Zıplanacak içerik
  • Üye Ol

AVRUPA PARLEMENTOSU; "EĞİTİMDE DİNSEL DOĞMALAR DEMOKRASİ VE İNSAN HAKLARI İÇİN TEHLİKEDİR" (Dinsel doğmalar; özgür düşünce değil, esir düşünce ister)


DİPNOT
 Paylaş

Önerilen İletiler

Avrupa Parlamentosu:

Köktendinci eğitim rüzgârlarının Avrupa'da da estirilme çabalarına karşı sert bir tavır aldı!

İnançların, bilimin kuyusunu kazma girişimlerini kınadı ve ülkelerden önlem alınmasını istedi!

 

Okullarda "bilimsel bilgi" verilir. Nesnel bilgi, sorgulamaya açıktır ve yeni araştırma ve tartışmaları içinde barındırır. Gelişmenin temeli de budur. Oysa dinsel inançlar, doğmalar eleştirilmez, tartışılmaz... Bunlar "kutsal" kabul edilen nitelikleri nedeniyle de inanç sahibi tarafından sorgulan(a)maz.

Ancak dogmaların "nesnel bilgi" ile eşdeğerde okutulması, uygarlığın canına ot tıkar. Avrupa uygarlığının temelindeki bileşenlerden en önemlisi "bilim, bilgi"dir. Demokrasi, bu bilgi temelinde biçimlenmiş ve içeriği belirlenmiştir.

"Kutsal dogma" ların egemen olduğu toplumlarda demokrasi değil, dogmaların totaliterliği ve yönetimi egemen olur!

İşte demokratik toplumların önündeki en büyük tehlikelerden biri!

Avrupa Parlamentosu'nun, geçmişine sahip çıkarak geleceğini koruma altına alma çabası doğaldır. Avrupa Parlamentosu, yaradılışçılık veya akıllı tasarım gibi inançların, nesnel bilgi toplumunu, demokrasiyi esir alma girişimlerine karşı çıkması çok önemli bir adımdır.

Parlamento, burada, bir başka noktanın altını çiziyor, bu akımların, kendisinin "en önemli yükümlülüklerinden" biri olarak gördüğü "insan haklarına yönelik bir tehdit" niteliğini vurguluyor!

İnsan hakları, demokrasi, bilim, bilimsel bilgi, ve bu temelde gelişen uygarlığın koruması altındadır. Dinsel doğmalar ise, özgür düşüncenin değil, esir düşünce toplumuna istektir ve Parlamento bu akımların eğitime sokulma çabalarına şiddetle karşı çıkılmasını öneriyor.

Ülkemizde de bazı kendini bilmezlerin, "bilim doktoru" unvanı altında, evrim kuramını yaratılışçı doğmalarla eşit görme çabalarını, Parlamento kararlarına ve bilime "Bilim Budalalığı", "Bilim Fanatizmi" olarak saldırmaya kalkışmalarını şiddetle kınamak gerekir.

 

Ülkemizde de AKP'liler ve köktendinciler, eğitim konusunu yerelleştirerek ve "İslami kültürün" yerel baskısını eğitimin içeriğine yansıtmak isteyerek, Amerikan modelini yerleştirme çabası içindedir. Bunu tam gerçekleştirebilmiş değiller, ama Milli Eğitim Bakanının politikası ve örgütlenmeleri ile şimdilik bu açık kapatılmaya çalışılıyor.

Ama nihai hedefleri, eğitimde Amerikancı modeli devreye sokmaktır. Çünkü, Ankara ne de olsa merkezi bir konumdadır ve merkezi politikalarda "başka güçlerin" dengeleyici politikaları söz konusu olabiliyor! Ancak, yeni ortaya attıkları Anayasa karalamasında bu konu, Türkiye eğitim hayatında bir kırılma noktasını oluşturacak niteliktedir. Bu, bir Anayasal durum olarak dayatılırsa, büyük bir tartışmalara yol açacaktır.

 

Üniversiteler ve çağdaş eğitimcilerin hepsi, buna hazırlıklı olsun!...

 

Rapor ve ona bağlı kararda şu noktalara dikkat çekildi:

 

