Zıplanacak içerik
  • Üye Ol

Karanlık Şeyler Söylüyorum


ELiFLE
 Paylaş

Önerilen İletiler

Üşüme (Kime Ne?)

 

Seni Sevmek için Ne Kadar Sebep Varsa içimde

İşte Seni Sevmemek için De Öyle

Seni Sevmek için Ne Kadar Söz Varsa Dilimde

Seni Yermek için, Sana Ermek için Yok işte

Bir Yalan Uyduruyorum Ben Kendimce

Kendime Umutsuzluk, Sana Umudum

Yollarına Çaresizlik Düşmüş Eşkiya

Ben Sana Zehir Zemberek Suskunluğum

Ben Sana Gözlerinden Vurulmuşum

Sana Açılan Kapıların Üzerime Kapanan Sesinde

Ben Seni Değil Kendimi Unutmuşum

Yaralarımın Kanayan Damarlarına

Uykusuz Gecelerimden Kör Sokaklar Sürmüşüm

Ne Mutlu Bana, Ne Mutlu

En Çok Bir Yıldız Kayıyor Biliyormusunuz

Bir Dilek Tutuyorum işte, Ellerin Oluyor

Tutunuyorum Sana Soluksuz Bir Sokak Lambası Altında

Şubata Müebbet Gözlerini Sunuyorum Sana Anlasana

Seni Sevmek için Ne Kadar Sebep Varsa içimde

İşte O Kadar Yalan Uyduruyorum Kendme

O Kadar Yalan Kime Ne

Kendime Yalanlarla Tutunuyorsam Kime Ne

Kendimi Sende Unutuyorsam Kime Ne

Sende Susuyor, Sende Konuşuyorsam

Sende Uyuyup, Sende Uyanıyorsam

Vuruyorsam Talan Olan Umudun Mahzeninde Kendimi

Kime Ne, Kime Ne Kendimi Kanatıyorsam Senin Düşüncende

Yalan Yada Gerçek, Sen Sakın Gecesiz Uykularda Üşüme

Ben Üşüyorum Kime Ne

(Bedirhan Gökçe)

 

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Pollyanna’ya Mektuplar

 

I.

Sevgili Pollyanna,

Sen bu mektubu okurken

Soğuk bir doğu sokağında,

Acılarla yüklü bir faytonla dolaşıyor olacağım

Atların boynunda ziller ve pembe orlondan püsküller

Şaklayan kırbaç ve gıcırdayan tekerlekler.

 

Kömürümüz bitti tam kışın ortasında

Toz hatıra ve talaş bastık sobaya

Üşüse böyle yapardı mutlaka hazreti İsa da.

Aşkın yüzünden düşen bin parçayı

Toplamaktan yoruldum ben artık Pollyanna

 

Yolda bavulumu çaldılar

Bana hediye ettiğin o kırmızı elbise de içindeydi

Ne güzeldi

Ben kendime çilek derdim onun giydiğimde

Bakar bakar anne derdim memelerime

İnsanın memesi olması büyük bir çilektir Pollyanna

Güzeldi yine de o yıllar

Küçük sarı pütürleriyle

Ne çabuk geçti.

 

Ama zaten onu burada giymeme izin vermezlerdi

Belki artık hiç olmaması daha iyi

Çalınmış bir güzellik,

Yasaklanmış bir güzellikten daha iyidir.

Ama onu asla unutmayacağımı bilmelisin.

 

Dilerim sen pötikareli gömlekler gibi neşeli,

İri dişli bir mısır koçanı kadar

Mutlu ve yan yanasındır.

Belki bir gün beni ziyarete gelirsin

Sana krem fıstıklı ekmek ikram ederim

Artık çok mutlu olacağızlı ekmekler

Süte ekmek doğrar ve

Papara papara diye şarkı söyleriz.

Sen ruhumun misafir odasında uyursun,

Süt ve gözyaşı lekeli yumuşak yer yatağında.

 

II.

