Zıplanacak içerik
  • Üye Ol

melonss

Φ Üyeler
  • İçerik Sayısı

    258
  • Katılım

  • Son Ziyaret

melonss Hakkında

  • Doğum Günü 12-12-1974

Diğer Bilgiler

Profil Bilgileri

  • Cinsiyet
    Erkek
  • Yer
    izmir

melonss - Başarıları

Düzenli Gelen

Düzenli Gelen (8/14)

  • İlk İleti
  • Ortak Nadir
  • Birinci Hafta Tamamlandı
  • Bir Ay Sonra
  • Bir Yıl İçinde

Son Rozetler

0

İçerik İtibarınız

  1. melonss doğum gününüz kutlu olsun!

  2. melonss doğum gününüz kutlu olsun!

  3. melonss doğum gününüz kutlu olsun!

  4. melonss doğum gününüz kutlu olsun!

  5. melonss doğum gününüz kutlu olsun!

  6. melonss doğum gününüz kutlu olsun!

  7. durumunu güncellememiş

  8. ’Yatmak,gözlerinde yatmak zindanı'’ Görmek,gözlerinde görmek ruhumu Dokunmak,bedeninde dokunmak benliğime Hissetmek,kalbinde hissetmek düşlerimi Yok!Sevgilim,nerdesin?’Gözlerin hani?’ Uzaktasın.Elimi uzatıp gel desem de,uzaktasın Ama silinmesin,silinmesin hayalin gözlerimin önünden. Her gece gir sen yine düşlerime.Aldırma gözlerimi açtığımda ağlarmışım.Olsun Sen her gece gir koynuma saat tam on ikide.Rüyalar bir saniye sürermiş gerçeklerin dünyasında. Kanma!Sen gel.Yine gel.Yine gir koynuma her gece.Sen ömürsün sevgilim,hayatımsın bir saniyelik. Uyanırsam ağlarım.Olsun, kurur elbet yanağımdan süzülen yaşlar;ben silerim.Ya da hayalinden bir sen yaparım.Onun elleri değer yanaklarıma.Yaklaşır silmek için bana.Hissederim,nefesini hissederim.Tutarım ellerini,tutup öperim.Sonra dudakların belirir apansız;yapışırım.Ben yanarım.Kavrulup kül olurum sana.Sonra kaybolursun.Ben ağlarım Bırak,bırak ben silerim! Sevgilim,seni her nefeste özledim bugün.Yürüyordum.Bi ses duydum aniden.İçimde yağmurlar yağdı.Ah beni beni.Değildi işte.Kalbim acıdı.Başımı eğdim önüme.Yüzümde hüzün,ilerledim . Sanki ömrümün en uzun yolunu gittim.Ve ben bittim.Çünkü anladım sevgilim;sen gittin
  9. Sakın Elimi Bırakma Ilık rüzgarla gelen bir müzik sesiyle dalıverdim uzaklara; "Aşık olmak günahsa ben bir günahkarım, pişman değilim tanrım…" diyordu yumuşak bir ses… bir sızı saplandı ilk önce kalbime… sensizlik yüreğimi yakıyordu, sana hasrettim… sarı kurumuş yapraklar arasında yürürken rüzgarın yüzüme vurmasıyla kokunu duydum sanki… yalnızdım… mutsuzdum, sen yoktun… ebediyen gitmiştin… Şimdi yanımda olsaydın kollarınla beni sarar, yüzüme dağılan saçlarımı parmaklarınla düzeltirdin.. iki taraftan kulaklarımın arkasına sıkıştırır, "Böyle daha güzel aşkım"derdin… yüzüme düşen saçlarıma tuzlu gözyaşlarım karışıyor şimdi. "Sakın ha ağlama, seni birgün bile ağlarken görmek istemiyorum" derdin bana… şimdi bir yerlerden bakıyorsa gözlerin üzülüyorsundur… ama gözyaşlarıma söz geçiremiyorum sevgilim... Hani biz sonsuza kadar mutlu olacaktık? Hani birbirimizi terketmiyecektik? Neden beni tek başıma bırakıp gittin aşkım.? Kaza haberin geldiğinde inanamadım… evimizden nasıl çıktığımı bile hatırlamıyorum… hastanede seni öyle kanların içinde baygın bir şekilde görünce dünya başıma yıkıldı… elini tuttum ve sen gözlerini açtın "Sakın ha! Sakın elimi