Jump to content
Sign in to follow this  
melonss

sadece ismini söledim

Recommended Posts

Takılmışım Bir sen'e

öyle hızlı geçmişki zaman

sensiz farkında bie değilim yılların

boşa geçmedi elbette ömür

seninle dolu dol yaşadım her bir saniyeyi

şimdi saat sensizliği on geçiyor

su akıp gitmekte

ömürden tek tek ayrılan zaman gibi

bense takılmışım bir sen'e

saymaktayım yerimde...

 

bakma bu kederli satırlara

gözlerim hala ıslak değil

ellerim titremiyor eskisi gibi

öyle eskiden kalma bir alışkanlık işte

hani sen öğretmiştin ya!

vakti geldiğinde çekip gidersem üzülme diye

attım bütün geceleri koynuma

ne olur ne olmaz

gelmiyor sabahların

bitmiyor gecelerin

şimdi saat sensizliği beş geçiyor

rüzgar deli gibi esmekte

bense takılmışım bir sen'e

saymaktayım yerimde...

hatırladın değil mi aşk bahçemizi?

güzel günler üzerine ettiğimiz yeminleri

bitmesin diyerek ağladığın günleri

tebessüm ederek göz bebeklerim olduğun

ve haykırdığın anı sevgini

kulaklarımda hala hiç bitmeyeceğini sandığım soluğun

bitecekmiş meğerse!

meğerse sendeki bu ateş saman aleviymiş

on altı yaş heyecanı belkide

şimdi saat hiç bir haltı geçmiyor

yağmurunda yağacağı yok zaten

bense takılmışım bir sen'e

yürüyorum durmadan bilmediğim bir meçhule...

 

16 Ocak 2005 Pazar 00:45

Share this post


Link to post
Share on other sites

Tutacağım Gözlerinden

 

Sen varsın az ötemde

Biliyorum az ileride

Uzansam biraz daha tutacağım gözlerinden

Bir liman aralığı uzaklığın

Biliyorum gemileri de yaktım zaten

Dönüş yok az kaldı tutacağım gözlerinden.

 

Işık tükendi karardı eylül bizimle birlikte

Derinlere yolculuk var bu gece

Hazırlan sevdiğim uzaklara yolculuk bu gece

Az ötemdesin biliyorum az uzağımda

Bir kapı açıklığında

Açılsa biraz daha tutacağım gözlerinden.

 

Ağustos bitiminde eylül başlangıcında

Yaz sonunda güz başında

Bir yaprak dökümünde ağaçların

Sararmış yaprakları aşkımız gibi

Dökülmeye yüz tutmuş yüreklerimiz

Biraz daha dökülse tutacağım gözlerinden.

 

Dinle uzaktan gelen müziğin sesini

Ritminde saklı ezgimiz bizim

Sus ve dinle kalbimin atışlarını

Ağır ağır eylüle çalan bedenim

Aksak hazin bir rüzgarla savrulmakta

Savrulsa biraz daha tutacağım gözlerinden.

 

Biliyorum sevdiğim az ötemdesin

Yıldızlar kadar yakınsın gecelerime

Düşler kadar sıcak bakışların

Eylüldü dökülüyordu yaprakları aşkımızın

Ben topluyordum yerden bakışlarını

Ah, az kaldı biraz daha toplasam tutacağım gözlerinden.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Tutuldum Kaldım Suskunum

Sana gitme demeyeceğim

Git de demiyeceğim

Gözlerime dalgın özlemlerin

Yüreğime kırgın sevinçlerin ölüsü sinecek biliyorum

Çıkılmaz yollar gibi yokluğun

Zamanı alıp götürecek avuntum

Seni seviyorum demeyeceğim

Sevmiyorum da demeyeceğim

 

Hayallerle süslü geçmişin tenhalığında

Yazılmayan

Akla gelmeyen sözlerin yazgısında

Son bulacak yorgunluğum

Yutkunmak istedikçe boğacak coşkum

Seninleyim demeyeceğim

Sensizim de demeyeceğim

 

Ve ben sana seni bildiğim içinde inanmadım

Bilmediğim için kandım, kandım

Kanadım

Şimdi yalnızım

Korkusuz değilim ki

Herşeyi anlıyayım

Herbir şeyde beni anlasın

Sana aldandım demeyeceğim

 

Gecikiyor dün artık

Köşesi bir

Düzlüğü dağınık

Kafam olmuş karma karışık

Sana unuttum demeyeceğim

Unutmadım da demeyeceğim

 

İçimde

Çok derinlerde barınır gibisin

Suçun,cezan bitmiş gitmemişsin

Koca ömür tükenmiş sen tükenmemişsin

Sana özledim demeyeceğim

Özlemedim de demeyeceğim

 

Sağır eder bu sessizlik

Çığlık atıyor gölgemde kimsesizlik

Sitem olur dilimde çaresizlik

Sana öldüm demeyeceğim

Yaşıyorum da demeyeceğim

 

Yönünden kaçan rüzgarlar misali

Yağmur olup ırmağa düşen damla emsali

Uzun ömürler dileyeceğim kendime

Sana hoşçakal demeyeceğim

Dostçakal da demeyeceğim

Sana hiçbirşey söylemeyeceğim

TUTULDUM KALDIM SUSKUNUM

Share this post


Link to post
Share on other sites

Tutuldum sana...

Nasıl oldu bilmiyorum,

Ama zamansız olduğunu biliyorum.

 

Adını duymak, seni düşünmek, hayal kurmak

Bütün vücudumun titremesine neden oluyor.

Ve sen ne bana ne de kendine bir şans tanımıyorsun.

Seni içime gömmekten başka şansım yok.

 

Sen,

Gözlerimdeki ışık, gülücüklerimdeki tebessüm,

Gözyaşlarımdaki serinlik, ellerimdeki dokunuş,

Sesimdeki titreme, yüreğimdeki kilitli sızı oldun.

