Jump to content
Sign in to follow this  
ERBAY

KARŞILIKSIZ AŞKLARA...

Recommended Posts

AŞK YENİDEN

 

Aşk yeniden

Akdenizin tuzu gibi

Aşk yeniden

Rüzgârlı bir akşam vakti

Aşk yeniden

Karanlıkta bir gül açarken

 

Aşk yeniden

Ürperen sahiller gibi

Aşk yeniden

Kumsalların deliliği

Aşk yeniden

Bir masal gibi gülümserken

 

Gözlerim doluyor

Aşkımın şiddetinden

Ağlamak istiyorum

Yıldızlar tutuşurken

Gecelerin şehvetinden

Kendimden taşıyorum

 

Aşk yeniden

Bitti artık bu son derken

Aşk yeniden

Aynı sularda yüzerken

Aşk yeniden

Rüya gibi bir yaz geçerken

 

Aşk yeniden

Unutulmuş yemin gibi

Aşk yeniden

Hem tanıdık, hem yepyeni

Aşk yeniden

Kendini yarattı kendinden

 

MURATHAN MUNGAN

Share this post


Link to post
Share on other sites

BILSEN

 

KIRDIGIN KADEHTE KALAN OMRUMDEN,

AGLARSIN ICTIGIN YILLARI BILSEN,

SAYENDE SARARIP SOLAN OMRUMDEN,

AGLARSIN BICTIGIN DALLARI BILSEN.

 

BAGBAN EYLE DEDIN BENI BAGRINA,

YANILIP YAKILIP UYDUM CAGRINA,

BIR DEMET HERCAI CICEK UGRUNA

AGLARSIN KIRDIGIN GULLERI BILSEN.

 

ATESE SU DEDIM GOZ GORE GORE,

AKLIM ZAVALLIYDI DUYGUMA GORE,

BAHTINA SUKRETTI MECNUN BIN KERE

AGLARSIN DUSTUGUM COLLERI BILSEN

 

AR ETTIM SAKLADIM UGRASLARIMI

HABERDAR ETMEDIM SIRDASLARIMI,

GIZLEMEK ISTERKEN GOZYASLARIMI

AGLARSIN SECTIGIM YOLLARI BILSEN.

 

SEFILLER GUCUNU BENDE SINADI

KIMI KACIK DEDI KIMI BUNADI

BERDUS ELESTIRDI SARHOS KINADI!

AGLARSIN DUSTUGUM DILLERI BILSEN!

 

FELSEFE BOYLEDIR DIVANELERDE

TESELLI ARANIR BAHANELERDE

BIR KADEH MEY ICIN MEYHANELERDE

AGLARSIN DUSTUGUM HALLERI BILSEN!

 

Cemal SAFI

Share this post


Link to post
Share on other sites

Üçüncü Şahsın Şiiri

 

gözlerin gözlerime degince

felaketim olurdu aglardim

beni sevmiyordun bilirdim

bir sevdigin vardi duyardim

çöp gibi bir oglan ipince

hayirsizin biriydi fikrimce

ne vakit karsimda görsem

öldürecegimden korkardim

felaketim olurdu aglardim

 

ne vakit maçka'dan geçsem

limanda hep gemiler olurdu

agaçlar kus gibi gülerdi

bir rüzgar aklimi alirdi

sessizce bir cigara yakardin

parmaklarimin ucunu yakardin

kipiklerini egerdin bakardin

üsürdüm içim ürperirdi

felaketim olurdu aglardim

 

aksamlar bir roman gibi biterdi

jezabel kan içinde yatardi

limandan bir gemi giderdi

sen kalkip ona giderdin

benzin mum gibi giderdin

sabaha kadar kalirdin

hayirsizin biriydi fikrimce

güldü mü cenazeye benzerdi

hele seni kollarina aldi mi

felaketim olurdu aglardim

 

 

Atilla İlhan

Share this post


Link to post
Share on other sites

Başkalaşan Aşk

Adını anmak güzeldi,

dost ağızlarda sana dair cümlelerin

ıslatılması...

Adını anmak...

Yüksek sesle, kimsesiz gecelerin düşsel

avuntularına sırt çevirip senden söz açmak...

Biraz gülünç, biraz sitemkar...

güzeldi...

Adının Türkçedeki yankısı özeldi...

 

Seninle yoğurt yemek, kendi Kanlıcanlı,

Sülalesi Kandilli yoğurtçunun mekanında...

Denize amors durup, yüzüne

cepheden bakmak güneşli bir mavilikte....

güzeldi..

 

İpe sapa konuşlanmaz bahanelerle elini tutmak,

yüzünde

Yüzyıllık bir hasreti gidermek güzeldi...

 

Güzel di'li geçmiş zamanları düşünüyorum

şimdi...

Cümlelerimiz öznesiz...Umursayan yok,

Kanlıca'daki yoğurdu...

 

ve eşikteki öpücük, tarih bilinci olmayan bir

aşkın mührüdür artık...

