Zıplanacak içerik
  • Üye Ol

DEMOKRASİ


editor
 Paylaş

Önerilen İletiler

DEMOKRASİ

 

Demokrasi, sözcüğün eski Yunanca’dan bütün dünya dillerine girişinden bu yana, büyük değişimlerden geçmektedir. Eminimki sözcüğün kullanıma girdiği çağlarda Yunanistan’da uygulanan yönetim sisteminden daha da “demokratik” (Orta Asya’daki kavim meclisleri, Çin’de ki yaşlılar heyeti gibi) sistemler vardı, fakat birçok konuda olduğu gibi, “demokrasinin de” Yunanistan’da başladığı varsayılır. Eski Yunanistan’da nüfusun yaklaşık yüzde 90’ını oluşturan “kölelere” oy hakkı yoktu. Bu ölçü göz önünde tutulduğunda, dünyadaki her yönetim sistemine “demokratik ”demek” doğru olur. Bunu yanlış kılan, demokrasinin süregelen evrimidir.

 

Bu evrim 21. yüzyıldaki demokrasi kavramıyla, eski Yunan demokrasi kavramı arasında büyük bir mesafe açmıştır. Bunun en büyük nedenlerinden biri, bugünkü demokrasilerde herkesin oy hakkı olduğudur. Bu evrensel hakkı elde etmek yüzyıllar sürmüştür. Demokrasinin çok iyi bir modeli olarak algılanan İsviçre bile kadınlara oy hakkını ancak 20. yüzyılın sonuna doğru vermiştir. Demokratik sistemlerin, Birleşmiş Milletlerin 1948’de yayınladığı Evrensdel İnsan Hakları Deklarasyonunda belirtildiği gibi, kişisel hakları tanıyıp ve koruması demokrasiye eklenen modern kavramlardan biridir. Bir başka modern kavram da, demokratik sistemlerde azınlık haklarına saygı duyulması ve bu hakların korunmasıdır. Bunun amacı, yüzde 50 +1 çoğunluğun yüzde 50 –1 azınlığı ezmesini önlemektir.

 

Böylece her çağda gelişen ve daha derin anlam kazanan demokrasi, günümüzde birçok ülkenin ulaşmaya çalıştıği bir yönetim sistemi olup, hemen hemen hiçbir ülkenin henüz yakalamadığı bir idealdir. Dolayısıyla “demokrasi” denince akla yalnızca tek bir model, hepimizin erişmeye çalıştığı bir ideal gelir. Demokrasiyi “Hint Türü Demokrasi”, “Türk Türü Demokrasi” veya “Amerika Türü Demokrasi” olarak, dondurma çeşiti gibi algılamak saçmadır. Çünü bu “çeşitlilik” anlayışına göre kendine “demokratik cumhuriyet” diyen Kuzey Kore de demokratiktir. Esasında ülkelerin ne kadar demokratik olduğunu ölçen örgütler, birim olarak Amerikan veya Kuzey Kore demokrasisini kullanmazlar. Onların kullandıkları, yukarda da değindiğim gibi, evrensel tek bir kavram olan ideal demokrasidir. Bu örgütlerden “Freedom House” (www.worldaudıt.org’a bakın), Finlandı’yayı dünyanın en demokratik ülkesi olarak sıralar. Bu sıralamada Amerika 14., Türkiye 62. yeri alır. Finlandiya’nın insan hakları ve basın özgürlüğünde de çok yüksek not aldığını sizler de tahmin etmişsinizdeir.

 

Bir ülkenin demokratik olması, o ülkenin yetenekli hatta demokrasiyi benimseyen kişileri seçeceği anlamına gelmez. Demokratik Almanya Hitler gibi bir psikopatı, demokratik İngiltere Lloyd George gibi bir manyağı seçmiştir. Türkiye’de bile demokratik yollardan yönetimi ele aldıktan sonra demokrasiyi çöp tenekesine atacaklarını söyleyenler vardır. Binlerce yıl büyük değişimlerden geçen demokrasi, henüz kendini koruyacak yöntemler geliştirmemiştir ve esasında geliştirmesi de demokrasi kavramına karşıdır. Toplumun temel inançlarını (milliyetçi veya dinci gibi) istismar edenler demokrasinin gerçek anlayışına ters düşseler de, onları durdurmak veya susturmak demokrasi ilkelerine karşıdır. Dolayısıyla Avrupa’nın Hiristiyan Demokratları ve Türkiye’nin AKP’si dinci kartı, Amerika’nın Cumhuriyetçileri de hem dinci ve hem de milliyetçi kartını serbestçe kullanırlar. Bu gibi istismarın en bereketli “toprakları” cahillik ve eğitimsizliktir. Türkiye’de AKP’nin Kuran kurslarında ısrarı, Amerika dincilerinin okullara din dersleri getirme çabaları tesadüf değildir. (Amerika’nın son başkanlık seçimlerinde örneğin, aydın kesimin büyük çoğunluğu oylarını Bush’a karşı kullanmışlardır.)

