Jump to content

gloria

Φ Süper Üye
  • Content Count

    10,035
  • Joined

  • Last visited

  • Days Won

    153

Everything posted by gloria

  1. Allah'a ısmarladık mı Allasmalladık mı? Bunu yazarken bir yandan da gülesim geldi ama hani ağız alışkanlığı allasmalladık / allasmarladık falan diyoruz da olur ya yazılışının Allaha Ismarladık olduğunu bilmeyen vardır yazayım dedim 🤔 Yanlış: Allasmalladık / Allasmarladık Doğru: Allah'a ısmarladık Allah'a ısmarladık Ayrılanın kalan veya kalanlara söylediği bir iyi dilek sözü.
  2. Hemzemin mi Henzemin mi? Yanlış: Henzemin Doğru: Hemzemin hemzemin sıfat, (he'mzemin), Farsça hemzemīn Aynı düzeyde olan.
  3. Aslında bir evlilik değil de bir boşanma hikayesiydi ve bence çok gerçekçiydi. Çok gerçek. Boşanırken tam da bunlar oluyor. Duygularına, getirdiği ve götürdüklerine kadar tam da bunlar.
  4. Bu filme baaa yıllllll dımmmmmmmm evet bayıldım. Şahane bir filmdi, bence yılın en iyi filmi buydu. Çok çok çok beğendim, tekrar tekrar da izlerim. Oyuncuları, konusu, diyologları, müzikleri, mekanları, senaryosu vs. her ama her haliyle çok kaliteli bir filmdi. Oscarları moskarları her şeyleri bu filme versinler bence.
  5. Netflix'in verilerine göre Amerika'da bu filmi tek oturuşta izleyenlerin oranı yüzde 18'miş. Bence Türkiye'de de farklı değildir. Ben tek oturuşta izleyenlerdenim. Yanımda benimle birlikte filmi izleyen iki arkadaşım daha vardı (Onlar da tek oturuşta izledi). Film bittiğinde içlerinden biri, en azından oyuncuları efsane, onun için izlenir dedi ki buradan anladığım oyuncuları Robert De Niro, Al Pacino, Joe Pesci olmasa o filmi izlemezdi. Diğeri tam bir aksiyon sever olduğundan film boyunca aksiyon bekledi ama o aksiyonu bir türlü bulamadı ki bence büyük hayal kırıklığı yaşadı ve filmden zerre kadar haz etmedi. Ben açıkçası çok beğendim, hatta film bittikten sonra kendimle ilgili bir tespitte bile bulundum: Aksiyon film severim ama aşırı hareketli aksiyon filmleri benim deliler gibi uykumu getiriyor, filmin onuncu dakikası dolmadan daha uyuyakalabiliyorum. Ama İrlandalı tarzındaki sakin filmleri, isterse 10 saat sürsün, uyumadan izleyebiliyorum. Bu konuya dair bir tespitim vardı ama bu filmden sonra kesinlikle olgunlaştı. Aşırı aksiyon benim beynimi yoruyor, zaten tüm gün yorulan beynim daha fazlasını kaldıramayıp uuyuyor. sakin filmler ise bana meditasyon gibi geliyor, huzur veriyor, beni yormuyor, o yüzden de kaç saat sürerse sürsün izleyebiliyorum. İrlandalı'ya dair fikrim bu, meditasyon gibiydi, huzurlu ve sakin bir film. Oyuncularının iyi olmasının yanı sıra Martin Scorcese i de es geçemeyeceğim. Bir kere adam oyuncularını, onların hallerini tavırlarını, potansiyellerini, mimiklerini çok iyi tanıyor doğal olarak filmlerindeki oyunculukları olumsuz yönde neredeyse eleştiremiyorsunuz (örneğin Robert De Niro'yla bu film de dahil 9. kez bir araya gelmiş, bilirsiniz diğer en önemli oyuncularından biri de bu arada Leonardo Di Caprio'dur) Diğer yandan Scorcese'in kendine özgü bir tarzı ve bir filmin onun olduğunu anlamanızı sağlayacak imzaları var ve bu filmde de kendinden ödün vermemiş, yine erkek anti kahramanları, uzun ve bolca diyalogları, konu olarak özellikle seçtiği Amerika'nın karanlık yüzü ( büyük ihtimalle Oscar'ı da bu yüzden alamıyor, Köstebek hariç), muhtemelen gençken aldığı papazlık eğitimi nedeniyle yer vermekten vazgeçmediği katolik öğeleri, bol keseden kullandığı müzikleriyle Irishman tam bir Scorsese filmiydi.
