Jump to content
Sign in to follow this  
ERBAY

KARŞILIKSIZ AŞKLARA...

Recommended Posts

Karşılıksız aşk

 

karşılıksız aşk değil bana yaşattığın

ben, karşılıksız seviyorum seni…

 

bir anlam vermenide beklemiyorum

önümüzdeki beş, on yıl içinde

hele, sahte aşklar tükensin gönlünde

yalancı dostlar birer birer kaybolsunlar ömründe

saçlarına aklar düşsün

geri dönülmez yollara gir hele.

 

karşılıksız aşk değil bana yaşattıkların

gelecek günlerine bir emanettir sadece...

 

 

Serkan Turna

- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -

 

Karşılıksız Aşk

 

 

Aşk, bir gün benimde mi, hakkımdan gelecekti

Bende mi dermansız, dertlere düşecektim

Bir hasret benimde mi, canıma yetecekti

Kim derdi yıkılıp, darmadağın olacaktım

 

Bende mi sokaklarda sersefil gezecektim

Aşk uğruna bende mi yolumdan olacaktım

Bende mi bir aşk için canımdan bezecektim

Sevilmeden, sevmeyi bende mi tadacaktım

 

Sabahlara bağlayıp, kör kütük geceleri

Aşk için, oluk oluk yaşlar mı dökecektim

Hasretin şerefine, kaldırıp kadehleri

Bağrıma yar diye, taşlar mı basacaktım

 

Bende mi, aynalarda başka yüz görecektim

Baharlara, yazlara bende mi güz diyecektim

Bende mi sevmeyeni, canımdan öz bilecektim

Karşılıksız aşk neymiş, böyle mi öğrenecektim

 

Aşk, bir gün benide mi aklımdan edecekti

Bende mi zehir-zıkkım şiirler yazacaktım

Bir zalimde benim mi, canıma okuyacak

Bende onun için mi, cayır cayır yanacaktım

 

Bende mi çaresiz boynumu bükecektim

Solacaktım, zamansız yaprak mı dökecektim

Bende mi ömrüme kırılıp, küsecektim

Bende mi gül yerine, dikeni derecektim

 

Aşk, bir gün benimde mi hakkımdan gelecekti...

 

 

Metin Özturan

Share this post


Link to post
Share on other sites

Karşılıksız Aşk Üzerine /

 

Biliyorum sana giden yollar kapalı

üstelik sen de hiç bir zaman sevmedin beni

 

Ne kadar yakından ve arada uçurum;

insanlar, evler, aramızda duvarlar gibi

 

Uyandım uyandım, hep seni düşündüm

yanlız seni, yanlız senin gözlerini

 

Sen bayan nihayet, sen ölümüm kalımım

ben artık adam olmam bu derde düşeli

 

Şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya

yoksa gururlu bir kişiyim aslında, inan ki

 

Anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi

ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği

 

Kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda;

hangi şarkıyı duysam, bizim için söylenmiş sanki

 

Tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor

nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini

 

Çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu;

bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri

 

Raslaşmamak için elimden geleni yaparım

bu böyle pek de kolay değil gerçi...

 

Alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya;

bunun verdiği mutluluk da az değil ki

 

Çıkar giderim bu kentten daha olmazsa,

sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki

 

İnan belli etmem, seni hiç rahatsız etmem,

son isteğimi de söyleyebilirim şimdi:

 

Bir geceyarısı yazıyorum bu mektubu

yalvarırım onu okuma carşamba günleri

 

Cemal Süreya

Share this post


Link to post
Share on other sites

Acılara Tutunmak

 

Kavuşmak özgürlükse

Özgürdük ikimiz de

Elleri çığlık çığlık

Yanyana iki dünya

 

İkimiz iki dağdan

İki hırçın su gibi

Akıp gelmiştik

Buluşmuştuk bir kavşakta

Unutmuştuk ayrılığı

Yok saymıştık özlemeyi

Şarkımıza dalmıştık

Mutluluk mavi çocuk

Oynardı bahçemizde

 

Acı çekmek özgürlükse

Özgürüz ikimiz de

O yuvasız çalıkuşu

Bense kafeste kanarya

 

O dolaşmış daldan dala

Savurmuş yüreğini

Ben bölmüşüm yüreğimi

Başkaldıran dizelere

 

