Zıplanacak içerik
politika

AB-TÜRKIYE VE FRANSA

Önerilen İletiler

Demek ki hala anlatamamisim ne söylemeye calistigimi,size tekrar tekrar okumanizi tavsiye edebilirim ancak.Benim hicbir yazimda AB ye hayir yokturda bunu nereden cikardiniz hala anlamis degilim.Türkiye serefiyle ve hakkiyla AB ye girsin diyende sizsiniz,bende sizin seref ve hak kavramlariniza kendi acimdan yorumda bulundum,sizde bundan AB ye ret cikardiniz.

 

 

saygilarla

Herhalde ya yazdiginiz yorumlari okumuyorsunuz yada yazdiginizin ne anlama geldigini kavrayamiyorsunuz. Hemen hemen her yorumunuzda AB ye atifta bulunuyorsunuz ve AB nin amacinin sadece ülkeyi bölmek istedigini falan fiilan yaziyorsunuz. Siz bana önce AB girmemiz gerektigi ve neden girmemiz gerektigini aciklayan bir yorumunuzu gösterin. Gösteremezsiniz, cünki her firsatta AB ye karsi negatif tutumunuzu acikca söylüyorsunuz. Bu da tabiiki AB nin red anlamina gelir.

Ben sizin demokrasi anlayisinizla AB yi red etme anlayisinizin paralel ve dogal oldugunu aciklamaya calistim bir önceki yorumumda.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Bunda garipsenecek ne var anlayamadim hala,ben yazdigim yorumlari okuyorum ve okuduktan sonra foruma gönderiyorum.

 

AB ye neden girmemiz gerektigini anlatan bir iletimi sormussunuz,AB ye girmemiz gerektigini yazdigimi hatirlamiyorum ama bu benim AB karsiti oldugum anlamina gelmez,demek ki anlayis farki var aramizda.

 

Demokrasi sizin kendi inandiginiz nitelikte olacak diye bir kaide yoktur.Bilim adamlari Demokrasiyi sizin gibi savunmaz,demokrasiden bahsederken onun artisini ve eksisinide ortaya koyarak okuyanlara yardimci olurlar.Sizin demokrasiniz sizin anladiginiz gibi olabilir,benim buna bir itirazim olmaz ama benim yaptigim yorumu sizin fikirlerinize uymuyor diyede kalkip saga sola cekerseniz bende o zaman size demokrasiyi iyice ögrenerek buraya yazi yazin derim.

 

Burada bir tartisma konusu var,herkes kendi görüsünü yazar ve bu yazilanlara göre konu genisletilerek tartisilir.Kaldi ki burada ilmi anlamda yapilan tartismalar yine ilim adamlarinin yazdiklari ve yaptiklari arastirmalarin tartisilmasi seklindedir.

 

AB ne atifta bulunmam sizi neden rahatsiz etmekte ki,ben sizin AB icin yazdiklarinizdan rahatsiz oluyormuyum,siz AB yi kendiniz icin iyi bulabilirsiniz benimde sizin iyi buldugunuzu iyi bulmam gerekmiyor.Ben kendi acimdan bu sartlarda Türkiye'nin AB ye girmesini istemiyorum,bunu Türkiye icin sakincali görüyorum,bunuda hicbir ideolijik sapma olmadan söylüyorum.Siz AB yi savunabilirsiniz ama benim fikirlerimi lütfen bana birakin.

 

 

saygilarla

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Bunda garipsenecek ne var anlayamadim hala,ben yazdigim yorumlari okuyorum ve okuduktan sonra foruma gönderiyorum.

 

AB ye neden girmemiz gerektigini anlatan bir iletimi sormussunuz,AB ye girmemiz gerektigini yazdigimi hatirlamiyorum ama bu benim AB karsiti oldugum anlamina gelmez,demek ki anlayis farki var aramizda.

 

Demokrasi sizin kendi inandiginiz nitelikte olacak diye bir kaide yoktur.Bilim adamlari Demokrasiyi sizin gibi savunmaz,demokrasiden bahsederken onun artisini ve eksisinide ortaya koyarak okuyanlara yardimci olurlar.Sizin demokrasiniz sizin anladiginiz gibi olabilir,benim buna bir itirazim olmaz ama benim yaptigim yorumu sizin fikirlerinize uymuyor diyede kalkip saga sola cekerseniz bende o zaman size demokrasiyi iyice ögrenerek buraya yazi yazin derim.

 

Burada bir tartisma konusu var,herkes kendi görüsünü yazar ve bu yazilanlara göre konu genisletilerek tartisilir.Kaldi ki burada ilmi anlamda yapilan tartismalar yine ilim adamlarinin yazdiklari ve yaptiklari arastirmalarin tartisilmasi seklindedir.

 

AB ne atifta bulunmam sizi neden rahatsiz etmekte ki,ben sizin AB icin yazdiklarinizdan rahatsiz oluyormuyum,siz AB yi kendiniz icin iyi bulabilirsiniz benimde sizin iyi buldugunuzu iyi bulmam gerekmiyor.Ben kendi acimdan bu sartlarda Türkiye'nin AB ye girmesini istemiyorum,bunu Türkiye icin sakincali görüyorum,bunuda hicbir ideolijik sapma olmadan söylüyorum.Siz AB yi savunabilirsiniz ama benim fikirlerimi lütfen bana birakin.

 

 

saygilarla

AB ye karsi degilseniz sevindirici bir durum, ama herhalde yeni bir gelisme olmasi gerek. Diger taraftan AB ye girmek isteyen birininde girmek istedigi toplulugun ön gördügü ekonomik, sosyal ve siyasi konumuna erismis olmasi ve en azindan caba göstermesi gerek. Biz de yorumlarimizda Türkiye'nin her sartlarda girmesi gerektigini söylemiyoruz. Su an Türkiye'nin AB ye girmesi yakin zaman icerisinde zaten söz konusu degil, cünki sartlar onu öngörmüyor. Türkiye'nin daha cok yol almasi gerekli.

Demokrasi meselesine gelince, ben hic bir zaman kendi demokrasi anlayisimi dile getirmedim. Aksine siz kendi demokrasinizi acikladiniz. Benim demokrasi anlayisim evrensel anlamda gecerli ve kabul edilmis bir demokrasidir. Burasi acik bir forum ortami ve yazdiklarimi herkes okuyup kabul edebilecegi gibi red edip elestirebilirde. O anlamda ben sizin görüslerinize demokrasi ve AB ye bakis acinizi kabul etmiyorum, cünki yapici ve birlestirici degil.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
AB ye karsi degilseniz sevindirici bir durum, ama herhalde yeni bir gelisme olmasi gerek. Diger taraftan AB ye girmek isteyen birininde girmek istedigi toplulugun ön gördügü ekonomik, sosyal ve siyasi konumuna erismis olmasi ve en azindan caba göstermesi gerek. Biz de yorumlarimizda Türkiye'nin her sartlarda girmesi gerektigini söylemiyoruz. Su an Türkiye'nin AB ye girmesi yakin zaman icerisinde zaten söz konusu degil, cünki sartlar onu öngörmüyor. Türkiye'nin daha cok yol almasi gerekli.

Demokrasi meselesine gelince, ben hic bir zaman kendi demokrasi anlayisimi dile getirmedim. Aksine siz kendi demokrasinizi acikladiniz. Benim demokrasi anlayisim evrensel anlamda gecerli ve kabul edilmis bir demokrasidir. Burasi acik bir forum ortami ve yazdiklarimi herkes okuyup kabul edebilecegi gibi red edip elestirebilirde. O anlamda ben sizin görüslerinize demokrasi ve AB ye bakis acinizi kabul etmiyorum, cünki yapici ve birlestirici degil.

Demokrasi evrensel bir kavramdir,ve herkesin kendi demokrasisi diye bir anlayis bence tamamen mantik disidir.Demokrasi ne ise odur ve demokrasi bugüne kadar yüzlerce binlerce defa tartisilmis ve masaya yatirilmistir.Ben kendiligimden bir demokrasi anlayisi ortaya koyamam cünkü bn ne bir Aristo'yum nede bir Platon,bu nedenle yazilan yorumlara ya istirak edersiniz veya etmezsiniz,ederseniz nedenini etmezseniz yine nedenini aciklar ve tartismayi genisletirsiniz,siz acikca benim kisiligime yorum yapiyorsunuz.Evet burasi acik bir forum,herkes görüsünü yazmakta özgürdür,ama bu kisisellestirmeden olursa bence yararli olur.Kimse bir baskasinin görüslerini kabul etmeye zorlanmiyor,ama yazdiginiz"hala kendi görüslerinizi bize empoze etmeye kalkiyorsunuz"cümlesi bence gereksizdir.Ben kimseye kendi görüslerimi empoze etme hadsizligini yapmam ve kimseyede, görüslerini kendime empoze ettirmem.

Türkiye'nin Avrupa birligine girmesi tabiiki dogal sartlarda arzu edilen bir durumdur,ama sartlar maalesef dogal olmadigi icin ben sakincalarimi dile getiriyorum.Hepsi bu kadar.

 

 

saygilarla

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Demokrasi evrensel bir kavramdir,ve herkesin kendi demokrasisi diye bir anlayis bence tamamen mantik disidir.Demokrasi ne ise odur ve demokrasi bugüne kadar yüzlerce binlerce defa tartisilmis ve masaya yatirilmistir.Ben kendiligimden bir demokrasi anlayisi ortaya koyamam cünkü bn ne bir Aristo'yum nede bir Platon,bu nedenle yazilan yorumlara ya istirak edersiniz veya etmezsiniz,ederseniz nedenini etmezseniz yine nedenini aciklar ve tartismayi genisletirsiniz,siz acikca benim kisiligime yorum yapiyorsunuz.Evet burasi acik bir forum,herkes görüsünü yazmakta özgürdür,ama bu kisisellestirmeden olursa bence yararli olur.Kimse bir baskasinin görüslerini kabul etmeye zorlanmiyor,ama yazdiginiz"hala kendi görüslerinizi bize empoze etmeye kalkiyorsunuz"cümlesi bence gereksizdir.Ben kimseye kendi görüslerimi empoze etme hadsizligini yapmam ve kimseyede, görüslerini kendime empoze ettirmem.

Türkiye'nin Avrupa birligine girmesi tabiiki dogal sartlarda arzu edilen bir durumdur,ama sartlar maalesef dogal olmadigi icin ben sakincalarimi dile getiriyorum.Hepsi bu kadar.

 

 

saygilarla

Lütfen "ya sev ya terk et" basligi altindaki demokrasi anlayisinizi tektar irdeleyin. Herkes yazdigindan sorumlu.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Lütfen "ya sev ya terk et" basligi altindaki demokrasi anlayisinizi tektar irdeleyin. Herkes yazdigindan sorumlu.

Sayin dünyahepimizin,ben yazdiklarimin bilincindeyim ve arkasindayim,irdelenecek bir taraf görmüyorum.Tartismayada acigim.

 

 

saygilarla

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
BBC Türkçe Servisi'nin yapılan son Avrupa Birliği Zirvesi konusunda Türkiye ile ilgili olarak kullandığı başlığı gören var mı? Ben yazayım, "FRANSA'NIN TÜRKİYE ZAFERİ !" Ve şöyle devam ediyor;

 

Cuma günü başlayacak Avrupa Birliği zirvesine hazırlık için toplanan AB dışişleri bakanları, Fransa'nın ısrarı üzerine sonuç bildirisi taslağında, Türkiye için kullanılan "birliğe katılım" ifadesine yer vermediler. Bildiri taslağında "katılım konferansı" yerine "hükümetler arası konferans" ifadesini tercih edilirken, "müzakerelerin amacının üyelik olduğuna" değinilmedi. (10.12.2007)

 

 

Ve şimdi de başmüzakereci Ali Babacan'ın o muhteşem açıklamasını aktarıyorum ;

 

Fransa'nın Türkiye'nin AB üyeliğiyle ilgili tavrını eleştiren Babacan, "bu tavır ilişkileri olumsuz etkileyecek" dedi.

Türk-Fransız ilişkilerinin üç ayağı olduğunu, bunun hem ikili ilişkiler, hem Türkiye-AB ilişkileri, hem de iki ülkenin üçüncü ülkelerde yaptığı işbirliği olarak ortaya çıktığını söyleyen Babacan, "Bu üç alandan birinde çıkacak sıkıntı diğerlerini de olumsuz etkileyecektir" diye konuştu.

 

Vay vay vay vaaaaay... Korkumdan dizlerim titredi. Arkadaşlar bu ne menem bir açıklamadır? Bizim Fransa ile yaşadığımız kaçıncı olaydır bu? Vatandaşlar, Sözde Ermeni Katliamı konusunda Fransız mallarını protesto ederken de birşey söyleyemedi bunlar hatırlayın lütfen. Neymiş? Bu tavır ilişkileri olumsuz etkileyecekmiş. Ayıptır yahu. Bu millet bu memleket bu kadar ucuz savunulmamalıdır.

 

Bakınız sıradan bir vatandaş, Galatasaray Üni. öğretim görevlilerinden ve Türkiye'deki sayılı AB uzmanlarından Sayın Cengiz Aktar'ın konuya yaklaşımından bir cümle alıntılayayım. "Bu kepazeliktir, diplomatik kepazeliktir!" dedi. Çok net değil mi anlatılmak istenen? Üstelik yürekli!

 

Babacan nereeeeee, ülke temsil etmek nereeeee? Yolun karanlık, uyan artık Türkiyem!

 

 

Benim asıl merak ettiğim bize günlerdir neden cevap yazmıyor bu AKEPE sempatikleri? Ankara Kızılay Meydanı'nı ışıl ışıl aydınlatıp, havai fişek patlatmayı biliyorlardı zamanında. Yaldır yaldır AB üyesiydik ya hani, hatırlayan vardır illa ki.

Şimdi noldu? Şiştik mi?

 

 

Size öyle gelmiş haklısınız.

 

Batılı modernlerden kimi kastettiğinizi bilemiyorum ancak AB'ye üyelik sürecinde kafalarında soru işaretleri oluşan insanlar var tabii ki. Sebebi ise bu müzakere sürecinde ülkenin teslimiyetçi bir hale dönüştürülmesi.

