Zıplanacak içerik
DİPNOT

DEVRİM ATEŞİNİN ALEVLERİ... (6 Mayıs 1972'de idam edilen gençlik önderleri DENİZ GEZMİŞ, YUSUF ASLAN ve HÜSEYİN İNAN, yurt genelinde çeşitli etkin)

Önerilen İletiler

.

Devrim ateşinin alevleri... DENİZ'LERİ UNUTMAK OLMAZ...

 

6 Mayıs 1972'de idam edilen gençlik önderleri DENİZ GEZMİŞ, YUSUF ASLAN ve HÜSEYİN İNAN, yurt genelinde çeşitli etkinliklirle anılacak...

 

Tuhaf zamanlardan geçiyoruz.

Uğrunda savaştıkları değerleri terk edenlerin bıkıp usanmadan günah çıkarttıkları zamanlarda yaşıyoruz. ''Anılarını'' anlatırken onları günümüzün ''renklerine'' uydurabilmek için bin dereden su getirenleri ciddiye almak zor, ama yine de üzülüyor insan. ''Hayır!'' demeyi unuttukları için, ''hayır'' demenin haksızlıklara isyan etmek olduğunu artık hiç hatırlamadıkları için, şimdi üst üste, yüz kere, bin kere ve her şeye ''evet'' deyip duruyorlar. Ağızlarından çıkan ''evet'' ler, önünde diz çöktükleri sahte ikonlarının çevresine dizilmiş sönük mumlardır. Oysa anılar güzeldir. Acıyla hatırladığımız anılar bile, birer isyan ateşidirler ve güzeldirler.

 

Deniz uzun boyuyla bir bayrak gibiydi. Kalabalığın içinde yalnızca onun başı yükselirdi. Hatırlıyorum ve bu hatırada ikonlar ve mumlar yok:

Fikir Kulüpleri Federasyonu İstanbul Sekreterliği'nin Sultanahmet'teki merkezindeydik. FKF'nin kendini Türkiye İşçi Partisi'ne daha yakın hisseden kesiminin elinde yalnızca İstanbul Sekreterliği kalmıştı. FKF, Dev-Genç olma yolundaydı. Deniz'in önderliğini yaptığı Devrimci Öğrenci Birliği'nden arkadaşlarla o binanın salonunda oturuyor ve kim bilir ne konuşuyorduk. Herhalde herkes neden kendisinin daha haklı olduğunu anlatıyordu. Denizler devrim ateşinin en alevli yanıydılar. Bizim ise korumamız gerektiğini düşündüğümüz bir parti, bir yerlerde düzen haline gelmiş ve nasıl vereceksek, eylemlerimizle zarar vermememiz gereken bir sosyalizm ve galiba pek de haklı olmayan aklıselimimiz vardı. Şimdi düşünüyorum da devrimcinin isyanı ve heyecanı hep aklından önce gelmelidir. Yoksa aklına yenilebilir ve akla yenilmek her zaman pek kötü bir şeydir. Çünkü isyanla, ''hayır!'' la beslenmeyen akıl, muhafazakâr bir akıldır.

 

Telefon çaldı ve üniversiteye baskın yapan MTTB'lilerin, hukuk ve iktisat fakültelerinin bulunduğu binaları işgal ettiklerini öğrendik. Deniz kalktı ve ''Yürüyün arkadaşlar'' dedi. Bense FKF İstanbul Sekreterliği'nin o saatlerde orada bulunan tek yöneticisiydim ve elbette ben de yürüyecektim.

 

Yürüdük...

Deniz bir adım attığında benim iki adım atmam gerekiyordu yetişebilmek için. Ana kapıdan içeri girdiğimizde nefes nefeseydim. O ise Can babanın dediği gibi ''en uzun koşunun en güzel yüz metresini'' çoktan koşmaya başlamıştı. Sonra 12 Mart'ın karanlığı çöktü üstümüze ve Denizler'i uzun koşudan alıkoydular.

6 Mayıs'ta, Kalyoncu Kulluk'la Simitçi Sokağı'nın kesiştiği köşede üflesen yıkılacak iki katlı ahşap bir evdeydim. Karşı apartmanın penceresinde bir tuhaf, bir garip duran Tassula , ağlayarak gösterdiğinde Deniz'in fotoğrafını, yüz metrenin koşulup bittiğini anladım.