  6. Aksiyonu neredeyse yok denecek kadar az, süresi de 3 saatle çok uzun gelebilir bazılarına ama ben keyifle izledim. Misler gibi koltuğuma oturdum, kahvemi yaptım ve Robert De Niro'nun, Al Pacino'nun Joe Pesci'nin ve Martin Scorsese'in keyfini çıkardım. Zaten aksiyonu çok olan, aşırı hareketli filmleri izlerken ben hep uyuyakalıyorum çünkü o filmler beni ve kafamı çok yoruyor. Ama bu film tam istediğim dozdaydı, yorulmadığım gibi onu izlerken resmen dinlendim. Böyle dinlendiren filmlerin hastasıyım.
  7. şimdi 2 numaralı kişi 7.45 de giriş yapmış ve 15:00 de çıkmış bunda bir sorun yok. 1 numaralı kişi ise aynı gün 7.40 da giriş yapmış sonra 7.50 de çıkmış ve o gün içinde geri dönmemiş. Ertesi gün 7.40 da tekrar girmiş (ama daha akşam olmadığı için çıkış yapmadığından akşam kartını henüz okutmamış) (2 numaralı kişi ertesi gün hali hazırda giriş yapmış görünmüyor) Böyle mi? Ben böyle anladım ya daaaa hiçbir şey anlamadım, sonuçta 2 numaranın ki 15.00 i gösterdiğine göre o gün bitmiş sayılır, diğer 7.40 ertesi güne ait olsa gerek.
  8. TAKTİR ve TAKDİR iki farklı kelimedir, karıştırmayalım taktir isim, eskimiş, (takti:r), Arapça taḳṭīr Damıtma. takdir (takdi:ri), Arapça taḳdīr 1. isim Beğenme, beğenip belirtme, değer verme: "Hakkında sarf edilen alaycı sözlere mukabil şimdi takdirler, hürmetkâr iltifatlarla karşılıyordu." - Asaf Halet Çelebi 2. isim Bir şeyin değerini, önemini, gerekliliğini anlama. 3. isim Takdirname. 4. isim Değer biçme: "Bu aç adama yeni elbisenin ne derece faydalı olacağını okuyucularımızın takdirine arz ediyoruz." - Fikret Otyam 5. isim Kitle iletişim araçlarında izlenme oranı. 6. isim, din bilgisi Yazgı.
  9. UHDE ve UKDE iki farklı kelimedir, karıştırmayalım uhde Arapça ʿuhde 1. isim, eskimiş Birinin yapmakla yükümlü olduğu iş, görev. 2. isim, eskimiş Sorumluluk. ukde Arapça ʿuḳde 1. isim, eskimiş Düğüm, yumru. 2. isim, eskimiş, mecaz İçe dert olan şey: "Geceleri bilhassa yatsı namazından sonra seccadede oturmuş, çocuk dilimle, içimde ukde olan meseleler hakkında Allah'la konuşur dururdum." - Halide Edip Adıvar
  10. LAİK VE LAYIK iki farklı kelimedir, karıştırmayalım laik sıfat, hukuk, (l ince okunur), Fransızca laïque Din işlerini devlet işlerine karıştırmayan, devlet işlerini dinden ayrı tutan: "Türkiye Cumhuriyeti ... laik ve sosyal bir hukuk devletidir." - Anayasa layık, -ğı (la:yık, l ince okunur), Arapça lāyiḳ 1. sıfat Nitelikleri, özü, hareketleri, davranışlarıyla bir şeyi elde etmeye hak kazanmış olan: "Sevilmeye o herkesten fazla layıktır." - Peyami Safa 2. sıfat Bir kimseye uygun olan, yaraşan.
  11. MAHSUR ve MAHZUR iki farklı kelimedir, karıştırmayalım. mahsur sıfat, Arapça maḥṣūr Kuşatılmış, sarılmış, çevrilmiş. mahzur Arapça maḥẕūr 1. isim Sakınca: "Artık söylemekte bir mahzur olmadığından gizlemek abes." - Refik Halit Karay 2. isim Engel.
