Admin tarafından postalanan herşey
-
Amerika'da Ne Oluyor - Güncel / Politik Haberler
MAGA hareketinin eski gözdesi iki isim, sert ifadeler içeren mesajlarla Cumhuriyetçi Parti'den ayrıldı. "Can’t Be Censored" adlı podcast yayınında konuşan Carlson, "Cumhuriyetçi Parti'yi desteklemem. Cumhuriyetçi Parti'yi desteklememin hiçbir ihtimali yok," dedi. Sözlerine şöyle devam etti: "Demokrat Parti'yi de destekleyecek değilim. Ancak şu noktada... Amerika Birleşik Devletleri'ne sadık olmayan bir siyasi partiyi —ben ya da herhangi bir Amerikalı seçmen— nasıl destekleyebilir ki?" Carlson, "Hayatım boyunca Cumhuriyetçilere oy verdim," dedi. "35 yıl boyunca Cumhuriyetçi Parti'nin tutarlı bir savunucusu oldum... Ama bu durumun savunulacak bir yanı yok." Carlson sözlerini, "Ben artık yokum," diyerek noktaladı. "Ve eğer ben ayrılıyorsam, sanırım pek çok başka insan da ayrılıyordur." Ayrılık haberi internette binlerce tepkiye yol açtı. Bazıları bu durumu, daha önce "sadık" birer Cumhuriyetçi olan kişilerin Trump yönetimi hakkındaki hislerine dair daha büyük bir işaret olarak görüyor. Bir kişi, "Açıkça bıkmış durumda; tıpkı bir zamanlar onu destekleyen diğer pek çok kişi gibi," diye yazdı. Başkaları ise onu pek de kucaklayıcı bir tavırla karşılamıyor. Ancak bu tepkiler, diğer eski sadık MAGA destekçilerinin de benzer şekilde kesin bir tavır almasını engellemedi. Dün, eski Temsilciler Meclisi Üyesi Marjorie Taylor Greene de Cumhuriyetçi Parti'ye verdiği desteği çektiğini açıkladı. Greene attığı tweette, "Cumhuriyetçi Parti'yi desteklemekten vazgeçen tek kişi Tucker değil," dedi. "Seçmenlerine ve ülkesine ihanet eden bir partiyi desteklemeyecek, bu durumdan artık tamamen bıkmış olan pek çoğumuz var." "Bu, Demokratlara dönüştüğümüz anlamına da gelmiyor," diye açıklık getirdi. "Ancak 'Önce Amerika' değil, 'Amerika'yı Sona Bırakan' (America LAST) Cumhuriyetçi Parti defterini kapattık." O "Amerika'yı Sona Bırakan" (America LAST) kısmını yazarken parmaklarının klavyeye vuruşunu adeta duyabiliyorum. Her neyse; eski MAGA destekçilerinin ya Greene'in mesajına katıldıkları... ...ya da ona, çıkarken kapının kendisine çarpmasına aldırmadan gitmesini söyledikleri görüldü. İşte durum bu millet! MAGA'nın gözde isimlerinden ikisi artık saf dışı. Sırada kim var?
-
En Son Fenerbahçe Haberleri
Ailemize hoş geldin Amara Diouf Afrika futbolunun gelecek vadeden genç yeteneklerinden biri olarak gösterilen Amara Diouf ile 5 yıllık sözleşme imzalandı. Kulüp binasında gerçekleştirilen imza töreninde Yönetim Kurulu Üyelerimiz Barış Karagöz, Savaş Adalet ve Volkan Akan yer aldı. Genç oyuncumuzun gelişimi planlı ve yakından takip edilen bir program doğrultusunda sürdürülecektir. Kulübümüz, Amara Diouf’u kısa vadeli beklentilerin ötesinde, bireysel bir çalışma programının takibinde, doğru planlama ve sürdürülebilir gelişim anlayışı çerçevesinde geleceğin önemli değerlerinden biri olarak konumlandırmaktadır. Amara Diouf’a ailemize hoş geldin diyor, sarı lacivertli formamız altında başarılı ve sağlıklı bir kariyer diliyoruz. Fenerbahçe Spor Kulübü
-
Psikoloji Hakkında En Son Haberler...
- Randevularına Erken Gelenlerin Gizli Dünyası: Sürekli Dakik Olan İnsanların Şifrelerini Çözen 9 Psikolojik Özellik!
Randevularına Erken Gelenlerin Gizli Dünyası: Sürekli Dakik Olan İnsanların Şifrelerini Çözen 9 Psikolojik Özellik! Bazı insanlar neden her randevuya saat gibi tam vaktinde varırken, diğerleri kronik bir gecikme döngüsünden çıkamaz? Psikolojiye göre dakiklik sadece bir "iyi niyet" veya şans göstergesi değil; tamamen zihinsel alışkanlıklar ve kişilik yapısıyla ilgili. İşte hayatı ıskalamayan ve her zaman tam vaktinde orada olan o insanların paylaştığı 9 büyüleyici özellik: 1. Zihinlerinde "Dahili Bir GPS" Taşırlar (İleriyi Düşünme Yetisi) Dakik insanlar için planlama, randevu günü değil çok daha önce başlar. Beyinleri adeta A noktasından B noktasına gitmenin simülasyonunu yapar. Trafik yoğunluğunu, hava durumunu ve hatta "ya anahtarımı unutursam" payını bile hesaplarlar. Onlar zamana tepki vermez, zamanı proaktif bir şekilde yöneterek son dakika paniklerini sıfıra indirirler. 2. Rutinlerin Gücüne ve Öngörülebilirliğe Taparlar Bu kişilerin hayatında belirsizliğe yer yoktur. Sabah ritüelleri, uyanma saatleri ve evden çıkış anları milimetrik bir düzen içindedir. Bu katı veya sıkıcı oldukları anlamına gelmez; aksine, işe yarayan sistemler kurduklarını gösterir. Her şeyin ne kadar süreceğini ezbere bildikleri için zaman yönetimi onlar için adeta bir refleks haline gelmiştir. 3. Sorumluluk Bilinçleri (Vicdanlılık) Zirvededir Psikolojideki "Beş Faktör Kişilik Modeli" ele alındığında, dakik insanların "vicdanlılık ve sorumluluk" puanları oldukça yüksek çıkar. Detaylara aşırı önem verir, verdikleri sözleri kutsal kabul ederler. İşlerin yarım kalması veya bir yere geç kalmak, kendi içsel standartlarına ihanet etmek gibi hissettirir. Bu yüzden her zaman en güvenilen dost ve partner olurlar. 