 

Ne unutabilir ne de senin olabilirim...

Yüreğimi titreten gizli aşkım...

seni seviyorum bitanem ...

Share this post


Link to post
Share on other sites

Tutunamıyorum

 

 

Tutunamıyorum

Kurumuş bir yaprağın dalındaki son hali

Engel olamıyorum

Yaş akacağı zaman göz kapağının yetersiz kalması gibi

Sana geliyorum

Bir yağmur damlasının mahkûm kaderi

Denizin gökle kucaklaştığı sınırdayım

YOK OLMAM an meselesi...

 

 

sensiz yok olmak istemiyorum seda :)

Share this post


Link to post
Share on other sites

Uçurum Çiçeği

 

 

 

Biz seninle imkânsız sevdanın iki kuluyduk

Ve iki yakası hiç kavuşmayacak

Birbirine sevdalı uçurumduk

Ayaklarımız yanarken karlarda

Bir avuç güneşimizle

Toprakta zamansız yeşermeyi umduk

 

Zaman durmayacak elbette

Yalnızlığı dolduracak yüreğimize

Susacak umutlarımız,

Ayrılık ket vuracak dilimize

Yaşayacağız belki de ayrı kentlerin sabahında

Ama....Ama aynı güneş doğmayacak gözlerimize

 

Sırtlarımız yoklukta hep nemli duvarlara yaslanacak

Boğazımızda düğümlenecek sevdaya yazılmış satırlar

Belki de hep susacak....

Kim bilir belki de bir aksam

Solgun uçurum çiçekleri düşecek ellerimize

Güneş kamaştırsa da gözlerimizi

Yüreklerimiz hep kuytularda içli içli ağlayacak

 

Acılarımızı harmanlayacağız mevsimlerde

Gözlerimizi arayacağız hep ıssız köşelerde

Bihaber yaşasak ta yaban ellerde

Hep şarkımız çalacak ayrı düşmüş dillerde

 

Ayrı kentlerin soluğunu alsak da

İnadına yaşatacağız sevgimizi ayrılsak da

Takvimler düşerken asırlara

Uçurum çiçekleriyle ayrılığımız yazılacak baharlara

 

Ölüm gelene kadar yalnızlık çalacak kapımızı

Unutmak için birbirimizi

Kim bilir kaç gece yakacağız anılarımızı

Ama... ama hiç unutulmayacak yeminlerimiz

 

Sen unutsan da beni uçurum çiçeği

Ben sonuna kadar yaşatacağım ölümsüz sevdamızı.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Ucu Yok Sevdamın

Seni bir hayat boyu sevebilirim ben..

Ölümün beni bu dünyadan ayırdığı son nokta,

İşte oraya kadar..

Belkide ondan sonrası da var benim için;

Seni kara toprakta bembeyaz kefenle bile sevebilirim ben..

Duyguların bittiği yer yok benim için;

Seni bir çiçeğin gözünde,

Seni bir çocuğun elma şekerinde,

Seni,sen benden uzaktayken bile sevebilirim ben...

 

seni ben sen yokkende severim .... askım

Share this post


Link to post
Share on other sites

Unutamadım

Unutmak istedim seni

Bir baskasindan hoslandim

Onu sevmeye calistim

Ama olmadi, unutamadim seni

 

Unutmak kolaymi sanki

Kolaysa sen unut beni

Ben beceremedim

Unutamadim seni

 

Sensiz gecmiyor saatler

Dakikalarsa, onlar sanki durmus gibi

Ya sanyeler, onlar dahada beter

Sanki hayatta unutmaktan daha zor olani yokmus gibi

 

Bos bos hayallerden cikip gelmeni bekliyorum

Sokaklardan ayak seslerini duyuyorum

Bir umut var icimde, geleceksin biliyorum

Seni ne yapsam yapiyim unutamiyorum

nasıl unuturum geceler boyu sevişmelerimizi ....

Share this post


Link to post
Share on other sites

uykunda öpüyorum seni

 

 

 

Uykunda ağlıyorsun...

Uykunda öpüyorum seni... Korkmadan ağlıyorum

seninle...

Senin için bir şey yapamayışıma, seni bu dünyada

yapayalnız, kimsesiz bırakışıma ağlıyorum...

Senin için gerçeklik yok, bu hayat, bu hayatın

kuralları yok... Kendine nasıl derinden ve katıksız

inanıyorsan, bu hayata, bu insanlara da öyle

inanıyorsun... Bunu sana ben anlatamam. Bak bu sensin,

bak bu da hayat, bu da kuralları; bak, insanlar seni

aslında nasıl görüyor, yok bu hayatta duygularının

karşılığı, diyemem. Seni sevginden uyandıramam...

Yıllar önce senin olduğun yerdeydim ben de. Tam orta

yerde. Benim de saçlarım sevecen bir kardeşlik

kokardı.

Herkese koşarken açıkta kalırdı öldürülmeye en açık,

en savunmasız yanlarım. Nereme bıçak saplanırdı

bilmezdim, ama hep yersiz kanayan o zavallı saçlarıma

dostluklara gölge düşürüyor, diye kızardım...Umudu

ürkütüyor diye yaralarıma kızardım... Ben en çok beni

yaralayanlara koşar; bir suç, bir yanılgı varsa,

çoğunu omuzlamak için kendimden vazgeçerdim...

Sırf sevgiler bitmesin, sırf hayatın sevinci

gölgelenmesin, dostlukların son günü gelmesin diye

üstüme alırdım bütün günahları, bütün yanılgıları,

geçmiş ve gelecek bütün kötülükleri... Sevginin

umutları sürsün diye, göze alırdım kalbime akıtılacak

zehirleri... Göze alırdım eksik yaşanmış bütün

sevgilerin tanığı ve sürgünü olmayı...

