Zıplanacak içerik
  • Üye Ol

Karanlık Şeyler Söylüyorum


ELiFLE
 Paylaş

Önerilen İletiler

Beni merak edenlere ben benim ya siz kimsiniz?

 

 

Ben Kimim?

Az mıyım çok muyum?

Var mıyım yok muyum?

Ben neyim?

Masal mıyım gerçek miyim?

Kaç mıyım göç müyüm?

Hiç miyim suç muyum?

Ben kimim?

İbret miyim cinnet miyim?

Hiçlikler içinde kanayan yürek

Yokluklar içinde savaşan beden

Boşluklar içinde karışan zihin

Güçlükler içinde değil m...iyim?

Yoksa? Yoksa?

Her ihanete akıl erdiren

Her cehalete kılıf uyduran,

Her esarete fiyat biçtiren

Sen değil de ben miyim?

 

Geçimsizim bugünlerde

Kimsesizim bu yerlerde

Değersizim bu ellerde

Çaresizim doğduğum yerde

Gölgesizim her gün her yerde

 

Ses miyim sus muyum

Sis miyim pus muyum

Ben neyim

 

Deha mıyım Heba mıyım

 

Ak mıyım pak mıyım

Al mıyım Sat mıyım

Ben kimim

 

Yarar mıyım ziyan mıyım

 

Yalanlar içinde doğruyu bulan

Cayanlar içinde sözünde duran

Satanlar içinde ayak direyen

Yananlar içinde değilmiyim

 

Her adalete duvar ördüren

Her cesarete kilit vurduran

Her asalete boyun eğdiren

Sen değil de ben miyim

 

Geçimsizim bugünlerde

Kimsesizim bu yerlerde

Değersizim bu ellerde

Çaresizim doğduğum yerde

Gölgesizim her gün her yerde

 

ALINTI

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

UYUMAK İSTİYORUM

İki yıldız arası göğe asılı hamak...

Uyku, uyku... Zamansız ve mekansız, uyumak

.Uyumak istiyorum; başım bir cenk meydanı;

Harfsiz ve kelimesiz düşünmek Yaradanı.

İlgisizlik, herşeyden kesilmiş ilgisizlik;

Bilmeyiş ki, en büyük ilme denk bilgisizlik

Usandım boş yere hep gitmeler, gelmelerden;

Bırakın uyuyayım, yandım kelimelerden!

Göz kapaklarımda gün, kapkara bir kızıllık;

Kulağımda tarihin çıkrık sesi, bin yıllık.

Bir yurt ki bu, diriler ölü, ölüler diri;

Raflarda toza batmış Peygamberlerden bildiri.

Her gün yalnız namazdan namaza uyanayım;

Bir dilim kuru ekmek; acı suya banayım!

Ve tekrar uyuyayım ve kalkayım ezanla!

Yaşaya dursun insan, hayat dediği zanla...

 

N.FAZIL

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

MASALLARDAN GELDİM AZ ÖNCE

 

Ninnileride bi güzel uyuttum..

Dudaklarımdan kelimeler, yanaklarımdan gözyaşları damladı.

Kafamdaki yankıların sesini duyabiliyormusun?

Yeni yetme bir düşten uyanmış gibiyim..

Biraz bitkin birazda bıkkınım kendimden

Yüreğimdeki çiçekler nefessiz kaldı .

İçimde yaşattığım çocuğun dizlerini kanattı ha...yat..

Ne anlatacak bir hikayem nede masalım kaldı geriye

Aşk bize bir beden büyük geldi sevgili..

 

 

alıntı

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Sakın sen büyüme ÇOCUK

Çocuktum

Hep kardan adamlar süslerdi düşlerimi

Büyüdüm

Hep kandan adamlar oydular yüreğimi

 

Çocuktum

Hep ölümsüz aşkları okurdum masallarda

Büyüdüm

Ne aşklar satıldı o körkütük masalarda

 

Çocuktum

Şerefti itibardı bütün kapıları açan anahtar

Büyüdüm

Hiçbir güç tanımadım para kadar

 

Çocuktum

Saçlarından yakala...rdım ümitleri

Büyüdüm

Ezberledim bütün ihanetleri

 

Çocuktum

Yaşam bir yağmur gibi düşerdi avuçlarıma

Büyüdüm

Şimdi hep çocukluğum geliyor aklıma

 

Sakın

Sen büyüme çocuk!