4. Zamanı Bir "Saygı Sözleşmesi" Olarak Görürler Onlar için saat üçte buluşmak, altına imza atılmış bağlayıcı bir sözleşmedir. Karşı tarafın da bir programı olduğunu ve kendilerini beklediğini asla unutmazlar. Gecikmenin, karşı tarafa gizliden gizliye "Benim zamanım seninkinden daha değerli" mesajı verdiğini bilirler. Bu empati, onları zamanında gelmek konusunda müthiş motive eder. 5. "Hayal Kırıklığı Yaratma" Korkusunu Yakıt Olarak Kullanırlar Dakik insanlarda, başkalarını hayal kırıklığına uğratma düşüncesinin yarattığı hafif bir sosyal kaygı vardır. Ancak bu kaygı onları felç etmez; aksine harekete geçirir. Kendilerini bekleyen kişinin ne kadar huzursuz hissedeceğini empatiyle sezer ve bu olumsuz duruma sebep olmamak için evden hep biraz daha erken çıkarlar. 6. Bekleme Koltuğunda Oturmaktan Asla Korkmazlar Birçok insan boş boş beklemekten nefret ettiği için evden son dakikada çıkarken, dakik insanlar erken varmaktan büyük keyif alır. Yanlarında bir kitap taşır, maillerini kontrol eder ya da sadece sakin bir anın tadını çıkarırlar. 10 dakika geç kalmaktansa, 10 dakika erken gelip kahve içmeyi her zaman tercih ederler. 7. Kontrolün Kendilerinde Olmasından Beslenirler Zamanı yönetmek, onlar için bir zihinsel huzur kaynağıdır. Geç kalmanın yarattığı o kaotik stres ve adrenalin patlamasından nefret ederler. Randevuya tam vaktinde varmak, onlara hayatlarının kontrolünü ellerinde tuttuklarını hissettirir. Bu zihinsel konfor, dakikliği bir zorunluluktan ziyade bir "öz bakım" yöntemi haline getirir. 8. Güvenilirliği "Kimliklerinin Bir Parçası" Yapmışlardır Zamanında olmak onlar için geçici bir davranış değil, "ben kimim?" sorusunun cevabıdır. Kendilerini "güvenilir bir insan" olarak tanımlarlar ve geç kalmak bu öz imajı zedeler. Dakiklik, karakterlerinin o kadar derin bir parçasıdır ki, zamanında gelmek için artık ekstra bir irade gücü harcamalarına bile gerek kalmaz; bu otomatik bir süreçtir. 9. Dürtüsel Değil, Son Derece Düşüncelidirler Dürtüsel insanlar her teklife balıklama atlayıp günlerini doldururken ve seyahat sürelerini küçümserken, dakik insanlar "Evet" demeden önce durup düşünürler. Lojistik detayları, o günkü diğer işlerini ve enerjilerini tartarlar. Gecikme riski olan imkansız programlar yapmak yerine, gerekirse bir daveti kibarca reddetmeyi tercih ederler. Kaynak: G- Amerika'da Ne Oluyor - Güncel / Politik Haberler
Trump'ın Avrupalı dostları azalıyor; milliyetçi sağda bile 2025'in başlarında, Avrupa'nın milliyetçi sağ kanadından siyasetçiler "Avrupa'yı Yeniden Büyük Yap" sloganı altında Madrid'de bir araya gelmişti. Başkan Trump'ın temsil ettiği muhafazakarlık anlayışını kendilerine ilham kaynağı olarak gösteriyor ve kendilerini kıtanın Beyaz Saray ile arasındaki en iyi köprü olarak konumlandırıyorlardı. İtalya'dan Matteo Salvini ve Macaristan'dan Viktor Orban gibi isimlerle birlikte Trump'ın seçim zaferini bu etkinlikte kutlayan Fransa'dan Marine Le Pen, "Yeni Trump yönetimiyle konuşabilecek tek kesim biz, yani Avrupa'nın milliyetçileriyiz," demişti. Bugün ise bu siyasetçilerin birçoğu sadece Amerika ile bir köprü olma fikrinden vazgeçmekle kalmadı; aynı zamanda Avrupa'da o denli sevilmeyen ve siyasi açıdan bir yük olarak görülen bir ABD başkanından uzaklaşmaya çalışıyor. Bu kopuşun boyutu, Trump ile kendisini onun en yakın Avrupalı müttefiki olarak konumlandırmaya çalışan İtalya Başbakanı Giorgia Meloni arasında patlak veren kamuoyu önündeki tartışmayla son günlerde daha da belirginleşti. Trump'ın 2025'teki yemin törenine katılan tek Avrupalı lider olan Meloni, Trump'ın Avrupa'ya yönelik tekrarlayan saldırılarına rağmen transatlantik ittifakını korumak için büyük çaba sarf etmişti. Trump'ın Avrupa mallarına gümrük vergisi uygulama ve Grönland'ı Danimarka'dan alma tehditleri karşısında onun yanında durmuştu. Trump da buna karşılık olarak onu "harika bir lider" şeklinde nitelendirmişti. Ancak Trump geçen hafta İtalyan bir sabah programının muhabirine, Meloni'nin Fransa'daki G7 (önde gelen yedi ülke grubu) zirvesinde kendisinden fotoğraf çektirmek için "yalvardığını" söylediğinde, bu kamuoyu önündeki aşağılama katlanılamaz bir boyuta ulaştı. Meloni, ülkesinde bilinen o mücadeleci tavrını yansıtan bir video mesajıyla yanıt verdi: "Ben ve İtalya asla yalvarmayız." Yaşanan anlaşmazlık hem kişisel hem de siyasi nitelikteydi. Avrupalı liderler Trump'tan aşağılayıcı sözler duymaya alışkındı; ancak bu kez hedefte, onunla ilişkisini geliştirmek için belki de herkesten daha fazla siyasi sermaye harcamış biri vardı. Meloni'nin yanıtı, hem kendisine yöneltilen bu iğneleyici söze duyduğu kişisel tepkiyi hem de Avrupa'daki yeni siyasi gerçekliği yansıtıyordu: Bugünlerde Trump'a yakın görünmenin bir