. Temel görüş olma niteliğine sahip değildir. Varlığı başka bir görüşe bağlı olan bir görüş, ana hayat görüşü elbette olamaz. 

 

Fakat tanrının varlığı veya yokluğu felsefi bir sorundur. Buna felsefi bir yanıt verilmek zorundadır. Buna yanıt vermek istemiyorum diyemezsiniz. Teistler tanrı vardır dediği sürece ateistler de tanrı yoktur diyeceklerdir. Bundan kaçınmanın bir yolu yoktur. Teistler tanrı vardır demeyi bıraksınlar, ateistler de tanrı yoktur demeyi bırakırlar.

 

Tanrı derken Zeus gibi yıldırımlar çaktıran veya Poseidon gibi fırtınalar yaratan bir tanrı kastedilse, durum dediğiniz gibi. Kanatlı atların da, alev soluyan ejderhaların da var olmadığını kanıtlamak gerekmediği gibi, bu tanrıların da yokluğunu değil, varlığını kanıtlamak gerek.

 

Ama "evren (tanrı veya bir akıl, bir güç tafafından) tasarlanmış mıdır" dediğinizde felsefi ve ciddi bir soru ortaya atmışsınızdır. Bu soruya yanıt vermekten asla kaçınılamaz. Felsefe bu soruya yanıt aramak zorundadır. Felsefenin başlıca görevi bu tür sorulara yanıt aramaktır. Buna yanıt aramayacaksa kapıya kilidi vursun, çeksin gitsin.

 

Hoca Nasreddin bakkallığa heveslenmiş. Ama beceremiyormuş. Bir kadın gelmiş, "hoca yağ var mı?" "Yok." "Hoca şeker var mı?" "Yok." "Hoca peki iki ekmek ver." "Hanım kızım o da yok."

 

"E be hocam, o yok bu yok, kapat git o zaman dükkanı?"

 

"Ben de öyle yapacağım da hanım kızım, anahtarı arıyorum, o da yok!"  

Share this post


Link to post
Share on other sites

Bakiniz, din konusunda, bilhassa Islamda, sanirim ayni fikirdeyiz. Ben hic bir dini takip etmem ve hic bir dinin yaratici tarafindan geldigine inanmam. Fakat, kendime ateist demem. Asla demem. Nedeni Agnostisizm falan da degil.

 

Sebebi mantik.

 

Bir dine inanmak veya bir yaraticiya inanmak demek olaganustu bir varliga inanmak ve onun var oldugunu dusunmektir. Oysa ki, ben boyle bir seye inanmiyorum diye niye kendime ateist demeliyim? Niye kendime bir isim vermeliyim mantiksiz seylere inanmadigimdan dolayi? Bunu baska alanlarda yapmiyoruz.

 

Ornekler:

Yıldız falcılığına, astrolojiye inanmiyanlara bir isim verilirmi? Verilmez.  Niye dine inanmayanlara isim verilsin ki?

Irkcilik yapanlara, irkcilar derler. Peki Irkci olmayanlara ne denilir? Hic bir isim yok. Gerek yok.

 

Sanirim, ateistler kendi kendilerine bu isimi vererek, dinciler tarafindan bir batakliga dusuyorlar. Yani, yaptiklari iddialarin ispati dinciler tarafindan yapilmasi gerektiginde, bu ispatlari kendilerine mal ediyorlar. Bu yuzden kendime ateist demem.

Peki bilimselligin disina cikan bir inancin ideolojin dogrun v.s. var mi?

 

Cunku mantik bilimsel olursa tutarlidir. Bilimsel tutarlilik tasimayan mantik ideolojik inanc tasir.

 

Bu temelde din de tanri da bilimsel degildir. Buradaki bilimselk olan bu kavramlarin insanoglu uzerindeki izdusumunun sosyo-etik ve psikolojik sorun olarak yansimasinin sosyal temelde ortaya konmasidir.

 

Ateizm, teolojik olarak "tanrinin v.s. yoklugunu" kendince ortaya koyar. Yni teolojik olarak tanrinin olmadigi inancini tasir. Buradaki inancsizlik inancsal temeldeki olumsuzluktur.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Çok yerinde bir konuya değinmişsiniz. Bu konu son derece önemlidir ve üzerinde uzun tartışmalar yapılabilecek bir konudur. 

