Admin tarafından postalanan herşey
-
Jeffrey Epstein'le ilgili bütün haberler Buraya - Donald Trump - Bill Clinton - Elon Musk - ve Diğerleri
Rapor: Epstein, Cumhuriyetçi Parti'nin geleceğini yerle bir ediyor. Salon'un haberine göre, Cumhuriyetçi Parti Temsilciler Meclisi ve Senato'daki hassas çoğunluğunu korumaya çalışırken, Jeffrey Epstein hayaleti de partinin üzerinde dolaşıyor. Cumhuriyetçiler, Epstein'in eski Başkan Bill Clinton gibi Demokrat isimlerle olan bağlantılarını fırsat bilip kullansalar da, Epstein meselesi asıl olarak, adı Epstein dosyalarında sıkça geçen ve bu dosyaların gizli kalması için açıkça çaba gösteren bir başkana sahip olmaları nedeniyle partinin üzerinde ağır bir yük oluşturuyor. Trump ayrıca, Cumhuriyetçi ön seçimlerde Epstein dosyalarının açığa çıkarılmasını savunan Cumhuriyetçileri tasfiye etmek için de uğraşmıştı. Bu durum, Başkan Donald Trump'ın çeşitli yetki gasplarını ve Beyaz Saray'ı kişisel kazanç aracı haline getirmesini dizginlemekte başarısız olan Cumhuriyetçilerden desteğin hızla kaydığı bir yarışta, Demokratlara ek bir avantaj sağlıyor. Salon'un haberine göre, "Dosyalardan çıkan ifşaatlar, seçmenler arasında en zengin elit kesime yönelik yaygın ve her iki partiden de gelen tepkiyi daha da körükledi." İki Demokrat kamuoyu araştırmacısının The 19th adlı yayına verdiği bilgiye göre Epstein meselesi; siyasetle daha az ilgili seçmenler arasında bile yüksek bir bilinirliğe ve geniş bir etki alanına sahip olması, ayrıca daha fazla adım atılması gerektiği konusunda her iki partiden seçmenler arasında yüksek düzeyde bir mutabakat bulunması bakımından nadir görülen bir örnek teşkil ediyor. Navigator Research ve ilerici eğilimli araştırma şirketi Data for Progress tarafından yapılan anketler de bu argümanı destekliyor; her iki anket de —Cumhuriyetçilerin çoğunluğu da dahil olmak üzere— seçmenlerin büyük bir kısmının "Epstein'in suçlarıyla ilgili yeterince hesap sorulmadığına" inandığını ve daha fazla tutuklama ile yargılama görmek istediğini ortaya koyuyor. Özellikle Mart ayında yapılan Navigator anketi, başka ülkelerdeki yetkililerin Epstein bağlantıları nedeniyle tutuklandığı, görevden alındığı veya istifaya zorlandığı konusunda bilgilendirilen Amerikalılar arasında, Trump yönetimi yetkililerinin de Epstein meselesi yüzünden istifa etmesi gerektiğini düşünenlerin oranının arttığını gösterdi. Navigator Genel Müdürü Melissa Toufanian, "Epstein dosyalarıyla ilgili yaşananlar, farklı siyasi görüşlere sahip Amerikalıların —Cumhuriyetçiler, hatta MAGA Cumhuriyetçileri ve elbette bağımsızlar dahil olmak üzere— hissettiği o hayal kırıklığının çok net bir özeti niteliğinde: Elit kesim için farklı kuralların —ya da aslında hiçbir kuralın— geçerli olduğu ve onların her daim kazançlı çıktığına dair bir algı söz konusu," dedi. Navigator anketi, Demokratların üçte ikisi ve bağımsızların neredeyse yüzde 60'ı da dahil olmak üzere Amerikalıların yarısının, hükümetin Epstein'in karıştığı diğer usulsüzlükleri "kesinlikle" örtbas ettiğine inandığını ortaya koydu. Bağımsızların yüzde 70'i, MAGA yanlısı olmayan Cumhuriyetçilerin yüzde 67'si ve kendisini MAGA yanlısı Cumhuriyetçi olarak tanımlayanların yüzde 57'si dahil olmak üzere Amerikalıların yüzde 72'si, Epstein ile bağlantılı daha fazla tutuklama ve yargılama talep etti. Ankete katılan yetişkinlerin yüzde 64'ü —ki buna bağımsızların üçte ikisi ve Cumhuriyetçilerin yarısı da dahil— Epstein'in işlediği suçların "şaşırtıcı olmadığını ve daha geniş çaplı bir sorunun sonucu olduğunu" düşündüklerini belirtti. Geçen yıl dosyaların açıklanması için Temsilciler Meclisi'nde Beyaz Saray ve süreci ağırdan alan Cumhuriyetçi savunma ekibiyle mücadele eden Demokratlar için bu durum, ara seçimlerde onlara belirgin bir avantaj sağlıyor. Toufanian, "Bu konu, diğer meselelerde neredeyse hiç görmediğimiz bir şekilde, tüm siyasi görüş ayrılıklarını aşan bir niteliğe sahip," dedi. Salon'un haberine göre, Epstein ve "Epstein sınıfı" üzerinden kampanya yürüten "kırmızı eyalet" (Cumhuriyetçi eğilimli eyalet) adaylarının sayısı da bunu gözler önüne seriyor. Teksaslı Demokrat Senato adayı James Talarico ve Ohio'lu Demokrat Senato adayı Sherrod Brown, tıpkı Kansas'ta Demokrat olarak Senato'ya aday olan eski asker Noah Taylor ve Nebraska'daki bağımsız Senato adayı Dan Osborn gibi, Epstein sınıfına karşı yürüttükleri kampanyalarla Cumhuriyetçi rakiplerine karşı önemli bir avantaj elde ediyor gibi görünüyor. Salon'un aktardığına göre, Senatör Pete Ricketts'a rakip olan Osborn, Ricketts ve Teksas Senatörü Ted Cruz'un birlikte katıldıkları bir mitinge dikkat çeken bir basın açıklaması yayınladı ve ikiliyi "milyarder Epstein sınıfının gündemini uygulamaktan memnuniyet duyan, aynı hamurdan yoğrulmuş kişiler" olarak nitelendirdi. Ayrıca, Data for Progress araştırmasına göre, seçmenlerin sadece Epstein dosyaları meselesinden haberdar olmalarıyla kalmayıp, aynı zamanda —Epstein sınıfının bir parçası olduğuna inandıkları Trump da dahil olmak üzere— bu konuyla bağlantılı belirli isimleri de sayabilmeleri, durumu Cumhuriyetçiler açısından kesinlikle zorlaştırıyor. Kaynak: Alternet
-
En Son Erkek Basketbol Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
- Fenerbahçe İstanbul Jet Tekerlekli Sandalye Basketbol Takımı Türkiye Şampiyonu Oldu
- Fenerbahçe İstanbul Jet Tekerlekli Sandalye Basketbol Takımı Türkiye Şampiyonu Oldu
Fenerbahçe İstanbul Jet Tekerlekli Sandalye Basketbol Takımı Türkiye Şampiyonu Oldu Fenerbahçe İstanbul Jet Tekerlekli Sandalye Basketbol Takımımız, Tekerlekli Sandalye Basketbol Süper Ligi Final serisi dördüncü maçında Beşiktaş’a konuk oldu. Ekibimiz, Süleyman Seba Spor Salonu'nda oynanan karşılaşmada rakibini 80-77 mağlup etti ve seriyi 3-1 bitirdi. 2025-26 sezonunda mücadele ettiği iki kulvarda da şampiyonluk ipini göğüsleyen ekibimiz, Avrupa Şampiyonluğunun ardından Tekerlekli Sandalye Basketbol Süper Ligi'nde dördüncü şampiyonluğunu ilan etti. Kupa oyuncularımızın ellerinde yükseldi Bu sezon ikinci kupasını kazanan takımımız, maç sonrasında büyük sevinç yaşadı. Yönetim Kurulu Üyemiz Demre İşçen, önceki yöneticilerimiz ile 1907 Fenerbahçe Derneği Üyeleri soyunma odasına giderek tüm ekibimizi tek tek tebrik etti. Kaptanımız Yamaç Yüksel, takım arkadaşı Uğur Toprak’a jest yaparak şampiyonluk kupasını ona kaldırttı. Bu anlarda büyük sevinç yaşayan oyuncularımız ve teknik ekibimiz kupayla poz verdi. Baran Oğuz, İbrahim Yavuz, Kinem Kulbay, Uğur Toprak ve Yamaç Yüksel ilk beşiyle maça başlayan Fenerbahçe İstanbul Jet, ilk çeyreği 23-22 geride tamamladı. İkinci çeyreğin ilk bölümünde rakibinin üst üste sayılarına Uğur Toprak ile cevap veren Takımımız, skoru 37-35’e getirdi ve rakibine mola aldırdı. Mola dönüşü karşılıklı sayılara sahne olan mücadelede ev sahibi ekip soyunma odasına 42-40 önde girdi. İkinci yarının ilk dakikalarında pota altından bulduğu sayılarla iyi başlayan Fenerbahçe İstanbul Jet, 50-46 öne geçti. İlerleyen bölümlerde ise Uğur Toprak ile etkili olmaya devam eden Ekibimiz, karar çeyreğine 63-64 üstün gitti. Dördüncü çeyrekte de rakibine şans tanımayan Fenerbahçemiz, parkeden 80-77 galip ayrıldı ve Tekerlekli Sandalye Basketbol Süper Ligi’nde şampiyonluğunu ilan etti.- Aşk, Mutluluk ve Sevgi Hakkında En Son Haberler