getirisi yok. Trump, Avrupalı seçmenler nezdinde hiç sevilmiyor. Onay oranları artık milliyetçi sağ kesimde bile —Meloni’nin İtalya’nın Kardeşleri (Fratelli d’Italia) partisi ve Nigel Farage’ın göçmen karşıtı Reform UK partisinin destekçileri dahil olmak üzere— düşüşte. Bir ankette, İngiliz seçmenlerden Reform partisini desteklememelerinin üç nedenini sıralamaları istendi. Katılımcıların yaklaşık %37’si Farage’ın Trump’a verdiği desteği gerekçe gösterdi; bu da onu en önemli neden haline getirdi. Fransa’daki kamuoyu —kendi destekçileri de dahil olmak üzere— Trump’a ve onun dış politika hamlelerine karşı bir tutum takınınca, Le Pen ve siyasi müttefikleri Trump’tan mesafe koydular. Trump’tan gelen desteğin, Avrupa’daki en önemli müttefiklerinden bir diğeri olan Macaristan Başbakanı Orbán’ın şansını artırmada pek bir etkisi olmadı. Orbán, seçim kampanyasının son günlerinde Başkan Yardımcısı JD Vance’in Macaristan’a yaptığı ziyarete rağmen, başbakanlık seçimini büyük bir farkla kaybetti. Meloni cephesinde ise Trump ile olan yakın ilişkiden kayda değer bir kazanım elde edilemedi. İtalyan ürünleri gümrük vergilerine tabi tutuldu ve ülke ekonomisi İran savaşının olumsuz etkilerinden zarar gördü. Meloni; göçmen karşıtlığı ve "woke" (aşırı duyarlılık/kimlik siyaseti) ideolojisi olarak gördükleri akımlara karşı duruş dahil olmak üzere pek çok konuda Trump ile aynı çizgide yer alıyor. Siyasi desteğini başlangıçta aşırı sağdan alan Meloni, görevde kaldığı yıllar içinde tutumunu yumuşattı; bu değişim popülaritesinin artmasına yardımcı oldu. Bu yaklaşım, son yıllarda Avrupa’daki en istikrarlı hükümetlerden birinin kurulmasını sağladı. Ancak analistlere göre, desteklerini ulusal çıkarları ön planda tutma ilkesi üzerine inşa eden farklı ülkelerdeki partiler arasında anlaşmazlıkların çıkması kaçınılmazdı. Küresel enerji piyasalarını altüst eden ve Avrupa’nın ekonomik beklentilerine zarar veren İran savaşı, bu ayrışan çıkarları iyice belirginleştirdi. Roma’daki LUISS Guido Carli Üniversitesi’nden siyasi analist Lorenzo Castellani, "Bu partiler için, kendi ulus devletlerinin çıkarları yerine ABD’nin çıkarlarını savunmak her zaman zor olmuştur," dedi. "Herkes Trump’tan uzaklaşıyor; hem söyledikleri yüzünden hem de ne yurt içinde ne de yurt dışında konumunu güçlendiren İran savaşı nedeniyle." Hem Le Pen hem de Farage, İran savaşı konusunda Trump’ın kararını sorgulayarak bunu bir hata olarak nitelendirdi. Trump ile Farage son yıllarda oldukça yakın bir ilişki içinde olsalar da, İngiliz siyasetçi bu yıl Amerikan başkanıyla olan bağlarını önemsiz gösterme yoluna gitti. Uzun süredir kendisini Trump yönetiminin Almanya'daki en yakın ortağı olarak konumlandıran aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisi, savaşın Almanya'nın çıkarına olmadığını ve durdurulması gerektiğini belirtti. AfD yetkilisi Tino Chrupalla Mart ayında, "Donald Trump barış yanlısı bir başkan olarak işe başladı," dedi. "Sonunda ise Donald Trump savaş yanlısı bir başkan olarak görevini tamamlayacak." Meloni, İran'la savaşa en başından beri şiddetle karşı çıkmış; bunun Orta Doğu'da istikrarı bozacağını ve Tahran'ın nükleer silah edinmesini engellemek adına yanlış bir yöntem olduğunu savunmuştu. Büyük ölçüde doğal gaz ithalatına bağımlı olan İtalya, bu durumun yaratacağı ekonomik sarsıntılara karşı bilhassa savunmasız bir konumdaydı. Öte yandan Trump, Avrupalı liderlerin ABD'ye yeterince destek vermediği yönündeki kanaati nedeniyle onlara duyduğu hoşnutsuzluğu defalarca dile getirdi. Hatta İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesinden bu yana Batı güvenliğinin temel taşı olan Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü'nden (NATO) çekilme ihtimalini de açıkça gündeme getirdi. Washington'daki Brookings Enstitüsü'nde Amerikan yönetimi üzerine uzmanlaşmış bir isim olan E.J. Dionne, Trump'ın Avrupalı siyasi liderlere "uzun vadede ABD'ye eskiden olduğu gibi bel bağlayamayacakları" mesajını verdiğini belirtti. Dionne, "Eğer bir Demokrat veya ittifak yanlısı bir Cumhuriyetçi bir sonraki seçimi kazanırsa, ilişkilerin bir kısmı yeniden tesis edilebilir. Ancak ittifakın bir daha asla eskisi gibi olabileceğini sanmıyorum," dedi. Trump, İtalya'nın ABD ordusunun İran'a yönelik hava saldırıları için Sicilya'daki bir hava üssünü kullanmasına izin vermemesinden duyduğu rahatsızlığı dile getirdi ve Cumartesi günü yaptığı açıklamada bu durumun ABD askeri operasyonları için "büyük lojistik sıkıntılara" yol açtığını söyledi. İtalyan hükümeti ise bu tür operasyonların önceden parlamento onayı gerektirdiğini ifade etti. Savaşa dair gerilime rağmen Meloni, başlangıçta Trump'ı doğrudan eleştirmekten kaçındı. Ancak Başkan'ın, savaşı kınayan Papa XIV. Leo'ya yönelik sert çıkışının ardından bu durum değişti. İtalya'nın büyük çoğunluğu Katolik olan halkının baskısı