 

Hızla gelişen teknoloji ve iletişim, demokrasinin evrimine yeni boyutlar getirmiştir. Amerika’nın birkaç eyaletinde “direkt demokrasi” denenmektedir. Bu eyaletlerin öncülüğünü yapan Californiya’da, belli bir sayıda (seçmenin yüzde beş’ine eşit) imza toplandıktan sonra önemli kararlar halkın oylamasına sunulmaktadır. Californiyalılar, bu sistemi kullanarak, henüz dönemi bitmemiş valilerini koltuğundan almışlar ve yerine Arnold Shwarzenegger’i seçmişlerdir. Internet ve iletişim teknolojisinin getirdiği olanaklarla, bir toplumun (ne kadar kalabalık olursa olsun) kararını anında öğrenmek artık mümkündür. Bu “demokrasi” modelinin evrensel olarak benimsenmesinin çok korkulacak bir şey olduğunu görenler arasında ben de varım. Anında ülkenin nabzını alıp ona göre davranmanın, bir ülkeyi kutuplar arasında götürüp getireceği garantidir. “Temsili demokrasinin” en iyi yönetim türü olduğu, kanun ve kararların bir temsilci heyetinin süzgecinden geçmesinin en mantıklı yönetim sistemi olduğu kaçınılmaz bir gerçektir.

 

Demokrasiyi en iyi beslemenin eğitim ve aydınlama olduğu da bir gerçektir. Dolayısıyla en ileri demokrasilerin en aydın ve en eğitilmiş ülkelerde olması doğaldır. Doğrudur, demokrasi bazen Hitler gibi vahşilerin seçilmesini önleyemez, fakat bu bir istisnadır ve demokrasinin en iyi yönetim sistemi olduğu gerçeğini değiştirmez

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Demokrasiyi en iyi beslemenin eğitim ve aydınlama olduğu da bir gerçektir. Dolayısıyla en ileri demokrasilerin en aydın ve en eğitilmiş ülkelerde olması doğaldır. Doğrudur, demokrasi bazen Hitler gibi vahşilerin seçilmesini önleyemez, fakat bu bir istisnadır ve demokrasinin en iyi yönetim sistemi olduğu gerçeğini değiştirmez

 

Bu paragraf demokrasinin sadece seçme ve seçilme hakkından ibaret olmadığına yönelik güzel bir vurgu.

Demokrasilerin sağlıklı işleyebilmesi ya da adına ve doğasına yakışır şekilde insanlığa hizmet edebilmesi

o "demokrasi" nin içini dolduran bireylerin ekonomik ve sosyal gelişmişlik düzeyi ile yakından ilgilidir.

Gerçek demokrasileri gerçek demokratlar kurup yaşatabilir ancak.

Demokrasi bireyden başlar, bireyin yaşam tarzı olarak kendini bulur.

Bu yaşam tarzının içini, hukuku, kurumları ve kuralları kısacası insanı eşitliği benimsemiş bir anlayış yerine

hayatı kendi kutsalları ve tabuları adına yakmak yıkmak olarak algılayan hastalıklı sığ zihniyetler

doldurursa ortaya çıkan tablo da kendi çapında bir "demokrasi" olur elbet.

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

  • 3 hafta sonra...

DEMOKRASİ

.....

Bir başka modern kavram da, demokratik sistemlerde azınlık haklarına saygı duyulması ve bu hakların korunmasıdır. Bunun amacı, yüzde 50 +1 çoğunluğun yüzde 50 –1 azınlığı ezmesini önlemektir.

....