- Mutlu Son Yanılgısı: Savaşın, Kabullenişin ve Anların Eşsiz Dansı
Mutlu Son Yanılgısı: Savaşın, Kabullenişin ve Anların Eşsiz Dansı Bir kaç gün önce Eşref ve Rüya diye saçma sapan bir diziye denk geldim. Bir sahnesinde şu cümle döküldü birinin dudaklarından "Mutlu son diye bir şey yok, sadece mutlu anlar var; bazı insanlar o anları çoğaltmak için savaşıyor." ve bende bu konuda bir şeyler yazma gereği duydum. İnsanoğlu, var olduğu günden bu yana zihnini doğrusal bir kurguyla beslemeye meyillidir. Masallar "onlar ermiş muradına, kerevetine çıkmış kerevizine" diye biter; filmler en büyük krizlerin çözüldüğü, sevgililerin kavuştuğu o büyülü kareyle perdesini kapatır. Bu anlatıların bıraktığı tortu, bilinçaltımıza tehlikeli bir fanteziyi kazır: Mutlu Son. Hayatımızı, sanki bir gün varacağımız ve ulaştığımızda tüm dertlerin kalıcı olarak son bulacağı bir "nihai durak" varmış gibi kurgularız. Oysa hayatın amansız ritmi, durağanlığa izin vermez. Gerçek şu ki; mutlu son diye bir şey yoktur, sadece mutlu anlar vardır ve bazı insanlar o anları çoğaltmak için savaşır. Bu cümle, pesimist bir çaresizliği değil, bilakis hayatın çıplak gerçeğini kucaklayan en radikal ve yapıcı iyimserliği içinde barındırır. 1. Mutlu Son Fantezisinin Çöküşü: Hayat Bir Durak Değildir "Mutlu son" fikri, temelde insan psikolojisinin belirsizlikten kaçma ve güvende hissetme arzusunun bir ürünüdür. Evleneceğimiz günü, kariyerimizin zirvesine çıkacağımız anı veya finansal özgürlüğümüzü kazanacağımız o dönemi birer "son" olarak hayal ederiz. Ancak o noktaya ulaştığımızda, psikolojide "Hedonik Adaptasyon" olarak adlandırılan durumla karşılaşırız. İnsan zihni, ulaştığı yeni ve olumlu durumlara hızla alışır ve onları yeni normali ilan eder. Büyük bir çabayla alınan o ev, birkaç ay sonra sadece "içinde yaşanılan bir mekan" haline gelir. Yıllarca hayali kurulan o meslek, bir süre sonra rutin sorumlulukların ağırlığıyla sıradanlaşır. Hayat, çizgisel değil, döngüseldir. Doğada hiçbir şey sabit bir "son"da durmaz; mevsimler değişir, yıldızlar doğar ve ölür, dalgalar kıyıya vurup geri çekilir. Dolayısıyla, hayatı kalıcı bir mutluluk noktasına bağlamaya çalışmak, akıntıya karşı kürek çekmekten farksızdır. Son, sadece ölümle gelir ve ölümün kendisi biyolojik bir bitiş olsa da, geride bıraktığı yaşam deneyimi açısından bir "mutluluk" formülü değildir. 2. Anların Eşsizliği ve Geçiciliğin Değeri Mutlu sonların yokluğu bir trajedi değil, aksine anların değerini artıran en büyük unsurdur. Eğer bir mutluluk kalıcı olsaydı, zamanla anlamını yitirir ve sıradanlaşırdı. Bir fincan sıcak kahvenin kokusu, sevdiğiniz bir insanın gözlerinin içine bakarak attığınız o içten kahkaha, yağmurdan sonra toprak kokusunu içinize çektiğiniz o saniyeler… Bunların her biri, zamanın amansız akışı içinde parıldayan ve sonra sönen birer kıvılcımdır. Bu anlar doğası gereği geçicidir. Acı nasıl gelip geçiciyse, neşe de öyle geçicidir. Bunu kabul etmek, insanı varoluşsal bir hafifliğe ulaştırır. Gelecekteki hayali bir mutluluk abidesi için bugünün somut anlarını feda etmek yerine, şimdinin içinde saklı olan o mikro-mutlulukları fark etmeye başlarız. 3. Savaşçılar: Anları Çoğaltmanın Sanatı Giriş cümlemizin en can alıcı kısmı burasıdır: "...bazı insanlar o anları çoğaltmak için savaşıyor." Buradaki "savaş", yıkıcı bir muharebe değil; farkındalık, irade ve direnç gerektiren varoluşsal bir mücadeledir. Hayat, doğası gereği kaos, acı, kayıp ve monotonluk üretmeye programlı gibidir. Entropi yasası gereği, evrendeki her şey düzensizliğe meyillidir. İşte tam bu noktada, bazı insanlar ayağa kalkar ve bu kaosa meydan okur. Onlar, mutlu anların gökten zembille inmeyeceğini, aksine toprağı tırnaklarıyla kazıyarak çıkarılması gereken nadide madenler olduğunu bilirler. Bu insanlar nasıl savaşır? Farkındalıkla Savaşırlar: Rutinin ve zihinsel uyuşukluğun karşısına dikilirler. Sabah yürürken yüzlerine vuran rüzgarı hissetmek için telefon ekranından kafalarını kaldırırlar. Anlam Yaratarak Savaşırlar: Acının kaçınılmaz olduğu bir dünyada, o acıya bir anlam yükleyerek onu katlanılabilir kılarlar. Düştüklerinde, kalkış anlarındaki o başarmışlık hissini bir "mutlu an" olarak hafızalarına kazırlar. İlişkileri Besleyerek Savaşırlar: Bilirler ki en derin mutlu anlar, başka bir ruhla kurulan köprülerde saklıdır. Bir dosta sarılmak, bir çocuğun saçını okşamak, sevdiği insanla sessizliği paylaşmak için bilinçli bir çaba harcarlar. Bu savaşçılar, hayatın kendilerine sunduğu kartları değiştiremeyeceklerini bilirler, ancak o kartları oynarken masaya bırakacakları gülümsemelerin, yaratacakları anıların sorumluluğunu alırlar. Onların savaşı, hayatın getirdiği karanlığa karşı küçük de olsa bir mum yakma savaşıdır. 4. "An Yapıcılığı" ve İradenin Rolü: Mutluluk Bir Rastlantı Değil, Bir Zanaattır İlk makalede insanların bu anlar için "savaştığından" bahsetmiştik. Bu savaşı biraz daha somutlaştırmak gerekirse, insanı pasif bir "mutluluk bekleyicisi" olmaktan çıkarıp aktif bir "an yapıcısı" (experience architect) haline getirmek gerekir. Bazı insanlar hayatın ritmini kendi elleriyle değiştirir. Sıradan bir salı akşamını, masaya mumlar koyarak, eski bir plağı pikaba yerleştirerek veya sadece sevdikleriyle derin bir sohbete dalarak bir "büyülü ana" dönüştürürler. Bu, hayatın monotonluğuna karşı verilmiş estetik bir savaştır. Bu insanlar bilir ki; eğer siz zamanın akışına müdahale etmezseniz, hayat sizi kendi mekanik dişlileri arasında öğütür. Anları çoğaltmak, zamana kişisel bir imza atmaktır. 5. Kolektif Hafıza ve Anların Paylaşımı: Yalnız Savaşçılardan Cephe Arkadaşlığına Mutlu anlar tek başımıza yaşandığında değerlidir, ancak paylaşıldığında çarpan etkisi yaratır. İnsanlar sadece kendi anlarını çoğaltmak için değil, sevdiklerinin, ailelerinin veya topluluklarının hayatındaki mutlu anları artırmak için de savaşırlar. Bir babanın çocuğuna unutulmaz bir çocukluk anısı bırakmak için didinmesi, bir dostun diğerinin en zor gününde yüzünü güldürmek için sergilediği çaba... Aslında hepimiz birbirimizin hayatındaki "mutlu an sahnelerinin" dekoratörleriyiz. Bu kolektif çaba, insanı bencillikten çıkarır ve hayatın o sert, köşeli gerçeklerine karşı ortak bir kalkan oluşturur. 6. Kontrastın Estetiği: Acı Olmadan Mutlu Anlar Parlamaz "Mutlu son" yanılgısı, acının ve doğrusal zorlukların tamamen bittiği steril bir dünya hayal eder. Oysa bu gerçek dışıdır. Mutlu anların bu kadar parlak ve sarsıcı olmasının sebebi, arkalarındaki karanlık fondur. Yıldızlar sadece gece görünür. Hayatın getirdiği hayal kırıklıkları, yorgunluklar ve kayıplar olmasaydı; o kazanılan küçük zaferler, o huzurlu sessizlikler veya bir dostun omzuna başını yaslama anı bu kadar derin bir tat vermezdi. Anları çoğaltmak için savaşanlar, acıyı yok etmeye çalışmazlar. Acının varlığını kabul eder, fakat onun hayatın tamamını kaplamasına izin vermemek için uğraşırlar. Işığı koruma mücadelesi, tam da karanlığın varlığından güç alır. 7. Doğu Felsefesi ve "Şimdi"nin Gücü: Akışta Kalmak Batı kültürü bizi sürekli bir "sonuca", bir "hedefe" ve "başarıya" odaklarken; Doğu felsefesi (özellikle Zen ve Taoizm) varoluşun merkezine "akışı" (Flow) koyar. "Mutlu son" arayışı geleceğe ait bir kaygıdır. "Mutlu anlar" ise tamamen şimdiki zamana (Carpe Diem) aittir. Geleceğin kaygısından ve geçmişin pişmanlığından sıyrılıp, sadece "şu an" mevcut olabilmek, modern insanın en büyük savaşıdır. Zira zihnimiz sürekli bir sonraki adımda ne olacağını hesaplarken, elindeki anın avup gidip gitmediğini fark edemez. Sonuç: Yolculuğun Kendisini Kutlamak Nihayetinde, hayat kalın kapaklı bir roman değildir; arkasını çevirip nasıl bittiğine bakamazsınız. Hayat, her saniyesi canlı olarak yazılan ve icra edilen devasa bir doğaçlama tiyatrodur. Mutlu bir son aramayı bıraktığımızda, sırtımızdaki o devasa "kusursuz bir yaşam sürme" yükünü de indirmiş oluruz. Sonsuz bir mutluluk limanı yoktur. Sadece fırtınalı denizlerde duraklayabileceğimiz, nefes alabileceğimiz, güneşin tadını çıkarabileceğimiz muazzam güzellikte koylar vardır. Önemli olan, o koyların değerini bilmek, fırtınanın ortasındayken bile bir sonraki sığınağı inşa edecek gücü kendimizde bulmaktır. Hayat, bitiş çizgisiyle değil, adımların kendisiyle güzeldir. Ve o adımların arasına sıkıştırılmış mutlu anları çoğaltmak için savaşanlar, bu dünyayı gerçekten yaşamış olan yegane insanlardır. Hayatın Cepheleri: Savaşçıların Günlük Yaşamda Mutlu An Yaratma Rehberi Felsefi olarak "mutlu anları çoğaltmak" kulağa çok estetik gelse de, asıl zorluk bunu sabahın alarmı çaldığında, faturalar biriktiğinde ya da mutfakta bir dağ gibi bulaşık biriktiğinde başarabilmektir. Hayatın amansız rutini karşısında bu anları çoğaltmak için savaşan insanlar, büyük teorilerle değil, pratik ve mikro eylemlerle hareket ederler. İşte o "savaşçıların" iş dünyasında, ikili ilişkilerde ve aile hayatında mutlu anları adeta topraktan söküp çıkarma yöntemleri: 1. İş Hayatında: Mekanik Dünyaya İnsani Çentikler Atmak İş hayatı, doğası gereği hedeflere, tablolara ve sürekli bir "sonuca" odaklıdır. Bir projenin bitişi (mutlu son) için haftalarca stres yaşanır, proje bittiğinde ise sevinç sadece birkaç saat sürer ve hemen yeni bir hedef tanımlanır. Anı çoğaltan savaşçılar bu mekanik döngüyü bozmak için şu pratik yöntemleri kullanır: Süreç İçi Kutlamaları (Mikro-Zaferler): Büyük projenin bitmesini beklemezler. Ekibin çok zorlandığı bir Excel tablosu çözüldüğünde, ya da müşteriyle yapılan stresli bir toplantı sağaselim atlatıldığında masaya bir kutu tatlı koyup "Zor kısmı atlattık, hadi beş dakika mola" diyerek o anı dondururlar. Mizahı Bir Kalkan Olarak Kullanmak: En gergin toplantılarda veya kriz anlarında, saygıyı bozmadan yapılan zekice bir espri, odadaki tüm kortizol seviyesini düşürür. O kriz anı, sonradan gülünerek hatırlanacak bir "birlikte başardık" anına dönüşür. Ritüelleştirilmiş Kahve Molaları: Kahveyi sadece uyanık kalmak için alelacele içmezler. Bir iş arkadaşının masasına gidip, "Telefonları beş dakika bırakalım, sadece kahve içelim" diyerek işin griliğinin ortasında küçük, korunaklı bir vaha yaratırlar. 2. İlişkilerde: "Sıradanlığı" Tasarım Haline Getirmek Uzun süreli ilişkilerde en büyük tuzak, "Nasıl olsa birbirimize sahibiz" diyerek hayatı otomatik pilota almaktır. İlişkilerde mutlu anlar için savaşanlar, aşkın ve sevginin durağan bir son durak olmadığını, her gün yeniden sulanması gereken bir saksı bitkisi olduğunu bilirler. "Sadece İkimiz" Protokolü: Hayatın koşturmacası içinde haftada ya da iki haftada bir akşamı tamamen telefonlardan arındırılmış bir zamana dönüştürürler. Bu bir mum ışığı akşam yemeği olmak zorunda değildir; mutfakta birlikte yemek yaparken arka planda çalan eski bir şarkıda dans etmek, o güne ait en parlak an haline gelebilir. Beklenmedik Küçük Şoklar: Rutini kırmak için büyük bütçelere gerek yoktur. Arabanın torpidosuna bırakılmış küçük bir sevgi notu, akşam kapıdan girerken ellerinde en sevdiği tatlıyla belirmek ya da gün ortasında sadece "Aklıma geldin, seni seviyorum" diye atılan bir mesaj, karşı tarafın zihninde saatlerce sürecek bir sıcaklık (mutlu bir an) yaratır. Aktif Dinleme ve Göz Teması: Akşam partneri gününün nasıl geçtiğini anlatırken televizyonu kapatıp veya telefonu ters çevirip sadece onun gözlerinin içine bakarak dinlemek. Bu basit eylem, karşı tarafa "Şu an dünyadaki en önemli şeysin" mesajını verir ve güvenli bir mutlu an inşa eder. 3. Aile ve Ev Hayatında: Kaosun İçindeki Estetik Ev, özellikle çocuklu ailelerde veya kalabalık yaşamlarda bir lojistik merkezine dönüşebilir: Okul taksitleri, temizlik, akşam ne yenileceği sorunsalı... Savaşçılar, bu evsel kaosun içinde boğulmak yerine, o kaostan neşe devşirirler. "Kusurlu" Eğlenceler: Akşam yemeği yanabilir, elektrikler kesilebilir ya da ev darmadağın olabilir. An savaşçısı, yanan yemeğe hayıflanmak yerine "Tamam, bu akşam yer yatağında piknik yapıyoruz, ekmek arası yiyeceğiz" diyerek krizi bir aile macerasına dönüştürür. Çocukların büyüdüklerinde hatırlayacakları şey mükemmel akşam yemekleri değil, o yer pikniği olacaktır. Ortak Hafıza Albümleri (Gelenekler Yaratmak): Pazar sabahları yatakta yapılan toplu şakalaşmalar, her cuma akşamı yapılan sinema geceleri gibi küçük ev gelenekleri kurarlar. Bu ritüeller, ailenin her ferdi için dış dünyanın stresine karşı sığınılacak sabit ve güvenli mutlu an limanlarıdır. Ebeveyn/Çocuk Ayrımı Olmaksızın "Çocuklaşabilmek": Çocuklarla sadece ödevlerini kontrol eden otoriter bir figür olarak değil; halının üzerine yatıp onlarla birlikte legolardan kuleler yaparak, ya da evcil hayvanla yerde yuvarlanarak o saf, filtresiz neşeyi paylaşırlar. Sonuç: Savaşçının Günlük Manifestosu Bu pratik örneklerin gösterdiği gibi, anları çoğaltmak için savaşan insanlar hayatı bir görev listesi olarak görmeyi reddedenlerdir. Onlar; Çünkü bilirler ki, hayatın sonundaki o büyük ödül bir seraptır; asıl ganimet, yol boyunca sırt çantamıza doldurduğumuz bu küçük, pratik ve samimi anların toplamıdır.- Futbol FIFA Dünya Kupaları Hakkında Bütün Haberler (Türkiye ve Dünyadan)
L grubunda İngiltere ve Hırvatistan Son 32'ye kaldı.... 32'de İngiltere - Senegal'le oynayacak Hırvatistan - Grup K'nin 2. siyle oynayacak- En Son Doğal Afet Haberleri - Deprem - Sel - Yangın - Fırtına v.b.
- YÜZYILIN TEKNOLOJİK DEVRİMİ! Milyonlarca İnsanın Hayatını Kurtaracak O Sistem Artık Cebinizde!
YÜZYILIN TEKNOLOJİK DEVRİMİ! Milyonlarca İnsanın Hayatını Kurtaracak O Sistem Artık Cebinizde! Doğanın en acımasız, en tahmin edilemez güçlerinden biri olan deprem, artık çaresizce beklediğimiz bir kâbus olmaktan çıkıyor. Teknolojinin dev ismi Google, sessiz sedasız ama bir o kadar da gürültü koparacak bir devrime imza attı. Deprem anında saniyelerin bile "hayat ile ölüm" arasındaki çizgiyi belirlediği dünyamızda, Android deprem uyarı sistemi artık milyarlarca kullanıcının telefonuna entegre edildi. Bu sistem, telefonunuzu sadece bir iletişim aracı olmaktan çıkarıp, cebinizde taşıdığınız küçük birer "hayat kurtarma istasyonuna" dönüştürüyor. Peki bu mucizevi sistem nasıl çalışıyor? Gerçekten bizi büyük bir felaketten koruyabilir mi? İşte detaylar... Cebinizdeki Gizli Sismograf: Akıllı Telefonlar Nasıl Deprem Dedektörüne Dönüştü? Geleneksel deprem erken uyarı sistemleri, yer altına yerleştirilen milyonlarca dolarlık devasa sismometre ağlarına dayanır. Ancak bu ağları kurmak hem maliyetli hem de her bölge için erişilebilir değildir. Google mühendisleri ise dahiyane bir fikirle karşımıza çıktı: Zaten herkesin cebinde bir sismograf var! Akıllı telefonlarımızın içinde yönü, hızı ve hareketi algılayan ivmeölçerler (accelerometer) bulunur. Android Deprem Uyarı Sistemi, bu küçük sensörleri devasa bir veri ağına dönüştürür. Sistem Nasıl Çalışıyor? Şoku İlk Telefon Hisseder: Bir bölgede deprem dalgası (özellikle yıkıcı olmayan ama hızlı ilerleyen P dalgası) başladığında, o bölgedeki Android telefonların ivmeölçerleri bu sarsıntıyı kaydeder. Işık Hızıyla Veri Analizi: Telefon, bu sarsıntı verisini hızla ve anonim olarak Google'ın bulut sunucularına gönderir. Yapay Zekâ Devreye Girer: Google, aynı bölgeden gelen yüzlerce, binlerce sinyali saliseler içinde analiz eder. Eğer sadece bir telefon sallandıysa bu bir "düşme" veya "koşma" olarak algılanır. Ancak binlerce telefon aynı anda sallandıysa, sistem bunun bir deprem olduğunu anlar. Ölümcül Dalga Gelmeden Uyarı Gider: Depremin merkez üssünden yayılan yıkıcı S dalgaları henüz çevre şehirlere ulaşmadan, sistem ışık hızıyla o bölgelerdeki kullanıcılara tam ekran bir uyarı gönderir. Saniyelerin Gücü: Hayat ve Ölüm Arasındaki Çizgi Bu sistem size depremi saatler öncesinden haber vermiyor; çünkü mevcut bilimsel imkanlarla bu imkansız. Ancak depremin merkez üssünün uzaklığına bağlı olarak size birkaç saniyeden, bir dakikaya kadar zaman kazandırabiliyor. Peki, 10-20 saniye içinde ne yapabilirsiniz? Çök-Kapan-Tutun pozisyonunu alacak güvenli bir yer bulabilirsiniz. Devrilme riski olan ağır mobilyalardan uzaklaşabilirsiniz. Ocağın altını kapatabilir veya tehlikeli bir cihazla çalışıyorsanız kendinizi güvene alabilirsiniz. En önemlisi, panik yapmadan soğukkanlı bir şekilde güvenli bir alana geçebilirsiniz. Ekranınızda Beliren İki Kritik Uyarı Seviyesi Sistem, depremin büyüklüğüne ve bulunduğunuz yere göre iki farklı uyarı tipi gönderiyor: Uyarı Türü Deprem Şiddeti Telefonun Tepkisi Ne Yapmalısınız? Farkında Ol (Take Action) 3.0 - 4.5 Arası Telefon hafifçe titrer ve ekranda küçük bir bildirim görünür. Rahatsız edici bir ses çıkmaz. Sakin olun, çevrenizdeki hafif sallantıya hazırlıklı olun. Harekete Geç (Drop, Cover, and Hold On) 4.5 ve Üzeri Telefonunuz sessizde veya "Rahatsız Etmeyin" modunda olsa bile en yüksek sesle alarm çalar. Ekran tam kaplanarak uyarı verilir. Derhal çök, kapan ve tutun pozisyonu alın. Bu Sistemi Nasıl Aktif Edebilirsiniz? Bu hayat kurtaran özellik Android cihazlarda genellikle otomatik olarak açık geliyor ancak yine de kontrol etmekte büyük fayda var. Sistemi aktif etmek için şu adımları takip edebilirsiniz: Telefonunuzun Ayarlar menüsüne girin. Konum seçeneğine tıklayın. Gelişmiş seçenekler altından Deprem Uyarıları (Earthquake Alerts) sekmesini bulun. Özelliği "Açık" konuma getirin. Not: Bu sistemin çalışması için telefonunuzun konum servislerinin ve internet (Wi-Fi veya Mobil Veri) bağlantısının açık olması şarttır. Sonuç: Teknoloji Hayatın Hizmetinde Android'in bu hamlesi, teknolojinin sadece sosyal medyada gezinmek ya da oyun oynamak için değil, insan hayatını korumak için ne kadar büyük bir silaha dönüşebileceğinin en net kanıtı. Cebinizdeki o küçük cihaz, artık sadece sevdiklerinizle konuşmanızı sağlamıyor; aynı zamanda en zor anınızda sizin koruyucu meleğiniz olmaya aday. Telefonunuzun ayarlarını kontrol etmeyi unutmayın, çünkü o birkaç saniye geleceğinizi kurtarabilir! Kaynak: G- Futbol FIFA Dünya Kupaları Hakkında Bütün Haberler (Türkiye ve Dünyadan)
Dünya Kupası Son 16 Turu'nda 10 Afrika ülkesinden 9'u yer alabilir!!! 👍Güney Afrika 👍Yeşil Burun Adaları 👍Fildişi Sahili 👍Mısır 👍Gana 👍Fas ⌛Cezayir ⌛Kongo DC ⌛Senegal 📤Tunus Afrika kıtası, TARİHİ bir Dünya Kupası yaşıyor.- En Son Fenerbahçe Haberleri
Hamdi Ulukaya: "Fenerbahçe Beni Memleketimle Yeniden Buluşturdu" Chobani’nin kurucusu Hamdi Ulukaya, Fenerbahçe stadyumunda ve formalarında kendi markasını görmenin kendisi için ne kadar derin bir anlam taşıdığını şu sözlerle özetledi: Çocukluk Hayalinden Formadaki Logoya Fenerbahçe'yi çocukluğuna verdiği bir hediye olarak nitelendiren Ulukaya, kulübe ve Milli Takım'a olan duygusal bağını şu sözlerle ifade etti: Erzincan'dan Kadıköy'e: "Erzincan'ın küçük bir kasabasında büyürken içimizde yaşattığımız bir Fenerbahçe sevgisi vardı. Yıllar sonra Erzincan'dan Amerika'ya uzanan, orada Chobani'yi kurup ardından Fenerbahçe’nin sponsoru olan bir sürece dönüştü. Hayatın en güzel yanı işte bu sürprizlerle dolu olması." Çocuklarının Fenerbahçe Sevgisi: "Çocuklarımla birlikte maça gidiyorum. Doğduklarından beri her 6 ayda bir onlara yeni formalar gelirdi; şimdi o formaların üzerinde kendi markamız olan Chobani'yi görmek çok apayrı bir his." "Türkiye'ye Ali Koç'un Davetiyle Döndüm" Ulukaya, bu sponsorluğun ticari bir hamleden çok daha fazlası olduğunu ve kendisini köklerine bağladığını vurguladı: Memlekete Dönüş Bileti: "Fenerbahçe vesilesiyle memlekete dönmenin hazzı çok başka. Ben Türkiye'ye, Ali Başkan'ın (Koç) davetiyle ve Fenerbahçe sayesinde döndüm." Köklerle Yeniden Bağ Kurmak: "Fenerbahçe hayatıma girdikten sonra Türkiye ile bağlarımız daha da güçlendi. Oraya yeniden yerleşmeye başladık, çocuklarım memleketimi ziyaret etmeye başladı. Şimdi de Erzincan'a gidiyorum. İşin en güzel tarafı da bu; Fenerbahçe beni memleketimle yeniden tanıştırdı."- Arda Güler Hakkında Bütün Haberler -Real Madrid - Her Şey
𝗔𝗥𝗗𝗔 𝗚𝗨̈𝗟𝗘𝗥 (𝟮𝟭), resmen şu başarıları elde eden İLK Türk milli futbolcu oldu: • UEFA Şampiyonlar Ligi (UCL) kupasını kaldırmak 🇪🇺 • UCL'de "En İyi Genç Oyuncu" seçilmek • LaLiga'da "Sezonun Golü" ödülünü kazanmak 🇪🇸 • CR7'nin Avrupa Şampiyonası'ndaki ilk maçında gol atma rekorunu kırmak • Türkiye adına Dünya Kupası'nda gol atan (ve aynı zamanda) LaLiga oyuncusu olmak • Real Madrid tarihinde 6 LaLiga golüne en hızlı ulaşan oyuncu olmak • Real Madrid'e transfer olan, takım adına gol atan ve lig şampiyonluğu kazanan (bir oyuncu) olmak. İNANILMAZ BİR YETENEK.- En Son Erkek Basketbol Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
Gelecek sezon İstanbul'daki EuroLeague geceleri yıkılacak! Beşiktaş, Fenerbahçe ve Anadolu Efes; hepsi bu şehri EuroLeague'de temsil edecek. Saf basketbol büyüsüne hazır olun!- Eda Erdem Dündar: Milli Takımın Kaptanı ve Efsanevi Orta Oyuncu ve Smaçörü
Pasör Çaprazı Defne Başyolcu Eda Erdem Dündar hakkında Konuşuyor- Futbol FIFA Dünya Kupaları Hakkında Bütün Haberler (Türkiye ve Dünyadan)
G Grubu'nda kaotik bir final Cuma gecesi puan durumunun ne kadar değiştiğine bir göz atın!- Futbol FIFA Dünya Kupaları Hakkında Bütün Haberler (Türkiye ve Dünyadan)
