İçeriğe atla


Fotoğraf

Evlilik disi cocuk


Bu başlığa 14 cevap verilmiş

#1 muki

muki

    Kıdemli Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPip
  • 2.029 İleti

Gönderi Tarihi: 01 Temmuz 2007 - 04:29

'Bugun ne yaptim' baslikli forumda ertugruld bunlari yazmis. Uygun bir baslikta olmadigindan yeni bir baslik acip kendisine buradan yorum yazmayi daha uygun buldum.


Selam arkadaşlar,
Bu free hug'ları filan boşverin. Ben toplam 12 ülke gördüm. Batı Avrupa'da da 4,5 yıl yaşadım. Oralarda insani sefalet diz boyu. Bizdeki insani ilişkilerin on'da biri bile yok. Avrupa'da arkadaşlık kavramı yok. Akrabalık ise ancak Noel'de ailenin biraraya gelmesi şeklinde anlaşılıyor. Önceki yıl bir sıcak dalgasında batı Avrupa'da yalnız yaşayan binlerce yaşlı, kimse aramadığı için evlerinde ölü bulundu....
Ben turist rehberliği de yaptım Türkiye'de. Bazı turistler bana burada ne kadar çok eşcinsel var dedi...Kastettikleri, birbirlerinin koluna girmiş, omzuna elini atmış erkek ve kadınlardı....
Yine ben Almanya'da aynı işyerinde çalıştığımız ve kendisine sigara ikram ettiğim bir Alman'ınçıkarıp 10 Pfennig vermek istediğini hatırlıyorum...
Her iki Alman kadınından biri eşini aldatıyor, doğan her üç İngilizden bir evlilik dışı ilişkiden doğuyor istatistiklere göre. Amerikan Web sitelerinde eş arayanların sayısı ise on binlerle, yüzbinlerle ifade ediliyor nerdeyse...
Yani dışarıda sefalet diz boyu. Biz oturup kalkıp böylesine sıcak bir kültürde yaşadığımız için Allah'a şükredeceğimiz yerde tutturmuşuz altın batı diye kompleks içindeyiz...Baksanıza Eurovision yarışması bile eşcinsellerin geçit yeri haline geldi...
Ne Mutlu Türk'üm Diyene....


Size bakilirsa Avrupa, ohooo almis basini gidiyor. Ama bir de donun kendi ulkenize ve insanlarina bakin. Avrupa'da evlilik disi cocuk diye birsey yoktur, yani bizim anlayisimiza gore olan evlilik disi... Avrupa'da bazi ciftler evli olmadan birlikte yasarlar ve cocuk dogururlar ve kimse de aaaaa!!!!! demez. Kadin, bizde oldugu gibi cocugu ile birlikte mezara gitmez, ya da cocugunu tarlaya gommez, ya da cocugunu polis karakolunun kapisina birakmaz.

Ayrica siz insanlari bulusturan kac tane Turk sitesi var biliyor musunuz? Internet elinizin altinda, bir tiklayiverin bakalim karsiniza kac tane cikacak. Internet'te tanisip evlenenlerin Turkiye'de de oldugunu duymuyor, bilmiyorsunuz galiba.

Aldatmaya gelince... Turkiye'de bu konuda bir istatistik yapilsa keske derim. (Tabii el altindan, isimsiz)

Turkiye'de kimse kompleks icinde degil, ancak dejenere bir toplum oldugumuz ortada.

xxxxxxxxxxxxxxxxx

Almanya’da Katolik kiliseleri 1999’dan bu yana ‘Musa Bebek Penceresi’ isimli bir uygulamayla, kendilerine bırakılan bebeklere sahip çıkıyor. Bebekler, Katolik inancına göre yetiştiriliyor. İstatistiklere göre, 3,5 milyon gurbetçimizin yaşadığı Almanya’da, Türk kızları her yıl ortalama 2 bin gayrimeşru çocuk dünyaya getiriyor.

İsmi belirsiz başka bir Türk kızı da, gayrimeşru bebeğiyle birlikte ‘Musa Bebek Penceresi’ne şu mektubu bırakıyor: “Ben 25 yaşında bir Türk kızıyım. Ailemin istemediği bir genç için anne ve babamı terk edip onunla yaşamaya başladım. Sonra hamile kaldım. Arkadaşım hamile olduğumu öğrenince beni terk etti. Çocuğumu kendi başıma doğurdum. Şimdi ona bakacak durumda değilim ve ailemin haberi olsun istemiyorum. Bunu size teslim ediyorum, sizden ricam onu bir Müslüman olarak yetiştirin.”

Almanya’nın Köln kentinde bulunan Musa Bebek Penceresi’ne (Moses Baby Fenster) bir gece yarısı bırakılan beyaz tenli, siyah gözlü, bir kundağa sarılı bebeğin yakasına iliştirilmiş bu mektup Adelheid Ana Çocuk Sığınma Evi’ni harekete geçirir. Sığınma evi Köln’de Müslüman bir aile aramaya koyulur ancak aradan bir ay geçmesine rağmen çocuğa bakacak Müslüman aile bulunamaz. Köln Katolik Birliği Sosyal Hizmetler Vakfı (SkF-Sozialdienst Katholischer Frauen) Başkanı Monika Kleine, bir ay süren arayışı şöyle özetliyor; “Aradığımızı maalesef bulamadık. Çocuk şu anda Katolik bir ailenin yanında büyüyor.”

Başvuru sayısı artıyor

Musa Bebek Penceresi ismi, Musa Peygamberin bir sepetin içinde Nil Nehri’ne bırakılmasından ilham alınarak konulmuş. Bu uygulamaya 1999 yılında Hamburg’da “Bebek Sepeti” ismiyle başlanmış ancak “sepet” kelimesi çöpü çağrıştırdığı için onun yerine “Musa Bebek Penceresi” tercih edilmiş. Köln’de 2000 yılında uygulanmaya başlayan bu sistem Almanya’da 5 ayrı bölgede bulunuyor. Herhangi bir sığınma evi bünyesinde olduğu gibi Katolik kiliselerinin bir bölümünde de sistem uygulanıyor. Ama Köln’deki uygulama en kapsamlı ve aktif olanı. Yılda ortalama 40 çocuk bu merkeze bırakılıyor. Sokağa bırakılan ve daha sonra bu merkeze ulaştırılan çocuklar bu rakamlara dahil değil.

