Zıplanacak içerik
  • Üye Ol

irinçköl

Φ Üyeler
  • İçerik Sayısı

    1.212
  • Katılım

  • Son Ziyaret

  • Lider Olduğu Günler

    29

irinçköl son kazandığı tarih 16 Ekim 2016

irinçköl en çok beğeni kazanandı!

6 Takip eden

Profil Bilgileri

  • Cinsiyet
    Belirtmemiş

En Son Profil Ziyaretçileri

15.554 profil görüntüsü

irinçköl - Başarıları

Danışman

Danışman (12/14)

  • Birinci Hafta Tamamlandı
  • Bir Ay Sonra
  • Bir Yıl İçinde
  • İçerik Başlatan
  • İlk İleti

Son Rozetler

369

İçerik İtibarınız

  1. İsim: Türkiye'de Köpek Olmak Dizin: Hayvanlar Alemi Videoları Ekleme Tarihi: 01 Şubat 2014 - 17:52 Gönderen: irinçköl Kısa Açıklama: Girilmemiş Geniş Açıklama: Video Linki: Videoyu Görüntüle
  2. ODTÜ Biyoloji Bölümü emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Aykut Kence hayatını kaybetti. Kence, evrimsel biyoloji alanındaki çalışmalarıyla tanınırken, Çernobil felaketi sonrasında kamuoyunu radyasyon tehlikesi konusunda uyaran ODTÜ'lü akademisyenler arasında yer alıyordu. ODTÜ Biyoloji Bölümü emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Aykut Kence hayatını kaybetti. Evrimsel biyoloji ve popülasyon genetiği alanında çalışan Kence, Türkiye'de evrim kuramı öğretimi için ısrarlı uğraşlarıyla tanınıyordu. Aykut Kence ayrıca Çernobil kazası sonrasında Türkiye'de radyasyon tehlikesi konusunda kamuoyunu uyaran ODTÜ'lü öğretim elemanları arasında yer almıştı. Kence, son yıllarda bal arıları üzerine çalışmakta ve Türkiye'de yerli arı ırklarının korunması konusunda faaliyetler yürütmekteydi. Orta öğretimde evrim kuramı öğretiminin önemini vurgulamak için 1980'lerden beri çok sayıda toplantı ve televizyon programına katılan Kence, Türkiye'de yaratılışçı gruplarca sıkça hedef alınmıştı. İstanbul Üniversitesi'nde lisans yaptıktan sonra ABD'de sinek popülasyon genetiği üzerine doktora yapan Kence, 1970'lerden itibaren ODTÜ Biyoloji Bölümü'nde çalışmış ve 2013 yılında emekli olmuştu. Kence'nin bal arısı, keçi, termit, sirke sineği, insan gibi türlerin evrimsel özellikleri üzerine 50'yi aşkın yayımlanmış çalışması yer alıyor. Türkiye'nin ilk evrimsel biyologlarından olan Kence, Türkiye'de bu alanda çalışan çok sayıda araştırmacının da hocası olmuştu. Aykut Kence, yine ODTÜ Biyoloji Bölümü'nden Doç. Dr. Meral Kence'yle evliydi. Kence, 2013 yılı Aralık ayında Boğaziçi Üniversitesi'nde gerçekleşen Evrim, Bilim ve Eğitim Sempozyumu'na olumsuz sağlık koşullarına rağmen katılmış ve bir konuşma yapmıştı. Bir enfeksiyon nedeniyle Ocak ayı başından beri tedavi gören Aykut Kence bugün sabaha karşı hayatını kaybetti. (soL - Haber Merkezi)
  3. İsim: 1 Günde 11 Milyon Kez İzlenen Reklam Filmi Dizin: Reklam ve Film Müzik Videoları Ekleme Tarihi: 30 Ocak 2014 - 22:33 Gönderen: irinçköl Kısa Açıklama: Girilmemiş Geniş Açıklama: Video Linki: Videoyu Görüntüle