Sonra baktım kimsesiz ve tesellisiz ölüyorum... Gördüm

kendimi nasılsa. Gördüm anısız ve habersiz öldüğümü...

Son kez baktım etrafıma, bir yakın, bir içten ses, bir

kardeş kokusu aradım kendime. Bağlanmak istedikçe

öylesine kopmuştum ki insanlardan, öylesine çok

sevmiş, öylesine çok inanmıştım ki, nasıl oldu

bilmiyorum, içimden bir kötülük, bir acımasızlık;

içimden zavallı bir intikam duygusu çıkartıp, o yaralı

kendimi, beni ben yapan o kimsesiz sevgimi o boşluktan

çekip aldım... Aldım onu ve korumaya başladım.. O

yaralı, o parçalanmış, o kimsesiz sevgimi, kötülükle,

acımasızlıkla, hırsla, kıskançlıkla korumaya

başladım... O da yetmedi, yazmaya başladım sevgili.

Yazmaya... Ne hissedersem, ne hissedeceksem, hayatımda

ne varsa, her şeyi yazmaya başladım...

Yazmak, acılardan, aşklardan, yitirişlerden, itilip

kakılmalardan kurtulmanın en geçerli yolu oldu benim

için...

Share this post


Link to post
Share on other sites

Uzaktaki Sen

Bilirim ki artık onun gözleri benim için

Issız bir gece vakti

Çok ama çok uzaklardaki

Bir şehrin ışıkları gibidir

Sürekli ona doğru koşmama rağmen

Hiç bir zaman sokaklarında koşamayacağım

Ve hiçbir zaman ona ulaşamayacağım

Ama olsun ;

Ben yine bu şehrin gözyaşlarına kapılıp

Sana aldanırım.

 

 

,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,

 

 

Uzaksın Bana

 

 

Sahipsiz gönlümü almak istemezmisin.

Hissetmek istemez misin sevgimi

Yazmışım seni her parçama

Sigaramın her nefesinde

Aldığım her nefeste

Kokladığım her çiçekte

Bütün hayalimde sen varsın

Sanki her zaman benimlesin

 

Ne olur hep yanımda olsan

Sevginden birazcık tatsam

 

Rüzgar getiriyordu kokunu bana

Kuşlardan alıyordum haberini

 

Uzak kalma benden

Diz çökmüş bekliyorum seni

Zamanın içinde kaybolmuş gibisin sanki

 

Yıldızlara sordum, ağaçlara sordum

Taslara sordum ve kuşlara sordum

Dediler ki o gelmez sana

Sormaz olaydım.

Bütün umutlarım yıkıldı bir anda

 

Gecelerin karanlığında kayboldum.

Artik aydınlatmıyordu yıldızlar yolumu

Bulamıyordum kaybettiğim umutlarımı

 

 

Sevginle büyüttüğüm çiçekler

Soldular birer birer.

Susamışlardı onlar da sana

En az benim susadığım kadar.

 

,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,

Share this post


Link to post
Share on other sites

Uzaktan Sevmek

Zamanın birinde bir sevdiğim vardı.

Öyle çok sevmiştim ki.

Yaklaştığı her an korktum.

Sevgimi çalacak diye...

Öyle çok uzaktan bakmışım ki gözlerine.

Yaklaştığı her an daha bir güzelleşti.

Öyle çok hayalini kurdum ki.

Baktım ki hayal olmuş her şey.

Öyle çok sevmediki beni.

Ve öyle çok aldandımki dokunuşlarına.

Onu hissettiğim her saniye

İçimde yaşattığım her an

Daha bir sevdim,daha bir aldandım.

Şimdi öyle uzakki bana

Her zaman olduğu gibi değil.

Daha uzak,yüreğimin cennetinde.

Öyle iyi birisiydiki merhum

Sırf ben onu sevmeyeyim diye uzaktaymış meyerse

Sırf benim için bakmamış gözlerime.

Halbuki bilememiş.

Uzaktan sevmek,sevmelerin en güzeli diye...

Share this post


Link to post
Share on other sites

Yağıyorum

 

 

Biliyormusun ?

En güzel aşk,

Son kez söylenendir.

 

Bugün yağıyorum üstüne,

İçimde ne varsa sen...

Her susuşumun bedeli,

Sen olup kalmak olacak.

Bir yaprağın ucunda

Su damlası gibiyim.

Koylarına dağılmış,

Tutungaçlarım var.

Islak düşlerim senle..

Sanki haykırışlarım ve

Geç kalmışlığımın

Çığırtkan ezgisi gibi.

Ardıma koyduklarım

Yıkık sevda öykünmeleriymiş.

Labirentlerde dolaşmayı ,

Aşk sanmaksa çaresizlik.

Bugün;

Yağan yüreğimin

Her damlası aşkınla dolu.

Utangaç bakışlarıma dökülense

Benim son gerçeğim ...

 

Biliyorsun artık;

En güzel aşk,

Senle çok kez yaşanandır.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Yağmur Damlası

Ben küçük bir su damlasıyım.

Gökten yağarım, tenlerinize usulca,

Bazen de sertçe dokunurum.

Ürkersiniz ama küçük bir su damlası diye aldırmazsınız.

Devam edersiniz nefes almaya.

Toprağa dokunurum, filizlendirir, çiçek açtırırım.

Bunu bir kulun yaptığını düşünürsünüz.

Hoyratça yaklaşır koparırsınız dalından tazecik çiçeği.

Düşünmezsiniz akan kanları

Denizlere düşerim suyuna tuz katarım

Kirletirsiniz, hatta ta? yığınlarıyla kapatmaya çalışırsınız.

Ben küçük bir yağmur damlasıyım.

Hayatınıza hayat katarım

Bazen isyan edersiniz bana...

Bazen de ellerinizi semaya kaldırıp dua edersiniz

küçük bir yağmur damlası için.