  • 1. Bu raporun amacı, inancı sorgulamak veya inanca karşı gelmek değildir, çünkü inanç özgürlüğü hakkı buna izin vermez. Amacımız, inancı bilim diye "yutturmaya" yönelik bazı eğilimlere karşı kamuoyunu uyarmaktır. İnancı bilimden ayırmak gerekir. Bunu bir husumet olarak değerlendirmemelidir. Bilim ve inanç bir arada varolmayı öğrenmelidir. Bu bilime ve inanca karşı çıkma sorunu değildir; fakat inancın bilime karşı çıkması kesinlikle engellenmelidir.
  • 2. Bazı insanlar için yaradılışçılık, dini bir inanç olarak, yaşama anlam katar. Ne var ki Parlamenterler Meclisi, eğitim sistemimiz içinde yaradılışçı fikirlerin yayılmasının olası zararlı etkilerinden ve demokrasimiz için sonuçlarından kaygı duymaktadır. Eğer dikkatli olmazsak, yaradılışçılık, Avrupa Konseyi'nin en önemli yükümlülüklerinden biri olan insan haklarına yönelik bir tehdit haline gelebilir.
  • 3. Türlerin doğal seçilim yoluyla evrimini reddeden yaradılışçılık, uzun süre bir Amerikan olgusu olarak görülüyordu. Bugün yaradılışçı fikirler Avrupa'ya sızmaya çalışıyor ve bu fikirlerin yayılması Avrupa Birliği'ne üye pek çok ülkeyi ilgilendiriyor.
  • 4. Günümüzün yaradılışçılarının -Hıristiyan veya Müslüman- başlıca hedefi eğitimdir. Yaradılışçılar fikirlerinin okul bilim müfredatına girmesini istiyorlar. Ancak yaradılışçılık bilimsel bir disiplin olma iddiası taşımamaktadır.
  • 5. Yaradılışçılar, bilginin bazı kısımlarının bilimsel niteliğini sorgularlar ve evrimin yalnızca bir açıklama olduğunu ileri sürerler. Bilim adamlarını, evrim kuramını bilimsel olarak doğrulamak için yeterli miktarda kanıt bulmadıkları gerekçesiyle suçlar. Aksine, kendi ifadelerinin bilimsel olduğunu savunurlar. Bu iddiaların hiçbiri nesnel analizlerle desteklenmemiştir.
  • 6. Doğa, evrim, kökenimiz ve evrendeki konumumuz ile ilgili yerleşik bilgi dağarcığımıza meydan okuyan bir düşünce şekli ile karşı karşıyayız.
  • 7. Çocuklarımızın kafasında inançları ve bilimi nereye oturtacakları konusunda ciddi bir karmaşa riski belirmiştir. "Her şey eşittir" tavrı bir hoşgörü belirtisi gibi görünse de, aslında tehlikelidir.
  • 8: Yaradılışçılığın birbiriyle çelişen pek çok yönü vardır. En sonuncusu olan "akıllı tasarım" fikri, yaradılışçılığın daha rafine edilmiş bir şeklidir. Ancak kurnazca devreye sokulan akıllı tasarım, bilimsel bir yaklaşım olarak sunulduğu için daha büyük bir tehlike oluşturur.
  • 9. Meclis sürekli olarak ve inatla bilimin temel alınması gerektiğini vurguluyor. Bilim sayesinde yaşam ve çalışma koşulları büyük ölçüde düzeltilmiş ve gelişmiştir. Ayrıca bilim ekonomik, teknolojik ve sosyal gelişmelerde de çok büyük bir rol oynamıştır. Evrim kuramı gökten inmiş tanrısal bir bildiri (vahiy) değildir; tümüyle gerçeklere dayanır.
  • 10. Yaradılışçılık, bilimsel bir temele oturtulduğunu iddia eder. Aslında yaradılışçılar fikirlerini savunurken üç yöntemden yararlanır.
    ° tümüyle dogmatik iddialar
    ° bilimsel alıntıları çarpıtarak ve genellikle çarpıcı fotoğraflar eşliğinde kullanmak
    ° az tanınmış ve genellikle bu konularda uzman olmayan bilim adamlarının görüşlerine yer vererek destek sağlamak
    ° Yaradılışçılar bu yöntemlerden yararlanarak bu konuda yeterli bilgiye sahip olmayanların beyinlerine kuşku tohumlarını eker.
  • 11. Evrim yalnızca insanların ve toplumların evrimini ilgilendiren bir konu değildir. Bu kuramı reddetmek toplumun gelişmesinde çok ciddi sonuçlar doğurur. Eğer evrim reddedilseydi AIDS gibi enfeksiyon hastalıklarıyla mücadele etmek için yapılan tıbbi araştırmalar mümkün olmazdı. Ayrıca evrim mekanizmaları anlaşılmamış olsaydı, biyo çeşitlilik ve iklim değişikliği ile ilgili risklerin farkına varamazdık.
  • 12. Modern dünyamız çok uzun bir tarihe sahiptir. Bu tarihte bilim ve teknolojinin gelişimi çok önemli bir yer tutar. Ancak bazılarının bilimsel yaklaşımı hâlâ tam olarak anlaşılmamıştır. Bu bilgi eksikliği köktendincilik ve aşırı akımların beslendiği bir kaynak haline gelmiştir. Bilimin tümüyle reddi insan haklarına yöneltilmiş en tehlikeli tehditlerden biridir.
  • 13. Evrime ve evrim savunucularına karşı savaş açanlar çoğunlukla aşırı dincilerdir. Bu kişiler aşırı sağ-kanat siyasi akımlarla işbirliği içindedir. Yaradılışçı akımlar gerçek bir siyasi güce sahiptir. Ayrıca pek çok kereler tanık olunduğu üzere, yaradılışçılığı en şiddetli şekilde savunanlar demokrasiyi teokrasiye dönüştürmeye hazırdır.
  • 14. Tek tanrılı dinlerin önde gelen temsilcileri çok daha ılımlı bir yol izlerler. Örneğin Papa Benedict XVI, insanlığın evriminde bilimin rolünü över ve evrim kuramının "varsayımdan öte" olduğunu kabul eder.
  • 15. Temel bilimsel kuram olarak evrim ile ilgili tüm olguların öğretilmesi, toplumumuzun ve demokrasimizin geleceği için çok kritik bir rol oynar. Bu nedenle, evrim kuramı, bilimsel olarak yanlışlanmadığı sürece, başta bilim derslerinin içeriği olmak üzere müfredatta sağlam bir yer edinmelidir. Evrim her yerde karşımıza çıkar. Örneğin antibiyotikleri gerekli gereksiz kullanmak, dirençli bakterilerin oluşmasına zemin hazırlarken, böcek öldürücü ilaçların gereğinden fazla kullanılması böceklerin mutasyon geçirip ilaçlardan etkilenmemesine yol açar.
  • 16. Avrupa Konseyi kültür ve din ile ilgili derslerin öğretilmesinin öneminin bilincindedir. İfade özgürlüğü ve kişisel inanç adına yaradılışçı fikirler kültürel ve dini eğitime ilave olarak okutulabilir. Ancak bunların bilimsel bir saygınlık talebi olamaz.
  • 17. Bilim, aklı sistematik bir yapıya kavuşması için eğitir. Bilim olguların niçin olduğunu değil, nasıl olduğunu açıklar.
  • 18. Yaradılışçıların giderek artan etkisinin nedenleri araştırıldığında, yaradılışçılık ve evrim arasındaki savunmaların entelektüel tartışmaların ötesine geçtiği görülür. Eğer dikkatli olmazsak Avrupa Konseyi'nin önemle üzerinde durduğu değerler, yaradılışçı köktendincilerin tehdidi altına girer. Dolayısıyla Konsey'in parlamenterleri çok geç olmadan önlem almalıdır.
  • 19. Parlamenterler Meclisi, üye ülkelerin eğitim yetkililerini şu konularda dikkatli olmaya çağırıyor:
    • 19.1. Bilime dayalı bilgiyi savunmak ve teşvik etmek
    • 19.2. Nesnel bilimsel bilginin öğretilmesinin yanı sıra, bilimin temelleri, tarihi, epistemolojisi ve yöntemleri konusundaki eğitimi güçlendirmek
    • 19.3. Bilimi daha anlaşılabilir, daha çekici, çağdaş dünyanın gerçeklerine daha yakın bir hale getirmek
    • 19.4. Yaradılışçılığın, evrim kuramı ile eşit düzeyde, bilimsel bir disiplin olarak okutulmasına kararlı bir şekilde karşı çıkmak ve genel olarak yaradılışçı fikirlerin din dışında herhangi bir disiplin içinde sunulmasına izin vermemek
    • 19.5. Okul müfredatında evrimin temel bilimsel kuram olarak okutulmasını teşvik etme
       

    [*]20. Meclis, Avrupa Konseyi'ne üye 27 ülkenin bilim akademilerinin Haziran 2006 tarihinde evrimin okutulmasına ilişkin deklarasyonu imzalamasını büyük bir memnuniyetle karşılarken, bu deklarasyonu henüz imzalamamış olan bilim akademilerini de imzaya davet ediyor.

     

    DİPNOT / KAYNAK...

     

    6004evrim.jpg

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Bilim, tarih boyunca dincilerin saldırısına uğramıştır.

Dünyanın düz olmadığı, hem güneşin hem kendi etrafında döndüğü savları kilise tarafından şiddetle red edilmişti.

Kilise uzun zaman evrime de çok karşı olduysa da, sonunda papalar evrimi kabul ettiler.

Ama başka kuruluşlar evrime saldırıyı sürdürmekteler.

İşin tuhafı,

İslamın evrimle bir sıkıntısı olmamasına karşın, son yıllarda hıristiyanların evrim karşıtlığı Türkiye'ye ithal edilmiştir.

Örneğin İran İslam Cumhuriyeti politikacıları İslam dininin evrime karşı olmadığını ve ülkelerinde derslerde evrim okutulduğunu açıkça beyan etmektedirler.

Üstelik, bilime saldırı hep sürmektedir.

Bilim karşıtı savların hepsini kitaplara almayı MEB düşünüyor mu? Politikacılar evrimin "sadece bir kuram (teori)" olduğunu ileri sürmekteler.

Kuram, tüm bilimsel süzgeçlerden geçerek doğruluğu kanıtlanmış savlara denir.

Avrupa'da evrime en az inanan ulusun Türkler olmasının nedeni, genel eğitim düzeyinin düşüklüğü kadar, eğitimin bilimsel temellere dayandırılmamasıdır.

Geçen yıl yüzlerce bilim innasımız, öğretim üyesi, imza toplamış ve yaratılış öyküsünün bilimmiş gibi okullarda öğretilmesinin yanlış olduğunu duyurmuş ancak MEB bunu dikkate almamıştı.

Umarız Avrupa Konseyininkini alır.

Ama insan düşünüyor da, hataların düzeltilmesi sadece Avrupa'nın kafamıza vurmasıyla mı olacak?

Ne kadar üzücü...

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Eğer teorim doğruysa, türleri birbirine bağlayan sayısız ara-geçiş çeşitleri mutlaka yaşamış olmalıdır... Bunların yaşamış olduklarının kanıtları da sadece fosil kalıntıları arasında bulunabilir."

 

Ancak bu satırları yazan Darwin, bu ara formların fosillerinin bir türlü bulunamadığının farkındaydı. Bunun teorisi için büyük bir açmaz oluşturduğunu da görüyordu. Bu yüzden, Türlerin Kökeni kitabının "Teorinin Sorunları" adlı bölümünde şöyle yazmıştı:

 

Eğer gerçekten türler öbür türlerden yavaş gelişmelerle türemişse, neden sayısız ara geçiş formuna rastlamıyoruz? Neden bütün doğa bir karmaşa halinde değil de, tam olarak tanımlanmış ve yerli yerinde? (Charles Darwin, The Origin of Species, s. 172, 280.)

Darwin'in bu sorunları belirtmesinin üstünden 100 yılı aşkın bir süre geçmesine rağmen var olduğu iddia edilen arageçiş formlarından eser yoktur. Tek bir tane bile arageçiş formunun olmaması, evrim teorisinin geçersizliğini tek başına kanıtlamaya yeterlidir.

Şimdi anlamak istediğim şu neden "DİN'E" inanarak bilim yapılmasın.

Darvinizmin ve evrim "TEORİSİNİN" kesin bir "DELİLİ" varmı kendilerinin ileri sürdükleri bütün iddiaları hakkında.

Eğer kanıtları yoksa'ki (kesin delil) yok acaba darvinizm ve evrim teorisi bir masal ve dayatmamı (dogma). :)

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Ara geçiş formlarını bugün bile izleyebilirsiniz biraz doğa belgesellerine bakarsanız eğer. Örneğin sudan karaya geçişin ara formları.

Biraz da paleontoloji okursanız, Harun amcanızın yazdıkları dışında, aslında bir çok geçişin fosillerle kanıtlandığını da görürsünüz.

 

Benim anlamadığım dava, ülkemiz insanı neden bilime (örneğin evrim teorisine) bu kadar önyargılı davranıyor ve inançları doğrultusunda hemen her şeyi silebiliyor? Bu acaba Osmanlıdan genlerimize aktarılan bir huymu? Bilim düşmanlığı?

Sadece evrşm konusunda değil bir çok dalda, teorilerin söylediği şeyleri bilimsel yoldan araştırmak/kanıtlamak/çürütmek yerine hemen dini kullanıp kısa yoldan çürüttüğümüzü sanıyoruz? Osmanlı'dan genlerimize aktarılan diğer bir huy da acaba birilerinin uşaklığını yapma alışkanlığımı?

 

Neden kendimiz enstitüler kurmuyoır araştırmalar yapmıyor makaleler okumuyor ve yazmak için çabalamıyoruz da kendi aramızda kendi inancımızla eleştiriyoruz her şeyi?

Tarih tekerrürden ibaret olsun diyemi? Osmanlı takip edemedi geri kaldı. Kimin işine yaradı? Batının. Bugün takip ediyormuyz? Hayır aynı önyargılarla mümkün olduğunca uzak duruyoruz bu cısss konulardan. Farkında olmadan yine batıyamı hizmet ediyoruz geri kalıp? Peki amcalarımız da bunumu istiyor da trilyonlarca lirayı bilim yapmak adına değilde, bilimsell gerçekleri sadece ve sadece dini temellerle çürütmeye çalışıyor? Yazık değilmi harcanan o paralara? Birinci hamur basılan kiyaplara, emeğe? Amaç ne diye hiç düşünüyormusunuz??

 

Aaahhh ahh

 

Sevgiler, Saygılar değerli toplumum, düşünen sorgulayan önyargısız toplumum...

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Arkadaşlar ortaçağ daki skolastik düşünceyi islama dayandırarak dinlerin bilim karşısında büyük engel olduğunu söylüyorsunuz. ve darvinist düşüncenin tartışılmadığını ve bir kenara atılarak bilimden uzaklaşıldığı belirtmiş bugün evrim teorisi geçerliliğni yitirmiş büyük bir sahtekarlıktan başka bişey değildir. İslam dini kuranda emrettiği üzere bilme ışık tutmuş ve bilmin gelişmesine büyük bir katkıda bulunulmuştur. Avrupada skolastik düşünce varken islam düşünürleri ve bilim adamları bir çok konuyu açıklamışlardır. dünya ile ayın arasındaki zaman farkı cebir matematik özellikle tıp konusunda avrupada bilimadamları hastalan kişinin hastalığının nedenini içindeki kötüruha bağalnarken islam düşünürleri bunun sebebinin gözle görülmeyen mikroskobik canlılar olduğunu ortaya çıkarmıştır. akıl hastaalrı için terapi ve müzik yoluyla iyileştirme metodu geliştirilmiştir. Böyle bir inancın bilmin karşısında engel olduğunu düşünelemez siz ortaçağ avrupasına bakarak bakın orda din bilmi düşünmeyi yasakalmış demekki din, bilme engeldir demek büyük bir yanlışın başlangıcıdır. Biraz isalm tarihini incelersek bilme ne kadar katkıda bulunulduğu gereçktir.

Evirim teorisi konusunu bu eski sümerlere kadar dayanıyor incelediğime göre 19 yy kadar hiçbir destek bulamamış 19yy dan sonra siyasi çıkar peşinde koşanların dayanak noktası olmuştur. Avrupa sanayi devrimiyle birlikte hammedde ihtiyacı ortaya çıkmış bunu gerçekleştirmek içinde zayıf ülkeleri işgala başlamıştır mesala cezayirde fransanın avrupa devletlerinin bir çoğu işgal ettikleri yerlerde çok büyük bir soykırım yaparak milyonlarca insanın ölmesine sebeb olmuşlardır. buna bir kılıf bulmak içinde evrim teorsini göstermişlerdir. Avrupa insanı gelişimini tamamlaması ve diğer gelişimini tamamlamış insani özelliklere kavuşmamış diye nitelendirdiği milletleri yok etmeye ve onları emrrinde çalşıtırması gerekmektedir fikrini ortaya çıkarmıştır yani evrime göre doğal seleksiyon büyük balık küçük balığı herzaman yer gelişimi tamamlamk için büyük bir çatışma ortamı yaratılmalıdır. 20 yy gelindiğinde ortaya çıkan ırkçı siyasi fikirlere dayanak olmuştur.. özellikle hitler çok fazla etkilenmiş ve alman ırkının gelişimini tamamlaması için öjeni kavramını ortaya atmıştır öjenide ise toplum içindeki kalıtsal hastalıkları olan(doğuştan kör,yüreme engeli vb) bireyler temizlenmeli yok edilmelidir bunlar evrim için büyük bir engeldir. diyerek büyük katliamları gerçekleştirmişlerdir hitlerin söylediğine göre Avrupa insanını yeryüzünden çıkardığımızda geriye maymun dansında başka bişey kalmaz sözü zaten herşeyi açıklıyor.. Musolinin faşist italyasıda ayn düşünceyi benimseyerek soykırımlara devam etmişleridir

ara geçiş formlarından bahsdiyorsunuz bunu ben söylemiyorum bunu biologlar ve fosil araştırmacıları söylüyor geçmişten günümüze gelen fosil kalıntılarına bakıldığında hiçbir değişimin olmadıığnı günümüze kadar aynen geldiğini söylemektedirler ve araştırmalrda bu sonucu vermektedir hücre ve bulunan fosiller üzerinde oynama yaparak gerçeği çarpıtırark insanlara yutturulmaya çalışlmıştır pitdawn adamı skandalını biliyorsunuzdur herhalde..