altında kalan Meloni, Trump'ın hakaretlerini "kabul edilemez" olarak nitelendirip Papa Leo'yu savundu. Yine de Trump ve Meloni G-7 zirvesinde bir araya geldiklerinde, ikili bir kanepede sohbet ederken görüldü. Meloni'nin, ABD Başkanı ile dostluklarının hiç kesilmediğini söylediği anlar kameralara yansıdı. Ancak sonrasında yaşanan kamuoyu önündeki atışma bambaşka bir tablo ortaya koydu. Meloni'nin video mesajının ardından Trump, Cumartesi günü sosyal medyada yaptığı bir paylaşımla eleştirilerini daha da sertleştirdi. Trump, zirve sırasında Meloni'nin kendisinden "defalarca fotoğraf çektirmeyi" istediğini öne sürdü. Trump, "Kendi 'popülaritesini artırmak' için yeniden dost olmak istiyor. Hayır, kalsın!!!" diye yazdı. Meloni’nin yanıtı, hem Trump’ın davranışlarından duyduğu rahatsızlığı hem de Trump’ın artık Avrupa’daki eski siyasi müttefikleri için bir risk teşkil ettiğinin farkında olduğunu ortaya koyuyordu. Meloni, "Durup dururken yöneltilen bu sürekli saldırılar anlamsız. Popülerliğime gelince; seninle dost olmamın buna kesinlikle bir faydası olmadı," şeklinde karşılık verdi. Ayrıca Trump’a, kendi onaylanma oranlarına odaklanmasını tavsiye etti. Kaynak: TWSJ- Futbol FIFA Dünya Kupaları Hakkında Bütün Haberler (Türkiye ve Dünyadan)
Dünya Kupasında Bugünkü Maçlar İsviçre: 2 - Kanada: 1 Bosna Hersek: 3 - Katar: 1 Fas: 4- Haiti: 2 İskoçya: 0 - Brezilya: 3 Güney Afrika: 1 - Güney Kore: 0 Çek Cumhuriyeti: 0 - Meksika: 3- En Son Erkekler Voleybol Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
VNL Erkeklerde Bugün Çin: 0 - Türkiye: 3 Bulgaristan: 3 - İtalya: 2 Sırbistan: 1 - Japonya: 3 Arjantin: 3 - Almanya: 2 Ukrayna: 3 - Brezilya: 1 Kuba: 0 - ABD: 3 Polonya: 3 - Belçika: 2 Slovenya: 3 - Kanada: 1 Fransa: 3 - İran: 2- 15 Yıl Sonra Fenerbahçe’nin Başkanı Kim Olacak? Kadıköy’de "Yaz" Esintisine Hazır mısınız?
O küçük kız büyüdü....- En Son Sinema Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
- DİJİTAL PLATFORMLARA SAVAŞ AÇTI: TOM CRUISE’DAN DÜNYAYA ACİL ÇAĞRI!
DİJİTAL PLATFORMLARA SAVAŞ AÇTI: TOM CRUISE’DAN DÜNYAYA ACİL ÇAĞRI! > "Evde oturup film izlemeyi unutun!" Ünlü aktör 46 yıllık mirasını ortaya koydu, sinemaseverlere resti çekti! Son 46 yıldır, sizler için bu karakterleri, hikâyeleri ve filmleri yaratmak adına sayısız yetenekli sanatçı ve ekiple birlikte çalışmak benim için bir ayrıcalıktı. Sizi sinemalarda görmeyi dört gözle bekliyorum! DIGGER. Bu Ekim'de sadece sinemalarda. Hollywood efsanesi Tom Cruise’un paylaştığı bu mesaj, sinema dünyasında büyük yankı uyandıran ve aktörün kariyerinde yepyeni bir dönemi başlatan "DIGGER" filminin ilk resmi tanıtım kampanyasına aittir. Paylaştığı nostaljik ve iddialı metin, aktörün sadece yeni projesini duyurmakla kalmayıp, sinemaseverlere adeta bir "kariyer muhasebesi" sunduğunu gösteriyor. Bu tweet’in taşıdığı derin anlamı, filmin arka planını ve sinema dünyası için ne ifade ettiğini şu başlıklar altında inceleyebiliriz: 1. 46 Yıllık Bir Miras ve Sinemaya Teşekkür Tom Cruise, mesajına "Son 46 yıldır sizler için bu karakterleri, hikayeleri ve filmleri yaratmak... benim için bir ayrıcalıktı" diyerek başlıyor. Cruise, Hollywood'daki yolculuğuna 1980’lerin başında adım attı. Bu ifade, onun neredeyse yarım asırdır aralıksız bir şekilde sinema endüstrisinin zirvesinde kaldığının bir kanıtı. Aktör; Top Gun, Görevimiz Tehlike (Mission: Impossible), Rain Man ve Magnolia gibi kült yapımlarla dolu kariyerine saygı duruşunda bulunuyor. Mesajla birlikte yayınlanan özel tanıtım videosu da (Retrospective Trailer) önce Cruise’un eski ikonik rollerini gösteriyor, ardından yeni filmi DIGGER'a bağlanıyor. 2. Aksiyon Kahramanlığından Oscar Avcılığına Keskin Bir Dönüş Tom Cruise son on yılı aşkın süredir uçaklardan sarkarak, gökdelenlere tırmanarak ve ölümcül dublörlük hikayelerine imza atarak "dünyanın son aksiyon yıldızı" unvanını korudu. Ancak DIGGER, onun bu aksiyon personasından tamamen sıyrılıp saf oyunculuk yeteneğine ve muhtemelen kariyerinde eksik olan o En İyi Erkek Oyuncu Oscar’ına odaklandığı bir dönüm noktası. Yönetmen Faktörü: Filmin arkasında, Birdman ve The Revenant filmleriyle Oscar tarihine geçen dahi yönetmen Alejandro G. Iñárritu var. Cruise’un Yeni Karakteri: Filmde Tom Cruise, dünyayı büyük bir felakete sürükleyen ancak kendisini insanlığın kurtarıcısı gibi göstermeye çalışan "Digger Rockwell" adında, yaşlı, hırslı ve yozlaşmış bir petrol baronunu canlandırıyor. Güneyli aksanı, protez makyajları ve çılgın karakter yapısıyla aktörün, sinemaseverleri ters köşe yapacak kara komedi (satirik) bir performans sergileyeceği belirtiliyor. 