Musa Bebek Penceresi’ne Almanlardan sonra en çok Türkler ilgi gösteriyor. Bu yüzden sistemin tanıtım broşürleri Almanca, Türkçe ve Arapça olarak hazırlanmış. Merkez yöneticileri din, dil ve ırk ayırımı yapmadan hizmet vermeye çalıştıklarını belirtiyor. Ancak Musa Bebek Penceresi’ne bırakılan bebekler, kısa bir süre sonra koruyucu bir Katolik aileye veriliyor. Çocukların iyi bir Katolik olarak yetişmesi için, bu aileler takip ediliyor.

Köln’deki Musa Bebek Penceresi, Adelheid Ana Çocuk Sığınma Evi bünyesinde yer alıyor. Her iki birim de doğrudan Köln Katolik Kadınlar Birliği Sosyal Hizmetler Vakfı’na (SkF) bağlı çalışıyor. SkF, kadınlar ve uzmanlardan oluşan bir birlik. Burada çalışanların çoğu gönüllü üyelerden oluşuyor. Amacını, toplumsal dairenin kenarına itilen ve zor şartlar altında yaşam savaşı vermeye çalışan kadınlara yardım eden bir kuruluş olarak açıklayan SkF, Türkçe yaptığı tanıtımında kendisini Türkiye’deki Diyanet teşkilatına benzetiyor; “Katolik kilisesi bünyesinde faaliyet gösteren bir sosyal yardım birliği olarak İncil’in esaslarına dayalı hayır görevlerini üstlenmiştir ve böylece merkezi bir diyanet kuruluşunu teşkil eder.”

Çocuklara isim veriliyor

Musa Bebek Penceresi, bağlı bulunduğu birime ait binaların dış kısmına yapılmış özel bir bölmeden ibaret. Anneyi kimse görmüyor, kamera kullanılmıyor. Anne pencereyi açıp çocuğunu bıraktıktan sonra kapı otomatik olarak kapanıyor. Alttan ısıtmalı küçük yatak bir dakika içinde alarma geçiyor ve 24 saat hazır bulunan görevliler çocuğu alıp ilk kontrollerini yapıyor. Altı temizlenip kıyafetleri değiştirilen bebek, sağlık kontrolünden geçiriliyor. İsmi takılan, oyuncaklar verilen çocuğun fotoğrafı da çekiliyor. Anneye 8 haftalık bir pişmanlık süresi tanınıyor. Bu zaman diliminde bebek daha önceden belirlenmiş yaşlı bir Katolik çifte geçici evlat veriliyor. 8 hafta sonunda anne kuruma başvurmazsa o zaman çocuk daimi aileye teslim ediliyor. Bu sırada sığınma evi çocukla ilgili bütün bilgileri her yıl gözden geçirip dosyalıyor. Bu bilgiler çocuğa 16 yaşından sonra veriliyor.

Adelheid Ana Çocuk Sığınma Evi’nin müdiresi ve Musa Bebek Penceresi sorumlusu Eva Winkler-Jansen sistemi şöyle anlatıyor; “Bu sistem çocukların sokağa bırakılıp ölmesini engellemek için vardır. Sistemimiz çok güvenilirdir. Anneyi görmüyoruz ve takip etmiyoruz. Bebek bırakıldıktan hemen sonra alarm çalıyor ve görevlilerimiz müdahale ediyor. Çocuklar Katolik ailelerin yanına verilip yetiştiriliyor. Pişman olup gelen anneler oldu. Kendilerine çocuklarını verip onları hayata hazırlıyoruz. Eğer anne hazır değilse o zaman 3 yılı geçmeyecek şekilde bizimle birlikte kalıyor. Biz de onun hayata hazırlanmasına yardımcı oluyoruz.”

Her yıl 2 bin gayrimeşru çocuk

Federal İstatistik Dairesi’nin bir başka verisine göre ise Türk kızları ile ilgili korkunç bir sonuç ortaya çıkmış durumda. Verilere göre Türk nüfus arasında evlilik dışı (babası belli olmayan) dünyaya gelen çocukların sayısı aşırı derecede artıyor. Almanya’da her yıl ortalama 2 bin Türk kızı evlilik dışı çocuk dünyaya getiriyor. Bu rakam Alman kızları arasında bin 700 olarak kayıtlara geçmiş. Almanya’da ortalama 3,5 milyon Türkün yaşadığı düşünülürse ortaya çıkan tablo, gurbetçilerimizin içinde bulunduğu bunalımı anlatmaya yetiyor. Federal İstatistik Dairesi’nin verilerine göre bazı yıllar 2 bin ortalamasının üzerine çıkılmış. 1998 yılında 2 bin 137, 1997’de 2 bin 75 ve 2000 yılında 2 bin 52 Türk kızı evlilik dışı çocuk dünyaya getirmiş.

MONİKA KLEİNE*: TÜRK KIZLARI DA BİZE SIĞINIYOR

Aslında bebek kutusu uygulaması Ortaçağa dayanır. O dönemde de manastırlarda kadınların bakamadıkları bebeklerini içine koyabilecekleri pencereler vardı. Biz bu uygulamayı örnek aldık. Zaten vakfımızın temeli 104 yıl önce atılmıştı. Tabiatımız gereği ayrım yapmıyoruz. İnsanlar için çıkış yolu kalmadığı noktalarda biz devreye giriyoruz. 33 ayrı projemiz var ve bunların hepsi uygulamada. Bize çocuklarını bırakan Türk kızları da var. Biz hiçbir şekilde bunların kimliklerini deşifre etmiyoruz. Hangi milletten çocuk bırakılmış onu rahatlıkla anlıyoruz. Ancak aileye verirken bunu kesinlikle açıklamıyoruz. Bizim felsefemiz bu. Sadece Türk bebekleri değil, Türk kızları da bize sığınıyor. Ve sayıları oldukça fazla. Türk dernekleriyle şimdiye kadar herhangi bir temasımız olmadı. Özellikle de saklanmak zorunda kalan bir Türk kızıyla ilgilenmemiz gerekti. Hamile kalıp evden kaçan ya da zorla evlendirilmek istediği için evinden kaçan Türk kızları bize başvuruyor. Şunu belirtemeliyim ki Türk kızları ciddi bir kültürel çatışma içerisinde yaşıyor.