Kimi zaman beni görmek istemezsiniz,

Bana isyan eder bir de tokat atarsınız.

Ama hiç düşünmensiniz benim ne olduğumu...

Ben küçük bir yağmur damlasıyım...

Hayatınıza hayat katarım

Bana muhtaçsınız...

Ben küçük bir yağmur damlasıyım..

Share this post


Link to post
Share on other sites

Bugün;

Yağan yüreğimin

Her damlası aşkınla dolu.

Utangaç bakışlarıma dökülense

Benim son gerçeğim

 

 

Evet , mükemmel, diyecek birşey bulamıyorum; alıp götürürüyorsun bilmem !! biryerlerlere bazen bir ümitsizlik doluyor , bazende bir umarsamazlık , bazen de bir çaresizlik kaplıyor heryerimi....

 

 

Yayınevleri var derlesen şiirlerini, kitap evet bir şiir kitabı, baş sayfayı görür gibiyim...Baş sayfa siyah beyaz olmalı ,enine dar boy ölçüleri normal olmalı, kiabın başında senden bahsetmeli, çünkü merak ettim okuyanlarda merak eder diye düşünüyorum, yada önce bir kaç dergide yayınlamalı şiirlerini, isim yaparsan yayınevleri hayır demez.. Yada bir kaç radya kanalı daha sonra birkaç dergi ve en sonda kitap basılır ne dersin? bunu senden bekliyorum , lütfen bu şiirleri okuyan herkez destek mesajlarını bekliyorum melonss,a

Share this post


Link to post
Share on other sites
Bugün;

Yağan yüreğimin

Her damlası aşkınla dolu.

Utangaç bakışlarıma dökülense

Benim son gerçeğim

Evet , mükemmel, diyecek birşey bulamıyorum; alıp götürürüyorsun bilmem !! biryerlerlere bazen bir ümitsizlik doluyor , bazende bir umarsamazlık , bazen de bir çaresizlik kaplıyor heryerimi....

Yayınevleri var derlesen şiirlerini, kitap evet bir şiir kitabı, baş sayfayı görür gibiyim...Baş sayfa siyah beyaz olmalı ,enine dar boy ölçüleri normal olmalı, kiabın başında senden bahsetmeli, çünkü merak ettim okuyanlarda merak eder diye düşünüyorum, yada önce bir kaç dergide yayınlamalı şiirlerini, isim yaparsan yayınevleri hayır demez.. Yada bir kaç radya kanalı daha sonra birkaç dergi ve en sonda kitap basılır ne dersin? bunu senden bekliyorum , lütfen bu şiirleri okuyan herkez destek mesajlarını bekliyorum melonss,a

tesekkür ederim yzdıkların için ben izmirden melons şiir yazmayı severim sanırım bu bana babamdan kaldı onunda vardır böle şiirleri ..

kitap işine gelince 600 e yakın şiirim var

ama su ana kadar düşünmedim :) sanırım düşünmüyorumda bunalr benden cocujklarıma kalıcak :)

Share this post


Link to post
Share on other sites

Göz Yasima Degermi

 

Hani O Saf düslerin bulusdu bir yer vardir

 

Kalbmi derler bilmem söküp atilar

 

Yokluk hisediyorum büyük bir derinlik

 

Kayip mi oluyorlar bilmem..

 

 

Hani hic hisetmedim degil...

 

Hisetirmediler diye degil...

 

Oyaladilar mi desem ne desem

 

Kendim bilmiyorum ki basima gelenleri

 

Gözlerim boyaliymis meger

 

Tozpembe renklerle icim icime sinmiyordu

 

 

Bir Gülüsün icin ben neler vermedim

 

Neler feda etmesdim...

 

Meger neler Kaybetmisim...

 

 

Bir Cicek takmisim Aklima onun yolluna

 

giderken neler ezmisim aslinda O yolla

 

Degmez olan Cicek Kaybolmus Dönüsde

 

Ezilenleri gördüm yeniden Filizlenirken

 

ama boynulari Büküktü

 

bana Karsi bakmiyorlardi...

 

 

YARABBIM neler yaptim ben Hayatimda

 

Adam olmaya calisdim ama ne Kazandim

 

Avucum bos kafam Agir

 

Kalbimse Kayip...

 

 

Benden ne olsun bu Saaten sonra

 

Benden ne olacak senden sonra birdaha

 

Yüzüne bakamam ki Gözlerim

 

baksada bile Sakilan

 

Gururumu grömesin sen tabi...

 

 

Gözlerimin boslunu Hisedersen

 

Ses cikartma sadece sunu bil ki ölümlü

 

Dunya

 

Sen herseyimi öldürdün

 

Gün gelecek ki seni de öldüren cikacak

 

karsina

 

 

Hani demistim ya baska bir Sen hic birzaman

 

olmadi... Doru...

 

 

Beni hic birzaman beni böylesine yikan

 

Beni böylesine maf eden olmadi

 

Bazen gecenin Sesizligin sinir üzerime

 

Aglamiyorum ama...

 

Yapoz gibi döküldüm

 

 

Hisediyorm o ayni Gecelerde sana kurdum Düsleri

 

Hayaleri teker teker gömüyorum

 

Unutamam.... Unutmayi

 

bilmedim icin SEVMEYIDE

 

bilmiyordum

 

Sen ögretmistin nedenini bilemiyorum ama....

 

 

Heralde beni ilk defa yerde görmek icin Aferim

 

Aferim basara bildin bundan önce

 

baska bir Sen yoktu beni

 

Bu duruma sokan benimle böylesine Dalga gecen

 

 

Benimde korkum vardi ama...

 

Sen gercek birsey degilmisin ki

 

var olmayandan neden korkmusum ki....