Aramakmış oysa sevmek

Özlemekmiş oysa sevmek

Bulup bulup yitirmekmiş

Düşsel bir oyuncağı

 

Yalanmış hepsi yalan

Yalanmış hepsi yalan

Sevmek diye birşey vardı

Sevmek diye birşey yokmuş

 

Acı çektim günlerce

Acı çektim susarak

Şu kısacık konutlukta

Deprem kargaşasında

 

Yaşadım birkaç bin yıl

Acılara tutunarak

Acı çekmek özgürlükse

Özgürüz ikimiz de

 

Acılardan arta kalan

İşte bu bakışlarmış

Kuğu diye gözlerimde

Gün batımı bulutlarmış

 

Yalanmış hepsi yalan

Yalanmış hepsi yalan

Savrulup gitmek varmış

Ayrı yörüngelerde

 

 

Hasan Hüseyin Korkmazgil

 

erbayım topiğin süper olmuş..emeğine sağlık.........bu şiirden benden gelsin.......... :clover:

Share this post


Link to post
Share on other sites

Ümitsiz Aşklar İçin

 

Ben ümitsiz aşklar için yaratılmışım

Ayrılıklar için, sonsuz kederler için

Ne zaman ta derinden sevsem birini

Ezilmeli yeni açmış gülleri kalbimin

En güçlü zehir olmalı aşk dediğin

Alkol gibi damarlarıma yürümeli

Sarmalı her yanımı gece olunca

İçimde bir çıbansa büyümeli

İnsan sevince her gün bir kez ölmeli

Her gün bir başka yerine saplanmalı o kurşun

Yollara düşmeli, perişan deli divane

Erimeli potasında o garip var oluşun

Artık uzak bir anıdır huzur ve sukun

O büyük yangın başlamışsa yürekte

Bir gün gelir de bu çaresizliğin

Aranır bütün tesellisi ölmekte

Oyerde sevilmek de yalan sevmekte

Nereye baksan dizboyu karanlık

Boşuna bir ışık arama göklerde

Her şeyinle aşkın içindesin artık

Böyle gitgide derinlere çeker o bataklık

Orada ölümsüz olur nice kara sevdalı

Sevmek, hiç sevilmeden; korkunç güzel

Aşk dediğin karşılıksız olmalı...

 

Ümit Yaşar Oğuzcan

 

 

eyvallah ablacım... :clover:

Share this post


Link to post
Share on other sites

AŞK BAŞLAMADAN GÜZEL

 

Aşk başlamadan güzel,

Kalplerde heyecan

Bakışlarda korku olduğu zaman güzel...

Birbirimize sezdirmemek için çırpınış,

Başkaları görmesin diye çabalayış,

Gözlerim gözlerinin mavisine değdiği zaman...

Aşk başlamadan güzel....

 

 

ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN

Share this post


Link to post
Share on other sites

Seni Seviyordum

 

Sana uzak kentlerden birinde zamanın bir yerinde seni ve senli günleri anımsattı aksam güneşi...

Onca zamanın üstünde eskimeyen bir düşüncesin şimdi

İnsan hergün anımsarmı aynı gözleri

SENİ SEVİYORDUM ve senin haberin yoktu

Saçlarını izliyordum uzaktan, kulağının arkasına düşüşü ve burnun, herkesden başkaydı işte...

Güldüğü zaman yukarıya bakardı;

Yukarı kalkan başın ve gülen gözlerin vardı...

Ne güzeldiler sen bilmiyordun...

BEN SENİ SEVİYORDUM...

Kalbime sığmıyordu aklımdan geçenler

Duvarlara, vitrin camlarına, kaldırımlara çarpıyordu

Geri dönüyordu, çoğalıyordu

Senin sesini duyduğum masalarda erteliyordum herşeyi, herseyi erteliyişim oluyordun

Kalp ağrısı oluyordun,

Birlikte soluduğumuz sokak isimleri oluyordun,

Mevsimler değişiyor ve büyüyorduk,

Dönemeçler geçiyor, köprüler göze alıyorduk ve bazen tekin olmayan suların üzerinden atlıyorduk

Cesurduk...

Ufuk çizgisi maviydi, gün batımı hep turuncu ve kızmızıydı bütün karanfiller...