AB'nin her kelimesini ezber tutan, milli meseleleri muhalefetle paylaşmadan önce onlara taşıyan bir hükümet var. Ve bu hükümet neyi ne için yaptığını bilmeden çalakalem yapıyor. İ.Melih Gökçek Kızılay'da AB'ye giriyoruz diye binlerce havai fişek patlatalı kaç yıl oldu dersiniz? Verilen onca aragazı, sözler vaatler? Bunu kim yaptı, batılı modernler mi?

Ekonomiyi düzeltme hevesi ile, öldü parasına devlet mallarını satıp savıp Arabına Ermenisine peşkeş çekenler kim? Batılı modernler mi?

Bu şekilde girilecek AB'nin bize hayrından fazla zararı olacaktır. Siz AB'ye girip, muasır medeniyetler seviyesine ulaşmayı böyle bir şey anladıysanız eğer, bırakın çabalamayı. Girmeyelim aládır.

 

 

Sizin de A.GÜL örneğindeki gibi gösterebileceğiniz biri vardır mutlaka.

Siyasilerimizin şu kirli çamaşırlarını dökelim isterseniz ortaya. Kim ne demiş, sonra ne yapmış bilmeyen,hatırlamayanlara yardımcı olalım.

 

 

Arkadaşım O bahsettiğinize gerek var.

Siyasilerimizin durumu ortada, lafım yok. Ancak dün ÖYLE iken bugün BÖYLE derseniz, çatışırız.

Evet dün öyleydiler, bugün böyleler. Ama kim bunlar?

 

Yuvarlak laflara benim karnım tok.

Millet yıllar boyu vekilini tanımamış, bundan sonra da tanıyamayacak olabilir, mümkündür. Ama bizler (siz ve biz ve tartışanlar) aydınız daha fazlasıyla. Tartışıp, sorguluyoruz. Yeri gelince bastırıp, yeri gelince susup, yeri gelince öğreniyoruz, yeri gelince vazgeçiyoruz.

 

İnsanları sınıflamaktan da vazgeçin. Dünün komünisti, bugünün ılımlısı, şeriatçısı-laiki diye kimseyi gıyabında etiketleyemezsiniz. Mesele, memleketin medeniyet meselesi. Dünya ve yetmişiki (sözün gelimi) millet önündeyiz. Kürt sevdanızdaki karalamalara benzemez bu hal. Sağı solu kaldırmaz, O'nu Bu'nu tanımaz meseledir.

 

Düz cümleler kurunuz. Şu adam 'bunu' yaptı, bu adam 'bunu' dedi; Ama 'şöyle-böyle oldu' diyerek gençleri aydınlatınız.Yuvarlamayınız. Siz suyu bulandırdıkça bizim gözümüz açılır. Bilesiniz.

 

Örneklerinizi bekliyoruz.

 

 

Kişisel tartışmalarımla konuyu dağıtmak isteyenlere zemin hazırladım, forum üyelerinden özür dileyerek konuya ait birkaç söz daha söyleyeyim.

Hatırlarsak Fransa Meclisi 12 Ekim 2006 tarihinde, "Ermeni soykırımının inkârının suç sayılması"nı ve ihlal edenlere 1 yıl hapis ve 45.000EURO para cezası verilmesini öngören yasa teklifini kabul etmişti. Hükümet bu olayı sert bir dille kınamış ve bazı yaptırımlar uygulayacağını açıklamıştı. Resmi düzeyde olmasa da sivil toplum kuruluşları ekonomik boykot kararı almışlardı.

Almışlardı evet, sonuç?

Yasa mi değişti Fransa'da?

Ermeni soykırımı konusunda fikrimiz mi değişti yoksa?

Peki Peugeot,Renault, Citroén arabalarınıza ne oldu? Satışlar halen yerinde malum.

Carrefour'dan alışveriş yapmayanlarınız vardı o dönemde? Bu haftasonu Kozyatağı'na gidin ve arabanızı park edebiliyor musunuz otoparkında söyleyin.

 

E hükümet tarafı? Hep sizler/bizler suçlu değiliz ya.

Haydarpaşa-Gebze demiryolunun yenilenmesi, bir Fransız firmasının da yer aldığı bir gruba veriliyor. 3,5 yılda bitirilmesi öngörülen proje 812.000.000 Euro tutarında.

Projeyi yapacak grupta üç firma var. Bir Japon, bir Fransız ve bizden de Doğuş firması. Fransız firmanın payı yüzde otuz.

Konuyu Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'a sordular. Doğruladı:

"Fransız firmayı boykota gitseydik, proje gecikecekti"

 

Daha başka birşey söylemek istemiyorum.

Neresinden tutsam orasından elimde kalıyor.

 

 

Başbakanın dün öyle, bugün böyle olduğunu herkes biliyor. Kendisi bile söyledi, değiştim dedi. İtirazı olan kimse olduğunu sanmıyorum. Varsa da yaptığı eski/yeni konuşmaların linklerini veririz, dinletiriz.

Baykal'ın sizce sözde ırkçılığını "Atatürk milliyetçiliği" ile açıklayanlar da yok değil. Buna itiraz edecek olanlar var biliyorum. PKK'ya karşı olmak ırkçılık mıdır? Nedir, ne değildir konuşulabilir.

Ama Perinçek'in en büyük vatansever olduğuna kimse ne itiraz eder ne de destekler. Siz bunu hala davası bile başlamamış Ergenekon dosyasından etkilenerek mi yazdınız yoksa? Kim dedi ki size Perinçek en büyük vatansever diye? Pkk'cıdır, vatanseverdir, glu glu'cudur belki de. Hepsi de eşit değerde.

Hala vazgeçmediniz insanları "yargılanmadan etiketleme" huyundan.

Ne Baykal'a ırkçı, ne de Perinçek'e vatansever diyebilirsiniz. Bunları da aşağı mahallede birilerinden duyup, yukarı mahallede bizlere satmayın. İhtiyacımız yok, almayız.

 

 

Cümlelerinde Ergenekon-Susurluk-Çete kelimelerini kullanmadan yanıt veremeyen arkadaşlarımız var. Bunu sadece mavi olmayan gökyüzü için söylemiyorum, diğer kişi de aramızda. Üstelik bu başlık çok küçük bir örneği. Herkes açıp eski iletilerini okusun, sonra çıkıp yol kesmekle-diyalog bilmemnesiyle suçlayıcı tavırlara bürünmesin.

 

Başlığa bakın AB-TÜRKİYE-FRANSA. Ve bir de lafın dönüp dolaşıp ilintilendiği yerlere bakın.

 

Bunlar sistematik, bilinçli, kasıtlı hareketlerdir. Etiket yapıştırma sevdasından göremez olmuş gözler, tutulmuş zihinler, obsesif cevaplardır.

 

Paslaşılarak işlenen, vur-kaç taktikleri ile söyleyip-inkar ederek, hedef saptırıp-sonrasında **** yaparak ortamı anlamsızlaştırma, konuyu bulandırma çalışmalarıdır.

 

Ama yeter artık, gerçekten yeter.