bırakma" dediğin zaman bile "Gözlerindeki ormanda yağmur yağmasın" dedin… yanaklarımdan süzülen sicim gibi yaşlar yüzüne döküldüğünün farkında bile değildim.. ameliyathanenin kapısına kadar elini hiç bırakmadım ve mecburen elini ayırdılar benden… saatlerce o odada kaldın… çıktığın zaman komadaydın… doktorlar ümitsizce gözlerime bakıyordu… seni odana götürdüler.. neydi, neden o makinaları vücuduna bağlamışlardı.? Sen yaşayacaktın.. beni bırakmayacaktın yemin etmiştin..yavaşça elimi elinin üzerine koydum.. hiç kıpırdamıyordun… günlerce başucunda bekledim… farkında bile değildin… hep uyuyordun… yanında seni beklerken; geçirdiğimiz günler bir film şeridi gibi gözlerimden geçti… beni kızdırmaların, sinirletmelerin ve ondan sonra gönlümü almak için bütün evi ben yokken çiçek bahçesine çevirmen… doğumgünlerimizde birbirimize aldığımız müzik kutuları… hani son doğumgününde sana mavi bir kazak almıştım da hemen giyip mankenlik yapmıştın ya ve ben seninle dalga geçmiştim sen de pastayı alıp yüzüme yapıştırmıştın ve sonra da bütün evi pastayla alt üst etmiştik… ne kadar deliymişiz, ne kadar aşıkmışız… mavi kazağını son gördüğümde kanlar içindeydi.. kaza günü onu giyiyormuşsun meğer… çok sinirlettin beni, nasıl çıkacak şimdi kazaktaki kan lekeleri? Olmadı şimdi, iyileşir iyileşmez kazağını sen yıkayacaksın.. onu sana ben aldım atmak olmaz ki… Hala uyanmadın… bir hafta geçti hiç bir kıpırtı yok…doktorların biri gidiyor biri geliyor.. söyledikleri hiçbirşeyi artık anlamıyorum.. bu arada o yağmurlu gün geldi aklıma.. bisikletlerle yarış yaptığımız o gün.. hani ani bir yağmur başlamıştı da eve zor yetişmiştik.. balkonda durup yağmuru izlerken bir gün bebeğimiz olursa ismini Yağmur koyalım demiştik… bizim yağmurumuz yaz yağmuru olsun demiştik… Ve bir gün daha geçti işte, yanında sen o yatakta hareketsiz yatarken bir gün daha geçti… elim elinde.. ve başım yatağın yanında, kendimden geçmişim.. ve aniden elin elimde kıpırdadı.. aniden kırmızı, şiş gözlerimi sana çevirdim… ve gözlerini açtın… o halinle bile gülümsüyordun bana… dudaklarına küçücük bir öpücük kondururken sessizce gözlerimden yine bilinçsizce tuzlu gözyaşlarım dudaklarına düştü… kızar gibi yine baktın bana… "Tamam" dedim "Ağlamıyacağım…" Gözlerime baktın buğulu… hiç beklemediğim bir anda dudakların kıpırdamaya başladı "Affet beni" dedin, "Birbirimizi terketmiyecektik, hala daha da seni terketmedim ama…." dedin ve gerisini duymak bile istemiyordum, parmaklarımla dudaklarını kapattım, "Konuşma, yorulma, sonra konuşuruz" dedim ama başınla "Şimdi" dercesine işaret ettin… "Şehre inmiştim, yıldönümümüz için beğendiğin tek taşlı pırlanta yüzüğü alacaktım, aldım da… yanında 25 tane gül vardı, arabanın torpido gözünde yüzüğün, koltukta da güllerin vardı" dedin… ve devam ettin "Hayatımda geçirdiğim en güzel yılları seninle paylaştım, gözlerim, kalbim hep yanında olacak, arabadan emanetlerini almayı unutma" dedin bana… gözlerimdeki yaşları artık durduramıyordum… "Bir dahaki sonbahara yürüdüğümüz yolda yanlız yürüyeceksin ve çok güçlü