Hapishanelerdeki Türk kadınları ile de ilgileniyoruz. Mesela, uyuşturucu suçundan hapishanede bulunan, sekiz aylık bebeği ile birlikte sınırdışı edilmek istenen uyuşturucu bağımlısı bir kadınla şu anda ilgileniyoruz. Bu kadın sınırdışı edilecek ve İstanbul’da onu karşılayıp ilgilenecek bir kurum veya kuruluş bulamadık. Adelheid Ana Çocuk Sığınma Evi’nin yanı sıra bir sığınma evimiz daha var. Her ikisinde de birçok Türk kadını ve kızı bulunuyor. Ama güvenlik gerekçesiyle buraların adreslerini gizli tutuyoruz.

Haşim Söylemez

xxxxxxxxxxxxxxxxx

Bebeğini Toprağa Gömüp Terk Etti
Konya’da 27 yaşındaki S. V., evlilik dışı ilişkiden dünyaya getirdiği bebeğini boş arsada canlı canlı toprağa gömüp terk etti. Arsada oyun oynayan çocukların şans eseri bulması sonucu ölümden kurtulan kız bebek, hastanede tedâvî altına alınırken, S. V. da polis tarafından yakalandı.
Vücudunun büyük bölümü toprağa gömülen minik bebek, ölüme terk edilirken, saat 21.00 sıralarında düğün için mahalleye gelen ve boş arsada oyun oynayan çocuklar, ağlama sesi duydu. Çalıların altında, vücudunun büyük bölümü toprağa gömülü bebeği gören çocukların haber vermesiyle olay yerine giden mahalle sakinleri, moraran ve ölmek üzere olan bebeği gömüldüğü yerden çıkarıp Konya Numune Hastanesi’ne götürdüler.
Tedaviyi üstlenen Dr. Nazım Önder, bebeğin sağlık durumunun ciddiyetini koruduğunu söyledi. Dr. Önder:
“-Bebek bize geldiğinde kolunda ve sırtında morluk ile gözünde şişlik vardı. Göbeği tam bağlanmamıştı. Göbeğini bağladık. Sağlık durumu iyi değil. Akciğerinde bir sorun var. Kolundaki morlukların doğum sırasında oluştuğunu, sırtındakilerin ise toprağa temas nedeniyle oluştuğunu düşünüyoruz. 3.3 kilogram ağırlığında bir bebek. Ümit ediyoruz yaşar.” dedi. (Hürriyet, 19 Haziran 2006)

xxxxxxx

Van'ın Başkale İlçesi'nde evlilik dışı ilişkiden hamile kalan ve doğum yaptıktan iki gün sonra ağabeyi tarafından öldürülen Naile E.'nin amcasının kızı B.E.'nin (24) de evlilik dışı hamile kaldığı anlaşıldı.

xxxxxxx

Kız kardeşine, "Seni kim hamile bıraktı?" diye soran Selahattin Sezgen, cevap veremeyip ağlamaya başlayan Meryem'in gözyaşlarına aldırmayıp göğsüne ve başına 2 kez ateş etti. 7 aylık hamile olduğu öğrenilen Meryem, karnındaki bebeğiyle birlikte hayatını kaybetti. Silah sesine uyanan aile fertleri, durumu polise bildirdi. Olay yerine gelen polis ekipleri, evde elindeki pompalı tüfekle şok haldeki Selahattin Sezgen'i gözaltına aldı.

Dinler ateş böcekleri gibidir: Parlayabilmek için karanlığa gereksinim duyarlar.
Tüm dinlerin koşulu, yaygın olan belirli bir derecede cehalettir -ki
sadece bu havada yaşayabilirler ancak.


Mihail Bakunin.


#2 haberci55

haberci55

    Yeni Üye

  • Φ Yeni Üyeler
  • Pip
  • 58 İleti

Gönderi Tarihi: 01 Temmuz 2007 - 09:11

'Bugun ne yaptim' baslikli forumda ertugruld bunlari yazmis. Uygun bir baslikta olmadigindan yeni bir baslik acip kendisine buradan yorum yazmayi daha uygun buldum.
Size bakilirsa Avrupa, ohooo almis basini gidiyor. Ama bir de donun kendi ulkenize ve insanlarina bakin. Avrupa'da evlilik disi cocuk diye birsey yoktur, yani bizim anlayisimiza gore olan evlilik disi... Avrupa'da bazi ciftler evli olmadan birlikte yasarlar ve cocuk dogururlar ve kimse de aaaaa!!!!! demez. Kadin, bizde oldugu gibi cocugu ile birlikte mezara gitmez, ya da cocugunu tarlaya gommez, ya da cocugunu polis karakolunun kapisina birakmaz.
.
.
.
Kız kardeşine, "Seni kim hamile bıraktı?" diye soran Selahattin Sezgen, cevap veremeyip ağlamaya başlayan Meryem'in gözyaşlarına aldırmayıp göğsüne ve başına 2 kez ateş etti. 7 aylık hamile olduğu öğrenilen Meryem, karnındaki bebeğiyle birlikte hayatını kaybetti. Silah sesine uyanan aile fertleri, durumu polise bildirdi. Olay yerine gelen polis ekipleri, evde elindeki pompalı tüfekle şok haldeki Selahattin Sezgen'i gözaltına aldı.


Bu yapılanların Irkla ilgisi yok bunların hepsi insan olmakla ilgili... Belki namus kavramı bir kısım insanda yanlış yorumlanıyor olabilir bunu tüm insanlara indirgeyemezsin insanlar birbirlerinden farklılar kimisi bin düşünüyor bir yapıyor kimisi düşünmeden yapıyor. sonrada pişman oluyor.