Şimdi işte bakıyorum da, o günlerden birilerine hiçbir şey kalmamış. ''Değişmek gerektiği, çağın değiştiği'' gibi saçma sapan sözlerden başka bir şey çıkmıyor kalemlerinden. Oysa Denizler'den bize kalan, ''hayır'' demeye, karşı çıkmaya devam etmektir. Haksızlık sürüp gidiyorsa, sömürü gittikçe artıyor, ülkeler utanmazca işgal ediliyor, halklarla alay ediliyorsa isyan etmek gerekir. İsyan edemiyorsanız susabilirsiniz en azından.

 

İnsanın üstüne bir kere gölge düştü mü, bir daha güneşi görmek zordur...

İnsanın üstüne bir kere gölge düştü mü, insan kendine yalnızca karanlığın imparatorluğunda yer beğenebilir. O zaman, işte o zaman ikonların önünde diz çöker ve mumlarınızı peşpeşe yakmaya başlarsınız.

 

Ve ne çoktur o mumlar...

Yaşadıkları bütün zamanları yanlış yaşadıklarını düşünenler genellikle kandırıldıklarını söyler ya da gençliklerinde bulurlar kabahati. Bu, günah çıkartmanın girizgâhıdır. Sonra ''değişen dünyanın değişen koşullarından'' söz ederler; değişmeyen, tam tersine yoğunlaşan sömürü umurlarında bile değildir, ''siz hâlâ oralarda mısınız'' diye dalga geçmeye kalktıkları bile olur.

 

Onlara gülüp geçeceksiniz...

Onlara artık bir şey anlatamazsınız. Onlar ''Artık yeter, biraz da yaşa'' diyen akıllarına çoktan yenilmişlerdir. Yaşamanın ne kadar değerli bir iş olduğunu hiç ama hiç anlamadıkları halde, ''yaşamak'' diye bir şeyden söz ederler. Yalnızca yemek, içmek ve nasıl olunuyorsa rahat olabilmek gibi bir şeydir onların yaşamak dedikleri. Oysa yaşamak, başka, bambaşkadır.

 

Denizler'in iyi bildiği bir şeydi yaşamak...

Nâzım 'dan öğrenmişlerdi ve öğrendikleri gibi de yaşadılar.

Çok da iyi yaşadılar.

Gıpta bile edemeyeceğiniz kadar iyi...

.

SAVUNMASI...

Türkiye’nin bağımsızlığından başka bir şey istemedim. Ve bu sebeple Amerikan emperyalizmine ve işbirlikçilerine karşı mücadele verdik. Bundan dolayı da ölümden korkmuyoruz. Onu ancak işbirlikçiler düşünsün. Ve ancak onlar kendi canının telaşına düşsün. Ve ben 24 yaşındayken kendimi Türkiye’nin bağımsızlığına armğan etmekten onur duyuyorum. Bu bağımsızlık düşüncesini mezara kadar götüreceğiz.

 

Sayın Savcı,

1.___ Amerikan emperyalizmi gayrî millîdir.

2.___ Ona ortaklık edenler ulusumuza ihanet etmişlerdir.

3.___ Emperyalizme karşı mücadele suç değildir, silahlı mücadele ise Anayasayı ihlâl değildir.

4.___ Gayrî millî olan emperyalizm ve ortaklarının sömürüsü, Anayasaya aykırıdır.

 

Buna göre iki şey var:

1.___ Eğer belli bir hata sonucu, iddianame ve mütalaayı hazırladınızsa, dikkatli

olunuz; idamını istediğiniz kişiler kasaplık koyun değildir ve siz savcısınız…

2.___ Yok eğer yaptığınızın bilincinde iseniz; yolunuz açık olsun

.

mahkeme12.jpg

.

_________________________________________________________________________

Kaynak. GÜRAY ÖZ / 06 05 2006 / Cumhuriyet...

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Hangi kuşu tuttuysam kanatlarından

küskün aylar, yorgun yıldızlar döküldü

kan avuçlarıma

sonra maviye çalan bir şafak

söküldü üç yalnız darağacına

altı mayıs günü

 

Durmuştu zaman

kan soluyordu büyümüş burun deliklerinden

akrep dağlara vurmuştu kendini

gizlenmek için bir taşın altında

kıyamete kadar

ve yelkovan sığındığında rüzgar gülüne

ne güle yaranabildi ne rüzgara

Don Kişot çıkıp romanlardan kılıcıyla

parçaladı darağacı değirmenlerini

altı mayıs günü

 

Hangi kuşu tuttuysam kanatlarından

mayıs günleri yağdı başıma bir dolu

uykusuz şafaklarım ıslandı

üşüdü mavilerim

 

Zaman yürüyecektir yeniden

ve güneşe giden suskun mayıs günlerini

yakalayacaktır mavi şafaklarından

ve bir daha darağaçları kurulmayacaktır

yurdumda...