olacaksın, beni affet aşkım seni bensiz bırakıyorum, seni canımdan çok seviyorum, son bir öpücük ver bana" dedin ve bir elim elinde bir elimle alnını okşarken istediğini yaptım dudakların sıcaktı ve aniden makineden ince bir ses geldi, elin elimden kopuverdi…. Gözlerin yavaşca kapandı…. Doktorlar koşup geldiler… öylece orda kalıverdim hareketsiz kaldım, donmuştum, sen yoktun artık… doktorlar seni götürdüler… artık sen yoktun, yanlızdım.. Ve şimdi sensiz geçen ilk sonbahardayım… yürüdüğümüz yolda kurumuş yaprakların arasında tek başınayım. Arabadan bana getirdikleri emanetlerimin biri evde diğeri parmağımda… yüzüğünü yaşadığımı sürece parmağımdan, güllerini yatağımın yanından hiç ayırmayacağım… mavi kazağını yıkadım, temizledim… yastığının üzerinde duruyor.. Hazan mevisimi, hüzün mevsimi… aşk mevisimi.. ayrılık mevsimi… Kulağımda bana söylediğin şarkıyla yürüyorum tek başıma söz verdiğimiz gibi sarı yapraklı yolda.... "SANA RÜYA DIYEMEM, SENDEN UYANAMAM KI NEREDE OLURSAN OL, SENINLEYIM BEN SANKI BULUTLU GÜNEŞIMSIN, SEVGILIMSIN BENIMSIN YAZ YAĞMURUM, KIŞ GÜLÜM, NEŞEMSIN KEDERIMSIN SENINLE DOLU DÜNYAM, GÜNDÜZÜM GECEM SENSIN ÖLSEMDE AYRILAMAM, BENLIĞIM RUHUM SENSIN..." Biliyorum her an her saniye benimlesin, beni izliyorsun. Iyi ki şarkılar var ve şiirler. Sen sözünü tutmadın, beni bırakıp gittin. Belki birgün aşkım... Bu yağmurlar diner ve biz yine birlikte oluruz hiç ayrılmamacasına. "HER YERDE HATIRAN VAR, HERŞEY SENINLE DOLU HERŞEYDE SENIN IZIN, BU YOL AŞKININ YOLU ALAMAZ BIN SEVGILI KALBIMDEKI YERINI SANKI IÇIMDE AÇAR BU SARMAŞIK GÜLLERI.... " Iyi ki şarkılar var...
  10. Romantik Sevgili Günlerce, gecelerce hep onu düşünmüştüm. O ise beni sadece bir iş arkadaşı olarak görüyordu. Hatta bir seferinde, kız arkadaşıyla kavga etmiş ve bana cep telefonunu uzatarak, onu aramamı ve ikna etmemi rica etti. Göz yaşlarımı içime akıtarak, kıza telefon açıp barğıması için ikna etmeye çalıştım. Sanki tanrı dualarımı duymuştu. Kız hiçbir şekilde barışmaya yanaşmıyordu. Ben üstüme düşeni fazlasıyla yapmıştım. Aradan birkaç hafta geçmişti. Haldun olanları unutup, eski neşesine kavuşmuştu. Bir akşam saat 22:00 sularında cep telefonuma bir mesaj geldi. Mesajın sahibi Haldun’du. Mesaj şöyleydi. -Yarın bana son kez yardım etmeni istiyorum. Hayatımın aşkını buldum. Ne olur benimle evlenmesi için onu ikna et. Bu mesaj beni beynimden vurmuştu. Gün ışıyana kadar yanağımdan süzülen yaşlar yastığımda acı ve unutulması mümkün olmayan bir iz bırakmıştı. İşe giderken ayaklarım beni geri geri götürüyor, yol bitmesin diye sürekli dua ediyordum. Hayatımda ilk ve son kez aşık olmuştum ve bu aşkı ben kendi ellerimle yok edecektim. Mesaime yarım saat geç gittim. İçeri girer girmez Haldun, bu günün hayatındaki en mutlu gün olduğunu ispatlar gibi neşeli ve bir çocuk gibi heyecanlı yanıma geldi. Ben ise yenilgiyi çoktan kabullenmiştim. Ama sevdiğimin mutluluğu beni teselli ediyordu. Haldun, iyi günler dedikten sonra hemen konuya girdi. -Yeşim, senin hakkını nasıl ödeyeceğim bilmiyorum. Ama inan çok yüce bir olaya vesile