 

Yılmaz Erdoğan

Share this post


Link to post
Share on other sites

ESKİ NİSAN

 

Canımın yongası, sevdiğim,

Bir kaç gün çaldık ilkbahardan

Geçtik yıllardır özlediğim

Erguvan ışıklı kıyılardan

 

Aşkı sessizlik tanımlar

Gençken tersini düşünürdüm

Akşamla dönerken geriye dalgalar

Yalnızlığı çırılçıplak gördüm

 

Durduktu önünde Ege Denizi'nin

Gözleri mayıs bulanığı,

Kuytuluğunda eski evlerin

Dolaştıktı Ayvalığı

 

Eski nisan, her şey gibi,

Kalbim de, rüzgar da eski,

Çırpınıp duruyor havada

Yitik anıların kelebeği

 

ATAOL BEHRAMOĞLU

Share this post


Link to post
Share on other sites

YENİ BİR SAYFADA SANA BAKMAK

 

Her şey yapılabilir bir beyaz kağıtla

Uçak örneğin uçurtma mesela

Altınakonabilir bir ayağı ötekilerden kısa olduğu için

Sallanan bir masa

Veya şiir yazılabilir süresi ötekilerden kısa

Bir ömür üzerine

 

Bir beyaz kağıda herşey yazılabilir

Senin dışında

Güzelliğine benzetme bulmak zor

Sen iyisi mi sana benzemeye çalışan herşeyden

Bir gülden, bir ilk bir sonbahardan sor

Belki tabiattadır çaresi senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin

Ve benim bilinci nasırlı bahçıvan çaresizliğim

Anlarım bitkiden filan ama anlatamam

Toprağın güneşle kavuşmasını

Sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla

 

Sen bana ışık ver yeter bende filiz çok

Köklerin içimde gizlidir,

Gelen, giden arayan, soran dere budak yok

Bir şiir istersin içinde benzetmeler olan

Kusura bakma sevgilim

Heybemde sana benzeyecek kadar güzel birşey yok...yok!

 

Uzun bir yoldan gelen, tedariksiz katıksız bir yolcuyum

Yaralı yarasız sevdalardan geçtim

Koynumda bir beyaz kağıt boşluğu

Herşeyi anlattım olan olmayan, acıtan sancıtan

Bilsem kisana varmak içindi bütün mola sancıları,

Daha hızlı koşardım, severadım gelirdim gözlerinin mercan maviliğine

Sana bakmak suya bakmaktı

Sana bakmak, bir mucizeyi anlamaktı

 

Sana sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır

Aşk sorgusunda şahanem, yalnız kelepçeler sanıktır

Ne yazsam olmuyor çünkü bilenler hatırlar

Hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar baçıvanlar değil tüccarlar

Sen öyle gçz, sen öyle toprak ve güneş ortaklığı

Sen içimde cennet kayganlığı iken,

Sana şiir yazmak ahmaklıktı...

 

Bir tek söz kalır dişlerimin arasında

Ben sana gülüm derim gülün ömrü uzamaya başlar

Verdiğim bütün sözler sende kalsın isterim

Ben sana gülüm derim gül sana benzediği için ölümsüz,

Yazdığım bütün şiirler sanabaşlayan bir kitap için önsöz

 

Sana bakmak bir beyaz kağıda bakmaktır

Herşey olmaya hazır

Sana bakmak, suya bakmaktır

Gördüğün suretten utanmak

Sana bakmak,

Bütün rastlantıları reddedip bir mucizeyi anlamaktır

Sana bakmak,

Allaha inanmaktır

 

Yılmaz Erdoğan

Share this post


Link to post
Share on other sites

SEN OLMASAN

 

Sen olmasan... Seni bir lâhza görmesem yâhut,

Bilir misin ne olur?

Semâ, güneş ebediyyen kapansa, belki vücud

Bu leyl-i serd ile bir çâre-i teennüs arar,

Ve bulur;

Fakat o zulmete mümkün müdür alıştırmak

Bütün güneşle, semâlarla beslenen rûhu,

Bu rûh-ı mecrûhu?..

 

Sen olmasan... Seni bulmak hayâli olsa muhâl,

Yaşar mıyım dersin?

Söner ufûlüne bir lâhza kaail olsa hayâl;

Soğur, donar, kırılır senden ayrılınca nazar

Ne hazin

Gelir hâyât o zaman hem vücûda hem rûha,

Yaşar mıyız seni kaybetsek âh ben, kalbim,

Bu kalb-i muztaribim?

 

Sen olmasan... Bu samîmî bir îtirâf işte;

Sen olmasan yaşayamam:

Seninle rabıtamız hoş bir îtilâf işte;

Fakat bu râbıta hâlî mi rûhu ezmekten?...

Akşam

Gurûba karşı düşündüm sükûn içinde bunu:

Fenâ değil sevişip ağlamak, fakat heyhât,

Bükâya değse hayat!..

