Jump to content
Sign in to follow this  
ERBAY

KARŞILIKSIZ AŞKLARA...

Recommended Posts

KİMİ SEVSEM SENSİN

 

kimi sevsem sensin / hayret

sevgi hepsini nasıl değiştiriyor

gözleri maviyken yaprak yeşili

senin sesinle konuşuyor elbet

yarım bakışları o kadar tehlikeli

senin sigaranı senin gibi içiyor

kimi sevsem sensin / hayret

senden nedense vazgeçilemiyor

 

her şeyi terk ettim / ne aşk ne şehvet

sarışın başladığım esmer bitiyor

anlaşılmaz yüzü koyu gölgeli

dudakları keskin kırmızı jilet

bir belaya çattık / nasıl bitirmeli

gitar kımıldadı mı zaman deliniyor

kimi sevsem sensin / hayret

kapıların kapalı girilemiyor

 

kimi sevsem sensin / senden ibaret

hepsini senin adınla çağırıyorum

arkamdan şımarık gülüşüyorlar

getirdikleri yağmur / sende unuttuğum

hani o sımsıcak iri çekirdekli

senin gibi vahşi öpüşüyorlar

kimi sevsem sensin / hayret

in misin cin misin anlamıyorum

 

 

ATTİLA İLHAN

Share this post


Link to post
Share on other sites

Saçların

 

Saçların omuzlarından aksın

Mermer üzerinden geçen su gibi.

İçimde bir ezgin his duyacaksın

Yaz vaktinin gündüz uykusu gibi

 

Saç tel tel, örtüler hep tül tül düşer;

Gözün değdiği yere gül düşer;

Sonunda sana da bir gönül düşer;

Gönlümün şimdiki duygusu gibi.

 

Dillerde dökülüp sayılır saçın,

Sıcak nefeslerle bayılır saçın,

Bir tütsüdür, kalbe yayılır saçın

Kararan gözlerin buğusu gibi

 

Necip Fazıl Kısakürek...

 

 

 

Sakla Yamalarını Kalbim

 

ne gül

ne yarın!

 

gül,

küle karılmış günlerin tortusunda

yarın,

vurulmuş yatıyor bugünün avlusunda

sakla yamalarını kalbim.

 

insanlar büyüdükçe günler kısalır

günlerimiz gibi aşklarımız da

yittikleri duraklarda kalırlar

sakla yamalarını kalbim.

 

kendini bıçak gibi ışıyan yeni güne bağışla

yürü, arkana bakma, ama umursa

bazen anılara en çok yakışan elbise

birkaç damla gözyaşıdır unutma

 

Yılmaz Odabaşı

 

 

Saklarım Gözümde Güzelliğini

 

Saklarım gözümde güzelliğini

Her neye bakarsam sen varsın orda

Kalbimde gizlerim muhabbetini

Koymam yabancıyı sen varsın orda

 

Aşkımın temeli sen bir alemsin

Sevgi muhabbetsin dilde kelamsın

Merhabasın dosttan gelen selamsın

Duyarak alırım sen varsın orda

 

Çeşitli çiçekler yeşil yapraklar

Renklerin içinde nakşını saklar

Karanlık geceler aydın şafaklar

Uyanır cüml'alem sen varsın orda

 

Mevcudatta olan kudreti kuvvet

Senden hasıl oldu sen verdin hayat

Yoktur senden başka ilanihayet

İnanıp kanmışım sen varsın orda

 

Hu çeker iniler çalınan sazlar

Kükremiş dalgalar coşar denizler

Güneş doğar perdelenir yıldızlar

Saçar kıvılcımlar sen varsın orda

 

Veysel'i söyleten sen oldun mutlak

Gezer daldan dala yorulur ahmak

Sen ağaç misali biz dalda yaprak

Meyva çekirdeksin sen varsın orda

 

Aşık Veysel Şatıroğlu

 

Sanatkârın Ölümü

 

Gitti gelmez bahar yeli;

Şarkılar yarıda kaldı.

Bütün bahçeler kilitli;

Anahtar Tanrıda kaldı.

 

Geldi çattı en son ölmek.

Ne bir yemiş, ne bir çiçek;

Yanıyor güneşte petek;

Bütün bal arıda kaldı.