  12. EYER ve EĞER iki farklı kelimedir, karıştırmayalım. eyer isim Binek hayvanlarının sırtına konulan, oturmaya yarayan nesne: "Gözlerini eyerin kuburluklarıyla atın doru boynunda hasıl olan gölgeli çizgiye dikmişti." - Ömer Seyfettin eğer bağlaç, (e'ğer), Farsça eger Şart anlamını güçlendirmek için şartlı cümlelerin başına getirilen kelime, şayet: "O zaman inandığım gibi / Sahiden bir öbür dünya varsa eğer" - Cahit Sıtkı Tarancı
  13. TEZKERE ve TESKERE iki farklı kelimedir, karıştırmayalım. tezkere Arapça teẕkire 1. isim Pusula(II): "Bu vaziyette en tabii çare, ona küçük bir tezkere yazmaktı." - Reşat Nuri Güntekin 2. isim Bir iş için izin verildiğini bildiren resmî kâğıt: "Nihayet yol tezkerem yapıldı, üstüm başım düzeltildi." - Yahya Kemal Beyatlı 3. isim, askerlik Askerlik görevinin bittiğini bildiren belge. teskere (te'skere), Farsça deskere 1. isim, eskimiş Sedye. 2. isim, eskimiş Yapılarda malzeme taşımak için kullanılan, dört kollu ve iki kişinin taşıdığı tahta araç.
  14. Mevlut mü Mevlüt mü? Yanlış: Mevlüt Doğru: Mevlut isim, eskimiş, (mevlu:du, l ince okunur), Arapça mevlūd Yeni doğmuş çocuk. Türk İşaret Dili Parmak Alfabesiyle Gösterilişi
  15. Parlamenter mi parlementer mi? Yanlış: Parlementer Doğru: Parlamenter (l ince okunur), Fransızca parlementaire 1. isim Milletvekili. 2. sıfat Parlamentoya dayanan, parlamento ile ilgili: Parlamenter düzen.
  16. KARŞIN ve KARŞILIK iki farklı kelimedir, karıştırmayalım. karşın edat Bir şeyin gerekenin veya mantığın tersine olarak yapıldığını anlatan bir söz, rağmen: "Sabah olunca, bütün gece uyumamasına karşın kendini dinç hissediyordu." - İhsan Oktay Anar karşılık, -ğı 1. isim Bir davranışın karşı tarafta uyandırdığı, gerektirdiği başka davranış, mukabele: "Haykırışlarına etraftan karşılık gelmiyordu." - Hüseyin Rahmi Gürpınar 2. isim Bir dildeki bir sözü başka bir dilde aynı anlamda karşılayan söz: "Sonra temaşa kelimesi doğrudan doğruya tiyatro kelimesinin karşılığı olarak kullanılmıştır." - Ahmet Kutsi Tecer 3. isim Cevap, yanıt. 4. isim Bir şey alınırken karşı tarafa verilen başka şey, bedel: "Bir buçuk aylığının karşılığı olan üç yüz lira hatırı sayılır bir para idi." - Refik Halit Karay 5. isim Bir iş için ayrılmış para, ödenek, tahsisat.
  17. METİN ve METÎN iki farklı kelimedir, karıştırmayalım metin, -tni Arapça metn 1. isim Bir yazıyı biçim, anlatım ve noktalama özellikleriyle oluşturan kelimelerin bütünü, tekst: "Aslında kâğıda gerek yoktu çünkü bütün metni satır satır ezbere biliyordu." - Elif Şafak 2. isim Basılı veya el yazması parça, tekst: "Eserin Farsça metninin yazma nüshaları arasında da bazen oldukça büyük farklara tesadüf edilmektedir." - Asaf Halet Çelebi metîn sıfat, (meti:n), Arapça metīn Metanetli: "Geçimi yolunda, maddeten ve manen metîn bir ailedir." - Refik Halit Karay
  18. İLİŞKİN ve İLGİLİ iki farklı kelimedir, karıştırmayalım ilişkin sıfat İlgisi, ilişiği olan, bağlı, ilgili, ait, merbut, müteallik: "Dikkatle yüzüne bakıyorum ama beni suçladığına ilişkin hiçbir belirti göremiyorum." - Ahmet Ümit ilgili sıfat İlgilenmiş olan, ilgisi bulunan, alakalı, alakadar, müteallik: "Demokrasiyle ilgili sorunlara tanık olmuş ve önemli dersler almıştı." - Hıfzı Topuz
  19. İSAL VE İSHAL iki farklı kelimedir, karıştırmayalım isal, -li isim, eskimiş, (i:sa:l), Arapça īṣāl Ulaştırma. ishal, -li isim, Arapça ishāl Olağandan daha çok, daha sık ve sulu dışkı çıkarma, sürgün, ötürük, iç sürme, cır cır, amel, linet, kabız karşıtı.