  4. Kitap yurdundan kitap ısmarladım demiştim ya hani. İşte onlar 11 tane falandı ve bulunup gelmesi 10 günü buldu .Onları sıraya dizdim .Sırayla okumaya başladım . Hıfzı Topuz'un ; Meyyale Çamlıcanın üç gülü Devrim Yılları Tavcan Başın öne eğilmesin (Sabahattin Ali'nin Romanı) Vatanı bir pula sattık (Namık Kemal'in Romanı Amın Maalouf'un ; Doğunun limanları ve Çivisi çıkmış dünya ( uygarlıklarımız tükendiğinde) Khaled Hosseini; Ve dağlar yankılandı Şafak Pavey; Nereye gidersem gökyüzü benimdir Tuncay Özkan'ın; MIT'İN gizli tarihi Hıfzı Topuz'un kitaplarını bitirdim. Diğer kitapları da bitirdikten sonra ,İhsan Oktay Anar'ın okumadığımı söylediğim diğer 3 kitabıyla birlikte galiz kahramanı da ısmarlayacağım. Yani daha onlara sıra var
  5. Ford, yakıt olarak neredeyse tamamen güneş enerjisini kullanan konsept otomobilini duyurdu. C-MAX Solar Energi Concept adı verilen konsept hibrit otomobil, hem şarj portu aracılığıyla elektrikli şarj istasyonlarından hem de tavanında yer alan güneş enerjisi panelleri aracılığıyla yakıt ihtiyacını karşılayabiliyor. Kullanılan paneller güneş ışığının etkisini sekiz faktöre kadar arttırabilen özel lenslere sahip olarak üretiliyor. Ayrıca patentli sistem güneşin hareketlerini izleyerek ışınlardan daha fazla yararlanabiliyor. Otomobilin tam elektrik şarjı ile hibrit kullanımda yaklaşık 997 kilometre menzili bulunuyor. Bunun yaklaşık 34 kilometresi tamamen güneş enerjisi ile elde edilen elektrikten karşılanabiliyor. Dolayısı ile ortalama bir insanın günlük seyahat menzilinin tamamının güneş enerjisi aracılığıyla karşılanabildiğini belirten Ford, konsept hayata geçmese dahi bu alanda araştırma ve yatırım yaptığını göstererek geleceğe ilişkin de yönünü belli etmeyi planlıyor. Ford, C-MAX Solar Energi Concept otomobilini CES 2014 Fuarı'nda daha detaylı tanıtacağını duyurdu. http://youtu.be/CvEhtqcbJ4U
  6. Evet anlamamışsınız sn politika. Öncelikle 1-Yazınız popülist demedim .Popülist bulduğum yeri alıntıladım.Yani; . 2- Bunun neden popülist bir söylem olduğunu açıklamaya çalıştım. Osmanlıya Sevr dayatılması Osmanlının çöküşü ile alakalı bir durumdur. O dönem özellikle ekonomik anlamda yaşanan şeylerin bir kısmını yazdım ve aynen şunu söyledim. . Eğer Osmanlı güçlü olsaydı Sevr ona dayatılamaz ve Osmanlı o sözleşmeyi alır ,bunu getirenlerin kelleri ile birlikte geri gönderirdi. Yani özür kampanyaları gibi üfürükten şeyler güçlü bir devleti çökertemez. Ermeni olaylarında bu ülkenin başını ağrıtan olay nedir ? Ülkelerin parlamentolarında alınan soykırımı tanıma kararlarıdır öyle değil mi? Bu kararlar arifesinde ülkeyi bir sıtma tutar ve esip gürlerler. Soykırımın suç olduğunu bilmediğiniz için değil BM soykırım sözleşmesine göre alınan soykırımı tanıma kararlarının geçersiz olduğunu göstermekti kastım. Yani maddeleri dikkatlice okusaydınız, bu tanıma kararlarını alan ülkelerin aslında hukuk ihlali yaptığını ve bu kararların hiç bir geçerliliği ve bağlayıcılığı olmadığını anlardınız. Yani ne özür kampanyaları ile SEVR hortlatılır ne de bu soykırımı tanıma kararlarıyla. Çünkü hiç bir hükmü yoktur.Bunlara dayanarak hiç bir şey talep etmeleri de mümkün değildir. Soykırım sözleşmesindeki maddeler tam anlamıyla uysaydı ,sanıyor musunuz ki Ermeniler bunca zamandır , bununla ilgili dava açmayacaklardı. Zira onlarda çok