 

Cahit Sıtkı Tarancı

Share this post


Link to post
Share on other sites

Meşgale

 

Kimi insan derbeder

Ömrünü heba edip gider

Kimisi maişet derdine düşmüş

Rahattan bihaber

Olmayacak işler peşinde

Kimisi taban teper

Kimisi dul kimisi yetimdir

Alınyazısı kahreder

Aklından zoru var kiminin

Merhamet ister

Ben sevda çekerim

Hepsinden beter....

 

Cahit Sıtkı Tarancı

Share this post


Link to post
Share on other sites

Kendime Sarıldım

 

Geçemezsin kalbimin sokaklarından artık

sana geldiğim yollardan döndürdün beni

kendime sarılacağım yeniden seni hiç sevmemiş gibi

kimsesiz bir vedanın busesini söküp dudaklarımdan

gökyüzüne fırlatacağım

varsın söz dinlemesin gözlerim

varsın ağlasın isterse yağmurlarla

seni unutacağım

 

Vuramayacak artık anıların da beni

gönlümün arka sokaklarında dolaşmak yok

korkmuyorum şarkılardaki veda makamından

korkmuyorum kalbimle buluşmaktan

beni benden başkası vuramaz artık inan

seni unutacağım

en yorgun yerindeyim hayatın

en yoğun acısındayım sevdanın

hüznün karanlığını aydınlatacağım

her sabah biraz daha kendime sarılıp

seni unutacağım

 

 

Naşide Göktürk

Share this post


Link to post
Share on other sites

Gönlümde akşamları karşılıyorum bugün...

Sevdiğim ! gözyaşına yeminlim...

Sen ağlıyorsunya,

Sen sahte sevdalara intizarsınya...

Kalamam sende,bırak gideyim...

Sen mutlu ol...

Bekleyenim bir kara haberse,durma önümde...

Bırak ! kurşunlara geleyim....

Share this post


Link to post
Share on other sites

topiclove.jpg

 

Sen olmasan da, hayalin vardı, Sen olmasan da, şarkılar vardı,

Seni hatırlatan... Sen olmasan da, her dakika aklımdaydın.

Ben seni sensiz sevdim...

 

 

 

 

 

Ben seni severken

Sen yanımda yoktun ki!

Ben seni özlerken

Sen bilmiyordun ki!

Ben seni sensiz sevdim...

Sen yokken bakışların vardı

Beynime kazınmış

Nereye baksam oradaydılar,

Ben seni sensiz sevdim..

Göremesem de, rüyamdaydın,

Sevmesen de, kalbimin derinliklerindeydin

Ve kimse seni oradan çıkaramayacak.

Sen bile!

Ben seni sensiz sevdim...

Sen olmasan da, hayalin vardı,

Sen olmasan da, şarkılar vardı;

Seni hatırlatan...

Sen olmasan da, her dakika aklımdaydın.

Ben seni sensiz sevdim...

Sen olmasan da,yıldızlar vardı,

Sen olmasan da,bulutlar vardı,

Sen olmasan da,günbatımları vardı,

Sen olmasan da,denizler vardı...

Ben seni sensiz sevdim...

Aslında sen hep vardın,

Aynı şehirde,aynı sokakta,

“Ben sevdanın oturduğu sokakta oturuyorum”ama;

Ben seni sensiz sevdim...

Ne olurdu sende beni sevseydin?

Ne olurdu bu kadar gözyaşı dökmeseydim?

Ama inanıyorum ki sen uyandıracaksın beni,

Hani kıyamet koptuğunda...

Ben seni sensiz sevdim...

Neden sevdim bilmiyorum ama çok sevdim!!!

07-10-2000

 

M.Ahsen SAKAREİSOĞLU

Share this post


Link to post
Share on other sites

Kendime verdiğim sözü tutmakta zorlanıyorum. Ben neden bu kadar zayıfım. Aşk mı yaşadığım ve ben aşık mıyım. Bu bağımlılık niye? Bildiğim tek şey karşımdaki insan için sadece bir insanım belki de. O sevebilecek bağlanabilecek biri değil.