11 Saniye! FIFA Dünya Kupası Tarihindeki En Hızlı Gol - 11 SECONDS! The Fastest Goal In FIFA World Cup History 11 SANİYE! FIFA Dünya Kupası Tarihinin En Erken Golü FIFA Dünya Kupası tarihinin en hızlı golü, Türkiye forması giyen Hakan Şükür tarafından sadece 11. saniyede atılmıştır. Şükür, bu rekor golü Güney Kore ve Japonya'da düzenlenen 2002 Dünya Kupası'ndaki üçüncülük maçında ev sahibi Güney Kore'ye karşı kaydetmiştir. Golün Özeti Maç: Türkiye - Güney Kore (2002 Dünya Kupası Üçüncülük Maçı) Tarih: 29 Haziran 2002 Pozisyon: Türkiye, santra vuruşunun hemen ardından Güney Kore savunmasının yaptığı hatayı iyi değerlendirdi. Şükür topu kaptı, tek dokunuşla kaleci Lee Woon-jae'nin yanından ağlara gönderdi. Sonuç: Türkiye maçı 3-2 kazanarak dünya üçüncüsü oldu. Dünya Kupası Tarihinin En Hızlı 5 Golü Şükür'ün 11. saniyedeki bu golü uluslararası arenada hâlâ rekorunu korumaktadır. Erkekler Dünya Kupası tarihindeki en hızlı beş gol şu şekildedir: Hakan Şükür (Türkiye) - Güney Kore, 2002 — 11. saniye Václav Mašek (Çekoslovakya) - Meksika, 1962 — 15. saniye Ernest Lehner (Almanya) - Avusturya, 1934 — 25. saniye Bryan Robson (İngiltere) - Fransa, 1982 — 28. saniye Clint Dempsey (Amerika Birleşik Devletleri) - Gana, 2014 — 30. saniye- Futbol FIFA Dünya Kupaları Hakkında Bütün Haberler (Türkiye ve Dünyadan)
2026 FIFA Dünya Kupası Son 32 turuna yükselmeyi garantileyen 28 takım belli oldu; grup aşamasının son maçları tamamlanırken geriye sadece 4 boş kontenjan kaldı. 48 takımlı yeni turnuva formatına göre, 12 grubun ilk iki sırasını alan takımlar doğrudan, en iyi sekiz üçüncü ise wild card ile bir üst tura yükseliyor. Son 32 turuna kalmayı başaran kesinleşmiş ülkeler şunlardır: A Grubu: Meksika, Güney Afrika B Grubu: İsviçre, Kanada, Bosna-Hersek C Grubu: Brezilya, Fas D Grubu: ABD, Avustralya, Paraguay E Grubu: Almanya, Fildişi Sahili, Ekvador F Grubu: Hollanda, Japonya, İsveç G Grubu: Belçika, Mısır H Grubu: İspanya, Yeşil Burun Adaları (Cabo Verde) I Grubu: Fransa, Norveç, Senegal J Grubu: Arjantin K Grubu: Kolombiya, Portekiz L Grubu: İngiltere, Gana Kesinleşen Eleme Eşleşmeleri Grup sıralamalarının netleşmesiyle birlikte Son 32 turunun ilk eşleşmelerinden bazıları şimdiden belli oldu: Eşleşme Detaylar / Stadyum Almanya - Paraguay Kesinleşti Fransa - İsveç Kesinleşti Kanada - Güney Afrika Los Angeles'ta oynanacak Hollanda - Fas Kesinleşti ABD - Bosna-Hersek Çarşamba günü Santa Clara'da Brezilya - Japonya Houston'da oynanacak Fildişi Sahili - Norveç Kesinleşti Arjantin - Yeşil Burun Adaları Peri masalı yaşayan turnuva çaylağı, Messi'nin karşısına çıkıyor Avustralya - Mısır Kesinleşti Kalan Son Kontenjanlar Braketi tamamlayacak son 4 slot, J, K ve L gruplarında oynanacak son maçların yanı sıra turnuvanın en iyi grup üçüncüsü wild card hesaplamalarına bağlı olacak. Güney Kore, İran, Hırvatistan, Cezayir ve İskoçya gibi takımlar turnuvada kalıp kalamayacaklarını görmek için averaj hesaplarını ve son düdükleri bekliyor.- Amerika'da Ne Oluyor - Güncel / Politik Haberler
'İhtiyar adamın egosu!': Trump'ın, Reflecting Pool'a (Yansıtma Havuzu) zarar verdiği iddia edilenlere yönelik intikam planı ters tepti; üstelik bu küçük hesaplı misilleme girişiminin başarısız olduğu da anlaşıldı. Başkan Donald Trump'ın çok önemsediği ve kendi imajını parlatmaya yönelik projelerinden biri, en büyük halkla ilişkiler fiyaskolarından birine dönüştü. Trump, Lincoln Anıtı'ndaki Yansıtma Havuzu'nu (Reflecting Pool) yenileme planlarını son birkaç hafta içinde büyük ve olumsuz bir haber konusuna çevirdi. Washington D.C.'deki bu popüler turistik mekân için bir boyama işi olarak başlayan süreç, hızla bir felakete dönüştü. İddialara göre Trump yönetimi, Yansıtma Havuzu'nun tabanını "Amerikan bayrağı mavisi" adı verilen bir renge boyaması için Atlantic Industrial Coatings şirketine ihalesiz bir şekilde 14 milyon dolarlık bir iş verdi. Buna ek olarak yetkililer, yaklaşık 620 metreye 50 metrelik (2.030 fit x 167 fit) bu su havuzuna yosun öldürücü yeni bir temizlik sistemi kurması için Green Water Solutions'a 1,74 milyon dolar ödedi. Atlantic Industrial Coatings daha önce Trump'ın Virginia'daki golf kulübünde bulunan yüzme havuzlarında çalışmıştı. Green Water Solutions'ın sahibi ise Trump'a uzun süredir bağış yapan John J. Cafaro. İşçilerin havuza hidrojen peroksit döktüğü anların videosu ve suyun üzerinde yüzen ölü bir yavru ördeğin görüntüleri bu ay viral oldu; bu durum, alanla ilgili tartışmaları daha da alevlendirdi. Trump'ın Washington'ı güzelleştirme girişimini çeşitli basın toplantılarında bu denli ön plana çıkarması, eleştirmenlerin bu yenileme çabasının yarattığı olumsuz sonuçlar nedeniyle onu sertçe eleştirmesine kapı araladı. Görünüşe göre bu eleştiriler Başkan'ın hoşuna gitmedi. Trump'ın yönetimindeki İçişleri Bakanlığı, 23 Haziran'da Yansıtma Havuzu'nun çevresine çitler yerleştirmeye başladı. 'Gerçekler onun altında': Kennedy Center'daki örtülerin, hakimin kaldırılma kararına rağmen haftalarca yerinde kalmasıyla birlikte Trump, sadece adını değil, daha fazlasını da gizlemekle suçlanıyor. 'Felaket': Trump'ın Yansıtma Havuzu kabusu yeni bir boyut kazandı; yosun tartışması çok daha utanç verici bir keşfe yol açtı. İçişleri Bakanlığı'ndan bir sözcü People dergisine yaptığı açıklamada, "Yansıtma Havuzu'nun çevresini 4 Temmuz kutlamalarından önce çitle çevirmeyi zaten planlıyorduk," dedi. Açıklama şöyle devam etti: "Önceki yıllarda olduğu gibi, ekipler havuz çevresine havai fişek fırlatma platformlarından birini kurdu; bu nedenle kamu güvenliğini sağlamak amacıyla çitleri yerleştirdik." Buna ek olarak İçişleri Bakanlığı, başkanın son günlerde öne sürdüğü söylemi yineleyerek, söz konusu yerde hasara "solcu aktivistlerin" yol açtığı yönündeki kanıtlanmamış iddiayı tekrarladı. Bir paylaşım sahibi, “Bu durum, Trump’ın devletimize ait anıtları sanki kendi malıymış gibi sahiplenmesinin tipik bir örneği. O anıtlar kendisine ait değil. Onlara verdiği zarar nedeniyle tutuklanmalı ve onarım masraflarını kendi cebinden karşılamalı,” diyerek tepkisini dile getirdi. Trump karşıtı bir başka kişi ise, “Çok acınası bir durum; oysa tek yapması gereken o lanet şeyi boşaltmak, filtreleme sistemini onarmak ve güneşi yansıtmayacak bir renge boyamaktı,” diye yazdı. Yansıtma Havuzu (Reflecting Pool) ile ilgili bu utanç verici durum, başkanın ülkenin başkentinde kişisel tarzını daha fazla yansıtma yönündeki başarısız girişiminden, yönetim adına bir halkla ilişkiler kâbusuna dönüştü. Geçmişteki icraatlarına bakılırsa, National Mall çevresine çitler dikmek, gözde projelerinden birinin daha ulusal düzeyde alay konusu olmasının yarattığı utancı örtbas etme çabasında Trump’ın atacağı son adım olmayacaktır. Kaynak: ABSN- Minneapolis halkı yeniden gerçek, ilerici ve şefkatli yüzünü gösterdi: O halk ki tüm yoksul ve kendilerini savunamayan insanlar için yeniden ayağa kalktı
Trump'ın atadığı yargıç, ICE protestocularını 100 yıla kadar hapis cezasına çarptırdı ICE karşıtı sekiz protestocu, Trump tarafından atanan bir federal yargıç tarafından 30 ila 100 yıl arasında değişen hapis cezalarına çarptırıldı. Guardian muhabiri Lex McMenamin, şu anda hapse girmek üzere olan bazı kişilerle görüştü ve davalara ilişkin ayrıntıları paylaşmak üzere Antonia Hylton'a katılıyor.- Amerika'da Ne Oluyor - Güncel / Politik Haberler
Trump’ın İran uyarısı, petrolün 2020’den bu yana geçirdiği en kötü ayı durdurmaya yetmedi Başkan Donald Trump Cuma günü İran'ı ateşkesi ihlal etmekle suçladı; Tahran'ın, Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemilere —bunlardan biri bir kargo gemisinin üst güvertesine isabet etti— en az dört adet tek yönlü saldırı dronu fırlattığını belirtti. Trump, Truth Social'da "Açıkçası bu, Ateşkes Anlaşmamızın akılsızca bir ihlalidir," diye yazdı ve ABD güçlerinin dronlardan üçünü düşürdüğünü, hasar gören geminin ise yolculuğuna devam edebildiğini ekledi. Haftalar önce olsa bu durum ham petrol fiyatlarını fırlatırdı. Ancak bu kez piyasa neredeyse hiç tepki vermedi. Ham petrol fiyatlarını yıllarca yüksek seviyede tutması beklenen "savaş primi" artık tamamen ortadan kalktı. Trump'ın uyarısına rağmen petrol, Körfez arzının beklenenden daha hızlı geri dönmesiyle birlikte Mart 2020'den bu yana en kötü ayını geçirme yolunda ilerliyor. United States Oil Fund (USO) tarafından takip edilen Batı Teksas Petrolü (WTI), Cuma günü varil başına 69 dolar civarına geriledi ve Hürmüz Boğazı kaynaklı fiyat sıçramasının büyük kısmını geri alan satış dalgasını sürdürdü. Ham petrolün ay başından bu yana performansı %21 düşüş gösterdi; bu, Mart 2020'deki COVID-19 kaynaklı çöküşten bu yana görülen en sert aylık düşüş anlamına geliyor. Piyasa artık kıtlık ihtimalini fiyatlamayı bıraktı; bunun yerine arz fazlasını fiyatlamaya başladı. Körfez Arzı Beklenenden Daha Hızlı Geri Dönüyor Körfez petrolü hızla piyasaya geri dönüyor. Yulia Zhestkova Grigsby liderliğindeki Goldman Sachs emtia araştırma ekibinin verilerine göre, toplam Basra Körfezi ihracatı yedi günlük ortalamada normal seviyelerin %63'üne kadar yükseldi. 