oluyorsun. Elindeki telefon numarasını bana uzattı. Bu numarayı arayıp, karşı tarafa; -Haldun seni hayatını paylaşacak kadar çok seviyor. Lütfen onu kırma ve evlilik teklifini kabul et. İnan seni şimdiye kadar kimseyi sevmediği kadar çok seviyor. Dememi istedi. Masama; -Bu emeğinin karşılığı değil ama, diyerek küçük bir hediye paketi bıraktı. Elimdeki telefon numarasını çevirmeye başladığımda parmaklarımdaki titremeyi görecek diye çok endişelendim. Telefon çalmaya başlamıştı. Birden masamdaki kutudan love story müziğini duydum. Telefon halen kulağımdaydı. Bir yandan da kutuyu açmaya çalışıyordum. Kutuyu açtığımda bir cep telefonu gördüm. Telefonu aldım ve açtım. Haldun bir hamle ile masamdaki iş telefonunu kulağımdan aldı. Ben ise gayri ihtiyari cep telefonunu kulağıma götürmüştüm. Haldun şimdiye kadar duymayı her şeyden çok istediğim, bir kerecik duyduğumda ölmeyi bile kabul edeceğim o cümleleri söylemeye başladı. Ben ise göz yaşlarımı tutamadım ve boynuna sarıldım.
  11. Dört Mevsim Avuçlarımdasın! Duygularım avuçlarımda saklı. Yanaklarım kızarmış, tüm bedenimi Sarmış olsa da acımasız soğuk rüzgar. Parmak uçlarımı uyuştursa, Sarsa tüm bedenimi ayrılık acısı, Bırakmayacağım seni özgürlüğüne. Damla damla işlese başımdan aşağı yağmur, Hiçbir yerim kalmasa ıslanmadık, Baştan aşağı titremeye başlasam bile, Bırakmayacağım seni özgürlüğüne. Tüm dehşeti ile güneş sere serpe saçsa, Sıcaklığını kalplere, Kurutsa tüm ırmakları, buharlaştırsa çöl kumlarını, Hasret bıraksa beni bir damla suya, Yine de bırakmayacağım seni özgürlüğüne
  12. Sen Uyurken Sen uyurken ben, Meleklere yalvardım Bulutları boşaltsınlar Belli olmasın gözyaşlarım Ve hep sana, Sanaydı dualarım... Sen uyurken ben Saçlarından yıldız topladım Ayışığı yansımalarını alıp Nakış nakış Gözlerime işledim Sen uyurken ben, Yanağını okşadım Bin yıllık sevgiyi Çıkarıp küller altından Bir kere, Son kere daha yaşadım...
  13. Bu Gidiş !? Anlıyorum, öylesi bir gidiş ki bu gidiş... Kâlbi koparılıyor gibiyim köklerinden! Gidiş değil, aldatma, bu apaçık bir terk ediş! Terk etsen de, kurtulman imkansız yüklerimden. Her hoş gülüş bir yara, her hoş bakış bir sızı Misâli, yüreğimde zamanla depreşecek! Yokluğunda aşkımın ritmi bozuk yıldızı Kendini bilmez hâlde boşluklara düşecek. Hatırladıkça içten söylediğin sözleri Oluşacak özümde özlemden yanardağlar Her tarafta hayâlin, yoracak bu gözleri Bilmeyecek hiç kimse bu deli niçin ağlar. Eğer kulak verirsen, kapını yumruklayan, Çok uzak diyarlardan arza gelen rüzgara: Diyecektir, bıkmadan adını sayıklayan Biri var terk ettiğin, perişan, onu ara. Kim bilir, belki de çok kızacaksın, kim diye? Gelmeyeceğim belki aklına hiç, kim bilir? Neden bu ansız kaçış, ayrılık niçin, niye? Nereye gidersen git ruhum peşinden gelir.