 

Ben de kendimi ateist olarak etiketlemem. Kendimi tanıtma biçimim bu değildir. Benim dini inancım elbette söylediğim gibi yok. Felsefi inancım var. O da determinizmdir. Benim ana felsefem, inancım bu. Ateizm değil. Ateizm benim din konusundaki inancımdır. Yani dini konuda görüşümü belirtmek için bu tanımlamayı kullanırım. Etiketleme yapmak istememe konusunda son derece haklısınız. ne başkalarını zaten etiketlemek doğru değil de, ne de kendini bile etiketlememek gerekiyor. Etiketleme  iyi bir şey değil.

 

Ama görüşlerin tanımları vardır. Bundan kaçınılamaz. Görüşler belli kategoriler içine girerler. Lafa ben şuyum ben buyum diye girmek elbette doğru değil. Ama lafın yeri gelirse ateist olduğumu, din konusunda görüşümün bu olduğunu açıklamaktan kaçınmıyorum. Ne burada, ne yüz yüze konuştuğum kişilere karşı. Tabii ki lafın belli bir yere gelmesi lazım ki bunu açıklayayım. Durduk yerde etiketleme yapmak elbette gereksiz. Ama laf geldiğinde bundan kaçınırsam kendimi kötü hissederim. Doğru bildiğimi söylediğim için başım sık sık belaya giriyor. Henüz atlatamamış olduklarım da var şu anda. Hep doğru bildiğimi söylemem yüzünden. Ama hâla vazgeçmiş değilim. Ölünceye kadar doğru bildiğimi söyleyeceğim. 

 

Ateizm elbette teizm bazlı bir görüştür. Yani teizm olmasa ateizm de olmazdı. Varlığı teizmin varlığına bağlıdır. Bu bakımdan sadece din konusundaki duruşu temsil eder. Temel görüş olma niteliğine sahip değildir. Varlığı başka bir görüşe bağlı olan bir görüş, ana hayat görüşü elbette olamaz. 

 

Fakat tanrının varlığı veya yokluğu felsefi bir sorundur. Buna felsefi bir yanıt verilmek zorundadır. Buna yanıt vermek istemiyorum diyemezsiniz. Teistler tanrı vardır dediği sürece ateistler de tanrı yoktur diyeceklerdir. Bundan kaçınmanın bir yolu yoktur. Teistler tanrı vardır demeyi bıraksınlar, ateistler de tanrı yoktur demeyi bırakırlar.

 

Tanrı derken Zeus gibi yıldırımlar çaktıran veya Poseidon gibi fırtınalar yaratan bir tanrı kastedilse, durum dediğiniz gibi. Kanatlı atların da, alev soluyan ejderhaların da var olmadığını kanıtlamak gerekmediği gibi, bu tanrıların da yokluğunu değil, varlığını kanıtlamak gerek.

 

Ama "evren (tanrı veya bir akıl, bir güç tafafından) tasarlanmış mıdır" dediğinizde felsefi ve ciddi bir soru ortaya atmışsınızdır. Bu soruya yanıt vermekten asla kaçınılamaz. Felsefe bu soruya yanıt aramak zorundadır. Felsefenin başlıca görevi bu tür sorulara yanıt aramaktır. Buna yanıt aramayacaksa kapıya kilidi vursun, çeksin gitsin.

 

Hoca Nasreddin bakkallığa heveslenmiş. Ama beceremiyormuş. Bir kadın gelmiş, "hoca yağ var mı?" "Yok." "Hoca şeker var mı?" "Yok." "Hoca peki iki ekmek ver." "Hanım kızım o da yok."

 

"E be hocam, o yok bu yok, kapat git o zaman dükkanı?"

 

"Ben de öyle yapacağım da hanım kızım, anahtarı arıyorum, o da yok!"  

Evet, tanrinin varligi/yoklugu felsefenin teolojisinin konusudur. Yalniz neden illa bir gorus belirtmek gerekir. Sonucta tanri tanrisal zihniyet ve beynin tanrilastirma eylemidir. Iste bu zihniyet ve eylem tanriyi inancsal ve ideolojik olarak olumlu ya da olumsuza tasir. 

 

Bu eger bir ihtiyac ise kisi bunu yapar, yok ihtiyac degil ise; kavrami zihniyeti ve eylemi tum resmi ile sorunu ile birlikte ortaya koyar.

 

Tanri din gibi degildir. Din ise uygulamadir. Kisi ya uygular ya da uygulamaz. Burada da konu uygulamayanin neden uygulamadigini kendince aciklamasidir. Yani religious ya da non religious.