#3 ertugruld

ertugruld

    Yeni Üye

  • Φ Yeni Üyeler
  • Pip
  • 26 İleti

Gönderi Tarihi: 01 Temmuz 2007 - 09:33

Muki,
Önce Almanya'da bizdeki evlilik kavramının olmadığından söz ediyor, bunu bir matahmış, biz de geriymişiz gibi anlatıyorsunuz. Sonra da evlilik dışı çocuk doğuran Almanya'daki 2000 Türk kızını eleştiriyorsunuz. Size göre bunların muteber vatandaşlar olması gerekmez mi?? .. Evet bizdeki aile kavramı Avrupa'da ölmüş. Toplumun temeli, sevginin kaynağı aile Avrupa'da büyük ölçüde tarih olmuş. İnsanlar çiftler halinde birbirlerini aldatıp, birbirlerine, diğerlerinin karı/kocalarının nasıl iyi seviştiklerini anlatır hale gelmişler, bilmem anlaşılıyor mu?? Uzun uzun Almanya'daki bilmemne Moses projesini anlatıyorsunuz. Ben Almanya'da üç yıl yaşadım. Bir kişiyle bile Nazi dönemi ya da Hitler üzerine konuşamadım. Hitler orada bir tabu. Neden biliyor musunuz? Çünkü Hitler ve ideolojisi hala içlerinde yaşıyor. Bir kaç on yıl öncesine kadar Alman devletinin üst kademelerinde eski Naziler çoğunluktaydı biliyor musunuz? Alman devleti şimdi orada yaşayan tüm Türklerin parmak izini almak istiyor. Almanya'daki eşinin yanına gitmek isteyen Türklere, Almanların dahi bilemeyeceği zor sorulardan oluşan bir sınav yaptırılıyor....Almanları Avrupa'da kişmse sevmez...Gidin Hollanda'ya, hepsi Almancayı anlar ama konuşmak istemez...
Alman olup da bu durumlardan utanan Almanlar da var tabii. Bunlar Alman olmaktan utandıklarını gizlemezler. Diğerlerini 'küstah, kaba, ukala' anlamlarına gelen 'typisch Deutsch' diye adlandırırlar (yani tipik Alman demek).
Neyse ki bu düşük millet sevgisizlikten dolayı çocuk yapıp büyütmüyor. Almanya'nın nüfusu her yıl 150 bin kadar azalıyor. Yaklaşık 500 yıl sonra da yeryüzünden silinecekler.

#4 restpektif

restpektif

    Genç Üye

  • Φ Yeni Üyeler
  • PipPip
  • 312 İleti

Gönderi Tarihi: 01 Temmuz 2007 - 09:58

Amerika'da Maury Show diye bir program vardir. Amerikan toplumundaki yozlasmayi, bozulmayi oldukca carpici bir sekilde temsil eder. Degisik zamanlarda birkac erkekle yattigi icin dogurdugu cocugunun babasini arayan; kocasini kocasinin arkadasiyla ve kocasinin erkek kardesiyle aldatan; eslerine onlari aldattiklarina dair carpici itiraflarda bulunanlar; 5-6 yasina gelmis cocuklarinin kendi eslerinden mi yoksa evli iken beraber oldugu erkekten mi oldugunu sorgulayip gen testleri yapanlar; karisini ayni anda hem erkekle hem de kadinla aldatanlar... Bunlar boyle surup gider. Kisacasi sozkonusu program tam bir ibretlik.

Avrupa'nin Amerika'ya oranla ahlaki cozulmede kendisini toparladigini goruyoruz. Ancak Turkiye'de buyuk kentlerde, Avrupa'nin ozgurlugu yuceltmeye baslattiklari ilk donemi aratmayacak bir cozulme baslamis durumda. Avrupali insan bu konuda olgunlasti ve aile kurumunu yeniden guclendirmeye basladi. Esler arasindaki sadakata olan inancin arttigi yapilan anketlerde ortaya cikiyor. Bilindigi gibi, Avrupa'da cinsel ozgurluk kavrami bir zamanlar revactaydi. Bu durumun bir benzeri Turkiye'de de yasanmaya basladi. Ayni durum gecikmeli olarak bizde de tecrube edilecek gibi.

Turkiye'nin kirsal kesimlerinde de sikca tore cinayetleri meydana geliyor. Evlilik disi iliski kurup hamile kalanlar, cocuk sahibi olanlar, genc kizlarin kandirilmasi... Kanaatimce bu durumun uc temel nedeni var: Toplumun asiri baskici ve bagnaz tutumu, egitimsizlik ve televizyonlarin magazin teroru. Dusunun, 16 yasindaki genc bir kiz cep telefonuyla chat yaptigi 40 yasindaki iki evli ve 5 cocuk sahibi birisinin pesine takilabiliyor. Bu haber medyada yer almayan bir haberdir ve buna benzer sayisiz olay yasaniyor ulkemizde hic duymadigimiz.

Cozum nitelikli bir egitimden ve bu konuya kendini adamis sivil kuruluslarin desteklenmesinden geciyor. Elbette ki evlilik disi cocuk olayina bakista toplum daha genis dusunmeli ama ahlaki cozulmenin de bir toplum icin ne kadar tehlikeli bir hastalik oldugu gozden kacirilmamali. Cagdas insan, evlenme ihtiyaci duymadan beraber yasayan ciftlere karsi hosgoruludur ve kesinlikle farkli bir bakis acisiyla bakmaz olaya. Fakat aldatma, haklari gaspedilmis evlilik disi cocuklar, bircok kisiyle iliski kurmak gibi konularda ortak ahlak anlayisi da vardir. Ahlaki cozulmeden kastim da budur.

Selam ile..

Nereli olduğumu soruyorsun bana
Ben, ömrümce kendi içine kıvrılan adam;
Başıboş bir dalgayım ki okyanusta
Yokum, kendime kıvrılmasam


#5 Tengeriin boşig

Tengeriin boşig

    Uzman Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPipPip
  • 4.532 İleti

Gönderi Tarihi: 01 Temmuz 2007 - 10:46

"Aile Kurumu" bir toplumun en temel taşıdır...

Şimdi bu sözü "Yavan" olarak niteleyebilirsiniz ancan temel anlamı şudur:
"Toplum" demek "Birliktelik" demektir.
Birliktelikler yani Toplumsallaşma "En Az İki İnsan"ın iletişimi ve etkileşimi ile ortaya çıkmaktadır.
Bu etkileşim içten dışa doğru büyüyerek artmakta ve toplumu meydana getirmektedir.
Ortaya çıkan toplum, kişilerin ortak bir "Ahlaki Değerler Sistemi"ni oluşturmasını "Zorunlu" kılar.
Çünkü öncelikle Ahlaki Kuralların temelinde yatan "Saygı" "Sorumluluk" ve "Sevgi" bağları aynı zamanda o toplumu bir arada tutan temel bağlardır.
Bu bağların en temel örneği de "İki Kişi" arasında ve "Ailede" görülür.
Bir birliktelik olan Toplum için yine bir birliktelik olan Aile bu yüzden temel taştır.
Bir toplumda "Anne - Baba - Çocuk" bağını koparttığınız zaman, o toplum dağılmaya başlayacaktır.
Babasız Çocuklar,
Annesiz Çocuklar,
Çocuksuz Bireyler...