 

 

Konu başlığı ve tüm yazdıklarımızı bir kenara bırakarak,

Sizi susturmak gibi bir endişem, düşüncem, emelim olmadı/olmayacak. Evet tartışalım, ancak işi bu noktaya çekmeyelim. Yanlış anlaşılmış olabilirim, özür dilerim.

 

Kendinizi parlementoda temsil edebilecek kimsenin olmadığından dert yanıyorsunuz. Amma velakin hayat böyledir, toprak damar damar, insan kısım kısımdır. Kimse sizin fikrinize mikrofon olmamıştır/olmayacaktır. Üzücü olan budur, fakat gerçek olan da budur. Ve bu gerçek ülkemize has değildir. Tüm coğrafyalarda yaşanandır.

 

Size ve eski iletilerinize atıflarımızda aslında sorduğumuz şey şudur;

 

  • Devlet bile size en yasal yollardan, anam babam usulü seçim ile "hangi tarafta olduğunuzu 5 yılda bir sorarken" bizim sorgumuzun abes tarafı nedir?
  • Ne sağcıyım ne solcu, milliyetçiyi sevmem dinciye yol göstermem derken elinizdeki oy pusulasını nereye mürekkepliyorsunuz?
  • Bunları size soranlara neden ayrımcı-ulusalcı-ırkçı-vatansever etiketi vuruyorsunuz?

Davul ve tokmak her zaman aynı yerde olmaz. Bunların cevabını da verin istiyoruz.

 

 

Başkent Üniversitesi Senatosu, Türkiye?ye gelen Avrupa Birliği (AB) temsilcilerinin Türkiye?nin bütünlüğünü zedeleyici, yapay etnik bölünmelere zemin hazırlamaya çalıştığını savunarak, ?Topraklarımıza basmaya layık değilsiniz, bir an önce terk edin? açıklamasında bulundu.

 

Olağanüstü toplanan Başkent Üniversitesi Senatosu, yaptığı açıklamada, Türkiye?ye gelen AB temsilcilerinin amacının Türkiye?nin bütünlüğünü zedelemek, anarşiyi destekleyerek birçok vatandaşın ?şehit? edilmesi pahasına ?yapay? etnik bölünmelere zemin hazırlamak olduğu savunuldu.

Senato, AB temsilcilerinin Türk yargısına müdahaleye kalkışarak devam eden davaları yönlendirmeye çalıştığını belirterek, TBMM çatısı altında ise parlamenterleri ?sorgularcasına? Türk Silahlı Kuvvetlerine ?hesap sorma cesaretini? gösterdiklerini ileri sürdü. Senato, yaptığı açıklamada, şunları kaydetti:

 

?Aralarına şanlı Türk bayrağımıza doğrudan saldırıda bulunmuş bir kişiyi de alan sözde medeni, çıkartandan başka bir şey düşünmeyen ve çok standartlı Avrupa Birliği temsilcilerinin bu davranışlarını şiddetle kınıyor, protesto ediyor ve onlara ?topraklarımıza basmaya layık değilsiniz, bir an önce terk edin? diyor ve onlara böylesine onur kırıcı davranışlarda bulunma cesareti ve olanağı verenleri de kamuoyunun takdirine bırakıyoruz?

 

(*)

 

 

Bu sorularına cevap alabildin mi?

Alamadın.

Alamazsın.

Alabilecek olsan, sorulara cevap verebilecek olsalar "böylesi teslimiyetçi" olmazlar.

 

O öyle yapmış da, bu böyle demiş de, öylemiş de böyleymiş de.

Hani cevap?

Yok cevap.

 

 

"Biz aynı dilden konuşmuyor muyuz acaba" diye düşündürüyor bu sözleriniz.

 

Devlete karşı eleştirel yaklaşmadığımızı, toz kondurmadığımızı söylüyorsunuz. Tam aksine bu teslimiyetçilik karşısında davul zurna çala çala devleti suçluyorum ben. Ve bu teslimiyetçiliği başarı görüp kent meydanlarında havai fişek patlatanları ve onları alkışlayanları suçluyorum.

 

Fransa bizi istemiyor, açık açık söylüyor, soykırım heykelleri dikiyor, ses etmiyoruz. Ne ediyoruz? Uluslararası toplantılarda bir temsilcimizle, Fransa temsilcilerini aynı foto karesine sokarsak başarı. Patlat bi fişek daha Kızılay'da.

 

İsviçre bizi istemiyor, soykırım yok diyeni sokak ortasında tutukluyorlar. Mahkemelerde vatandaşlarımıza edilmedik hakaret kalmıyor. Ne diyoruz adamlara? Hiç.

 

Yunanistan, Güney Kıbrıs ister mi bizi AB'de? İster derseniz, vicdanınızla sizi başbaşa bırakırım.

 

Siz benim yazdıklarımı mı okuyorsunuz merak ediyorum. Açıkca devlete karşı eleştiri yöneltin diyorsunuz. Daha nasıl ve ne yönelteyim?

Bu müzakare sürecinde pek sevgili olduğunuz AB'ciler ne yaparlar peki?

Terörle mücadelemize karışırlar, ekonomimize karışırlar, eğitim sistemimize en olmadık işleri sokarlar, adalet sistemimizle dalga geçerler, yediğimize içtiğimize kokoreçe midyeye bile bulaşırlar, bankacılık sistemimize, IMF ile ilişkimize enflasyonumuza bile laf ederler. Yani bu işe olmaz demek için her telden çalarlar.

Faşizan söylemlerde bulunmadan, Atatürk milliyetçisi biri olarak ben ülkeme böyle müdahaleler ettirmem. Edeceklerse de o birliğe girmem, kimseye de oyuncak, alet olmam.

 

TC diye bahsettiğiniz Türkiye Cumhuriyeti oluyor sanırım. Kürtçülerin fiks söylemidir, yüreğiniz almıyor değil mi uzun söylemeye?

 

Bizi ne kadar sevdiğiniz belli ki AB kapılarında süründürmek istiyorsunuz.

 

Çok güzel.

 

Aylardır tek adım yok AB'ye doğru.

 

Ne oldu? Ne değişti? Havai fişek patlatıyorduk Kızılay'da? Hani?

 

Arap'ın camekanında biblo olmaya mı heves ettik? Hani Batı'ya gidiyorduk? Hak hukuk medeniyetin yönü orasıydı?

 

Reformlar? Nerde?

 

Gazete manşetleri? Nerde?

 

Havai fişekler? Nerde?

 

Moderatöre posta koyunca manşetiz artık, Fransa'ya, AB'ye ABD'ye yemedi malum.

 

Ama susanlar siz neredesiniz? O kadar laf ettiniz. Ne olduk?

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Aylardır tek adım yok AB'ye doğru.

 

Ne oldu? Ne değişti? Havai fişek patlatıyorduk Kızılay'da? Hani?

 

Arap'ın camekanında biblo olmaya mı heves ettik? Hani Batı'ya gidiyorduk? Hak hukuk medeniyetin yönü orasıydı?

 

Reformlar? Nerde?

 

Gazete manşetleri? Nerde?

 

Havai fişekler? Nerde?