iyi biliyorlar ki bu, soykırım değildir. Bu konuda herhangi bir mahkeme kararı dahi yoktur. Bu ülkede Maltaya sürülenler var .Onların da hiçbir şey bulunamadığı için mecburen serbest bırakıldıkları İngilizlerin kendi belgeleriyle sabittir. Hatta bunu araştırmak için görevlendirilen Amerikalılar raporlarında, soykırıma dair hiçbir bilgi bulunmadığını ve bu nedenle tutukluların serbest bırakılması gerektiği konusunda İngilizlere baskı yapmışlardır. Velhasıl burada anlatmak istediğim hukuken tam bir çöp niteliğinde olan tanıma kararları veya özür kampanyalarını dile dolamak popülist bir söylemdir .Çünkü bunların hiçbir önemi yoktur. Bu tip üfürükten şeylerle değil SEVR hiçbir şey hortlatılmaz. Eğer hortlayacaksa o devlet batsın zaten. Mesela Fransa Ermeni soykırımını tanıma kararı aldığı sanırım 2005 te, Şükrü Elekdağ , yukarıdaki soykırım sözleşmesi hükümleri gereğince , bu tip kararları alan ülkelerin, hukuk ihlali yaptığını ve bu nedenle de bir komisyon kurularak , bu ülkeler hakkında uluslararası mahkemelerde dava açılması gerektiğini belirtmiş ve hükümete bu talebini sunmuş. Verilen cevap nedir biliyor musunuz? Fransayla ekonomik ilişkilerimiz bozulur. Hani ilk iletimde size sormuştum ya “Osmanlının o dönemi ile şimdiki ülkemiz arasında bir benzerlik görüyor musun hatta birebir örtüşme " diye İşte o zamanda Osmanlı topraklarının paylaşımı için ve Osmanlıdan kopan yerlerin çeşitli ülkelerin himayesine ve yönetimine ( manda )verilmesi için İngiliz parlamentosunun tam 102 oturum yaptığı dönemlerde ; İngilizlerle ticaret yapan İzmirli Ermeni , Rum ve Türk vatandaşlarımız , sırf İngilizlerle ekonomik ilişkileri bozulmasın diye , İngiliz vatandaşı göstermişlerdir kendilerini. Bu nedenle de gavur İzmir diye anılmaya başlamıştır. Yani meselenin aslı ; "Biz Atatürkçüyüz de ondan gavur İzmir denmiştir" değil Osmanlı yıkıldı ve TC de böyle devam ederse yıkılmaya mahkum . Her şeyi bir kenara bırakın ,bir ülke iletişim haberleşme olayını yabancılara satıyorsa ,olay bitmiştir aslında. Hiçbir hükmü olmayan yok özür kampanyaları yok efendim soykırım tanıma kararları SEVR i falan hortlatmaz. Sevr çoktan hortladı.
  7. Öncelikle şunu belirteyim.Özür dileme durumu bana fazlasıyla samimiyetsiz geliyor .Nedenine gelince ; özür dilemek yerine bundan sonra dünyada savaşların ve insan kıyımlarının önlenmesi için mücadele edilmeli, gerekli tedbirler alınmalı.Zira özür dilense de dünyanın her yerinde insanlar bir biçimde öldürülmeye devam ediyor Ancak @ politika ,yukarıdaki söyleminizde bana göre oldukça popülist bir söylem. Bunun için size iki neden sayabilirim fazlasına da gerek yok zaten : Sevr dayatmasından önce Osmanlı tarihine bakarsanız eğer, Osmanlı iktisadi ve sosyal bakımdan çökmüştü. Islahat fermanından sonra başlayan ,yabancıya mülk edindirme, yabancıların bedelsiz olarak madenleri çalıştırmaları , çeşitli projelerin demiryolları gibi ingilizlere peşkeşi , bu işi yaparken demiryollarının işletilmesi konusunda özel idareler kurulması ,demiryolu güzergahındaki yerlerin tarıma açılması ve bunların kullanımı için en