 

Tevfik Fikret

Share this post


Link to post
Share on other sites

YASADIKLARIMDAN OGRENDIGIM BIR SEY VAR

 

Yasadiklarimdan ogrendigim bir sey var:

Yasadin mi, yogunluguna yasayacaksin bir seyi

Sevgilin bitkin kalmali opulmekten

Sen bitkin dusmelisin koklamaktan bir cicegi

 

Insan saatlerce bakabilir gokyuzune

Denize saatlerce bakabilir, bir kusa, bir cocuga

Yasamak yeryuzunde, onunla karismaktir

Kopmaz kokler salmaktir oraya

 

Kucakladin mi simsiki kucaklayacaksin arkadasini

Kavgaya tum kaslarinla, govdenle, tutkunla gireceksin

Ve uzandin mi bir kez simsicak kumlara

Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir tas gibi dinleneceksin

 

Insan butun guzel muzikleri dinlemeli alabildigine

Hem de tum benligi seslerle, ezgilerle dolarcasina

Insan baliklama dalmali icine hayatin

Bir kayadan zumrut bir denize dalarcasina

 

Uzak ulkeler cekmeli seni, tanimadigin insanlar

Butun kitaplari okumak, butun hayatlari tanimak arzusuyla

yanmalisin

Degismemelisin hic bir seyle bir bardak su icmenin mutlulugunu

Fakat ne kadar sevinc varsa yasamak ozlemiyle dolmalisin

 

Ve kederi de yasamalisin, namusluca, butun benliginle

Cunku acilar da, sevincler gibi olgunlastirir insani

Kanin karismali hayatin buyuk dolasimina

Dolasmali damarlarinda hayatin sonsuz taze kani

 

Yasadiklarimdan ogrendigim bir sey var:

Yasadin mi buyuk yasayacaksin, irmaklara, goge, butun evrene

karisircasina

Cunku omur dedigimiz sey, hayata sunulmus bir armagandir

Ve hayat, sunulmus bir armagandir insana...

 

Ataol BEHRAMOĞLU

Share this post


Link to post
Share on other sites

Ve yağmur hep bir yerlerde vardır

 

Berrak bir sudur bozkırda temmuz

Sabah kar dişli çingene

Gülüşü güneş güneş

Kısır kıraçların bağrında yıkık

Boz suskunluklarda bozkır köyleri

Memeleri kuru

Boynu bükük

Körüklü çizme nalçalarıyla

Ezilmiş özlemlerinin külü

Burulur burgaç burgaç bakışlarında

Serin serin yellerden bir haber bekler

Kaşlarına inen sırma kakülü

Bin yıllık korkular üşüşmüş düşlerine

Yalaz yalaz umudunun kanadı

Sevdaları sel baskını alaz alaz...

Ded ki

O çok uzak denizlere varsak

Orada gemilerimiz olsa

Sustu hiç deniz görmemiş gözleriyle

Bir an.. bin yılmış gibi sarsak

Dedi

Nerede olursak olsak

Yüreğimizin demiri

Zehirli acıların örsünde narlanmış bizim

Zincirimiz yangınlara bağlanmış bir yol

Çileden çileye köprüler kursak

Gene de çok uzak denizlere varsak

Nice acılar var ki

Nice insanı çökerten

Yürek kızartan- gönül karartan

Çok gülüp geçmişiz onlara

Direnmek kimliğimizdir

Tarihimiz acının da tarihi

Sevda bitmeyen yenilgimizdir

Ded ki

Suyun hiç varmadığı çöller var

Bir yanda gazel dökümü

Bir yanda çiçek sağanağı

Bakma dudaklarımızın çöl olduğuna

Gün doğmadan neler doğar

Hem yağmur

Bir yerlerde hep yağar

 

Adnan Durmaz

Share this post


Link to post
Share on other sites

Bazen Arıyorum Seni..

Bazen arıyorum seni,

Neden?Nerde aradığımı bilmeden!

Dilimden düşürmeden ismini,

Sevgiyle bakan gözlerini.

Bazen arıyorum seni,

İçimi ısıtan sözlerini...

 

Bazen arıyorum seni;

Canımın sıkıldığında,

İçimi boşaltıyorum,

Akan göz yaşlarımda.

Bazen arıyorum seni,

Kalbimi yakan sevgini,

Sıcacık ellerini...

Share this post


Link to post
Share on other sites

Bilemezsin ki

 

Seni nasıl sevdiğimi, bilemezsin ki

 

Özlemek nasıl olur özlemeyince

 

Hayal etmeyi hayallerde yaşamayinca

 

Her nefeste hava gibi, su gibi içmedikçe

 

Bilemezsin ki.

 

Nereye baksam sen varsın,

 

Rüzgarda kıpırdanan her yaprakta,

 

Denizde oynaşan her dalgada,

 

Semadan yere düşen her damlada

 

Göremezsin ki.

 

Sevdam bana her geçen gün keder verse de,

 

Şahit olan herkes “sen aşıksın” dese de,

 

Her parlayan hüzmeye sen diye süzülsem de,

 

Sana her saniye, seviyorum desem de

 

Duyamazsin ki.

 

Gördüğüm her rüyayı sana yorsam da,

 

İnsanlara umarsız seni sorsam da,

 

Akan gözyaşlarımla kendimi boğsam da,

 

Ömrüm boyunca her gün sen diye solsam da

 

Sezemezsin ki.

 

Sensizliği sevgilim sen, bilemezsin ki.