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

vatan çifliklerinizse,

kasalarınız ,çek defterlerinizin

içindekilerse vatan.

vatan şose boylarında

gebermekse açlıktan,

vatan soğuktan it gibi titremek

ve sıtmadan kıvranmaksa,

yazın fabrikalarınızda al

kanımızı içmekse vatan.

vatan,tırnaklarıyla

ağalarınızın,

vatan , mızraklı ilmühalse,

vatan polis copuysa,

ödeneklerinizse, maaşlarınzsa

vatan,

vatan amerikan üsleri

amerikan bombası,

amerikan donanması , topuysa,

vatan, kurtulamamaksa

kokmuş karanlığından,

ben vatan hainiyim

..........................

Nazım Hikmet

 

bugün Rodrigo nun gitar konçerto sunu öneriyorum

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

VASİYETİ...

 

Baba,

 

Mektup elinize geçmis olduğu zaman aranızdan ayrılmış bulunuyorum.

Ben ne kadar üzülmeyin dersem yine de üzüleceginizi biliyorum.

 

Fakat bu dururumu metanetle karsilamani istiyorum, insanlar doğar,büyü,yaşar ölurler,önemli olan cok yaşamak degil,yaşadığı süre icinde fazla şeyler yapabilmektir.

 

Bu nedenle ben erken gitmeyi normal karşılıyorum.

Ve kaldi ki benden evvel giden arkadaşlarım hiçbir zaman ölüm karşısında tereddüt etmemişlerdir.

 

Benim de etmeyecegimden süphen olmasın.

 

Oglun, ölüm karsisinda aciz ve caresiz kalmis değildir, o bu yola bilerek girdi ve sonunda da bu olduğunu biliyordu.

 

Seninle düşüncelerimiz ayri ama beni anlayacağını tahmin ediyorum.

 

Sadece senin degil, Türkiye'de yaşayan Kürt ve Türk halklarının da anlayacagına inaniyorum.

 

Cenazem icin avukatlarıma gerekli talimati verdim.

Ayrıca savcıya da bildirecegim.

 

Ankara'da 1969' olen arkadaşım Taylan Özgür'ün yanına gömülmek istiyorum.

 

Onun icin cenazemi Istanbula göturmeye kalkışma, annemi teselli etmek sana düşüyor,kitaplarımı küçük kardeşime bırakiyorum.

 

Kendisine ozellikle tembih et onun bilim adami olmasini istiyorum,bilimle ugrassin ve unutmasin ki bilimle ugrasmak da bir yerde insanliga hizmettir.

 

Son anda yaptiklarimdan en ufak bir pismanlik duymadigimi belirtir seni, annemi,abimi,kardesimi devrimciligimin olanca atesi ile kucaklarim.

 

Oğlun Deniz Gezmis" :clover:

.

bedri-1.jpg

.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

İdama Giderken [6 Mayıs 1972] - Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan

 

 

 

İdama Giderken [6 Mayıs 1972]

Emperyalizme Karşı Dövüşmek Suç Değildir

 

İdamları izleyen iki avukattan biri olan Mükerrem Erdoğan o sabahı şöyle anlatıyor:

 

 

 

Deniz Gezmiş

Deniz bize döndü."Cezaevinde bizi, yangından mal kaçırır gibi kaptılar, havalandırarak getirdiler. Ayakkabılarımızın bağlarını bile bağlamamıza fırsat vermediler. Postallarımın bağlarını bağlasınlar; asıldığımda ayağımdan düşmelerini istemem.” dedi. Deniz gardiyanların yardımıyla masaya çıktı. Bir gardiyan ilmiği açtı, genişletti, başından geçirip taktı Deniz’in boğazına. İşte o an Deniz son sözlerini söyledi:

 

“Yaşasın tam bağımsız Türkiye!

Yaşasın Marksizm-Leninizm!

Yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği!

Yaşasın işçiler, köylüler!

Kahrolsun Emperyalizm!

 

 

Yusuf Aslan

Deniz’in asılması sırasında Yusuf’u alıp oraya getirmişler. Bize dönerek “Duydum Deniz’in sesini.” dedi. Darağacı hazırlanmış, tazelenmişti. Yusuf masaya oradan da tabureye çıktı. Geçirdiler ilmiği boynuna. Yusuf da gür, yürekli bir sesle son sözlerini söyledi, taburenin üzerinde:

 

“Ben ülkemin bağımsızlığı ve halkımın mutluluğu için şerefimle bir defa ölüyorum! Sizler bizi asanlar şerefsizliğinizle her gün öleceksiniz! Biz halkımızın hizmetindeyiz! Sizler Amerika’nın hizmetindesiniz!