Amerikan Yaşam Tarzı "Özgürlük"ü "Her İstediğini Yapabilme" olarak algıladığı için "Aile" bağında da bunu kabul ediyor.
Oysa ki özgürlük kesinlikle sınırsızlık değildir.
Özgürlük;
"Diğer bir kişinin özgürlüğünün başladığı yerde" biter.
"Sorumluluk bağınız bulunan kimselere zarar verebilecek kadar sorumsuz olabileceğiniz noktada noktada" biter.
"Sevgi bağınız bulunan kimselere zarar verebilecek kadar kaygısız olabileceğiniz noktada" biter.
"Saygı bağınız bulunan kimselere saygısızlık yapabileceğiniz noktada" biter.

"Özgürlük"; "Ben şunu yaparsam özgürümdür" gibi bir anlayışa bağlı değildir.

"Ben özgür olmak için şunu yapıyorum" denilemez.
Çünkü Özgürlük öylebir koşula bağlanamaz.

Amerikan Yaşam tarzı bunun ayırdına varamadığı için bugün dediğiniz noktadadır.

Avupa ise takip ettiğim kadarıyla toparlanma sürecinde.
Bir kaç sene önce Siyaset Meydanı'nda bu konu tartışılmıştı ve gerçekten Avrupa "Toplumsal Ahlak" açısından yükselişe geçmiş durumdaymış.

Türkiye'de ise bir "Asalak Toplum Yaratma" projesi uygulanmaktadır 1980lerden bu yana.
Apolitik, Duyarsız ve Bencil bireyler yaratılmak istenmektedir.
Ve bu başarılmaktadırda.

Üniversite öğrencilerinin çoğunluğu, edinecekleri Bilgileri ve Kazanımları, Bilgi Üretimini değil; Birlikte olacakları Kız/Erkek sayısını hesaplamaktadırlar.
Bunu her üniversite okuyan bilmektedir.

"Cinsel Özgürlük" açısından yaptığınız yoruma katılıyorum.
Türkiye, bu açıdan Avrupayı takip ediyor ve bir süre sonra yine aynı seviyeye ulaşacak "Sadakat" revaç bulacaktır.

Saygılarımla...

Herkes yalan söyler...


#6 muki

muki

    Kıdemli Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPip
  • 2.029 İleti

Gönderi Tarihi: 01 Temmuz 2007 - 13:58

Amerika'da Maury Show diye bir program vardir. Amerikan toplumundaki yozlasmayi, bozulmayi oldukca carpici bir sekilde temsil eder. Degisik zamanlarda birkac erkekle yattigi icin dogurdugu cocugunun babasini arayan; kocasini kocasinin arkadasiyla ve kocasinin erkek kardesiyle aldatan; eslerine onlari aldattiklarina dair carpici itiraflarda bulunanlar; 5-6 yasina gelmis cocuklarinin kendi eslerinden mi yoksa evli iken beraber oldugu erkekten mi oldugunu sorgulayip gen testleri yapanlar; karisini ayni anda hem erkekle hem de kadinla aldatanlar... Bunlar boyle surup gider. Kisacasi sozkonusu program tam bir ibretlik.

Sayin restpektif, bakin yukarida ne guzel boyle bir programin oldugundan bahsetmissiniz. Oradaki insanlar boyle medeni bir cesarete sahipler demek ki tutup boyle bir program yapabiliyorlar ve toplumdaki yozlasmayi, bozulmayi gozler onune serebiliyorlar. Bizdeki gibi bazi yozlasmalar hasir alti edilmiyor. Boyle bir programin bizde oldugunu dusunsenize!

ertugruld, siz ne diyorsunuz ben ne diyorum:

ertugruld:
Önce Almanya'da bizdeki evlilik kavramının olmadığından söz ediyor, bunu bir matahmış, biz de geriymişiz gibi anlatıyorsunuz.

muki: Size bakilirsa Avrupa, ohooo almis basini gidiyor. Ama bir de donun kendi ulkenize ve insanlarina bakin. Avrupa'da evlilik disi cocuk diye birsey yoktur, yani bizim anlayisimiza gore olan evlilik disi... Avrupa'da bazi ciftler evli olmadan birlikte yasarlar ve cocuk dogururlar ve kimse de aaaaa!!!!! demez. Kadin, bizde oldugu gibi cocugu ile birlikte mezara gitmez, ya da cocugunu tarlaya gommez, ya da cocugunu polis karakolunun kapisina birakmaz.


Sonra da evlilik dışı çocuk doğuran Almanya'daki 2000 Türk kızını eleştiriyorsunuz.

Elestirmiyorum, ancak bu kadinlarin zavalliliklarini gozler onune seriyorum. Bir hata yapildiginda dislanmak mi lazim? Oldurulmek mi lazim? Yoksa bahsettigim kurumun yaptigi gibi bu kadinlara yardim eli uzatmak mi lazim...

Evet bizdeki aile kavramı Avrupa'da ölmüş. Toplumun temeli, sevginin kaynağı aile Avrupa'da büyük ölçüde tarih olmuş. İnsanlar çiftler halinde birbirlerini aldatıp, birbirlerine, diğerlerinin karı/kocalarının nasıl iyi seviştiklerini anlatır hale gelmişler, bilmem anlaşılıyor mu??

Bizdeki aile kavrami Avrupa'da ölmüş olabilir, ancak birlikte yasamaya karar veren bir cift bu birlikteligin tum sorumlulugunu ve sayginligini ustleniyor. Yani, hadi birkac gun bununla, birkac gun onunla yasayayim demiyor. (Simdiye kadar da hic bir yabancidan nasil sevistiklerine dair bir laf duymadim. Bu sizin dediginiz insanlar herhalde en alt tabakandan insanlardan olusuyor.)