 

Bu nasıl bir sevda beni her gün eritiyor anlamıyorum. Ruhumda bir fırtına engel olamadığım. Kasvetli bir ıstırap acıtıyor küçük bir kuş gibi köşeye sıkışmış bir haldeyim. Ellerim telefonun tuşlarına gidiyor ama gururum engeller koyuyor önüme. Yapma diye haykırıyor ve onu dinliyorum. Niçin ona doğru aktı duygularım. Bir anda gözlerinde buldum kendimi. Defalarca unutmak için kendimi zorlasamda başaramadım. Beni benliğimden koparan neydi söylese birileri diyorum. Yalnızlığımdan başka bana cevap veren olmayacak biliyorum. Ayrıca şunu da çok iyi biliyorum her şey ikimiz arasında yaşandı ve bitti. Bizden başka bu ilişkinin varlığına şahitlik edecek dağlar ve birlikte dolaştığımız sahiller var. Onların şahitliğiyle yaşanmıştı o sıcak duygular… Ay ışığı altında yaşanan ve hayattan uzaklaştıran anlar gerilerde…

Resimlerine bakıp bakıp ağlıyorum şimdi. Sevmiştim sevmemek mümkün değildi. Uzun bir süreçti benim için… Şimdi kaçıyorum ama neden. Korkularımdan…

Korkularım öylesine çok ki…

Kimseye anlatamam… beni yeren bakışları görebiliyorum. Ama ben aşık oldum…Aşkına karşılık bulamayan bir beden olarak matemler adasındayım. Birgün bitecekti diyerek kendimi avutmaya çalışıyorum. Ne çare ki avunmuyor yüreğim… Onun iki cümlesini duyabilmek için ölmeye bile razıyım. Keşke bu hislerimi anlatabilsem ona… Duygularımı önemser mi diye düşünüyorum. Biliyorum onun önemsizdim… çok fazla mı geldi isteklerim…

Unutmak için zorluyorum kendimi..

Olmuyor sevgili seni unutmak… geçen güzel günleri anımsamamak yok saymak benim için kolay değil…

 

 

Bu deneme kitabından bir bölüm. Etkileyici olduğunu düşünüyorum. Beklentilerin sonunda kaçışı seçen bir bedenin yaşadığı ıstırap

Share this post


Link to post
Share on other sites

İçinden Doğru Sevdim Seni

 

 

 

İçinden doğru sevdim seni

Bakışlarından doğru sevdim de

Ağzındaki ıslaklığın buğusundan

Sesini yapan sözcüklerinden sevdim bir de

Beni sevdiğin gibi sevdim seni

Kar bırakılmış karanlığından.

 

Yerleştir bu sevdayı her yerine

Yüzünde ter olan su damlacıklarının

Kaynağına yerleştir

Her zaman saklamadığın, acısızlığın son durağına

Gül taşıyan çocuğuna yerleştir

Ve omuzlarına, daracık omuzlarına

Üşümüş gibisin de sanki azıcık öne taşırdığın

Tam oraya işte, uçsuz bucakksız bir düzlükten

Bir papatya tarlasıyla ayrılmış gögüslerine yerleştir

Ve esmerliğine bir de, eski bir yangının izlerinin renginde

Saçlarının yana düşüşüne, önleri bölen ikiliğe

Alnından başlayan ve ayak bileklerinde duran

Yani senin olmatan, seni bir boşluk gibi saran hüzne yerleştir

Yerleştir onu bir kentin parça parça alında tutuğun

Kar taneleri gibi uçuşan

Ve her gün biraz daha hafifleyen semtlerine

Yerleştir bu sevdayı her yerine.

 

Ekledim ben tattığım her seyi denizlere

Bildiğim ne varsa onlar da hep denizlerden

Sen de bir deniz gibi yerleştir onu istersen

Sevdayı

Ve köpüklendir

Ve yaşlandır ki işte kaderi anlamasın

Ama dur, her deniz yaşlıdır zaten

Öğrenmez ama öğretir mutluluğu

Bizim sevdamız da öyledir, iyi şiirler gibi

Biraz da herkes içindir. Ve gelinciğin ikinci tadına benzemeli

Var eden kendini birincisinden

Yani bir sevdayı sevgiye dönüştüren.

 

Ben şimdi bir yabancı gibi gülümseyen

Tanımadığın bir ülke gibi

İçinde yamadığın bir zaman gibi

Tam kendisi gibi mutluluğun

Beni bekliyorsun

Ve onu bekliyorsun beni beklerken...

 

 

 

Edip Cansever

Share this post


Link to post
Share on other sites

HOŞÇAKAL

 

Seninle hep kaçak zamanları yaşadık. Ya biz aşkı yaşamak için çok büyüktük ya da aşk bizi içinde barındıramayacak kadar küçüktü... Temmuzun bir cilvesi miydi gözlerimi gözlerinle buluşturan, yoksa gözlerinin hilesi miydi?

