Zıplanacak içerik
  • Üye Ol

lifos

Φ Üyeler
  • İçerik Sayısı

    19
  • Katılım

  • Son Ziyaret

lifos - Başarıları

Çırak

Çırak (3/14)

  • İlk İleti
  • Ortak Nadir
  • Birinci Hafta Tamamlandı
  • Bir Ay Sonra
  • Bir Yıl İçinde

Son Rozetler

2

İçerik İtibarınız

  1. lifos

    Jazz

    Jazz Müziğin Tarihçesi Caz pek çok farklı insanların mirasından oluşmaktadır. 1800′ler de Amerika’nın güneyinde müzik Afrika kökenli kölelerin yaşam alanlarında hayatın ayrılmaz bir parçasıydı. Kutlamalarda, yaslarda, eğlencelerde, çalışırken ve bu müzik Avrupa-Amerika geleneksel müziği ile harmanlanarak blues, ragtime ve diğer müzik formlarını yarattı. İlk ortaya çıkışından şimdiye dek, caz 19 ve 20. yüzyıl Amerikan popüler müziğinden etkilenmiştir. Caz terimi ilk batı kıyısında ortaya çıkmış ve Chigago’da 1915’lerde yapılan müziği tanımlamak için kullanılmıştır. Bu zamandan öncede caz New Orleans’ta yapılsa da caz ismi ile adlandırılmamaktaydı. Caz’ı tanımlamak oldukça zor çünkü Ragtime’dan günümüz Fusion akımlarına kadar değişkenliklere dayanır. Belki de onu bir sanat müziği formu olarak tanımlayabiliriz Amerika kökenli ama siyahların Avrupa müziği ile karşı duruşlarıyla şekillenen bir form olarak. Köken 1800′lerin başında Amerika’ya yüz binlerce Afrikalı köle getirilir, bunların çoğu batı Afrika kökenli olup kendi müzik geleneklerini de beraberlerinde getirirler. 1843’e dek New Orleans’da Afrika dans ve davullarının olduğu festivaller düzenlenir tıpkı benzerlerinin New York ya da New England’ta yapıldığı gibi. Afrika geleneksel müziği Avrupa tarzı armoni içermez , tek seslidir. 19 uncu yüzyılın başlarında Avrupa sazlarını çalmayı öğrenen siyah müzisyenlerin sayısı artmaktadır. Sonuçta Güney Amerika, Karayip ve diğer köle melodileri salon müziği olarak piyano ile icraya başlanır. Siyah köleler “harmonik” tarzları da öğrenerek kendi müzikleri ile harmanlarlar 1890-1910 arası (Ragtime) 1800′lü yılların sonunda Güney Amerika’da Ragtime cazın gelişimine katkıda bulunan erken müzik tarzlarından biriydi. Ragtime tamamen piyano için bestelenirdi. Piyanist sol eliyle sabit olarak “boom-chic” bas ve akorları, sağ eliyle de ritmi değiştirerek çalardı bu ragging diye tanımlanırdı, belki de ragtime buradan gelmektedir. Bu tazın önde gelenleri yandaki Scott Joplin (resmi altta), Artie Mathews ve James Scott idi. Blues Ragtime gibi Blues‘da caz müziğin gelişimine katkıda bulunan önemli bir tarzdır. Etkileyici ve vokal geleneğine bağlı Blues parçaları 20′inci yüzyıl başındaki Afro-Amerikan insanların duygu ve hikayelerini anlatır. Blues sadece bir müzik türü değildir aynı zamanda o zamanki Afro-Amerikalıların hayat biçimidir. Blues yorumcuları gitar ya da gitar, piyano, mızıka eşliğinde söylerler. 1917-1920 (Dixieland) 1910 yılların sonu ve 20’li yılların başında New Orleans’ta Blues ve ragtime diğer geleneksel yerel grupların ve diğer pek çok unsurun etkisiyle adına Dixieland denen caz tarzı doğdu ki bu geleneksel caz ya da New Orleans cazı olarak da bilinir. Caz büyük popülarite kazandığı için kuzeyde New Orleans’tan Chigago’ya , New York, Kansas ve orta kesimde Midwest’ten Kaliforniya’ya yayıldı. Dixieland adı New Orleans’lı bir grup olan The Original Dixieland Jazz Band‘ten gelir. Grup bu tarz ilk çalışmayı 1917’de yapmıştır ve plak çok popüler olup uluslar arası tanınmıştır. Dixieland caz gruplarının ortak enstrümanları trompet, kornet, klarnet, saksafon ve trombondur. Ritm kısımları ise banjo, piyano, davul, yaylılar ya da tumba ile çalınır. Bu tarz genellikle enstrümantal olarak icra edilir. Dixieland cazının büyük ustaları içinde trompette Louis Armstrong ve Bix Beiderbecke, piyanoda Jelly Roll Morton, trombonda Edward ”Kid” Ory, klarnette Sidney Bechet ve grup lideri olarak tabii ki trompette King Oliver ilk akla gelenlerdir. 1920‘ler (Erken Big Band Müzik) 1920’lerde Dixiland cazın yükselişiyle 10 müzisyen ya da daha fazlasından oluşan orkestralarla icra şeklinde yeni bir tarz doğdu. Bu orkestralar Big Band olarak adlandırıldı. Bunlar klarnetten çok saksafona dayalı idiler. Yukarıda Big Band orkestralarının tipik oturum şablonu görülmektedir Tüm enstrümantasyon üç gruba ayrılmıştı; pirinç grubu (trompet ve trombonlar), nefes grubu (saksafonlar ve kimi zaman klarnet) ve ritm grubu ( piyano, bas, davul, gitar ve daha sonraları vibe) Genelikle Big Band aranjmanları “Standard” bir formu takip eder. 1. Melodi tüm orkestra tarafından ahenk içinde çalınırdı; 2. Sololar melodinin özünü ve akorları çalardı. Big Band orkestraları tarafından çalınan müzik Swing olarak adlandırıldı, bu insanların rahatça dans edebileceği bir tarzdı. Bu tarz hemen hemen 20 yıl popüler oldu ve Swing 1940’ların ortalarına dek ulaştı. Bu süre zarfında yüzlerce orkestra ABD’de çaldılar. Kimi zaman vokalist ile olmak üzere klasikler ortaya çıkardılar. En önemli orkestralar içinde ilk akla gelenler Duke Ellington, Benny Goodman, Fletcher Anderson orkestralarıdır. 1930‘lar–1940’lar (Big Band patlaması) Big Band müziği büyük durgunluk ve yaklaşan ikinci dünya harbine karşın 30’lar ve 40’larda popülaritesini arttırdı. Müzisyenler bar ve kulüplerde saatlerce süren performanslar sergilediler. Radyonun yayılması Big Band müziğini insanların evlerine dek ulaştırdı.Big Band patlaması büyük ustalarında orkestralarda yan yana çalmalarını sağladı. Örnek vermek gerekirse klarnetçi Benny Goodman, tromboncu Tommy Dorsey, klarnet ve saksafoncu Jimmy Dorsey, tromboncu ve aranjör Glenn Miller (resmi yukarıda), piyanist ve besteci Duke Ellington ve daha pek çoğu, tabii eşlik eden usta yorumcuları da unutmamak gerek destansı Billie Holiday, diva Ella Fitzgerald, Bing Crosby, Frank Sinatra gibi. 1940‘lar–1950’ler ( Bebop) Bebop tarzı Big Band’e büyük bir tezat olarak 1940’larda çıktı. Bu tarz ufak müzisyen gruplarınca icra edilirdi; 4 ya da 6 müzisyen. Ufak gruplar daha fazla solo imkanı müzisyenlere tanı-yordu. Müziğin kendisi çok komplike melodi ve akorlar-dan oluşuyordu, Bebop daha çok dinlemeye yönelik dansa uygun olmayan bir tarz idi. Bebop’un gelişmesine trompetçi Dizzy Gillespie ve alto saksafoncu Charlie Parker ön ayak olmuştur. Düzenli tarz Big Band müziği aksine düzensiz uzun ve kombine swing tarzı melodiler ortaya koymuşlardır. Diğer akla gelen Bebop ustaları saksafoncu Sony Stitt, Dexter Gordon, gitarist Kenny Burrel, Tal Farlow, piyanist Oscar Peterson, Bud Powell, Thelonius Monk, basçı Charles Mingus‘tur. Cool Jazz: 1940’larda pek çok farklı tarz aynı anda ortaya çıkmıştır. Cool Jazz 40’ların sonunda Bebop ile aynı zamanda ortaya çıkar ve yıllarca popüler olarak kalacaktır. Bu tarz Bebop’tan daha yumuşak, ince, güçlüdür ve 20′inci yüzyıl bestecilerinin -Stravinsky ve Debussy gibi- harmonilerinden etkilendiği söylenebilir. Bu tarzın en önemli iki ismi trompetçi Miles Davis (resmi yukarıda) ve piyanist, besteci-aranjör Gil Evans’tır. Diğer önemli müzisyenler arasında saksafoncu Garry Mulligan, Lee Konitz, trompetçi Chet Baker, gitarist Wes Montgomery, piyanist Dave Brubeck sayılabilir Latin Jazz (1930’lardan günümüze) Latin etkisindeki caz Latin dans ritmlerinin caz melodileri ile kombinasyonu ile karakterize edilir. Amerikan müziğine Latin ezgilerinin etkisi 30’larda başlamıştır. 50’ler ve 60’ larda bu etki tam manasıyla mambo, cha-cha, samba ve bossa-nova gibi Latin dans ezgilerinin etkisiyle güçlenmiştir. Samba ve Merenque tarzları bugünde Amerikan müziğinde etkisini sürdürmektedir Kimi grup liderleri bu müzikten etkilenmişlerdir örnek olarak, Dizzy Gillipsie ve Stan Kenton, saksafoncu Stan Getz- Coleman Hawkins Free Jazz (1960-günümüze dek) Free Jazz cazda 1960’larda gelişen yeni yönelimleri kategorize etmek üzere kullanılan bir terimdir. Deneysel ve kışkırtıcıdır. Yeni tınılar kullanır batı’ya ait olmayan Orta Doğu, Çin, Hindistan ya da Afrika müziklerinden. Müzisyenler bağımsız ve spontone çalarlar kimi zaman bu organize bir kaos hissi verir Bu tarza öncülük eden iki önemli isim saksafoncu Ornette Colemann ve piyanist Cecil Taylor’dır. Diğer akla gelenler piyanist Muhal Richard Abrams, Carla Bley’dir. Fusion (1970’lerde günümüze) Bu tarz Jazz-rock veya Fusion olarak adlandırılmaktadır. Caz ve Rock ritmlerinin kombinasyonu ile oluşur. Genellikle akustikten çok elektroniktir. Synthesizer’lar, elektro baslar ve gitarlar içerir. En çok bilinen Fusion müzisyenleri, piyanist Chick Corea, Herbie Hancock (yanda), gitarist Pat Metheny ve basçı Stanley Clarke’dır. Başarılı Jazz-Rock grupları ise Weather Report, Chicago, Blood, Sweat and Tears ve Chase’ dir Sizlere elden geldiğince kısa olarak engin bir deniz ya da dipsin bir kuyu diye tanımladığım caz müziğinin tarihçesini yukarıda anlatmaya çalıştım ve yazımın sonunda sonsuzluğa göçen büyük ustaları saygıyla anarak sizlere müzik dolu günler dilerim. Bülent Şaman ( Bohlener)
  2. Canlılar dünyası ; insanlardan, bitkilerden, ve hayvanlardan oluşur. İnsanlar eskiden beri hayvanlarla ilgilenmişlerdir. Kütüphanelerimizde içi yalnız hayvan resimleriyle dolu ansiklopedilerimiz de vardır. Bu ansiklopedilerde hayvanların; özellikleri, beslenmeleri, bakımları, çoğalmaları, hastalıkları ve yararları anlatılır. Hayvanlar, duyu ve hareket yetenekleri olan canlılardır. Hayvan dostları ilk kez İngiltere'de 1822 yılında bir araya geldiler. Hayvanları korumak, insanların hayvanlara iyi davranmalarını ve hayvanların daha iyi koşullarda beslenme ve korunmalarını sağlamak amacıyla Hayvanları Koruma Birliği'ni kurdular. Yurdumuzda Hayvanları Koruma Derneği 1908 yılında kuruldu. Aynı amaçlı dernekler birleşerek Hollanda'nın başkenti Lahey'de Dünya Hayvanları Koruma Federasyonu'nu oluşturdular. 1931 yılında toplanan bu kuruluş 4 Ekim'i Hayvanları Koruma Günü ilan etti. İlk çağlarda insanlar, hayvanlardan korkuyorlardı. Hayvanlardan korunmak için evlerini dağların yamaçlarına, kayalıklara kuruyorlardı. Zamanla insanlar hayvanlara yaklaştılar. İnsanlar daha ilk çağda kedi, köpek, at, koyun, sığır, keçi gibi hayvanları evcilleştirdiler. Evcilleşen hayvanlar, insanların yardımcısı oldu. Pek çok kitapta, filmlerde, sahipleri için canını veren hayvan öykülerini okur, izleriz. Hayvanların sahiplerine bağlılıkları, hayvan sevgisinin doğup büyümesine yardımcı oldu. Hayvanları seven insanlar, hayvan hastalıklarını iyileştirmek için çalıştılar. Bugün uygar ülkelerde hayvan hastaneleri kurulmuştur. Veterinerler hayvan hastalıklarını belirleyip iyileştiriyorlar. Hayvan hastalıklarına karşı önlem alınıyor. Hayvanları hastalıklardan korumak için aşı yapılıyor. Başlıca besinlerimiz olan et, süt, yumurta, yağ hayvanlardan sağlanır. Giyeceklerimizin bir bölümü de hayvanların derisinden, yün ve tüylerinden yapılır. İnsan sağlığı için gerekli olan aşı ve serumun yapılmasında da hayvanlardan yararlanılır. Kafesteki kanaryanın ötüşünü dinlemek, akvaryumdaki balıkları seyretmek bizi dinlendirir. Çiçekten çiçeğe, ağaçtan ağaca dolaşan böcekler, bitkilerin çoğalma olayına yardımcı olur. Çevremizdeki hayvanlardan doğrudan doğruya veya dolaylı olarak yararlanıyoruz. Kuşkusuz akrep, yılan gibi zararlı hayvanlar da vardır. Bu zehirli hayvanlardan kendimizi korumalıyız. Hayvanları sevenler, insanları daha içten severler. Hayvan dostları mutlu olmayı sevgide ararlar. Hayvanları koruyalım. Hayvanlara eziyet etmeyelim. Hayvanları sevelim. Onlara yardımcı olalım. Hayvanları Koruma Günü'nde öğrendiklerimizi yaşam boyu uygulayalım. Yeryüzünde pek çok hayvan yaşar. Bunların bir kısmı evcilleştirilmiştir. İnsanlarla birlikte yaşarlar. Evcil olmayanlar, başıboş, kontrolsüz dağ, bayır gezer dururlar. Hayvanların insanlara faydaları çoktur. Onlardan et, süt, yumurta, yağ, peynir, bal, sucuk gibi besinler elde ederiz. Bazı hayvanların gücünden yararlanırız. Bazılarının derisinden, tüyünden, gübresinden faydalanırız. Evin kedisi evdeki zararlı böcekleri ve fareleri yakalar. Köpek evimizi ve hayvanlarımızı korur, bize bekçilik yapar. Tavuğun yumurta ve etinden, horozun sesinden, tüyünden ve etinden faydalanırız. At, eşek ve katır gibi hayvanların gücünden faydalanırız, yüklerimizi taşırlar, arabalarımızı çekerler, bizi de taşırlar. Manda, inek, koyun bize süt, et verir. Öküz tarlamızı, harmanımızı sürer, arabamızı çeker. Bilim adamları hayvanlar üzerinde deneyler yaparlar. İnsanlık için faydalı olacak buluşlarını bu deneyler sonunda ortaya çıkarırlar. Hayvanların bu bakımdan insana faydası vardır. Bize pek çok faydaları olan hayvanları biz de sevelim ve koruyalım. Onları rahatsız etmeyelim. Yaralı ve hasta olanları hemen veterinere götürelim. Hayvanlara iyi bakıp besleyelim. Her yıl Ekim ayının 4.günü "Hayvanları Koruma Günü" olarak kabul edilmiştir. O gün gelince okullarda, radyo ve televizyonlarda hayvanların faydaları üzerinde konuşmalar yapılır. Hayvanlara karşı nasıl davranılması gerektiği anlatılır.
  3. GÜZEL BİR ANIYDI orta okul zamanlarıydı,teyzemler bize gelmişti,o zaman çıktığım bi çocuk vardı evin kalabalığından cesaret alarak kuzeniminde aklını çelerek,hadi onlara gidleim dedim,evleri bizim üst mahalledeydi..neyse biz çıkıp gitiik ama evde değilmiş onlar,amcasına gitmişler,kardeşi bizi amcasının evine kadar götürdü,içeri girdik ablası falanda vardı oturduk biraz..sonra eve gitmeliyiz artık dedik ve çıktık dışarı ablası benimkine hadi kızları siz bırakın dedi.tabi bu hemen tabi dedi yanında amcasınınoğlunuda aldı beraber yürüdük eve gitmeden biraz dolaşalım dediler ben benmkiyle önde bunlar arkada dolandık gece saat 11 felan eve yaklaşmıştık artık,ben baktım bizim evin önünde bi kalabalık,herkes dışarda kuzenime dedim kızım hadi gel içeri gidelim sokakta pataklancaz belli rezil olmayalım neyse eve girdik herkez arkamızdan içeri girdi.. teyzem kuzenimi çok kötü patakladı,babmda bana tokat atmıştı biraz daha geciksek polisi arıycaklarmış..amcam geldi bizi sorguya çekti. tabi ben yalan üstüne yalan söylüorum ve gülüorum kuzenim ağlıo.. amcam dio kızım niye gülüosun bari ağlada babam daha çok kızmasn dio tam bi komediydi,hiç unutmadığım bi anı
  4. Deutsche-Bank-Chef: Fitschen muss Anklage fürchten Die Staatsanwaltschaft leitet ein Bußgeldverfahren gegen die deutche bank ein - ein Indiz dafür, dass die Ermittler von ihren Anschuldigen überzeugt sind. Eine Anklage gegen Bankchef Fitschen wird wahrscheinlicher. Mehr lesen auf
  5. Bana Kalırsanız Panamanın Tarihi Okuyun Sonra Oradan Vazgeçemiceksiniz . PANAMA, Güney Amerika'yı Orta Ameri­ka'ya bağlayan Panama Kıstağı üzerinde ku­rulu bir cumhuriyettir. Bu kıstak ya da dar kara parçası kabaca doğu-batı doğrultusunda uzanır. Ülkenin doğusunda Kolombiya, batı­sında Kosta Rika, kuzeyinde Karayib Denizi ve güneyinde Büyük Okyanus yer alır. Yakla­şık 620 km boyunca uzanan Panama'nın eni 50-190 km arasında değişir. Ülkenin ortasın­dan Atlas Okyanusu ile Büyük Okyanus'u birbirine bağlayan Panama Kanalı geçer. Ülkenin omurgasını yanardağ kökenli sıra­dağlar oluşturur. Dağların yamaçları tropik ormanlarla kaplıdır. Bazı yüksek yayla ve vadilerde sığır beslemeye elverişli otlaklar vardır. İklim mevsimden mevsime fazla deği­şiklik göstermez. Hava genellikle sıcak ve nemlidir, ülkenin kuzeyi bol yağış alır. YÜZÖLÇÜMÜ: 77.082 km2. NÜFUS: 2.370.000 (1989). YÖNETİM: Bağımsız cumhuriyet. BAŞKENT: Panamá. DOĞAL YAPI: Yoğun yağış alan kıyı ovaları, içerlerde yükselerek sık ormanlarla kaplı yüksek vadiler ve yaylalar oluşturur. Batıda Kosta Rika sınırına yakın yerlerde yükseklikleri 3.400 metreye ulaşan volkanik dağlar vardır. BAŞLICA ÜRÜNLER: Petrol ürünleri, muz, kakao, hin­distancevizi, tütün, abaka, kauçuk, pirinç, kahve, şekerkamışı, maun, sığır ve karides. ÖNEMLİ KENTLERİ: Panamá, San Miguelito, Colón, David. EĞİTİM: Çocukların 7-15 yaş arası okula gitmesi zorun­ludur, ama okuma yazma bilmeyen sayısı yüksektir. Burada yaşayan hayvanlar arasında, yavru­larını keselerinde taşıyan uzun kuyruklu opossumları, çok yavaş hareket eden tembel-hayvanları, karıncayiyenleri, birbirine eklem­lenmiş sert levhalardan oluşan zırhlarıyla armadilloları ve maymunları sayabiliriz. Koy­larda çok sayıda timsaha rastlanır. Halkın çoğunluğu melezdir. Kökleri İspanyollar'a, Amerika Yerlileri'ne, köle olarak getirilen Siyahlar'a ve kanal yapımında çalış­maya gelmiş Batı Hint Adası Yerlileri'ne dayanır. Ayrıca ülkede Siyahlar, Avrupa kö­kenli beyazlar ve az sayıda Hintli ile Asya göçmeni de yaşar. Genellikle İspanyolca ko­nuşulur. İş yaşamında İngilizce de yaygın olarak kullanılır. Halkın çoğunluğu Katolik' tir. 7-15 yaş arasında eğitimin zorunlu olması­na karşın, nüfusun yaklaşık altıda biri okuma yazma bilmez. Panama'da, biri başkent Pana­ma'da olmak üzere iki üniversite vardır. Panama kenti kanalın Büyük Okyanus giri­şine yakın bir yerde kuruludur. Kentte eski İspanyol mimarisi ile modern yapılar ve doğu­ya özgü pazaryerleri iç içedir. 18. yüzyıldan kalma katedralin kubbeleri sedef kaplıdır. Panama kentinin limanı Balboa'dır. San Miguelito ülkenin ikinci büyük kentidir. Öbür önemli kentler, kanalın Atlas Okyanusu giri­şindeki Colön ile David'dir Sanayi ve Tarım Panama'nın gelirinin büyük bölümü Panama Kanalı'ndan sağlanır. Kanaldan geçen gemi­ler geçiş ücreti öder. Kanal turistlerin de ilgisini çeker. Panama, birçok büyük banka­nın açtığı şubelerle dünyanın önemli bankacı­lık merkezlerinden biri olmuştur. Temel ürünleri muz, şekerkamışı, kahve, kakao, hindistancevizi, abaka (manilakeneviri), mısır ve pirinçtir. Panama'nın bakır ya­takları dünyanın el değmemiş en büyük bakır rezervlerini oluşturur. Ülkede çimento ve tuzdan başka, küçük işletmelerde gıda mad­deleri, giysi, deri ürünleri ve ev eşyaları üretilir. Colön'daki büyük petrol rafinerisin­de Venezuela'dan satın alınan ham petrol işlenir. Karides avcılığı bir başka gelir kayna­ğıdır. Panamerikan Karayolu'nun Panama bölümü henüz tamamlanmamıştır. Kanalın hemen yanından kıstağı boydan boya geçen kara ve demiryollarına karşılık, öbür yöreler­de yollar iyi değildir. Birçok gemi kendi ülkesinin bayrağı ile değil, Panama bayrağı ile seyreder, çünkü gemilerin resmi kayıtlarının Panama'da yapılması kendi ülkelerinde yapıl­masından daha ucuzdur. Tocumen, Panama kenti yakınlarında önemli bir havalimanıdır. Tarih Panama'nın gerçek halkı Kunalar, Guaymiler, Çokolar ve başka Yerli kabilelerden oluşuyordu. Bölgeye Avrupalı kâşifler 16. yüzyılın başında geldi. İspanyol Vasco Nûnez de Balboa 1513'te Panama Kıstağı'nı geçerek Büyük Okyanus'u ilk gören Avrupalı oldu . İspanyollar Panama kentini kurdular ve kıstağı boydan boya aşan yolu açtılar. Bu yoldan, yük hay­vanları ve kölelerden oluşan kervanlarla Gü­ney Amerika ve Filipinler'deki İspanyol kolo­nilerinde ele geçirdikleri altın ve gümüş hazineleri taşıdılar. Karayib Denizi kıyıların­dan yola çıkan İspanyol kalyonları bu hazine­leri Avrupa'ya götürdü. Bu dönemde sık sık korsan saldırılan olurdu. Bugün Ekvador, Kolombiya, Panama ve Venezuela topraklannda yaşayan halkın Si-mön Bolîvar'ın önderliğinde İspanyollar'ı ül­kelerinden çıkarmasından sonra, 1821'de Pa­nama bağımsızlığını ilan etti ve birkaç ay sonra bir eyalet olarak Kolombiya ile birleşti. 1879'da Panama'da kanal açılması ciddi ola­rak gündeme geldi. Fransa, İngiltere ve ABD bu konuyla yakından ilgilendiler. Panama 1903'te ABD desteği ile Kolombiya'dan ayrıl­dı. Aynı yıl kanalın açılma ve işletilmesini ABD'ye bırakan bir antlaşma imzaladı. Ayrıca, ülkede karışıklık çıkarsa ABD'ye müda­hale hakkı da tanıdı. ABD bu hakka dayana­rak birçok kez Panama'ya askeri müdahalede bulundu. Panama'nın siyasal yaşamında hu­zur ve denge sağlanamadı. Askeri darbeler, hileli seçimler sürdü. 1982'de Ulusal Savunma Güçleri'nin başına geçen General Manuel Antonio Noriega, seçimle gelmiş ülke yöneti­cilerini hiçe sayarak Panama'yı fiilen yönet­meye başladı. Adı uyuşturucu kaçakçılığına, adam öldürme olaylarına ve çeşitli yolsuzluk­lara karışan Noriega, ABD'nin uyguladığı mali ambargoya karşın, gücünü baskıyla ko­rudu. 1989 Mayıs'ında genel seçimleri geçer­siz sayarak kendi adayını başkan ilan etti. Noriega yönetimi Aralık 1989'da ABD güçle­rinin Panama'yı işgal etmesiyle son buldu. Kaynak: http://www.msxlabs.org/forum/ulkeler-ve-tarihleri/210925-panama-ve-panama-tarihi.html#ixzz2jwupk3GK
  6. İMANIN ŞARTLARI 1. Allah Teala'ya inanmak 2. Allah'ın meleklerine inanmak 3, Allah'ın kitaplarına inanmak 4. Allah'ın peygamberlerine inanmak 5.Ahiret gününe inanmak 6. Kader ve kazaya inanmak 6. Kade-i ahire NAMAZIN FARZLARI Dışındakiler : 1. Hadesten taharet 2. Necasetten taharet 3. Setr-i avret 4. İstikbal-i kıble 5. Vakit 6. Niyet İçindekiler : 1. İftitah tekbiri 2. Kıyam 3. Kıraat 4. Rukü 5. Sücud İSLAMIN ŞARTLARI 1. Kelime-i şehadet getirmek 2. Namaz kılmak 3. Oruç tutmak 4. Zekat vermek 5.Hacca gitmek ABDESTİN FARZLARI 1. Yüzü yıkamak 2. Kolları dirsekleriyle beraber yıkamak 3. Başının dörtte birini meshetmek 4. Ayakları topuklarıyla beraber yıkamak GUSLÜN FARZLARI 1. Ağıza dolu dolu su vermek 2. Buruna dolu dolu su vermek 3. Bütün bedeni yıkamak TEYEMMÜMÜN FARZLARI 1. Niyet etmek 2. Temiz toprağa vurup yüzü ve kolları meshetmek.
  7. lifos