Yaşasın Devrimciler!

Kahrolsun Faşizm!

 

 

 

Hüseyin İnan

Bu arada Hüseyin’i getirdiler. Bildiğimiz Hüseyin’di. Her zamanki Hüseyin. Sigara içip içmeyeceğini sorduk. “İçmeyim.” dedi. Bize döndü. “Söyleyin babama.” dedi; ayağındaki lastik ayakkabıları gösterdi, “Babam, yarın ayağımdaki bu lastik ayakkabıları görüp, doğru dürüst bir ayakkabısı bile yokmuş diye üzülmesin. Askeri Cezaevinde, ayakkabılarımızı giymemize bile fırsat vermediler. Ayakkabılarım cezaevinde kaldı. Onlara hediyem olsun.” dedi. Durdu. “Sehpaya çık.” diye bağırdı savcı. Hüseyin savcıya döndü masanın üzerinde, “Sabırlı ol, çıkacağım.” dedi. Ve tabureye çıkmadan, masanın üzerinde, yürekli bir sesle bağıra bağıra son sözlerini söyledi:

 

“Ben şahsi hiçbir çıkar gözetmeden halkımın mutluluğu ve bağımsızlığı için savaştım! Bu bayrağı bu ana kadar şerefle taşıdım! Bundan sonra bu bayrağı Türk halkına emanet ediyorum!

Yaşasın işçiler, köylüler ve yaşasın devrimciler.

Kahrolsun Faşizm!”

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Misafir gelincik

Dün akşam CNN Türk te bu konu ile ilgili hazırlanan programı izledim ve inanın ağlamamak için kendimi zor tuttum.

Bu gencecik insanlar uşaklık yapmamak için emperyalistlerle mücadele ettiler ,bağımsız bir ülke istediler,silahlı mücadele yapmadılar,sivilleri,masumları öldürmediler ,6. filo defol git dediler bunlar niye yapıldı.Şimdi bir sürü adamı katledenler hapishanelere uğurlanırken veya buralardan çıkarken Türkiye sizinle gurur diyor nidaları ile karşılanıyorlar.Bu nasıl bir çelişkidir .Hangi mantık tarzıyla izah edilebilir.Bugün ve ozaman milliyetçi olan kesim, onlar" abd defol git" derken nerdeydiler ve şimdi nerdeler???

 

Akşam programı izlerken asıl kahrolduğum nokta ise ,Deniz Gezmiş in boyu uzun ve iri yapılı olduğu için ipe iki düğüm atılmış ve bu yüzden aslında 1,5-2 dakika içinde bitmesi gereken olay tamtamına 50 dakika sürmüş ya bu ne vahşettir bu ne kin nefrettir.(İki düğüm olunca boyun kemiğini kırmıyor ve uzun süre can çekişmesi sağlanıyormuş)Bir diğer nokta ise gardiyanların bulunduğu odadan idam edilenler görülebiliyor ve Deniz asılırken Yusuf a izlettiriliyor ,Yusuf asılırken de Hüseyin e izlettiriliyor bu durum.

Ben şimdi merak ediyorum ihtar gelirse de gelsin umurumda bile değil bu ****** köpekler bu yaptıklarının vebalini nasıl kaldırdılar o zaman dini merasim istemediler diye onları küçümsüyen adamlar bunların hesabını öteki tarafta nasıl allaha verdiler

Sonuç olarak keşke bugün onların istedikleri gerçekleşmiş olsaydı da hiç değilse ölümlerine bu kadar çok üzülmeseydik.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Dünya görüşleri her ne olursa olsun bu tür bir muameleyi hiç kimse haketmez...Medeniyet ve insanlık dışıdır...

 

Akşam programı izlerken asıl kahrolduğum nokta ise ,Deniz Gezmiş in boyu uzun ve iri yapılı olduğu için ipe iki düğüm atılmış ve bu yüzden aslında 1,5-2 dakika içinde bitmesi gereken olay tamtamına 50 dakika sürmüş ya bu ne vahşettir bu ne kin nefrettir.(İki düğüm olunca boyun kemiğini kırmıyor ve uzun süre can çekişmesi sağlanıyormuş)Bir diğer nokta ise gardiyanların bulunduğu odadan idam edilenler görülebiliyor ve Deniz asılırken Yusuf a izlettiriliyor ,Yusuf asılırken de Hüseyin e izlettiriliyor bu durum.

 

Sevgili gelincik yazınızı okuyunca gerçekten çok üzüldüm...