  20. VAKIF ve VÂKIF iki farklı kelimedir, karıştırmayalım vakıf, -kfı Arapça vaḳf 1. isim Bir hizmetin gelecekte de yapılması için belli şartlarla ve resmî bir yolla ayrılarak bir topluluk veya bir kimse tarafından bırakılan mülk, para. 2. isim Bir topluluk veya bir kimse tarafından bırakılan mülk ve paranın idare edildiği yer: "Vakıf hayırları yalnız Mushaf vakıflarına ait değildir." - Necip Fazıl Kısakürek 3. isim Birçok kişi tarafından kurulan ve toplum yararına çalışmayı ilke edinen kuruluş: "Feminizmi destekleyecek bir dernek yahut vakıf kuracaklarmış." - Emine Işınsu vâkıf (va:kıf), Arapça vāḳif 1. sıfat, eskimiş Bilen, farkında olan: "Demirci anladı, ses çıkarmadı, duvardan üç beş halka aldı, sanatına vâkıf bir adam sükûnetiyle değneğe taktı." - Memduh Şevket Esendal 2. sıfat, eskimiş Bir şeyi vakıf durumuna getiren.
  21. KAMELYA ve KAMERİYE iki farklı kelimedir, karıştırmayalım kameriye isim Bahçelerde yazın oturulmak için yapılan, kafes biçiminde, kubbeli, üstü yeşilliklerle sarılan süslü çardak: "Kim şu kameriyede oturmuş, şu çiçeklerden kim toplamıştı?" - Sait Faik Abasıyanık kamelya isim, bitki bilimi, (kame'lya), Fransızca camélia Çaygillerden, büyük, beyaz, pembe veya kırmızı renkte çiçekler açan, dayanıklı yapraklı bir bitki, Japon gülü, Çin gülü (Camellia japonica).
  22. MAİYET VE MAHİYET iki farklı kelimedir, karıştırmayalım mahiyet (ma:hiyet), Arapça māhiyyet 1. isim Nitelik, vasıf, öz, özlük, asıl, esas: "Üstelik tiyatroda her şey şahsi bir mahiyet arz eder." - Ahmet Kutsi Tecer 2. isim İçyüz. maiyet isim, Arapça maʿiyyet Üst görevlinin yanında bulunan kimseler, alt kademedekiler.
  23. MÜTEVAZİ ve MÜTEVAZI iki farklı kelimedir, karıştırmayalım mütevazi (müteva:zi:), Arapça mutevāzī 1. sıfat, eskimiş Birbirine paralel olan. 2. sıfat, eskimiş, matematik Paralel. mütevazı (müteva:zı), Arapça mutevāżiʿ 1. sıfat Alçak gönüllü: "Sakin, mütevazı ve kalabalıktan kaçan ruhunu incitmemek için onu, birkaç kişi ile sırtımda ebedî makamına ben götürdüm." - Ahmet Hikmet Müftüoğlu 2. sıfat Gösterişsiz, iddiasız: "Düğün sahibinin bütçesi ne kadar dar ve mütevazı olursa olsun, hokkabaz şarttı." - Samiha Ayverdi
  24. DALALET VE DELALET iki farklı kelimedir, karıştırmayalım dalalet isim, eskimiş, (dala:let, l ince okunur), Arapça alālet Sapınç, sapkınlık, doğru yoldan ayrılma: "Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar, gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler." - Atatürk delalet (dela:let, l ince okunur), Arapça delālet 1. isim, eskimiş Kılavuzluk: "Hemşehrilerinden birinin delaletiyle senet sahiplerinin her birini ayrı ayrı öğrendi." - Ercüment Ekrem Talu 2. isim, eskimiş, mecaz İz, işaret.
  25. İRTİCA ve İLTİCA iki farklı kelimedir, karıştırmayalım iltica isim, (iltica:), Arapça ilticāʾ Sığınma. irtica isim, (irtica:), Arapça irticāʿ Gericilik: "Vilayetin bir yerinde faili yakalanamayan bir irtica vakası çıkar." - Reşat Nuri Güntekin Bakınız Mülteci ve Mürteci iki farklı kelimedir karıştırmayalım
×
×
  • Create New...

Important Information

By using this site, you agree to our Terms of Use.