 

 

Refik Recep Pelit

Share this post


Link to post
Share on other sites

Uzaklardan bir ses olmanı isterdim, bir selam, bir nefes... "Üşüme" diye seslenmeni isterdim... Bir el olmanı isterdim, bir kol... "Özledim" deyip sarılmanı... En karanlık yerinde düşlerimin çıkıp gelmeni isterdim. Kınalı bir bahar gibi, umut ışığı olmanı isterdim hayatıma... Gelseydin ve yaslasaydım başımı omuzuna, ağlasaydım doya doya ... Geçerdi üşümesi yüreğimin, geçerdi üşümesi içimin, kirpiklerimde yağmurlar dumanlanmazdı biliyorum...

 

Ama nafile, aramızdaki bütün yollar kapalı... Bütün dallar kesik... Yokluğun buz gibi soğuk... Üşüyorum... Yüreğim de donmuş sanki. Gözlerimde...

Ateşler içinde bedenim... Öyle bir üşüme ki, hiç bir şey ısıtmıyor artık. Bütün uzuvlarım uyuşmuş. Ezip geçiyor ruhumu acılar...

 

Yoksun işte, kalbimin kuyusu en hazin sesle inliyor şimdi. Kirpikleri kırılan bir zamanın teninde, ağrılı şiirler topluyorum gecelere şimdi...

Bilirim, sevmek ve özlemek bir ateşe dokunmaktır; yakmaktır yüreğini yangınlarda. Ama ben üşüyorum. Yokluğun buz gibi soğuk. Yakacak bir şeyimde yok…

Ağlıyorum, buza dönüşüyor gözyaşlarım… Ağlıyorum, akıp gidiyor gözyaşlarım çağlayanlara… Bakakalıyorum ardından çaresiz…

 

Ah! bir el olsan dokunsan alnıma, okşasan saçlarımı bir baba şefkatiyle.. Geçerdi ağrısı başımın, geçerdi biliyorum... Bir gül olsaydın bahçemde, koklasaydım nefes nefes, çekseydim içime derin derin... Bir göz olup baksaydın gözlerime, çekip alsaydın içindeki hüznü... Ah! bir bilsen nasıl sevinirdi yüreğim, nasıl sevinirdi dudağımdaki gelincik, kapımdaki akasya...

 

Susuyorum artık derin derin... Ve sessizce soluyorum bir hazan yaprağı gibi... Oysa ne kadar çok hasretim konuşmaya, anlatmaya anlaşılmaya... Oysa ne çok istiyorum, tüm bedenimden söküp almanı yalnızlığımı, hicranımı bir tılsımla...

Yüreğim kanrevan, dikenler acımasız, ayaklarım kırık koşamıyorum artık doruklara, menzil uzak...

 

Gel. Yüreğim ol seher gülüm, her ölümümde bana yeniden hayat ver. Elim ol, ayağım ol, canım ol... Gecem - gündüzüm ol... Ağlayan gözlerim ol her damlada yeniden doğur beni, yeniden doğur umudumu. Her öldüğümde yeniden yarat ki, seni ne kadar özlediğimi anlatayım yeryüzündeki bütün canlı cansız varlıklara, ne kadar çok sevdiğimi ...

 

Önce sen gel sevgilim solmadan resimler, şiirler sislenmeden... İslenmeden geceler ... Sonra ölüm gelsin...

 

Yoksun işte, kalbimin kuyusu en hazin sesle inliyor şimdi.

 

 

Artık ismini sen koyma İsmi zaten en Başından Koyulmuş..........

 

 

emily pandora'dan alıntıdır... :clover:

Share this post


Link to post
Share on other sites

Ayrılmalıyız

 

 

 

 

Zamanlar fazlaydı paylaşmak için

Bir bakış yeterdi anlatmaya

Anlamaya yeterdi bir tek kelime

Alışmak sevmekten daha beterdi

Ve zamansız gelen yarınsız bir sevgi

Bi gün bi yerde ansızın biterdi

 

Biterdi hiç bitmeyecek sandığımız sevdalar

Çekip giderdi anılar,

Fotoğraflar yakardı kendi kendini;

Simsiyah, duman duman...

Artık, artık hiçbir vazoya sığmazdı ayrılığın çiçekleri

Sevişen geceler çekip giderdi

Susardı şarkılar, çalmazdı kemanlar

Şiirler yazmazdı bu kırık hikayeyi

Bu sevda bi gün bi yerde ansızın biterdi

Biliyorum; biterdi, biterdi...

 

Oysa ne kadar güzel başlamıştı herşey

İlk buluşmaların heyecanı, yetmeyen zamanlar

Kararan akşamlarla gelen ayrılma faslı

Eve uydurduğumuz yalanlar

Gözlerime dalıp dalıp gitmelerin

Salaş bir çay bahçesinde iki demli çay

Ve ucu ucuna eklediğimiz sigaralar;

Sevdamız gibi içimize çektiğimiz.

Bitmesin diye hayallerimiz

Hep o şarkıyı dinlemelerimiz.