11 Haziran'dan bu yana Hürmüz Boğazı yakınlarında gemilere yönelik herhangi bir saldırı bildirilmedi. ABD Hazine Bakanlığı, İran petrolü satışlarına izin veren 60 günlük bir muafiyet kararı çıkardı; Goldman'ın tahminlerine göre bu hamle, halihazırda tankerlerde bekleyen 60 milyon varile kadar İran ham petrolünün piyasaya girmesini sağlayabilir. Arzın geri dönmesiyle birlikte piyasa gelecekteki durumu şimdiden fiyatlıyor. Goldman Sachs'a göre piyasa, "beklenen gelecekteki arz fazlasını şimdiden fiyatlıyor." Bunun en net göstergesi ise fiyat eğrisinde (vadeli işlem eğrisinde) görülüyor. Dubai petrolü için yakın vadeli fiyat farkları (prompt time spreads) "contango" durumuna geçti; yani yakın vadeli teslimatlı variller, ileri vadeli olanlara kıyasla daha ucuza işlem görmeye başladı. Bu durum, kıtlıktan ziyade arz fazlası bekleyen bir piyasanın tipik bir göstergesidir. Çin, Talep Görünümünü Zayıflatıyor Aynı zamanda, dünyanın en büyük ithalatçısı daha az ham petrol tüketiyor. Ed Yardeni Cuma günü paylaştığı bir notta, petrol fiyatlarının Hürmüz Boğazı çevresindeki jeopolitik riskleri hiçbir zaman tam olarak yansıtmamasının nedenlerinden birinin, Çin'deki yapısal talep yavaşlaması olduğuna dikkat çekti. Yaklaşık otuz yıllık neredeyse kesintisiz bir büyümenin ardından, Çin'in ham petrol ithalatı Mayıs ayında günlük sadece 4,6 milyon varile geriledi; bu düşüşte elektrikli araçların hızla benimsenmesi, uzun süredir devam eden emlak piyasası durgunluğu, yavaşlayan ekonomik büyüme ve yüksek stok seviyeleri etkili oldu. JPMorgan'a göre, küresel ham petrol ithalatındaki son düşüşün yaklaşık %74'ü Çin kaynaklı. Jeopolitik Risk Primi Ortadan Kalkıyor Goldman, yatırımcıların ham petrolün, çatışmanın başlamasından bu yana taşıdığı jeopolitik risk primini hak edip etmediğini sorgulamaya başladığına işaret etti. İhracatın toparlanma hızı ve talep dengelenirken piyasanın arzı farklı rotalara yönlendirebilme becerisi, uzun vadeli petrol fiyatlarının yüksek güvenlik risklerini kalıcı olarak bünyesinde barındırması gerektiği yönündeki varsayımı sarstı. Başka bir deyişle, işlemciler artık gerçekleşmesi muhtemel senaryolar için bir bedel ödemiyor; bunun yerine halihazırda gerçekleşen olaylara göre hareket ediyorlar. Daha düşük petrol fiyatları, genel ekonomi için de itici bir güç (veya olumlu bir rüzgar) sağlayabilir. Oxford Economics; düşen ham petrol fiyatlarının gemi yakıtı maliyetlerini ve navlun ücretlerini düşürmesini, tedarik zinciri üzerindeki baskıları kademeli olarak hafifletmesini ve aynı zamanda önümüzdeki aylarda gübre fiyatları ile genel enflasyonist baskıların dengelenmesine yardımcı olmasını bekliyor. Kaynak: B- En Son Çevre Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
Paris, Klima Yerine Seine Nehri ile Nasıl Serinliyor? Avrupa'da sıcaklıklar artarken Paris, geleneksel klimalar yerine dünyanın en büyük bölgesel soğutma ağlarından birini kullanıyor. Temelleri 1990'larda atılan bu sistem, günümüzde Louvre Müzesi, hastaneler ve kamu binaları dahil birçok noktaya hizmet veriyor. Sistem Nasıl Çalışıyor? Yeraltı Boru Hattı: Şehrin altında 120 kilometrelik bir boru hattı ağı bulunuyor. Isı Değişimi: Şehirdeki binalardan gelen sıcak su ile Seine Nehri'nden alınan soğuk su, yeraltındaki tesislerde birbirine temas etmeden yan yana geçiyor. Isı değiştiriciler sayesinde binaların ısısı nehir suyuna aktarılıyor (sıcak çay bardağının soğuk suya konulup soğutulması gibi). Doğaya Dönüş: Soğuyan su binalara geri gönderilirken, ısınan nehir suyu kontrollü bir şekilde Seine Nehri'ne bırakılıyor. Yapılan incelemeler, bu durumun nehir ekolojisine zarar vermediğini gösteriyor. Gelecek Hedefleri ve Avantajları Genişleme: Şebekenin mülkiyeti Paris Belediyesi'ne ait. Hedef, 2042 yılına kadar sistemi 3 katına çıkararak 3.000'den fazla binaya ulaştırmak. Çevre Dostu: Klimalar dışarıya sıcak hava üfleyerek şehri daha da ısıtırken, bu sistem kentsel ısı adası etkisini azaltıyor ve klimalara kıyasla çok daha yüksek enerji verimliliği sağlıyor. Başka Şehirlerde Uygulanabilir mi? Paris dışında Stockholm (Baltık Denizi'ni) ve Toronto (Ontario Gölü'nü) benzer sistemlerle kullanıyor. Ancak uzmanlar bu sistemin her şehre aynen kopyalanamayacağını belirtiyor çünkü önünde bazı engeller var: Yüksek Maliyet: Paris'teki bu projenin 20 yıllık sözleşme bedeli 2,4 milyar avro. Yoğun Talep İhtiyacı: Sistemin ekonomik olması için binaların ve soğutma talebinin şehirde yoğun olması gerekiyor. Coğrafya ve Altyapı: Örneğin Londra'daki Thames Nehri bu iş için uygun debiye sahip değil; ayrıca şehrin altı metro ve diğer hatlarla çoktan sıkışmış durumda. Kaynak: TG- İran İsrail ve ABD Savaşı / Sorunu - Bütün Detaylarıyla Buraya...
Hürmüz Boğazı'nda bir geminin vurulmasının ardından ABD, İran'ın askeri tesislerini vurdu ABD güçleri Cuma günü, İran'ın Hürmüz Boğazı'ndan çıkış yapan bir ticari gemiye Perşembe günü düzenlediği saldırı şeklindeki "haksız saldırganlığına" karşı —Merkez Komutanlığı'nın "güçlü bir yanıt" olarak nitelendirdiği— hava saldırıları gerçekleştirdi. Saldırılar, Başkan Donald Trump'ın İran'ı, iki ülke arasında geçen hafta imzalanan bir mutabakat zaptı ile pekiştirilen ateşkesi ihlal etmekle suçlamasının ardından geldi. Yarı resmi İran Öğrenci Haber Ajansı'nın (ISNA) Telegram üzerinden yayınladığı açıklamaya göre, İran İslam Devrim Muhafızları (IRGC), boğaz yakınlarındaki Sirik Adası'na yönelik ABD "karşı saldırısını" püskürttüklerini ve ABD güçlerini geri çekilmeye zorladıklarını duyurdu. IRGC, "saldırganlığın karşılıksız kalmayacağını" belirterek, "herhangi bir yeni akılsızca hareketin, saldırganların hayallerini yerle bir edecek sert bir yanıtla karşılanacağı" uyarısında bulundu. Başkan Yardımcısı JD Vance, Perşembe günü X platformunda yaptığı paylaşımda, İran'ın "mutabakat zaptının uygulanış biçimiyle ilgili anlaşmazlıkları varsa telefonu eline alıp arayabileceğini" söyledi ve ekledi: "Ancak şiddete şiddetle karşılık verilecektir." Saldırılar ve karşılıklı sert ifadeler ateşkesi pamuk ipliğine bağlarken, mutabakat zaptının kapsamı ve ayrıntılarına dair süregelen belirsizliği de artırdı. Günün erken saatlerinde İran, kendi onayı olmaksızın boğazdan yapılacak hiçbir geçişe müsamaha göstermeyeceğini açıklamıştı. Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, devlete yakın medya organları tarafından yayınlanan sosyal medya mesajında, "Güvenli geçiş... muğlak düzenlemelerle, paralel rotalarla veya kıyıdaş bir devlet olarak İran'ın görüşü alınmadan yapılan karar alma süreçleriyle garanti altına alınamaz," dedi. "Güvenilir her türlü çerçeve, İran ile koordinasyona dayanmalıdır." Genel hatlarıyla kaleme alınan anlaşmanın uygulanmasına yönelik 60 günlük teknik müzakerelerin sürdüğü belirtilirken, her iki taraf da anlaşma şartlarını ve görülen ihlalleri kendi bakış açılarına göre kamuoyuna yansıttı. Trump, ABD saldırısı haberi henüz duyulmadan hemen önce Oval Ofis'te gazetecilere yaptığı açıklamada, "Dün ateş açmış olmaları hoşuma gitmedi," dedi. "Bunu yapmamalıydılar. Göreceksiniz." Boğaz'da yeniden başlayan çatışmalara rağmen Dışişleri Bakanı Marco Rubio Cuma günü bir ilerleme kaydedildiğini duyurdu; buna göre ABD, İsrail ve Lübnan arasında, Washington'da yürütülen ABD öncülüğündeki müzakerelerin beşinci turunun ardından İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki iki bölgeden çekilmesini öngören üçlü bir anlaşmaya varıldı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu bunu, İsrail'in Lübnan'daki işgalinin büyük bir kısmını sürdürmesine olanak tanıyacak "büyük bir başarı" olarak nitelendirirken, İran destekli Hizbullah anlaşmayı Lübnan'ın bir teslimiyeti olarak kınadı. Mutabakat zaptı, "Lübnan dahil tüm cephelerdeki askeri operasyonların" sona erdirilmesini öngörüyor. Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO), kuralların netleştirilmesi ve boğazın ortasındaki bir güzergahtan İran mayınlarının temizlenmesi sağlanana kadar; biri kuzeyde İran kıyısı yakınında, diğeri ise güneyde Umman kıyısı boyunca uzanan iki rota üzerinde güvenli geçişe olanak tanıyan ve bu hafta başında mutabakat zaptı kapsamında varılan ayrı bir anlaşmanın uygulanmasını askıya aldığını açıkladı. IMO Genel Sekreteri Arsenio Dominguez bir basın toplantısında, "Geminin başına tam olarak ne geldiğine dair soruşturmamız hâlâ devam ediyor," dedi. Pazartesi günü İranlı ve Ummanlı yetkililerle yapılan görüşmelerin ardından, ABD-İran savaşının Şubat ayı sonlarında başlamasından bu yana boğazda mahsur kalan yaklaşık 500 geminin geçişini Uluslararası Denizcilik Örgütü'nün (IMO) koordine edeceği bir sürecin oluşturulduğunu belirtti. Dominguez'in "tahliye çerçevesi" olarak adlandırdığı sürecin bir parçası olmaksızın geçiş yapan ve Perşembe günü saldırıya uğrayan Singapur bayraklı Ever Lovely adlı konteyner gemisinin, kendi risk değerlendirmesini yaptığı ve güney geçişi boyunca ilerlemeden önce İran ya da Umman'daki yetkililerle herhangi bir temasa geçmediği anlaşıldı. Trump'a göre İran, "Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemilere en az dört adet tek yönlü saldırı İHA'sı (İnsansız Hava Aracı) fırlattı." Trump, bunlardan birinin "büyük ve çok pahalı bir yük gemisinin üst güvertesine isabet ettiğini... diğer üç İHA'yı ise düşürdüklerini" söyledi. Geçişine devam eden gemide herhangi bir yaralanma bildirilmedi. Dominguez, Cuma günü en az 11 geminin güney koridorundan, dört geminin ise kuzey rotasından IMO koordinasyonu olmaksızın boğazdan çıktığını belirtti. Perşembe günkü saldırıya ilişkin olarak, "Bunun münferit bir olay olmasını ve böylece imzalanan mutabakat zaptı (MOU) uyarınca güvenlik güvencelerini ve transit geçiş akışının devam etmesi gerekliliğini yeniden teyit edebilmeyi umuyorum," dedi. Petrol fiyatları, Perşembe günkü olaya rağmen Cuma günü düşüşünü sürdürdü. Mutabakat zaptının acil hükümleri olan boğazın açılması ve İran petrolü alımına yönelik ABD yaptırım muafiyetlerinin ötesinde; Tahran ve Washington'dan teknik ekipler, tüm yaptırımların kaldırılması ve İran'ın nükleer programına ilişkin yapılacaklar da dahil olmak üzere nihai bir anlaşmanın ayrıntılarını önümüzdeki iki ay içinde netleştirecek. Mutabakat zaptı, nihai anlaşmanın; geçen yıl ABD ve İsrail tarafından bombalanan İran depolama tesislerinin altında gömülü bulunan, yüksek oranda zenginleştirilmiş ve silah yapımında kullanılabilecek seviyeye yakın 900 pounddan (yaklaşık 408 kg) fazla uranyumun durumunu, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın "denetimi altında" çözüme kavuşturacağını öngörüyor. Belgede ayrıca, iki tarafın "nihai anlaşmada üzerinde mutabık kalınacak bir çerçeve" dahilinde "zenginleştirme konusunu ele alacakları" ifade ediliyor. Tahran sivil amaçlı düşük seviyeli zenginleştirme kapasitesine sahip olma hakkı bulunduğunu savunurken, Trump ve diğer yönetim yetkilileri İran'ın hiçbir şekilde zenginleştirme faaliyetinde bulunamayacağını belirtiyor. ABD'nin baş müzakerecisi Vance, belirli bir süre için zenginleştirme faaliyetlerine ara verilmesi (moratoryum) konusunda anlaşmaya varılabileceğini öne sürdü. ABD ayrıca İran'ın, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (IAEA) yer altındaki tesisleri denetlemesine izin vermeyi kabul ettiğini belirtti. İran ise bu konuda henüz bir anlaşmaya varılmadığını ifade etti. Japonya ziyareti sırasında Cuma günü düzenlenen bir basın toplantısında konuşan IAEA Genel Direktörü Rafael Mariano Grossi, ajansın öncelikle tüm zenginleştirilmiş uranyumun yerini ve durumunu doğrulaması gerektiğini, ancak "İran ile görüşmelere henüz yeni başladıklarını" ve herhangi bir denetimin başlamadığını söyledi. Grossi, denetim yöntemlerine ilişkin anlaşmanın 60 gün içinde sağlanabileceğini, ancak "uygulama sürecinin... 60 günden uzun süreceğini" vurgulayarak, "Bunu herkesin anlaması çok önemli," dedi. ABD ve İran'dan gelen çelişkili açıklamalar sorulduğunda Grossi, her iki tarafın da bir "siyasi duruşu" olduğuna dikkat çekti ve ekledi: "Ancak gerçekte ortada bir anlaşma var ve bu anlaşmaya uyulması için IAEA'nın tesislere erişim sağlaması ve denetim yapması gerekecek." Mutabakat zaptı üzerindeki anlaşmazlıklar sürerken, İsrail ve İran birbirlerini tehdit etmeye devam etti. İran'ın merkezi askeri karargahı Cuma günü yaptığı açıklamada, ABD'ye İsrail'i "dizginleme ve kontrol altına alma" çağrısında bulundu ve İsrail uçaklarının İran sınırlarına yakın komşu ülkeler üzerinden yapacağı her türlü harekete karşı uyarıda bulundu. İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, Farsça yaptığı bir sosyal medya paylaşımında İran'ın "gülünç tehditkâr tavırlarını" reddederek, İran'ın İsrail'e saldırması halinde "en büyük hatasını yapmış olacağını" belirtti ve "Bizi hiçbir şey durduramaz. Güçlerimiz işi bitirmeye hazır," dedi. İsrail, söz konusu mutabakat zaptından duyduğu hoşnutsuzluğu açıkça dile getirdi; Lübnan'da İsrail ile Hizbullah arasında yaşanan çatışmalar da bu mutabakatı tehlikeye atma riski taşıyor. İran, İsrail'in Lübnan'dan çekilmesini ve oradaki tüm saldırılarını durdurmasını talep ederken; İsrail, kuzeydeki yerleşim yerlerine yönelik Hizbullah saldırılarının ancak Lübnan hükümetinin kontrolü dışında faaliyet gösteren bu militan grubun yok edilmesiyle durdurulabileceğini savunuyor. Cuma günü Dışişleri Bakanlığı'nda düzenlenen İsrail-Lübnan anlaşması imza törenine ev sahipliği yapan Rubio, bu gelişmeyi "başlangıcın başlangıcı" olarak nitelendirdi. Rubio, "Bu ilk adım bazen en zor olanıdır ama önemli bir adımdır... Umarım bu tür görüşmelerin devamı gelir ve gerçek, somut ilerlemeler kaydederiz," dedi. Anlaşma, bugüne kadar Hizbullah'a karşı kayda değer bir şekilde karşı koyamayan Lübnan ordusunun, İsrail ordusu tarafından işgal edilen iki bölgenin kontrolünü devralmasını öngörüyor. İsrail'de yayınlanan kayıtlı bir açıklamasında Netanyahu, "En önemli husus, her şeyden önce İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki güvenlik bölgesinde varlığını sürdürmesidir. Bu büyük bir başarıdır ve Hizbullah silahsızlandırılmadığı sürece bu durumu koruyacağız," dedi. Netanyahu, "Bu aynı zamanda İran'a da büyük bir darbe," dedi. Kaynak: TWP- Jeffrey Epstein'le ilgili bütün haberler Buraya - Donald Trump - Bill Clinton - Elon Musk - ve Diğerleri
Ana Gelişme Apollo Global Management’ın kurucusu milyarder Leon Black, cinsel suçlardan hüküm giyen merhum Jeffrey Epstein hakkındaki soruşturma kapsamında gönüllü olarak Kongre komitesine ifade vermeye gitti. Ancak komite başkanının, imzaladığı gizlilik anlaşmaları (NDA) hakkındaki soruları üzerine oturumu öfkeyle terk etti. Epstein ile Maddi İlişkiler ve İddialar 158 Milyon Dolarlık Ödeme: Black, yıllar içinde Epstein’e meşru vergi ve miras danışmanlığı hizmetleri için 158 milyon dolar ödediğini savunuyor. Yapılan iç soruşturmalar da bu ödemelerin yasal olduğunu ileri sürüyor. Şüpheler: Senato ve Kongre komitesi ise bu devasa ödemelerin kişisel ilişkileri gizlemek veya kasıtlı olarak fazla ödeme yapmak amacıyla kullanılıp kullanılmadığını inceliyor. Gizlilik Anlaşmaları (NDA): Black'in eski bir Rus model olan Guzel Ganieva ile yaşadığı ilişki sonrası, kadının susması için 2015 yılında 9 milyon dolarlık bir gizlilik anlaşması yaptığı biliniyor. Belgeler, Epstein'in bu süreçte Black'e eski kolluk kuvvetlerini kullanarak kadına baskı yapması yönünde akıl verdiğini gösteriyor. Komite, Epstein'in bu gizlilik sözleşmelerinde ve kadınlara ödenen paralarda bir rolü olup olmadığını anlamak istiyor. Taraflar Ne Diyor? Leon Black ve Avukatları: * Epstein'in gizli ve iğrenç suç faaliyetlerinden ancak 2019'da tutuklandığında haberdar olduğunu iddia ediyor. Kendisini "Jekyll'ı tanıyordum, Hyde'ı tanımıyordum" diyerek savunuyor ve suçlamaları reddediyor. Avukatı, bu oturumu "siyasi bir şov" olarak nitelendiriyor ve Epstein'in bu gizlilik anlaşmalarıyla hiçbir ilgisi olmadığını savunuyor. Kongre Komitesi Üyeleri: Komite, Black'in gizlilik anlaşmalarını paylaşması ve yeminli ifade vermesi için daha önce iki kez celp çıkarmıştı. Demokrat Milletvekili Robert Garcia, Black'in sorular karşısında "odadan kaçıp gittiğini" ve soruşturmaya zorluk çıkarmaya devam ederse hesap vereceğini belirtti.- Amerika'da Ne Oluyor - Güncel / Politik Haberler