3. "Sinema Salonu" Vurgusu: "Only in Theaters" Cruise’un mesajındaki "Sizi sinemalarda görmek için sabırsızlanıyorum! Sadece sinemalarda bu Ekim'de" ifadesi, onun sinema salonu kültürüne olan sarsılmaz bağlılığını bir kez daha ortaya koyuyor. Pandemi döneminde ve dijital platformların (Netflix, Amazon vb.) yükselişinde bile filmlerinin sadece sinemalarda izlenmesi gerektiğini savunan Cruise, sinema salonu işletmecilerinin ve beyaz perdenin en büyük koruyucusu konumunda. Bu mesajla izleyicileri evdeki ekranlardan kaldırıp, Ekim ayında devasa IMAX salonlarına davet ediyor. Tom Cruise'un bu tweet'i sıradan bir film reklamı değil; "Ben hâlâ buradayım, 46 yıldır bu işi aşkla yapıyorum ve şimdi size daha önce benden hiç görmediğiniz, ödülleri toplayacak bambaşka bir başyapıt sunmaya geliyorum" beyanıdır. DIGGER, güçlü oyuncu kadrosuyla (Sandra Hüller, Jesse Plemons, John Goodman vb.) Ekim 2026'da sinemalarda vizyona girecek ve bu tweet, sinema tarihinde yeni bir Cruise döneminin ilk fişeği olarak hatırlanacak. Kaynak: TC- En Son Hayvanlar Alemi haberleri
GPS ile takip edilen dişi bir Avrupa bal arısı şahini olan "Päivi", Güney Afrika'dan Finlandiya'ya uçtu. 42 günde 10.000 km'den fazla yol kat etti. Bu da günde 230 km'ye denk geliyor.- En Son Kadın Basketbol Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
Bundan daha güzel bir görüntü olabilir mi? Altyapı seçmelerimizden en özel anlar!- En Son Erkekler Voleybol Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
Filenin Efelerinin kadrosu:- En Son Erkek Basketbol Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
2026 NBA DRAFT SINIFINIZ!- En Son Erkek Basketbol Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
@Urbodo'nun haberine göre Jonas Valanciunas, NBA'deki sözleşme durumu netleştikten sonra Avrupa'da Zalgiris ile 2 yıllık bir anlaşma imzalamayı planlıyor. Nuggets'ın, Valanciunas'ın gelecek sezonki sözleşmesi üzerinde 10 milyon dolarlık bir takım opsiyonu bulunuyor.- En Son Erkekler Voleybol Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
Voleybol Milletler Ligi’nde ikinci hafta heyecanı başlıyor. Haydi Efeler!- Futbol FIFA Dünya Kupaları Hakkında Bütün Haberler (Türkiye ve Dünyadan)
@Cristiano için tarihi bir an! Cristiano Ronaldo, altı farklı @FIFAWorldCup turnuvasında gol atan ilk oyuncu oldu! ⚽- Melissa Vargas Hakkında Her Şey Buraya
Kendi klasmanında bir yıldız. Melissa Vargas, kendine has gücüyle 2. Haftaya damgasını vurdu; peş peşe sayılar kazandırarak Türkiye'yi bir başka etkileyici performans serisine taşıdı. Taraftarlar kararını verdi ve Melissa Vargas, "Haftanın Oyuncusu" unvanının sahibi oldu.- Amerika'da Ne Oluyor - Güncel / Politik Haberler
Senatör @ossoff: Kendini İsa gibi gösterirken kendi çıkarını düşünen, inançtan yoksun bir Başkan görüyoruz. Obama ailesini maymunlara benzetirken... Ülkeyi pervasızca savaşa sürüklerken, sağlık sistemimizi yağmalarken ve fiyatları fırlatırken... İnsanlar her zamankinden daha fazla ödeme yapmak zorundayken o, kendine bir anıt dikiyor. Bir kanser hastası sağlık güvencesini kaybederken, o makamını altınlarla donatıyor.- Aşk, Mutluluk ve Sevgi Hakkında En Son Haberler
- Kelimelerini Değiştir, Dünyan Değişsin: Dilin, Düşüncenin ve Gerçekliğin Gizli Mimarisi
Kelimelerini Değiştir, Dünyan Değişsin: Dilin, Düşüncenin ve Gerçekliğin Gizli Mimarisi "Başlangıçta söz vardı." İnsanlık tarihinin en eski metinlerinden modern nörobilim laboratuvarlarına kadar uzanan bu kadim tespit, aslında sandığımızdan çok daha derin bir gerçeğe işaret eder. Ağzımızdan çıkan kelimeler, sadece iç dünyamızda olup bitenleri dışarıya aktaran pasif araçlar değildir; onlar, bizzat dış dünyamızı inşa eden, algımızı şekillendiren ve kaderimizi çizen aktif mimarlardır. İngiliz yazar ve motivasyon konuşmacısı Andrea Gardner’ın popülerleştirdiği, kadim felsefelerin ise binlerce yıldır savunduğu "Change Your Words, Change Your World" (Kelimelerini Değiştir, Dünyan Değişsin) mottosu, basit bir kişisel gelişim sloganından çok daha fazlasıdır. Bu, nörolojik, psikolojik ve sosyolojik gerçekliklerle temellendirilmiş bir yaşam yasasıdır. 1. Dil ve Düşünce Arasındaki Bağ: Sapir-Whorf Hipotezi Dilbilim dünyasında uzun yıllardır tartışılan ve doğruluğu her geçen gün yeni kanıtlarla pekişen bir teori vardır: Sapir-Whorf Hipotezi (Linguistik Görelilik). Bu teoriye göre, konuştuğumuz dilin yapısı ve sahip olduğu kelime dağarcığı, dünyayı algılama ve deneyimleme biçimimizi doğrudan sınırlar veya genişletir. Renk Algısı: Bazı yerli kabilelerin dillerinde "yeşil" ve "mavi" için tek bir kelime kullanılır. Yapılan deneyler, bu kabile üyelerinin mavi ve yeşil tonlarını ayırt etmekte, dillerinde bu iki renk için ayrı kelimeler olan toplumlara göre çok daha fazla zorlandığını göstermiştir. Zaman Kavramı: Gelecek zaman kipi barındırmayan dilleri konuşan toplumların (örneğin bazı Kuzey Avrupa ülkeleri), geleceği bugünden bağımsız görmedikleri için tasarruf yapmaya ve sağlığa yatırım yapmaya daha yatkın oldukları gözlemlenmiştir. Buradan çıkaracağımız sonuç nettir: Sözlüğünüzde olmayan bir kavramı derinlemesine yaşayamazsınız. Sözlüğünüzü daraltırsanız dünyanızı daraltırsınız; zenginleştirirseniz dünyanızı genişletirsiniz. 