Uzun uzun Almanya'daki bilmemne Moses projesini anlatıyorsunuz. Ben Almanya'da üç yıl yaşadım. Bir kişiyle bile Nazi dönemi ya da Hitler üzerine konuşamadım. Hitler orada bir tabu. Neden biliyor musunuz? Çünkü Hitler ve ideolojisi hala içlerinde yaşıyor.

Burada da bir duzeltme yapayim, cunku bir memlekette uc sene yasamak demek oranin kulturunu, oranin insanlarini anlamak icin cok uzun bir muddet sayilmaz. Moses projesi gibi projelerin Turkiye'de de yaygin bir hale gelmesini dilerim -ki Turkiye'deki hic bir kadinimizin attigi yanlis bir adim onlari mezara tasimasin. Hitler uzerine konusamamaniz da sizden kaynaklaniyor herhalde. Alman televizyonlarinda hafta sekiz gun dokuz bir Hitler filmi, ya da o doneme ait bir belgesel, reportaj gosterilir. Yani Almanlar gecmisini saklayan insanlar degiller. Ancak irkci insanlar her yerde oldugu gibi elbette Almanya'da da vardir.

Alman devleti şimdi orada yaşayan tüm Türklerin parmak izini almak istiyor. Almanya'daki eşinin yanına gitmek isteyen Türklere, Almanların dahi bilemeyeceği zor sorulardan oluşan bir sınav yaptırılıyor....

Eeee, artik onlarda bikti bizlerden. Turkler kurnaz ve akilli ya, basindan beri ormedik corap birakmadik baslarina. Artik adamlarin guveni kalmadi Turk milletine.

Almanları Avrupa'da kişmse sevmez...Gidin Hollanda'ya, hepsi Almancayı anlar ama konuşmak istemez...

Bakin ben Hollanda'da yasiyorum ve sizin dediginiz gibi Hollandalilarin hepsinin Almanca bildigi yanlistir. Cunku 1972 senesine kadar okullarda Almanca, Fransizca ve Inglizce zorunlu idi. Fakat 1972 den sonra Almanca ve Fransizcayi zorunlu ders olmaktan kaldirdilar. Bu yuzden yeni nesil Almanca, Fransizca bilmez. Ancak cok iyi Inglizce konusurlar. Lisan nankordur derler ya, eski nesil de konusmaya konusmaya bildigi lisanlari da unutmus hale gelmistir.

Alman olup da bu durumlardan utanan Almanlar da var tabii. Bunlar Alman olmaktan utandıklarını gizlemezler. Diğerlerini 'küstah, kaba, ukala' anlamlarına gelen 'typisch Deutsch' diye adlandırırlar (yani tipik Alman demek).
Neyse ki bu düşük millet sevgisizlikten dolayı çocuk yapıp büyütmüyor. Almanya'nın nüfusu her yıl 150 bin kadar azalıyor. Yaklaşık 500 yıl sonra da yeryüzünden silinecekler.

Evet, her insan kendi milletinin yaptigi bazi durumlardan utanir. Nasil benim uc kagitcilik yapan, dolandiran, hak yiyen vs. vs.,yani kisacasi bir vatandasimin neden oldugu insana yakismaz ozelliginden dolayi utandigim gibi, o da keni vatandasindan utaniyor... Nereden cikardiniz sevgisiz olduklarini. Yoksa ozellikle size mi sevgi gostermediler? Bir toplumun yeryuzunden silinip gitmesini bu kadar istemek hangi zihniyete, hangi insanliga yakisir soylermisiniz bana.

Dinler ateş böcekleri gibidir: Parlayabilmek için karanlığa gereksinim duyarlar.
Tüm dinlerin koşulu, yaygın olan belirli bir derecede cehalettir -ki
sadece bu havada yaşayabilirler ancak.


Mihail Bakunin.


#7 Efendi Türkler

Efendi Türkler

    Uzman Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPipPip
  • 5.771 İleti

Gönderi Tarihi: 01 Temmuz 2007 - 14:11

Sayin Ertugruld Arkadas

zannediyorum Avrupada yasamis oldugu kisa dönemi ,bir hayli itici bulmus tabi görünmeyen yanlarini görememis görmek istediklerinle basbasa kalmis ,,veyahutta yasam sartlari ona bu kadar göstermis...!!
Türkiyemizde oldugu gibi ,,yerlesik düzenli köyünden kalkip bir sürü hayallerle istanbula gelip bir süre oralarda calisip vede basarili olamayip köyüne geri dönmesi gibi...
sigara davasina gelince hayli ilginc..bizim toplumumuzda bir kisinin sirtindan on kisi gecinir...onun aliskanligiyla söylenmis olsa gerek ..vede okadar abartilacak insani iliskiler yok burda ...iliskiler daha tutarli ve düzenli..Aile kavrami daha üst düzeyde
bunuda kavramak isteyen kavrar..!!

sonra herkes burda sosyal güvencenin altinda ..!! buna ragmen herkes,de calismak arzusu vede calismaktadir calismayanlarda ,,sorunlu olan vede calismak istemeyenler..onlarda issizler sinifina girer yani calismak isteyene is var gerisi abarti..
bazi bizim vatandaslarimiz gibi basarili olamayip ,,calisma zor geldiyse..neymis efendim orda robot gibi calisiyorsun ,,,yok öyle birsey..!!
herseyin kilifini uydurmak bizde moda..

sonra buralarda gayri mesru cocuk yoktur..evlenip anlasamayanlar ,,hayati birbirine zehir edeceklerine yollari ayrilir okadar basit...sonra burda bayan tek basina cocugu varsa veya yoksada ömür boyu rahatsiz edilmeden mutlu sekilde hayatini devam ettirebilir..eger evlenmek istiyorsada ,..!! cocukluda olsa bir bekar bayan gibi mutlu sekilde ikinci evliligine adim atabilir..

aklima burda bir yabanci bayanla birlikte olan bir vatandas 5.sene beraber yasarlar tesadüfen bir cocuklari olur cünkü problemler yüzünden bir türlü beraber kari koca hayatlari yoktur heryolu denerler kadin her doktora götürür koacasini
ama sonuc sifir..sonunda kadin ayrilmaya karar verir ..
ama koca isyanlari oynar evet hangi birini anlatacaksin buralarda bizimkilerin yanlis tepkileri daha belirgin olur..!!