Trump'ın "Great American State Fair" etkinliği; erimiş dondurmalar ve boş stantlarla başladı ABD'nin 250. kuruluş yıl dönümünü kutlamak amacıyla National Mall'da düzenlenen "Great American State Fair" (Büyük Amerikan Eyalet Fuarı) başladı. Ancak her şey o kadar da iyi bir başlangıç yapmadı. Etkinlik; elektrik kesintileri, eriyen dondurmalar ve heyet göndermeyi reddeden eyaletlerin katılım göstermemesi gibi sorunlarla hızla karşı karşıya kaldı. Organizatörler ziyaretçilere ülkenin her bölgesinin temsil edileceği konusunda güvence vermiş olsalar da, en az 10 eyalet ve bölge katılmayı reddetti; birçoğu ise katılmama gerekçesi olarak 16 gün sürecek bu etkinliğe personel göndermenin maliyetini gösterdi. Connecticut, Oregon, Washington, Maine, Alaska ve ABD Virgin Adaları'na ayrılan stantlarda sadece arka plan görselleri ile sandalyeler veya halılar yer alıyordu. Öte yandan, bazı eyaletler bu 250. yıl dönümü kutlaması için büyük çaba gösterdi. Teksas standında ziyaretçiler Alamo (tarihi yapı) ile fotoğraf çektirebiliyor, uzun soluklu müzik programı "Austin City Limits"e dair interaktif bir ekranla etkileşime girebiliyor ve bir uzay gemisinin içine oturabiliyordu. Nevada standı Las Vegas temalıyken, Kaliforniya standı ise katılımcılara ücretsiz tatil kazanabilecekleri bir çekilişe katılma fırsatı sunuyordu. USA TODAY, fuarı 26 Haziran Cuma günü ziyaret etti. İşte gözlemlerimiz ve katılımcıların söyledikleri: Ziyaretçilerin, katılmayı reddeden eyaletlere tepkisi Maryland'in Eldersburg kentinden 49 yaşındaki William Connor, katılmayı reddeden eyaletler karşısında şaşırdığını ifade etti. Connor, "250. yıl kutlaması hayatta bir kez olur; dolayısıyla bu fırsatı kaçırmış oldular," dedi. "Buraya gelip ortamı görselerdi... Burası bir Trump festivali değil; esasen Amerika kutlanıyor." Massachusetts personel göndermeyi reddetmiş olsa da, Batı Massachusetts'ten emekli bir öğretmen olan ve sadece ilk adının kullanılmasını isteyen 72 yaşındaki Donna, işi kendi üstlenmeye karar verdi. Evinden dokuz saatlik bir yolculukla gelen Donna; Massachusetts Akçaağaç Üreticileri Birliği'nden temin ettiği kasalar dolusu akçaağaç şurubunu ve çocuk boyama kitaplarını yanında getirerek eyaletinin standında gönüllü olarak görev aldı. USA TODAY'e verdiği demeçte, eyaletinden gelen tek gönüllü olduğunu ve her gün yerel saatle yaklaşık 08.00'den 21.00'e kadar çalıştığını belirtti. "Birkaç gün boyunca bu fikir aklıma gelmedi," dedi. "Sonra, 'Vay canına, oraya bizzat kendim gidebilirim,' diye düşündüm." Süregelen aksilikler Boş stantların yanı sıra, etkinlikte elektrik sorunları da yaşandı. 25 Haziran Perşembe günü katılımcılar jeneratörle ilgili sorunlar bildirdi; bu durum, fuarın başlıca ilgi odaklarından biri olan dönme dolabın yaklaşık iki saatliğine durdurulmasına yol açtı. Bir gün sonra, yiyecek bölümündeki çalışanlar, devam eden elektrik sorunları nedeniyle tüm dondurma stokları eridiği için hâlâ yeni bir sevkiyat bekliyordu. Öğle yemeği servisinin bir kısmında, kemiksiz tavuk kanadı gibi bazı yiyecek seçenekleri de mevcut değildi. Cuma günü başka bazı etkinlik alanları da hizmet dışıydı. Ziyaretçilerin hem sürüş becerilerine hem de John Denver'ın 1971 tarihli hit parçası "Take Me Home, Country Roads"u ne kadar iyi söylediklerine göre rekabet edebildikleri bir sürüş simülatörünün yer aldığı Batı Virginia standı, klima sorunları nedeniyle kapatıldı. National Geographic standındaki bazı ekranlar da çalışmıyordu. Fuarın öne çıkanları Devam eden sorunlara ve az sayıdaki ziyaretçiye rağmen, katılımcılar eski Başkan George Washington kılığına girmek veya Betsy Ross'u canlandıran bir oyuncuyla sohbet etmek gibi interaktif sergilerle keyifli vakit geçirdi. Geçici bir Budweiser barı, Washington'ın yaz sıcağından bunalan insanlar için bir vaha görevi gördü. Michelle Catan, her ikisi de 60'lı yaşlarında olan eşi Paul ile birlikte, "hayatta bir kez yaşanabilecek bu etkinlik" için New York'un Oneonta kentinden DC'ye geldiklerini söyledi. 1998'de Las Vegas'ta evlenen çift, Nevada standında bulunan ünlü "Welcome to Fabulous Las Vegas" (Muhteşem Las Vegas'a Hoş Geldiniz) tabelasının bir kopyasıyla fotoğraf çektirmekten büyük keyif aldı. Michelle Catan, "Bu eyaletlerin her birine gitmeyi ve neler sunduklarını görmeyi seviyorum," dedi. "Bu ülkede yaşadığımız için çok şanslıyız." Cuma günü her bir eyaleti ziyaret etmek isteyen katılımcıların beklediklerinden daha az zamanı oldu. Fuar, yağmur nedeniyle normalden birkaç saat erken kapandı. Kaynak: TDN- En Son Doğal Afet Haberleri - Deprem - Sel - Yangın - Fırtına v.b.
Merseyside itfaiyecileri Venezuela'daki deprem kurtarma çalışmalarına öncülük ediyor Merseyside'dan bir itfaiyeci ekibi, iki ölümcül depremin ardından yürütülen uluslararası kurtarma çalışmalarına Birleşik Krallık'ın katkısını yönetmek üzere Venezuela'ya gitti. 68 personel, özel eğitimli altı arama-kurtarma köpeği ve dronlar dahil çeşitli ekipmanları taşıyan bir Kraliyet Hava Kuvvetleri (RAF) uçağı, Cuma günü Oxfordshire'daki Brize Norton hava üssünden Güney Amerika ülkesine doğru havalandı. Çarşamba günü meydana gelen art arda depremlerde 900'den fazla kişi hayatını kaybetti ve 3.360 kişi yaralandı. Ulusal İtfaiye Şefleri Konseyi (NFCC), Birleşik Krallık ekibinin Lancashire, Cheshire ve Greater Manchester dahil olmak üzere 14 farklı itfaiye teşkilatından gelen itfaiyecilerden oluştuğunu açıkladı. Birleşik Krallık ekibine, Merseyside İtfaiye ve Kurtarma Servisi'nden yetkililer liderlik ediyor. Son derece deneyimli olan bu ekip, daha önce deprem bölgelerinde bizzat sahada görev yapmıştır. Ekip, 2023 yılında Türkiye ve Fas'ta enkaz altında kalan kazazedelerin kurtarılmasına yardımcı olmuştu. NFCC Başkanı Phil Garrigan şunları söyledi: "Bu itfaiyeciler olağanüstü beceri, deneyim ve özveriyle hareket ediyor; son derece zorlu koşullar altında hayat kurtarmaya yardımcı olmak amacıyla, en çok ihtiyaç duyulan yerlerde hayati önem taşıyan arama-kurtarma desteğini sağlamak için yerel ve uluslararası ekiplerle birlikte çalışacaklar." Venezuela hükümeti olağanüstü hal ilan etti. Başbakan Sir Keir Starmer ise şöyle konuştu: "2 milyon sterlinlik acil insani yardım fonunu kullanıma sunuyoruz ve hayati desteğin en çok ihtiyaç duyanlara mümkün olan en kısa sürede ulaşmasını sağlamak için uluslararası ortaklarla yakın iş birliği içinde çalışıyoruz." - Fenerbahçe İstanbul Jet Tekerlekli Sandalye Basketbol Takımı Türkiye Şampiyonu Oldu
Önemli Bilgiler
Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.
Navigation
Tarayıcı push bildirimlerini yapılandırın
Chrome (Android)
- Adres çubuğunun yanındaki kilit simgesine dokunun.
- İzinler → Bildirimler seçeneğine dokunun.
- Tercihinizi ayarlayın.
Chrome (Desktop)
- Adres çubuğundaki kilit simgesine tıklayın.
- Site ayarları seçeneğini seçin.
- Bildirimler seçeneğini bulun ve tercihinizi ayarlayın.
Safari (iOS 16.4+)
- Sitenin Ana Ekrana Ekle seçeneğiyle yüklendiğinden emin olun.
- Ayarlar Uygulaması → Bildirimler bölümünü açın.
- Uygulama adınızı bulun ve tercihinizi ayarlayın.
Safari (macOS)
- Safari → Tercihler bölümüne gidin.
- Web Siteleri sekmesine tıklayın.
- Kenar çubuğunda Bildirimler seçeneğini seçin.
- Bu web sitesini bulun ve tercihlerinizi ayarlayın.
Edge (Android)
- Adres çubuğunun yanındaki kilit simgesine dokunun.
- İzinler seçeneğine dokunun.
- Bildirimler seçeneğini bulun ve tercihinizi ayarlayın.
Edge (Desktop)
- Adres çubuğundaki kilit simgesine tıklayın.
- Bu site için izinler seçeneğine tıklayın.
- Bildirimler seçeneğini bulun ve tercihlerinizi ayarlayın.
Firefox (Android)
- Ayarlar → Site izinleri bölümüne gidin.
- Bildirimler seçeneğine dokunun.
- Listede bu siteyi bulun ve tercihinizi ayarlayın.
Firefox (Desktop)
- Firefox Ayarlarını açın.
- Bildirimler seçeneğini arayın.
- Listede bu siteyi bulun ve tercihlerinizi ayarlayın.