Hoşgeldiniz
|
Turkish-Media.Com Forum Bölümüne Hoşgeldiniz. Foruma üye olmak ücretsizdir. Üye olduğunuzda forumun bütün özelliklerini kullanma hakkına sahip oluyorsunuz. Bu Forumda Blog - Galeri ve Takvimde Etkinlik Oluşturabilirsiniz - Oyun Oynayabilirsiniz... YouTube veya Diğer Videoları İzleyebilir ve Kendinize Ait Bir Profil Sayfası Oluşturabilirsiniz. Lütfen üyelik işlemini başlatmak için BURAYA tıklayınız. |
Bu sefer bana inceleme yazdı
İzolasyon?
Neyden?
Kendimden mi?
Kendinle birlikteyken,
Hayatının gerçeklerinden ne kadar izole olabilirsin ki?
Ulan biz, ki adımız insanoğlu...
Ayrılırken son kere "Hoşçakal öyleyse, seni seviyorum" demekten aciziz...
Kendinden ne kadar kaçabilir ki insan?
Hayat 6 kişiden ibret:
Ben, sen, o, biz, siz, onlar...
Ee birde cansızlar...
Düşünsene, eline almışsın bir demet umut...
Götürüveriyosun kapısına...
Hani belki unutulduğunu düşündüğün
En can alıcı hatıraları hatırlatır diye...
Gidersin, kapıyı açar...
Gözlerine bakar...
Ve o gözlerde,
O hatırlanmasını istediğin en can alıcı hatıranızı görürsün...
Hala sana o gözle bakıyordur, bellidir...
Sevindirci midir bu hatırlaması?
Hele sizin hayatınıza giremeyecekken?
Hele pasavanken hayatlar var, ilgisi yok...
"Bak ben buldum zati bi tanesini!" der gibi, kucaktan bakarak!
Komikmiş...
Komikçeymiş...
Düşükçeymiş...
Bu başka...
Hep şunu merak ederim:
Zamanında hayatımıza anlam kattığını düşündüğümüz anılarımız,
Birisini kaybettiğimizde canımızı acıttığında
Sildirmeye kıyabilir miyiz?
Düşünsenize;
Kordon'da koşuruyordunuz...
Anıtın önüne geldiğinizde, boyu belinize gelen duvara yaslandı...
Çimlere sırtınıverdi...
Üzerine eğilip, gözlerine baktınız...
Öptünüz, kokladınız...
Hafif bir meltem...
Etrafta sizi taklit etmeyi düşündüklerini
Ama cesaret edemediklerini sandığınız sevgililer...
Size üç kuruş için onlarca palavra sıkmaya yaklaşan falcılar...
Kurumuş çiçeği satmaya çalışan o çocuk...
Dalgalı deniz...
Gitar çalanlar, bisiklet binenler...
Huzur...
Bir süre sonra ayrıldınız...
Gitti...
Bu huzurlu anı, size bir o kadar da acı mı verir?
Acı verse de, sizi "Siz" yapan bu anıyı silmeyi göze alabilir misiniz?
O anıları unutmayı tercih edecek kadar,
Kendilikliğinizden çıkabilir misiniz?
Çok uzun zaman oldu...
Tek yaşadığım pişmanlık, birisini unutmak için
Aynı anıları başkasıyla yaşamayı denemek oldu...
Boşuna uğraşmayın, hiçbir şeyin sonu yok...
Özlediğiniz hatıralarınızı özlemeye devam edeceksiniz...
Yerine kimseyi koyamayacaksınız, olmayacak...
Aynı tadı verircesine yaşayamayacaksınız...
Özlemenin sonu yok, unutmayacaksınız
O çilek tadındaki dudakları...
Kimsenin gözleri ela değil...
başlık için 10 inceleme var
ChatMaster
30 Eylül 2008 - 07:22
Bazen sessizce çekip gideceksin, hiç bir şey söylemeden, hiç bir şey anlatmadan, hiç arkana bakmadan. Irmağa atılan düşen o yaprak gibi, suyun üstünde, suyun sana verdiği kuvvetle uzaklaşacaksın, sessiz, ve kendi kendinle, herşeye sahip çıkarak, yaşadıklarını kabul ederek, geleceğe doğru, arayışına başka düzlemlerde devam etmek için. Ama bunu yaprak gibi gelecekle ilgili hiç bir şey bilmeden ve sessizce yapacaksın.