 

Ahmet Selçuk İlkan

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

  • 3 hafta sonra...

BİR ÇİÇEK

 

 

Bir çiçek duruyordu, orda, bir yerde,

Bir yanlışı düzeltircesine açmış;

Gelmiş ta ağzımın kenarında

Konuşur durur.

 

Bir gemi bembeyaz teniyle açıklarda,

Güverteleri uçtan uca orman;

Aldım çiçeğimi şurama bastım,

Bastım ki yalnızlığımmış.

 

Bir başına arşınlıyor bir adam mavi treni

Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

 

CEMAL SÜREYYA

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

  • 2 hafta sonra...

8651KENDINDEN_UZAGA.jpg

 

KENDİNDEN UZAĞA...

 

 

 

toplanmışsın

hayallerin,

anıların,

kırgınlıkların …

 

toplanmışsın,

umutların,

dünlerin,

yaraların …

 

 

ve hüzünlerin

ve kesiklerin

çocukluğun

yalnızlıkların …

 

her şey kalbinin bembeyaz bavulunda

her şey

her şey

ne varsa

tümünü de yanına almışsın

 

ama

eğer

sahiden

uzağa kaçacaksan

gerçekten uzağa

kendinden

 

bu kadar yükle uzaklaşamazsın

ve bu kadar ağırlığı

taşıyamazsın

 

bırak birazını !

bırak …

bir

şansın olsun …

 

____ ^^

09.02.2010,ŞAFAK

 

7591KENDINDEN_UZAGAA.jpg

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

SESSİZ KARANLIK

 

Karanlık ve sessiz bir odanın içindeyim.

Her şey öylesine hareketli,

Öylesine büyük ki…

Aklımı yitirememem olanaksız.

 

Tek başınayım biliyorum.

Ama yinede tek kalmamaya çalışıyorum.

Sürekli oyalanacak bir şeyler arıyorum.

Yinede korkumu yenemiyorum.

Sonra…yavaş,yavaş alışmaya çalışıyorum.

O sessiz ve ürkütücü karanlığa.

Sürekli büyüyen o karalığın,

En iyi arkadaşım olduğunu da yeni anlıyorum.

 

Sırlarımı onunla paylaşıyor,

Dert ortağı oluyorum.

Her zaman daha iyi anlıyorum .

Karanlığın içinde gizlenen ışığın arkadaşım olduğunu.

ÖZLEM ŞAHİN

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

1097n715183896_5814.jpg

 

KÜÇÜK KIZ...

 

Onu ilk gördüğümde

Bu kız mı simdi anne demiştim

Daha 20 li yaşlarda gencecik bir anne idi

Ve tekrar anne olacaktı

Ailesi olmadan geçmişti bu yollardan

Hatalarıyla düşe kalka

Ve görünürde anneliğe yakıştırılamayacak

Deli dolu,yanlışlıklar içinde geçiyordu yaşamı

Birde dünya tatlısı ve bir o kadarda akıllı

Çok güzel gözleri vardı İçin için gülen

Kucagına ikinci bebeğinide aldı zamanı geldiğinde

Düzensiz bir yaşam içinde

Bir o kadar ilgisini hissetiren bir anne

Resmen ikileme düşülecek derecede

Madde bağimlısı idi

Ve sımsıkı sarıyordu yinede kızlarını

Ve ikinci bebeğininde babasız büyüyordu

Yanlış ilişkilere birini daha kattı sonunda

Çocuklarını eskisi gibi sarmadığını farkediyordum

Birgün artık kardeşleri kendi isteği ile geçici bir kuruma bıraktığı bildirildi

Maddi durumunu düzeltene dek

Sadece bir aylığına

Bebek anlamıyor ama ya gözlerinin içi gülen dünya tatlısı

Tatil evine yerlesecegini ve bir evde tatil yapacağı anlatıldı

her gün çocuklarını görüyordu kadın

Ve o kısa süre tatil evi minik için hiç bitmez sonu gelmez oldu

Ki sıcak yemeklerin ve çok iyi bakan eğitmenlerin olduğu

Ya anne sıcaklığı,kokusu

Yoksundu işte bundan

Son zamanlarda o gülen gözler artık gülümsemeyi unutmuştu

İçine kapanmıştı

Annesi yeni bir ev tutacak

Onun bir odası olacaktı

Şimdi mi? ne halde

Gelisen kötü durumlardan dolayı

Devlet iki kardeşe el koydu

Artık anne devlet izin verene dek

Çocukları sadece ve sadece gözetim altında görecek....

