Zıplanacak içerik
  • Üye Ol

Radya

Φ Süper Üye
  • İçerik Sayısı

    12.250
  • Katılım

  • Son Ziyaret

  • Lider Olduğu Günler

    255

Blog Yorumları gönderen: Radya

  1. Bu dediğin mutluluğun anahtarı aslında da o anahtarı eline almak için epey bi örselenmek gerekiyor..Anahtarı eline aldığında bile kapıyı hemen öyle çabucak açamıyorsun. Sadece eskisi gibi canın çok yanmıyor sadece azıcık minnacık bi hayal kırıklığı..:) anlayacağın kilidi zorlamaya devam..😊

    • Beğen 1
  2. "Seni sevmem böyle olmandan değil.
    Biliyorum ki,
    bu el,
    bu dudak,
    bu göz,
    bu ten,
    bu beden sen değil.
    Seni sevmem bundan değil.
    Seni seven
    bu el,
    bu dudak,
    bu göz,
    bu ten,
    bu kâlp değil.
    Bil ki bu beden ben değil.
    Seni senden öte bir yerde,
    Kendimden öte bir yerden seviyorum.
    Sen her şeyin ötesinde bir hâl,
    Olmanın ötesinde bir gerçeksin.
    Seni sevmem kelimenin olmadığı bir yer.
    O yer, seninle cehennemin cennet,
    Sensiz, cennetin cehennem olduğu bir yer.
    Yine de seni sevmem bundan değil."

    • Beğen 2

    ACI DURDUĞUNDA

    Öncelikle çook geçmiş olsun, ben bu yazını okuduğumda çoktan iyileşmiş olduğuna mutlu oldum. Ahh, canım benim ahhh!!!... Ah ki; ne ah! Yarama dokunuverdin.  

     

    Bu illet, var ya bu illet beni senden de çok sever. Antibiyotik, stres, üzüntü geldi mi o da hoş geldi! Bi kez 40 adet iğneyle bana mısın dememişti... Zaten iğne miğne hava, o canı istediğinde gelir ve canı istediğinde gider. Portakalı soydum başucuma değil de vücuduma yapıştırdım gibi her yerini de kabartır,  yapışır kalır meret. Ha bu arada onu ellemiceksin, rahatsız edilmekten kaşınılmaktan da nefret eden huyu vardır. Kaşındıktan sonra sancılar... ''Semprexs'' iyidir, Xyzal daha da iyidir.. Advantan krem süreceksin yoğurt gibi.. Daha ne diyim... 

     

    Yaramı deştin, hızımı alamıyorum, ahan da bu da son beraberliğimizden (Nisan- 20014) bi kare...

     

     

    Offf kıyamam ben sana..:(

     

    Ben sanırım başka bir doktora daha gideceğim.Tam geçti derken tekrar hortluyor.Karaciğer ve şeker kontrolü yaptırmadan içim rahat etmeyecek..

    ACI DURDUĞUNDA

    Cildiye bana küçük bir hap vermişti, 24 saatte bir içiyordum. Çok acılı yediğim zaman kullanıyordum.... bayağı faydasını gördüm.... Bir cildiyeciden sormak lazım.... kollarım kaşınıyordu,  kaşıntımı bir saat içinde kesiyordu...geçmiş olsun....

    Teşekkür ederim artık iyiyim çok şükür..:)

    Ama bişey öğrendim.Ben sivrisineklerden çok şikayet ederdim, oysa birkaç küçük ısırığın ve hafif bir kaşıntının lafı bile edilmemeliymiş..:)))

    ŞENGÜL' üm...

    Annecim ağlamak bazen zaman alıyormuş gerçekten de..İnsan tuhaf bir mahluk..Ben ki senin ardından, günlerce, aylarca  doğru dürüst  ağlayamadım.Çünkü idrak edemedim, inanamadım, inanmak istemedim gittiğine.İnsan inanmadığı, kabul etmediği bir şeye neden ağlasın ki..
    Acı idrak ile derinleşiyormuş meğerse.İşte o zaman eski bir dost yüzü bile, hatırlattığı anılarla saatlerce
    ağlatabiliyormuş..

