Jump to content

gloria

Φ Süper Üye
  • Content Count

    10,030
  • Joined

  • Last visited

  • Days Won

    153

gloria last won the day on April 24

gloria had the most liked content!

Community Reputation

1,032 Seçkin

About gloria

  • Rank
    Süper Üye
  • Birthday 05/30/1976

Profile İnformation

  • Sex
    Kadın
  • Location
    PITCAIRN
  • Interests
    “Bilgi kendini gösterme eğilimindedir, gizli tutulduğu takdirde bunun öcünü almak zorundadır” Elias Canetti

Recent Profile Visitors

150,620 profile views
  1. Aksiyonu neredeyse yok denecek kadar az, süresi de 3 saatle çok uzun gelebilir bazılarına ama ben keyifle izledim. Misler gibi koltuğuma oturdum, kahvemi yaptım ve Robert De Niro'nun, Al Pacino'nun Joe Pesci'nin ve Martin Scorsese'in keyfini çıkardım. Zaten aksiyonu çok olan, aşırı hareketli filmleri izlerken ben hep uyuyakalıyorum çünkü o filmler beni ve kafamı çok yoruyor. Ama bu film tam istediğim dozdaydı, yorulmadığım gibi onu izlerken resmen dinlendim. Böyle dinlendiren filmlerin hastasıyım.
  2. şimdi 2 numaralı kişi 7.45 de giriş yapmış ve 15:00 de çıkmış bunda bir sorun yok. 1 numaralı kişi ise aynı gün 7.40 da giriş yapmış sonra 7.50 de çıkmış ve o gün içinde geri dönmemiş. Ertesi gün 7.40 da tekrar girmiş (ama daha akşam olmadığı için çıkış yapmadığından akşam kartını henüz okutmamış) (2 numaralı kişi ertesi gün hali hazırda giriş yapmış görünmüyor) Böyle mi? Ben böyle anladım ya daaaa hiçbir şey anlamadım, sonuçta 2 numaranın ki 15.00 i gösterdiğine göre o gün bitmiş sayılır, diğer 7.40 ertesi güne ait olsa gerek.
  3. TAKTİR ve TAKDİR iki farklı kelimedir, karıştırmayalım taktir isim, eskimiş, (takti:r), Arapça taḳṭīr Damıtma. takdir (takdi:ri), Arapça taḳdīr 1. isim Beğenme, beğenip belirtme, değer verme: "Hakkında sarf edilen alaycı sözlere mukabil şimdi takdirler, hürmetkâr iltifatlarla karşılıyordu." - Asaf Halet Çelebi 2. isim Bir şeyin değerini, önemini, gerekliliğini anlama. 3. isim Takdirname. 4. isim Değer biçme: "Bu aç adama yeni elbisenin ne derece faydalı olacağını okuyucularımızın takdirine arz ediyoruz." - Fikret Otyam 5. isim Kitle iletişim araçlarında izlenme oranı. 6. isim, din bilgisi Yazgı.
  4. UHDE ve UKDE iki farklı kelimedir, karıştırmayalım uhde Arapça ʿuhde 1. isim, eskimiş Birinin yapmakla yükümlü olduğu iş, görev. 2. isim, eskimiş Sorumluluk. ukde Arapça ʿuḳde 1. isim, eskimiş Düğüm, yumru. 2. isim, eskimiş, mecaz İçe dert olan şey: "Geceleri bilhassa yatsı namazından sonra seccadede oturmuş, çocuk dilimle, içimde ukde olan meseleler hakkında Allah'la konuşur dururdum." - Halide Edip Adıvar
  5. LAİK VE LAYIK iki farklı kelimedir, karıştırmayalım laik sıfat, hukuk, (l ince okunur), Fransızca laïque Din işlerini devlet işlerine karıştırmayan, devlet işlerini dinden ayrı tutan: "Türkiye Cumhuriyeti ... laik ve sosyal bir hukuk devletidir." - Anayasa layık, -ğı (la:yık, l ince okunur), Arapça lāyiḳ 1. sıfat Nitelikleri, özü, hareketleri, davranışlarıyla bir şeyi elde etmeye hak kazanmış olan: "Sevilmeye o herkesten fazla layıktır." - Peyami Safa 2. sıfat Bir kimseye uygun olan, yaraşan.
  6. MAHSUR ve MAHZUR iki farklı kelimedir, karıştırmayalım. mahsur sıfat, Arapça maḥṣūr Kuşatılmış, sarılmış, çevrilmiş. mahzur Arapça maḥẕūr 1. isim Sakınca: "Artık söylemekte bir mahzur olmadığından gizlemek abes." - Refik Halit Karay 2. isim Engel.
  7. EYER ve EĞER iki farklı kelimedir, karıştırmayalım. eyer isim Binek hayvanlarının sırtına konulan, oturmaya yarayan nesne: "Gözlerini eyerin kuburluklarıyla atın doru boynunda hasıl olan gölgeli çizgiye dikmişti." - Ömer Seyfettin eğer bağlaç, (e'ğer), Farsça eger Şart anlamını güçlendirmek için şartlı cümlelerin başına getirilen kelime, şayet: "O zaman inandığım gibi / Sahiden bir öbür dünya varsa eğer" - Cahit Sıtkı Tarancı
  8. TEZKERE ve TESKERE iki farklı kelimedir, karıştırmayalım. tezkere Arapça teẕkire 1. isim Pusula(II): "Bu vaziyette en tabii çare, ona küçük bir tezkere yazmaktı." - Reşat Nuri Güntekin 2. isim Bir iş için izin verildiğini bildiren resmî kâğıt: "Nihayet yol tezkerem yapıldı, üstüm başım düzeltildi." - Yahya Kemal Beyatlı 3. isim, askerlik Askerlik görevinin bittiğini bildiren belge. teskere (te'skere), Farsça deskere 1. isim, eskimiş Sedye. 2. isim, eskimiş Yapılarda malzeme taşımak için kullanılan, dört kollu ve iki kişinin taşıdığı tahta araç.
  9. Mevlut mü Mevlüt mü? Yanlış: Mevlüt Doğru: Mevlut isim, eskimiş, (mevlu:du, l ince okunur), Arapça mevlūd Yeni doğmuş çocuk. Türk İşaret Dili Parmak Alfabesiyle Gösterilişi
  10. Parlamenter mi parlementer mi? Yanlış: Parlementer Doğru: Parlamenter (l ince okunur), Fransızca parlementaire 1. isim Milletvekili. 2. sıfat Parlamentoya dayanan, parlamento ile ilgili: Parlamenter düzen.
  11. KARŞIN ve KARŞILIK iki farklı kelimedir, karıştırmayalım. karşın edat Bir şeyin gerekenin veya mantığın tersine olarak yapıldığını anlatan bir söz, rağmen: "Sabah olunca, bütün gece uyumamasına karşın kendini dinç hissediyordu." - İhsan Oktay Anar karşılık, -ğı 1. isim Bir davranışın karşı tarafta uyandırdığı, gerektirdiği başka davranış, mukabele: "Haykırışlarına etraftan karşılık gelmiyordu." - Hüseyin Rahmi Gürpınar 2. isim Bir dildeki bir sözü başka bir dilde aynı anlamda karşılayan söz: "Sonra temaşa kelimesi doğrudan doğruya tiyatro kelimesinin karşılığı olarak kullanılmıştır." - Ahmet Kutsi Tecer 3. isim Cevap, yanıt. 4. isim Bir şey alınırken karşı tarafa verilen başka şey, bedel: "Bir buçuk aylığının karşılığı olan üç yüz lira hatırı sayılır bir para idi." - Refik Halit Karay 5. isim Bir iş için ayrılmış para, ödenek, tahsisat.
  12. METİN ve METÎN iki farklı kelimedir, karıştırmayalım metin, -tni Arapça metn 1. isim Bir yazıyı biçim, anlatım ve noktalama özellikleriyle oluşturan kelimelerin bütünü, tekst: "Aslında kâğıda gerek yoktu çünkü bütün metni satır satır ezbere biliyordu." - Elif Şafak 2. isim Basılı veya el yazması parça, tekst: "Eserin Farsça metninin yazma nüshaları arasında da bazen oldukça büyük farklara tesadüf edilmektedir." - Asaf Halet Çelebi metîn sıfat, (meti:n), Arapça metīn Metanetli: "Geçimi yolunda, maddeten ve manen metîn bir ailedir." - Refik Halit Karay
  13. İLİŞKİN ve İLGİLİ iki farklı kelimedir, karıştırmayalım ilişkin sıfat İlgisi, ilişiği olan, bağlı, ilgili, ait, merbut, müteallik: "Dikkatle yüzüne bakıyorum ama beni suçladığına ilişkin hiçbir belirti göremiyorum." - Ahmet Ümit ilgili sıfat İlgilenmiş olan, ilgisi bulunan, alakalı, alakadar, müteallik: "Demokrasiyle ilgili sorunlara tanık olmuş ve önemli dersler almıştı." - Hıfzı Topuz
  14. İSAL VE İSHAL iki farklı kelimedir, karıştırmayalım isal, -li isim, eskimiş, (i:sa:l), Arapça īṣāl Ulaştırma. ishal, -li isim, Arapça ishāl Olağandan daha çok, daha sık ve sulu dışkı çıkarma, sürgün, ötürük, iç sürme, cır cır, amel, linet, kabız karşıtı.
  15. VAKIF ve VÂKIF iki farklı kelimedir, karıştırmayalım vakıf, -kfı Arapça vaḳf 1. isim Bir hizmetin gelecekte de yapılması için belli şartlarla ve resmî bir yolla ayrılarak bir topluluk veya bir kimse tarafından bırakılan mülk, para. 2. isim Bir topluluk veya bir kimse tarafından bırakılan mülk ve paranın idare edildiği yer: "Vakıf hayırları yalnız Mushaf vakıflarına ait değildir." - Necip Fazıl Kısakürek 3. isim Birçok kişi tarafından kurulan ve toplum yararına çalışmayı ilke edinen kuruluş: "Feminizmi destekleyecek bir dernek yahut vakıf kuracaklarmış." - Emine Işınsu vâkıf (va:kıf), Arapça vāḳif 1. sıfat, eskimiş Bilen, farkında olan: "Demirci anladı, ses çıkarmadı, duvardan üç beş halka aldı, sanatına vâkıf bir adam sükûnetiyle değneğe taktı." - Memduh Şevket Esendal 2. sıfat, eskimiş Bir şeyi vakıf durumuna getiren.
×
×
  • Create New...

Important Information

By using this site, you agree to our Terms of Use.