 

 

Sence senin Adin bir Göz yasima Degermi

 

Sen icimde bir OK olmusun Tüyünde

 

Adin yazili nereye ceksen Kan kayibi

 

Bu OK icimde kalsa raht

 

durmas

 

Tüyünden asagi damlar

 

Cansiz Kani

 

 

Cansiz Göz yaslarim yanliz

 

Akiyorlar yapa Yanliz

 

Sence senin ismin

 

Birtanesine Degermi

 

...bilemiyorum...

Share this post


Link to post
Share on other sites

Lanet Olsun...

Akan Göz Yaslarima Seni Kattim Hos Koksun Diye....

 

Dalinda diken Gibi Battim Yüregime Ama

Ama ne bir Damla Kanim Akti nede Canim Acidi....

Ama Yüreg Kin nefret Kan Kust be Bebegim....

Acan Güllerine Degil Ucup Giden Kokularina lanet Olsun...

Nedir Ulan Nedir Senin askin Serefi Illeti gercek adi nedir...

Ask Dedin Sana Kalbimi Verdim sevda dedin yüregimi verdim yetmedi yetmedi can deseydin onuda alirdin benden...

...Lanet Olsun Lanet Olsun...

Share this post


Link to post
Share on other sites

Sen Benim Her Seyimdin

Sen gözlerimdin benim

Hiç tükenmeyen bir pınar misali

Süzülürken damla damla sular

Bazen ılık, yüreğinin sıcaklığında

Bazen buz kesmiş, kartal bakışlarında

Bakarken bazen, yıldız parlaklığında

Sen gözlerimdin benim.

 

Sen sözlerimdin benim

Dilimden dökülen bir çağlayan misali

Ve yatağına sığmayan bir nehir

Bazen bir çığlık sessizliğimde

Bazen bir sitem haykırışlarımda

Dökülürken dilimden, uçurumdan dökülür gibi

Sen sözlerimdin benim.

 

Sen ellerimdin benim

Rüzgarlarınla doldurduğun bir yelken misali

Bir sağa çekersin beni, bir sola

Bazen savurursun açık denizlere

Bazen vurursun acımadan kıyılarına

Başıboş dümensiz, kapılacakken girdaplara

Sen ellerimdin benim.

 

Sen yüreğimdin benim

Ritimsiz çalan bir saat misali

Çalışıyorsun tik tak tik tak

Bazen ileri gidiyorsun koşar gibi,

Bazen geri kalıyorsun, sanki yorgun

Ha durdu, ha duracak hala sana vurgun

Sen yüreğimdin benim.

 

Sen herşeyimdin benim

Düşlerim, ümitlerim,geleceğim

Ellerimdin, gözlerimdin ve yüreğim

Bazen kapılsamda umutsuzluklara

Bazen kızsamda yüreğim alev alev

Sen ne görürsün beni. ne duyarsın

Yine de sen herşeyimdin benim

Ve yine de herşeyimsin.

Share this post


Link to post
Share on other sites

SENİ O SANMISTIM

 

 

 

S essini o kadar cok özledimki!

 

E ller bu özlemin duygusnu anlyamazlar!

 

N eyle dindire bilirim sensizliyin hastertini

 

I nan sana olan askimi kimseye veremeyecegim!

 

 

 

O kada sensiz yalnizliklar icindegimki!

 

 

 

S ana nasil anlata bilsem yalnizligin acisini!

 

A glayan gözyasarimi sevdana bagisladim!

 

N e umudum nede tutunacak dalim kalmis!

 

M erhametle doneveksen sevdama dönme sakin!

 

I intiltmem sana gururumu askinin karsisinda!

 

S u dunyada varligini gerekirse uzaklaran severim!

 

T ek sana olan sevdam kaderime karsi kucuk dusmesin!

 

I nsanlar hic bir zaman anlayamayacaklar sana olan sevdami!

 

M ezara kadar askin yügregimde bir sir olarak girecektir kara topraklara....

 

 

 

 

 

 

 

AGLADIM

Share this post


Link to post
Share on other sites

Sensiz bir ağladım biliyormusun

Usul usul sessiz sessiz...

Kimsesiz ve yanlız

ve bedbaht

ve caresiz

ağladım işte boş boş bakareken duygulandım sayarım

 

seni andım biliyomusun

gözyaşlarım düşerken mazgala

sanki gidişin gibiydi benden öteye

uzağa...

kendine bir ihanet yolu çizmiştin oysaki sen

gidiyordun

bense hala seviyordum

 

gitmeni sevmiyordum

oysa kalmıyordunki yanımda

bir başkasına ait bir yürek

nasıl çarpıyordu benim avuçlarımda...

nasıl bir aşkmış anlayamadım

seviyorum seni

nedensiz

unutmadım biliyomusun

aslında niye niye bilmiyorum

seni hala seviyorum

 

bi sevda aldım gecen gün

üç beş kurus bedelle

odemesi ölümüne

bir bedel siz can kaldı elimde bir seyyah sevdaları...

seni toplamazki bedenim

sarar toprakta bir ayyuka çıkarken

seni görmeler vardır aslında unurtulmaktan gecen

bir sevda..!

ki gorulmemiş dunyada

ama sen yoksun gittin

neden ?

ihanet buyusu kaplamış

avuçlarımda bir can kalmış kifayetsiz

amansız amaçsız bi beden

kimsesiz

ve sensiz

ve yolsuz…

Share this post


Link to post
Share on other sites

SENİ SEVİYORUM DE

 

 

bişi takılır boğazımaa

anlatmak istesem sana baktığımda

yüreğimdekileri

ama

anlatmak istediğime yetmezz kelimeler

hiçbişey benzetemem

o güzelliğine

yetmez sayfalar

 

yüreğimin anlatmak istediğini

anlatamaz kalemim

zamanla alıştım bu hastalığa

yayılmış bütün korkularım

bütün umutsuzluklarım

sensizliklerim

sessizliklerim....

bütün vücuduma

elim ayağım tutmaz

gözüm görmezz

ve nedense tek ihtiyacım

sadece iki kelime

yeter ki bi kere seni seviyorum de

 

 

 

ben seni seviyorum çünki ....

Share this post


Link to post
Share on other sites

AGLADIGIMI KİMSEYE SÖYLEME!!!!

 

Ağladığımı kimseye söyleme……

 

Onlar beni güçlü biliyor

 

Onlar beni en zor günümde bile ayakta biliyor

 

Ben aslında gülerek geçirdiğim her günün akşamı evde ağlarken,

 

Onlar benim içimin sızladığını, yüreğimin yandığını bilmiyor……..

 

Ağladığımı kimseye söyleme ………

 

Onlar beni kral biliyor

 

Onlar ben kızdım mı dünyayı yakacak insan biliyor…

 

Ben aslında onun gizlerine bakmaya bile kıyamazken,

 

Onlar benim bir K I Z uğruna üzüleceğimi tahmin bile etmiyor…

 

Ağladığımı kimseye söyleme ….

 

Onlar beni ağlamaz biliyor….

 

Onlar beni…. Üzüldüm bulunduğum şehri bulutlar kaplar biliyor..

 

Ben aslında odama kapanıp sitem duygusuyla bir köşeye sinerken,

 

Onlar beni hiçbir şeyin sarsacağını akıllarının ucundan bile geçirmiyor….

 

Ağladığımı kimseye söyleme ....

 

Onlar bunu hiç bilmiyor…

 

Onlar için ben en sağlam köprülerden daha sıkı bağlıyımdır hayata…

 

Ben aslında ölümle yaşam arasındaki ince çizgide bir o yana bir bu yana giderken,

 

Onlar hala benim için hayatın büyük bir hayal kırıklığı olduğunu bilmiyor…

 

 

 

ve ben sana ağlıyorum askım ........

Share this post


Link to post
Share on other sites

Aşk, Uydurduğumuz En Güzel Yalan!

 

 

Bir gün içimden gittin, anladım. Nereye gittiğin değildi önemli olan... Kiminle gittiğin, hangi havayı soluduğun, hangi şehrin, hangi sokağında yürüdüğün önemli değildi. Sen içimden gitmiştin... İçimde ne varsa bana ait, seninle gitmişti.

 

Renklerim, ruhumdaki yaz, güneşim gitmişti.

 

 

“Bana kalan,

Beni kalansız bölen bu şehir.

Ah! bu şehir, yalan şehir”

 

 

demek isterdim; ama yalan olan sendin. Benim yarattığım, inanmak için yıllarımı harcadığım kocaman bir yalandın sen. Gerçek olduğunu gördüm. Sen gittin...

 

Aslında içimden giden sevgili değildi. Ben sadece, yalanıma inanmıştım. O, gerçekti... Aşk bitmişti. Düşünüyorum da acaba aşk, ruhumuzun derinliklerinde yaratılan koca bir yalan mı? Şiirde, müzikte ya da sözde, nerede aşk varsa orada bir de yalan yok mu? Aşk ve yalan, güzel ile çirkin, iyi ile kötü gibi birbirini besleyen, değiştiren ve dönüştüren; biri olmadan diğeri varolamayan ya da anlamsız kalan evrimin temel dinamiklerinden ikisi olabilir mi? Ya da aşk, yalana sesdeş mi? “Seni seviyorum” derken, aslında içimizde yarattığımız en güzel yalana övgüler mi düzüyor, kendimize olan hayranlığımızı mı dile getiriyoruz?

 

“Bir gün içimden gittin, anladım.”

 

 

Aşk, uydurduğumuz en güzel yalan! Ve aşk, yalan varsa aşktı.

 

 

İnsanın doğasında var. Doğrular ne kadar da az cezbeder bizi. Yasaklı ya da yanlış ne varsa, yaptıklarımız hanesine yazmak isteriz. Durduralamaz bir dürtüdür bu. Yalanı bazen istem dışı kullanırız. Söyleyen biz değilizdir ama, söyleten ta kendimizdir.

 

İçimizdeki yasaklı kimliktir O:

 

 

Mülkiyet duygusu ve egosu olağanüstü gelişmiş; ihtiraslı, doyumsuz ve aşka her zaman hazır. Pembedir, mavidir ve daha çok kırmızı. Cıvıl cıvıldır, yerinde duramaz. Yaz gibidir: Islak ve sıcak. Zaafları vardır, yasak ve güzel olan herşeye. O cennetteki en güzel meyveyi tadan, ilk ihaneti gerçekleştirendir. Kısacası O, yaşayan tarafımızdır. En güzel anılarımız, en heyecanlı anlarımızdır...

 

Bir gün içimden gittin, anladım. Nereye ve neden gittiğin değildi önemli olan... Kiminle gittiğin, hangi havayı soluduğun, hangi şehrin, hangi sokağında yürüdüğün önemli değildi. Sen içimden gitmiştin... İçimde ne varsa bana ait, seninle gitmişti.

 

Renklerim, ruhumdaki yaz, güneşim gitmişti.

 

......................................................................................

Share this post


Link to post
Share on other sites

Mavi Gözler

 

 

 

 

İlk doğduğu günden beri herkes onun gözlerine bakar, ‘ne güzel gözleri var’ derdi. Gerçekten de güzel bir kız çocuğuydu. Mavi gözleri, altın sarısı saçları ve sevimliliği gittiği her yerde herkesin dikkatini çekerdi. Her seferinde herkes onun mavi gözlerine imrenir, mavi gözlerle ilgili övücü sözler söylerlerdi. Annesi onu dizine yatırır, ‘mavi gözlüm’ diye severdi.

Günler geçtikçe kız mavi gözlerinin bir ayrıcalık olduğunu; güzelliğinin, kendisi ile ilgilenilmesinin sırrının mavi gözleri olduğunu keşfetti. Henüz üç-dört yaşlarında idi. Her arkadaşının göz rengine bir kusur buldu. Gözleri maviden başka olanlarla dalga geçiyor, onların gözlerini alaya alıyor ve en kötüsü gözlerinin maviliği ile büyükleniyordu.

Annesi çalışan bir kadındı, işe gittiğinde onu kreşe bırakıyordu. Çocuk anne sıcaklığını duyamamanın ezikliği ile sürekli ağlıyordu. Bakıcıları ne kadar iyi de olsalar annenin yerini tutamıyorlardı tabiî.

Günlerden bir gün yine annesi onu kreşe bırakıp işe gitti. Çocuk arkasından ağlamaya başladı. Bir türlü susmak bilmiyordu. Diğer çocuklar ve bakıcılar bundan rahatsız oluyordu. Bakıcılardan biri küçük kızın mavi gözlerinden dolayı kaprise girdiğini, onlarla övündüğünü biliyordu. Ağlayan kızın yanına geldi ve ona, ‘tatlım, eğer ağlarsan mavi gözlerin kahverengi olur’ dedi.

Dakikalardır ağlayan kız bir anda susuverdi. Bakıcının gözlerine bir daha baktı. Arkadaşlarının gözlerine bir daha baktı. Ayrıcalıklı olmanın mavi göz olduğunu yeniden hatırladı. Bakıcıya emin olmak için sordu:

- Gerçekten ağlarsam mavi gözlerim kahverengi mi olur?

- Evet, hem de sonsuza kadar.

Mavi gözlü kız ne zaman ağlamaya kalksa ona hep, ‘mavi gözlerinin kahverengi olacağı’ hatırlatıldı. Bu durumu annesine söylediklerinde annesi de bir kahkaha attı. Çocuk evde ağlamak istediğinde annesi, ‘ağlarsan mavi gözlerin kahverengi olur’ dedi.

Kısa bir zaman sonra bu durum çocukta bir saplantı oldu. Ve mavi gözlerini kaybetmemek için yıllarca ağlamadı. O ağlamadığı için herkes mutlu idi. Kreşteki bakıcılar o ağlamadığı için daha fazla kahkaha atmaya zaman buluyorlardı. Annesi o ağlamadığı için evdeki işlerini kolay yapıyor, makyajına daha fazla zaman ayırıyordu.

 

Yıllar geçip gitti, kız büyüdü, serpildi, mavi gözleri, sarı saçları ile güzel bir kız oldu. Artık yirmi yaşlarına gelmişti. O mavi gözlerinden, sarı saçlarından dolayı bütün gözler her zaman olduğu gibi ondaydı. Annesi onun bu güzelliği ile gurur duyuyordu.

Bir bahar sabahı uyandıklarında mavi gözlü kızın annesinin hasta olduğu anlaşıldı. Doktor doktor gezdirdiler, derdine bir türlü çare bulamadılar. Gitmedikleri doktor kalmadı. Kadın mavi gözlü kızının gözleri önünde eriyordu. Ama mavi gözlü kız annesinin bu durumuna üzülmesine rağmen gözlerinden bir damla yaş gelmiyordu.

Birgün mavi gözlü kızın babası bir komşularının tavsiyesi ile ermiş bir adama götürdü hasta kadını. Ermiş, kadına bakınca ‘bu derdin sadece bir çaresi var’ dedi. ‘Üç gün üç damla göz yaşı içecek. Dördüncü gün ayağa kalkacak’ dedi. Herkes sevindi. ‘Bundan kolay ne var’ dediler. ‘Birimiz ağlarız içiririz göz yaşımızı’ dediler. Ermiş, ‘kolay gibi görünüyor ama o kadar kolay değil, bu göz yaşı mavi gözlü olan kendi kızının gözyaşı olacak’ dedi.

Eve geldiklerinde mavi gözlü kızın gözyaşını istediler. Annesini çok seven mavi gözlü kız onu kurtarmak için ağlamak istedi günlerce, aylarca ama gözünden bir damla yaş gelmedi. Mavi gözlerini kaybetmemek için yıllardır ağlamamıştı. Bu sebepten ağlamayı unutmuştu.

Mavi gözlü kız bir türlü ağlayamıyor, günler geçtikçe annesi gözlerinin önünde eriyip gidiyordu. Topu topu üç damla yaş çıkaracaktı gözünden. Ama olmuyordu.

 

Bir gün günbatımında kadın kızını yanına çağırdı. Kızının dizine kafasını koydu. Açık pencereden batan güneşi görebiliyordu. Bir ‘ah’ çekti. ‘Ben ölürsem üzülme kızım. Suçlusu sen değilsin. Ben senin gözyaşlarını kurutarak kendi ölümümü kendim hazırladım. Ben öldükten sonra birgün ağlamanı dilerim’ dedi.

Kız annesinin bu sözlerinden o kadar duygulandı ki gözleri dolmuştu. Her an ağlayıp, annesini kurtarabilirdi. Biraz daha zorladı kendisini ve gözlerinden bir damla yaş süzülerek yanaklarından akmaya başladı. Yanaklarından süzülen damlalar annesinin dudaklarına düştüğünde dizinde soğuk bir bedenin varlığını hissetti sonra. Mavi gök yüzünü siyah bir örtü kaplamış, artık gün batmıştı.

 

............... birce ye gelsin :)

Share this post


Link to post
Share on other sites

Mavi Gözler

 

 

 

 

İlk doğduğu günden beri herkes onun gözlerine bakar, ‘ne güzel gözleri var’ derdi. Gerçekten de güzel bir kız çocuğuydu. Mavi gözleri, altın sarısı saçları ve sevimliliği gittiği her yerde herkesin dikkatini çekerdi. Her seferinde herkes onun mavi gözlerine imrenir, mavi gözlerle ilgili övücü sözler söylerlerdi. Annesi onu dizine yatırır, ‘mavi gözlüm’ diye severdi.