yada geri kalmis ülkelerde bu tür hayatlari evlilikle birlikte kabusa dönüsenler ..bunlarin istatisdigini bilen varmi..
burda hersey göz önünde olur..

evet ya ne garip iliskiler icinde evli olupta katlanmak zorunda kalan bir sürü bayan vardir...BURDA YOKTUR

olmasini istemem benimde kizkardeslerim var ..bir ****** ömür boyu hayati yerine ..ona özgürlük daha fazla yakisir...

evet Türkiye sokaklari eşcinsellerin gecit yeri degilse bile bir hayli geceleri sokaklari tutuyor..tabiki bunlar heryerde

geri kalmis ülkelerde daha fazla..onlar orda sokagin basini tutamaz..fakat evde karisinin basini tutar..!!

onun icin birakin bizimkiler sokagin basini tutsun gelismis ülkelerdeki gibi..!! tabi göz önünde degil ,kendi lokallerinde..

yok efendim avrupada türkler evlilik disi iliskilerde cocuk sahbi oluyorlarmis da atip tutmasi kolay atin atabildiginiz kadar

simdilik bu kadar..

Saygilar

:shuriken: yamyam frankfurt

#8 muki

muki

    Kıdemli Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPip
  • 2.029 İleti

Gönderi Tarihi: 01 Temmuz 2007 - 14:36

eger evlenmek istiyorsada ,..!! cocukluda olsa bir bekar bayan gibi mutlu sekilde ikinci evliligine adim atabilir..


Câbir (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Evlendim daha sonra da Rasûlullah (s.a.v)’in yanına geldim. “Ey Câbir Evlendin mi?” diye sordu. Ben de: “Evet” dedim. “Bakire mi aldın yoksa dul mu?” diye sordu. “Dul aldım” dedim. “Keşke bakire biri ile evlenseydin, sen onunla o da seninle oynaşırdınız” buyurdu. (Buhârî, Nikah: 11; Müslim, Rada: 16)

Turkiye'de bosanmis/dul ve cocuklu kadinlarin isi de zor, cunku oyle ha deyince koca da bulamaz. Oyle ya sonucta oynasmak var. Hem sonra bosanmis/dul bir kadin tecrubelidir ve belki kiyaslama yapabilir. Bu da erkekligi soz konusu olan bir erkegin isine gelmez. Hele hele evlilik disi bir cocugu varsa omur billah yalniz kalmaya mahkumdur.

Dinler ateş böcekleri gibidir: Parlayabilmek için karanlığa gereksinim duyarlar.
Tüm dinlerin koşulu, yaygın olan belirli bir derecede cehalettir -ki
sadece bu havada yaşayabilirler ancak.


Mihail Bakunin.


#9 ertugruld

ertugruld

    Yeni Üye

  • Φ Yeni Üyeler
  • Pip
  • 26 İleti

Gönderi Tarihi: 01 Temmuz 2007 - 14:49

Sayın baylar,
Önce size kendimi tanıtayım da ona göre benimle konuşun:
Ben İstanbul'da, sınavla girilen ve Almanca eğitim veren Türkiye'nin en saygın lisesini (İstanbul Erkek Lisesi) bitirdim. Sonra girdiğim İstanbul Teknik Üniversitesi'nde 1980 öncesi siyasal faaliyetlerim nedeniyle Almanya'ya gitmek zorunda kaldım. Yani Almanya'ya gidip yerleşeyim, yaşayayım diye bir sevdam da yoktu. Gittiğim gün 'ben bu ülkede yaşayamam' diye karar verdim. Yani sizin dediğiniz gibi bana Alman toplumunun sevgi vermemesi diye bir sorunum yoktu. Benim formasyonumda bir insana Alman toplumu sevgi veremez zaten.
****************************,*************************

*************************

#10 muki

muki

    Kıdemli Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPip
  • 2.029 İleti

Gönderi Tarihi: 01 Temmuz 2007 - 15:00

Sayın baylar,
Önce size kendimi tanıtayım da ona göre benimle konuşun:
Ben İstanbul'da, sınavla girilen ve Almanca eğitim veren Türkiye'nin en saygın lisesini (İstanbul Erkek Lisesi) bitirdim. Sonra girdiğim İstanbul Teknik Üniversitesi'nde 1980 öncesi siyasal faaliyetlerim nedeniyle Almanya'ya gitmek zorunda kaldım. Yani Almanya'ya gidip yerleşeyim, yaşayayım diye bir sevdam da yoktu. Gittiğim gün 'ben bu ülkede yaşayamam' diye karar verdim. Yani sizin dediğiniz gibi bana Alman toplumunun sevgi vermemesi diye bir sorunum yoktu. Benim formasyonumda bir insana Alman toplumu sevgi veremez zaten.
***************, *********************.

**************************************************..


Yoruma gerek yok. Ne ve kim oldugunuzu bu yazinizla zaten belli ettiniz.

Dinler ateş böcekleri gibidir: Parlayabilmek için karanlığa gereksinim duyarlar.
Tüm dinlerin koşulu, yaygın olan belirli bir derecede cehalettir -ki
sadece bu havada yaşayabilirler ancak.


Mihail Bakunin.


#11 Efendi Türkler

Efendi Türkler

    Uzman Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPipPip
  • 5.771 İleti

Gönderi Tarihi: 01 Temmuz 2007 - 15:31

Yoruma gerek yok. Ne ve kim oldugunuzu bu yazinizla zaten belli ettiniz.


:clover:

Yoruma gerek yok. Ne ve kim oldugunuzu bu yazinizla zaten belli ettiniz.


:clover:

Üzme kendini arkadasim ...

Bizler bu ülkenin cocuklariyiz...biz vatanimizi unutmadik unutmayacagiz ,,melezde olsak unutmayacagiz.

#12 tersso

tersso

    Yeni Üye

  • Φ Yeni Üyeler
  • Pip
  • 62 İleti

Gönderi Tarihi: 02 Temmuz 2007 - 10:04

aliya izzetbegoviçin güzel bi lafı var; "benim için iyi doğru ve güzel ne varsa hepsinin diğer adı islamdır" diye.. her ne kadar biz kendimizi beğenmezsekde avrupalının bize aşıladığı oryantalist assagiliq kompleksi olsada bizler hala müslümanlığımızla, anadolumuzla dünyada bir yıldızız..