 

Moderatöre posta koyunca manşetiz artık, Fransa'ya, AB'ye ABD'ye yemedi malum.

 

Ama susanlar siz neredesiniz? O kadar laf ettiniz. Ne olduk?

 

Batı ve biz!

 

Yanyana getirebilen var mı :excl:

 

Dün kim vardı iktidarda,bugün kim var!

 

Allah aşkına AKP demeyin sadece,kim,AB için ne yaptı ki?

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Batı ve biz!

 

Yanyana getirebilen var mı :excl:

 

Dün kim vardı iktidarda,bugün kim var!

 

Allah aşkına AKP demeyin sadece,kim,AB için ne yaptı ki?

 

Tabi iktidara laf yok. Aman yanlış olmasın. Vakvaklar uyanmasın. Başbakan size kızmasın.

AB'ye muhalefet olarak biz giremedik. Hep hata bizde hep.

 

Bahsettiğim havai fişekler son 6 yılda patlatıldı. 40 yıllık tarihten bahsetmiyorum, 6 yılda söylenen son sözlerin hesabını soruyorum.

6 yıl önce nerdeydik, şimdi neredeyiz? 6 sene öncesine dönebilmek için 60 sene çalışsak dönebilir miyiz?

Hep bu muhalefetin hatası işte ahhh

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Tabi iktidara laf yok. Aman yanlış olmasın. Vakvaklar uyanmasın. Başbakan size kızmasın.

AB'ye muhalefet olarak biz giremedik. Hep hata bizde hep.

 

Bahsettiğim havai fişekler son 6 yılda patlatıldı. 40 yıllık tarihten bahsetmiyorum, 6 yılda söylenen son sözlerin hesabını soruyorum.

6 yıl önce nerdeydik, şimdi neredeyiz? 6 sene öncesine dönebilmek için 60 sene çalışsak dönebilir miyiz?

Hep bu muhalefetin hatası işte ahhh

 

İktidara laf yok mu?

 

Ben,iktidarın da ne olduğunu biliyorum,iktidarın neden iktidar olduğunu da.

 

Ondan önce patlayan havai fişeklerini neden saymıyoruz,geleneğimiz onlarla daha açık kendini göstermez mi?

 

Hangi muhalefetten bahsediyorsunuz,var mı muhalefet :excl:

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Ermeni saldirilarinin en cok yasandigi ülke Fransa'dir ve faillerinin bulunamamasi nedeniyle terör iliskilerde önemli bir boyut haline gelmistir.

 

1980 yilinda ASALA'nin Marsilya'da ki Türk Konsoloslugu'na roketatarli saldiri ile ERMENI saldirilari baslamistir Fransa'da.5 Agustos'ta Lyon'da Ermeniler'in Türk konsolosluguu basmalari sonucuda bazi Türk vatandaslari yaralandi.26 Eylül'de hedef Paris'ti.Kurban ise Türk Basin Atasesi SELCUK BAKKALBASI'ydi.10 Kasim'da Strasbourg Türk Konsolosluguna saldiri düzenlendi,tüm bu saldirilar"FRANSA'DA bir HOSGÖRÜ"ile karsilaniyordu.Saldirganlara gösterilen bu hosgörü yeni bir cinayetin habercisi gibiydi ve beklenen olay 4 Mart 1981'de Paris'te meydana geldi.Calisma müsaviri Resat Morali ile Din görevlisi Tecelli Ari Ermeni teröristlerce sehid edildiler.Kimse "Hepimiz Türk'üz diye sokaklara firlamadi.Ermeni teröristler Paris'in göbeginde ögle saatlerinde üzerlerine kursun yagdirilarak(14 terörist)öldürülmüslerdi.ASALA Agence France Press'e yaptigi aciklamada saldiriyi üstlendi ve saldirilarin devam edecegini ve bircok kisinin öldürülmeye devam edecegini de söyledi.

 

Türkiye,Fransa'nin koruma görevini yerine getireceginden süpheliydi,bu nedenle Fransa'ya isteklerini iki noktada bildirdi;

1-Güvenlik önlemleri yeterli degildir

2-Kamuoyunda ve bürokraside Ermeni terörüne karsi mazur görme yaklasimi son bulmalidir.

not:Ayni tarihlerde Alman basinida Alman kamuoyunu Ermeni terörünü mazur göstren yaklasimlar sergiliyordu

 

Fransiz polisi daha önce meydan gelmis olan dokuz olayda hem failleri yakaliyamamis hemde onlari cesaretlendirecek yeni saldirilara davet cikaracak yaklasimlarda bulunmustu.Türk tarafi uyutuluyor,saldirganlarin vur-kac taktigi ie yurt disina kacmis olabilecekleri tezi isleniyordu Türk yetkililere.Dosyalar Türk emniyeti ile paylasilmiyor üstelik oyalama taktigi yürütüyordu Fransa.Dahasi Fransiz basini Ermeni saldirilarini hakli cikarici yayinlar yapmaktaydi.RTF(FRANSIZ RADYO VE TELEVIZYON KURUMU)bunlarin basinda geliyor Fransiz yetkililer ise Basin özgürlügü nedeniyle bu yayinlara karisamiyacaklarini iddia ediyordu.Oysa ki hükümetlerin elinde etkili enstrümanlar vardi bunlarin önüne gecebilmek icin.

 

Fransa'da yasanan bu Ermeni saldirilarinin Fransa tarafindan himaye edilir olmasi Türkiye'de büyük bir infiale yol acmisti.Türk basini(O ZAMAN PEK SATILMIS YOKTU)bu olaylarda Fransa'yi tesvik ediyi olarak sucluyordu.Hatta bazi yayin organlari bunun bir Ermeni terörü degil Fransiz terörü oldugunu yaziyordu.Fransiz basini bu tepkileri"TÜRKLER FRANSA'ya karsi ayaklandilar"diye veriyordu.O zamand Fransa ile iliskilerin kesilmesi gündeme getirildi.

 

18 Haziran 1987'de AP'da Türkiye'yi soykirimla suclayan karar alindi,Fransiz parlamenterler bu kararin alimasinda cok büyük rol oynadilar.

 

Türkiye'den kacan hainlerin siginma merkezlerinden biri Fransa'dir.

 

Fransa'nin bu acik acik TERÖRÜ DESTEKLEMESI ile Türkiye-Fransa iliskileri zaman zaman gerginlesmis ama sonunda hep diz cöken Türkiye olmustur.AKP ise bu diz cökmeyi artik bir aliskanlik haline getirmis olan iktidardir.Ülkemizin disa bagimliliginin sonuclaridir bunlar.Bagimsiz bir ülke basi dik olan bir ülkedir.

 

 

saygilarla

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Ermeni saldirilarinin en cok yasandigi ülke Fransa'dir ve faillerinin bulunamamasi nedeniyle terör iliskilerde önemli bir boyut haline gelmistir.

.

.

.

saygilarla

Size katilmakla bereber buradan herkese duyurmak isterimki AB Türkiye icin bir batakliktir. Onlarin tek amaci bizi bölmek. Fransa her dönem Ermeni cetelerini bize karsi kiskirtmistir. Ulusal gücler olarak tabiiki AB ve AKP'nin oyunlarina gelmeyecegiz.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Youtube'a girebilenler için ibret verici bir konuşmayı alıntılamak istiyorum.