Ben SENİ SEVİYORDUM sen bilmiyordun...

Sevinçlerim oluyordun arasıra sen hiç bilmiyordun

Sonra herhangi biri oldun, bütün sevinçlerim bittikten sonra

Yagmurlar yağdı serin haziran aksamlarına

Derken bir gün uzaktan gördüm seni...

Saçların bana inat başın herseye meydan okuyarak işte yine aynı

Kalbimi acıttı her zaman ki gibi...

Değiştik sanıyordum ve sen yine bilmiyordun

Şimdi bunları anlatsa sana birileri kim bilir yada boşver bilme en iyisi...

 

İclal Aydın

Share this post


Link to post
Share on other sites

GİZLİ SEVDA

 

Senin gözlerinden öyle acı

Bir ışık geçer ki bazan...

Melek mi, şeytan mı belli olmaz

Bakar pusularda uzaktan.

Senin ellerin öyle nârin

Bulutlar gibi yüzsün varsın.

Takıp pençeni yüreğime

Baştan başa yırtarsın.

 

Masallarda iki tel birbirine

Sürtülürse yardıma devler koşar.

Senin saçların öyle gür ki

Rüzgâr esse kıyamet kopar.

 

Alıp başımı delicesine

Koşmak isterim nere olursa olsun.

Tutarsın devler gibi yolumu,

Ne yana koşsam durdurursun.

 

 

Cahit KüLEBi

Share this post


Link to post
Share on other sites

Bazı Aşklar Gözlerde Yaşanır

 

Bazı aşklar, gözlerde yaşanır.

Gerek yoktur sözlere,

Gözler her şeyi anlatır.

Gözlere bakarsın,

Sevgiyi anlarsın.

Tutkuyu, aşkı

Gözlerde ararsın.

 

Seni seviyorum der, gözler.

Gel der, gidemezsin.

Sev der, sevemezsin.

Sadece gözlerin söyler,

Karşılıksız bir aşk olmadığını.

Dokunamazsın.

Gözlerinle öpersin dudakları,

Gözlerinle sevişirsin.

Konuşmak yasaktır.

Tek bir söz söyleyemezsin.

 

O sorsa inkâr edersin.

Sen sorsan,

Yanılıyorsun olur,

Bir cevap ki aslında yalan,

Seni yaralayan.

Utanırsın,

Yerin dibine geçersin.

Ama hakikat gözlerde saklıdır.

Ve gözlerde aşk, inanılmazdır,

Sınırsız ve zararsız.

Gözlerde bir aşk yaşanır,

Yasaksız.

 

Gözlerde aşk ikinizindir,

Kimseler bilmez.

Sözler kirletemez.

Gözlerde aşk eşsizdir.

Sevdiğini bilirsin,

Görürsün sevildiğini.

Gözler bir sırrı saklar

Duyamazsın

Söyleyemezsin.

 

 

Muhteşem Oksel

- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -

Baharda Ölmek

 

Sahilde akşam üstleri olduğunda

gök kuşaklarının altından geçmek isterim

ufuklarda görünmek ne demektir bilirim

zorluğunu sonbaharda çiçek açmanın

 

/bir toz tanesi bahanesinde

göz yaşın olmak istediğimi de/

 

nereden çıktı bu derin ve masum bakışlar şimdi

keyfindeydim avare gezmelerin kalbimin taş sokaklarında

yağmurların zamanı mıydı

habersiz yakalandığım

heyecanları taşımak kolay mı öyle

kolay mı karşılıksız paralar gibi tedavüllerden kalkmış aşkları tek başına

şehrin ıssız sokaklarında görünmeden harcamak

 

/ gözlerinin renginin hasret demek olduğunu

öğrendiğim günden beri

bütün bakışların gurbetindeydim biliyor musun

bakma bana

zaten görmüyorsun

sapladığın hançeri/

 

 

sahilde akşam üstleri olduğunda

gök kuşaklarının altından geçmek isterim

kim bilir

sahiden olur

bir şeyleri değiştiririm

gözlerin

gözlerim olur

baharda ölürüm

 

 