ufak bir vergi ödememeleri,( hatta adamlar gemi öyle azıya almışlardı ki ; işlenen suçlarda osmanlı mahkemelerinin yetkilerini ve kararlarını da tanımıyorlardı) içeride gümrük duvarları oluşturamamaları ve kendi halkının boğaz tokluğuna bunlara çalışmaları ,ilk 1856 ıslahat fermanında bütçe yapılması öngörülmesine rağmen,bunun hiç dikkate alınmaması, Sultan Mecid döneminde başlayan dış borç alma işinin katlanarak artması ve bu alınan borçların halk için değil de saraylar kendi lüksleri için harcanması vs, vs ,anlayacağınız saymakla bitecek gibi değil. O zaman bir özür işi falan yoktu. Osmanlının güçlü olduğu dönemlerde eğer o sözleşme masaya konmuş olsaydı, Osmanlı o sözleşmeyi ve de onu getiren elçilerin kafalarını koltuklarının altına sıkıştırır geri yollardı. Bu iktisadi durum ile şimdiki durumumuz konusunda bir paralellik hatta neredeyse birebir örtüşme görebiliyor musunuz? Gelelim ikinci nedene: Soykırım uluslararası bir suçtur ve uluslararası bir hukuk belgesiyle düzenlenmiştir.1948’de Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nda kabul edilen, “Birleşmiş Milletler Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi”dir. BM Soykırım Sözleşmesi’ne göre; Madde 1- Sözleşmeci Devletler, ister barış zamanında isterse savaş zamanında işlensin, önlemeyi ve cezalandırmayı taahhüt ettikleri soykırımın uluslararası hukuka göre bir suç olduğunu teyit eder. Madde 2- Bu Sözleşme bakımından, ulusal, etnik, ırksal veya dinsel bir grubu, kısmen veya tamamen ortadan kaldırmak amacıyla işlenen aşağıdaki fiillerden her hangi biri, soykırım suçunu oluşturur. a) Gruba mensup olanların öldürülmesi; Grubun mensuplarına ciddi surette bedensel veya zihinsel zarar verilmesi; c) Grubun bütünüyle veya kısmen, fiziksel varlığını ortadan kaldıracağı hesaplanarak yaşam şartlarını kasten değiştirmek; d) Grup içinde doğumları engellemek amacıyla tedbirler almak; e) Gruba mensup çocukları zorla bir başka gruba nakletmek; Madde 3- Aşağıdaki eylemler cezalandırılır: a) Soykırımda bulunmak; Soykırımda bulunulması için işbirliği yapmak; c) Soykırımda bulunulmasını doğrudan ve aleni surette kışkırtmak; d) Soykırımda bulunmaya teşebbüs etmek; e) Soykırıma iştirak etmek; Madde 4- Soykırım suçunu veya üçüncü maddede gösterilen fiillerden birini işleyenler, anayasaya göre yetkili yöneticiler veya kamu görevlileri veya özel kişiler de olsa cezalandırılır. Madde 5- Sözleşmeci Devletler, bu Sözleşmenin hükümlerine etkililik kazındırmak, ve özellikle soykırımdan veya üçüncü maddede belirtilen fiillerden suçlu bulunan kimselere etkili cezalar verilmesini sağlamak için, kendi Anayasalarında öngörülen usule uygun olarak gerekli mevzuatı çıkarmayı taahhüt eder. Madde 6- Soykırım fiilini veya üçüncü maddede belirtilen fiillerden birini işlediğine dair hakkında suç isnadı bulunan kimseler, suçun işlendiği ülkedeki Devletin yetkili bir mahkemesi veya yargılama yetkisini kabul etmiş olan Sözleşmeci Devletler bakımından yargılama yetkisine sahip bulunan uluslararası bir ceza mahkemesi tarafından yargılanır. Bu sözleşmenin iki boyutu var . Birincisi bir kanun makable şamil değildir. Yani geriye yönelik olarak işletilemez. İkincisi bu sözleşmeye göre öncelikle yerel bir mahkemenin kararı olmadan ve suç tesbit edilmeden hiç kimse cezalandırılamaz. Yine ceza hukukundaki cezaların şahsiliği ve kanunsuz, kıyas yoluyla suç olmaz ilkesi gereği. Hal böyleyken ,ülkelerin parlamentolarından çıkan soykırım kararlarının hukuki açıdan hiç bir değeri yoktur. Benim mahkemelerimde böyle bir karar alınmış mıdır? Hayır. Ülke parlamentolarından çıkan kararların bile hukuki anlamda bir hükmü yok ve bizi bağlamazken, nasıl olur da basit bir özür kampanyası bizim çıkarlarımızı zedeler ya da Sevr'i hortlatır? Ülkemiz zaten yapılan ekonomik ve politik uygulamalarla Sevr'i hortlatmıştır. Geriye bir tek fiilen asker işgali kalmıştır. Yabancıların bu ülke de askeri üs açmasına izin vererek o da bir biçimde olmuştur ya . Gelelim ermeniler açısından duruma; Kurtuluş savaşı sırasında nasıl ki Türk müslüman halktan işbirlikçiler çıktıysa bu topraklarda yaşayan ermenilerden , kürtlerden, çerkezlerden vs. de işbirlikçiler çıkmıştır. O dönemi Şükrü Elekdağ'dan okuyalım .Çünkü durumu oldukça iyi izah ediyor :
  8. İsim: Eyyvah Eyvah 3 Orijinal Film Müzikleri / Demet Akbağ - Chiculata Dizin: Reklam ve Film Müzik Videoları Ekleme Tarihi: 26 Ocak 2014 - 13:37 Gönderen: irinçköl Kısa Açıklama: Girilmemiş Geniş Açıklama: Video Linki: Videoyu Görüntüle
  9. Biz Bu Şafak Vaktinin... Biz bu şafak vaktinin neresindeyiz Öyle bir umut gibi gelip geçecek Yalnızım, yalnızsın, bize kim gülümseyecek. Ve onlar sevdasını söylemeden bir sokağa sapanlar İçlerinde nane olan bir yerlerden geçecek Bir soğuk yüreğe oyarak soğukluğu Ya da onlar mı ki akşamlara dek bir bilardo oyuncusu Biri bir zincirle ya da bir şapka kenarıyla özdeşleşerek Birdenbire kaldırabilir ki eğik boynunu Ne çabuk Evet, ne çabuk, akşam oldu mu. Arklardan yüze yüze geçen anılar Toplasak, toplasak, neye benzetsek Kilosu on liradan elmalar tam sıfıra düşecek. Bir yanda yokluk içinde, bir yanda Ey sonbahar, ey o büyük çiçek.
  10. Bitti O Sevda... Bitti o sevda kesildi çığlıkları martıların Su gibi bitti, suya karşıt gibi bitti İtti kıyıyı adına deniz dediğimiz şey Unuttuk ikimiz de her türlü yetinmezliği Kaybetti kumarda gözlerim Kaybetti kumarda gözleri. Bir koru rüzgarlandı göğüs boşluğumuzda sanki Uzaklaştı ağaçlar birbirlerinden Yakınlaştı ağaçlar birbirlerine Yani her soluk alıp verişimizde bizim Bir mekik gibi kalbin Bir mekiği gibi kalbim İşleyip durdu bu yitikliği yeniden. Ne kaldı Farkında mısın bilmem Gündüzler.. Gündüzler biraz azaldı.
  11. Belirsizlikler IV O bir ilk yaz şikayetçisidir Kat kat altındadır bir leylak esintisinin Güneşsiz kuşsuz bir kayın ormanını buluncaya kadar. Yitirmiş görünüşünü bu yüzden Sevgi kadar bölünmüş Ve parçalanmış (evet?) Hiçbir duygu yoktur diyor. Belirsizlikler V Atlar atlar atlar Geçtiler penceremin önünden Buğulu cam, buğulu cam, buğulu cam Geçtin penceremin önünden. Attan, buğulu camdan, düşten..
×
×
  • Yeni Oluştur...

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.