İçeriğe atla
View in the app

A better way to browse. Learn more.

Tartışma ve Paylaşımların Merkezi - Türkçe Forum - Turkish Forum / Board / Blog

Ana ekranınızda anlık bildirimler, rozetler ve daha fazlasıyla tam ekran uygulama.

To install this app on iOS and iPadOS
  1. Tap the Share icon in Safari
  2. Scroll the menu and tap Add to Home Screen.
  3. Tap Add in the top-right corner.
To install this app on Android
  1. Tap the 3-dot menu (⋮) in the top-right corner of the browser.
  2. Tap Add to Home screen or Install app.
  3. Confirm by tapping Install.

Bloglar

Seçilmiş Blog Başlığı

Hep böyle çocuksu mu bakar senin gözlerin? Hep böyle içinde uzak bir ışık mı yanar? Bakışlarında beni dinlendiren bir şey var; Kıyısındaymış gibi en sakin denizlerin... Bir yelkenliyim şimdi ben senin limanında Fırtınalardan geldim sende dinleniyorum. Bu huzur, bu sessizlik hiç bitmesin diyorum; En eşsiz dakikalar sürsün senin yanında...   Hiç yumma gözlerini, ışığın eksilmesin, Gündüzüm aydınlığım, ipek böceğim benim! Güz bahçemde açılmış o son çiçeğim benim!   Yorgun kalbim seninl
Misafir
  • Misafir
Seninle yaşlanmak istiyorum. Seneler geçsin, sen beni bil, ben seni bileyım istiyorum. Benim olduğu kadar dostlarının, dostlarının olduğu kadar benim ol istiyorum. Nice sıkıntı ve zorluk yaşayıp anlatalım.       Yaşayalım kı, öğrenelim hayatı ve destek çıkmayı. Birbirimizin omuzlarında ağlamalıyız. Sen çok dertlenip, içip, arkadaşlarınla eve gelmelisin. Paylaşmalı ve beraber sıkılmalıyız. Öyle ki, yalnız sıkılmak sıkmalı bizi.       Yaşayalım ki, paramız olunca sevinelim. Güzel günleri
  • ERBAY
En acı yalnızlık, senin verdiğin yalnızlık oluyor.sen yokken birşey düğümleniyor boğazıma,yutkunamıyorum.nefes alamıyorum,sıkışıyor kalbim.bulunduğum yerde yığılıp kalacakmışım ve birdaha hiç kalkamayacakmışım gibi geliyor bana.     Oysa senden öncede yalnız kaldı bu yürek.gidenlerin bıraktığı tortuyu taşımayı bildi.bir tek sen böyle çaresiz bırakıyorsun beni.bir tek sen yokluğunla beni ölüme taşıyorsun.     Ama elini uzattığında değişiyor herşey. Yokluğunun dilimde bıraktığı o acı tat,
  • ERBAY
Ne olsun işte Herşey bildiğin,bıraktıgın gibi. Aylardan nisan Yine kumparama bahar biriktiriyorum Eylülde koklayabilecegim Bir avuç papatyam olsun istiyorum Bildigim tüm adak ağaçlarına Bu bahar çaput yerine gelincikler takıyorum Alamını çözemediğim tüm iğneli tünceler Ve bilimum sitemler düşünmemeyi öğreniyorum   Hayat işte Yaşayıp gidiyorum...   Hala elimde işporta malı ucuz bir tükenmezle Gökyüzüne ''Seni Seviyorum''yazabilme hayalim Ve karanlıklara damlayan mum aydınlığın.
Yerin seni çektiği kadar ağırsın Kanatların çırpındığı kadar hafif.. Kalbinin attığı kadar canlısın Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç... Sevdiklerin kadar iyisin Nefret ettiklerin kadar kötü.. Ne renk olursa olsun kaşın gözün Karşındakinin gördüğüdür rengin.. Yaşadıklarını kar sayma: Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; Ne kadar yaşarsan yaşa, Sevdiğin kadardır ömrün.. Gülebildiğin kadar mutlusun Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin Sakın bitti sanma her şeyi, Sev
Bilseydim vaktinden önce gideceğini, Açmazdım pencelerimi, Doğan güneş misali ışığını ver diye...   Şimdi gözlerim yollarda, Bir umutla gelmeni beklemekteyken, Biliyorum ki sen hiç bir zaman gelemeyeceksin bana.. Tren raylarında uzayıp giden sevdamız, Artık dönüşü olmayan bir yoldadır... Vagonlar taşıyamaz bu ağır yükü, Yürekten verilmiş sevda sözünü...   Biliyorum, birgün geleceksin yollarıma, Sana geldim,seninle ölmeye geldim... Sensizliğimde kanayan yüreğimi vermeye geldim, Göz
Giderken yağmur vuruyordu camlara Yağmurun sesine karışmıştı ayak seslerin Çaresizliği ve umutsuzluğu yaşayan biri kalmıştı geride Ve ben, ve sen, ve sevgi ya aşkımız? Bitmişti... Hepsi bitmişti... Geride ise küllenmeye başlayan bir aşkta Hala bir rüzgar bekleyen Bir ateş parçası kalmıştı Ve bir rüzgar bekliyordu yeniden alevlenmek için İlk ayrılıktı bu... İlk aşk ve ilk ayrılık... Giderken sessizliği öğrettin bana Giderken hüznü öğrettin Hiç gelişin olmadı zaten...
Aşktan utandın konuşamadın Yüzüme bakamadın yan yana iken Oysa her gece düşündüm Ağladım zaman zaman neler söyledim duymadın Yıldızlar gece ay ve ben Kulaklarımda çınladın gülüşünle gel Bu kadar yeter Sev artık zalim, duracak kalbim Ama evlisin benim değilsin Yıllar önce nerdeydin çok geciktik sevgilim Sevemedim seni, öpemedim seni Konuşamadım, sarılamadın, Ama çok sevdim, hergün düşündüm Nasıl istedim seni bilemezsin sen Konuşmayı isterdim, saatlerce günlerce Dokun
  • AZAT
Bu yollar benim... Önce anlatmak isterim hikayesini, Ama anlatamam... Dilim tutulur, Ve yazarım...   Sol başta duran O benim kavgam Hergün yola çıkar benimle Daha gidecek yolumuz var diye   Tam ortadaki O benim sevdam Sabahın yedibuçuğunda uyanır Güneşinle   En sağdaki O benim direncim Tüm yaşananlara Ve hayata   Bitmedi Bir tane daha var...   O da sen Herşeye sebep Her derde deva Özgürlüğüm Usanmazlığım Ve uslanmazlığım   Bugüne inat Yarına sabrım   Hem yaşam h
Misafir
Ayrılıkların puslu aynasındadır bekleyişlerin solgun yüzü Bekleyişler ki demlenişidir sabrın damıtır sessizliği ve üzüncü damıtır gurbetin kavruk memesinden ve emzirir hasretin yanık yüzlü çoçuğunu   Sen ey sabrın ve üzüncün dervişi başını zamanın göğsüne koy ve dinle yalnızlığın iç çekişlerini Yalnızlıklar ki suskun bir akşam üstüdür usulca örtülecektir gecenin sessiz tülünü ve düşecektir ince bir rüzgarla hüznün harmaniyesi   Ey yenilgilerin bezgin kuşu suskunun sarı sı
Misafir
Aşk Şairi   Acılar vardır, bir de çaresizlikler Ne zaman başladıysa benim öyküm Yürüdük, kimbilir kaç yıl beraber Bir yanımda aşk, bir yanımda ölüm Durup durup kirlendim yaşadıkça Aşktı beni yıkayan, Arıtan su Dünyamı saran bir uçtan bir uca Hep o bir gün sevememek korkusu Ben kalbimi o taşlarda biledim Bütün pisliklerini yeryüzünün Kazıdım hançerimle yeniledim Son dakikasında bile ömrümün Ben Tanrıdan başka bir şey istemem Her sevgiye açık olsun pencerem   Ümit Yaşar Oğuzcan
Misafir
Ayrılık, yarımların acısını bırakır ömrümüzün herhangi bir vaktine. Yaşanılan acı sadece bir sözcüğün sıradanlığına sığdırılmıştır. Oysa o, soluk alıp verilen her dakikada saklıdır. Gecenin karanlığı ile gelen sızı, göçmen kuşların kanadına takılan sevinç, kuzeyden esen rüzgarın kokusu, sonsuz dokunuştur ayrılık. Giden biraz yaşanmışlık biraz da yaşanacak şeyler götürmüştür. Biraz kendi ömründen biraz da onun ömründendir götürdüğü. Oysa gözlerdeki ıssızlıkta bulunmuştur aranılan. Hiç bir benci
Eski zamanların birinde bir adam hayatin anlamının ne olduğuna takmış kafayı.. Bulduğu hiçbir cevap ona yeterli gelmemiş ve başkalarına sormaya karar vermiş.. Ama aldığı cevaplarda ona yetmemiş.Fakat mutlaka bir cevabi olmalı diyormuş.. Ve dolaşıp herkese bunu sormaya karar vermiş.. Köy,kasaba,ülke dolaşmış bu arada zamanda durmuyor tabi ki ... Tam umudunu yitirmişken bir köyde konuştuğu insanlar ona -Su karşı ki dağları görüyor musun,orada yaşlı bir bilge yasar! istersen ona git belki o s
Seni sevenlerle kullananları iyi ayırt et.aradaki çizgi çok incedir   Dostluğunla yetinmeyenler için hiçbir fedakarlık yapma.   İnsanlara doğru değer ver, hak etmeyenleri sil.   İyice tanımadan hiç bir insana bağlanma.Unutma gerçek sevgi tanıdıkça büyüyen sevgidir.   Dostlarının yeri ayrı, sevgilinin yeri ayrı.sevgilin için dostlarını, dostların için sevgilini satma.   Hak ettiğin sevgiyi alamadın mı? kendini üzme, sorun sen değilsin.   Sorunun olduğunda insanlar zaman ayırıp seni di
Hangi sevgili var ki, senin kadar duyarsız ve kalpsiz? Ve hangi sevgili var ki, benim kadar çaresiz?   Hangi ayrılık var ki, böyle kanasın ve böyle acısın? Ve hangi taş yürek var ki, benim kadar ağlasın?     Hangi gün karar verdin, küt diye çekip gitmeye? Hangi lafım dokundu sana, böyle inceden inceye? Hangi otobüs söyle, hangi uçak, hangi tren? Seni benden götüren, beni bir kuş gibi öttüren. Hangi kırılası eller dolanır, kırılası beline? Hangi rüzgar şarkı söyler, o ay tanr
Eflatun'a iki soru sormuşlar. Birincisi ; "İnsanoğlunun sizi en çok şaşırtan davranışları nedir ? " Eflatun tek tek sıralamış : - Çocukluktan sıkılırlar ve büyümek için acele ederler. Ne var ki çocukluklarını özlerler... - Para kazanmak için sağlıklarını yitirirler. Ama sağlıklarını geri almak için de para öderler... - Yarından endişe ederken bugünü unuturlar.Dolayısıyla ne bugünü ne de yarını yaşarlar... - Hiç ölmeyecek gibi yaşarlar. Ancak hiç yaşamamış gibi ölürler... Sıra gelmi
Affedeceksin.Sevgin seni oraya götürecek düşe kalka ilerleyeceğin yollarda,taşlar kanatacak ayaklarını,ıssız karanlık ormanlardan geçeceksin yapayalnız.Sonra bir bataklık başlayacak gözünün alabildiğine.Omuzlarına kadar yapışkan çamurlara saplanacaksın.Durmadan yağmur yağacak üstüne,iliklerine kadar ıslanacaksın,üşüyeceksin.Ahtapot elleri gibi uzun,pis sarmaşıklar dolanacak ayak bileklerine.Dört yanın da kara bataklık kuşları dönecek çığlık çığlığa. geçmiş zamanı düşüneceksin,o bir daha yaşanı
Yarı uyur yarı uyanık geçirdiği gecenin sabahında, iki kişilik yatakta açtı gözlerini yeni güne. Tek başına.......Göz alabildiğine uzanan ovada yalnız yaşayan bir ağaç gibiydi. Büzülmüştü koca karyolanın kenarına. Öyle bir büzülmüştü ki, bomboş bir çekmecenin köşesine sıkışmış ince bir gömlek düğmesine benziyordu.Ya da, içi çoktan boşaltılmış kavanozun dibinde kalmış kırık bir pirinç tanesine... Yattığı pozisyonda kalkmıştı, demek ki gece boyunca hiç kıpırdamamıştı. Sağ tarafına yatmıştı. Sol ya
Bir gün renkler arasında tartışma çıkmış. Kendini üstün gören renkler, üstün buldukları yönlerini göstererek en önemli olduklarını anlatmaya çalışıyorlarmış. MAVİ: Ben huzur verici bir rengim, insanlar gökyüzüne baktıklarında yada denize baktıklarında beni görürler ve huzur bulurlar. İnsanların yaşama amacıda huzurdur. O açıdan ben en önemli rengim. SARI: Ben sıcaklığım Güneşin rengi benim, insanları ısıtırım. Benim gücüm olmasa insanlar soğuktan donar. KIRMIZI: Hayat demek ben demek, çünkü b
Çıplak dallara inen taneciklerinin, dokunduğu yere bembeyaz ve kalınca entariler biçtiği karın göz kamaştırıcı, şen şakrak manzarasında, kartopu oynayan mutlu ve mesut insanlardı onlar.   Bir kar yazısına bu cümlelerle başlayabiliriz pekala. Fakat şöyle de başlayabilirdik:   Yetim çaresizliklerine eş boşluktaki sobanın, soğuk ve kapkara sevimsizliğine iç geçirirken, nefeslerinin bu son sıcaklığını israf etmemek için, kat kat sarındıkları battaniyelerinin içine içine üflüyorlardı.   Başk
Güneş kadar sessiz bakıyorsun gözlerime, Rüzgâr gibi fısıldayarak esiyorsun yanımdan, Hani, hani bir gülüşün olurdu ya gamzelerin görünürdü, Ha işte o anı ne olur yüzünden hiç silme. Susuyorsun; Nefesin dipsiz kuyularda infaz mı bekliyor nedir? Neden suratın bu kadar asık bana karşı? Gözlerini yere indirme, bitkin durma bu kadar. Ya, ya senin için yazdığım onca şiir ne için. Susuyorsun; Son bir kez olsun dokunamaz mıyım ellerine, Yüreğime koy avuçlarını, hisset içim
Rıhtımları var kalbimin ve bekleme salonları. Ya bir bekleyiş yada bir ayrılık var hep hayatımda. Onların ortak noktası kavuşma sevinci ve ayrılma hüznü ise hep iç içe, hep aynı noktada ve hep aynı durağanlıkta. Her şey ya var ya yok, ya da öyle olması gerekir hayatta. Oysa benim kaimde yokluğun keskin çizgisinde varlığa dair çıkarımlar var an be an yansıyan. Sadece bir illüzyon var yokluğun içinde varlığa dair. Hayat denilen oyunda iki kelam etmek de hep yokluğa düşer baş aktör olarak bu durumd
Sevgi Yol'dur, Engel Olunamayan. Sevgi Barış'tır, Barikat Kurulamayan.   Sevgi Özgür'lüktür, Sınır Tanımayan. Sevgi Yürek'tir, Pas Tutmayan.   Sevgi Yarın'dır, Pazarlığı Olmayan. Sevgi Onur'dur, Emek'le Yoğrulan.   Sevgi, İçten Bir Merhaba'dır. Yanıt'sız Kalmayan. Sevgi Emek'tir.Yürekler de, Filiz'lenen Aşk'ın Umuda Yolculuğu. Sevgi Derya'dır.Seven Kalplerde.Sevgili Kürek Mahkumu.  

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.

Account

Navigation

Tarayıcı push bildirimlerini yapılandırın

Chrome (Android)
  1. Adres çubuğunun yanındaki kilit simgesine dokunun.
  2. İzinler → Bildirimler seçeneğine dokunun.
  3. Tercihinizi ayarlayın.
Chrome (Desktop)
  1. Adres çubuğundaki kilit simgesine tıklayın.
  2. Site ayarları seçeneğini seçin.
  3. Bildirimler seçeneğini bulun ve tercihinizi ayarlayın.