2. Nöroplastisite: Beyin Kelimelerle Nasıl Yeniden Kablolanır? Modern nörobilim, beynimizin statik bir organ olmadığını, yaşam boyu değişip dönüşebildiğini kanıtladı. Bu kavrama nöroplastisite diyoruz. Peki, bu süreçte kelimelerin rolü nedir? Sürekli "Çok zor", "Bunu asla yapamam", "Her şey kötü gidiyor" gibi olumsuz cümleler kurduğumuzda, beyindeki stres merkezini (amigdala) tetikleriz. Beyin bu söylemleri birer tehdit olarak algılar ve kortizol ile adrenalin salgılar. Zamanla, olumsuz düşünce patikaları beyinde kalın birer otoban haline gelir. Tam tersine, dilimizi bilinçli olarak değiştirdiğimizde: demeye başladığımızda, beyinde yeni sinaptik bağlar kurulur. Beyin, tehdit modundan çıkıp "çözüm ve yaratıcılık" moduna (prefrontal korteks) geçer. Yani kelimeleriniz, kelimenin tam anlamıyla beyninizin biyolojisini değiştirir. 3. İçsel Diyalog: Kendinizle Nasıl Konuşuyorsunuz? Günde ortalama 60.000 ile 80.000 arasında düşünce üretiyoruz ve bu düşüncelerin çok büyük bir kısmı kendimizle yaptığımız içsel konuşmalardan (self-talk) oluşuyor. En acımasız eleştirmenimizi genellikle ayna karşısında veya bir hata yaptığımızda kendi içimizde buluruz. Kendinize karşı kullandığınız dil, özsaygınızın ve potansiyelinizin sınırlarını çizer. Eski/Sınırlayıcı Dil Yeni/Dönüştürücü Dil Psikolojik Etkisi "Ben zaten bu konuda hep beceriksizim." "Bu konuda henüz yeterli pratiğim yok." Sabit zihniyetten (Fixed Mindset) gelişim zihniyetine (Growth Mindset) geçiş sağlar. "Bunu yapmak zorundayım." "Bunu yapmayı seçiyorum." Zorunluluk hissinin yarattığı direnci kırar, kişiye irade ve özgürlük alanı açar. "Keşke öyle yapmasaydım." "Bir dahaki sefere şöyle yapacağım." Geçmişin pişmanlığına hapsolmak yerine geleceğe yönelik aksiyon planı sunar. 4. Kelimelerin Sosyal ve İlişkisel Gücü Kelimeler sadece bireysel dünyamızı değil, insanlarla olan ilişkilerimizi, yani sosyal dünyamızı da inşa eder. İletişimde kullanılan tek bir kelime, bir köprüyü havaya uçurabilir veya yıkık bir köprüyü yeniden inşa edebilir. "Ama" Kurşunu ve "Ve" Sihri İki cümleyi birbirine bağlarken kullandığımız bağlaçlar tüm anlamı manipüle edebilir. "Seni çok iyi anlıyorum ama bu yaptığın doğru değil." (Buradaki "ama", kendinden önce gelen tüm hak verme ve anlama çabasını siler atar, karşı tarafta savunma mekanizması yaratır.) "Seni çok iyi anlıyorum ve bu durumun nasıl düzeltilebileceğini merak ediyorum." (Buradaki "ve", iki durumu da kabul eder, kapsayıcıdır ve çatışmayı çözüme yönlendirir.) Şikayet Kültüründen Takdir Kültürüne Sürekli şikayet eden bir dil, etrafındaki insanları da aşağı çeken bir enerji yayar. Kelimelerini "teşekkür ve takdir" odağına çeviren insanlar, sosyal çevrelerinde bir çekim merkezine dönüşürler. "Bana yardım etmek zorundasın" yerine "Desteğin benim için çok kıymetli" demek, karşınızdaki insanın size yardım etme arzusunu organik olarak artırır. 5. Kendi Dünyanızı Değiştirmek İçin Pratik Bir Sözlük Rehberi Kelimeleri değiştirmek, bir gecede olacak bir iş değildir; farkındalık ve pratik gerektirir. İşte bugünden itibaren hayatınızdan çıkarabileceğiniz ve yerine koyabileceğiniz bazı güçlü kelime değişimleri: "Problem" yerine "Mesele" veya "Durum": Problem kelimesi zihinde ağır bir yük yaratır. "Çözülmesi gereken bir durum var" demek zihni sakinleştirir. "İmkansız" yerine "Sıra dışı" veya "Formülü henüz bulunmadı": İmkansız demek kapıyı tamamen kapatmaktır. Diğer seçenekler ise zihni aramaya teşvik eder. "Yoruldum" yerine "Dinlenmeye ihtiyacım var": İlki tükenmişlik hissi verir ve pasiftir; ikincisi ise bir ihtiyacı belirtir ve aktiftir, çözümü içerir. "Asla" ve "Her zaman" kelimelerini azaltın: "Sen her zaman böylesin" veya "Asla başaramam" gibi genelleyici ifadeler gerçek dışıdır ve sizi manipüle eder. Hayat siyah ve beyazdan ibaret değildir. Kendi Hikayenin Yazarı Olmak Hayat, bize sunulan ham bir senaryodur; ancak bu senaryonun repliklerini seçmek tamamen bizim elimizdedir. Ağzımızdan çıkan her kelime, evrene ve kendi bilinçaltımıza bıraktığımız birer sipariştir. Eğer dünyanızın kasvetli, adaletsiz, zor ve aşılmaz olduğunu düşünüyorsanız, önce gün içinde en çok kullandığınız 10 kelimeyi bir kenara not edin. Göreceksiniz ki dünyanız, kelimelerinizin bir aynasından ibarettir. Kelimelerinizi değiştirin. Sadece nezaket olsun diye değil; daha sağlıklı bir beyne, daha huzurlu bir zihne, daha güçlü ilişkilere ve nihayetinde tamamen size ait, yaşanmaya değer yeni bir dünyaya uyanmak için. Çünkü dünya, onu hangi kelimelerle tanımlıyorsanız tam olarak öyle bir yerdir.- En Son Eğitim Öğretim Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
- Veliler Dikkat! Çocuğunuzun Karnesini Düzeltecek O Gizli Formül Mutfaktan Çıktı!