Günler geçtikçe kız mavi gözlerinin bir ayrıcalık olduğunu; güzelliğinin, kendisi ile ilgilenilmesinin sırrının mavi gözleri olduğunu keşfetti. Henüz üç-dört yaşlarında idi. Her arkadaşının göz rengine bir kusur buldu. Gözleri maviden başka olanlarla dalga geçiyor, onların gözlerini alaya alıyor ve en kötüsü gözlerinin maviliği ile büyükleniyordu.

Annesi çalışan bir kadındı, işe gittiğinde onu kreşe bırakıyordu. Çocuk anne sıcaklığını duyamamanın ezikliği ile sürekli ağlıyordu. Bakıcıları ne kadar iyi de olsalar annenin yerini tutamıyorlardı tabiî.

Günlerden bir gün yine annesi onu kreşe bırakıp işe gitti. Çocuk arkasından ağlamaya başladı. Bir türlü susmak bilmiyordu. Diğer çocuklar ve bakıcılar bundan rahatsız oluyordu. Bakıcılardan biri küçük kızın mavi gözlerinden dolayı kaprise girdiğini, onlarla övündüğünü biliyordu. Ağlayan kızın yanına geldi ve ona, ‘tatlım, eğer ağlarsan mavi gözlerin kahverengi olur’ dedi.

Dakikalardır ağlayan kız bir anda susuverdi. Bakıcının gözlerine bir daha baktı. Arkadaşlarının gözlerine bir daha baktı. Ayrıcalıklı olmanın mavi göz olduğunu yeniden hatırladı. Bakıcıya emin olmak için sordu:

- Gerçekten ağlarsam mavi gözlerim kahverengi mi olur?

- Evet, hem de sonsuza kadar.

Mavi gözlü kız ne zaman ağlamaya kalksa ona hep, ‘mavi gözlerinin kahverengi olacağı’ hatırlatıldı. Bu durumu annesine söylediklerinde annesi de bir kahkaha attı. Çocuk evde ağlamak istediğinde annesi, ‘ağlarsan mavi gözlerin kahverengi olur’ dedi.

Kısa bir zaman sonra bu durum çocukta bir saplantı oldu. Ve mavi gözlerini kaybetmemek için yıllarca ağlamadı. O ağlamadığı için herkes mutlu idi. Kreşteki bakıcılar o ağlamadığı için daha fazla kahkaha atmaya zaman buluyorlardı. Annesi o ağlamadığı için evdeki işlerini kolay yapıyor, makyajına daha fazla zaman ayırıyordu.

 

Yıllar geçip gitti, kız büyüdü, serpildi, mavi gözleri, sarı saçları ile güzel bir kız oldu. Artık yirmi yaşlarına gelmişti. O mavi gözlerinden, sarı saçlarından dolayı bütün gözler her zaman olduğu gibi ondaydı. Annesi onun bu güzelliği ile gurur duyuyordu.

Bir bahar sabahı uyandıklarında mavi gözlü kızın annesinin hasta olduğu anlaşıldı. Doktor doktor gezdirdiler, derdine bir türlü çare bulamadılar. Gitmedikleri doktor kalmadı. Kadın mavi gözlü kızının gözleri önünde eriyordu. Ama mavi gözlü kız annesinin bu durumuna üzülmesine rağmen gözlerinden bir damla yaş gelmiyordu.

Birgün mavi gözlü kızın babası bir komşularının tavsiyesi ile ermiş bir adama götürdü hasta kadını. Ermiş, kadına bakınca ‘bu derdin sadece bir çaresi var’ dedi. ‘Üç gün üç damla göz yaşı içecek. Dördüncü gün ayağa kalkacak’ dedi. Herkes sevindi. ‘Bundan kolay ne var’ dediler. ‘Birimiz ağlarız içiririz göz yaşımızı’ dediler. Ermiş, ‘kolay gibi görünüyor ama o kadar kolay değil, bu göz yaşı mavi gözlü olan kendi kızının gözyaşı olacak’ dedi.

Eve geldiklerinde mavi gözlü kızın gözyaşını istediler. Annesini çok seven mavi gözlü kız onu kurtarmak için ağlamak istedi günlerce, aylarca ama gözünden bir damla yaş gelmedi. Mavi gözlerini kaybetmemek için yıllardır ağlamamıştı. Bu sebepten ağlamayı unutmuştu.

Mavi gözlü kız bir türlü ağlayamıyor, günler geçtikçe annesi gözlerinin önünde eriyip gidiyordu. Topu topu üç damla yaş çıkaracaktı gözünden. Ama olmuyordu.

 

Bir gün günbatımında kadın kızını yanına çağırdı. Kızının dizine kafasını koydu. Açık pencereden batan güneşi görebiliyordu. Bir ‘ah’ çekti. ‘Ben ölürsem üzülme kızım. Suçlusu sen değilsin. Ben senin gözyaşlarını kurutarak kendi ölümümü kendim hazırladım. Ben öldükten sonra birgün ağlamanı dilerim’ dedi.

Kız annesinin bu sözlerinden o kadar duygulandı ki gözleri dolmuştu. Her an ağlayıp, annesini kurtarabilirdi. Biraz daha zorladı kendisini ve gözlerinden bir damla yaş süzülerek yanaklarından akmaya başladı. Yanaklarından süzülen damlalar annesinin dudaklarına düştüğünde dizinde soğuk bir bedenin varlığını hissetti sonra. Mavi gök yüzünü siyah bir örtü kaplamış, artık gün batmıştı.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You are posting as a guest. If you have an account, sign in now to post with your account.
Note: Your post will require moderator approval before it will be visible.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Sign in to follow this  

×
×
  • Create New...

Important Information

By using this site, you agree to our Terms of Use.