 

 

 

Aşka seninle yeniden “merhaba” demek ve hemen sonra gidişine boyun eğmek… Fatih’in şehrini gözlerinde keşfetmek, Süleymaniye’nin avlusunda durup öylece seni dinlemek. Ve sonrasında, “her şey bir rüyaydı uyandım” demek… Yok, artık kahverengi eteği bir daha giyinmek, ince belli bardakta tesettürlü bir çay ve yanında bir de sigara tüttürmek ve de arta kalan şekerleri cebe indirmek…

 

 

 

Ağırdır sevmelerim her yürek kaldıramaz(!) demiştim sana, ama sen ille de macera diye direterek, avuttun hep beni “gülüm” diyerek…

 

 

 

Gülünün yaprakları teker teker dökülmekte, her rüzgârla başka bir yöne yol almakta, yanlış bahçelerde “su” diye yakarmakta… Sen yeni güller peşinde ömür sürmekte, ben “su” diye tükenmekte… Aklım buna itiraz etse de, gönlüm sen diye direnmekte…

 

 

 

Hoşça kal, başka bir mevsimde, başka bir gecenin sabahında, başka bir mekânda buluşuncaya dek… Kim bilir, belki bir gün…

Share this post


Link to post
Share on other sites

Ben bir Ayten'dir tutturmuşum

oh ne iyi Ayten'li içkiler içip sarhoş oluyorum ne güzel

Hoşuma gitmiyorsa rengi denizlerin

Biraz Ayten sürüyorum güzelleşiyor

Şarkılar söylüyorum Şiirler yazıyorum

Ayten üstüne

Saatim her zaman Ayten'e beş var

Ya da Ayten'i beş geçiyor

Ne yana baksam gördüğüm o

Gözümü yumsam aklımdan Ayten geçiyor

Bana sorarsanız mevsimlerden Aytendeyiz

Günlerden Aytenertesidir

Odur gün gün beni yaşatan

Onun kokusu sarmıştır sokakları

Onun gözleridir şafakta gördüğüm

Akşam kızıllığında onun dudakları

Başka kadını övmeyin yanımda gücenirim

Ayten'i övecekseniz ne ala, oturabilirsiniz

Bir kadehte sizinle içeriz Ayten'li İki laf ederiz

Onu siz de seversiniz benim gibi Ama yağma yok

Ayten'i size bırakmam

Alın tek kat elbisemi size vereyim

Cebimde bir on liram var

Onu da alın gerekirse

Ben Ayten'i düşünürüm, üşümem

Üç kere adını tekrarlarım, karnım doyar

Parasızlık da bir şey mi Ölüm bile kötü değil

Aytensizlik kadar

Ona uğramayan gemiler batsın

Ondan geçmeyen trenler devrilsin

Onu sevmeyen yürek taş kesilsin

Kapansın onu görmeyen gözler

Onu övmeyen diller kurusun

İki kere iki dört elde var Ayten

Bundan böyle dünyada Aşkın adı Ayten olsun

 

 

İsmin ne önemi var ki,ha Ayten,ha Zehra, ha Hülya ...... :huh::unsure::blush::flowers::blushing::wassat::kalp::kalp:

 

Share this post


Link to post
Share on other sites

Gel

 

Biliyorum, konuşucak birşeyimiz yok

Ama yine de gözlerini al gel

Elindeki yarayı, suskunluğunu, acemiliğini

Beni biri severse inanmam

Seni biri severse utanırsın

Bilmediğin bir hastalığa acımak gibi bile olsa gel

Biliyorum konuşacak bir şeyimiz yok

Ama ıstırabım sende, mutlaka al da gel

 

 

 

 

 

karşılıksız aşklar için...... :clover::wub::clover: sewipte kavuşamayanlar için........aşkta dumur olupta hep kaybedenler için....(bu benim işte.... :lol::lol::lol: )

 

Share this post


Link to post
Share on other sites

Avucumda Sevda Var

 

Rüzgar dudaklarıma

iki damla yağmur vurdu.

Bir çocuk aşkı ki,

koca insanlar böyle sevmemiştir.

Akşamüstü Arnavutköy'deydim.

 

''Sevda'' diyorum,

''Sevda'' dedin mi gizli olacak

ve çulsuz olacaksın ki

değerini bileceksin,

hissedeceksin.

O zaman acısına da saygın olur.

 

İki damla yağmur,

ardını bilmediğim karanlıktan

dudaklarıma

rüzgarın hediyesi.