Yine elimde resimlerimiz

Yarın hepsi acı tatlı anılar olacak hayatın ırmağında

Gidiyorum...

 

Sevdim seni, çok sevdim, hep böyle kalıcam

Senin mutluluğuna uzaktan bakıcam

Ayrılmalıyız artık, gitmeliyim bu yerden

Saadet diliyorum, saadet diliyorum sana beyaz güllerden.

 

Gidiyorum...

Gözüm arkada kalsada güçlüyüm

Güçlüyüm ayakta duracak kadar

Yarınlara bakacak, yeni sevdalara doğacak,

Ve bu aşkı vuracak kadar

Ben bu aşkı vuracak kadar güçlüyüm...

 

Şebnem Kısaparmak :clover:

Share this post


Link to post
Share on other sites

şaidim olsun

şahidim olsun bu gökyüzü bu deniz bu hırçın dalgalar

şahidim olsun gökteki yıldızlar

yıldızlara eşlik eden ay

bana bakan bir çift göz şahidim olsun

yüreğimdeki sarhoşluk,

dilimden düşmeyen tek isim tek kişi

ruhumdaki heyecan

badednimdeki ateş

yüreğime düşen sen şahidim ol

sana sokulduğumda yüreğimin limanına esen rüzgar kopan fırtına

ellerini tutan ellerim şahidim olsun

olmadı senden sonrası

girmedi kalbime senden başkası

bu yürek sevmedi bir başkasını seni sevdiği kadar

koymadı senin yerine hiç kimseyi

son olarak da unutulmayan aşka selam olsun dedi...

Share this post


Link to post
Share on other sites

Bittiğinde

Masum bir duygudur önceleri

Büyütürsün içten içe.

Kalbin durmaz olur

Düşünürsün gündüz gece

Sayarsın onsuz günleri

Terk edip seni gitsede

Unutmak imkansız olur

Ağlarsın artık her gece.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Aşk

 

 

Bunca gün, ah, bunca gün

 

görmeyi seni böyle kırılgan, böyle yakın,

nasıl öderim, neyle öderim?

 

 

Uyandı kana susamış

ilkbaharı koruların,

çıkıyor tilkiler

inlerinden

çiylerini içiyor yılanlar,

ve ben gidiyorum seninle

yapraklarda

çamlar ve sessizlik arasında,

sorarark kendime nasıl, ne

zaman

ödeyeceğim diye şu bahtımı

 

Bütün gördüklerim içinde

yalnız

sensin hep görmek istediğim

dokunduğum her şey içinde

senin tenindir hep

dokunmak istediğim:

seviyorum senin portakal kahkahanı

hoşlanıyorum

uykudaki görüntünden

 

Ne yapmalıyım, sevgilim, sevdiceğim

bilmiyorum

nasıl sever başkaları

eskiden nasıl severlerdi,

yaşıyorum, bakarak,

severek seni,

aşk tabiatımdır benim

 

Her ikindi daha da hoşuma

gidiyorsun.

 

Nerde o? Hep bunu soruyorum

kaybolduğunda gözlerin

 

Ne kadar geç kaldı! Düşünüp inciniyorum,

yoksul, aptal, kasvetli

duyuyorum kendimi

geliyorsun sen, bir esintisin

şeftali ağaçlarından

uçan.

 

Bu yüzden seviyorum seni, bu yüzden değil

o kadar neden var

ki, o kadar az,

böyle olmalı aşk

kuşatan, genel

üzgün, müthiş,

 

bayraklarda donanmış, yaslı,

yıldızlar gibi çiçek açan,

bir öpüş

kadar ölçüsüz.

PABLO NERUDA

Share this post


Link to post
Share on other sites

AYRILIK ÖLÜMMÜŞ BEBEĞİMDİN

GECELER SAKLIYOR GÖZYAŞLARIMI

KİMSELER BİLMİYOR YARALARIMI

BAKIŞLARIN SÖNDÜRÜR UMUTLARIMI

SENSİZLİK BİTİRDİ YARINLARIMI

 

GÜL YÜZÜNE Mİ YOKSA GÖZLERİNEMİ

SAÇLARINA MI YOKSA ELLERİNEMİ

SÖZLERİNE Mİ YOKSA SENSİZLİĞEMİ

AĞLADIM GECE OLUNCA

 

SOĞUK GECELER DE KAPINDA AĞLADIM

AYRILIĞI BEN SENDE TANIDIM

ŞU KALBİ YOLUNA BEN Mİ BAĞLADIM

GECELERE BIRAKTIN YARALANDIM

 

SENİ SEVEN KALBİME KIZIYORUM

SANA DEĞİL

ADINI BEYNİME KAZIYORUM

KOLUMA DEĞİL…

 

ŞİMDİ NE ZAMAN SENİ DÜŞÜNSEM

TİTRİYORUM GÖZLERİMDE ÇİĞ

O ŞARKIYI DUYDUĞUM DA AĞLARIM

İÇİMDE SEN SAÇIM DA ÇİĞ

 

BİR DÜŞÜNMEN YETERDİ HALİMİ

ACIMANI DEĞİL SEVMENİ DİLERDİM

ESKİDEN ÖLÜYDÜM ŞİMDİ DİRİMİ

O KÖTÜ GÜNLERİ İNAN SİLERDİM

 