Sevgili Pollyanna,

Senin romanlarında her şey o pazartesi başlardı

Kot pantolonlu, uzun bacaklı pazartesilerdi onlar

Ben mutfakta Edith Piaf dinler,

Bir lağım faresiyle göz göze bulaşık yıkardım.

Şehrimizin aşkı ve şehrimizin şarkısı

Öfkeyle pis su borularında dolaşırdı.

Sana patates kızartırdım.

Patatesler pazartesi kadar kırmızı oluncaya kadar...

Ölüm bizi ayırıncaya kadar...

Aşkımız şehrin en güzel aşkıydı

Kolay değildi, kolay olmamıştı

Yıllarca şehrin en güzel aşkının benekleriyle yaşamak.

 

Kirli muşamba perdeli meyhanelerde ağlardım

Masaaltı kedileriydi benim için ağlamak,

Bazen tekirdi, bazen sarman

Kim önce fırlarsa parsayı toplardı.

 

Öfkem içimde emekleyen kırmızı patikli

Bir bebekti sanki Pollyanna

Her köşede nergisler satıyorlardı sokaklarda

Baygın kokulu güneşler gibi...

Onları satın almak,

Sonra bir gün yüzü çatlak intiharlarımı boyatıp

Otuzaltı numara bir hayata başlamak...

Uzun bir nekahet döneminden sonra

Nihayet ayağa kalkmak...

Öfkem

Üstü kalsın derdi ve bırakırdı hayatımı

Bayat bisküvi kokan o mahalle bakkalına

Öfkem

İşi bitmiş bir çalı süpürgesi gibi

Dayamaktır kendini duvara...

Öfkem Pollyanna

Neden güzeldi?

Bütün güzeller gibi elinde bir bardak sıcak çayla

 

Her şey o pazartesi başlardı

Şehrimizin aşkı ve şehrimizin şarkısı

Öfkeyle pis su borularından taşardı.

 

III.

Sevgili Pollyanna,

Radyo tiyatrosu dinlenirdi bir zaman içimde,

İçimde dünyanın en eski kedisi

Eski bir sobanın yanında uyuyordu.

Çocuklar bir köşede

Yenidünya çekirdekleriyle beştaş oynardı

Frenk elması da derler

Sarılı kahverengili bir meyve.

Annem işte öyle bir kadındı

Çocuklar gökyüzüne bakar sorardı:

Ay dede orada ne yapıyor anne?

Annem öldüğünde ay dede içimde

Yüzlük bir ampul gibi parçalandı.

Annem işte öyle bir kadındı

Aşure getiren çocuklara,

Teşekkür eder gibi yaşardı

Öldüğünde gül resimli bir takvim yaprağıydı.

 

Pollyanna,

Sana göre insan profiterol yer gibi yaşamalı

Bir çamur deryasının içinde

Küçük mutluluk topları yakalamalı.

Bense vücuduma şiirler saplıyorum durmadan

Sen de bilirsin ya Allah

Dayanabileceği kadar acı verirmiş insana.

 

Geçen yazı

Bir dut ağacının altında roman okuyarak geçirdim

Dut taneleri düşerdi sayfalara

Tıpkı tatlı bir yaz yağmuru gibi

Büyük taneli tıpırtılarıyla

Kendimi dut ağacının gölgesini yiyen

Bir ipek böceğine benzetirdim.

Ucuz teşbihler beyaz atlı prenslerdir Pollyanna

Bir şiire gelir

Ve onu bu hayattan kurtarırlar.

 

Ah Pollyanna,

İçimde sanki hep aynı şarkıyı çalan bir laterna:

Cancağızım basma perdeme bir çiçek de sen olsaydın

Kaçarken yangın merdivenlerine

Keşke grapon kağıtları assaydın.

 

Didem Madak

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Sahipsiz Bir Uçuruma Düştü Gözlerim

 

Sahipsiz bir uçuruma düştü gözlerim

 

Aşkın yalnızlığına vurdum gecemi

 

Yine havada kan kokusu var.