    Kayseri mutfağı

    Mantıdan Pastırmaya Kayseri Mutfağı Çorbalar Toga Çorbası Katıklı Aş Bulgur Çorbası Arabaşı Çorbası Börek Aşı Çorbası Mantılar Etli Mantı Yağ Mantısı Tepsi Mantısı Tepsi(Pirov) Mantısı Hamur İşleri Kıymalı Yağlama Şebit Yağlaması Su Böreği Ana Yemekler Pehli Pirinçli Köfte Fırın Ağzı Karın Mumbar
  8. lifos

    Kayseri tarihi

    Roma Mezarları Kesinlikle İlgi Duyulabilecek Yerler Yeri : Kayseri ili, Kocasinan ilçesi, Sahabiye Mahallesinde, Sahabiye Medresesinin kuzeyinde bulunmaktadır. Bugünkü durumu : Yapı günümüzde sağlamdır. Tarihi : 4.yüzyılda yapılmış olabilir. Plan ve mimari özellikleri : Mezar yapısı doğu-batı doğrultuda dikdörtgen bir plâna sahiptir. Yapı 1956 yılında ortaya çıkarılarak restore edilmiştir. Doğu ve batı yüzü üçgen alınlıklı olarak yapılmıştır. Yapıya kuzey cephenin batı ucuna kaydırılmış bir kapıdan girilmektedir. Üst örtüye geçiş bölgesinde iki sıra düz silmeyle saçağın hareketlendirilmiş olduğu gözlenir. Bunun üzerinde üçgen alınlıklı çatıyı taşıyan duvarın iki sıra taşla dışa doğru bombeli olarak yapılmış olduğu dikkati çeker. Köşelerdeki taşlar silmelerle başlık biçiminde düzenlenmiştir. Doğu ve batı cephelerinde ikişer havalandırma penceresi yer alır. Üçgen alınlık yüzeylerinde herhangi bir süsleme yoktur. Yapının içine girilememiş olmakla birlikte, üst örtüsünün sivri tonoz olduğu düşünülmektedir. İçinden İslamî döneme ait 1317 –1318 tarihli mezartaşları çıkarılmıştır. Süslemesi : Mezar yapısında herhangi bir süsleme yoktur. Malzeme ve teknik : Yapı düzgün kesme taşla yapılmıştır. Kitabesi : Eserin kitabesi yoktur. Tarihlendirme : Eserin Roma döneminde muhtemelen 4.yüzyılda yaptırılmış olduğu söylenebilir.
  9. Bugün Benimde Doğum Günüm. Gülmek gülenin, yıldızlar gecenin, mutluluk sadece sizlerin olsun... O kadar mutlu olun ki gözlerinizden akan yaşlar değerini bilmeyenlere sadaka olsun... Doğum gününüz kutlu olsun Arkadaşlar...
  10. Paylaşım için teşekkürler zeyno tam aradığım bilgiydi.
  11. Bu Filimi Bende Merak Ediyorum.Sizce nasıl bir film.
  12. lifos

    Vahideddin'in Ailesi

    Vahdettinin kaç adet çocuğu vardı ?
  13. Bu Kadar da Bencilce Olunmaz ki. Bunlar Nasıl İnsanlar Yazıklar Olsun.
  14. Ben Her Yolu Denedim Ama Benzin Tüketimini Azaltamadım.
  15. Çok güzel fotograflar.Fırsatım olsa bende gitmek,gezmek isterim
×
×
  • Yeni Oluştur...

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.