Konuşmacı: Abdullah GÜL

Tarih: 08/03/1995

Yer: TBMM Televizyonu.

7:24dk'lık bu kayıttaki sözleri arasında "Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne giremeyeceği kesindir" diye de üzerine basa basa söylüyor. Bu adam şimdi cumhurbaşkanı. Yazık bu ülkeye. Yazık bu memleketin sevdalısına.

Buyrun buyrun, kendiniz görün.

-http://www.youtube.com/watch?v=Yw1tBWuvuP4-

 

Not:Linki açamaz iseniz, Google'da YOUTUBE GİRİŞ yazdığınızda bir çok çözüm bulabileceksiniz.

 

-http://www.youtube.com/watch?v=LD8pbG6HL3E&feature=related-

 

Bu da üzerine yorum yapılmış hali.

 

 

E artık Youtube'a giremeyen kalmamıştır herhalde.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
-http://www.youtube.com/watch?v=LD8pbG6HL3E&feature=related-

 

Bu da üzerine yorum yapılmış hali.

 

 

E artık Youtube'a giremeyen kalmamıştır herhalde.

Cok güzel bir delil. Bu video bize su gercegi gösteriyor. Ülkemizin siyasetcileri her dönem muhalefette siyah dedigine iktidarda beyaz diyor. Nasilki günümüzüm muhalefet partileride aynen Gül'ün muhalefetteki tutumuna benziyor.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Dün akşam bir yazı okudum ve kafamdaki belli olan düşüncelerin sıralanmış hali gibiydi ve bunu forumda paylaşmaya karar verdim. Yazı Deniz Som' a ait

 

Sen, Türkiye'nin AB yolunda aşağılanmasını, ucu açık bir şekilde sonsuza kadar oyalanmasını ve kandırılmasını savunuyorsun. Asıl bu oyalama ile Türkiyenin bölünmekte olduğunu anlamıyorsun

 

Sen, Türkiye'nin Kuzey Irak'a girmesine ya da girmemesine karşı değilsin. Sen Amerikanın isteklerine tercüman oluyorsun. Amerika isterse soluğu değil Kerkük'te Bağdatta almaya hazırsın.

 

Sen , Türkiye'de laik cumhuriyetindemokratik rejim içinde korunacağını düşünüyorsun ama demokrasinin kendisini koruma hakkı olduğunu aklının ucundan bile geçirmiyorsun..

 

Sen, ekonominin düze çıkması için ülkeyi çokuluslu sermayeye satmaktan ve kiralamaktan başka bir seçenek göremiyorsun. İşte bu yüzden emperyalizme tümüyle teslim olmayı yeğliyorsun.

 

Sen, Çankaya'nın laiklik açısından bir kale olduğunu kabul edemiyorsun. Çünkü senin gözün Washington Ve Brüksel deki kalelerden başka bir kale görmüyor.

 

Sen, Çankaya'da kim olursa olsun yeter ki emperyalizmin onayında olsun istiyorsun.

 

Sen, Ermenistan'da faşizmi aratmayan uygulamalara gözünü kapatıp Ermeni diasporasının Türkiye' de söz sahibi olmasında bir sakınca görmüyorsun.

 

Sen, Kıbrıs'ta Rumlar için hazırlanmışama Rumların bile onaylamadığı planları onaylıyorsun.

 

Sen, Kürtlerin haklarını savunduğunu sanarak "Kürdistan" ı savunduğunun farkına varamıyorsun.

 

Sen, Avrupanın ve Amerikanın karşısında Türkiye'nin her türlüödünü vermesini istiyorsun;başkalarının kucağına itiraz etmeden oturulmasını öneriyorsun.

 

Sen, Türkiye'de emperyalizme direnen halktan rahatsız oluyorsun, ulusal bütünlükten söz edilmesini ülkennin kamplara bölünmesi olarak algılıyorsun.

 

Sen, Türkiye delaik cumhuriyetrejimine yönelik tehlike uyarılarının demokrasiye dönük bir tuzakolduğunu sanıyorsun. Ama sen, Türkiye de laiklik olmadan demokrasinin yaşayamayacağını anlamıyorsun.

 

Sen, senin vatan haini,satılmış,bölücü, mandacı, işbirlikçi diye damgalandığını sanıyorsun.

 

Yine yanılıyorsun

 

Sen, demokrasi budalası olmuşsun.

 

Çünkü savunduğun demokrasinin sığındığın emperyalizmin umurunda olmadığın ıunutmuşsun!!

 

:clover:

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

İki yıl önce yazılanları okuyunuz. Bitirince bugünlerdeki haberleri okuyunuz. Ve bu hükümetin AB yolunda neler başardığını görünüz.

 

Alıntılayalım;

 

 

Sarkozy’nin Türkiye ile ilgili sözleri: "AB sınırsız genişlemeye son vermesi, bir an evvel sınırlarını belirlemesi gerekmektedir. Türkiye gibi, Avrupa ile ortak kaderi paylaşan ülkeler var. Bu ülkeler Avrupa ile ayrıcalıklı bir ilişki inşa edebilirler. Avrupa ile ortaklıklarını mümkün olduğu kadar genişletebilirler. Ancak Avrupa Birliği’nin üyesi olamazlar. Avrupa’nın sınırları olmalıdır. Avrupa Birliği, Türkiye ile bugünden başlayarak ekonomi ve güvenlik alanlarında birlikte hareket edeceği ayrıcalıklı bir ortaklık görüşünde birleşmelidir. Fransa, Türkiye ile yüzyıllardır dostluk ilişkisi sürdürüyor. Bu dostluğa dayanarak Türkiye’ye gerçekleri söylemek istiyorum. Dostlarına yalan söylemek, asla tutmayacağı sözler vermek saygın bir davranış olmadığı gibi benim de tarzım değil. Türkiye ile şimdiden ekonomik ve güvenlik alanlarında işbirliğine gidecek yeni bir ilişki biçiminin kurulmasının daha doğru olduğuna inanıyorum. Rusya’ya da benzer bir ortaklık önerisinde bulunulabilir. Avrupa’nın içine kapanan bir kale olmasını istemiyorum. Bu, Avrupa’nın da doğasına aykırı, ancak genişlemenin de sınırlandırılması gerekmektedir.

 

Böyle diyor elin adamı. Hatta bir arkadaşı da şöyle buyuruyor, kendisi Sarkozy'nin partisi UMP'nin üyesi ve Avrupa Parlamentosu Hıristiyan Demokrat Grubu üyesi Jacques Toubon, Türkiye-AB ilişkilerinde bir gelişmenin olmadığını, bu ortamda da ilerlemeden söz edilemeyeceğini söylüyor.

Ve ekliyor.

-Avrupa Türkiye’nin reformları hızlandırmasını istiyor. Ama Türkiye hiç bir şey yapmıyor.

 

-Müzakereler istenildiği gibi gitmiyor. Rum gemilerine limanlar ne zaman açılacak, bu bilinmiyor.