 

Böyle olayların bir daha yaşanmaması daha sağduyulu , barış ve kardeşlik dolu toplumlara ulaşmanın ümidiyle...

 

Selam ve dua ile...

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Dünya görüşleri her ne olursa olsun bu tür bir muameleyi hiç kimse haketmez...Medeniyet ve insanlık dışıdır...

 

Böyle olayların bir daha yaşanmaması daha sağduyulu , barış ve kardeşlik dolu toplumlara ulaşmanın ümidiyle...

 

 

:clover:

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Dün akşam CNN Türk te bu konu ile ilgili hazırlanan programı izledim ve inanın ağlamamak için kendimi zor tuttum.

Bu gencecik insanlar uşaklık yapmamak için emperyalistlerle mücadele ettiler ,bağımsız bir ülke istediler,silahlı mücadele yapmadılar,sivilleri,masumları öldürmediler ,6. filo defol git dediler bunlar niye yapıldı.Şimdi bir sürü adamı katledenler hapishanelere uğurlanırken veya buralardan çıkarken Türkiye sizinle gurur diyor nidaları ile karşılanıyorlar.Bu nasıl bir çelişkidir .Hangi mantık tarzıyla izah edilebilir.Bugün ve ozaman milliyetçi olan kesim, onlar" abd defol git" derken nerdeydiler ve şimdi nerdeler???

 

Akşam programı izlerken asıl kahrolduğum nokta ise ,Deniz Gezmiş in boyu uzun ve iri yapılı olduğu için ipe iki düğüm atılmış ve bu yüzden aslında 1,5-2 dakika içinde bitmesi gereken olay tamtamına 50 dakika sürmüş ya bu ne vahşettir bu ne kin nefrettir.(İki düğüm olunca boyun kemiğini kırmıyor ve uzun süre can çekişmesi sağlanıyormuş)Bir diğer nokta ise gardiyanların bulunduğu odadan idam edilenler görülebiliyor ve Deniz asılırken Yusuf a izlettiriliyor ,Yusuf asılırken de Hüseyin e izlettiriliyor bu durum.

Ben şimdi merak ediyorum ihtar gelirse de gelsin umurumda bile değil bu ****** köpekler bu yaptıklarının vebalini nasıl kaldırdılar o zaman dini merasim istemediler diye onları küçümsüyen adamlar bunların hesabını öteki tarafta nasıl allaha verdiler

Sonuç olarak keşke bugün onların istedikleri gerçekleşmiş olsaydı da hiç değilse ölümlerine bu kadar çok üzülmeseydik.

Dünya görüşleri her ne olursa olsun bu tür bir muameleyi hiç kimse haketmez...Medeniyet ve insanlık dışıdır...

 

Sevgili gelincik yazınızı okuyunca gerçekten çok üzüldüm...

 

Böyle olayların bir daha yaşanmaması daha sağduyulu , barış ve kardeşlik dolu toplumlara ulaşmanın ümidiyle...

 

Selam ve dua ile...

:clover:

 

Yol

 

Kocaman

 

dağları

 

kardaş

 

basa basa

 

düz eylemek

 

Çıkmak yavaş

 

yavaş'lardan

 

Eylem

 

neyse

 

tez eylemek

 

Sessizliği türkü

 

kılıp

 

anlama

 

dönüştürmeli

 

Bir görevdir

 

söz eylemek

 

Gerçek yürür

 

önümüzde

 

Haydi kardaş

 

adım adım

 

geleceği iz

 

eylemek.

 

Fazıl Hüsnü Dağlarca

:clover:

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

"O güzel insanlar iyi atlara bindiler çekip gittiler"

Her dönem iyi atlar gelir ve güzel insanlar o atlara biner çekip gider sevgili dipnot,bu olayı foruma taşıdığın için teşekkürlerr.Fazla söze gerek yok 68 kuşağı ve arkasından gelen yitik kuşak o atlar 1976-1985 arasında çok geldi c:)) korkarım cok daha fazla gelecek görünüyor :sweatingbullets:

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

İletiniz moderatör kontrolünden geçtikten sonra sitede gösterilmeye başlanacaktır. Eğer buna maruz kalmak istemiyorsanız lütfen hemen bir ÜYE OLUNUZ.

Misafir
İletinizi misafir olarak gönderiyorsunuz. Eğer üye iseniz lütfen GİRİP YAPARAK gönderiniz.
Bu başlığa cevap yaz

×   Zengin metin olarak yapıştırıldı..   Onun yerine sade metin olarak yapıştır

  Only 75 emoticons maximum are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Önceki içeriğiniz geri getirildi..   Editörü temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.


×

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.