     

    https://www.youtube.com/watch?v=NjxXGW3z-jo

  3. :gul:

     

    Aradığın şey o kitaplarda değil, aradığın şeyi okuyarak bulamazsın.
    Sende eksik olan şeyi gözlerinle tamamlayamazsın.
    Aradığın şeyi Dünya'da arayacaksın, aradığın şeyi yüreğinle bulacaksın...

    Dünya'da ki tüm kitaplar, tüm hesaplar, akıl oyunları, sayfalarca laflar, SEVGİ'nin yerini tutmaz...
    Okuyarak öğreneceksin ama severek anlayacaksın...

    Şems-i Tebrizi

    YETENEK..

    Merhaba;

     

    Az önce aşağıdaki alıntıyı okurken aklıma hemen bu başlık geldi.:)

     

     

    Nasıl bir orkestrada her müzik aletinin işlevi, görevi farklıysa, nasıl bir bedenin organlarından her birinin işlevi farklı, görevi farklı ise, nasıl beynin işini kol yapamazsa, nasıl sesin çıkarılmasında beynin, akciğerin, ses tellerinin, dil, ağız ve dudakların görevleri, işlevleri, katkıları farklıysa, insanlığın tekamül yolunda hamle yapmasını sağlayıcı vazifelerin yerine getirilmesinde de herkesin işi, işlevi, vazifesi farklıdır. Sesin çıkarılmasında bu organlardan hiçbiri küçük görülemez, yok sayılamaz veya iptal edilemez. Aksi takdirde ses ya hiç çıkarılamaz ya da istenildiği gibi çıkarılamaz. Sesin istenilen ahenkte çıkabilmesi için, her organın kendi üzerine düşeni hakkıyla yerine getirmesi gerekir. Bu işte hiçbir organın diğerine kafa tutmasına hakkı veya bütün işleri ben yaparım demeye yetkisi yoktur, zaten yapamaz da… Çünkü her biri ayrı ayrı alanlarda uzmanlaşmıştır... Müziği müzisyen, heykeli heykeltıraş yapar… İşte yeryüzündeki bu organlaşmanın üst boyutlardaki simetriği denilebilecek vazife planlarındaki organizasyonlar da, böyle, işbirliğini uzmanlık alanlarına göre yaparak çalışırlar.

    Hedefe/doğru adrese varmak üzere yollara düşmüş yolcuların bu yürüyüşlerinde farklı vazifeler görenlerin durumu buna güzel bir örnek oluşturur:

    “Kurucu birileri” yolları açar,
    “öncü birileri” bu açılan yollarda zemini döşer,
    yanlış yolları bilen “rehber birileri” doğru yolu gösterir,
    “ışığın gücüne sahip aydınlatıcı birileri” ışık tutup aydınlatır,

    “tamir ustası birileri” yolları onarır,
    “yaşlı birileri” küçüklerin ellerinden tutar,
    “yardımsever birileri” yolda düşenleri kaldırır,
    “muharrik birileri” yolda oyalananların hızlanmalarını sağlar.

    Ve neticede yolcular hedefe varır ve yolcuların en kısa zamanda hedefe ulaşmalarına herkes kendi uzmanlığıyla katkıda bulunmuş olur; yeter ki herkes kendi rolünü, kendi işini, kendi vazifesini bilsin ve onu hakkıyla yapsın… Alparslan Salt

    • Beğen 1

    Z RAPORU

    Radyacım, izledin mi In the Mood for Love isimli filmi... Çok sevmiştim ben... izlemediysen bir ara izle... Çok uzun ama, ona göre ayır vaktini..

    Bir kere izlemeye başladım ama çok geç bir saatti uyuya kalmışım..biggrin.png ama evet aklımda hep, izleyeceğim bir ara..smile.png

×
×
  • Yeni Oluştur...

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.