Oğuzkan Bölükbaşı

Share this post


Link to post
Share on other sites

Kıyamet

 

biz nerede ayrılırsak

kıyamet orada başlar

mavidir senin hüznün

coşkun bir yürek

çatırdar

oradan başlar/yarım kalan bir bedenin

kendini sonsuzlukla tamamlaması

ve susar

kellesi kopartılmış

çarpınan bir ceset

gibi rüzgâr

biz nerede ayrılırsak

kıyamet orada başlar

sen gidersin

ey gönül büyücüm

ben kalırım

bir de son öptüğün yerde

gözlerindeki esrar

bırakırım geri kalan nem varsa

kıyasıya yağmalar

canlanır orada nice geçmiş ayrılık

eski bir plakta

kırgın bir müzeyyen senar

sessizliğin sinesinde

mavi bir sezen aksu

kanar

nereye gidiyorsun

kadınım

büyücüm

küçüğüm

söyle bana

beni böyle akşamların ortasında yaralı

parçalanmış bir yürekle koyup böyle

nereye

ömrünün en küheylan çağıyla

talan edip içimdeki cenneti

çaylar gibi aka aka nereye

zamanı parçalayıp bakışlarınla

cehennem ateşleri koyup döşüme

nereye gidiyorsun

kadınım

yumuşak kirpim

kahverengi denizim

beni nerde bırakırsan

kıyamet orada başlar

kalakalırız orada

başı kopartılmış rüzgâr

buz tutmuş hüzün

kuruduğu tüm kıyılar

kahverengi bir denizin

tam senin yanıbaşında

ey güngörmüş yaşlı çınar

söyle bana büyük aşklar

büyük ayrılıklarla mı tanımlanırlar

biz nerede ayrılırsak

kıyamet orada kopar...

 

 

Adnan Durmaz

Share this post


Link to post
Share on other sites

AŞK ŞİİRİ

 

Acılar vardır, bir de çaresizlikler

Ne zaman başladıysa benim öyküm

Yürüdük, kimbilir kaç yıl beraber

Bir yanımda aşk, bir yanımda ölüm

Durup durup kirlendim yaşadıkça

Aşktı beni yıkayan, Arıtan su

Dünyamı saran bir uçtan bir uca

Hep o bir gün sevememek korkusu

Ben kalbimi o taşlarda biledim

Bütün pisliklerini yeryüzünün

Kazıdım hançerimle yeniledim

Son dakikasında bile ömrümün

Ben Tanrıdan başka bir şey istemem

Her sevgiye açık olsun pencerem

 

 

Ümit Yaşar Oğuzcan

Share this post


Link to post
Share on other sites

Kim Olduğunu Bilmediğim Birine...

 

 

Karşılıksız aşkının zehrini taşıyordu bana

Kokusu sinmişti inatçı ruhuma, kitalarıma, ellerime...

Öyle çok öpüşürdük ki,

Ağzının tadıyla yerdim yemeklerimi...

Öylesine inanıyordu ki dünyadaki son aşkla beni sevdiğine,

Bir gün ansızın korkunç bir özlem duymaya başlamıştım

Kim olduğunu bilmediğim birine...

Şimdi ağzımda karşılıksız aşkın o aç tadı...

Karşımda o...

Yine hüzünlü, yine yenik...

Ama eşitiz artık,

Damarlarımızda karşılıkız aşkın o zehirli kanı...

 

 

Cezmi Ersöz

Share this post


Link to post
Share on other sites

Gel Sevdiğini Söyle de Bitsin

 

Ben sana mahsup ettim hayallerimi,

Aşkımı sana ciroladım,

Biliyorsun ki şakaya gelmez

Karşılıksız çıkarsa yanarım

Eller herşeyin sende bittiğini bilmez

Gel sevdiğini söyle de bitsin

Benim adımı hırsız,

Aşkımın adını karşılıksız koymasınlar

 

Ellerim açık,

Kapında bekliyorum günlerdir

Bir aşkın ispatı bu kadar mı zor?

Uğrunda ölmekse; ona da varım

Ama bu;

Gerçeği aklına,

Beni ise mezara kor...

Gel sevdiğini söyle de bitsin

Benim adımı dilenci,

Aşkımın adını yalancı koymasınlar

 

Bana karşı bir ışık varsa eğer

Önce yüreğinde,

Sonra güneşte sakla.