 

Yine hüzün firarında yüreğim...

 

Uçurumlar özgürü bir failin günlüğünden düşüyorum.

 

Ve sayfa sayfa ölüyorumvirgs.gif

 

Sana yazılmış tozlu bir romanda

 

Beni ihbar ediyorsun ayrılığavirgs.gif

 

Ayrılıksa kan kusturuyorvirgs.gifkelepçeli yalnızlığıma...

 

 

Kinim yeşeriyor sarı sayfalarda

 

Sisli bir kabus oluyorum.

 

Çatlayan bileklerim seni arıyorvirgs.gif dilim susuyor yine.

 

Olumsuz bir kent düşüyor yastığıma

 

Sen ölüm oluyorsun beynimin labirentlerinde.

 

Alnımda bir kavga duruyor virgs.gif

 

Ben seni tüketiyorum ateş çemberi yaşamalarımda.

 

Ve tükenmişlik oluyorum ömrümün geri kalanında.

 

İçimde ölüyor bu şehrin insanlarıvirgs.gif

 

Ben yalın ayak kor taşıyorum kara kışlara.

 

Soğuğum sen virgs.gif yangınım sen ...

 

Bir avuç kül savruluyor uzaklaravirgs.gif

 

Gözlerimde kan sonbahar kokularında.

 

Her hücremde bin intihar büyüyor.

 

Ve sen can çekişiyorsun kuytularımda.

 

Bense kayboluyorum...

 

 

 

Yine havada kan kokusu var.

 

Seni çekilmiş bir yürekte senden geriye

 

Kocaman bir ayrılık var...

 

 

 

 

Şimdi her adımda düşüyorumvirgs.gif

 

Tuzağına takılıyor yüreğimin kenarıvirgs.gifuzaklara göçüyorum.

 

Yollara vuruyor zaman virgs.gif uzadıkça uzuyor.

 

Mevsim tükeniyor içimdevirgs.gifyağmurlar ıslatıyor gözlerimi.

 

Hayır hayır ağlamıyorumvirgs.gif

 

Ayrılık kaçtı gözüme virgs.gif belki ondan bu yaşlar...

 

(Kahraman Tazeoğlu)

 

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Şiirin başında Didem Madak'ın kalemini hissettim ve sonunda ismini gördüm, hakikaten paylaştığınız iki şiirinin şiir lezzeti çok güzel...

 

Pollyanna'ya ben de mektup yazmak isterdim ve sormak isterdim nasıl Pollyanna olunur diye, Polyanna olamayan bir gönülle?

 

"Karanlik Seyler Söylüyorum" basligini actigimda, iceriginde karanligin islendigi siirleri yazmaya baslamistim buraya. Sonra eklediklerimi gözden gecirince cogunun intihar etmis sairler oldugunu farkina vardim. Ve intihar eden sairleri de bu sayfada toplamaya karar verdim. Tabiki sükürler olsun ki hala yasayan sairlerin siirleride aralara serpistirildi. Didem Madaga gelince su an hayatta degil bir yil oldu vefat edeli, günümüzün illet hastaligi yüzünden... Kendince cok güzel bir yazim dili vardi; düsündüren,hüzünlendiren ve gülümseten.. "Pollyanna´ya Mektuplar" siiride iyi buna güzel bir örnektir.

Pollyanna olma ya da olamamaya gelince; bence her insanin icinde birazcik Pollyannacilik varoriginal.gif Yoksa günümüzde dünyadaki olanlar, ülkemizde yasananlara ragmen gülümseyebilmek kolay olmazdi diye düsünüyorum...

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

"Karanlik Seyler Söylüyorum" basligini actigimda, iceriginde karanligin islendigi siirleri yazmaya baslamistim buraya. Sonra eklediklerimi gözden gecirince cogunun intihar etmis sairler oldugunu farkina vardim. Ve intihar eden sairleri de bu sayfada toplamaya karar verdim. Tabiki sükürler olsun ki hala yasayan sairlerin siirleride aralara serpistirildi. Didem Madaga gelince su an hayatta degil bir yil oldu vefat edeli, günümüzün illet hastaligi yüzünden... Kendince cok güzel bir yazim dili vardi; düsündüren,hüzünlendiren ve gülümseten.. "Pollyanna´ya Mektuplar" siiride iyi buna güzel bir örnektir.