 

arkadaşlar, Evrim boşbir savsatadan başka bişey değildir sadece avrupa devletlerinin geçmişte yaptıkları soykırım ve vahşeti haklı çıkarmak için kullandıkları bir kılıftır evrimin altında yatan neden dine ve onun öğretilerine karşı çıkmak için ortaya atılan bir fikirdir. ortaçağ avrupasını kastedmiyorum özellikle islam inancının bilmin önünde engel olduğunu söylemek yanlış olur arkadaşlar eğer böyle bir düşüncenizz varise evrimin yanında islamın bilme katkılarını da araştıralım osmanlının çöküşünde ve gerilemisinde nedenlerden biride tabiki bilmi desteklememektir avrupa gelişirken takip edilmemesidir. biz yükselme dönemindeyken istanbul ve bağdat dünüyanın bilim eviydi avrupalılar bizden bakarak gelişirken biz onların durumuna düştüğümüzde aynı takibi yapmadık ve geri kalma sebeblermizden biriydi ama şu bi gerçek islam dini bilmin önünde engel ve karşıt değildir

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Arkadaşlar ortaçağ daki skolastik düşünceyi islama dayandırarak dinlerin bilim karşısında büyük engel olduğunu söylüyorsunuz. ve darvinist düşüncenin tartışılmadığını ve bir kenara atılarak bilimden uzaklaşıldığı belirtmiş bugün evrim teorisi geçerliliğni yitirmiş büyük bir sahtekarlıktan başka bişey değildir. İslam dini kuranda emrettiği üzere bilme ışık tutmuş ve bilmin gelişmesine büyük bir katkıda bulunulmuştur.

 

Arkadaşlar, şunu da düşünelim?

Bilim adamlarının bir kısmı evrim teorisinin safsata olduğunu söylüyorsa, bu onların bir şeylere alet olmuş olabileceğinin göstergesidir: Dünya üzerinde din elden gidiyor, din elden giderse ekonomik düzenimiz çöker vb. vb. ...

Koyunların kopyalanmasına neden ilk karşı çıkan Vatikan oldu??

Bu konudaki araştırmalara Amerika ve avrupa ülkeleri neden proje desteklerini kestiler?

İnsan kopyalamanın neden önüne geçildi?

Ben İslam yada Hıristiyan diye ayırmıyorum. Ama bir gerçeklik varsa o da evrim teorisi gibi, insanın kopyalanması gibi, laboratuvarda canlı hücre elde edilmesi gibi konulara dini otoritelerin izin vermeyeceğidir. Bunlara İslam nasıl bakıyor peki sizce? Destekliyormu? Hayır baştan bir kere kaybediyor bilim.

 

Sadece objektif olalım. Evrim teorisinin çöküşü safsatalarını amcaların yazdıklarıyla, ya da satılmış bilim adamlarıının dedikleriyle taşımayalım buraya...

 

Evrim teorisnin doğru çıkması durumunda kaybeden kim olacaktır? Dİni otorite ve buna bağlı olarak geçimini sağlayan düzen. İnsanlık ne kaybedecektir? Hİç bir şey. Peki yanlış çıkması durumunda? Dini otorite kazanacaktır, ancak insanlık yine bir şey kaybetmeyecektir. İnsanlık olarak bizi bağlayan bir konu değil, daha çok kurulu düzeni ilgilendiren bir konu. Bizim yapmamız gereken işte bu yüzden objektif değerlendirmektir.

 

Cumhuriyet Bayramınızı Kutlarım

Saygılarımla...

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Bir arkadaşımız yukarıda bahsetmiş...

Çıkış noktası din...

Olabilirmi böyle birşey...

Din bir inanç biçimidir ve asla bilimsel bir olgu değildir...

Asla da dini doğmatik bir bilim, yönetim biçimi vb. yöntemler bir ülkeyi ihya etmez, ayağa kaldırmaz, ilerletemez, geliştiremez...

 

Konu başlığında bahsedildiği gibi; DİNSEL DOĞMALAR, ÖZGÜR DÜŞÜNCE VE BİLİM DEĞİL, ESİR DÜŞÜNCE VE BİLİM ÜRETİR...

 

Hayrıca; Evrim'i, bir çok temel bilimcinin kabul ettiği gibi, kuram olmaktan çıkarmış ve bir olgu konumuna getirmiştir. Evrim'in yalanlanacak veya yanlışlanacak bir yanının bulunması, öyle görünüyor ki, artık söz konusu bile değildir..

 

Bilgisizlikle ve inançlarla bilimin bir ilgisi hiç olmadı. Tam tersine bilim, cehaletin karanlığını aydınlatmanın ve inançlarla nesnel dünyanın algılanamayacağını, öğrenilemeyeceğinin adıdır! Bizim gibi inançlara bağlı toplumlar / bilimden nasibini almamış toplumlara özgü düşünce biçimleri ve buna hiçte yabancı değiliz...

Diğer taraftan; Bilimin bu inançlarda olduğu gibi "oy sandığı", "demokratik parmak hesabı" vb ile de bir ilgisi yoktur.

Olayların doğruluğu veya yanlışlığı, bilimin kendi doğası içinde kabul ettiği, uyguladığı yöntemlere göre kabul edilir.

 

Saygılar...

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Arkadaşlar, şunu da düşünelim?

Bilim adamlarının bir kısmı evrim teorisinin safsata olduğunu söylüyorsa, bu onların bir şeylere alet olmuş olabileceğinin göstergesidir: Dünya üzerinde din elden gidiyor, din elden giderse ekonomik düzenimiz çöker vb. vb. ...

Koyunların kopyalanmasına neden ilk karşı çıkan Vatikan oldu??

Bu konudaki araştırmalara Amerika ve avrupa ülkeleri neden proje desteklerini kestiler?

İnsan kopyalamanın neden önüne geçildi?

Ben İslam yada Hıristiyan diye ayırmıyorum. Ama bir gerçeklik varsa o da evrim teorisi gibi, insanın kopyalanması gibi, laboratuvarda canlı hücre elde edilmesi gibi konulara dini otoritelerin izin vermeyeceğidir. Bunlara İslam nasıl bakıyor peki sizce? Destekliyormu? Hayır baştan bir kere kaybediyor bilim.

 

Sadece objektif olalım. Evrim teorisinin çöküşü safsatalarını amcaların yazdıklarıyla, ya da satılmış bilim adamlarıının dedikleriyle taşımayalım buraya...

 

Evrim teorisnin doğru çıkması durumunda kaybeden kim olacaktır? Dİni otorite ve buna bağlı olarak geçimini sağlayan düzen. İnsanlık ne kaybedecektir? Hİç bir şey. Peki yanlış çıkması durumunda? Dini otorite kazanacaktır, ancak insanlık yine bir şey kaybetmeyecektir. İnsanlık olarak bizi bağlayan bir konu değil, daha çok kurulu düzeni ilgilendiren bir konu. Bizim yapmamız gereken işte bu yüzden objektif değerlendirmektir.

