Jump to content

gloria

Φ Süper Üye
  • Content Count

    10,138
  • Joined

  • Last visited

  • Days Won

    157

gloria last won the day on June 12

gloria had the most liked content!

Community Reputation

1,042 Seçkin

About gloria

  • Rank
    Süper Üye
  • Birthday 05/30/1976

Profile İnformation

  • Sex
    Kadın
  • Location
    PITCAIRN
  • Interests
    “Bilgi kendini gösterme eğilimindedir, gizli tutulduğu takdirde bunun öcünü almak zorundadır” Elias Canetti

Recent Profile Visitors

152,669 profile views
  1. Lodosun gözü yaşlı olur Lodos rüzgarı doğası gereği sıcak olur fakat nemli eser, arkasından mutlaka yağmur gelir. (Bu atasözünü çok sevdim, lodos u bazen karıştırıyorum artık karıştırmam )
  2. Bu arada eklemeden geçmek istemedim, Nadine Labaki'nin izlediğimiz diğer filmlerine de bakmak istemez misiniz?
  3. KEFERNAHUM, Bir Nadine Labaki filmi Hani insanın içine bazen bir yumru oturur, burnu, gözü sızlar, gözünden birkaç damla yaş düşer ama aslında hüngür hüngür ağlamak ister, günlerce o ruh halinin etkisinden çıkamaz ya işte bu filmin bittikten sonra insana yaptığı tam olarak bu. Ben bu filmden çok çok etkilendim, eğer mevzubahis dramsa bu zamana kadar izlediğim en iyi dram filmlerinden biriydi diyebilirim. Yok mevzubahis yönetmense ben zaten Nadine Labaki’yi birçok yönetmenden ayırır başka bir yana koyarım. Benim için gerçekten özel bir insan, Ortadoğu ülkelerinden biri olan Lübnan’dan çıkıp bütün dünyaya adını duyurmuş, yetmemiş yaptığı her işinden başarı ve takdir kazanmış biri, ayrıca ezici çoğunluğunun erkek olduğu bir sektörde kadın bir yönetmen o. Filmin konusundan şöyle bir bahsedecek olursam Kefernahum, 12 yaşındayken birini bıçaklayarak hapse düşmüş olan, sonrasında bütün medyayı da yanına alıp tekrar mahkemeye başvurmuş ve “kendisini hayata getirdikleri için” ailesine dava açmış olan Zain isimli bir çocuğun hikayesi. Labaki filmde birçok konuya değinmiş çocuk gelinler ve çocuk istismarı, mülteciler, insan kaçakçılığı vs… Ayrıca her bir konuyu ayrı ayrı öyle özenli anlatmış ki izledikleriniz resmen içinize bir oya gibi işleniyor. Filmin oyuncularına gelince bir kere oyuncuların büyük çoğunluğu amatör ancak çok doğal ve başarılılar. Mülteci olanların bir kısmı filmin çekiminden sonra sınır dışı bile edilmiş. Başrolde oynayan Zain Al Rafeea ise Nadin Labaki tarafından gerçekten de Beyrut sokaklarında dolaşırken keşfedilmiş Suriyeli bir mülteci çocuk, bir sokak çocuğuymuş. Nadine Labaki’yle tanıştığında okuma yazma dahi bilmiyormuş, ya ben bu çocuğu anlatamam onu izlemeniz lazım, o kadar içten oynamasının tek nedeni sanırım rol yaptığı bir çok olayın başından geçmiş olmasıyla ilgilidir. Filmin her anı çok anlamlı ama en sonundaki o an, ahh tanrım Bu arada Zain artık Norveç’te yaşıyor ve okula gidiyor Yani aslında tüm söyleyeceğim şu, siz bu filmi izleyin, izlettirin. En kör olanın bakış açısında bile bir ufuk meydana gelecektir Yönetmen: Nadine Labaki Senarist: Nadine Labaki, Jihad Hojaily, Georges Khabbaz, Khaled Mouzanar Oyuncular: Zain Al Rafeea, Yordanos Shieferaw, Boluwatife Treasure Bankole
  4. Zenginin Horozu Bile Yumurtlar Zengin kişi en verimsiz, kısır sanılan işlerden bile kazanç elde etme yolunu bulur.
  5. Bundan sonra böyle insanlarla karşılaştığımda hiç tutmayacağım çenemi direkt yapıştıracağım lafı
  6. Karga, Mandayı Babasının Hayrına Bitlemez Bir kimse başka bir kimsnein işini görüyorsa bunda kendisinin de bir çıkarı vardır.
  7. İt Kağnı Gölgesine Yürür de Kendi Gölgesi Sanırmış. Başkalarının koruması altında iş gören aşağılık kimse, desteklendiğini unutup işi kendi gücüyle yaptığını sanır.
  8. Evet tabii, o yüzden. Kendisinin oyunculuğunu beğenmemiş olabilirim ama onu beğenmiyor oluşumu sırf bu açıdan değerlendirebilecek insanlar olabilir, bunun önünü kapatıyorum.
  9. Dünyayı Sel Bassa Ördeğe Ne... ya da Dünyayı sel Bassa Ördeğe Vız Gelir Bazı olaylar kimileri için yıkım sayılır. Ama onlar için yıkım sayılabilecek bir olay, ona alışmış kimseler için olağandır. Bir genelleme yapacak olursak, yaşanan olaylar her kişiyi aynı derecede etkilemez.