SEYMEDİ BELKİ SANA SEVGİM

İŞTE YİNE KARŞINA GELDİM

BAKMA ÖYLE NE OLUSUN

HEP SEVMENİ BEKLEDİM

BİRTANEM BEBEĞİM…

 

SEN UYU ŞİMDİ RAHAT RAHAT

BİLİYORUM BENDEYDİ KABAHAT

SUSMA NE OLUR YÜZÜMÜ BAK

DERTLİ ÖMRÜME BİR ÇALIMDA SEN AT

Share this post


Link to post
Share on other sites

Yürüyelim Seninle İstanbul'da

 

Kırmızıyı sevdiğini bilseydim

hayallerim kıpkırmızı olurdu

 

İstanbul hala güneşin ardında

ufuklarında birkaç kara leke

birkaç kan pıhtısı dudaklarında

İstanbul hala sevimli mi sevimli

ve hala bir tomucuk tadında

yürüyelim seninle İstanbul'da

 

korkusuz bir rüyadır

bekler bizi Beykoz'da, Üsküdar'da

birkaç kuğu, birkaç mahzun kuştüyü

yenilgisiz bir muamma gibidir

arar bulusmayan ellerimizi

deli rüzgar yine sarhoş, hovarda

 

tam orada, Çamlıca yokuşunda

birkaç bulut çekelim gökyüzünden

damarlarımızdan geçirelim ve birden

bırakalım suların üzerine

sen bir defa konuş, sen bir defa gül

kumlu ebrular yapalım seninle

serpmeli ebrular, bülbülyuvası

hercaimenekşe, gonca ve sümbül

 

yüzün bir ay gibi parlarken gecenin ortasında

yürüyelim seninle İstanbul'da

boğaziçi magrur türkülerini

gözlerine baka baka söyleyin

martılar üşüyünce

denizin sıcağında bulsunlar kalbimizi

 

anlayabilir misin

neden çıban gibi büyür bağrımda

büyürde kelebek olur bu sızı

kırmızıyı sevdiğini söyledin

bu yüzden mi günlerdir

İstanbul'da gül kokusu yayılan

tepeler kırmızı, sular kırmızı

 

İstanbul bilmeli ki, sahillerine

mehtabı taşıyan senin bakışlarındır

İstanbul bilmeliki, limanlardan gemiler

önce senin yüreğine açılır

uzaklarda bir yerde

toprağı öpmek için eğilen bahçıvanın

parmaklarında hüzün

sana doğru akan nehrin

ağlayan suretidir

 

bir elimizde umut

bir elimizde sevda

yürüyelim seninle İstanbul'da

musiki kesilsin, tükensin yazı

çaresiz kalınca mızrap ve şiir

ozan bir kenara bıraksın sazı

ressam fırçasına neden mi kızgın

tuvalde çizgiler, renkler kırmızı

kırmızıyı sevdiğini bilince

çekilir mi artık güllerin nazı

 

Anadolukavağı'nda her akşam

burcu burcu bir rüyadır hayalin

karanlık, hüznünü düşürür dağa

kuşlar kanat çırpar, yıldızlar ağlar

endamın her sabah iner toprağa

 

hasret, yanlızlığı çoğaltan deniz

ayrılık acıyla süzülür kandan

nefesin fermandır Topkapı Sarayı'nda

dönüşünü bekliyor rıhtımda şehzadeler

öylesine yorgun, mahzun ve candan

 

İstanbul bir yanımda, sen bir yanımda

uykusundan uyanınca fırtına

dalgalar türkümüze aşina olur

yüzümüze bakınca deniz fenerleri

sahibini arayan gemilerin

çığlığıyla vurulur

 

tarih heyelandır hainlerin ardında

İstanbul tarihin soylu anası

biz bu yürüyüşü çiğdemlerden almışız

sevdayı kız kulesi'nden

yalıların burukluğu altında

geçiyoruz sokaklardan delice

 

anlayabilir misin

beyoğlu'nda gezinen

hayal kırıklığının benden türediğini

anlayabilir misin

kırmızı neden böyle

doldurur aynalara inleyen yüreğimi

 

sana giden yolların kavşağında

bir adam direniyor izini bulmak için

siliyor tanyerine akan alın terini

ufkunda sapsarı umudun rengi

mavi yitik, beyaz kızgın ve siyah

arıyor sessizce kaybolan günlerini

 

Gülhane'de simit satan çocuklar

nasıl anlasınlar ellerimizin

neden böyle çekingen olduğunu

Ayasofya önünde tramvay bekleyenler

gökyüzüne dokunurken bu acı

kimdir diye sorsunlar içlerinden

birlikte yürüyen iki yabancı

 

biz gitsek de, İstanbul'da yine de

yıllar yılı gezinmeli bu sızı

benden bir yaralı şiir kalmalı

senden bir tebessüm, bir de kırmızı

 

Nurullah GENÇ

Share this post


Link to post
Share on other sites

BİRİSİ VAR

BİRİSİ VAR AKLIMDA

KİMİN OLDUĞUNU BENİM DE BİLMEDİĞİM BİRİ..