Pollyanna olma ya da olamamaya gelince; bence her insanin icinde birazcik Pollyannacilik varoriginal.gif Yoksa günümüzde dünyadaki olanlar, ülkemizde yasananlara ragmen gülümseyebilmek kolay olmazdi diye düsünüyorum...

 

Hayat... Aşık Veysel'in de dediği gibi:

 

''...Dünyaya geldiğim anda

Yürüdüm aynı zamanda

İki kapılı bir handa

Gidiyorum gündüz gece...''

 

Kızıyorum bazen Pollyanna'ya belki de çoğu zaman, iyimser olmayı başaramıyor oluşumdan kıskanıyorumdur belki Pollyanna'yı, başarabiliyor görmeyi diye karanlıklar içindeki ışığı.original.gif

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Hayat... Aşık Veysel'in de dediği gibi:

 

''...Dünyaya geldiğim anda

Yürüdüm aynı zamanda

İki kapılı bir handa

Gidiyorum gündüz gece...''

 

Kızıyorum bazen Pollyanna'ya belki de çoğu zaman, iyimser olmayı başaramıyor oluşumdan kıskanıyorumdur belki Pollyanna'yı, başarabiliyor görmeyi diye karanlıklar içindeki ışığı.original.gif

 

Bence icinde cocukluk ruhunu yasatmayan ve cocuklugundaki masallari hala hayaranlikla hatirlamayan insanlar pozitif bakamaz yasamaoriginal.gif

Ki bu zamanda hala gülümsemeyi becerebiliyorsaniz ki; siz farkina varmadan icinize kacmis bir Pollyanna olabilir, bence kontrol edinflowers.gif

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

]6350216406_6210353730_8895_n.jpg[

 

 

 

 

Çiçekli Şiirler Yazmak İstiyorum Bayım!

'Zenciler prensesi olacağım.

Hayat işte asıl o zaman başlayacak.'

Pippi Uzunçorap

 

Çiçekli şiirler yazmama kızıyorsunuz bayım

Bilmiyorsunuz. Darmadağın gövdemi

Çiçekli perdelerin arkasında saklıyorum.

Karanlıkta oturuyorum. Işıkları yakmıyorum.

Çalar saat zembereği boşalana kadar çalıyor

Acı veren bir sevişmeyi hatırlıyorum.

Bir bıçağın gereksiz yere parlaması bu.

Yıllardır kendini bulutlarda saklayan illegal bir yağmurum.

Bir yağsam pahalıya malolacağım.

Ben bir bodrum kat kızıyım bayım

Yalnızlıktan başka imparator tanımaz bodrumum

Bir süredir plastik vazolar gibi hiç kırılmıyorum

Fakat korkuyorum. Birazdan da

Kırküç numara ayakkabılarınızla

Bahçede oynayan çocukların üstüne basacaksınız

Bu iyi olmaz bayım!

 

'Gün akşam oldu' diyorum

Ekmek kırıntıları atıyorum kuşlara

Cam kırıkları yiyorlar

Rüyamda; bir kase dolusu suyun içinde

Rengarenk yap-boz parçacıkları

Anlatmak istiyorum, dinlemiyorsunuz.

Hayır,sanırım sabahı bekleyemem

Bilmiyorum.

İnsanlar rüyalarım acilen anlatmalı.

 

Ondört yaşındaydı ruhum bayım

Bir mermer masanın soğukluğunda yaşlandı.

Protez bacaklar taktılar ruhuma ince ve beyaz

Gıcırdaya gıcırdaya dolaştım şehri

Protez bacaklarıma bile ıslık çaldılar

O ara içimde çiçeklerden oluşmuş

bir silahsız kuvvet ablukaya alındı

Sinemalarda da 'organzm gıcırtıları' oynuyordu.