 

Ben de felsefi olarak qua felsefesi bilgi ve bilimsel bilgi olarak yapilandirmaci epistemoloji ve dusunce olarak ta serbest dusunurum. Serbest dusunur ne bir inanca ne de bir ideolojiye bagli degildir. Sadece onlari ortaya koyar ve insanoglu yasam ve iliski duzen ve sistem olarak sorunlarini dile getirir.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Ateizm, teolojik olarak "tanrinin v.s. yoklugunu" kendince ortaya koyar. Yani teolojik olarak tanrinin olmadigi inancini tasir.

 

Genellikle dediginiz gibi sanilir. Ama kalinlasmis text cok yanlış fikirdir.  "yok" olan bir seyin "yok oldugunu" ispat etmek imkansizdir.

 

Bence, Ateizm demek, tanrinin olmasi iddiasinda bir "delil  olmadigina"  inanmaktir. Yok oldugunu iddia etmek demek degildir. Yani her dinde bir iddialar var. Bu iddialarin olumlu olmasinda bir delil yoktur. Kanıtlama zorunluğu dindedir, ateistde degil.

 

Bence, ateistler  entellektüel  durustlugu savunan kimselerdir. Düşünme, muhakeme, mantıgi destekleyen kimselerdir. Olmayan bir seyin olmadigini ispatlayanlar degildir. Bu yuzden yukardaki yaziniz yanlistir.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Ateistler ve de Tanrinin var olduguna inananlarin entellektüel dürüst olmadigini akil ve mantik sahibi olmadiklarini iddia edenlerin kapismasini seyrediyoruz yazilarda.Iki zihniyette bir noktada birlesiyor,Tanrisizlar akillidir Tanriya inananlar ise akildan noksandir.O zaman söyle diyebiliriz:Dünyada yasayan insanlarin 4'te ücü akilsiz sadece 4'e biri akillidir eh ne diyelim.

 

 

saygilarla

Share this post


Link to post
Share on other sites

Dinlerin yaratıcı tarafından gönderilip gönderilmediğine inanmak sizlerin tercihidir bu gerçeği değiştirmez. Dinlerin Allah katından geldiğine inanmak daha doğrusu emin olmak öyle kolay bir süreç değildir. Uzun yıllar araştırmayı gerektirir. Kulaktan dolma bilgilerle, sağdan soldan duyduklarınızla ya da kendi mantığınız böyle kabul ediyor diye bunu mantığın geneline yayamazsını[email protected]@Suheyla

 

Dinlerin herkeste farklı algı oluşturuyor olması ve aynı dinin mensuplarının bile aynı noktada buluşamaması insanların dini sorgulamadan red etmelerine sebep oluyor.

 

Mantık devreye girdiği an Yaratıcının varlığına ulaşmak daha kolaydır fakat bu biraz çaba ister. Yaratıcı var olduğuna göre dinler neden onun katından gelmiş olmasın ki? Hz. İsa'nın doğumu ve ölümü başlı başına mucizevi olaylar içerir yani insan aklının sınırlarını aşar. Kuran başlı başına mucizedir fakat görebilene tabi ki göremeyenler de bir gün gelecek farkedecektir fakat zaman herkese göre değişir.

Share this post


Link to post
Share on other sites

 

Genellikle dediginiz gibi sanilir. Ama kalinlasmis text cok yanlış fikirdir.  "yok" olan bir seyin "yok oldugunu" ispat etmek imkansizdir.

 

Burada yok olan algisi ateizme goredir, teizme gore degil. Ayrica yok olan tanri kimdir/nedir anlami icerigi nedir/ Bugun insanoglu tarihi boyunca onbinlerce tanri ortaya atmistir. Herbirinin anlam ve icerigi inanc temeli farklidir. Ayrica sirf ozel bir dinin (islam) Yaraticisini(Allah) yok saymak ateizm degildir, ateizm sadece ozel bir dinin degil; tum dinleri ve yaraticilari iceren teizmin karsitidir. Mesela islam dini bir teizmdir, hristiyanlikta oyle. Yalniz iki farkli teizm biribirine de terstir. Dolayisi ile bir muslumana gore bir hristiyan da antiislamist olarak, anti teist olabilir. Teizm ile bogusan ateist te anti teisttir. Iste buradaki iki antiteist farki cok iyi algilamak gerekir. 

 

Kisaca teizm ve ateizm algisi sadece ozel din ve yaraticilari ve onlara karsitligi icermez.

 

 

 

Bence, Ateizm demek, tanrinin olmasi iddiasinda bir "delil  olmadigina"  inanmaktir. Yok oldugunu iddia etmek demek degildir. Yani her dinde bir iddialar var. Bu iddialarin olumlu olmasinda bir delil yoktur. Kanıtlama zorunluğu dindedir, ateistde degil.