 

Cumhuriyet Bayramınızı Kutlarım

Saygılarımla...

 

 

 

Şuan islam dünyasında hangi düzen varr.. evrim konusuyla koyunun kopyalanması farklı iki örnek evrim teorsi şuan çökmüştür ama koyun kopyalanmış ve gereçkleşmiştir vatikan buna karşı çıkabilir böyle bir tepki gelmedi islam aleminden koyun ve insanın kopyalanmasından dolayı

kuran eşittir bilim diyorum ben

sizden ricam biraz islamı araştıralım bilim konusunda ne diyor kuranı kerim araştıralım lütfen

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Şuan islam dünyasında hangi düzen varr.. evrim konusuyla koyunun kopyalanması farklı iki örnek evrim teorsi şuan çökmüştür ama koyun kopyalanmış ve gereçkleşmiştir vatikan buna karşı çıkabilir böyle bir tepki gelmedi islam aleminden koyun ve insanın kopyalanmasından dolayı

kuran eşittir bilim diyorum ben

sizden ricam biraz islamı araştıralım bilim konusunda ne diyor kuranı kerim araştıralım lütfen

 

İnsan kopyalandığında ne olacak peki?

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Şuan islam dünyasında hangi düzen varr.. evrim konusuyla koyunun kopyalanması farklı iki örnek evrim teorsi şuan çökmüştür ama koyun kopyalanmış ve gereçkleşmiştir vatikan buna karşı çıkabilir böyle bir tepki gelmedi islam aleminden koyun ve insanın kopyalanmasından dolayı

kuran eşittir bilim diyorum ben

sizden ricam biraz islamı araştıralım bilim konusunda ne diyor kuranı kerim araştıralım lütfen

 

Ayrıca evrim teorisinin de çöktüğünü bana birinci el bilimsel verilerle ispatlarmısınız?

Ama şunu yapmayın lütfen, trilyonlarca liranın çöpe atılırcasına dağıtılan evrim aldatmacası kitabından ya da benzeri sitelerden alınmış alıntılarla değil...

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

kuran bir bilim kitabı değildir...bilime ışık tutan ayetler olabilir ya da bilimin verileriyle daha anlaşılır tefsir edebileceğimiz ayetler vardır...

ancak nihai noktada bilmemiz gereken ayetlerin etrafımızda gördüğümüz şeylere imani açıdan bakmamızı istemesidir...allah güneşe bakmamızı söyler...yoksa onun hangi materyallerden oluştuğu kaçbin yıl yaşında olduğu hangi mesafede bulunduğu gibi bilgiler sunmaz...onu bizim aklımıza havale eder...allahın istediği ona imani açıdan bakmaktır...din maddenin nasıllığıyla değil niçinliği ile ilgilenir...niçin vardır insan niçin vardır dünya...hayatın anlamını arayış çabasına din ve felsefeler cevap verir...bilim ise nasıl oldu...nasıl gelişti bunları arar...

 

Eger kur'an'a inanıyorsanız ve sizde bilimsellik kılıfı uydurmaya calısıyorsanız emin olun kur'ana en büyük kötülügü yaparsınız. Bu gün icin delil olarak sunulabilecek bir ayeti bilimsel verinin kur'andaki kanıtı olarak görürseniz, o bilimsel veri gecerliligini yitirirse ne diyeceksiniz? Cünkü bilim sürekli bir acılımdır, bugün bilinenler yarın gecerliginini yitirebilir. O zaman söyledikleriniz yada söylenenler ortada kalır.

selamlar...

__________________

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Şuan islam dünyasında hangi düzen varr.. evrim konusuyla koyunun kopyalanması farklı iki örnek evrim teorsi şuan çökmüştür ama koyun kopyalanmış ve gereçkleşmiştir vatikan buna karşı çıkabilir böyle bir tepki gelmedi islam aleminden koyun ve insanın kopyalanmasından dolayı

kuran eşittir bilim diyorum ben

sizden ricam biraz islamı araştıralım bilim konusunda ne diyor kuranı kerim araştıralım lütfen

 

Evrim teorisinin çküşünün bilimlel verilerini hala bekliyorum (Harn amcanın safsataları dışındaki gerçek bilimsel verileri)

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

  • 1 ay sonra...

Düşünce özgürlüğüne ve kanaati yayma hürriyetine getirilen kısıtlamalara şiddetle karşı olduğunu ileri süren Avrupa Konseyi, konu Yaratılış olunca tam aksi bir tavır içine girmiştir. Avrupa’da kimi materyalist çevreler, yasaklarla hakikatleri gizleyebileceklerini sanmaktadırlar. Fakat Yaratılış Gerçeğinin yayılmasını önlemek amacıyla alınan bu karar, Evrim Teorisi hakkındaki tartışmaları daha da artıracak, sonuçta Avrupa kamuoyu yıllar boyu kandırılmış olduğunu fark edecektir.

 

 

Avrupa okullarında Yaratılış Gerçeğinin okutulmasının muhakkak suretle önlenmesini öngören kararın bütünüyle materyalist önyargılarla şekillenmiş olduğu daha ilk paragraflardan hemen anlaşılmaktadır. Raporun giriş paragrafında evrim teorisinin, bilimin sözde merkezinde yer alan çok önemli bir yapıtaşı olduğu iddia edilmekte ve evrim teorisinden kanıtlanmış bilimsel bir gerçekmiş gibi bahsedilmektedir. Evrim teorisini mutlak gerçek olarak sunan bu rapor, Yaratılış'ı ise tamamen bilim dışı olarak tanımlamaktadır.

 

Dahası, raporda hayret verici bir üslup kullanılarak Yaratılış'ın okutulmasının insan haklarına aykırı olduğu gibi mantıksız bir iddiaya yer verilmektedir. Baştan aşağı tutarsızlıklar ve önyargılı yaklaşımlarla dolu olan böyle bir raporun onanması Avrupa’nın gerçek kimliğini ortaya koymaktadır.

 

Rapor, materyalist kültürün Yaratılış Gerçeği karşısında son nefesini vermek üzere olduğunun tarihi bir belgesi hükmündedir. Raporda yer alan aşağıdaki gibi bazı ifadeler de bu tespitin haklılığını ortaya koymaktadır:

 

…Yaratılışçı fikirler Avrupa’ya sızmaya başladı ve yayılışları Avrupa Konseyi üyesi birçok ülkeyi etkiler hale geldi. (madde 3)

 

Öncelikle belirtmek gerekir ki bu gibi ifadeler tüm inananlar için gü zel bir müjde niteliği taşımaktadır. Çünkü Allah bir ayette iman edenlere şöyle bildirmektedir:

 

“… Allah, batılı yok edip-ortadan kaldırır ve Kendi kelimeleriyle hakkı hak olarak pekiştirir (gerçekleştirir). Çünkü O, sinelerin özünde olanı bilendir.” (Şura Suresi, 24)

 

 

Avrupa Birliği (AB)’nin Ortak Paydası: Diyalektik Materyalizm ve Darwinizm

 

Bugün Avrupa’daki tüm partiler; Komünistler, Sosyalistler, Hıristiyan Demokratlar, Yeşiller ve diğerleri Darwinizm’in öngördüğü dünya ve hayat görüşünde birleşmektedirler. İktidarları elinde tutan veya iktidar ortağı olmaya soyunan pek çok parti Darwinizm kaynaklı olan ateizmi benimsediklerini ilan etmiş durumdadır. Avrupa bu görüşün etkisi altındadır.