Yüreğinde sakla ki ölene,

Güneşte sakla ki;

Kıyamete kadar sürsün

Yıllardır bir kelimen için, ağzına bakıyorum

Gel sevdiğini söyle de bitsin

Benim adımı arsız,

Aşkımın adını karşılıksız koymasınlar

 

Ben burada tek başına,

Sen orada tek başına

Sen benim aşkıma muhtaçsın,

Bense senin aşkına

İzin ver ömrümüz beraber geçsin

Yalnızlığa son vermek senin elinde

Gel sevdiğini söyle de bitsin

Benim adımı yarsız,

Aşkımın adını karşılıksız koymasınlar...

 

 

Halil Kesken

Share this post


Link to post
Share on other sites

Sensın Bu Yurek ..

 

Yanginlar ulkesinin davetsiz misafiri yuregim ...

Sevdasi utanca mahkum ,

Ve surgunlerde parcalanislar ...

Her vurusunda vurulasi ...

Basak percemi nazli , kirilgan

Bir o kadar yasanasi ,

Kan kirmizi sevdali ....

Dur ...

Vurulmuslugumun karanlik sebebi ,

Dur....

Vurulasi yuregim ...

Kirmizi tehlike , kan olum kokar ...

Mavidir umut , yesildir ...

Ah , gece nobetlerimin sevdasi ,

Kirmizi askim ...

Utanclara mahkum edilmisligim ,

Yasak surgunlugum ...

Hoscakal , ugruna mavilerimi terkettigim ,

Kan kirmizisi askim ...

Hoscakal ....

Share this post


Link to post
Share on other sites

yaaa damardan girmişsiniz hepiniz ya erbay karçiçeğim meydün ellerinize sağlık

baştan baştan tekrar tekrar okudum şiirlerinizi hepsi özenle seçilenler

teşekkürler kendi adıma

Share this post


Link to post
Share on other sites

değerli vaktini ayırıp okuduğun için ben teşekkür ederim.. :clover:

 

GÖZLERİM GÖZLERİNDE

 

Hep böyle çocuksu mu bakar senin gözlerin?

Hep böyle içinde uzak bir ışık mı yanar?

Bakışlarında beni dinlendiren bir şey var;

Kıyısındaymış gibi en sakin denizlerin...

 

 

Bir yelkenliyim şimdi ben senin limanında

Fırtınalardan geldim sende dinleniyorum.

Bu huzur, bu sessizlik hiç bitmesin diyorum;

En eşsiz dakikalar sürsün senin yanında...

Hiç yumma gözlerini, ışığın eksilmesin,

Gündüzüm aydınlığım, ipek böceğim benim!

Güz bahçemde açılmış o son çiçeğim benim!

Yorgun kalbim seninle elem nedir bilmesin;

Ayırma gözlerimden çocuksu gözlerini,

O sakin o yalansız, o kuytu gözlerini...

Share this post


Link to post
Share on other sites

Hasretsin

 

İlk defa gözümde yaş oldun bu gece

Duyuyorum sesini ılık ılık, hece hece

Yudum yudum içeceğim hasreti

Bekleyerek yenik düşecek kalp bu felce

 

Asırlar değil, saat var aramızda,

Dört tekerleğe mahkumuz, yola değil aslında

Gül, göreyim diye bir kere

Aldırışsız koşabilmek dua oldu adağıma

 

 

Gülay Yıldız

Share this post


Link to post
Share on other sites

Madem varlığım acı vermiyor sana, madem ki ancak yokluğumda sevgimi hissedebiliyorsun, öyleyse yokluğumla kal sevgili... Madem ki yokluğumla daha mutlusun, o halde yokluk benim bu aşk için büründüğüm son kimlik olsun... Cezmi ERSÖZ...

Share this post


Link to post
Share on other sites

Kendi Gözlerimle Anlatabilmek...

 

 

Kendi gözlerimle anlatabilmek seni

Dünyayı

Aşkı ve kavgayı

Karanlıkta dişleyip de

Rengini kendi damak tadımla

Tarif ettiğim bir elmanın tadı gibi...

 

Sussam da bağırırım

Yalnız sen duymazsın sesimi

Bilincim, sadece saçlarını okşamasını bilenlere açılan

İçine kapanık bir çocuk

Dokunmadıkça koku vermeyen

Kırmızı bir gül yaprağıdır yüreğim.

