İçeriğe atla
View in the app

A better way to browse. Learn more.

Tartışma ve Paylaşımların Merkezi - Türkçe Forum - Turkish Forum / Board / Blog

Ana ekranınızda anlık bildirimler, rozetler ve daha fazlasıyla tam ekran uygulama.

To install this app on iOS and iPadOS
  1. Tap the Share icon in Safari
  2. Scroll the menu and tap Add to Home Screen.
  3. Tap Add in the top-right corner.
To install this app on Android
  1. Tap the 3-dot menu (⋮) in the top-right corner of the browser.
  2. Tap Add to Home screen or Install app.
  3. Confirm by tapping Install.

Liderler

Popüler İçerikler

Üzerinde en yüksek itibara sahip içerik gösteriliyor: 29-12-2017 bütün bölümler

  1. Sayfa 530: Zihninden Stonehenge (bunu daha önce göstermiştim o yüzden tekrar göstermeyeceğim), Büyük Piramit, Ajanta Mağaraları, Ebu Simbel, Chichen Itza gibi eski insanların toplanıp aynı manzarayı seyrettiği kutsal yerlerin görüntüleri geçti. Büyük Piramit Ajanta Mağaraları Ebu Simbel Tapınağı Chichen Itza
  2. Sayfa 526: Akşamüstü güneşi Sagrada Familia'nın kulelerine vuruyor, Plaça de Gaudi'ye uzun gölgeler düşürüyor ve kiliseye girmeyi bekleyen turistlere sığınak sağlıyordu.
  3. Sayfa 519: Eğer kanserden ölseydi bağnaz insanlar kendini beğenmiş edalarıyla, Tanrı'nın onu cezalandıracağını iddia edeceklerdi. Ateist yazar Christopher Hitchens öldüğünde öyle yapmışlardı.
  4. Sayfa 516: Abundance: The Future is Better Than You Think (Bolluk: Gelecek Çok Daha Güzel Olacak) What technology Wants (Teknoloji Ne İster) The Singularity is Near (İnsanlık 2.0 Tekilliğe Doğru Biyolojisini Aşan İnsan) Sayfa 516: Langdon gittikçe ısınmakta olan teleferikten inip temiz hava almak, kaleyi, sarayı ve ünlü Sihirli Çeşmeyi görmek için sabırsızlanıyordu.
  5. Sayfa 515: Yüz seksen metre yüksekliğindeki "Montjuic Tepesi, Barcelona'nın güneybatı köşesinde yer alır ve tepesinde Castell de Montjuic bulunur. Bu on yedinci yüzyıl kalesi, dik bir yamacın kenarına inşa edilmiştir. Tepe aynı zamanda, göz alıcı Palau Nacional'a da ev sahipliği yapar. Rönesans tarzı devasa saray, 1929 barselona Uluslararası Fuarı'nın merkezi konumundaydı. Montjuic Tepesi ve Castell de Montjuic Palau Nacional Sayfa 515: Gran Hotel Princesa Sofia'da sabah geç kalkmış, buharlı bir duş almış, ardından yumurta, yulaf ezmesi ve churros iile karnını doyurmuştu. Bir çaydanlık dolusu Nomad kahveyi tek başına içerken kanalları gezinerek sabah haberlerini izlemişti. Churros (Ay acayip lezzetli görünüyor, biraz da bizim şu tulumba tatlısına benziyor)
  6. Sayfa 510: Langdon, "İsimleri kodlanmış," dedi. İkinci bir anlamı varç Şirketin ilerleme hareketini yansıtan gizli bir sembol. Ambra bakakalmıştı. "Sadece harfleri görüyorum." "İnan bana, Fedex logosunda çok tanıdık bir sembol var ve ileriyi gösteriyor." "İleriyi mi gösteriyor? Yani ok gibi mi?" (Ok işaretini göremeyenler için göstereyim, şimdi artık daha rahat göreceksiniz.)
  7. Sayfa 508: Langdon yürümeyi bırakıp ona döndü. "Desen organize olmuş bir dizi demektir. Doğada her yerde desenlere rastlanır ayçiçeklerinin sarmal şeklinde dizilmiş çekirdeklerinde, bal peteğinin altıgen şekillerinde, balık atladığında gölette oluşan dalgacıklarda vs.