Kaçmaya çalıştım. Olmadı.

Bu nedenle, çiçekli şiiler yazmayı

Ruhum açısından faydalı buluyorum bayım.

Neyse işte

Ben her filmi hatırlarım

Sinemaların hiç bitmeyen gecesine sığındığım çok oldu.

'Sofı'nin tercihini' seyrederken çok ağlamıştım.

Öpüşen Guramilerle ilgili bir film yapsalar

Onu da mutlaka hatırlardım.

İnsan içinde çevrilen bir çıkrığın sesini unutur mu?

Hem sonra ben hatırlamaya alışkınım

Bir 'eşya toplayıcısıyım' bayım.

 

Büyük gemiler de yok artık bayım

Büyük yelkenler de

Büyük kağıtlar yakmak istiyor şimdi canım.

İşte az önce bir karabatak daldı suya

Bir süredir de kayıp

Dünyayı yutmuş olarak çıksa da ortaya

Ölüm çok iri bir sözcük değil bayım.

Kasımpatları kadar acı kokuyorum biliyorum.

Ama siz sobada sucuklu yumurta pişirip yiyen

Yoksul bir aşkın güzelliğini bilir misiniz?

Bir gül, bir güle derdi ki görse

Yalan söylüyorum

Güller bu sıra hiç konuşmuyor bayım.

 

Didem Madak

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

BAĞLANMAYACAKSIN

Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.

“O olmazsa yaşayamam.” demeyeceksin.

Demeyeceksin işte.

Yaşarsın çünkü.

Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.

Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.

Ve zaten genellikle o daha az sever seni,

Senin onu sevdiğinden.

Çok sevmezsen, çok acımazsın.

Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.

Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.

Senin değillermiş gibi davranacaksın.

Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de

korkmazsın.

Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.

Çok eşyan olmayacak mesela evinde.

Paldır küldür yürüyebileceksin.

İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,

Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.

Gökyüzünü sahipleneceksin,

Güneşi, ayı, yıldızları…

Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.

“O benim.” diyeceksin.

Mutlaka sana ait olmasın istiyorsan birşeylerin…

Mesela gökkuşağı senin olacak.

İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait

olacaksın.

Mesela turuncuya, yada pembeye.

Ya da cennete ait olacaksın.

Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın.

Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, Hem

de hep senin kalacakmış gibi hayat.

İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak…

(Can Yücel)

http://www.izlesene.com/video/can-yucel-baglanmayacaksin/731626

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Arayış

 

Bir tas zehir verin bana içeyim

Tek unutmak için acılarımı

Baksana; kırdılar kapılarımı

Yağmalandı kalbim, ömrüm, herşeyim

Kurşuna dizdiler anılarımı

Yenik düştüm bu savaşta neyleyim

Bir mezar nasılsa işte öyleyim

Unuttum en güzel şarkılarımı

Gündüzü yok upuzun bir geceyim

Yitirdim umut kırıntılarımı

Sevgimi, neşemi, bütün varımı

Çaresiz bir yokluğun içindeyim

Gömdüm içime yıkıntılarımı

Arıyor bir yarım öbür yarımı

 

Ümit Yaşar Oğuzcan

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Kalabalık

 

“ipekböceği attım

eşarp düştü içime...”

uyandım

rüyamda kanamış dilim

belki kıtlama jiletle bağrılan

yaşam öyküleri anlatmışımdır çocuklara.

çocuklar dedim de

onlar da kanadılar

kanınca bana.

kalktım

bir eşkıya rica etti yüklerimi

güzel de bir kadın

çocuğunu öleceği yaşa büyütemeden giden

bir anneyi uğurlamış olsa da

on yedi kalp kriziyle

yürüdüm

adımlarım nasıl da uyarılıyor

kapıyı çalan biri olduğunda

isterse bir hırsız olsun

kapıyı çalmaya yeltenen

öldüm

ve yarın üşüştüler başıma; yaşlar, ayaklar, gözler

ve yarı yaşam yakınmaları sürdü adıma

ve yar uzun saçlı bir adamla geldi mezarlığa

ve ya bir kadınla...

ve

gömdüler beni,

öldürdükleri gibi

özenle.