 

Avrupa’da rahiplerin bile büyük çoğunluğu Darwinist eğitimden geçmiş ve pasifize edilmiştir. Kamuoyu araştırmalarına göre Avrupa, % 75-80’lere varan bir oranda Allah inancını reddetmekte (Allah’ı tenzih ederiz.) ve Darwinizm’i desteklemektedir.

 

Tüm bu gerçekler göstermektedir ki “Avrupa Birliği Hıristiyan bir birlik değil, Allah inancını ve mukaddesatı reddeden Darwinist bir birliktir.”

 

Raporun Bilimsellikten Uzak Olduğuna Çarpıcı Bir Örnek:

 

“Tıbbi araştırmalarda AIDS gibi hastalıklarla etkin şekilde mücadele etmek amacıyla sağlanan ilerlemeler, evrimin her ilkesi reddedildiği takdirde, imkansız olacaktır. (madde 11)”

 

Avrupa Konseyi tarafından raporda yayınlanan bu cümle, konseyin evrim teorisinin gerekliliğini ve doğruluğunu kabul ettirmek amacıyla her türlü yola başvurulduğunun açık bir delilidir. Öncelikle belirtilmelidir ki AIDS gibi ölümcül hastalıklar için tedavi yöntemleri geliştirilmesinde evrim teorisinin en ufak bir rolü ya da katkısı olmamıştır ve gelecekte de olamaz. Aksine evrim teorisine dogmatik olarak bağlanmış olan bilim dünyasının üyeleri, bu bilimsel yalana saplandıkları için kendilerini geliştiremezler. Fakat bu gerçeği ısrarla göz ardı eden materyalist çevreler, bu gibi gülünç yöntem ve iddialarla –örneğin hiçbir ilgisi olmadığı halde sanki evrimi hastalıkların tedavisinde bir etkenmiş gibi göstererek- kamuoyunu aldatmaya devam etmektedirler. Avrupa Konseyinin panik içinde hazırladığı raporun yalnızca bu maddesi dahi, bu raporun tamamen objektiflikten ve bilimsel gerçeklerden uzak olarak hazırlandığını ortaya koymak için yeterlidir.

 

Rapor Türkiye’den Yayılan Yaratılışçılık İnancını Hedef Alıyor

 

Konsey, Yaratılışçılığın Avrupa’ya esas olarak Adnan Oktar’ın Yaratılış Atlası isimli kitabı yoluyla yayıldığını belirterek, Avrupa ülkelerinden söz konusu eserin yayılmasının önüne geçilmesini istemiştir. Söz konusu raporda okul müfredatlarında sadece evrim teorisinin yer alması gerektiğinin savunuluyor olması, Yaratılış Gerçeğini öğrenen çocukların materyalist birer birey haline gelmeyeceğinden ötürü duyulan korkuyu açıkça ortaya koymaktadır.

 

İslami Yaratılışçılığın Avrupa için sözde bir tehlike olduğunun ileri sürüldüğü raporda, Adnan Oktar’ın Yaratılış Atlası adlı eserine birçok paragrafta atıfta bulunulmaktadır. Günümüzde yaşayan canlıların geçmişte yaşamış atalarıyla tamamen aynı yapıda olduğunu gözler önüne sererek evrimi yıkan bu eserden, evrimcilerin oldukça çekindiği hemen anlaşılmaktadır. Raporu ha zırlayan Lüksemburglu Parlamenter Anne Brasseur, oylama sonrası gerçekleştirdiği basın toplantısında Yaratılış Atlası’nın Avrupa’da yayılmasının önüne geçilmesinin şart olduğunu dile getirerek eserden "korktuklarını" açıkça ifade etmiştir.

 

Dinsizliği telkin eden materyalist felsefe artık son çırpınışlarını sergilemektedir ve insanlık 21. yüzyılda bu gibi aldatmacalardan kurtularak -Allah’ın izni ile- gerçek yaratılış amacına dönmektedir.

 

İslam dünyasını çok önemli ve büyük gelişmeler beklemektedir. Allah, herşey için olduğu gibi İslam toplumları için de bir kader çizmiştir. "Allah, nurunu tamamlamayı dilemektedir." (Tevbe Suresi 32) ayetiyle bildirildiği gibi, Kuran ahlakının tüm dünyaya yayılarak, din-dışı felsefelerin fikren yıkılacağı, yeryüzünden fitnenin kaldırılmasıyla tüm insanlığa barış ve kurtuluş geleceği Rabbimiz'in bize bir müjdesidir.

 

İslam dünyasının aydınlık geleceğini bize müjdeleyen en önemli kaynakların başında Peygamber Efendimizin hadisleri yer almaktadır. Hadislerde ahir zamanın (kıyametten önceki son dönemin) özellikleri detaylı olarak tarif edilmiştir. Bu bilgiler incelendiğinde, ahir zaman alametlerinin günümüzde yaşanan bazı olaylarla çok büyük benzerliklere sahip olduğu görülmektedir.

 

İnsanların yaratılış amaçlarından uzaklaşıp toplumlarda büyük bir manevi çöküşün yaşanması da bu alametlerdendir. Ancak materyalistler ve ateistler, ne kadar din ahlakının yayılmaması için gayret etseler de dünya görüşlerinin temeli olan Darwinizm artık çökmüştür. Din ahlakının yayılmaması için gösterdikleri uğraşının hiçbir dayanağı kalmamıştır. Bu gerçek, gün geçtikçe daha çok insan tarafından görülmekte ve dünyanın dört bir yanında insanlar imana ve din ahlakına yönelmektedirler.

 

Evrim teorisinin bilimsel olarak çöktüğünü, Darwinist propagandanın içi boş telkinlerden ibaret olduğunu görenlerin sayısı arttıkça, Darwinizm belası Allah’ın izniyle tamamen ortadan kalkacaktır. İman edenlerin, Allah rızası için Darwinizm'e ve dinsizliğe karşı yapacakları fikri mücadele, tüm insanlık için en güzel şekilde sonuçlanacaktır. Birlik ve beraberlik içinde, samimiyetle yürütülecek çalışmalar, Rabbimiz'in Kuran-ı Kerim'de vaat ettiği gibi "Hakkın üstün gelip, batılın yok olmasına" vesile olacaktır. Yüce Allah'ın bu vaadi tüm iman edenler için büyük bir şevk ve heyecan kaynağıdır:

 

“Hayır, Biz hakkı batılın üstüne fırlatırız, o da onun beynini darmadağın eder. Bir de bakarsın ki, o, yok olup gitmiştir. (Allah'a karşı) Nitelendiregeldiklerinizden dolayı eyvahlar size.” (Enbiya Suresi, 18)

 

Avrupa Birliği Yaratılış Gerçeğine Gözlerini Kapadığı Sürece Toplumsal Dejenerasyona Mahkumdur

 

 