#13 kaplan-200

kaplan-200

    Kıdemli Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPip
  • 2.255 İleti

Gönderi Tarihi: 03 Temmuz 2007 - 22:26

'Bugun ne yaptim' baslikli forumda ertugruld bunlari yazmis. Uygun bir baslikta olmadigindan yeni bir baslik acip kendisine buradan yorum yazmayi daha uygun buldum.
Size bakilirsa Avrupa, ohooo almis basini gidiyor. Ama bir de donun kendi ulkenize ve insanlarina bakin. Avrupa'da evlilik disi cocuk diye birsey yoktur, yani bizim anlayisimiza gore olan evlilik disi... Avrupa'da bazi ciftler evli olmadan birlikte yasarlar ve cocuk dogururlar ve kimse de aaaaa!!!!! demez. Kadin, bizde oldugu gibi cocugu ile birlikte mezara gitmez, ya da cocugunu tarlaya gommez, ya da cocugunu polis karakolunun kapisina birakmaz.
.
.
.
Kız kardeşine, "Seni kim hamile bıraktı?" diye soran Selahattin Sezgen, cevap veremeyip ağlamaya başlayan Meryem'in gözyaşlarına aldırmayıp göğsüne ve başına 2 kez ateş etti. 7 aylık hamile olduğu öğrenilen Meryem, karnındaki bebeğiyle birlikte hayatını kaybetti. Silah sesine uyanan aile fertleri, durumu polise bildirdi. Olay yerine gelen polis ekipleri, evde elindeki pompalı tüfekle şok haldeki Selahattin Sezgen'i gözaltına aldı.

''Kadin, bizde oldugu gibi cocugu ile birlikte mezara gitmez, ya da cocugunu tarlaya gommez, ya da cocugunu polis karakolunun kapisina birakmaz''
sevgili muki burası türkiye 70-75 miyon insanımız vardır.
zaten öyle bir zamana geldikki senin avrupa dediğin ülkeler bizi çoktan eritti ve bütün değerlerimizi yok ettiler.
o nedenle bu kadar nufuslu bir ülkede bu olayların olması gayet doğaldır.
çünkü bu 75 milyon inasın hepsi aynı şeyi düşünemez farklı inançları vardır elbet.


İstatistiklere göre, 3,5 milyon gurbetçimizin yaşadığı Almanya?da, Türk kızları her yıl ortalama 2 bin gayrimeşru çocuk dünyaya getiriyor.
nasıl bir mantık bu ?Avrupa'da bazi ciftler evli olmadan birlikte yasarlar ve cocuk dogururlar diyoırsunuz.
sayısı türk kızlarından daha fazla diyorsunuz ??o zaman onların nufusu tamamen gayri meşu?
elbette avrupa türkiye için bunları söyleyecek başka birşey bekleye bilirmiyiz,yoksa türklerin çok namuslu, anlayışlı iyi bir aile bireyleri olduğunumu söyleyeceti?
elbette onlarda pisikolojik savaşlarını bu şekilde verecektir.
elbette kendilerinin kiliselerde erotik şov yaptıklarını ve papazların sapık ilişkilerini yazacak halleri yokya....
burada van'da konya'da verdiğiniz örnekler olmaması gereken olaylar olsada 75 miyon dediğim gibi.
avrupa'da' olan olaylardan anlaşılan sizin haberiniz yok...
gerçi onlada herşey normal.....onlar çağdaş insanlar onların yaptıkları yalnışlar sapıklıklar'ı kimse görmez önemli değil..
onlar çağdaş insanlar...!!!!!!!!!!!!!!!!!!
onlar sokak ortasında adam öldürürler birşey olmaz,biz bir terörist ödürürrüz insan hakkı olur...

#14 politika

politika

    Süper Üye

  • Φ Süper Üye -
  • 11.092 İleti

Gönderi Tarihi: 04 Temmuz 2007 - 01:03

Yani herseyimiz tamam oldu simdi sira evlilik disi cocuklara geldi.herkes yalan yanlis birseyler yazmis,önce sunu tespit edelim evlilik disi ne anlama geliyor?Evlilik gidipte evlendirme memuru nun karsisinda oturup imza atmakla oluyorsa tamam o cocuklar evlilik disidr.Ama bence evli olmak kadin ve erkegin birbiri ile beraber yasamayi hayatlarini birlestirmeyi karsilikli taahhüt etmeleridir.Evlilik zaten bir anlasmadir baska birsey degil.Eger siz evlilik disi cocuk ariyorsaniz önce bizim hoca nikahi ile oturan milyonlarca kadin erkegin cocuklarinida bu kategoriye almalisiniz.Alamiyormusunuz o zaman objektif degilsinizdir.Hoca nikahi Türkiye Cumhuriyetinde gecerli degildir ve böyle bir birliktelikten olan cocuklarda gayrimesrudur.Simdi oturun bunu tartisin.
Simdi gelelim asil konuya,Türk kizlari Almanyada senede bilmem nekadar cocuk dünyaya getiriyorlarmis,mis mis!Bu sayiya Türkiyedeki kizlarida dahil ettinizmi yoksa özellikle yurt disinda bulunan Türk kizlarini diskrimine etmek icinmi böyle bir iddiayi dile getirixorsunuz.Gayri mesru cocuk düynyaya getirmek ne yeni bir olaydir nede Avrupa ile basladi.insanlarimiz Avrupaya gitmeden öncede gayrimesru cocuklar doguyordu ülkemizde.
Lütfen bu konular üzerinde spekulasyon yaparak insanlari kategorize etmeyin.

saygilarla




SESINI DEGIL, SÖZÜNÜ YÜKSELT,
YAGMURLARDIR BÜYÜTEN BASAKLARI, GÖK GÜRÜLTÜLERI DEGIL...
BIR LAFA BAKARIM LAF MI DIYE,
BIRDE SÖYLEYENE BAKARIM ADAM MI DIYE..
EN BÜYÜK ÖZÜR SEVGISIZLIKTIR...



#15 Misafir_munisem_*

Misafir_munisem_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 21 Haziran 2017 - 15:17

müslüman aileler koruyucu aile olsunlar





Cevap ekle