  8. Sayfa 507: Tüm dünyada otuz üç adet "Shakespeare'in Bahçesi" bulunur Bu botanik parklarda yalnızca William Shakespeare'in eserlerinde geçen bitkiler yetişir. Stradford-upon-Avon Shakespeare'in Bahçesi Viyana Shakespeare'in Bahçesi San Francisco Shakespeare'in Bahçesi New York Shakespeare'in Bahçesi Barcelona Shakespeare'in Bahçesi
  9. Sayfa 486: Dağdaki kilisenin önünde yer alan büyük meydanda duran Psikopos Valdespino karanlık Şehitler Vadisi'ne baktı. Çam ağaçlarının bulunduğu dar ve derin vadiye şafak öncesi çiyi yayılıyor, uzaklardan avcı bir kuşun geceyi delen çığlığı duyuluyordu. Keşiş akbabası......
  10. Sayfa 471: Ekranda en eskilerinden, iki boyutlu ve siyah beyaz bir çizgi film görünüyordu. Langdon 1928'de bir Disney klasiği olan "Bill'in Buharlı Gemisi"ni hemen tanıdı. Bahsedilen çizgi filmi izlemek için buraya bakabilirsiniz.
  11. Sayfa 461: Jeremy England mı? Langdon, Edmond'ın bahsettiği fizikçinin ismini duyunca lalırdı. Otuzlu yaşlarındaki MİT öğretim üyesi, kuantum biyolojisi denilen yeni bir sahada tüm dünyayı karıştırarak Boston'daki akademi dünyasında hayranlık uyandırmıştı. Jeremy England Sayfa 461: Jeremy England ile Robert Langdon tesadüfen Philips Exeter Akademisi'nde aynı hazırlık okuluna gitmişlerdi. Genç fizikçinin ismini ilk defa mezunlar dergisinde yer alan Dissipation Driven Adaptive Organization başlıklı bir makalede öğrenmişti. Philips Exeter Akademisi
  12. Sayfa 461: Yeniden ekrana gelen Edmond, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nün ünlü kubbesine doğru bir patikada ilerliyordu. Kubbesine biraz daha yakından bakalım
  13. Sayfa 459: Stanford Üniversitesi'nden biyokimyacı Doktor Constance Gerhard. Stanford Üniversitesi
  14. Sayfa 456: Edmond'un iki katlı dev bilgisayarının geniş açılı bir fotoğrafı, borulu orgun çaldığı Bach'ın ünlü Re Minör Toccato ve Füg'ü eşliğinde ekrana yansıdı. Bach - Re Minör Toccato ve Füg, borulu org versiyonu. Sayfa 457: Edmond dramatik müzik eşliğinde süper bilgisayarının videolu tanıtımını yapıp en sonunda "kuantum küpünü" gösterdi. (Kuantum küpü derken E-Dalga'dan bahsediyor, gözünüzde görüntünün canlandırılabilmesi için üst taraflarda paylaştığım Google-Nasa'nın D-Dalga resmine bakabilirsiniz )
  15. Sayfa 447: Dünyada az sayıda ünlü deney tüpü vardı ve bunun onlardan bir olduğuna emindi. ....... Profesör dizlerini kırıp yetmiş yıllık cam tüpe baktı. Yüzeyindeki maskeleme bandı eskimiş ve yıpranmış olsa da üstündeki iki isim hala okunuyordu. MILLER-UREY Miler-Urey Deney Tüpü ve Deneyin Ayrıntıları Sayfa 447: Kimyager Stanley Miller ile Harold Urey bu soruyu cevaplamak için 1950'lerde efsanevi bir bilimsel deney yapmıştı. Başladıkları yürekli deney başarısız olmuş ama çabaları dünya çapında övgü bulmuştu. O günden beri bu deney Miller-Urey ismiyle anılıyordu. Stanley Miller ve Miller-Urey deney tüpü Harold Urey
  16. Sayfa 440: Olamaz. Onlarca yıl öncesine ait bej renkte bir IBM DOS sisteminin önünden geçti. IBM DOS Winston, "Tıpkı sizin Mickey Mouse saatiniz gibi," dedi. Sayfa 440: Ambra yanına geldi. Flopi disket yuvası, 1200 baud'luk bir telefon modemi ve dışa bombeli iki inçlik bir monitörü bulunan anahtar renginde biçimsiz bir bilgisayardı. Winston bilgisayarı tanıttı. "Tandy TRS-80. Edmond'ın ilk makinesi. İkinci el satın almış ve sekiz yaşındayken bununla BASIC kullanmayı öğrenmişti. Tandy TRS-80