Suyun o inanılmaz kuvvetini her tarafında hissederek, doğanın özenle yerleştirdiği o engellere takılarak uzaklaşacaksın; bir kayanın etrafından dolanarak, yada bir kurumuş veya kırılmış ağacın dallarında, yapraklarında bir süre çaresizce bekleyerek ve hala yaşadığını ve sürekliliğinin olduğunu hissederek uzaklaşacaksın, bazen çıkış olmadığı duygusunu tadacaksın, bazende iliklerine kadar ıslanacaksın. Yeninin sana getireceği o esrarengiz ortamın ve kendi içindeki bilinmeze karşı gitmenin zevkini ve adrenalinin içinde bıraktığı o inanılmaz tadı, tadarak uzaklaşacaksın.
Böyle algıladım uzaklaşmayı ve içinde bulunduğum o çıkmazı sonlandırmayı. Bendim bunu kuran, doğa değildi, çıkış yolu arıyordum ve çıkış yazan yazının altınada, ben böyle kurdum, ve böyle uzaklaştım yazısını yazmayı istiyordum. Hiç bir şekilde başkalarını sorumlu tutmak veya onları sebep olarak yazmak istemedim ve istememde. Herşeyi ben yazdım, ben oynadım ve sonuçlarınıda ben olarak kabul ettim. Başarının ve başarısızlığın göreceli olduğu şu evrende kendimi ne kadar tanıdığım ve ne kadar objektif kararlar aldığım ortada ve bu ortada olan bilinen nedenlerin bana ne kadar yardım ettiği kendimle yapacağım değerlendirmede bana yardım edecek mi göreceğiz.
Hiç bir zaman başkalarının cümleleri ile kendimi anlatmadım, hep kendi cümlelerimi kurdum, hep kendi düşüncelerimle kendimi ve içimdeki o yanan yanardağı anlattım. Bunu böyle yapmak, bana, beni daha ince ayrıntıları ile ortaya koyma imkanı veriyordu ve bunun sonucunda kendimle daha da barışık oluyordum. Bizim insanımızdaki o inanılmaz alıntı merakına karşı çıkarak, inatla, hep kendi cümlelerimi kullandım ve kullanmaya devam etmek istiyorum. Bunun sadece ve sadece kendime olan saygımdan olduğunu belirtmek istiyorum yoksa başka bir anlamı olmalımı veya olmak zorunda olduğundan değil!
Üzülmedim mi? evet hemde nasıl... Sürekli olarak kendimle kavga ettim. Bana karşı kullanılan o önyargıları tarttım ve onların neden oluştuğunu anlamaya çalıştım. Bazılarını anlayamıyordum, bazıları doğruydu ama bazıları kesinlikle yanlıştı. Birilerinin çekememezliği ve dar görüşlülüğünün eseriydi. Bazılarıda onu ortaya atanın kendi dünyasının veya algılamasının darlığından kaynaklanan bir gülünç nükte gibiydi. O doğru olanlarsa beni anlatıyorlardı. Kırılgan, çok okuyan, bildiklerini paylaşmayı seven, bazen abartan, romantik, aşık, çok gezen, dinlemeyi iş edinen, bazen çoşan bazen oturup dikkatle ne olduğunu düşünen, her dinlediği müzikle boyutlara dalan ve olduğu boyutun içinde dolaşan, her seyrettiği filmle daha bir insan olan, daha kaliteliyi arayan, eşitliğin en kutsal ilke olduğunu düşünen, en önemlisi dokunmanın sevgi olduğunu bilen işte o beni anlatıyorlardı.
Bu ‘Sonu’ yeni bir başlangıç olarak algılamak, artık bir zorunluluk oldu demeden, onun doğal, önümde aşılması gereken bir engel olduğunu bilmek gerektiğini düşünerek, sonlandırmak gerektiğini düşünüyorum. Hoşçakalın dostlar unutmayın buradan bir yeşil yaprak geçti, üstünde sarı damarları olan ve öylesine suyun üstünde salınan bir YAPRAK.
mavi olmayan gökyüzü
10 Kasım 2008 - 23:32
Hatun
23 Ağustos 2009 - 20:43
mavi olmayan gökyüzü, 10 Kasım 2008 - 23:32 tarihinde, dedi ki:
Ayriligi asla hafife alma, hoyrattir aska karsi, ihanete kucaktir.