Cebimde yumruk elim.

Yanıyor avucumda,

yanıyor

verdiğin mektup.

Bütün bulutları seviyorum.

Bütün insanları seviyorum.

Yaşamayı seviyorum.

 

Erhan Güleryüz

Share this post


Link to post
Share on other sites

Yuregim bu neyin direnisi??

 

Bir zorlugun celiskisi yetti,cesur saydigim yuregim

Ofkeyle kirdigim kalemimin kirik ucuyla,

yine yalnizligimi bekleyen satirlar karaliyorum burusmus sayfalara…

 

Ah yuregim ! bu neyin direnisi…

Bak!...Olu turnalar dusuyor,mavisi yontulmus gokyuzunden…

hukumsuz yargilaniyorum yar’in durusmalarinda…

Oysa karmasIk bir bulmacadan dusurmustum bu sevdayi…

Belki de yaralarimin en kabuklu zamanindan…

 

Ama Yanildim !...

Hayin karanlik bu sevda…Sonu ilmek…Yolu sungu…

Tadi dilime zehir gecelerin ,uykularima batan hanceri..

 

Yeter yuregim!.. Bu neyin direnisi…

Kac yagiz at catladi kosarken icimde…

ve kac kez alnimdan vurdu beni zehir zemberek sozler…

Uykusuz gecelerin koynunda

 

agrilarla kapanmaya calisiyor goz kapaklarim.

yankisi kalmamis bir sesi bekleme sendromlarinda

buyumenin ne anlami var ki ?

 

Soyle deli yuregim ,Bu neyin direnisi…

Derin bir nester yarasinin altindan

damla damla sizarak terk ediyor beni tutundugum umutlarim…

Dumanalti bir odanin en kederli yerinde ,

azarlanmis hayallerimin kusatmasinda ,

cogul acilar ,tekil yalnizliklar ve catisma sonrasi

sancilarla kalakaliyorum kanli meydanlar ortasinda…

 

“Kurtulursam ,bu ask’la kurtulurum” dedigim icin

baskada bir planim kalmadi artik…

Zaten berbat bir cumleydi,

kalemimi Ask’a kanattigim gunler…

Basaramadim…

 

Hircin dalgalarin dovdugu bir kiyinin haykirislari icinde duruyorum…

Ama yasamak zorundayim ucurumlarin ucunda…

Olasi bir tufan zorluyor kapilarimi…

Yeni bir gemi insa ediyorum gogsumdeki kemiklerden…

Rehin birakiyorum duslerimi durgun sahillere…

Kalin kislik paltomu giyip ustume,

cikiyorum buz gibi yolculuklara…

 

Omuz vermeyin tabutuma,

kendi ellerimle tasiyacagim cesedimi…

Okyanus dalgalarinda geride biraktigim

tum asklari selamliyorum olumbaz bakislarimla…

Gidisimi Yâr hazirladi ,ben tetigi cekiyorum…

Olurken bile masum degil yuzumun rengi…

 

Sucluyum…Gidiyorum….

 

YAZAR*

Share this post


Link to post
Share on other sites

Yüreğime Hoşgeldin Ey Güzel

 

Yalnızlığın anlamsız adımlarını atabilmenin

derin sıkıntısı içindeyken,

ruhumun derinliklerine

parlayan bir güneş gibi çıkıverdin karşıma

sen.

Ve ben,

O an şaşkınlığımı kelimelerle

ifade edememenin sarhoşluğunu yaşadım

İnsafsızca.

Hani derler ya,

Gözlerin,

Bir tabanca mermisi gibi saplandı beynime de,

Başımın içinde gül ağaçları kokularını salıverdi sanki.

İnanılmaz bir zamanda,

Tarifsiz sıkıntılarımı yok edercesine çıktın sen

Tüm güzelliğinle.

Beni böyle,

Tüm benliğinle bağlamaya hakkın varmıydı ey sevgili.

Genede,

Yüreğime hoş geldin.