  10. senden alıntı yaptım tamam ama ondan sonra cevap olarak altına bir çok cümle yazdım sen niye sadece o cümleyi seçtin Ahahhahaha şaka bir yana, o benim Dilan Çiçek ile ilgili kendi düşüncem, bir kadın olarak bile ben kendisini çok güzel buluyorum ama oyunculuğunu beğenmiyorum anlamında yazdım bu cümleleri ben. Belki bir gün bir rol çıkar karşısına ve tastamam uyar o zaman bilmem ama bence henüz olmamış Ama dediğin doğru olabilir belki onu antipatik buluyorumdur bilmiyorum, onun oyunculuğuna karşı duyduğum hissi bir de Tuba Büyüküstün'de buluyorum, galiba ben bu iki ismi sevmiyorum, ne yaparlarsa yapsınlar önyargılı davranıyorum.
  11. Aaaa nasıl olur da bu filmi kaç kez izlemiş ama buraya onunla ilgili hiçbir şey yazmamışım? Çok enteresan... Enteresan demişken aslında bu filmi en güzel anlatan kelimelerden birisi bu "enteresan". SEN AYDINLATIRSIN GECEYİ Ütopik bir kasaba düşünün, içinde yaşayan herkesin özel güçleri var; mesela biri duvarlardan geçebiliyor, diğeri zamanı durdurabiliyor, bir başkası görünmez, biri hiç ölmüyor, diğeri eliyle tüfek gibi ateş edebiliyor vs. vs. dışarıdan baksan bu kadar özel güçleri olan bir kasabada her şey yolundaymış gibi görünür ama değil... Filme tam olarak afişinde yer alan "İNSAN ENDİŞEDEN YARATILMIŞTIR" sözü hakim... Herkes karanlık, depresif, dertli, tasalı, muhtemelen bu yüzden film de siyah beyaz çekilmiş. Bütün bu fantastikliği, tuhaflığı bir kenara koyarsın film bir o kadar da doğal ve samimi, sanki kalkıp şimdi gitsen orayı ziyaret edebilir, o insanları görebilirmişsin gibi... Üstelik onların insanüstü özellikleri sana garip bile gelmez. Konusundan daha fazla bahsetmeye gerek yok ama bence son yılların en güzel filmlerinden biri bu film, oyuncuları bir o kadar güzel, performansları ise son derece doğal, Ali Atay, Ahmet Mümtaz Taylan, Cengiz Bozkurt, Ercan Kesal, Serkan Keskin, Ezgi Mola, Demet Evgar, Damla Sönmez, Nadir Sarıbacak, Tansu Biçer... Ve tabii bahsetmeden geçemeyeceğim, tam benim kafama göre filmler çeken yönetmen Onur Ünlü, kim ne derse desin, isteyen istediği kadar itiraz etsin, bence Onur Ünlü değeri bilinmeyen ama Türkiye'nin en iyi ilk 5 yönetmeninden biri (bence birinci). Çok seviyorum onu. Bir de izlememiş olanlar için filmden bir sahne paylaşmak istiyorum:
  12. Ha amaaa müzikleri çok şahaneydi...
  13. Aaaaa ben bu fikre hiç katılmıyorum. Film Netflix'te yayınlanmayla ben de hemen izledim, sonuçta metin Akdülger'i severiz yani... Dilan Çiçek Deniz'e gelince o da aslında çok güzel kadın, çok seksi, oldukça hoş bir kadın ama bana hissettirdiği onun aşırı yapmacık bir kadın olduğu, hiç doğal oyunculuk sergileyemiyormuş gibi. Mesela bu rol kesinlikle onun rolü değil bence bu rol tam olarak bir GONCA VUSLATERİ rolüydü. Asi, ters, vurdumduymaz rolleri Gonca Vuslateri çok doğal oynuyor hatta sanki oynamıyor da kendini sergiliyor gibi, yakışıyor o kadına böyle roller. Dilan Çiçek Deniz de ne enteresanki hep böyle rollerde oynuyor, niye anlamıyorum, olmuyor, oturmuyor, uymuyor üstüne, belki sanatında daha yeterince olgunlaşmadığındandır bilmiyorum ki... tuhaf bir havası var, sanki farklı, marjinal biriymiş gibi davranan insanlar vardır da ama tanıyınca aslında son derece sıkıcı olduğunu farkedersin, hayallerin yıkılır ya bu kadında öyle bir hava var, olmuyor yani gerçekten oturmuyor bu roller üzerine... O böyle bir süre, en azından bu işi çok daha iyi öğreninceye kadar daha sevimli, bıcır bıcır, sempatik, neşeli kadınları oynasa daha başarılı olur gibi... Metin Akdülger'e gelince o çok iyi bir oyuncu gerçekten, nerede izlesem çok beğeniyorum, dikkat çekiyor, çok doğal bir oyunculuğu var. Keşke bu filmde Gonca Vuslateri ile birlikte oynasaydı işte o zaman çok şahane bir film izlemiş olurdum. Ama Dilan bence filmi yapmacıklaştırmış.
  14. Hava nasıl karardı, sanırsın akşam vakti... Bir gök gürültüsü, bir yağmur, fırtına... 

×
×
  • Create New...

Important Information

By using this site, you agree to our Terms of Use.