 

ÖZGE DIRIK

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Nefesimi Süreyim

 

"Ayrılıklar uyandırmalı kör yüreğimi.

Cehennem yangınlarından

Ölmeden çıktıysa bedenim; artık

Benim olmalıyım, benim.

Yeter yüreğimi bir çift gözün

Ateşine rehin verdiğim. Ateş artıyı

Değildir karşılığımız. Pusatını dağ

Sisinden alan, firarını mermisine

Emanet eden bir namludur bu

Eşkıya sevda ki; zulasında asılı

Durur kefenlediği ölümü.

 

Ellerinin çeliğine su verilmiştir ta

Adem`den beri. Bilir ve intihar

Cüretiyle yoklar yüreğinin tetiğini.

Güneşin kızılca kıyametine çatar

Kuruyan umut dallarını. Yanacaksa

Cehennemden beter yanmalı!

Kim anlar ki eşkıyanın sağlamlığını;

Özleminin çiseyle yıkanmış şafak

Değerini kim? Hani ellerine kuşlar

İnerdi, kardan üşüyen kuşlar...

Bahçen kuş sevinçleriyle inlerdi ay

Şahrud.

Eşkıya yüreğime çığ düştü

Üşüyorum ha...

Aç ellerini. "

 

 

Geldim mutsuzluğumla

Yürek susuzluğumla

Koynuna al demiyom

Şikte koyma beni

Koynunda yatır demem

Yeter bağışla beni

Aç ellerin gireyim

Sana ömrüm vereyim

Kuruyan dudaklarına

Nefesimi süreyim

Kuruyan dudaklarıma

Nefesini süreyim

Dağlara küs olur mu

Bahara yas olur mu

İki can bir bedenken

Ayrı yatmak olur mu

İki yürek bir canken

Ayrı düşmek olur mu

Biliyorum suçluyum

Kentin kirli suyuyum

Sevmesini bilmiyorsam

Geçmişin sonucuyum

Aç kapıyı gireyim

Sana ömrüm vereyim

Kuruyan dudaklarına

Nefesimi süreyim

Kuruyan dudaklarıma

Nefesimi süreyim

 

Söz - Müzik: Tuncay Bozyiğit

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

UNUTAMIYORUM

Unut demek kolay gel bana sor bir de

 

Unutamıyorum iste unutamıyorum

 

Bir sey var şuramda beni kahreden

 

Şuramda tam yüreğimin üstünde

 

Çakılı duran bir sey var

 

Elimde değil sokup atamıyorum

 

Dalıp dalıp gidiyor gözlerim derinlere

 

Kimi görsem biraz sana benziyor

 

Seni hatırlatıyor su bulut su gökyüzü

 

Su kayaları döven deniz

 

Su hüzünlü melodi su napoliten şarki

 

Bir zamanlar beraber dinlediğimiz

 

Boyuna seni düşünüyorum durmadan usanmadan

 

Simdi diyorum o ne yapıyor acaba

 

O güzelim gözleri kime bakıyor

 

O canim elleri nerde

 

Oysa günler o günler değil

 

Aksamlar o aksamlar değil

 

Ve kalan simdi sadece özlemin gecelerde

 

Durup durup seni büyütüyorum içimde

 

Seninle acılar büyütüyorum

 

Yeni yeni kederler büyütüyorum dayanılmaz

 

Kirli sular yürüyor iliklerime

 

Bir zehir karışıyor kanıma anlıyor musun

 

Bir daha görsem seni diyorum bir daha görsem

 

Bir gün olsun bir dakika olsun

 

Unut demek kolay, gel bana sor bir de

 

Hatırladıkça gözyaslarımı tutamıyorum

 

Dilimin ucunda sen

 

Basımın içinde sen

 

Kader misin, ecel misin nesin sen

 

Unutamıyorum iste unutamıyorum

 

ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

ANNEMLE İLGİLİ ŞEYLER

 

 

Sevgili Anneciğim

 

Binlerce kez açıldım, binlerce kez kapandım yokluğunda

Kocaman bir dağ lalesi gibi

Ve kapkara göbeğini dünyaya fırlatacakmış gibi duran.