 

Kar çiçeği değilim

Uzak dağ başlarında

Keşfedilmeyi bekleyen.

 

Bağırarak söylüyorum işte;

Benim sebeb-i hayatım

Sende değil

Bir ömür boyu karşılıksız sevebilmekte...

 

 

Melih Coşkun

 

- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -

 

Kuru çeşmenin aşkı

 

 

Çeşmenin aşkıydı su,

Bilmezdi bunu...

Akardı fütursuzca bulup yolunu...

 

Çeşme, okşar severdi akarken onu,

Açıldıkça, sunardı suya...

Gönüllü vücudunu....

 

Su öğrenmedi bu aşkı,

Sadece, coşkuyla aktı...

Anlamadı... ona yol veren vücudunu okşamadı...

 

Zamanla,

Karşılıksız bu aşka küstü çeşme...

Kesti suyuna yolları,

Kurudu...kaldı öyle...

 

Şimdi her açıldığında,

Derin bir iniltisi var...

Suya olan hasretiyle...

 

Kuru çeşmeye yazdılar

" aşık ol...karşılık bekleme..."

 

 

Elif Şebnem Akal

Share this post


Link to post
Share on other sites

yeşil gözlerine... :wub:

 

Geri Gelen Mektup

 

Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden?

Bilmem bu yanardağ ne biçim korla tutuştu?

Pervane olan kendini gizler mi hiç alevden?

Sen istedin ondan bu gönül zorla tutuştu.

 

Gün, senden ışık alsa da bir renge bürünse;

Ay, secde edip çehrene, yerlerde sürünse;

Herşey silinip kayboluyorken nazarımdan,

Yalnız o yeşil gözlerinin nuru görünse...

 

Ey sen ki kül ettin beni onmaz yakışınla,

Ey sen ki gönüller tutuşur her bakışınla!

Hançer gibi keskin ve çiçekler gibi ince

Çehren bana uğrunda ölüm hazzı verince

Gönlümdeki azgın devi rüzgarlara attım;

Gözlerle günah işlemenin zevkini tattım.

Gözler ki birer parçasıdır sende İlahın,

Gözler ki senin en katı zulmün ve silahın,

Vur şanlı silahınla gönül mülkü düzelsin;

Sen öldürüyorken de vururken de güzelsin!

 

Bir başka füsun fışkırıyor sanki yüzünden,

Bir yüz ki yapılmış dişi kaplanla hüzünden...

Hasret sana ey yirmi yılın taze baharı,

Vaslınla da dinmez yine bağrıdaki ağrı.

Dinmez! Gönülün, tapmanın, aşkın sesidir bu!

Dinmez! Ebedi özleyişin bestesidir bu!

Hasret çekerek uğruna ölmek de kolaydı,

Görmek seni ukbadan eğer mümkün olaydı.

 

Dünyayı boğup mahşere döndürse denizler,

Tek bendeki volkanları söndürse denizler!

Hala yaşıyor gizlenerek ruhuma 'Kaabil'

İmkanı bulunsaydı bütün ömre mukabil

Sırretmeye elden seni bir perde olurdum.

Toprak gibi her çiğnediğin yerde olurdum.

 

Mehtaplı yüzün melekleri'li kıskandırıyordur.

En hisli şiirden de örülmez bu güzellik.

Yaklaşması güç, senden uzaklaşması zordur;

Kalbin işidir, gözle görülmez bu güzellik...

 

Hüseyin Nihal Atsız

Share this post


Link to post
Share on other sites

“Unutursun! ” deyişine

 

unutmak, yıldızların ciğerine saplanan

bir lâle yaprağına gömmektir sevgiliyi

unutmak, bir kaktüsün küllerinde ansızın

alevli bir tapınak eylemektir sevgiyi

unutmak, semendere zehir sunmaktır, gülüm

taş dolu yüreklerin lügatinde bulursun

unutmak, sessizliğe yine kanmaktır, gülüm

unutulursa şair, sen de unutulursun

 

bir dağın bir kuyuya tohum ektiği yerde

balığın yüzgecinden irin döktüğü yerde

kralın, kölelerin emrinde yürüdüğü

geminin bir köpükte okyanus aradığı

ay’ın arzı terkedip gökte durduğu ândaa

serseri bir kurşunun ay’ı vurduğu ânda

başını ellerinin arasına al ve dur

işte o lahza gülüm, bu can seni unutur

 