Bir ülkenin demokratik olması, o ülkenin yetenekli hatta demokrasiyi benimseyen kişileri seçeceği anlamına gelmez. Demokratik Almanya Hitler gibi bir psikopatı, demokratik İngiltere Lloyd George gibi bir manyağı seçmiştir. Türkiye’de bile demokratik yollardan yönetimi ele aldıktan sonra demokrasiyi çöp tenekesine atacaklarını söyleyenler vardır. Binlerce yıl büyük değişimlerden geçen demokrasi, henüz kendini koruyacak yöntemler geliştirmemiştir ve esasında geliştirmesi de demokrasi kavramına karşıdır. Toplumun temel inançlarını (milliyetçi veya dinci gibi) istismar edenler demokrasinin gerçek anlayışına ters düşseler de, onları durdurmak veya susturmak demokrasi ilkelerine karşıdır. Dolayısıyla Avrupa’nın Hiristiyan Demokratları ve Türkiye’nin AKP’si dinci kartı, Amerika’nın Cumhuriyetçileri de hem dinci ve hem de milliyetçi kartını serbestçe kullanırlar. Bu gibi istismarın en bereketli “toprakları” cahillik ve eğitimsizliktir. Türkiye’de AKP’nin Kuran kurslarında ısrarı, Amerika dincilerinin okullara din dersleri getirme çabaları tesadüf değildir. (Amerika’nın son başkanlık seçimlerinde örneğin, aydın kesimin büyük çoğunluğu oylarını Bush’a karşı kullanmışlardır.)

 

Demokrasiyi en iyi beslemenin eğitim ve aydınlama olduğu da bir gerçektir. Dolayısıyla en ileri demokrasilerin en aydın ve en eğitilmiş ülkelerde olması doğaldır. Doğrudur, demokrasi bazen Hitler gibi vahşilerin seçilmesini önleyemez, fakat bu bir istisnadır ve demokrasinin en iyi yönetim sistemi olduğu gerçeğini değiştirmez

 

Bilgi ve paylaşım için teşekkürler sayın editör...

 

.

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

DEMOKRASİ

Böylece her çağda gelişen ve daha derin anlam kazanan demokrasi, günümüzde birçok ülkenin ulaşmaya çalıştıği bir yönetim sistemi olup, hemen hemen hiçbir ülkenin henüz yakalamadığı bir idealdir.

 

Evrendeki her olgunun evrim geçirdiği gibi...

Demokrasinin de evrim geçirmesinden doğal bir şey yok.

Gerçek demokrasinin hiç bir ülke tarafından yakalanamamasının sebebi...

İnsan kültürüne endeksli olduğundan galiba...

Kültür evrimleşecek, bilimselleşecek...

Demokrasi de insanlığın kültürü ile gelişecek...

Demokratik kurallar, bilimsel kurallarla oluşturulmalı.

Bilimsel ahlak henüz evrimini tamamlamamış ise...

Demokrasi de evrimleşecek...

Evrimini tamamlayan gerçek demokraside...

Kendi karşıtı filizlenmeler de olmayacak...

Öyle görülüyorki...

Gerçek demokrasi epey uzak...

Olumsuzlukları gidermek,

süreyi kısaltmak,

Tüm dünya aydınların elinde...

Tüm dünya aydınları birleşmeli...

 

İyi dileklerimle...

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

  • 11 ay sonra...

DEMOKRASİ ÜZERİNE...

 

İnancımıza göre Allah insanı yarattı...

İnsanoğlu yeryüzünde yaşamaya başladıktan sonra ihtiyaçlarını gidermek için aklını kullanmaya başladı...

Başladı... Çünkü yaşaması gerekiyordu... Çevresini tanıdı... Araştırdı... Buldu... Çoğaldı... Mücadele... Mücadele... Yaşam için her alanda mücadele...

Yıllar... Yıllar geçti... Çok çok yıllar geçti...

İnsanoğlu çok çok tecrübeler yaşadı... kazandı...

Ve insanoğlu çoğaldıkça çoğaldı... Yeryüzüne yayılmıştı artık...

Halen merak ettiğimiz, araştırmaya çalıştığımız çok çok yıllar geçti...

 

Çoğalan insanlar toplu halde yaşamaya başladılar... Toplu halde yaşamanın, topluluklar halinde yaşamanın da sorunları başladı. Sorunlar çözüldükçe mutlu olan insan yeni sorunları da çözmeye başladı... Sorunlar hiç bitmedi ve günümüze kadar geldi... Ve insanoğlu yaşamın sonuna kadar sorunlarını çözmeye devam edecek...

 

Sorunlar başta yiyecek, barınma, güvenlik, beraber yaşama, fiziksel, biyolojik, sosyal ve diğer sorunlar...

Bir gün geldi... Bir an geldi...