 

Şimdi mucizevi bir yerdeyim

Muc'un ucuz evinde

Sanki mürekkebi rutubet olan bir kalem

Duvarlara hep senin resmini çiziyor

Dili geçmiş zamanda birçok resim,

Hep gülümsüyorsun

Aklının ortasında mavi bir yıldız varmış gibi

Ve o yıldız karanlık bir şubat akşamında

Durmadan soluyormuş gibi.

 

Hatırlar mısın?

Mavi saçlı bir Tanrı gibi severdim Burdur gölünü

O göl şimdi içimde kocaman bir anne ölüsü

Vişne bahçeleriyle dolu,

Neşeli bir şehre benzerdi senin sesin.

Bazen ölmek istiyorum.

Beni yeniden doğurman için

İri, ekşi bir vişne tanesi gibi

 

Kışbaşında bir ton kömür yığarlardı kapıya

Bazen görülen rüyalar gibi kapkara

Bir ton rüya çıtırdarken

Sen kar yağmadan önce başkaydın,

Kar yağdıktan sonra bambaşka.

Sanki hep buluğ çağındaydın.

Kuşlar zaptederdi sonra her yeri, sabahları

Binlerce kez söylerlerdi, söyleyeceklerini.

Bizim hiç anlamayacağımız bir şeyi.

 

Senin şarkıların aç kuşlara buğday saçardı.

Kediler yusyuvarlak dururdu karın ortasında

Kar manzaralı bir resmin ortasında durur gibi

Gri kediler sarmıştı etrafımızı, gri dağlar...

Bir tek senin çocuklar üşüyecek rengi saçların vardı.

 

Ben bu eve Muc'un ucuz evi diyorum.

Yokluğunda böyle oldum.

Mucize öldükten sonra, buraya taşındım.

Ve inan

Muc bu evi bana ucuza verdi.

 

Yaşasaydın, hayatının ortasına

Güller yığan bir adam olsun isterdim babam.

Sen bir çocuk romanı annesi ol isterdim.

Ölü mısır tarlaları hışırdıyordu

Ve kalbimde çıngıraklı yılan sürüleri

diye başlayan bir çocuk romanında...

Şalına sarınırdın, toprağa sarınır gibi

Erken öleceğini biliyordum bana bırakmak için,

bu acımasız ölü anne sesini.

 

Şimdi mucizevi bir yerdeyim

Zaman bir salyangozun vücudunda yaşıyor burda

Ve çok ağır ilerliyor.

Yüzümdeki çillerden başka

İsyan eden biri yok hayatımda.

 

NOT: Ölen her kadın için bir şiir yazdım.

Onları Muc'a evin karşılığında verdim

Çok ucuza.

Artık bütün üzgün oluşlarımın adı:

Anne.

 

 

 

Didem Madak

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

  • 2 hafta sonra...

DİRENÇ DOĞURAN BİR KADINA

 

 

 

Tırnaklarını etine geçir bağırma

Isır kanat dudaklarını parçala

Bırakma yaşamayı bırakma umudu

Daha çok yok sabaha

 

Yorulur gövdene inen sancılar

Acılar bakır

Beklemeyi bil

Başkaldırır gövden başkaldırır

Susar

 

Önce öleceğim sanacaksın

Direnmen bitsin diye uğraşacak sancın

Gitgide sıklaşacak kamçılar

Sessiz ağlayacaksın

 

Unutacaksın başın nerde nerde ayakların

Bin kollu bir boşluk beyninde

Dünyadan uzaksın

 

Kim duyar sesini haykırsan

Gücünü tüketme

Dayan bir sınav bu

 

G ü l ü m s e

 

Sennur Sezer

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

  • 1 ay sonra...