unutmak, bir saatin kırılan camlarında

zamanı çürüterek öldürmektir sevgiyi

unutmak, bayramlığı giydirilen çocuğun

aldatılan göğsünde vurmaktır sevgiliyi

unutmak, bir ülkenin tozlu kaldırımlarında

taşlara boğdurmaktır yağız atlı yiğidi

unutmak, susturmaktır yolların ayrımında

şairlere can veren muhteşem bir ağıdı

unutmak, koparmaktır çiçekleri dalından

sisli bir yalnızlığın ekseninde bulursun

unutmak, ayırmaktır arıları balından

unutulursa şair, sen de unutulursun

 

Nurullah Genç

Share this post


Link to post
Share on other sites

hücremdeyim hasretinle yanarım...beni anlamadın ona yanarım...ona yanarım... :(

 

 

Beni Anlamayışına

 

Sana bir uygarlığı getirdim; anlamadın

Yavuz kahramanları, şiirin burçlarını

Ayak ucuna koydum gecenin saçlarını

Urganmış boynumda taşıdığın gerdanlık

Sana hükümdarlığı getirdim; anlamadın

 

Sevda suya karışır, sızar kan dağlarına

Köpüren yüreğimde zıpkınlanır umutlar

Yüzün tunç gibi çöker ülkemin bağlarına

Irmaklar bilmediğin kadar hülyalı akar

Her vadi bir yanıyla senin yüzüne bakar

Bir yanında münzevi hıçkıran Leyla kuşu

Sen henüz tanımadın sevda denen yokuşu

Sen henüz yorulmadın yokuşta devler gibi

Yıkılmak üzre olan çaresiz evler gibi

Sen henüz vurulmadın uçarken göklerinde

Sen henüz bir oltaya takılmadan derinde

Karalar bağlamadın; beni anlayamazsın

O kalp sende oldukça gülüm, ağlayamazsın

 

Seni bir yıldız gibi koyacağım göklere

Her gece ışığını ruhumdan alacaksın

Aldanma gururunu okşayan çiçeklere

En güzel güllerini ruhumla alacaksın

 

Kopacak sanıyorsun bu ip ince yerinden

Bu ipin her çizgisi yaralı bir dev gibi

İnecek sanıyorsun bu bayrak gönderinden

Bu sevda tükenecek sönen bir alev gibi

 

Sen hala anlamadın sevginin en hasını

Sen hala çözemedin ırmağın dünyasını

O, coşkun bir denizin sularına yürürken

Sen hasta bir çeşmeden doldurmuşsun tasını

Gittiği her iklime sevdanı götürürken

Gözyaşı çukuruna gömmüşsün deltasını

 

Henüz bir tokat gibi inmedi yüzüne aşk

Kalbine çivilerle gömülmedi ayrılık

Görmedin bir arslanın can çekişen resmini

Yalnızlık kitabında okumadın ismini

Bir takvim yaprağında yanmadı bakışların

Dökülen tüylerine tutunmadın kuşların

Karanlık köşelerde acı acı gülmedin

Sen henüz kovulduğun kapılarda ölmedin

O Celali uykudan uyanmadın, uyanma

Düşlerimin rengine boyanmadın, boyanma

 

Bir kuş gibi çırpınan kalbimin kafesine

Bir avuç yem bıraksan ölür müsün, a gülüm

Feryadı kayaları parçalayan sesine

Ömür boyu yabancı kalır mısın, a gülüm

Sen henüz bir zindanın küflü duvarlarına

Çarpmadın gözyaşıyla boğulan gözlerini

Sen henüz diken diken saplamadın göğsüne

Dudağında kuruyup dağılan sözlerini

Sen henüz dokunmadın yalnızlığa kan gibi

Acıyı kaynatmadın içinde volkan gibi

Karalar bağlamadın beni anlayamazsın

O kalp sende oldukça gülüm, ağlayamazsın

 

Nurullah Genç

Share this post


Link to post
Share on other sites

İLK AŞK

 

Seni unutmak zor

Yaşamak çekiyor beni sana

Güneş açsa saçların geliyor aklıma

Ellerimle kapatıyorum gözlerimi

Uzun yol kamyon şöförünün güneşliği gibi

Göz kapaklarımın arkasında resmin

Ayırmıyorum seni bakışlarımdan

Bir tek sen kaldın

Planlar yapmadan yollarını beklediğim

Bembeyaz yüzünün üstündeki

Pembe dudaklarınla utanarak bana güldüğünde

mutlu olduğum

o ilk yaşlarımdan...