Veliler Dikkat! Çocuğunuzun Karnesini Düzeltecek O Gizli Formül Mutfaktan Çıktı! Araştırmalar, aile yemeklerinin kelimenin tam anlamıyla daha iyi notlarla bağlantılı olduğunu gösteriyor Columbia Üniversitesi'nin Ulusal Bağımlılık ve Madde Bağımlılığı Merkezi (CASA) tarafından yapılan bir araştırmaya göre, aileleriyle sık sık akşam yemeği yiyen çocuklar okulda daha yüksek notlar alıyor. Veriler, haftada beş veya daha fazla aile yemeği yiyen gençlerin mükemmel notlar alma ve gelişmiş iletişim ve kelime bilgisi becerileri sergileme olasılığının çok daha yüksek olduğunu ortaya koyuyor. Bu araştırma, düzenli aile katılımının, duygusal refahı ve özgüveni artıran, istikrarlı ve besleyici bir ortam yarattığını vurguluyor; bunlar akademik başarıda hayati öneme sahip faktörlerdir. Avantajlar daha da ileri gidiyor: paylaşılan yemek zamanları, kendini ifade etme, aile ilkelerini özümseme ve analitik düşünmeyi geliştirme için güvenli bir ortam sağlıyor. Özellikle, çalışma ayrıca daha fazla aile yemeği yiyen ergenlerin sigara veya alkol kullanımı gibi riskli faaliyetlere daha az eğilimli olduğunu gösteriyor. Günümüzün yoğun programları ve dijital dikkat dağıtıcı unsurlarıyla dolu dünyasında, bu bulgular, birlikte yemek yemenin basit eyleminin bir çocuğun gidişatını nasıl önemli ölçüde etkileyebileceğini vurguluyor. [Columbia Üniversitesi, Ulusal Bağımlılık ve Madde Bağımlılığı Merkezi (CASA). Nisan 2025] Aile Yemekleri ve Akademik Başarı: Birlikte Yenilen Akşam Yemeklerinin Çocukların Notlarına Etkisi Günümüzün hızlı temposunda, iş yoğunluğu, okul sonrası aktiviteler ve dijital ekranların hayatımızı ele geçirmesiyle birlikte ailelerin aynı masa etrafında toplanması giderek zorlaşıyor. Ancak sosyoloji, psikoloji ve eğitim bilimleri alanında yapılan araştırmalar, son derece basit ama güçlü bir alışkanlığın çocukların geleceği üzerinde devrimsel bir etkisi olduğunu gösteriyor: Düzenli aile yemekleri. Araştırmalar, ailece yenen yemeklerin sadece beslenme kalitesini artırmakla kalmadığı, kelimenin tam anlamıyla daha yüksek notlar ve daha güçlü bir akademik başarı ile doğrudan bağlantılı olduğunu kanıtlıyor. Peki, bir akşam yemeği masası nasıl oluyor da bir sınıfa, bir çalışma odasına dönüşebiliyor? 1. Zengin Kelime Haznesi ve Dil Gelişimi Harvard Üniversitesi'nde yapılan çığır açıcı bir araştırma, küçük çocukların aile yemekleri sırasında öğrendikleri nadir ve zengin kelime sayısının, ebeveynlerin onlara kitap okurken öğrettiklerinden çok daha fazla olduğunu ortaya koydu. Masadaki Sohbetler: Akşam yemeğinde güncel olaylar, iş hayatı, geçmiş anılar veya günlük planlar konuşulur. Çocuklar bu konuşmaları dinleyerek normalde çocuk kitaplarında karşılaşmayacakları kelimeleri ve dil yapılarını doğal bir ortamda öğrenirler. Okuma Becerisine Etkisi: Erken yaşta gelişen zengin kelime haznesi, çocuğun ilerleyen yıllarda okuduğunu anlama becerisini doğrudan etkiler. Okuduğunu hızlı ve doğru anlayan bir çocuğun ise başta Türkçe/Edebiyat olmak üzere Matematik ve Fen Bilimleri gibi tüm derslerdeki başarı oranı artar. 2. Duygusal İstikrar ve Azalan Stres Akademik başarı sadece zekayla (IQ) ilgili değildir; çocuğun duygusal zekası (EQ) ve psikolojik sağlamlığı da bu süreçte kritik rol oynar. Kaygılı, stresli veya yalnız hisseden bir çocuğun derslerine odaklanması beklenemez. Güvenli Bir Liman: Aile yemekleri, çocuklara günün tüm stresinden uzaklaşabilecekleri güvenli bir alan sunar. Masada aidiyet hissi kazanan ve ebeveynleri tarafından dinlenen çocukların kaygı seviyeleri düşer. Riskli Davranışlardan Uzaklaşma: Columbia Üniversitesi Madde Bağımlılığı ve Sağlık Enstitüsü (CASA) tarafından yapılan araştırmalar, haftada en az 5-7 kez ailece yemek yiyen gençlerin, daha seyrek yiyenlere kıyasla okulda "A" veya "B" (yüksek başarı) alma olasılığının iki kat daha fazla olduğunu gösteriyor. Aynı araştırma, bu gençlerin sigara, alkol ve uyuşturucu gibi akademik başarıyı baltalayan riskli davranışlardan uzak durduğunu da ortaya koyuyor. 