İnsanoğlu yönetim denen bir sorun ile karşılaştı...

 

O güne kadar insan özgürdü... Zaten insan özgürdü... İnsanın en önemli özelliği özgürlüğü idi...

İnsanoğlu o güne kadar kendisini yönetmişti... Kendi kendi yönetmişti... Bir yönetici yoktu... Doğal olarak yaşam devam ediyordu ve yönetici diye bir ihtiyacı da yoktu... Babasından atasından gördüğünü devam ettiriyordu...

 

Şimdi ise karşısında bir sorun... bir ihtiyaç vardı... Çok çoğalmıştı... Kalabalık olmuşlardı... Yönetim şart olmuştu... İhtiyaç olmuştu... Sorun olmuştu...

 

Yönetim sistemi olarak insanoğlu çok çeşitli sistemler, modeller denedi...

Firavunlar, derebeyler, krallar, beyler, sultanlar, padişahlar, imparatorlar, hanedanlar ve neler de neler...

 

Yönetimi elinde tutanlar hep güç bende dediler...

Ve güçlerine dayanak aradılar...

Kimisi gücümü babamdan, kimisi atamdan, ama çoğu gücümü tanrıdan alıyorum dedi...

Tanrıdan gücümü alıyorum diyenler kendilerini daha da güçlü hissediyorlar ve her istediklerini yapıyorladı...

 

Böylelikle yıllar yıllar geçti... Çok çok yıllar geçti...

İnsanoğlu çoğaldıkça çoğaldı... Çoğaldıkça çoğaldı...

 

Kimi zaman insanlar, topluluklar mutlu oldu yönetimler altında... Kimi zaman mutsuz oldu...

Ama çoğu zaman mutsuz oldu... İnsanoğluna yakışmayan zulümler yaşadı yönetimler altında...

 

Ve bir gün geldi...

İnsanoğlu düşünmeye başladı...

Beni kim yönetiyor diye... Beni yöneten de benim gibi insanoğlu değil mi demeye başladı...

Yaşamını sorguladı...

 

Ben dedi başlangıçta kendi kendimi yönetiyordum... Ben dedi özgür insanım... Beni dedi tanrı adına yönettiğini söylüyor beni yöneten... Ama beni yaratan beni özgür bırakmıştı... Nasıl bir iş bu...

 

Düşündü... Düşündü... Ve düşündü insanoğlu...

 

Beni monarşi, oligarşi yönetmesin dedi... Beni firavun, kral yönetmesin dedi...

Peki beni kim yönetsin? Bir yöneticiye ihtiyacım var...

 

Ve buldu insanoğlu yöneticisini... Ben seçeceğim dedi... Ben atayacağım yöneticimi... Beğenmezsem de değiştiririm...

 

Yıllar... yıllar boyu... İnsanoğlu, kendisinin ne şekilde bir yönetim sistemi altında yaşaması gerektiğini yaşaya yaşaya, tecrübe kazana kazana buldu...

 

Şimdilerde adına demokrasi denilen yönetim sistemi insanoğlunun kendi kendi yönetmesi şeklinde ve seçim esası üzerine olmak üzere çok değişik şekillerden geçerek günümüze kadar geldi...

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Demokrasi, halkın kendi kendini yönetmesi, ya da halk egemenliğine dayalı yönetim şeklidir.

 

Halk bilinçsizliğin kuyularında çırpınırken kendisini yönetmeyi bırakın,yönetenlerini bile tanıyamamakta.Seçim arifesinde olduğumuz şu dönemlerde kaç kişiye soruyorsam aldığım yanıt şu bilmiyorum boş kullanıcam oy tercihimi.

 

Bu çok önemli bir durum hatta vahim.Düşünsenize birileri ülkeyi yönetecek ama halk duyarsız.Sebep ne?hayal kırıklığından dolayı bir boşlayış ne olursa olsun nasılsa onayladığımız lider de sandalyeye gelene dek yanımızda.

 

Bu bir yılda olmadı yada birkaç seçimde bunu buralara taşıyan sizlersiniz sayın demokrasi bayrağı altındaki siyasetçilerimiz .Vuruldunuz ey halkım bizim bize hayrımız yok ne yaparsanız yapın dediniz.İşçinize emekçinize sahip çıkmadınız.Ömrünü harcayıp bir emekli maaşını aldırdınız tamam .Ama o parayla bir ayı sizler geçirmeyi denedinizmi?Bir ev sahibi olsam gözüm arkada kalmaz diyen selehattin amca son nefesinde affedin sizi sokakta kirada bıraktım olurken...