 

Guzel de bu delil neye gore. Ben sana" her turlu yaratici kavram olarak vardir ve aklin yarattigi kavramdir" dersem; sen bana tanrinin kavramsal yoklugunu nasil ortaya koyarsin. Ayrica her bir tanri ile ortaya atilan sosyal bilgiyi.

 

Bir de sana bir dilbilgisi oyunu;

 

Tanri yok, ne yok? Tanri. Peki olmayan bir seyden nassil bahsedersin. Yani yok, KAVRAMSAL BILGI OLARAK ORTAYA KONMUS BIR  ALGININ SADECE OLUMSUZ IFADESIDIR.

 

 

 

Bence, ateistler  entellektüel  durustlugu savunan kimselerdir. Düşünme, muhakeme, mantıgi destekleyen kimselerdir. Olmayan bir seyin olmadigini ispatlayanlar degildir. Bu yuzden yukardaki yaziniz yanlistir.

 

Ateistine gore degisir. Ben insanoglunun sagligi acisindan nihilist bireysel cikarci kendi cikari ugruna her turlu insanlikdisi dusunce ve davranisi kendince mubah ve mesru kilan ve kendine ateist diyen birine; "antikapitalist/devrimci Musluman" i ve sadece inancini dini olarak uygulayai ve hatta yaraticisindan korktugu icin kimseye kotuluk yapmayani tercih ederim. 

 

Cunku benim icin onemli olan insanliktir.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Ateistler ve de Tanrinin var olduguna inananlarin entellektüel dürüst olmadigini akil ve mantik sahibi olmadiklarini iddia edenlerin kapismasini seyrediyoruz yazilarda.Iki zihniyette bir noktada birlesiyor,Tanrisizlar akillidir Tanriya inananlar ise akildan noksandir.O zaman söyle diyebiliriz:Dünyada yasayan insanlarin 4'te ücü akilsiz sadece 4'e biri akillidir eh ne diyelim.

 

 

saygilarla

Tabii ki, hic de boyle bir iddia yapilmamistir. Bu cesit yaptiginiz argümana , ingilizcede "Straw Man" argümani derler. Yani, denilmemis, soylenmemis seyi one surerek, sahte bir noktaya saldirarak, konuyu dagitmaktir. Eski yunan filozoflardan olan Aristoteles da boyle argümanlardan hoslanmadigindan cok yazmisti.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Yaratıcı var olduğuna göre dinler neden onun katından gelmiş olmasın ki?

Iste bu mantiksiz bir soylem. Biri birinden cikmaz. Ustelik, dinler biribirlerine ters düşer, biribirleriyle çelişirler.

 

Genelde, insanoglu biliyorki "biz", yani insanlar, yer yuzunde 100.000 yildan fazla yasiyoruz. Demekki, inandiginiz tanri, 98.000 yil hic fazla ilgi gostermeyip, alakasiz kalip birden bire, M.O. 2000 once bir kitap gondermis. Yani, once gelen adamlari hic sevmemis. Ayni zamanda, bu kitaplari, musevilere, hristiyanlara ve Muslumanlara gondermis. Yahu, bu Tanri, kendisini yalniz ayni susuz, çölde yasayan, puta tapan, okuma yazma bilmmeyen, eski batil inanclari olanlara devamli gostermeyi severmis. Ayni zamanlarda, cin'de yasayan okuma yazma bir cok bilenler varmis. Tanri onlarla hic ilgilenmemis. Bu kitaplara inanmak demek, budur.

Share this post


Link to post
Share on other sites

 

 

 

 

 

Burada yok olan algisi ateizme goredir, teizme gore degil. Ayrica yok olan tanri kimdir/nedir anlami icerigi nedir/ Bugun insanoglu tarihi boyunca onbinlerce tanri ortaya atmistir. Herbirinin anlam ve icerigi inanc temeli farklidir. Ayrica sirf ozel bir dinin (islam) Yaraticisini(Allah) yok saymak ateizm degildir, ateizm sadece ozel bir dinin degil; tum dinleri ve yaraticilari iceren teizmin karsitidir. Mesela islam dini bir teizmdir, hristiyanlikta oyle. Yalniz iki farkli teizm biribirine de terstir. Dolayisi ile bir muslumana gore bir hristiyan da antiislamist olarak, anti teist olabilir. Teizm ile bogusan ateist te anti teisttir. Iste buradaki iki antiteist farki cok iyi algilamak gerekir. 

 

Kisaca teizm ve ateizm algisi sadece ozel din ve yaraticilari ve onlara karsitligi icermez.

 

 

 

 

Guzel de bu delil neye gore. Ben sana" her turlu yaratici kavram olarak vardir ve aklin yarattigi kavramdir" dersem; sen bana tanrinin kavramsal yoklugunu nasil ortaya koyarsin. Ayrica her bir tanri ile ortaya atilan sosyal bilgiyi.

 

Bir de sana bir dilbilgisi oyunu;

 

Tanri yok, ne yok? Tanri. Peki olmayan bir seyden nassil bahsedersin. Yani yok, KAVRAMSAL BILGI OLARAK ORTAYA KONMUS BIR  ALGININ SADECE OLUMSUZ IFADESIDIR.

 

 

 

 

Ateistine gore degisir. Ben insanoglunun sagligi acisindan nihilist bireysel cikarci kendi cikari ugruna her turlu insanlikdisi dusunce ve davranisi kendince mubah ve mesru kilan ve kendine ateist diyen birine; "antikapitalist/devrimci Musluman" i ve sadece inancini dini olarak uygulayai ve hatta yaraticisindan korktugu icin kimseye kotuluk yapmayani tercih ederim. 

 

Cunku benim icin onemli olan insanliktir.

 

 

Cevabiniza genelde katiliyorum. Yani bir itirazim yok.  Bilhassa son cumlenize, "benim icin onemli olan insanliktir."  Dogru soylediniz.

 

"Guzel de bu delil neye gore"   ye gelince....

 

Museviler, Hristiyanlar, Muslumanlar inanclarina gore Tanriya dua ederler. Bir hastanin iyilesmesi icin. Cocuklarinin sag salim askerlikten, savastan donmesi icin, kanser den kurtulmasi icin, gibi....  Olumlu seyleri Tanriya mal ederler, olumsuzlugu kendilerine veya seytana mal ederler. 

 

Delil bu olabilir. Dua ettikleri Tanri, cocuklarinin savasta kaybettigi bir "kolunu" veya "bacagini", tekrar geri versin. Tekrar kolu, bacagi  büyer; gelişir.  Iste bu bir delil olur. Bu olaganustu bir ispattir.

 

Bu nasil olur diyebilirsiniz? Bu semender, yani  Kuyruklu kurbağalar da oluyor. Semenderler bir kavgada bir parcalarini kaybedince hemen bir saat icinde, yeni parcasi buyumeye basliyor. Bunlar dua bile etmiyorlar. Insanlar dua ediyorlar hic bir sey olmuyor. Niye Tanri bunlari duymuyor?

Share this post


Link to post
Share on other sites

Cevabiniza genelde katiliyorum. Yani bir itirazim yok.  Bilhassa son cumlenize, "benim icin onemli olan insanliktir."  Dogru soylediniz.

 

"Guzel de bu delil neye gore"   ye gelince....

 

Museviler, Hristiyanlar, Muslumanlar inanclarina gore Tanriya dua ederler. Bir hastanin iyilesmesi icin. Cocuklarinin sag salim askerlikten, savastan donmesi icin, kanser den kurtulmasi icin, gibi....  Olumlu seyleri Tanriya mal ederler, olumsuzlugu kendilerine veya seytana mal ederler. 

 

Delil bu olabilir. Dua ettikleri Tanri, cocuklarinin savasta kaybettigi bir "kolunu" veya "bacagini", tekrar geri versin. Tekrar kolu, bacagi  büyer; gelişir.  Iste bu bir delil olur. Bu olaganustu bir ispattir.

 

Bu nasil olur diyebilirsiniz? Bu semender, yani  Kuyruklu kurbağalar da oluyor. Semenderler bir kavgada bir parcalarini kaybedince hemen bir saat icinde, yeni parcasi buyumeye basliyor. Bunlar dua bile etmiyorlar. Insanlar dua ediyorlar hic bir sey olmuyor. Niye Tanri bunlari duymuyor?

Teizm dedince ozelde ve genelde iki yonu vardir, birincisi teolojik yonu; digeri dini yonu. Dini olan dunyevidir ve inanca gore uygulamalidir. Teolojik yonu ise sadece iman temelli inanctir.

 

Iste bu yuzden islamin ve imanin sartlari da farklidir.

 

Uc ibrahimi dinde de bir yaratici vardir, cennet/cehennem ortakligi vardir ve uc peygamber vardir. Musa ve musevilik yahuvaya ulasmak icindir ve bunun somut delili onlara gore tevrattir. Hristiyanlikta isa god ile insanoglu arasinda bir koprudur ve bu kopru incil ile somutlasir. Islam da ise Muhammed Kurani Allah ile esitlemis boylece somut delil de kuran olmustur.

 

Simdi hic bir ateist, somut olan tevrati da, incili de kurani da red edemez. Musa isa ve muhammed'in yasadiklarina dair direk deliller yoktur.

 

Burada yapilacak olan bu tarihi karekterlerin ortaya koydugu kitaplar ile yaraticilarinin ozdeslestirilmesinin sadece bir inanc oldugunu ortaya koymaktir.

 

Cunku ayni inanc ve ozdeslestirme;

Hyloteist icin; madde=tanri

Panteist icin; evren=tanri gecerlidir.

 

Iste burada konu inanc din uygulamasi tarihi karakterler ve kitaplardan ziyade; akillardaki tanrisal zihniyet ve tanrilastirma eylemleridir.

 

Teist buna olumlu olarak ihtiyac duyar, ateist ise olumsuz.

 

Ben ise ihtiyac duymam.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Ateizm ile dinsizlik farklı düşüncelerdir. Dinsizliği agnostisizm veya deizm olarak tanımlayabiliriz. Eğer tanrıya inanıyor fakat dine inanmıyorsa deisttir. Tanrının var veya yok olduğu bilinemez diyorsa dine de zaten inanmaz ve agnostik olunur. Ateizm bunlardan farklıdır. Ateizm sırf bir inancın yokluğu değildir. Yani ateist hiç bir argüman sunmadan teistler kanıtlasın, bana ne, kanıtlayamadıkları sürece inanmam deyip oturmaz. Ateizmin çok sağlam argümanları vardır. Kendi ispat argümanlarını geliştirir ve tanrının olamayacağı için olmadığını kanıtlar.

 

Fakat ateizm sonuçta teizmin karşıtı felsefedir. Yani varlığı teizme bağlıdır. Teist iddia olmazsa ateizm de olmaz. O yüzden evet, ateizm argümanlarını teist iddialara göre kurgular ve ortaya koyar. Yani vereceği yanıt, teizmin iddia biçimine bağımlıdır. İddia neyse, ona göre yanıt vermek durumundadır. Satrançta ilk hamleyi bir taraf yapmak zorunda. Kural böyle. Anlaşalım, bir iki üç deyince aynı anda hamle yapalım diye bir şey olamıyor. 

 

Ateistler elbette aynı zamanda dinsizdirler ve din argümanlarına da yanıtları vardır. Bu ateizmin kolay kısmı ve bu da yine din iddialarına bağlı. Ateist içinde yaşadığı toplumun dininin iddialarına bakar ve değerlendirme  yapar elbet. Bu iddialara karşı argüman geliştirmek ateistler için kolaydır. Örneğin iddia sahibi dinin kutsal kabul ettiği kitabının bir tanrıdan geldiği iddiasına karşılık ateist o kitabı inceler ve neden bunun insanlar tarafından yazılmış olduğunun apaçık göründüğünün kanıtlarını bulur ve sıralar. Bu bakımdan din iddiaları ateizm için çürütülmesi çok kolay iddialardır.  

 

Tüm iddiaları ateistler tarafından çürütülen teistlerin bugün sarıldıkları ve direndikleri tek iddiaları kalmıştır. O da akıllı tasarım iddiasıdır.  Teistler evrenin karmaşık ve düzenli bir yapısı olduğunu, böyle yapıların bir zeka tarafından tasarlanmadan var olamayacağını ileri sürüyor ve evrime inanmıyorlar. Canlı mekanizmaların bir amaca yönelik tasarlanmış olduğunu, akıllı bir tasarımcı olmadan canlıların ortaya çıkamayacağını öne sürüyorlar. 

 

O yüzden ateizmin en önemli çalışma alanı, akıllı tasarımcı diye bir şeyin olmadığıdır. Değişimin kaçınılmaz olduğu ve zararlı değişimlerin derhal, yararsız değişimlerin ise kısa sürede işe yaramadıkları için elendikleri, yararlı değişimlerin ise işe yaradıkları için devam ettiği, böylece ortaya bir tasarlanmışlık çıktığı, ama bunun akıllı bir tasarım olmadığıdır.

 

Ayrıca evren akıllı bir tasarımcı tarafından tasarlanmış olsa, bu tasarımcı evrenden de daha karmaşık ve düzenli bir yapıya sahip olmak zorundadır. O halde evren için gerekli olandan daha fazla akıllı tasarıma ihtiyacı vardır. O halde onu da akıllı bir tasarımcı tasarlamalıdır. Bu geçmişe doğru artan bir tasarım ihtiyacı biçiminde gidemeyeceği için, evrim gerçektir. Daha basit daha karmaşıktan değil, daha karmaşık daha basitten gelmiştir. 

 

O halde evrende en karmaşık, en gelişmiş ve en düzenli varlık, evrimle bilinç kazanmış ve var olduğu evreni inceleyen, araştıran canlılardır. Yani bizler. Evrenin başka noktalarında da evrilmişse onlar da bizdendir, bizim gibi, daha ileri, biraz geri farketmez. Daha üstün bir şey, yoktur. Apansız, evrim geçirmeden, daha basit bir aşamadan geçmeden oluşmuş hiç bir şey yoktur. Çünkü olamaz.

 

Tabii "o halde en temeldeki en basit töz nedir" sorusu gündeme gelecektir. Buna ulaşmak çok zor olabileceği gibi, mümkün de olmayabilir. Çünkü en gelişmiş süper bilgisayarlar bitmiş bir satrancı geriye doğru analiz edebilir ama ilk açılış hamlesini asla bilemezler. 

 

Tabii satrancı akıllı insanlar oynar, kendiliğinden oynanmaz itirazı gelebilir. Eğer yeteri kadar çok fazla sayıda tahta üzerinde çeşitli hamleler yapılıyor ve anlamlı hamle yapılmayan tahtalar kenara atılıyorsa, en sonunda satrancın anlamlı bittiği en az bir tahta olacaktır. Buna da evrim diyoruz...

Share this post


Link to post
Share on other sites

Herhangi bir kutsal kabul edilen metnin kabul veya red edilmesi şeklinde bir sorun yoktur. Sorun ve üzerinde tartışılan konu, bu metni kimin veya kimlerin yazdığıdır. Biri tanrının yazdığını iddia ederken, diğeri insanların yazdığını bilmektedir.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Iste bu mantiksiz bir soylem. Biri birinden cikmaz. Ustelik, dinler biribirlerine ters düşer, biribirleriyle çelişirler.

 

Genelde, insanoglu biliyorki "biz", yani insanlar, yer yuzunde 100.000 yildan fazla yasiyoruz. Demekki, inandiginiz tanri, 98.000 yil hic fazla ilgi gostermeyip, alakasiz kalip birden bire, M.O. 2000 once bir kitap gondermis. Yani, once gelen adamlari hic sevmemis. Ayni zamanda, bu kitaplari, musevilere, hristiyanlara ve Muslumanlara gondermis. Yahu, bu Tanri, kendisini yalniz ayni susuz, çölde yasayan, puta tapan, okuma yazma bilmmeyen, eski batil inanclari olanlara devamli gostermeyi severmis. Ayni zamanlarda, cin'de yasayan okuma yazma bir cok bilenler varmis. Tanri onlarla hic ilgilenmemis. Bu kitaplara inanmak demek, budur.

 Siz dinlerden önceki süreçte insanları inançsız mı sanıyorsunuz? Kitap gönderilmedi çünkü kitaba ihtiyaç yoktu. İlk insandan itibaren yaratıcının varlığı biliniyor ve kabul ediliyordu. O zamanın İnisiye rahipleri halkı eğitiyordu. Yunanlılarda ve Mısırlılarda tapınaklarda özel eğitimler yapılıyordu. Sümerlerde-Babil'de, Aztekler, Toltekler, İnkalar, Mayalar, Tibet, Hindistan ve sayamadağım daha bir çok yerde kadim öğretiler ile halk yaratıcının varlığından haberdardı.

 

Mısır'da halk inisiye rahipler tarafından yönetilirdi daha sonra yozlaşma yaşandı ve dejenere oldu. Musevilik geldi, ardından Hristiyanlık ve en son da Kur'an... Evet bu kitaplar belli topluluklara inmiş ve o toplumdan bir peygamber seçilmiştir fakat bu dinlerin evrenselliğine ve tüm insanlara hitabına engel değildir.

 

Kitapların Allah katından geldiğine bir kanıt arayın ya da aramayın bu gerçeği asla değiştirmeyecektir. Bu kitaplar Yaradan tarafından gönderilmiştir. Zamanla toplumlarda farklı algılanış ve yaşama şekilleri sanki tutarsızlık gibi algılanmış olabilir. Şeriat'ın her ülkede farklı uygulanması mesela ya da insanların farklı dini tarikat-mezheplere ( ortodoks,protestan v.s.) bölünmeleri kişilere tutarsızlık gibi görünüyor olabilir.