3. Düzen ve Rutinlerin Getirdiği Disiplin Başarılı bir akademik hayatın temel taşlarından biri zaman yönetimi ve disiplindir. Her akşam belirli bir saatte yenen yemek, çocuğun hayatına görünmez ama son derece etkili bir yapı kazandırır. Zaman Yönetimi: Akşam yemeği saati belli olan bir çocuk, ödevlerini ne zaman bitirmesi gerektiğini, ne zaman dinleneceğini ve ne zaman uyuyacağını daha iyi planlar. Sorumluluk Bilinci: Masanın kurulmasına yardım etmek, tabakları taşımak gibi küçük görevler, çocukta sorumluluk bilincini geliştirir. Bu disiplin, okul ödevlerine ve ders çalışma alışkanlıklarına da yansır. 4. Beslenme Kalitesi ve Beyin Fonksiyonları "Ne yiyorsak oyuz" felsefesi, akademik başarı için de geçerlidir. Evde pişen ve ailece yenen yemekler, dışarıdan söylenen fast-food türevlerine kıyasla çok daha besleyicidir. Mikro Besinlerin Gücü: Ev yemekleri genellikle protein, vitamin, lif ve omega-3 yağ asitleri açısından daha zengindir. Bu besinler beyin gelişimini, odaklanma süresini ve hafızayı doğrudan destekler. Kan Şekeri Dengesi: Düzenli ve dengeli beslenen çocukların kan şekeri dalgalanmaları az olur. Bu da okulda ders dinlerken ani yorgunluklar veya dikkat dağınıklığı yaşamalarını engeller. Masadaki Gizli Formül: Ebeveynlerin İzleme ve Destek Rolü Aile yemekleri, ebeveynlerin çocuklarının hayatındaki değişimleri fark etmeleri için en mükemmel "erken uyarı sistemidir". Masada çocuğun yüz ifadesinden, ses tonundan veya sessizliğinden okulda bir sorun olup olmadığı (akran zorbalığı, sınav stresi, bir dersi anlamama vb.) kolayca anlaşılabilir. Sorunların büyümeden, masada konuşularak çözülmesi, çocuğun okul motivasyonunu her zaman yüksek tutar. Başarıya Giden Yol Mutfaktan Geçiyor Özetle; çocukların notlarını yükseltmek için her zaman pahalı özel derslere veya saatlerce süren etütlere ihtiyaç yoktur. Bazen en etkili çözüm, mutfaktan gelen taze bir yemek kokusu ve televizyonun, telefonların kapatıldığı bir akşam yemeği masasıdır. Aile yemekleri sadece bir beslenme rutini değil; sevginin, güvenin, dil gelişiminin ve disiplinin harmanlandığı yaşayan bir sınıftır. Çocuğunuzun karnesini iyileştirmek istiyorsanız, işe bu akşam hep birlikte masaya oturarak başlayabilirsiniz. Kaynak: G- Futbol FIFA Dünya Kupaları Hakkında Bütün Haberler (Türkiye ve Dünyadan)
Kızgın bir Türk Futbol taraftarı bu tweeti atmış Hakkınızı helal edin KIZLAR !- Amerika'da Ne Oluyor - Güncel / Politik Haberler
Bugün gönderilen bir tweet: Maga'ya soruları soruyor Hey MAGA, cevapların var mı? CİDDEN ARKADAŞLAR, BUNLARA NE OLDU: DOGE ÇEKLERİ (Department of Government Efficiency / Hükümet Verimliliği Bakanlığı çekleri) GÜMRÜK VERGİSİ ÇEKLERİ GRÖNLAND HASTANE GEMİSİ KREDİ KARTLARINDA %10 APR (YILLIK FAİZ ORANI) İLAÇLARIMIN %1500 DAHA UCUZ OLMASI 2 DOLARLIK BENZİN EPSTEIN DOSYALARI ZATEN AÇIK OLAN HÜRMÜZ BOĞAZI'NIN YENİDEN AÇILMASI DAHA UCUZ MUTFAK ALIŞVERİŞİ (GIDA) SAVAŞLARI 24 SAATTE BİTİRMEK "ÖZEL OLARAK FİNANSE EDİLEN" BALO SALONU BİR GÜNCELLEME VAR MI? - Randevularına Erken Gelenlerin Gizli Dünyası: Sürekli Dakik Olan İnsanların Şifrelerini Çözen 9 Psikolojik Özellik!
Önemli Bilgiler
Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.
Navigation
Tarayıcı push bildirimlerini yapılandırın
Chrome (Android)
- Adres çubuğunun yanındaki kilit simgesine dokunun.
- İzinler → Bildirimler seçeneğine dokunun.
- Tercihinizi ayarlayın.
Chrome (Desktop)
- Adres çubuğundaki kilit simgesine tıklayın.
- Site ayarları seçeneğini seçin.
- Bildirimler seçeneğini bulun ve tercihinizi ayarlayın.
Safari (iOS 16.4+)
- Sitenin Ana Ekrana Ekle seçeneğiyle yüklendiğinden emin olun.
- Ayarlar Uygulaması → Bildirimler bölümünü açın.
- Uygulama adınızı bulun ve tercihinizi ayarlayın.
Safari (macOS)
- Safari → Tercihler bölümüne gidin.
- Web Siteleri sekmesine tıklayın.
- Kenar çubuğunda Bildirimler seçeneğini seçin.
- Bu web sitesini bulun ve tercihlerinizi ayarlayın.
Edge (Android)
- Adres çubuğunun yanındaki kilit simgesine dokunun.
- İzinler seçeneğine dokunun.
- Bildirimler seçeneğini bulun ve tercihinizi ayarlayın.
Edge (Desktop)
- Adres çubuğundaki kilit simgesine tıklayın.
- Bu site için izinler seçeneğine tıklayın.
- Bildirimler seçeneğini bulun ve tercihlerinizi ayarlayın.
Firefox (Android)
- Ayarlar → Site izinleri bölümüne gidin.
- Bildirimler seçeneğine dokunun.
- Listede bu siteyi bulun ve tercihinizi ayarlayın.
Firefox (Desktop)
- Firefox Ayarlarını açın.
- Bildirimler seçeneğini arayın.
- Listede bu siteyi bulun ve tercihlerinizi ayarlayın.