 

Ceyhun YILMAZ

Share this post


Link to post
Share on other sites

Tarihden Bana Uzanan Sevgili

 

 

Sen şimdi mi varolduğunu sanıyorsun ey sevgili?

Tarihi adım, adım gez de gör asırlık kendini.

Keşfetmediğin gömülmüş uygarlıklarda, adın gizli.

 

Sen; Antik Dünya´da zaman maceraya dönüşürken.

Zeytin gözlünün gümüş kupada sundugu şarap.

Aşk güneşiyle ermiş, elinde bir salkım üzümdün.

 

Firavun´un Nil diyarıyla bütünleşen gizemli piramitleri.

Cleopatra´nın süt banyosunda kadifeleşmiş teniydin.

 

Dere gibi uzanan, Çin Seddi´nin üstünde duran.

Çekik gözlünün, ipek siyah saçındaki kiraz çiçeğiydin.

 

Mozart´ın piyanosunda, fırtınalar yaratan akordu,

Müzikle aşkın kucaklaşan, ölümsüz senfonisiydin.

 

Mevlana´nın ruhundaki karanlıkları aydınlatan ışık,

Yunus Emre´nin şiirle özleşmiş yürek dergahıydın.

Köroğlu´nun gönül sazı, Karacaoğlan´ın ozan diliydin.

 

Yaşlı çınarın gölgesinde, çobanın çaldığı yanık kaval,

Al yanaklı yarının, kalbiyle işlediği oyalı mendiliydin.

Bir tas ayran uzatırken, kaçamak bakışın kirpiğiydin.

 

Ey asırlık sevgili, sen ezelden beri hep vardın.

Nice gönüllerde yaşadın ve tarihden bana uzandın.

 

Seni sadece bir ömürlük sevmeyecegimi bilmeliydin.

Benim sevgim tarih olur, tarih sonrasını da görmeliydin..

 

 

 

Nigar Yıldız

Share this post


Link to post
Share on other sites

Arayış

 

Bir tas zehir verin bana içeyim

Tek unutmak icin acılarımı

Baksana; kırdılar kapılarımı

Yagmalandı kalbim, ömrüm, herseyim

Kurşuna dizdiler anılarımı

Yenik düştüm bu savasta neyleyim

Bir mezar nasılsa işte öyleyim

Unuttum en güzel sarkılarımı

Gündüzü yok upuzun bir geceyim

Yitirdim umut kırıntilarımı

Sevgimi, neşemi, bütün varımı

Çaresiz bir yoklugun içindeyim

Gömdüm icime yıkıntilarımı

Arıyor bir yarim öbür yarımı..

 

 

Ümit Yaşar Oğuzcan

Share this post


Link to post
Share on other sites

Acılar Denizi

 

Ben acılar denizinde boğulmuum

İşitmem vapur düdüklerini, martı çığlıklarını

Dalgalar her gün bir başka kıyıya atar beni

Duyarım yosunların benim için ağladıklarını

 

Ölüyüm çoktan, bir baksana gözlerime

Gör, içindeki o kanlı cam kırıklarını

bu ne karanlık, bu ne zindan gece böyle

Bütün gemiller söndürmüş ışıklarını

 

Ben acılar denizi olmuşum, yaklaşma

Sularım tuzlu, sularım zehir zemberek

Baksana; herkes içime dökmüş artıklarını

 

bu karanlık bitse artık, bir ay doğsa

Bir deli rüzgar çıksa; alıp götürse

Yılların içimde bıraktıklarını...

 

 

Ümit Yaşar Oğuzcan

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You are posting as a guest. If you have an account, sign in now to post with your account.
Note: Your post will require moderator approval before it will be visible.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Sign in to follow this  

×
×
  • Create New...

Important Information

By using this site, you agree to our Terms of Use.