Avrupa düşüncesinin temeline yerleşmiş olan diyalektik materyalist ve Darwinist ilkeler, sadece Avrupa insanına değil, bugüne kadar bütün insanlığa zarar vermiş ve halen vermektedir. Dünya çapında büyük yıkımlara sebep olan faşizm, komünizm gibi ideolojilerin, emperyalist uygulamaların ve sapkın felsefi akımların kaynağı Avrupa’dır. Her iki dünya savaşı yine buradan çıkmış, dahası dünyanın dört bir yanını yıllarca kasıp kavuran iç savaşlar, kanlı devrimler, ayaklanmalar -bir iki istisna dışında- fikri temellerini, maddi ve siyasi desteği hep Avrupa’dan bulmuştur. Bu nedenle tüm dünya Yaratılış Gerçeğine yönelirken Avrupa Konseyi’nden bu yönde bir karar çıkması manidardır. Oysa yapılması gereken geçmişte birçok acıya zemin hazırlamış olan Darwinist Avrupa düşüncesini kökünden terk etmek ve din ahlakının temeli olan Yaratılış Gerçeğini benimsemektir. Çünkü yapılan son araştırmalar göstermektedir ki; Avrupa gençleri küçük yaşlardan itibaren aldıkları Darwinist eğitimin ve uzun yıllardır sürdürülen materyalist propagandaların bir sonucu olarak yaşadıkları şiddetli ahlaki dejenerasyon nedeniyle büyük bir çöküntü yaşamaktadır. Örneğin:

 

* Avrupa uyuşturucu ticaretinin, dağıtımının ve tüketiminin merkezi haline gelmiştir. Günde 3 milyon kişinin uyuşturucu kullandığı ve en az 70 milyon kişinin de uyuşturucu deneyimi olduğu belirlenmiştir.

 

* Yüzde 44 oranıyla dünyanın en büyük uyuşturucu alıcısı konumunda olan Kuzey Amerika’nın ardından, Avrupa yüzde 33 ile uyuşturucu kullanımında ikinci sıradadır.1 Darwinizm’in karanlık etkisinden kurtulmuş olan Türkiye’nin ise Avrupa’nın en düşük miktarda uyuşturucu kullanılan ülkesi olması memnuniyet verici bir durum ve Darwinizm’in Avrupa üzerindeki olumsuz etkisinin görülmesi açısından önemli bir işarettir.

 

* Avrupa Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığını İzleme Merkezi’nin yayınladığı raporda, 530 bin Avrupalı’nın uyuşturucu tedavisi gördüğüne ve bu kişilerin sayısının ise son 10 yılda 7 kat arttığına dikkat çekildi.2

 

* Raporda, Avrupa’da uyuşturucu kullanımının özellikle gençleri etkilemeye devam ettiği, genç ölümlerinin başlıca nedenlerinden birinin uyuşturucu olduğu kaydedildi.

 

* Fransa’da her 10 kişiden 1’inin alkol bağımlısı olduğu ve her gün 5 kişinin alkol bağımlılığının neden olduğu kazalarda hayatını kaybettiği saptanmıştır.

 

* Fransa Sağlık Bakanlığı’nın yayımladığı raporda, “5 milyon kişinin (2007 Ocak ayı itibarı ile 61.538.322 olan toplam Fransa nüfusunun yaklaşık olarak %8,5’u) aşırı derecede alkol tükettiği, bunlardan 2 milyonunun alkole tamamen bağımlı olduğu” belirtildi. Alkolün, “gençlerin başlıca ölüm nedeni” olduğunun ifade edildiği raporda, anne adaylarının hamilelikte alkol kullanmasının her yıl 750 bin çocuktan 700 ila 3 bininin fetüs alkol sendromuna (FAS) yakalanmasına ve engelli doğmasına neden olduğu kayde dildi.

 

*Almanya'da 2007 yılı içinde yayınlanan uyuşturucu ve alkol raporunda, ülkede 1,6 milyon kişinin alkol bağımlısı olduğu, özellikle 12-25 yaş arası gençlerin alkolü uyuşturucuyla birlikte kullandıkları belirtildi.3

 

Yaşlanmış, heyecanını kaybetmiş materyalistlerin peşinden giden Avrupa ölüme sürüklenmektedir. Avrupa, materyalizm batağına düşmüştür, onu bu bataktan kurtaracak yegane güç ise Türk Milleti’nde bulunmaktadır. Türk Milleti -Allah’ın izniyle- Avrupa’ya, insani duyguları, sevgiyi, merhameti, vefayı, sadakati, yardımseverliği öğretecek, dünyanın yepyeni bir çağa girmesine vesile olacaktır.

 

Tüm bu ibret verici örnekler göstermektedir ki; Avrupa Konseyi evrim teorisinin geçersizliğini ve materyalist eğitim sisteminin zararlarını görmezden gelerek kendi toplumlarını içten yaralamaktadır. Bu tavırlarında ısrarcı oldukları sürece başta kendi gençleri olmak üzere toplumun tüm bireylerini materyalizm batağına sürüklemeye devam edeceklerdir. Açıktır ki Avrupa Konseyi Yaratılış Gerçeğine gözlerini kapayarak Avrupa ülkelerinde yaşayan kendi insanlarına zarar vermekte ve çok genç yaşlardan itibaren ruhsal ve fiziksel olarak kalıcı zararlar görmelerine ortam oluşturmaktadır.

 

Bugün Avrupa ülkeleri bir iç kanama yaşamaktadır. Yıllarca alınan materyalist-Darwinist eğitim ve telkinler ile sinsice ilerleyen bu iç kanamanın durdurulması ise ancak Yaratılış Gerçeğinin Avrupa toplumlarında engellenmeden yayılması ile mümkündür. Aksi takdirde bu iç kanama Avrupa ülkelerini tamamen kontrolü altına alacak ve çökertecektir. Darwinist, materyalist, ateist anlayışın hakim olduğu Avrupa, ölümün eşiğindedir.

 

Avrupa Konseyi’ni Ayağa Kaldıran Dev Eser Yaratılış Atlası Avrupa’yı Sallıyor

 

HY’nın Yaratılış Atlası isimli eserinin birinci cildi önce İngilizce ardından Fransızca olarak basılmıştır. Bu eserin Avrupa’nın en tanınmış simalarına ve pek çok eğitim merkezine ulaştırılması, bugüne kadar kendi birçok sapkın felsefe ve fikirlerinin karşısında hiçbir görüşü önemsemeyen ve tehlike olarak görmeyen Batı’da –özellikle de Fransa’da-, büyük bir şaşkınlığa ve kültür şokuna neden olmuştur. Gazeteler ve dergiler, -belirli çevrelere, belirli miktarda dağılan- Yaratılış Atlası hakkında, “baskın”, “tufan”, “deprem”, “Fransız tarihinin en büyük yenilgisi” ve “panik” tarzında başlıklar atmışlardır. Darwinizm’in yenilişini ve perişanlığını bu tarz cümlelerle ifade etmişlerdir.

 

Yüzlerce gazete, dergi ve internet sitesinde Yaratılış Atlası'yla ilgili binlerce haber yapılmıştır. Bunlar arasında The Washington Post, Le Figaro, Le Monde, La Liberation, Yves Daoudal, L’Express gibi dünyaca tanınan çeşitli yayın organları bulunmaktadır.

 

Lüksemburglu parlamenter Anne Brasseur gibi Darwinist, materyalist ve ateist zihniyete sahip kişilerin yaptığı yasaklama, baskı ve kitap yakmayla bilimin gerçeklerinin durdurulamayacağı çok açıktır. Darwinizm bilim değil bir aldatmacadır. Darwinizm'in yerle bir olmasından dolayı oluşan şiddetli panik tüm Avrupa'yı sallamıştır. Bu panik, dalgalanma şeklinde şu an devam etmektedir.