  17. Sayfa 436: Son yıllarda Google'ın Kuantum Yapay Zeka Laboratuvarında D-Dalga gibi makineler kulanırken, Edmond üstünde gizlice çalıştığı bu bilgisayarla herkesi geride bıraktı. Kuantum Yapay Zeka Laboratuvarıyla ilgili hazırlanmış videoyu izlemek isterseniz buraya bakabilirsiniz.
  18. Şimdilik biraz ara vereceğim, okumamı buraya kadar tamamlayabildim, birkaç gün içinde tekrar eklemelere başlarım. Bu arada Cehennem kitabı için bu çalışmayı yaparken, hiç tanımadığım dışarıdan izleyici olarak katılan kişiler misler gibi buraya üye olup bana yardımcı olmuşlar, okudukları yerleri onlar da eklemeye başlamışlardı. Şimdi neden kimse bir şey eklemiyor ki? :/
  19. Sayfa 434: Bilgisayarın mavimsi tonu ona satranç şampiyonu Gary Kasparov'u yenerek tüm dünyayı şaşırtan 1990'ların Deep Blue isimli süper bilgisayarını hatırlattı. Deep Blue Garp Kasparov ile Deep Blue'nin satranç karşılaşması
  20. Tekrar Barselona'daki SüperBilgisayar Merkezine dönüyoruz. Sayfa 432: İleride cam mekanın dış duvarına tutturulmuş bir döner merdiven duruyordu. Bilgisayarın söylediklerine uyarak merdiveni çıktılar ve kendilerini camdan bir döner kapının önündeki metal eşikte buldular. (Döner kapı bu ama tam tarif edildiği gibi değil çünkü gerisi hikaye) Sonrasında bahsedilen hoşgeldin paspası, terlikler falan tabii hikaye, ama ne yalan söyleyeyim belki vardır diye bakmadım değil, hatta şöyle bile düşündüm, Belki bir gün Dan Brown buraya gitmiş ve belki de gerçekten böyle bir görüntü görmüştür ondan sonra o görüntü onu o kadar etkilemiştir ki tutmuş bu kitabı yazmıştır. Olabilir miydi, neden olmasındı
  21. Sayfa 434: Julian bu geçidin, içine giriş yolu olmakla kalmadığını aynı zamanda resmi onay verilmiş bir Katolik kilisesinin sahını oluşturduğunu biliyordu. İçerideki dua banklarını görmeye başlamıştı. La basilica secreta, bu tünelin sonundaki yıldızlı mabed, devasa kubbesiyle yeraltına yapılmış büyük bir bazilikaydı. Roma'daki Aziz Petrus Meydanı'ndan (Vatikan meydanı) daha fazla yüzölçümüne sahip olduğu söylenen yeraltındaki bu anıt mezarda dağın tepesindeki haçın tam altına inşa edilmiş sunağın çevresine altı ayrı şapel yapılmıştı. (Aziz Petrus Meydanı'nı önceki sayfalarda hatırlarsanız fotograflamıştım, Hristiyanlara seslenen beyaz giysili papa - sagrada Familia'nın çatısındaki beyaz giysili kadın benzetmesi) Sanırım sunağı çevresindeki altı şapelden biri bu Diğer ikisinin girişi de bu fotoğrafta daha net görünüyor ama hepsini içine alan geniş açı bir fotograf pek çekilmemiş
  22. Sayfa 429: Muhafız psikoposla prensi üzerinde o uğursuz frankocu sembolün işlenmiş olduğu ferforje demirden yapılmış büyük bir kapıdan geçirdi. Çift başlı kartal amblemi Nazi ikonografisini andırıyordu. Sayfa 429: Kapının iki yanında ellerinde haç şeklinde kılıç tutmuş metalden birer ölüm meleği heykeli duruyordu.
  23. Sayfa 428'de bahsedilen Chapel Torre Girono, yukarıda bahsedilen Süperbilgisayar merkezinin girişindeki şapelin adıydı, linkliyorum, isteyen tekrar bakabilir.