 

-Müzakere sonucu belirsiz. Bu konuda Türkiye-AB arasında yeni bir karar almak gerekiyor. Belki farklı bir ortaklık daha yararlı olur.Zaten Türkiye’de AB konusunda isteksiz.Türkiye sanki reformları yapmamakta kararlı.

 

 

 

Eveeet sevgili okur. Yumruklarını sıkarak, dişlerini gıcırdatarak okudun sanırım bu satırları.

 

Peki AKP'nin geçen iki yılda neyi başardığını farkettin değil mi? Eminim farketmişsindir.

 

Haydi durum böyle iken, adamlar çatır çatır yüzümüze böyle konuşurken;

Bize de söyle, nedir o farkettiğin şey?

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
İki yıl önce yazılanları okuyunuz. Bitirince bugünlerdeki haberleri okuyunuz. Ve bu hükümetin AB yolunda neler başardığını görünüz.

 

Alıntılayalım;

 

 

Sarkozy’nin Türkiye ile ilgili sözleri: "AB sınırsız genişlemeye son vermesi, bir an evvel sınırlarını belirlemesi gerekmektedir. Türkiye gibi, Avrupa ile ortak kaderi paylaşan ülkeler var. Bu ülkeler Avrupa ile ayrıcalıklı bir ilişki inşa edebilirler. Avrupa ile ortaklıklarını mümkün olduğu kadar genişletebilirler. Ancak Avrupa Birliği’nin üyesi olamazlar. Avrupa’nın sınırları olmalıdır. Avrupa Birliği, Türkiye ile bugünden başlayarak ekonomi ve güvenlik alanlarında birlikte hareket edeceği ayrıcalıklı bir ortaklık görüşünde birleşmelidir. Fransa, Türkiye ile yüzyıllardır dostluk ilişkisi sürdürüyor. Bu dostluğa dayanarak Türkiye’ye gerçekleri söylemek istiyorum. Dostlarına yalan söylemek, asla tutmayacağı sözler vermek saygın bir davranış olmadığı gibi benim de tarzım değil. Türkiye ile şimdiden ekonomik ve güvenlik alanlarında işbirliğine gidecek yeni bir ilişki biçiminin kurulmasının daha doğru olduğuna inanıyorum. Rusya’ya da benzer bir ortaklık önerisinde bulunulabilir. Avrupa’nın içine kapanan bir kale olmasını istemiyorum. Bu, Avrupa’nın da doğasına aykırı, ancak genişlemenin de sınırlandırılması gerekmektedir.

 

Böyle diyor elin adamı. Hatta bir arkadaşı da şöyle buyuruyor, kendisi Sarkozy'nin partisi UMP'nin üyesi ve Avrupa Parlamentosu Hıristiyan Demokrat Grubu üyesi Jacques Toubon, Türkiye-AB ilişkilerinde bir gelişmenin olmadığını, bu ortamda da ilerlemeden söz edilemeyeceğini söylüyor.

Ve ekliyor.

-Avrupa Türkiye’nin reformları hızlandırmasını istiyor. Ama Türkiye hiç bir şey yapmıyor.

 

-Müzakereler istenildiği gibi gitmiyor. Rum gemilerine limanlar ne zaman açılacak, bu bilinmiyor.

 

-Müzakere sonucu belirsiz. Bu konuda Türkiye-AB arasında yeni bir karar almak gerekiyor. Belki farklı bir ortaklık daha yararlı olur.Zaten Türkiye’de AB konusunda isteksiz.Türkiye sanki reformları yapmamakta kararlı.

 

 

 

Eveeet sevgili okur. Yumruklarını sıkarak, dişlerini gıcırdatarak okudun sanırım bu satırları.

 

Peki AKP'nin geçen iki yılda neyi başardığını farkettin değil mi? Eminim farketmişsindir.

 

Haydi durum böyle iken, adamlar çatır çatır yüzümüze böyle konuşurken;

Bize de söyle, nedir o farkettiğin şey?

AB konusunda sizin görüsünüzü de alsak lütfen!!

 

Birde AKP disindaki partiler gecmiste neler yaptilar veya onlarin iktidar döneminde Fransa veya benzeri ülkeler acaba degisik cümlelermi kullaniyorlardi?

 

Gümrük birliginidemi AKP imzaladi? APO'nun asilmasini önleyen kanunudami AKP cikartti dersiniz?

 

Sadece AKP'yi mercek altina almanin kime ne faydasi olur dersiniz?

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
AB konusunda sizin görüsünüzü de alsak lütfen!!

 

Birde AKP disindaki partiler gecmiste neler yaptilar veya onlarin iktidar döneminde Fransa veya benzeri ülkeler acaba degisik cümlelermi kullaniyorlardi?

 

Gümrük birliginidemi AKP imzaladi? APO'nun asilmasini önleyen kanunudami AKP cikartti dersiniz?

 

Sadece AKP'yi mercek altina almanin kime ne faydasi olur dersiniz?

 

Fikrimi merak edenler için;

Başlık altında geriye dönük iletilerimi okuyunuz.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Ve forum insanlarına AKP DÖNEMİNDE TÜRKİYE'DEN MANZARALAR başlığını okumalarını bir kez daha öneriyorum. Ben bir iki örnek vereyim şimdiden.

 

Etrafımda gördüğüm AKP fanatiklerine bunları hatırlattığımda , genelde savunmaları şöyle oluyor:

 

-Ne var canım herkes yapıyor bunları.

 

 

O halde olsun . O kadar kusur kadı kızında da olur. ;):)

 

 

Çakma demokratlığın savunma mekanizması bu şekilde çalışıyor işte.

 

Kendini savunma ihtiyacı hissettiğinde hemen karşı tarafı suçlayıp, hep kötü örneklemeler yaparlar.

 

Kendilerini savunabilecekleri tek bir nokta yok çünkü. Bu kural her zaman böyledir, ne zaman ki böyle bir konu açılır, dikkat edin ilk tepki savunma değildir, saldırıdır. Dünün milli görüşçüsünden, şeriatçısından bugün demokrat ancak bu kadar oluyor maalesef.

...

 

Zor değil anlamak. Yeter ki anlamak isteyelim.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Fikrimi merak edenler için;

Başlık altında geriye dönük iletilerimi okuyunuz.

Bu baslik altindaki tüm yorumlarinizi okumama ragmen size sormus oldugum sorularin hicbirisinin cevabi yok. Bundan önceki yorumuma cevabiniz varsa veririsiniz, ama geriye dönük yorumlarimda var diyerek olmayan bir seyi bize aratmaniza gerek yok. Ben aradim ama bulamadim.