Minik ise farkında olduklarını bile söyleyemeyecek kadar küçük

Ve artık yaşadığı yerın tatil evi olmadığını bilen gözlerle bakıyor.

 

02.02.2010,ELİFCE

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Söyle Bana

 

Her takvime üç beş ömür

bahtımızın bilmecesini bölüştürdük

çabuk düşen yapraklara

 

her sey niye bu kadar çok zaman alıyor? niye?

ne çabuk geldik

bu soruyu derin bir iç sızısıyla soracak yaşa

 

ölüm karşısında kazanılabakış derinliği

niye yitirildi yaşamda?

 

Eski bir fotoğrafa bakıyordum

Bu sorular beni yokladığında

Fotoğrafta sen de varsın

Bak ve söyle bana

 

Murathan Mungan

 

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

  • 2 hafta sonra...

Mavi düş kayığı…

 

çözmeli kayığın iplerini..

yol almalı mavi düşlere...

her şeyi bırakıp geride el ele kalp kalbe...

yüreklerimizle yürütmeli kayığı..bizi bekleyen mavi düşlere..

kapatıp gözleri kalbimizle çizmeli yolumuzun rotasını...

sonbaharın renklerini taşıyan ağaçları çevirmeli düşlerimizin rengine..

durgun yansımaları harekete geçirmeli yüreğimizden bıraktığımız dalgalarla...

ve yol almalı maviliklere..

ve yol almalı buluttan denizlere...tebessümle..

 

Bir dilek tutasım geliyor rüzgara karşı

dağılırken saçlarım pervasızca

kapatıp gözlerimi göresim geliyor

marmaranın hüzünlü, gökpınarın çocuksu mavisini

bir martının kanadındaki tüy olasım geliyor bazen

düşüversem maviye doğru usul usul

...ve kucakalasa mavi dalgalar bütün bedenimi

rüyalara dalıversem rüyalarımda....

Uyandırmasa bir feribotun çığlığı rüyalarımı

maviyle başbaşa, maviyle gözgöze

maviyle beraber, maviyle yapayalnız olsam...

Neden mavi diyorsun ya

bilmediğinden soruyorsundur

her düştüğümde tutunduğum elin mavi olduğunu

içimdeki karartıları maviye döktüğümde bir akşam üstü

onların da maviye durdukalarını...

Bilmiyor musun ,

dalıp gitmelerin bile mavide güzel olduklarını

hasrete düşümüşlerin bekleneni maviye sorduklarını

kendinde kaybolmuşaların

kendini mavide bulduklarını

Hani neden mavi diyorsun ya

söyleyeyim:

"aşkın rengidir mavi"......

 

 

ALINTI

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

  • 3 hafta sonra...

YAŞADIKLARIMDAN ÖĞRENDİĞİM BİR ŞEY VAR

 

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:

Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi

Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten

Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği

 

İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne

Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa

Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır

Kopmaz kökler salmaktır oraya

 

Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını

Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin

Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara

Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin

 

İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine

Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına

İnsan balıklama dalmalı içine hayatın

Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına

 

Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar

Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın

Değişmemelisin hiçbir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu

Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın

 

Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle

Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı

Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına

Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı

 

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:

Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına

Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır

Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana

 

ATAOL BEHRAMOĞLU

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Karanlık saçlarından

Tutarak aydınlığı

Karanlıkta karanlık

Bir kuyuya hapsetti

Karanlık aydınlığın

Çıkarıp yüreğini

Karanlık kişilere

Karanlıkta yedirdi.

 

Karanlık karanlığın

Diz çökerek yanına

Karanlık düşler kurup

Yayıldılar dört yana

Karanlık yol üstünde

Kuruldu her köşeye

Karanlık evler oldu

Karanlık kentler oldu

Yüreklere karanlık

Kara kara oturdu

Karanlık kişilere

Karanlık amaç oldu.

 

Sonra her kara kişi

Bir “kara köpek” olup

Karanlıkta karanlık

Kişilere satıldı.

 

Büyüdükçe büyüdü

Karanlık karanlıkta

Karanlık karanlıktan

Kara günler getirdi

İnsanın insanlığı

Böylece elden gitti.

 

Suna Aras

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

ÖMÜR ...

 

doğarsın …

 

bu ilk yenilgindir hayata karşı

tutamaz kendini,

ağlarsın …

 

işte böyle başlar yaşamak

sen de herkes gibi,

başlarsın …

 

sonra ?

 

sonra hırçındır zaman

sen, sakin …

sonra bencildir o

sen, savruk …

o bağırır,

sen,

susarsın …

o koşturur,

sen,

kalırsın …

o içinden,

gününden

gövdenden …

o umutlarından,

düşünden,

kalbinden …

ve aynalardan,

takatinden,

ömründen

 

geçer,

gider …

 

sen,

yaşlanırsın …

 

sonra onca hayat tanıklığı

ve bir dolu yılın yaşanmışlığı

alır karşına, bakarsın

bakarsın

ki görebildiğin tek şey

öğrenebildiğin tek şey,

yalnızca

yalnızca

yaralarını saklamakmış,

anlarsın …

 

*

doğarsın

bu ilk yenilgindir hayata karşı,

sonra ?

sonra bir ağlar

bir,

saklarsın …

____^^

 

 

18.03.2010,SAFAK

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

  • 2 hafta sonra...

HANGİSİYİM BEN

 

Şu insanlardan hangisi ben'im?

Hele sen şu kavgayı, gürültüyü dinle,

ağzıma, sözüme kulak asma.

Hem sen beni elden çıktı bil.

Yoluma kadeh madeh koyayım da deme.

Önüme ne çıkarsa tuzla buz ederim.

 

Hem ben tıpatıp sana benzerim.

Ağlarsan ağlarım,

gülersen gülerim.

Asıl sen vardın ortada,

ben senin elinde bir ayna.

Sen yeşillikte bir ağaç,

ben senin gölgen.

 

Ben senin gôlgen olduktan sonra

hemen gider kendime bir dost ararım

kurmak için yanında çadırımı,

ararım bir taze gül fidanı.

 

Sonra sâkinin kapısına varır,

vurur testimi kırarım.

Sonra oturur bardak bardak içerim

ciğerimden akan kanı

 

Mevlana Celaleddin Rumi

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

ÖĞRENDİM

 

Sonsuz bir karanlığın içinden doğdum.

Işığı gördüm, korktum.

Ağladım.

 

Zamanla ışıkta yaşamayı öğrendim.

Karanlığı gördüm, korktum.

Gün geldi sonsuz karanlığa uğurladım sevdiklerimi. ..

Ağladım.

 

Yaşamayı öğrendim.

Doğumun, hayatın bitmeye başladığı an olduğunu;

aradaki bölümün, ölümden çalınan zamanlar olduğunu

öğrendim.

 

 

Zamanı öğrendim.

Yarıştım onunla...

Zamanla yarışılmayacağını,

zamanla barışılacağını, zamanla öğrendim...

 

İnsanı öğrendim.

Sonra insanların içinde iyiler ve kötüler olduğunu...

Sonra da her insanin içinde

iyilik ve kötülük bulunduğunu öğrendim.

 

Sevmeyi öğrendim.

Sonra güvenmeyi...

Sonra da güvenin sevgiden daha kalıcı olduğunu,

sevginin güvenin sağlam zemini üzerine kurulduğunu

öğrendim.

 

İnsan tenini öğrendim.

Sonra tenin altında bir ruh bulunduğunu.. .

Sonra da ruhun aslında tenin üstünde olduğunu öğrendim.

 

Evreni öğrendim.

Sonra evreni aydınlatmanın yollarını öğrendim.

Sonunda evreni aydınlatabilmek için önce çevreni aydınlatabilmek

Gerektiğini öğrendim.

 

Ekmeği öğrendim.

Sonra barış için ekmeğin bolca üretilmesi gerektiğini.

Sonra da ekmeği hakça üleşmenin, bolca üretmek kadar

önemli olduğunu öğrendim.

 

Okumayı öğrendim.

Kendime yazıyı öğrettim sonra...

Ve bir süre sonra yazı, kendimi öğretti bana...

 

Gitmeyi öğrendim.

Sonra dayanamayıp dönmeyi...

Daha da sonra kendime rağmen gitmeyi...

 

Dünyaya tek başına meydan okumayı öğrendim genç yasta...

Sonra kalabalıklarla birlikte yürümek gerektiği fikrine vardım.

Sonra da asil yürüyüşün kalabalıklara karşı olması gerektiğine vardım.

 

Düşünmeyi öğrendim.

Sonra kalıplar içinde düşünmeyi öğrendim.

Sonra sağlıklı düşünmenin kalıpları yıkarak düşünmek

olduğunu öğrendim.

 

Namusun önemini öğrendim evde...

Sonra yoksundan namus beklemenin namussuzluk olduğunu;

gerçek namusun, günah elinin altındayken, günaha el

sürmemek olduğunu öğrendim.

 

Gerçeği öğrendim bir gün...

Ve gerçeğin acı olduğunu...

Sonra dozunda acının, yemeğe olduğu kadar hayata da

“lezzet” kattığını öğrendim.

 

Her canlının ölümü tadacağını,

ama sadece bazılarının hayatı tadacağını öğrendim.

 

Ben dostlarımı ne kalbimle nede aklımla severim.

Olur ya ...

Kalp durur ...

Akıl unutur ...

Ben dostlarımı ruhumla severim.

O ne durur, ne de unutur ...

 

MEVLANA

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

3001tumblr_kxjhtayHeP1qzie8mo1_500_large.jpg

 

ATEŞE, SUYA VE RÜZGARA ...

 

uçurumu güz, tahta bir masanın kıyısında

aylarca bekletilmiş bir mektubum ben yazılırken

gövdemde yıpranmışlık yırtıkları, imlamda bir yığın hata

anlamım bilmem ki kaç okumalık

belki de yazım,

şekilsiz kalıyordur hayata …

 

/görünmez acıya gönülsüz atılmış bir düğümün her çözülüşünde

ilmeğinde kalan izleridir sözlerimde rastladığın sızı …/

 

*

hiçbir yol ayrımında susmamış bir mektubum ben

adresim kısacık,

hemen gözlerinin ucu

ve uzun cümlelerimin ırmaklığındandır, kağıdımın bütün nemi

bu yüzden dayanıksızım, incinirim hemen

ne olur,

ne olur beni usul oku

olur mu …

 

/aldırma nefesimde sendeleyen kedere

aslında bir boşluğun en içten sesidir sesim

ki aldanma çığlıksızlığına harflerimin

bir aşkı

bir de uçurumu

ikisini de

ikisini de

varlığını terk edip karışınca ancak

işitirsin …/

 

*

tarihi atılmamış bir mektubum ben

ilk cümlem nisan yağmurlarıydı, hani salkım saçak

son satırımsa,

akasyalar kuruduğundaydı, hazan

ve sıkılır mısın bilmem ama

bir katlayışınla bile susarım, öyle uzun uzadıya yormam

yine de gönül ister ki sen hiç bıkma

hiç … hiç … hiç …

hatta olmasın ama olur ya

hani kapılıp da bir rüzgara,

savrulursam ben

savrulursam bir gün

ve düşersem bir ateşin içine biçare, sürgün

o ateşin içindeyken de ben

o ateşin

içindeyken de

sen,

bir an bile

tek bir an bile

ayırma gözlerini benden

 

bil ki, yanarken ateşe

ve saçıldığım rüzgarla

serpildiğim suya

yine seni

yine seni mırıldanırım ben

külümü bile

sana sevdasız sanma …

____ ^^

 

 

 

27 Mart 2010 Cumartesi, SAFAK

 

884820081022193928.jpg

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

ADAM,HAYAT VE ÖLÜM...

 

En yakın sabaha doğru yol alıyorum

İçi sevinç dolu bir mabet bulunduğum yer

Sen benim çocuğumsun hayat

Gözümden bile sakındığım

Ölüm yaşamadığın yerlerde

 

Hani rengârenk boyalı bir akşam alacasında

Seninle ufka bakarak seni konuşmuştuk

Biraz endişeli

Biraz da gergin

Konumuz geleceğin üzerine hayaller kurmaktı

 

“Ölüm de benim bir parçam” demiştin

“Ölümü de benden say

Ben sende değil

Sen bende büyüyeceksin” dedin

“Ne muhteşem bir sembiyoz bu

Ne inanılmaz alış veriş

Derin bak

Yüzeyde ışık yansır derinde kırılır

Renklerine ayrışır

Ve renkler

Bilir misin?

Aynı hızla yarışır

Ben maviyim”

 

En yakın sabahlar

Seni benden çalan gecelerde

Derinlerdeyim

Mavinin uzanamadığı zamanlardayım

Gökyüzünde asılı duruyorsun

Bulutlar oyun ediyor

 

Yaşadığım kadar zamanım olsa

O zaman ölümü senden sayacağım

 

Oğuzkan Bölükbaşı

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

  • 2 hafta sonra...

MAVİLERE UYANMAK

 

yedi iklim geçer,

ağarıp solan güz ışıklarından

yalan pencerelere doğru...

 

uykularda olur ne olursa

yangınlar,

takvim ziyanları,

gömülü sevdalar...

 

iksir gibi yayılır

hücrelerimin rehavetine ıslaklığın

düş tüccarları ağır mesaidedir...

 

uykularda olur ne olursa,

talanlar

ve beton serinliği

inşaat halindeki aşkların...

 

uykularda ölür ne ölürse,

kıpırdayan su

gülümseyen yel...

 

yedi iklimin oralarda

kavalını kırmış bir çobandır

gökyüzü,

aklında new orleans

heybesinde caz!

 

yedi iklimin

bar olduğu yerdedir uykunun

alkol imparatorluğu

kalabalık avındadır bakışlar...

 

uykularda olur ne olursa,

bitmez efkar kırları

bazı saçlarda

ve ölüm gibi suskunluklar açar

derin kuyularda...

 

ve şaka gibi

ve sarsak sarsak

ve kımıl kımıl

bir yaşamaktır

MAVİLERE UYANMAK

en kesif karanlıklara kafa tutan

gözlerinin mavisine kuşanmak...

 

senin kanatların var,

benim köylü yüreğim...

operada tezek kokusu

bu şehirdeki varlığım! ..

beni taşıyacak vesaitim yok

bu caddeüstü sevdada

ellerinden gayrı..

'gayrı dayanamam ben bu hasrete'

ya beni de yitir

ya sen de git

beni götürdüğün yere...

türküleri sev

yalan kahkahalardan uzak dur

canımın suyuyla yıka ellerini..

aklımın maharetiyle giydir

en mavi yerlerini...

 

senin adın

buzul mavisi!

çünkü mavilerde uyur,

benden sana geçen

sende beni kalkındıran ne varsa!

sevdiğim, açlığımın uzak ufku,

her sabah;

güneşten ne zaman işaret alırsan

ne zaman dar gelirse soluğun

böyle uzun sarılmaklara,

fikrini kurcalarsa eğer

açık korkular,

işte o zaman

mavilere,

mavilere

uyandır beni...

 

Yılmaz Erdoğan

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

  • 2 hafta sonra...

su ...

 

4778tumblr_kxx11zlem81qaezpfo1_500_large.jpg

 

 

birazcık toprak kaldı avuçlarımda

vurulan son güvercinimi gömdüğüm o günden

göğümün mavisi birazcık kaldı sonra

muhtemeldir ki içimin güvercinsizliğinden

kalbim rüzgarı çalınmış salıncak, böyle ne vakittir kıpırtısız

gülüşümde sevinç biraz,

hüzünle suç ortaklığımız artarken

azıcık kalmış ciğerlerimde hep ayrı düşmeye meyilli nefes

yarın azalmış takvimlerde,

içim dünlerime küsmüşken

umut birazcıkmış

takat, birazcık

yol,

biraz

eskimiş ömrümün yırtığı büyürken

can, biraz kalmış içimde

ki ruhum,

o biraz da üşürken

yine de

yine de

yine de ben

hiçbir çiçeği ardımda bırakıp gitmedim

hiçbir çiçeği

bırakıp

gitmedim,

o

bana

“su”

demişken …

 

____ ^^

17 Nisan 2010 Cumartesi, ŞAFAK

 

5810tumblr_kr2myp40ZX1qa6ibno1_500_large.jpg

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

üç noktadan önce ...

 

982220090503104253.jpg

 

- gemiyi ilk kimler terk eder, ben bilmem

son kalanı mıdır vefalı olan, bana sormayın

ama en dürüstümüz

en dürüstümüz

hep

masaldır, masal

hani bir varmış,

bir yokmuş

diyerek

ilk sözüne başlayan -

 

yarısı sökük, yarısı yamalı bir geçmişte

ve yaz güzeli incecik bir kiraz ağacının gölgesinde

yan yana durmuş

denize dalgın dalgın bakan esmer çocuklardık biz

denize bakan

esmer

çocuklar

 

hiç unutmadım …

 

*

düşleri renkli,

gerçekleri siyah beyaz bir ömürde

fukara avuntusuydu umut yine o vakitler

hayal desen aynı, bezirgan yüküyle

ve eski zaman fotoromanlarıyla aynı kağıdın renginde

kare kare,

sayfa sayfaydı sarılmalar

ayrılıklarsa hep ağır çekim

iki yürek

bir sağanak

iki hıçkırık

bir kucaklaşmak

sonra ?

sonra yeniden

şarkılarda sen

kaldırımlarda yağmur

bulutlarda ben

yaşar giderdik

yaşar giderdik be çiçek

çalmasaydı ayrılığın zilleri erkenden …

 

hiç unutmadım …

 

yine böyle

yarısı duvar

yarısı yalnız

iki ayrı şehirde

pay edilmiştik biz

pay edilmiştik,

yarım yarım

her ikisine

ve uzadıkça talihimiz gibi kıvrılan yolların kavuşma tedirginliğinde

tek bir bakış

tek bir bakış bile kafiydi bize

ve tek bir nefes,

ikimize de yeterdi

nasıl da tebessümle giderdik

el ele

her yenilgiye

 

hiç unutmadım ….

 

ne zaman aralansa yüzüne dökülen saçların

görürdüm,

yaralı akan bir ırmaktı gözlerin

sevmek işte o zamanlar,

gözlerine vurgun bir tesadüf

bağlanmak bir göz kırpımı kadar kısa

benimse, kökleri kalbimde bir kiraz ağacı

bir senin sularına

bir benim dallarıma,

uçar dönerdi kumrular

ben aşk derdim

sen elbet bir gün uyanılacak bir rüya

ama yine de

yine de mutsuzluk,

tek kelime dahi alamazdı ağzımdan

tek kelime dahi

alamazdı

ve dökülmekle bitmezdi kirazın çiçekleri dallarımdan

adım başı bir rüzgar çıkmasaydı bahtımıza …

 

hiç unutmadım …

 

çok, çok önceydi

bu ömürden belki bir ömür,

belki de iki intihar kadar evveldi

ve üst üste yazlara kinaye

peş peşe kışlar çoktan yürek takvimlerimize serilmişti

şimdi hangimizin kibrit çöpü hayaliydi avucunda sönen

şimdi hangimizin sokakta kalmış gecesiydi aşk

ve ilk kuruyan yaprak,

hangimizin

bitmeyeceği sanılan sevgisiydi

hala dilime sızı söylesem

hala canıma diken sustuğum

oysa gizli gizli

kökleri kalbimde o kirazın dallarını kırıp

yakarak içimi sıcak tutmaya çalışsam da ben

hayattı

ve aslında buralarda da oldukça soğuktu

ama yine de

yine de

donmazdı

donmazdı ateşperest dudaklarımda sana büyüttüğüm şarkılar

ve yakmakla bitmezdi kirazın dalları

yalnızca

yalnızca,

ikimize yetecek kadar kalsaydı yalanlar

kalmadı

ve uykusu kayıp gecelerin birinde

ben tutup yastığı kaldırdım hafifçe

sen altına yazdığın notu bıraktın usul

sabah uyanınca buldu aşk

üç noktadan önce

yirmi dört harf ;

“hatırlama beni uyandığında

…”

 

hiç

unutmadım …

ve hiç

uyumadım

oysa çoktan bitmişti masal …

____ ^^

25 Nisan 2010 Pazar,ŞAFAK

 

113e756a854bc0f40b34dd790edd42e1e3c_large.png

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

  • 1 ay sonra...