BANA GÜLÜMSEYEN,

BENİ AĞLATAN,

BAZEN ACI VERİP

BAZEN MUTLU EDEN

BAZENSE DÜŞÜNDÜREN BİRİ..

BİRİSİ VAR AKLIMDA,

RUHUMDA,

ADIMIMI HER ATIŞIMDA,

BEDENİ SARIP SARMALAYAN

BİRİ VAR..

KİMİN OLDUĞUNU BENİM DE BİLMEDİĞİM

BANA SÜREKLİ SESLENİP

SENİ SEVİYORUM DİYEN BİRİ...

Share this post


Link to post
Share on other sites

İstanbul Yoktu Sen Olmasaydın

 

Ben nice İstanbul’lular gördüm sana gelinceye kadar

Kirli paçavralara benzerdi insanları

Dostluktan, vefadan yoksun.

Bölünmüş, dağılmış, parçalanmış

Ve herbiri kendi ağırlığıyla ezilmiş, yorgun.

Yüzümde dolaşan birer ********* böcekti gözleri

Bir tutsam

Yapışır kalırdı ellerime en çirkin yerleri

Evlerinde bulduğum yalnızlık

Sokaklarında bulduğum upuzun bir kahırdı.

Günler boyunca

Bir başka karanlık gelirdi

Karanlığın biri kaybolunca

Güneşler doğardı görmezdim.

Bir ses durmadan ölüme çağırırdı beni

Bilmezdim bu şehirde senin yaşadığını.

Bilmezdim...

 

Zindandı bütün meyhaneler

Duvarlar karaydı

Köhne bir bizans eskisiydi İstanbul sensiz.

Semt semt bir ağır yorgunluktu

Sürekli bir aldanıştı sokak sokak

Benden en uzak sevgilerde yaşadım yıllarca

O büyük yalanlarda yaşadım.

Senden habersiz bir ölü gibi

Senden uzak zamanlarda yaşadım.

 

Mabetler yıkıldı içimde

Umutlar hayaller yıkıldı

Bir gün bütün İstanbul yıkıldı.

Sokaklar kaydı ayaklarımın altında

Gün oldu kalabalık meydanlarında inançlarım yıkıldı

Gün oldu

Gözlerime çiviler çakıldı merhametsiz.

Toz toz oldum, duman duman oldum

Aldığını geri vermedi yıllar

Yitirdim kendimi bu rezil şehirde

Seni buluncaya kadar.

 

Eskiden bir lale hatırlardım

Yada mavi mavi bir deniz İstanbul denince

Serin rüzgarlar okşardı saçlarımı

Rıhtımlar balık balık kokardı.

Ne zaman

Yumsam gözlerimi bir gemi kalkardı.

Vapur düdükleri durmadan öterdi.

Eskiden bir İstanbul vardı bilmediğim

Bana yeterdi.

 

 

Sonra kaç yıl yaralı bir hayvan gibi

Gezdim sokaklarında

Sonra kaç yıl bir sevgi aradım

İstanbul’u aradım.

Belki de seni aradım bilmeden

Ayaklarımın dibinde denizler can çekişti

Şehirler parçalandı

Bir çağ öldü gözlerimin önünde

Benim en güzel çağım öldü.

Bizi topraktan yarattılar

Gel gör ki...

Bu şehirde

Benim toprağım öldü.

 

Seni aradım bu şehirde yıllarca

Yana yakıla seni..

Sen kimdin, sen neredeydin kimbilir.

Hep böyle sensizmiydi bu şehir.

Bu şehir İstanbul’muydu ?

Öyleyse sensiz yaşanmazdı bu şehirde

Gemiler demir almazdı

Trenler işlemezdi

Sen olmasaydın

Bir ömür bitip

Yepyeni bir ömür başlamazdı içimde

Bahar gelmezdi

Ağaçlar çiçek açmazdı

Seni bulmasaydım

Ve ben yoktum

İstanbul yoktu

Sen olmasaydın.

.

 

Ümit Yaşar Oğuzcan

Share this post


Link to post
Share on other sites

git

Sil git bırakma tozunu bile

Al git bırakma telini bile

Yak git bırakma külünü bile

Öl git bırakma fikrini bile

 

Sus git bırakma sözünü bile

Vur git bırakma özünü bile

Yırt git bırakma bezini bile

Öl git bırakma fikrini bile

Share this post


Link to post
Share on other sites

Desem ki...

 

 

Desem ki vakitlerden bir Nisan akşamıdır,

Rüzgarların en ferahlatıcısı senden esiyor,

Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini,

Ormanların en kuytusunu sende gezmekteim,

Senden kopardım çiçeklerin en solmazını,

Toprakların en bereketlisini sende sürdüm,

Sende tattım yemişlerin cümlesini.

 

Desem ki sen benim için,

Hava kadar lazım,

Ekmek kadar mübarek,

Su gibi aziz bir şeysin;

Nimettensin, nimettensin!

Desem ki...

İnan bana sevgilim inan,

Evimdeki şenliksin, bahçemde bahar;

Ve soframda en eski şarap.

Ben sende yaşıyorum,

Sen bende hüküm sürmektesin.

Bırak ben söyleyeyim güzelliğini,

Rüzgarlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber.

Günlerden sonra bir gün,

Şayet sesimi farkedemezsen,

Rüzgarların, nehirlerin, kuşların sesinden,

Bil ki ölmüşüm.

Fakat yine üzülme, müsterih ol;

Kabirde böceklere ezberletirim güzelleğini,

Ve neden sonra

Tekrar duyduğun gün sesimi gökkubbede,

Hatırla ki mahşer günüdür

Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum.

 

 

Cahit Sıtkı Tarancı

Share this post


Link to post
Share on other sites

Soyluyemedim

Tek taraflı bir sevgiydi,

beni sana bağlayan

ve gözyaşına boğulan yüreğimdeki..

İki tarafına da dokunsan,

hiçbir sonuç alamadığın,

bir sevdaydı benimkisi..

Ben seviyordum

ve içimden,

bağıra bağıra söylüyordum.

Ben sana aşıktım,

ama sen hissetmiyordun..

Çıkaramıyordum içimdeki gücü.

Anlatamıyordum

´seviyorum´lu biten o son sözü.

Ve gözlerimle söylüyordum

ve ben seni özlüyordum,

ama sen görmüyordun...!

 

 

Seviyordum çocuksu bakışını.

Her yere ayak uyduran,

o çılgın rahatlığını.

Ve yerinde kullandığın,

olgun tavrını seviyordum..

Her şeyinle hoşuma gidiyordun

ve bana,

her şeyinle çekici geliyordun..

Ben sana hayrandım,

ama sen bilmiyordun..

Söyleyemedim sana..

Attığım her yeni adımda,

risk alarak başlardım hayata.

Ama,

sana karşı kumar oynayamadım,

rest çekemedim hayata.

Seni kaybetmekti,

sevginin yanında

sevgimin yalnız kalmasıydı korkum

ve ben bunu,

bir türlü göze alamıyordum...!

 

 

Sana söyleyemedim...

Belki sen bunu,

hiçbir zaman bilmeyeceksin..

Ama birgün öğrenirsen,

suçu kendinde arama.

Çünkü bütün suç benim..

Ve olur ya,

birgün gelirsen bana,

ben her zaman,

her şeyimle seninim...!

 

 

UMUT CAKMAK

Share this post


Link to post
Share on other sites

Biz dost olamamışız seninle

Yalanmış duyduğumuz sevgi bile

Paylaşamamışız dertlerimizi

Ağlarken birbirimiz yerine,

Başka omuzlara dayanmış başımız.

Sorsalar ne çok severiz birbirimizi...

Sözlerde kaldı hislerimiz,

Hani gözler yalan söylemezdi,

Onlardaki bakışlar bile sahteleşti,

Sırlarımız bizimdi hani...

Biz arkadaş olduk ama dost olamadık,

Olmadı,

Paylaşamadık gerçekleri...

Sevdiğimizi bir çok kez söyledik,

Anladıkta anlatamadık birşeyleri...

Söyle hadi kimi kandırdık,

İnanmadık inandık saydık...

Aynı zamanı aynı mekanı paylaştık,

Ama dost olamadık işte...

Kimeydi bu haykırış, bu sitem

Neden hep kandırdık kendimizi,

Neydi bizi bize küstüren,

Niye biz dost olamadık...

Share this post


Link to post
Share on other sites

BELKİ BİRGÜN DUYARSIN DİYE

 

Bu nasıl sevgi böyle?

Bu nasıl tutku?

Bu nasıl özlem?

Ne zaman gözlerini görsem

Bir çoğalıyorum, bir eksiliyorum

 

Mutluyum varsın diye

Al uzattım ellerimi

Seni sarsın diye

Ceylanım! Belki bir gün duyarsın diye

Çıkmışım bir dağ başına sana türkü söylüyorum

 

Ne güzel ellerin var incecik

Ne güzel saçların var sapsarı

Anlasana o yalansız gözleri

O kirpikleri, o dudakları

Düşündükçe baştanbaşa özlem kesiliyorum

 

Al desem, sana ömrümü versem

Korkarsın, alamazsın ki

Dur desem, kaçarsın yine ceylanım

Gül desem, ağlarsın

Gel desem, gelmeyeceksin, biliyorum

 

Bu engeller bana göre değil oysa

Ben bu dağları aşarım

Geçerim bu denizleri, korkma

İşte düştüm yollara

Dur, bekle beni, geliyorum

 

Sevmek inancım, tutkum benim en eski

Dağıtsam dünyalara yeterdi bu sevgi

Düşünsene, anlasana ceylanım

Sen yoksan ne farkeder ki

Ha öyle ölmüşüm, ha böyle ölüyorum

 

ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You are posting as a guest. If you have an account, sign in now to post with your account.
Note: Your post will require moderator approval before it will be visible.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Sign in to follow this  

×
×
  • Create New...

Important Information

By using this site, you agree to our Terms of Use.