 

 

Adnan Çakır

Share this post


Link to post
Share on other sites

Karşılıksız Aşk

 

 

Aşk, bir gün benimde mi, hakkımdan gelecekti

Bende mi dermansız, dertlere düşecektim

Bir hasret benimde mi, canıma yetecekti

Kim derdi yıkılıp, darmadağın olacaktım

 

Bende mi sokaklarda sersefil gezecektim

Aşk uğruna bende mi yolumdan olacaktım

Bende mi bir aşk için canımdan bezecektim

Sevilmeden, sevmeyi bende mi tadacaktım

 

Sabahlara bağlayıp, kör kütük geceleri

Aşk için, oluk oluk yaşlar mı dökecektim

Hasretin şerefine, kaldırıp kadehleri

Bağrıma yar diye, taşlar mı basacaktım

 

Bende mi, aynalarda başka yüz görecektim

Baharlara, yazlara bende mi güz diyecektim

Bende mi sevmeyeni, canımdan öz bilecektim

Karşılıksız aşk neymiş, böyle mi öğrenecektim

 

Aşk, bir gün benide mi aklımdan edecekti

Bende mi zehir-zıkkım şiirler yazacaktım

Bir zalimde benim mi, canıma okuyacak

Bende onun için mi, cayır cayır yanacaktım

 

Bende mi çaresiz boynumu bükecektim

Solacaktım, zamansız yaprak mı dökecektim

Bende mi ömrüme kırılıp, küsecektim

Bende mi gül yerine, dikeni derecektim

 

Aşk, bir gün benimde mi hakkımdan gelecekti...

 

 

Metin Özturan

Share this post


Link to post
Share on other sites

HOŞ GELDİN KADINIM

 

Hoş geldin kadınım benim hoş geldin

Yorulmuşsundur

Nasıl etsemde yıkasam ayacıklarını

Ne gül suyum ne gümüş leğenim var

Susamışsındır

Buzlu şerbetim yokki ikram edeyim

Acıkmışsındır

Beyaz ketenli örtülü sofralar kuramam

Memleket gibi yoksuldur odam

Hoş geldin kadınım benim hoşgeldin

Ayağını bastın odama

Kırk yıllık beton çayır çimen şimdi

Güldün

Güller açtı penceremin demirlerinde

Ağladın

Avuçlarıma döküldü inciler

Gönlüm gibi zengin

Hürriyet gibi aydınlık oldu odam

Hoş geldin KADINIM.

 

Nazım Hikmet

Share this post


Link to post
Share on other sites

Yağmur Kaçağı

 

elimden tut yoksa düşeceğim

yoksa bir bir yıldızlar düşecek

eğer şairsem beni tanırsan

yağmurdan korktuğumu bilirsen

gözlerim aklına gelirse

elimden tut yoksa düşeceğim

yağmur beni götürecek yoksa beni

 

 

geceleri bir çarpıntı duyarsan

telâş telâş yağmurdan kaçıyorum

sarayburnu'ndan geçiyorum

akşamsa eylül'se ıslanmışsam

beni görsen belki anlayamazsın

içlenir gizli gizli ağlarsın

eğer ben yalnızsam yanılmışsam

elimden tut yoksa düşeceğim

yağmur beni götürecek yoksa beni

 

 

Attila İlhan

Share this post


Link to post
Share on other sites

Acaba?

 

aşkları da devralır mı

kalp nakli yaptıranlar?

 

 

Yılmaz Erdoğan

 

bana önerdiğin "en son yürekler ölür" adlı romanda denizin beyin ölümü gerçekleştikten sonra kalbini alan Arda devralmıştı aşkını ne sinir olmuştum... :angry:

 

 

 

 

 

İSTANBUL

 

Sensiz dar bana bu İstanbul

Gülüşün okyanus,üstelik en mavisi

Kollarımı açtığım kadar unuttuğum

açamadığım kadar özlemim

benim unuttuğum kadarını sen özlermisin...?

 

Ceyhun YILMAZ

Share this post


Link to post
Share on other sites

SENSİZ

 

Sensiz de denizi seyredebiliyorum.

Hem dalgaların dili seninkinden açık.

Ne kadar hatırlatsan kendini boş.

Sensiz de seni sevebiliyorum.

Hep boş konuşurduk hatırlar mısın, bula bula,

Karşılaştığımız zamanlarda.

Sen, sevgiden şımaran çocuk,

Ben şaşıran budala.

 

Özdemir Asaf

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest Batuhan aşkı

Karşılıksız Aşk Üzerine /

.

.

.

Bir geceyarısı yazıyorum bu mektubu

yalvarırım onu okuma carşamba günleri

 

Cemal Süreya

Çok güzel.... :)

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You are posting as a guest. If you have an account, sign in now to post with your account.
Note: Your post will require moderator approval before it will be visible.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Sign in to follow this  

×
×
  • Create New...

Important Information

By using this site, you agree to our Terms of Use.