  24. Sayfa 426: Şapeldeki geniş salona hayatında gördüğü en büyük cam kutu yerleştirilmişti. Şeffaf kutu tüm zemini kalıyor ve şapelin iki katlı tavanına kadar yükseliyorduç Kutu iki farklı kata ayrılmış gibiydi. İlk katına buzdolabı büyüklüğünde yüzlerce metal dolap sıralar halinde dizilmişti. Dolapların kapağı yoktu ve içleri olduğu gibi görünüyordu. Bağlantı noktalarının meydana getirdiği ızgaradan sarkıtılmış kırmızı kabloları yere doğru bel vermişti. Yere kalın bir halatı andıracak şekilde birbirine dolanarak bir cihazdan diğerine adeta bir ağ örüyordu. Langdon düzenli kaos diye düşündü. Sayfa 426: Winston açıklamaya başladı. Birinci katta dünyanın en hızlı bilgisayarlarından ünlü MareNostrum süper bilgisayarını görüyorsunuz..... Langdon şimdi MareNostrum'un tüm kablolarının ortada birleşip birinci katın tavanına doğru tek bir gövde halinde yükseldiğini görüyordu. Sayfa 427: Büyük cam dörtgenin ikinci katına baktığında bambaşka bir manzarayla karşılaştı. Yerin ortasındaki yükseltilmiş bir platformun üstünde mavi gri metalik bir küp duruyordu. Bir metrekarelik küpün ne kablosu ne yanıp sönen ışıkları ne de Winston'un zar zor anlaşılır bir terminolojiyle anlattığı son model bilgisayara yaraşır cinsten bir özelliği vardı. (Bu kitapta bahsedilen Edmond Kirsch'ün bilgisayarı, doğal olarak hayali bir durum, bulamıyorum yani böyle bir şey )
  25. Sayfa 421: Edmond yıllar önce Langdon'ı bir gösteriye götürmüştü. Missa Charles Darwin ismindeki Hristiyan ayininde besteci, kutsal latince metni Charles Darwin'in Türlerin Kökeni isimli kitabındaki pasajlarla değiştirmişti. Böylece dindar seslerden meydana gelen unutulmaz bir koro, doğal seçlimin vahşiliğiyle ilgili ilahiler söylemişti. Bu videoyu mutlaka izleyin, hem burada bahsedilen ilahiyi dinliyorsunuz hem de tam yukarıda bahsedildiği gibi plaza ekrandaki hayat oyunuyla oluşan Hayat Ağacının şekillenmesini gösteriyor. Ayrıca Darwin'in Türkçe ye de çevrilmiş olan eseri Türlerin Kökeni
  26. Sayfa 419: Tam karşılarındaki lobi duvarında yer alan dev bir plazma ekran, içerideki tek ışık kaynağıydı. Ekran çok ilkel bir bilgisayar oyununu gösteriyordu...... .....Hayat ismiyle bilinen, bilgisayar üretimi bu dizilim 1970'lerde İngiliz Matematikçi John Conway tarafından icat edilmişti. John Conway
  27. Sayfa 415: Dünyanın en uzun haçı İspanya'da yer alır. El Escorial Manastırı'nın on üç km kuzeyindeki dağın tepesine dikilmiş devasa beton haç, gökyüzüne doğru 150 m. yükselir..... Haçın aşağısında yer alan Şehitler Vadisi isimli iki dağ arasındaki geçitte İç Şavaş'ta her iki taraftan verilen kırk bin kayıp ebedi istirahatindedir. El Escorial Manastırı Dünyanın en büyük haçı ve Şehitler Vadisi
  28. Sayfa 413: Bu gerçek olamaz. Edmond'ın bilgisayar laboratuvarlarının çatısında dev bir haç mı var? Birkaç adım daha atınca ağaçların arasından çıktı. Artık binanın tüm cephesini görüyordu. Karşısındaki büyük penceresiyle eski bir gotik kilise duruyordu. Sivri uçl iki taş kulesi ve Katolik azizlerle Bakire Meryem'in yarım kabartmalarının süslediği zarif bir kapısı vardı. BARSELONA SÜPER BİLGİSAYAR MERKEZİ CENTRO NACIONAL DE SUPERCOMPUTACION. Ambra şaşkınlık içinde ona döndü. "Bir katolik kilisesinin içinde Barselona'nın süper bilgisayar merkezi mi varmış?" (Şu arkadaki cam bina da süper bilgisayar merkezi sanırım, okudukça biraz daha belirginleşecek bakalım.)