 

Demokrası yada politika var diyen parmak kaldırsın.

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

  • 2 hafta sonra...
. “Temsili demokrasinin” en iyi yönetim türü olduğu, kanun ve kararların bir temsilci heyetinin süzgecinden geçmesinin en mantıklı yönetim sistemi olduğu kaçınılmaz bir gerçektir.

 

ve demokrasinin en iyi yönetim sistemi olduğu gerçeğini değiştirmez

 

 

Farklı fikirler olmadan 'gerçek' kendisini ortaya çıkarmaz.

 

Her türlü ''temsil'' bir aldatmaca gibi. Halkın ''vekili'' ; iyi ama kim? ve nasıl?

 

bu yakıcı sorular cevap bulmadıkca sonuç istenilen gibi olmayabiliyor.

 

Bu iş ya dogrudan dogruya olmalı ya da yoktur.

 

Tek bir monarşi ile bir çok 'monarşi' arasından ne gibi fark vardır.?

 

Ve, demokrasinin en iyi yönetim sistemi olduğunu degilde, şimdilik 'en iyi' yönetim şekli oldugunu söylersek daha dogru olur kanısındayım.

 

En azından ''tarihin sonu'' gelmemiş olur.

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Farklı fikirler olmadan 'gerçek' kendisini ortaya çıkarmaz.

 

Her türlü ''temsil'' bir aldatmaca gibi. Halkın ''vekili'' ; iyi ama kim? ve nasıl?

 

bu yakıcı sorular cevap bulmadıkca sonuç istenilen gibi olmayabiliyor.

 

Bu iş ya dogrudan dogruya olmalı ya da yoktur.

 

Tek bir monarşi ile bir çok 'monarşi' arasından ne gibi fark vardır.?

 

Ve, demokrasinin en iyi yönetim sistemi olduğunu degilde, şimdilik 'en iyi' yönetim şekli oldugunu söylersek daha dogru olur kanısındayım.

 

En azından ''tarihin sonu'' gelmemiş olur.

 

 

Bu site yöneticilerin site mesajlarını demokrasi içinde yönetiklerini sanımıyorum. Kendi kişisel düşünceleri doğrultusunda yönetiyorlar.. bir inanç ve düşünceye ''nefret'' kelimesi kullanan bir üyeyenin mesajına kayıtsız kalan bir yöneticinin düşüncesini anlamak hiçte zor değil. O yüzden böyle sığ bir ortamda hiç bir şey paylaşılmaz.

Bu mesajdan sonra Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlarmış.. Esen kalın..

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Bu site yöneticilerin site mesajlarını demokrasi içinde yönetiklerini sanımıyorum. Kendi kişisel düşünceleri doğrultusunda yönetiyorlar.. bir inanç ve düşünceye ''nefret'' kelimesi kullanan bir üyeyenin mesajına kayıtsız kalan bir yöneticinin düşüncesini anlamak hiçte zor değil. O yüzden böyle sığ bir ortamda hiç bir şey paylaşılmaz.

Bu mesajdan sonra Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlarmış.. Esen kalın..

 

 

içinde bir çok çelişkiler barındıran bir sistemin/fikrin, 'en iyi' yönetim şekli olarak sunulması, insanoglunun 'en iyi' arayışını dumura ugratır.

 

bu anlamda 'mutlak' tarafsız bulmak imkansızdır.

önemli olansa mümkün oldugu kadar yaşamda adil olmaya çalışmakdır.

bunun ise en önemli göstergesi, ''kendine yapılmasını istemedigin bir şeyi, başkasınada yapmamak'' genel ilkesidir.

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Katılın Görüşlerinizi Paylaşın

Şu anda misafir olarak gönderiyorsunuz. Eğer ÜYE iseniz, ileti gönderebilmek için HEMEN GİRİŞ YAPIN.
Eğer üye değilseniz hemen KAYIT OLUN.
Not: İletiniz gönderilmeden önce bir Moderatör kontrolünden geçirilecektir.

Misafir
Maalesef göndermek istediğiniz içerik izin vermediğimiz terimler içeriyor. Aşağıda belirginleştirdiğimiz terimleri lütfen tekrar düzenleyerek gönderiniz.
Bu başlığa cevap yaz

×   Zengin metin olarak yapıştırıldı..   Onun yerine sade metin olarak yapıştır

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Önceki içeriğiniz geri getirildi..   Editörü temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.