Ayrilik/hasretin en yalin hali,
Özlemlerin yüklemlerin öznesi,
Ayrilik deyipte gecme, önadi "ayrilik "olsada onun;
ne yazik!Soyadi "unutulmaktir"...
Insan aci cektikce güclenir, aciya dayanikli olur bir zaman sonra...
giden gitmistir ;Umutla gelecege bakmak varken...
saygilarimla
Tengeriin boşig
24 Ağustos 2009 - 08:59
Hatun, 23 Ağustos 2009 - 21:43 tarihinde, dedi ki:
Ayrilik/hasretin en yalin hali,
Özlemlerin yüklemlerin öznesi,
Ayrilik deyipte gecme, önadi "ayrilik "olsada onun;
ne yazik!Soyadi "unutulmaktir"...
Insan aci cektikce güclenir, aciya dayanikli olur bir zaman sonra...
giden gitmistir ;Umutla gelecege bakmak varken...
saygilarimla
Ablam, ben lisansa başladığım sene
"İnsan acı çektikçe olgunlaşırmış" demişti...
Hatun
24 Ağustos 2009 - 11:28
Tengeriin boşig, 24 Ağustos 2009 - 08:59 tarihinde, dedi ki:
"İnsan acı çektikçe olgunlaşırmış" demişti...
aciya serbetlenirsin...
Tengeriin boşig
25 Ağustos 2009 - 00:39
Hatun, 24 Ağustos 2009 - 12:28 tarihinde, dedi ki:
aciya serbetlenirsin...
Daha da ileri gidince artık duyarsız hale geliriz;
İnsanlığımızı kaybederiz...
Hatun
25 Ağustos 2009 - 22:02
Tengeriin boşig, 25 Ağustos 2009 - 00:39 tarihinde, dedi ki:
İnsanlığımızı kaybederiz...
hayattan kopmakla durmak arasinda sendelenir ruhun,mantigini kaybeder bedenin;imkansizi
basaracagina dair siddetli inanclara tutunmalisin,zamanla kavga etmek,yelkovanla akrebe
küfür etmek gelir icinden,planlarini uyduramassan;hayat sürprizler yaparak degistiginde...
Aski bir martiya sordum" Ask bazen vazgecmektir usta" dedi...
insanligimizi kaybedersek bizden ne kalir geriye?kim sana ne verir?
Tengeriin boşig
26 Ağustos 2009 - 10:45
Zaten sanırım artık yazmamamın nedeni de bu;
Bana yazdıran her ne idiyse, şu an için yok...
Ha ama bu akşam gelebilir, yarın gelebilir...
Olmadı bir hafta da ya da bir kaç ay sürebilir...
Geri gelir ama ne zaman gelir bilemem...
Hayat süprizlerle dolu;
Zamanın ne getireceği belli olmuyor...
Gel-gitlerle dolu...
Hatun
26 Ağustos 2009 - 11:58
Tengeriin boşig, 26 Ağustos 2009 - 10:45 tarihinde, dedi ki:
Zaten sanırım artık yazmamamın nedeni de bu;
Bana yazdıran her ne idiyse, şu an için yok...
Ha ama bu akşam gelebilir, yarın gelebilir...
Olmadı bir hafta da ya da bir kaç ay sürebilir...
Geri gelir ama ne zaman gelir bilemem...
Hayat süprizlerle dolu;
Zamanın ne getireceği belli olmuyor...
Gel-gitlerle dolu...
inancsiz umutsuz ve hayalsiz ne anlami var hayatin yasananlarin. sana yazdiran her ne idiyse mi?
kim ne idiysemi? sanirim ikisinin arasinda fark var.Geri gelir ama sessiz sedasizmi? yoksa
dayanamiyacagin bir gürültüylemi...?Önemli olan bu Gel gitlerin arasinda, ne getirecegi
belli olmayan zaman aralarinda umutlari yitirmemek degilmi...?Her aksam yeniden umutsuzluga
düsürken her sabah yeni bir umutla uyanmak varken.
Pinhani
İyi anlaşmak zor.
Peki görüşmek çok mu kolaydı?
Çok kısa bir zamanda,
Belki biraz da zorla,
Bence gayet iyi de anlaştık.
Yalandan da olsa...
Ne güzel güldün o akşam
Bana!
Son başlıklar
Son İncelemeler
1 kullanıcı görüntülüyor
0 üye
0 gizli üye
Yardım

10 İnceleme:








