Jump to content
Sign in to follow this  
ELiFLE

Karanlık Şeyler Söylüyorum

Recommended Posts

Orpheus gibi ölümü çalışıyorum

hayatın tellerinde

yeryüzünün güzelliğine karşı

ve göğü yöneten gözlerine

yalnızca karanlık şeylerdir söyleyebildiğim.

 

Unutma, o sabah

henüz ıslakken çiğden yattığın yer

ve karanfil uyurken yüreğinin üstünde

sen de birdenbire görmüştün

kara ırmağı

yanı başında akıp giden.

 

Suskunun telleri gerilmiş

kan dalgaları üstüne,

inleyen yüreğini kavradım ben;

gecenin gölge saçlarına

dönüştü saçların,

karanlığın kara kar taneleri

yağdılar yüzüne

Ve ben senin değilim

yakınmadayız ikimiz de.

 

Fakat Orpheus gibi biliyorum

ölümün yanında hayatı

senin her vakit için kapalı gözlerin

bende bakıyor mavi mavi.

Ingeborg Bachmann

  • Like 2

Share this post


Link to post
Share on other sites

ACI

Ve bir kadın, "Bize acıdan bahset" dedi.

Ve o cevap verdi:

"Acınız, anlayışınızı saklayan kabuğun kırılışıdır.

 

Nasıl bir meyvenin çekirdeği,

kalbi güneş'i görebilsin diye

kabuğunu kırmak zorundaysa,

siz de acıyı bilmelisiniz.

 

Ve eğer kalbinizi,

yaşamınızın günlük mucizelerini

hayranlıkla izlemek üzere açarsanız,

acınızın, neşenizden hiç de

daha az harikulade olmadığını göreceksiniz;

 

Ve kırlarınızın üstünden

mevsimlerin geçişini kabul ettiğiniz gibi,

aynı doğallıkla, kalbinizin mevsimlerini de

onaylıyacaksınız.

 

Ve kederinizin kışını da,

pencerenizden huzur içinde seyredeceksiniz.

 

Acılarınızın çoğu sizin tarafından seçilmiştir.

 

Acınız, aslında içinizdeki doktorun,

hasta yanınızı iyileştirmek için

sunduğu "acı" ilaçtır.

 

Doktorunuza güvenin

ve verdiği ilacı sessizce ve sakince için;

 

Çünkü size sert ve haşin de gelse,

onun elleri,

"Görülmeyen"in şefkatli elleri

tarafından yönlendirilir.

 

Ve size ilacı sunduğu kadeh

dudaklarınızı yaksa da,

O'nun kutsal gözyaşlarıyla ıslanmış

kilden yapılmıştır."

 

Halil CİBRAN

  • Like 2

Share this post


Link to post
Share on other sites

DÜŞÜN SONU

Yeniden başlayamaz artık bu gövde

Gözlerine dokunulduğunda bir yığın toprağın

canlılığını duyar biri. Tan ağırtısında da

kendisini susturamayan topraktır o

Ölü bir gövdedir o bir çok uyanıştan

kalan ama

 

Hergün yaşama başlayacak gücümüz yok

Toprağın önünde, suskun bir gök altında

bir yeniden uyanışı bekliyerek. Şaşırtıyor biri

bunca yoruculuğuna tan ağırtısının

Bir iş yerine getiriliyor bu yeniden uyanışlar içinde

Ama sadece ileri bir işe heyecan yüklemek

ve yaprağı bir kez uyandırmak için yaşıyoruz

Ve kimi kez oraya erişip sonra bizle birlikte

suskunluğa dönüyor

Kımıldanmazdı yüz hafifçe dokunsaydı el

yaşayan el duyuyor dokunulan yaşamı

Bu soğuk tan ağartısında donan toprağın

soğuğu değilse gerçekten belkide yeniden uyanıştır

ve tan ağartısında susan varlıklar

sözcükler söylerler yine. Ama elim titriyor

Ve tüm varlıklar kımıltısız ele benziyor

Bir zamanlar kuru bir acı

ve ışığın kasılmasıydı tan ağırtısında uyanmak

Ama yine de bir özgürlüğe kavuşmaydı

Toprağın verimsiz sözcüğü kısa bir an sevinçliydi

Ve yine orada dönmekti ölüm. Şimdi toprağa

dönmeyen gövde bir çok yeniden uyanışı bekliyor

Ondan sözetmiyor kaskatı dudaklar da

Cesare Pavese

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites

Yitik Mektuplar

Benim için yazdıkları ne varsa

görmez gibi okuyorum geçerken,

bana yöneltilmemiş gibi

o haklı ya da kıyıcı sözler.

Yadsıdığım falan yok

iyi gerçeği, kötü gerçeği,

bana sunmak istedikleri elmayı

ya da almış bulunduğum zehirli gübreyi.

Başka şeyden söz ediyorum.

Tenimden, saçlarımdan,

dişlerimden,

yandığım şeyden mutsuz saatlerde:

gövdemle gölgemden söz ediyorum.

 

 

 

Niçin diye sordum kendime, sordular bana,

sevgisi de, sessizliği de olmayan başka biri

açar çatlağı ve bir çiviyle

vura vura

ulaşır tere, oduna,

taşa ya da gölgeye

bunlar öz varlığımken benim?

 

Niçin uzaktan gördüğüm dokunur bana,

ben ki varolmayanım, çıkmayanım,

dönmeyenim,

kuşları alfabenin ah neden korkutur

gözlerimi, tırnaklarımı?

 

 

Eli mi sevindirmeli, kendim mi olmalıyım?

Kimin oluyorum ben?

Nasıl rehine verdiler gücümü

her şeyimden oluncaya dek? .

Niçin sattım kanımı?

Sahipleri kimler kuşkularımın, ellerimin,

acımın ya da egemenliğimin?

 

Korkuyorum arasıra

uzak ırmağın yanında yürümekten,

korkuyorum, bakmaktan yanardağlara

ki her zaman tanıdım, onlar da beni tanır:

belki yukarıda, aşağıda

beni inceliyor şimdi su·, ateş:

açmadığımı düşünüyorlar gerçeği daha,

bir yabancı olduğumu.

 

Böylece, üzüntü içinde,

okuyorum üzüntüden daha iyisinin belki de

görünmeyenle ilişki kurmak, onun öfkesi

ya da ondan haber gelmesi olduğunu.

Ama biliyorum ki

bütün bu sözler

ayırabilecekti beni yalnızlıktan.

Ve durmadım üzerlerinde, geçtim

kızmadan kendime, yasdımadan kendimi,

sanki bunlar yazılan

mektuplarmış gibi başkalarına,

hem bana benzeyen hem de uzak

olanlara benden, evet, yitik mektuplar.

Pablo Neruda

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites
ne kadar güzel şiirler bunlar.. :clover:

Begenmenize sevindim,hayati güzel anlatan sairlerden güzel anlatimlar...

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites

Bir Süre Sonra

Bir süre sonra,

bir eli tutmakla, bir ruhu zincirlemek arasındaki

ince farkı öğrenirsin,

 

Ve aşkın yaşlanmak,

birlikte olmanın da güvende olmak

anlamına gelmediğini öğrenirsin.

 

Ve öpücüklerin sözleşme

ve hediyelerin de vaat olmadığını

öğrenmeye başlarsın.

 

Ve yenilgileri

başın dik ve gözlerin açık karşılamaya başlarsın,

bir çocuğun üzüntüsü ile değil,

bir yetişkinin zarafeti ile...

 

 

 

Ve herşeyi,

bugünü düşünerek yapmayı da öğrenirsin,

çünkü yarın ile ilgili herşey belirsizdir.

 

Bir süre sonra güneş ışığının

yakıcı olduğunu öğrenirsin,

eğer fazla maruz kalırsan.

 

Bu yüzden

başka birisinin sana çiçek getirmesini beklemeden

kendi bahçeni yarat

ve kendi ruhunu kendin süsle.

 

Ve göreceksin ki dayanıklısın

ve kuvvetlisin

ve değerlisin...

 

Veronica A. SHOFFSTALL

Share this post


Link to post
Share on other sites

Neyi yasamak istiyorsan onu yasa

 

Öyle bir hayat yasiyorum ki,

Cenneti de gördüm,cehennemi de

Öyle bir ask yasadim ki,

Tutkuyu da gördüm,pes etmeyi de

Bazilari seyrederken hayati en önden,

Kendime bir sahne buldum oynadim

Öyle bir rol vermisler ki,

Okudum okudum anlamadim

Kendi kendime konustum bazen evimde,

Hem kizdim hem güldüm halime,

Sonra dedimki "söz ver kendine"

Denizleri seviyorsan,dalgalari da seveceksin,

Sevilmek istiyorsan,önce sevmeyi bileceksin

Ucmayi seviyorsan,düsmeyi de bileceksin.

Korkarak yasiyorsan,yalnizca hayati seyredersin.

Öyle bir hayat yasadim ki,son yolculuklari erken tanidim

Öyle cok degerliymis ki zaman,

Hep acele etmem bundan, anladim.

Friedrich Nietzsche

Share this post


Link to post
Share on other sites

ÖLÜM GELECEK VE SENİN GÖZLERİNLE BAKACAK

 

Ölüm gelecek ve senin gözlerinle bakacak -

sabahtan akşama dek, uykusuz,

sağır, eski bir pişmanlık

ya da anlamsız bir ayıp gibi

ardını bırakmayan bu ölüm.

Bir boş söz, bir kesik çığlık,

bir sessizlik olacak gözlerin:

Böyle görünür her sabah

yalnız senin üzerinde

kıvrımlar yansıtırken aynada.

Hangi gün, ey sevgili umut,

bizler de öğreneceğiz senin

yaşam olduğunu, hiçlik olduğunu.

 

Herkese bir bakışı var ölümün.

Ölüm gelecek ve senin gözlerinle bakacak.

Bir ayıba son verir gibi olacak,

belirmesini görür gibi

aynada ölü bir yüzün,

dinler gibi dudakları kapalı bir ağzı.

O derin burgaca ineceğiz sessizce.

Cesare Pavese

Share this post


Link to post
Share on other sites

ACI

Sokaklarda dolaşacağım yorgunluktan tükenene dek

yalnız yaşamayı bileceğim ve geçen her yüzün

gözlerine gözlerimi dikmeyi ve aynı kalmayı

Damarlarımda beni aramaya çıkan bu serinlik

sabahları hiç böylesine gerçek olarak yaşamadığım bir

uyanış. Yalnızca kendimi bedenimden daha güçlü duruyorum

ve sabahıma daha soğuk bir titreme eşlik ediyor

 

Yirmi yaşında olduğum sabahlar uzak

Ve yarın yirmi bir yarın sokaklara çıkacağım

her taşı ve göğün çizgilerini anımsıyorum

Yarından sonra insanlar beni yeniden görmeye başlayacak

ve ayağa dikilmiş olacağım ve durup

vitrinlerde kendime bakabileceğim. Bir zamanların sabahları

gençtim ve bunu bilmiyordum geçenin ben olduğumu

bile bilmiyordum bir kadın kendi kendisinin

efendisi. Bir zamanlar ki zayıf çocuk

yıllar süren bir ağlayıştan uyandı

şimdi sanki o ağlayış hiç olmamış gibi

 

Ve yalnızca renkleri algılıyorum. Renkler ağlamıyor

bir uyanış gibi yarın renkler

dönecek Her kadın sokağa çıkacak

her beden bir renk çocuklar bile

Açık kırmızı giyinmiş bu beden

 

onca solgunluktan sonra kendi hayatına yeniden kavuşacak

Çevremde bakışların kaydığını hissedeceğim

ve kendim olduğumu bileceğim: bir bakış fırlatarak

kendimi insanlar arasında göreceğim. Her yeni günle

yollara çıkacağım renkleri arayarak.

 

Cesare Pavese

Share this post


Link to post
Share on other sites

İŞARET ATEŞİ

 

Burada, adanın denizlerin ortasında çıkıverdiği,

bir kurban taşı gibi birdenbire yükseldiği yerde,

burada, kara göklerin altında tutuşturuyor

Zerdüşt koca ateşini,

yollarını kaybetmiş gemicilere işaret ateşi,

bir cevap verebileceklere soru işareti...

 

Beyaz-gri karınlı bu alev

-arzulaması yalıyor soğuk uzaklıkları,

hep daha arı yüksekliklere uzatıyor boynunu-

sabırsızlıkla dikelmiş bir yılan:

bu işareti takıyorum kendi kendime.

Benim ruhumdur bu alev:

 

Kanmazca susuz hep yeni uzaklıklara,

durgun yalazını fırlatıyor, yukarlara.

Ne demeğe kaçtı Zerdüşt hayvandan da insandan da?

Ne demeğe bıraktı sağlam karaları?

altı yalnızlığı tanımıştı bile

ama yetmedi ona denizin yalnızlığı,

ada bıraktı tırmansın, tepe bıraktı yansın, alev olsun,

bir yedinci yalnızlığı, yukarıya,

attı şimdi oltasını arayışla,

Ey yollarını kaybetmiş denizciler! Ey sönmüş yıldızların artıkları!

Siz ey geleceğin denizcileri! Ey keşfedilmemiş gökler!

 

İşte atıyorum bütün yalnızlara oltamı:

bir cevap verin alevin sabırsızlığına,

yakalayın bana, yüksek dağlarda bekleyen balıkçıya

yedinci, sonuncu yalnızlığımı!

 

 

Friedrich NİETZSCHE

 

 

Alıntıların çok hoş..kolay gele ELİFLE.......

Share this post


Link to post
Share on other sites

İŞARET ATEŞİ

 

Burada, adanın denizlerin ortasında çıkıverdiği,

bir kurban taşı gibi birdenbire yükseldiği yerde,

burada, kara göklerin altında tutuşturuyor

Zerdüşt koca ateşini,

yollarını kaybetmiş gemicilere işaret ateşi,

bir cevap verebileceklere soru işareti...

 

Beyaz-gri karınlı bu alev

-arzulaması yalıyor soğuk uzaklıkları,

hep daha arı yüksekliklere uzatıyor boynunu-

sabırsızlıkla dikelmiş bir yılan:

bu işareti takıyorum kendi kendime.

Benim ruhumdur bu alev:

 

Kanmazca susuz hep yeni uzaklıklara,

durgun yalazını fırlatıyor, yukarlara.

Ne demeğe kaçtı Zerdüşt hayvandan da insandan da?

Ne demeğe bıraktı sağlam karaları?

altı yalnızlığı tanımıştı bile

ama yetmedi ona denizin yalnızlığı,

ada bıraktı tırmansın, tepe bıraktı yansın, alev olsun,

bir yedinci yalnızlığı, yukarıya,

attı şimdi oltasını arayışla,

Ey yollarını kaybetmiş denizciler! Ey sönmüş yıldızların artıkları!

Siz ey geleceğin denizcileri! Ey keşfedilmemiş gökler!

 

İşte atıyorum bütün yalnızlara oltamı:

bir cevap verin alevin sabırsızlığına,

yakalayın bana, yüksek dağlarda bekleyen balıkçıya

yedinci, sonuncu yalnızlığımı!

 

 

Friedrich NİETZSCHE

 

 

Alıntıların çok hoş..kolay gele ELİFLE.......

 

 

Tesekkür ederim sevgili Yayamaz Kayimca...Sizinde paylastiginiz siirler cok güzel ve anlamli,sevgiler...

Share this post


Link to post
Share on other sites

KESKE HIC...!

 

 

Ayazdım, azdım... Azıksızdım

İçimde sırasına koşan şiirler vardı

Zamansız çalmasaydın kapımı

Esmer gülüşünle mıh çakmasaydın günlerime

gelmeseydin

 

Zift ile karıyordu kendini gece

Gitmek uçurum, dönmek aramamanın yalvarısı

Vazgeçmek senden, pişman olmak

Yarını göremeyenlerin kör tanrısıyla zar atmaktı

gelmeseydin

 

Sarışın rüzgârlarda soluk benizli şiir eskizleri

Çorak zamanlarda kendisi için kanayamayan aşklar vardı

Yanılsamaların sonbahar yüzünden geçiyordum

Hilebazdı siyah dokunuşlar, cinayet kokuyordu

gelmeseydin

 

Tenimdeki kilim deseni yaralara

Kıymık gibi saplanan yağmur damlaları

Pembe kokusuna dikenini saplayan gül

Elgin sözcüklerden payıma düşen kül

Bakır şimşekleriyle kahkaha atan

Gökyüzüydü tek paylaştığımız

gelmeseydin

 

Mezatta hırpani bir sözcüktü vefa

Yokluğunun tadı kusursuz ve gölgesiz gri

Unutmak çağımızın en masum duldasıydı

İntiharı ve hiçliği anımsatıyordu unutulmak

gelmeseydin

 

Yine de yeniden gelmeseydin

Hafif tebessüm iç kanamalı yüzümle

Serçeler gibi sabahı bekletmeseydin bana

Ayazdım, azıksızdım... azdım

gelmeseydin

 

Gözlerimdeki forsaya toprak tadında mavi bakmasaydın

 

Keşke hiç!..

C. Hakkı ZARİÇ

Share this post


Link to post
Share on other sites

KARANLIGA....

Karanlığa ve diri serinliğe gömülü alandaki bahçe.

Gecenin karanlığında devliğini yitiriyor

yüzlerinin arasından ışıklar sızan evler.

 

Geçmiş göklerin derinliğinde, yıldızlar arasında

ürkünç çöl. Büyük ve parıltılı ateş sağırlaşıyor

ulaşarak bu karanlığa. Sessizliktir burası,

bir gömütlüğün koca kımıltısızlığı

 

Gürültüler ve ışıklar

ağaçların ötesindeki uzaklığa ulaşıyor.

 

Capcanlı ışıklar fışkırıyor karanlığın içinden,

uluyor kendinden geçmiş sevinçli sesler

o üzünçlü ayrılışta.

 

Boğuk ulaşıyorlar dipsiz karanlıkta ölmeye

yine delicesine yaşama aşkıyla

solgun intiharlar gibi.

 

Dinlemek geçmiş tutkuları,

yürekte ve gecede tırmanışlarını

toprağın ıpıslak kokusu üzerinde.

 

İsteğin tanınmadık bir bitkisi

sessizliğin ve karanlığın göğünde kapalı.

 

Karanlıkta ateşin göverişi

ağaçların arasında kanayan o kızıl ışık gibi

 

Cesare Pavese

Share this post


Link to post
Share on other sites

Karanlığa Gömdüm Bedenimi..

 

 

Geçmişlerden kalma ağıtlar kulaklarımda

ve sırtımda bir buz kütlesi

eridikçe ağırlığını ruhuma bırakan...

Buz gibi bedenim

Kanım soğuk bakışım donuk...

Umutsuz nefes alışlarımın son perdesindeyim...

Sen de aldın ya nefesimi

Hiç bir ayrılık yeni bir hayata sürükleyemeyecek artık..

Ararsan en karanlıklardayım...

Hoscakal.....

 

alıntı

Share this post


Link to post
Share on other sites
Karanlığa Gömdüm Bedenimi..

 

 

Geçmişlerden kalma ağıtlar kulaklarımda

ve sırtımda bir buz kütlesi

eridikçe ağırlığını ruhuma bırakan...

Buz gibi bedenim

Kanım soğuk bakışım donuk...

Umutsuz nefes alışlarımın son perdesindeyim...

Sen de aldın ya nefesimi

Hiç bir ayrılık yeni bir hayata sürükleyemeyecek artık..

Ararsan en karanlıklardayım...

Hoscakal.....

 

alıntı

Sevgili suheda bu güzel paylasim icin tesekkürler,daha nice güzel siirlerin paylasimi dilegiyle,sevgiler..

Share this post


Link to post
Share on other sites

BİZLER SUSUYORDUK

Bilmek acı çekmektir. Ve bildik;

Karanlıktan çıkıp gelen her haber

Gereken acıyı verdi bize:

Gerçeklere dönüştü bu dedikodu,

Karanlık kapıyı tuttu aydınlık,

Değişime uğradı acılar.

Gerçek bu ölümde yaşam oldu.

Ağırdı sessizliğin çuvalı.

PABLO NERUDA

Share this post


Link to post
Share on other sites

YALNIZLIGA DÜSKÜNLÜK....

Akşam yemeği yiyorum biraz, aydınlık pencerede.

Oda kararmış gökyüzü görünüyor. Dışarı çıkınca

geniş kırlığa götürür dingin yollar az sonra.

Göğe bakıyor ve yiyorum -kimbilir şimdi

kaç kadın yemek yiyordur- gövdem dingin;

sersemleştiriyor gövdemi iş ve her kadın.

 

Dışarıda akşam yemeğinden sonra, yıldızlar gelip

geniş ovanın toprağına dokuncaklar. Yıldızlar

canlı, değersiz ama bu bir başına yediğim kirazlar.

Göğü görüyorum. Biliyorum ama paslı çatıların

arasında parıldayan ışıkları ve altında yapılan

gürültüleri. Koca bir yudumla bitkilerin ve ırmakların

tadını alıyor kendini her şeyden ayrı duyan gövdem.

Biraz sessizlik yetiyor, her varlık kendi gerçek

yerinde duruyor, gövdemin duruşu gibi.

 

Sessizliğin uğultusunu dağıtmaksızın benimseyen

duygularımın önünde her varlık yalıtılmış.

Damarlardan geçen kanımı bildiğim gibi

her varlığı karanlıkta bilebilirim.

Tüm varlıkların akşam yemeği, koca bir suyun

otların arasında aktığı yerdir ova.

Kımıltısız yaşıyor her bitki ve her taş.

Bu ova üzerinde yaşayan her varlığın damarlarını,

beni besleyen besinleri dinliyorum.

CESARE PAVESE

Share this post


Link to post
Share on other sites

Bir Süre Sonra,

 

Bir sure sonra,

bir eli tutmakla bir ruhu zincirlemek arasindaki

ince farki ogrenirsin,

Ve askin yaslanmak,

birlikte olmanin da guvende olmak

anlamina gelmedigini ogrenirsin,

Ve opucuklerin sozlesme

ve hediyelerin de vaat olmadigini ogrenmeye

baslarsin,

Ve yenilgileri

basin dik ve gozlerin acik karsilamaya baslarsin,

bir cocugun uzuntusu ile degil, bir yetiskinin

zerafeti ile,

Ve herseyi bugunu dusunerek yapmayi da ogrenirsin

cunku yarin ile ilgili hersey belirsizdir.

Bir sure sonra gunes isiginin yakici oldugunu

ogrenirsin

eger fazla maruz kalirsan

Bu yuzden,

baska birisinin sana cicek getirmesini beklemeden

kendi bahceni yarat

ve kendi ruhunu kendin susle.

Ve goreceksin ki dayaniklisin...

Ve kuvvetlisin,

Ve degerlisin.

 

Veronica A. Shoffstall

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites

Artık kalemimi kırdım gidişinle...

 

Dudaklarımı kanatıp yüreğimin sesini dinliyorum...

Baş ucumda yazdıklarım ve masada demlenmiş yalnızlığım...

 

Kanayan çığlıklarımı yutkunup kırılmış hayallerimi topluyorum kentimin kaldırımlarından...

Üzerimde suskunluğun yeni ütülenmiş elbisesi, yüreğime sunulmuş bir dostun doğum günü hediyesi...

 

Şimdi karanlıklara sarılıp demlenmiş yalnızlığımı yudumluyorum...

 

:clover:

Share this post


Link to post
Share on other sites

Bir Süre Sonra,

 

Bir sure sonra,

bir eli tutmakla bir ruhu zincirlemek arasindaki

ince farki ogrenirsin,

Ve askin yaslanmak,

birlikte olmanin da guvende olmak

anlamina gelmedigini ogrenirsin,

Ve opucuklerin sozlesme

ve hediyelerin de vaat olmadigini ogrenmeye

baslarsin,

Ve yenilgileri

basin dik ve gozlerin acik karsilamaya baslarsin,

bir cocugun uzuntusu ile degil, bir yetiskinin

zerafeti ile,

Ve herseyi bugunu dusunerek yapmayi da ogrenirsin

cunku yarin ile ilgili hersey belirsizdir.

Bir sure sonra gunes isiginin yakici oldugunu

ogrenirsin

eger fazla maruz kalirsan

Bu yuzden,

baska birisinin sana cicek getirmesini beklemeden

kendi bahceni yarat

ve kendi ruhunu kendin susle.

Ve goreceksin ki dayaniklisin...

Ve kuvvetlisin,

Ve degerlisin.

 

Veronica A. Shoffstall

 

Sevgili Yayamaz Kayimca bu siir nedense benim icin cok özeldir.....Ne güzel siz tekrar aktardiniz,cok tesekkürler,sevgiler... :clover: .

Share this post


Link to post
Share on other sites
Artık kalemimi kırdım gidişinle...

 

Dudaklarımı kanatıp yüreğimin sesini dinliyorum...

Baş ucumda yazdıklarım ve masada demlenmiş yalnızlığım...

 

Kanayan çığlıklarımı yutkunup kırılmış hayallerimi topluyorum kentimin kaldırımlarından...

Üzerimde suskunluğun yeni ütülenmiş elbisesi, yüreğime sunulmuş bir dostun doğum günü hediyesi...

 

Şimdi karanlıklara sarılıp demlenmiş yalnızlığımı yudumluyorum...

 

:clover:

 

Sevgili siir sever Erdal Aktas sizi bu sayfada görmek güzel ve yine her zaman ki gibi seckiniz mükemmel,seviler elifce..... :clover:

Share this post


Link to post
Share on other sites

KORKUNÇ KORKULAR YAŞIYORUM

Korkunç korkular yaşıyorum

Yazdığı o üç satır yüzünden

Eldivenleri masanın üzerinde

Bir karakedi yolumdan geçen

 

Kuş, yıldız ya da merdiven

Her şey buz gibi kötü bir işaret bana

İnsana korku veren bir dille

Ondan söz eder bütün bir dünya

 

Cuma’nın bana bıraktığı bu

Cumartesi O’nunla ne yapacak kimbilir

Çekinirim bir sözcük O’nu incitir diye

Söylenen her şey bana korku getirir

 

Hem öyle niçin sessizliğe bürünmek

Yandaki odada durup dururken

Bir sırdır Onun bu suskunluğu

Benim için farkı yok işkenceden

 

Korkunç bir korkuyla çekinirim ben

Var olabilen hemen her şeyden

Yanlış anlaşılabilen bir cümleden

Kaldırım taşlarından kiremitlerden

 

O uyuyor bense ölmüş sanıyorum

İşte bir önseziş daha

Kalbim bir kapı gibi çarpar

 

Louis ARAGON

Share this post


Link to post
Share on other sites

KÖPRÜNÜN ÜSTÜNDE

 

Köprünün üstünde durmuşum geçende,

Karanlık geceye bürünmüşüm.

Bir türkü duyulur uzaklardan,

Altın damlalar yağardı bir de.

 

Ürperen aynasında suyun,

Gondollar, ışıklar, bir de müzik.

Geçmiş kendinden, yüzdüler alaca karanlığa doğru.

Ruhum, şu görünmez parmakların dokunduğu çalgı,

Bir venedik türküsü söyledi gizlice,

Boyam boyam mutluluk içinde ürpererek.

-Bir duyan var mı dersin?

Friedrich Nietzsche

Share this post


Link to post
Share on other sites

Aşk Bir Yenilgidir

 

Aşk bir yenilgidir

Şiir itirafıdır bunun

Zaman zaman uzun

Zaman zaman kısacık

Eldeğmemiş hasretlere arzuyu anlatırken

Açılmış yaraları sarmaktasındır kimse bilmez

Kimse bilmez girilmemiş kalelerde ne canlar bırakılmıştır

Ne heyecanlar

 

Dağılmıştır yüreğinin orduları

Toparlanmakta zorluk çeker nefesler

Teslim olmak zor

Saldırmak mümkünsüz

 

Dudaklar öpülmeden

Saçlar okşanmadan

Ve yataklar bozulmadan kalmıştır

Meydan yerinde

 

Şiirler bir teslim anlaşmasıdır

Aşk bir yenilgi

 

Oğuzkan Bölükbaşı

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You are posting as a guest. If you have an account, sign in now to post with your account.
Note: Your post will require moderator approval before it will be visible.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Sign in to follow this  

×
×
  • Create New...

Important Information

By using this site, you agree to our Terms of Use.