Bir Hâl-i Aşk

Aşk üstüne,içimdeki yangın üstüne

Ağlayan, feryad eden cümlelerle

Çaresizliğimi, kadersizliğimi

Haykırmak istiyorum haykırmak tek sebebi

Beklentisiz öylesine

 

Gecenin koyu sessizliğinde

Gök gürültüsü derecesinde, şimşekler çakarcasına

Bağıran biri var içimde

Aşktan yana, yangınlar içinde

 

Deli gömleğini giydirmiş gibi kader

Kalbime, ruhuma, hisseden her yanıma,aklıma

Aşka da takıldım, yüzüstü düştüm

Bulandım toprağa,

Taşa değdi yüreğim,kanadı, kan içinde

 

Hangi cümle, nasıl anlatır ki bu hâli

Yetmiyor işte, yetmiyor

Aklım almıyor, bu nasıl bir işkence

Bir delinin delice hisleriyle

Dağınık cümleleriyle

Bir aşk hâli işte,öylesine

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

  • 1 yıl sonra...

Benim Yine Karanlık

 

Fısıldat kulak zarlarıma titrek tizlerini

hadi, çıldırt bu bedenin en işlek hecesini

gözlerini yatırma karanlık yollarıma

sersefil bir serseri yapışmış ayaklarının altına.

 

Bir düş oluyorum bazen..

yelkovanı delinmiş bir zamanın ucunda duraklıyorum

susuyorum bütün sensizlikler hipotek edilirken bensizliğime

ve bir kara kaplı defter kalıyor odamın köşesinde bir yerde.

ölümü anımsatıyor bakışların, kara kucaklarıma..

 

Sızlamış gökyüzünün avlusu..

ve terasa ekilmiş bütün çiçekler, umutlar düşün yolcusu.

bir güvercinin barışa kanat çırpması gibi

bu nezaretin soğuk duvarları inledi

ve bu nasıl bir saplantıdır beynimi tam ortasında, demir gibi.

 

kurcalama oyuncaklarını..

intiharın soğuk bencilliği ince parmaklarında sallanmasın

günaydın bütün sözcüklerimi uğruna heba ettiğim kadın

ve sen akşamdan kalma bir yusufcuk edasıyla sallana dur

yarılsın bütün fay hatları kalbimin kırık hücrelerinde.

depremler doğurup dur.

 

Bak yine şafak sallanıyor..

bir ölüm kusuyorum sıfır üç kırkbeş suları

ve bırak, ağlaya dursun, sallama yüreğimin kıkırdaklarını

boğdum bütün ivmeleri, şairlerin satırlarından arakladım.

en güzel ölümsüz dizeleri saçlarında tarakladım.

 

Günaydın Üşümüş İstanbul Sabahı..

günaydın Ihlamur ağaçları

günaydın kadın..

görüyorum..günün aydın

benim yine karanlık..

 

Serhat TUNCER

19 Mayıs 2008

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Katılın Görüşlerinizi Paylaşın

Şu anda misafir olarak gönderiyorsunuz. Eğer ÜYE iseniz, ileti gönderebilmek için HEMEN GİRİŞ YAPIN.
Eğer üye değilseniz hemen KAYIT OLUN.
Not: İletiniz gönderilmeden önce bir Moderatör kontrolünden geçirilecektir.

Misafir
Maalesef göndermek istediğiniz içerik izin vermediğimiz terimler içeriyor. Aşağıda belirginleştirdiğimiz terimleri lütfen tekrar düzenleyerek gönderiniz.
Bu başlığa cevap yaz

×   Zengin metin olarak yapıştırıldı..   Onun yerine sade metin olarak yapıştır

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Önceki içeriğiniz geri getirildi..   Editörü temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.