  14. Sensizlik Yine sensiz geçti bir günüm daha Dün kapınızın önünden geçtim Ilık bir bardak çay içmek için Girdim içeri boşboştu evin Herkes vardı ama sen yoktun Sonra veda ettim kaçar gibi Hızlı adımlarla yürüdüm sokakları Kimsesiz gibi kaçar gibi ardıma bakmadan Birini gördüm tanıdık, selam verdim Ne konuştuğumuzu bile hatırlamadan Öylesine... Bir şarkı duydum kafelerden birinden Içinde yine ayrılık vardı sensizlik olan Içimden bir ahhh ettim Göklerde sedası yankılanan Buram buram kokuyorsun şehrimde Bir ıhlamur yaprağını salmış sen koksun diye Ve bir akasya ağacı... Yerde duran kuşları seyrettim uzun uzun Minik minik serçeleri Onlar ne kadar da mutluydular Birbirleriyle konuşup uzun uzun sohbet ederken Hayatları ne güzeldi... Yüzüme bir tebessüm kondurdum Ahh dedim içimden ahh keşke bende bir kuş olsaydım... Sonra bir sigara yaktım hasretine selam söyleyen Dumanı sen olan Her yudumunda sensizliğini içtiğim Ve taa kalbimin içini acıtan yaralayan... Yine sensiz geçecektim bu sokaktan Yarın ve sonraki gün... Yine hasretini arkadaş edecektim yanıma Yokluğunda hayalinle konuşup Sitem edecektim uzun uzun... Bakkal Hüseyini gördüm "Yine dalgın dalgın yürüyorsun?" diye laf attı Biliyordu her zamanki halimi Sayende onun bile diline düştüm... Sensiz kaldığımdan beri dalgınlığımda arttı Artık herşeyi unutur oldum Yani anlayacağın sen gittiğinden beri Ben her şeye boşverdim... Artık aynaya da bakmıyorum uzun uzun Ne bulursam giyiyorum üstüme Öylesine taranmış bir saç ve kıyafetle Atıyorum kendimi yalnızlıklar sokağına... Oysa seninle ne güzel hayallerim vardı Adı seninle biten bir umut şiirim vardı Yalnız sana ait olan Ve yalnız sen diye biten tertemiz bir aşkım... Hayatım boyunca söyleyeceğim Kimsenin bitirmeye gücünün yetmeceği Bir umut türküm vardı... Hoyrat esen rüzgarlarda seni düşünerek O gece gözlerini düşünerek Karşı gelecektim en kuvvetli rüzgarlara... Kimse yıkamayacaktı beni Hiç kimse incitemeyecekti Çünkü yanımda hep sen olacaktın... Elele gezecektik seninle meydan okurken hayata Beraber olacaktık setten duvarları geçerken... Şimdi sokaklarda sensiz yürürken Sadece yalnızlık var bu şehirde... Hiç kimsenin incitmediği kadar Hiç kimsenin kırmadığı kadar Ve hiç kimsenin yaralayamacağı kadar Yaraladın kalbimi...
  15. MASAL AŞK Var mısın... Masal gibi bir aşk yaşayalım seninle Bir sen bir ben bilelim yaşananları Sonra denizden bir boş sayfa açıp Var mısın... Sulara yazalım masal aşkımızı Varsın yaşanmamış olsun Dalgalar kayalarda söylesin şarkımızı Aşkımız kıyı kıyı, liman liman dolaşsın Var mısın... Bir düş olup düşelim sulara Bedenlerimiz arzulara teslim Aşk selinde yıkanalım sırılsıklam Dev dalgalarda bir bedende sarsılalım Var mısın... Koskoca bir ummanda kaybolalım Aşkımızı anlatalım uçan kuşa Dolaşıp liman liman cümle alemi Fırtınada aynı limana sığınalım Var mısın... Yazalım yaşanmış gibi yaşanmamışları Öpüşmelerimizi boş kumsalda Hayal sevişmelerimizi bulutlar altında İster adı masal olsun aşkımızın Var mısın... Bir gecede bin defa ölelim İçimizde masalsı ürpermeler Kah ağlayalım kah gülelim Sulara aşkımızı yazıp acıları silelim Var mısın... Bir masal yazalım sulara Yaşanmamış aşkımızın masalını Sonra ölelim hiç yaşamamış gibi yarın Masal aşkımız sularda yaşasın...
×
×
  • Yeni Oluştur...

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.