 

Her toplum kendine göre bir yol tutturmuş ve yer yer kitapların özünden uzaklaşmıştır. Beraberinde son olarak Kuran inmiştir. Arap toplumu bu dini kendine has yaşamaya başlamış ve çevreye de yansıtmış olabilir fakat bu Kuran'ın sadece Araplara hitap ettiği anlamına gelmiyor.

 

Sonuçta kitaplar yaradanın katındandır ve bu konuda araştırma yapan herkes kendi algı kapasitesi doğrultusunda bu gerçeğe ulaşacaktır. Siz başkalarının lafı ile hareket etmek yerine tüm kutsal kitapları kendiniz inceleyin ve ondan sonra bu yorumları yapın çünkü yazdıklarınız gerçeği yansıtmıyor.

 

İnanmak ya da inanmamak herkesin kendi tercihidir fakat kitaplar yaradanın katından gelmiyor ciddi bir iddiadır ve bu iddianız yanlıştır.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Herhangi bir kutsal kabul edilen metnin kabul veya red edilmesi şeklinde bir sorun yoktur. Sorun ve üzerinde tartışılan konu, bu metni kimin veya kimlerin yazdığıdır. Biri tanrının yazdığını iddia ederken, diğeri insanların yazdığını bilmektedir.

Ben ve bazıları Tanrı'nın yazdırdığını biliyoruz, siz ve sizin gibi bazıları insanların yazdığını iddia ediyorsunuz bence fark budur.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Herhangi bir kutsal kabul edilen metnin kabul veya red edilmesi şeklinde bir sorun yoktur. Sorun ve üzerinde tartışılan konu, bu metni kimin veya kimlerin yazdığıdır. Biri tanrının yazdığını iddia ederken, diğeri insanların yazdığını bilmektedir.

Determinist oldugunu soylemistin. Yalniz akilli tasarimciliga da inanmadigini soyluyorsun.

 

Burada bir celiski yokmu?

 

Determinizm teleolojik degil midir?

 

Ayrica bir seyin tozune mi ulasilir, yoksa toze ulasildigini insanogflu mu ortaya koyar?

Share this post


Link to post
Share on other sites

Determinizm çok kapsamlı bir felsefedir. Determinizmi o yüzden herkes kullanmıştır. Tabii kaderciler de din hesabına determinizmden yararlanmışlardır. Bu determinizmin dini bir felsefe olduğunu asla göstermez. Bu kadar kapsamlı bir felsefeden elbette herkes yararlanır. Bunda bir acayiplik yok. 

 

Fakat determinizm çıkış noktasından materyalist bir felsefe olarak doğmuştur. Demokritos ile başladığı kabul edilir. Demokritos su katılmamış bir materyalisttir ve din ile tanrı ile hiç ilgisi olmamıştır. Ünlü Atina engizisyonunda o da yargılanmış fakat tarihe geçen müthiş bir savunma yaparak beraat etmiştir. Çok muhteşem bir hatipti. Çağının dahisi idi. Eski Yunan'da bence en büyük filozof odur. Determinizmin Roma dönemi temsilcisi ise Petronius'tur. Ünlü "rastlantının nedenleri vardır" sözü felsefe tarihine damga vurmuştur.

 

İslam dünyasındaki temsilcisi ise Farabi'dir. Son klasik determinist ise Laplace'dır. Onun tanrı karşıtı görüşlerine rağmen klasik determinist sayılmasına yol açan, "Laplace's Demon" varsayımıdır. Modern determinizm tanrıyı kabul etmediği gibi şeytanı da kabul etmez. O yüzden Laplace son klasik deterministtir ve modern determinizme geçişin anahtarıdır.  

 

Determinizme ilk modern yorumu getiren ise Fransız Henry Poincare' dır. Dahi bir matematikçi ve çok zeki bir düşünürdü. Çağdaşları ne dediğini anlayamamışlardı. Artık tanrı determinizmden kesin biçimde kovulmuştu. Bir daha hiç bir determinist tanrıdan hiç bahsetmedi. Einstein'in determinist olduğu söylenir, bence de öyledir ama bir yandan da panteisttir. Tanrı derken ne kastettiğini bilmiyoruz. 

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You are posting as a guest. If you have an account, sign in now to post with your account.
Note: Your post will require moderator approval before it will be visible.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Sign in to follow this  

×
×
  • Create New...

Important Information

By using this site, you agree to our Terms of Use.