  29. Sayfa 410: Sonunda bakışları XII Plaça de Pius'taki trafik kavşağına ilişince içinde bir umut belirdi. Hemen pilota sesledi. "Şuraya! Lütfen şu ağaçlıklı yere git!" Sayfa 410: Burası Pedralbes Kraliyet Sarayı! Edmond'ın Winston'u burada yapmasına imkan..." Sayfa 410: Langdon, "Tm bloka bak," dedi. "Sağ alt kenarı tuhaf duran bir elmas şekli." Ambra'nın kısa sürede çıkaracağını tahmin ettiği için susup beklemeyi tercih etti. "Bu bloktaki iki küçük parka bak. " Ortadaki yuvarlak parkı ve sağ taraftaki yarım daire şeklindeki parkı gösterdi. "Sanki bu yeri tanıyorum ama ismini..." "Langdon, "Resmi düşün," dedi. Guggenheimde'ki koleksiyon aklına gelsin." "Winston," diye bağırdı Ambra, hayretler içinde yüzünü ona döndü. "Bu blokun şekli Winston'ın Gugenheim'daki otoportresinin bire bir aynısı." (Bu anlatılan kavşağa dair Google da bir çok fotoğraf var ancak hepsi shutterstock ve türevleri olan paralı sitelerin ürünü nedenle burada paylaşsam bile görmeniz zor. Ancak Google'ın görsel taramasına XII Plaça de Pius yazarsanız kendiniz görebilirsiniz.
  30. sayfa 408: Sahildeki ultramodern Dioganal ZeroZero'dan, Don Quixote'u (Don Kişot) kaleme alan İspanya'nın en ünlü roman yazarının ismini taşıyan eski gül bahçesi Parc de Cervantes'e kadar uzandı. (Dioganal ZeroZero: Şu tuhaf şekilli şeyden bahsediyor) Parc de Cervantes
  31. Sayfa 407: Pilota doğru bağırdı. "Avinguda Diagonal. Al oeste (batıya). Şehri boylu boyunca geçen Avinguda Diagonal'ı herhangi bir Barcelona haritasına bakarken gözden kaçırmak imkansızdı.
  32. Sayfa 402-403: Sagrada Familia'nın kelelerinin üstünden uçarken rahibin doğru söylediğini fark etti. Kilisenin yekpare merkez kulesi henüz inşa edilmemişti. Sekoyaların arasındaki ağaçsız yerleri andıran temel platform, diğer kulelerin ortasında kalmış çember şeklinde bir alandı. (O çember derken sanırım bu çemberden bahsediliyor)
  33. Sayfa 401: Merdiven boşluğuna bakarken Gaudi'nin zarif deniz kabuklusu tasarımına dikkat etti. Kilisenin internet sitesinden, bodrum kattaki Gaudi Müzesi'ne baktığını hatırladı. Bir süre önce girdiği internet sitesindeki CAD programlarla ve dev 3D yazıcılarla hazırlanan Sagrada Familia modelleri, kilisenin temelinin atılmasından yıllar sonra alacağı son şekline kadar uzun yapım sürecini gösteriyordu...... ...... Kilise inşaatının o günkü halini gösteren "Bugünkü Sagrada Familia" isimli bir modeldi. (Bu hangi zamana ait bilmiyorum ama bahsedilen model bu tür bir şey)

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.

Account

Navigation

Tarayıcı push bildirimlerini yapılandırın

Chrome (Android)
  1. Adres çubuğunun yanındaki kilit simgesine dokunun.
  2. İzinler → Bildirimler seçeneğine dokunun.
  3. Tercihinizi ayarlayın.
Chrome (Desktop)
  1. Adres çubuğundaki kilit simgesine tıklayın.
  2. Site ayarları seçeneğini seçin.
  3. Bildirimler seçeneğini bulun ve tercihinizi ayarlayın.