Merhaba Elif, eğer okuyorsan bunları ismini forum sayfasında görünce uzun zamandır uğramadığım şiir formunu düşürdünüz yadıma, dedim bir şiir ekleyeyim gecenin bu derin saatinde, aydınlatmasa da geceyi küçük bir ışık olur belki!!!

ŞAŞIRDIM KALDIM İŞTE

 

Sözde, senden kaçıyorum doludizgin atlarla

Bazan sessiz sedasız ipekten kanatlarla

Ama sen hep bin yıllık bilenmiş inatlarla

Karşıma çıkıyorsun en serin imbatlarla

Adını yazıyorsun bulduğun fırsatlarla

Yüreğimin başına noktalarla, hatlarla

Başbaşa kalıyorum sonunda heyhatlarla

Sözde, senden kaçıyorum doludizgin atlarla.

 

Ne olur bir gün beni kapında olsun dinle

Öldür bendeki beni sonra dirilt kendinle

Çarpsan karasevdayı en azından yüzbinle

Nasıl bağlandığımı anlarsın kemendinle

Kaç defa çıkıp gittim buralardan yeminle

Ama her defasında geri döndüm seninle

Hangi düğüm çözülür, nazla, sitemle, kinle

Ne olur bir gün beni, kapında olsun dinle.

 

Şaşırdım kaldım işte, bilmem ki nemsin?

Bazan kızkardeşimsin, bazan öpöz annemsin

Sultanımsın susunca, konuşunca kölemsin

Eksilmeyen çilemsin

Orada ufuk çizgim, burda yanım yöremsin

Beni ruh gibi saran sonsuzluk dairemsin

Çaresizim çaremsin.

Şaşırdım kaldım işte bilmem ki nemsin?

 

Yavuz Bülent BAKİLER

Muhabbetle...

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Bağlanmayacaksın

 

Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.

"O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.

Demeyeceksin işte.

Yaşarsın çünkü.

Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.

Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.

Ve zaten genellikle o daha az sever seni, senin o'nu sevdiğinden.

Çok sevmezsen, çok acımazsın.

Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.

Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini...

Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.

Senin değillermiş gibi davranacaksın.

Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.

Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.

Çok eşyan olmayacak mesela evinde.

Paldır küldür yürüyebileceksin.

İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,

Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.

Gökyüzünü sahipleneceksin,

Güneşi, ayı, yıldızları...

Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.

"O benim." diyeceksin.

Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir şeylerin...

Mesela gökkuşağı senin olacak.

İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.

Mesela turuncuya, yada pembeye.

Ya da cennete ait olacaksın.

Çok sahiplenmeden,

Çok ait olmadan yaşayacaksın.

Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,

Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.

İlişik yaşayacaksın.

Ucundan tutarak...

 

CAN YÜCEL

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Katılın Görüşlerinizi Paylaşın

Şu anda misafir olarak gönderiyorsunuz. Eğer ÜYE iseniz, ileti gönderebilmek için HEMEN GİRİŞ YAPIN.
Eğer üye değilseniz hemen KAYIT OLUN.
Not: İletiniz gönderilmeden önce bir Moderatör kontrolünden geçirilecektir.

Misafir
Maalesef göndermek istediğiniz içerik izin vermediğimiz terimler içeriyor. Aşağıda belirginleştirdiğimiz terimleri lütfen tekrar düzenleyerek gönderiniz.
Bu başlığa cevap yaz

×   Zengin metin olarak yapıştırıldı..   Onun yerine sade metin olarak yapıştır

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Önceki içeriğiniz geri getirildi..   Editörü temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.