 

 

Rapordan Çarpıcı Gerçekler

 

Türkiye Yaratılışçılığın Ana Beşiği:

 

Türkiye İslami bilimsel Yaratılışçılığın ana beşiklerinden biri gibi gözüküyor. Jacques Arnoult’un vurguladığı gibi “Türkiye fundamentalist düşünce ekolünün en aktif ve en iyi yapılanmış merkezlerinden biri gibi gözüküyor.”

 

Sayın Adnan Oktar Hakkında:

 

Gerçek adı Adnan Oktar olan HY, bu hareketin en sembolik isimlerinden biri. Kendisi 50 yaşında ve 20 yıla yakındır Yaratılış ve dine ilişkin çalışmalar yayımlıyor. Oktar 1991’de Bilim Araştırma Vakfı (BAV) adlı bir merkez kurdu. BAV Türk eğitim sisteminde evrime yapılan her türlü referansın kaldırılması için aktif olarak çalışıyor.

 

Yüzde 75 Evrime İnanmıyor:

 

Bazı Türk ders kitaplarında Yaratılışçı fikirlerin yer aldığı ve lise öğrencilerinin yüzde 75’inin evrim teorisine inanmadığı da not edilmeli.4 (Dipnot: Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı (TESEV)’in yaptığı kamuoyu araştırmasına göre ülkemizde “insanı Allah yaratmıştır” diyenlerin oranı % 87.4’tür.)

 

“Bütün İslam ülkelerinde Darwinizm'e karşı ciddi bir uyanış var. Eskiden hakikaten İslam ülkelerini çok etkisi altına almıştı Darwinizm. Ama şu an süratle bundan kurtuluyorlar. Darwinizm'e dünya çapında olan destek de şu anda süratle erimeye başladı.” ADNAN OKTAR

(Kaynak: Yabancı Medya Kuruluşlarıyla Röportaj, 25 Mayıs 2007)

 

 

Yaratılış Gerçeğine Yasaklama Getirmek Bir Sonuç Vermez

 

 

Sayın HY (Adnan Oktar)’ın Yaratılış Atlası adlı eserinin çeşitli dillerde basılması ve Avrupa’nın en tanınmış simalarına ve pek çok eğitim merkezine ulaştırılması ile Yaratılış Gerçeğiyle ilk kez bu kadar net ve itiraz edilmez şekilde karşılaşan Avrupa Birliği, -Allah’ın varlığını reddetmek (Allah’ı tenzih ederiz.) ve materyalist felsefeyi çöküşten korumak uğruna- yüzyıllardır savunduğu özgürlükçü geleneğini bir çırpıda terk etmiş ve bugünlerde Nazi Almanyası’ndan kalma yasakçı ve baskıcı bir kimliğe bürünmüştür.

 

Ancak bu yasaklama ve baskının bir sonuç vermeyeceği açıktır. Çünkü Yaratılış inancı internet aracılığıyla çoktan dünyanın farklı noktalarındaki büyük kitlelere ulaşmıştır ve -Allah’ın izniyle- ulaşmaya devam edecektir. Sayın HY (Adnan Oktar)’ın evrim teorisinin sahtekarlığını ve Yaratılış Gerçeğini gözler önüne seren “Yaratılış Atlası” adlı eserinin ve diğer eserlerinin internetten indirilme sayısı ve sitelerin ziyaret edilme rakamları bunu açıkça ortaya koymaktadır:

 

HY'nın eserlerinden faydalanılarak hazırlanan internet site leri 2004 yılından bu yana 110 milyondan fazla kişi tarafından ziyaret edilmiş ve bu sitelerden 50 milyona yakın eser indirilmiştir.

 

Sitelere Toplam Giriş: 112.906.816

Toplam Eser İndirme: 48.859.635

 

Raporun Önyargılı Yaklaşımına Köşe Yazarları da Tepki Gösterdi

 

“Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi, 'Eğitimde Yaratılışçılık Tehlikeleri' başlıklı 1580 No'lu bir karar almış, bizim gazete de pazar günü, bu haberi, 'Yaratılış teorileri insan haklarına tehdit' ve 'Evrimin öğretimi demokrasi için şart' manşetleri ile verdi. Tek kelime ile son derece dayatmacı bir anlayış ve davranış. Onun ötesinde, sergilenen, pozitivist, bilim budalalığı.

 

… Yaratılışa inanmak, insan haklarına ve demokrasiyle ters düşer demek, tüm inananları hedef alan ithamlardır. Dünyada ters giden her şeyden dini inançları sorumlu tutmak gibi bir şaşılığın aşılandığı bir dönemde, bu tür yaklaşımların sığlık ötesinde fazladan siyasi anlamlarını sorgulamak durumundayız.” 5

 

Nuray Mert, Radikal Gazetesi, 9 Ekim 2007

 

 

Darwinizm ve Terörizm 15 Yıl İçinde Yeryüzünden Silinecek

 

Son yıllarda meydana gelen bilimsel gelişmeler, modern çağın en büyük bilimsel gafını ve hatta bundan öte bilimsel yalanını ortaya çıkarmıştır. Darwinizm'in bugün geldiği nokta açıktır. Avrupa Konseyi’nde yaşanan panik havası, gerçekte Darwinizm'in uzun zamandır örtbas edilmeye çalışılan bu resmi çöküşünü müjdelemektedir. Darwinizm, materyalizm, komünizm ve terörün birbirini doğuran sistemler olduğu gerçeğini göz önüne aldığımızda Darwinizm'in ortadan kalkmasıyla terörün de önünün kesileceği açıktır. Büyük bir ilmi mücadele ile beli kırılan Darwinizm Allah’ın izniyle 10-15 yıllık bir zaman zarfında yeryüzünden tamamen silinecek ve buna bağlı olarak uzun yıllardır masum insanların ölmesine sebep olan terör zulmü ortadan kalkacaktır. Sayın Adnan Oktar bir röportajında bu gerçeği şöyle müjdelemiştir:

 

“ Darwinizm'in dünya çapında sonu geldi, bunu açıkça söyleyebilirim. 10-15 yıl sonra Darwinizm bir hikaye olarak anlatılacak. Çünkü yeni gençlik çok uyanık. İnternete giriyorlar, gerçekleri arıyorlar. Artık kitle eğitimi yok, tek yönlü eğitim yok, çok yönlü eğitim var. Eğer internete filtre sistemi kurmazlarsa bu kesin böyle olacak gibi görülüyor. Darwinizm'in olmaması çok mutluluk verecek birşey yani bir ölüm haberi gibi alınması yanlış ”

 

“15 sene sonra terörizm diye birşey kalmayacak. Barış çağı gelecek. Altınçağ diyoruz buna.”

(Kaynak: Yabancı Medya Kuruluşlarıyla Röportaj, 25 Mayıs 2007)

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

  • 8 yıl sonra...

Katılın Görüşlerinizi Paylaşın

Şu anda misafir olarak gönderiyorsunuz. Eğer ÜYE iseniz, ileti gönderebilmek için HEMEN GİRİŞ YAPIN.
Eğer üye değilseniz hemen KAYIT OLUN.
Not: İletiniz gönderilmeden önce bir Moderatör kontrolünden geçirilecektir.
Примечание: Ваше сообщение будет проверено модератором перед отправкой.

Misafir
Bu başlığa cevap yaz

×   Zengin metin olarak yapıştırıldı..   Onun yerine sade metin olarak yapıştır

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Önceki içeriğiniz geri getirildi..   Editörü temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.