Cevabiniz yoksa acikca söyleyebilirsiniz ve konu orada kapanir. Ben sorularima cevap verirsenizde memnun olurum vermesenizde. O sizin bileceginiz bir durum.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
BBC Türkçe Servisi'nin yapılan son Avrupa Birliği Zirvesi konusunda Türkiye ile ilgili olarak kullandığı başlığı gören var mı? Ben yazayım, "FRANSA'NIN TÜRKİYE ZAFERİ !" Ve şöyle devam ediyor;

 

Cuma günü başlayacak Avrupa Birliği zirvesine hazırlık için toplanan AB dışişleri bakanları, Fransa'nın ısrarı üzerine sonuç bildirisi taslağında, Türkiye için kullanılan "birliğe katılım" ifadesine yer vermediler. Bildiri taslağında "katılım konferansı" yerine "hükümetler arası konferans" ifadesini tercih edilirken, "müzakerelerin amacının üyelik olduğuna" değinilmedi. (10.12.2007)

 

 

Ve şimdi de başmüzakereci Ali Babacan'ın o muhteşem açıklamasını aktarıyorum ;

 

Fransa'nın Türkiye'nin AB üyeliğiyle ilgili tavrını eleştiren Babacan, "bu tavır ilişkileri olumsuz etkileyecek" dedi.

Türk-Fransız ilişkilerinin üç ayağı olduğunu, bunun hem ikili ilişkiler, hem Türkiye-AB ilişkileri, hem de iki ülkenin üçüncü ülkelerde yaptığı işbirliği olarak ortaya çıktığını söyleyen Babacan, "Bu üç alandan birinde çıkacak sıkıntı diğerlerini de olumsuz etkileyecektir" diye konuştu.

 

Vay vay vay vaaaaay... Korkumdan dizlerim titredi. Arkadaşlar bu ne menem bir açıklamadır? Bizim Fransa ile yaşadığımız kaçıncı olaydır bu? Vatandaşlar, Sözde Ermeni Katliamı konusunda Fransız mallarını protesto ederken de birşey söyleyemedi bunlar hatırlayın lütfen. Neymiş? Bu tavır ilişkileri olumsuz etkileyecekmiş. Ayıptır yahu. Bu millet bu memleket bu kadar ucuz savunulmamalıdır.

 

Bakınız sıradan bir vatandaş, Galatasaray Üni. öğretim görevlilerinden ve Türkiye'deki sayılı AB uzmanlarından Sayın Cengiz Aktar'ın konuya yaklaşımından bir cümle alıntılayayım. "Bu kepazeliktir, diplomatik kepazeliktir!" dedi. Çok net değil mi anlatılmak istenen? Üstelik yürekli!

 

Babacan nereeeeee, ülke temsil etmek nereeeee? Yolun karanlık, uyan artık Türkiyem!

 

 

Size öyle gelmiş haklısınız.

 

Batılı modernlerden kimi kastettiğinizi bilemiyorum ancak AB'ye üyelik sürecinde kafalarında soru işaretleri oluşan insanlar var tabii ki. Sebebi ise bu müzakere sürecinde ülkenin teslimiyetçi bir hale dönüştürülmesi.

AB'nin her kelimesini ezber tutan, milli meseleleri muhalefetle paylaşmadan önce onlara taşıyan bir hükümet var. Ve bu hükümet neyi ne için yaptığını bilmeden çalakalem yapıyor. İ.Melih Gökçek Kızılay'da AB'ye giriyoruz diye binlerce havai fişek patlatalı kaç yıl oldu dersiniz? Verilen onca aragazı, sözler vaatler? Bunu kim yaptı, batılı modernler mi?

Ekonomiyi düzeltme hevesi ile, öldü parasına devlet mallarını satıp savıp Arabına Ermenisine peşkeş çekenler kim? Batılı modernler mi?

Bu şekilde girilecek AB'nin bize hayrından fazla zararı olacaktır. Siz AB'ye girip, muasır medeniyetler seviyesine ulaşmayı böyle bir şey anladıysanız eğer, bırakın çabalamayı. Girmeyelim aládır.

 

 

Hatırlarsak Fransa Meclisi 12 Ekim 2006 tarihinde, "Ermeni soykırımının inkârının suç sayılması"nı ve ihlal edenlere 1 yıl hapis ve 45.000EURO para cezası verilmesini öngören yasa teklifini kabul etmişti. Hükümet bu olayı sert bir dille kınamış ve bazı yaptırımlar uygulayacağını açıklamıştı. Resmi düzeyde olmasa da sivil toplum kuruluşları ekonomik boykot kararı almışlardı.

Almışlardı evet, sonuç?

Yasa mi değişti Fransa'da?

Ermeni soykırımı konusunda fikrimiz mi değişti yoksa?

Peki Peugeot,Renault, Citroén arabalarınıza ne oldu? Satışlar halen yerinde malum.

Carrefour'dan alışveriş yapmayanlarınız vardı o dönemde? Bu haftasonu Kozyatağı'na gidin ve arabanızı park edebiliyor musunuz otoparkında söyleyin.

 

E hükümet tarafı? Hep sizler/bizler suçlu değiliz ya.

Haydarpaşa-Gebze demiryolunun yenilenmesi, bir Fransız firmasının da yer aldığı bir gruba veriliyor. 3,5 yılda bitirilmesi öngörülen proje 812.000.000 Euro tutarında.

Projeyi yapacak grupta üç firma var. Bir Japon, bir Fransız ve bizden de Doğuş firması. Fransız firmanın payı yüzde otuz.

Konuyu Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'a sordular. Doğruladı:

"Fransız firmayı boykota gitseydik, proje gecikecekti"

 

Daha başka birşey söylemek istemiyorum.

Neresinden tutsam orasından elimde kalıyor.

 

 

Devlete karşı eleştirel yaklaşmadığımızı, toz kondurmadığımızı söylüyorsunuz. Tam aksine bu teslimiyetçilik karşısında davul zurna çala çala devleti suçluyorum ben. Ve bu teslimiyetçiliği başarı görüp kent meydanlarında havai fişek patlatanları ve onları alkışlayanları suçluyorum.

 

Fransa bizi istemiyor, açık açık söylüyor, soykırım heykelleri dikiyor, ses etmiyoruz. Ne ediyoruz? Uluslararası toplantılarda bir temsilcimizle, Fransa temsilcilerini aynı foto karesine sokarsak başarı. Patlat bi fişek daha Kızılay'da.

 

İsviçre bizi istemiyor, soykırım yok diyeni sokak ortasında tutukluyorlar. Mahkemelerde vatandaşlarımıza edilmedik hakaret kalmıyor. Ne diyoruz adamlara? Hiç.

 

Yunanistan, Güney Kıbrıs ister mi bizi AB'de? İster derseniz, vicdanınızla sizi başbaşa bırakırım.

 

Siz benim yazdıklarımı mı okuyorsunuz merak ediyorum. Açıkca devlete karşı eleştiri yöneltin diyorsunuz. Daha nasıl ve ne yönelteyim?

Bu müzakare sürecinde pek sevgili olduğunuz AB'ciler ne yaparlar peki?

Terörle mücadelemize karışırlar, ekonomimize karışırlar, eğitim sistemimize en olmadık işleri sokarlar, adalet sistemimizle dalga geçerler, yediğimize içtiğimize kokoreçe midyeye bile bulaşırlar, bankacılık sistemimize, IMF ile ilişkimize enflasyonumuza bile laf ederler. Yani bu işe olmaz demek için her telden çalarlar.

Faşizan söylemlerde bulunmadan, Atatürk milliyetçisi biri olarak ben ülkeme böyle müdahaleler ettirmem. Edeceklerse de o birliğe girmem, kimseye de oyuncak, alet olmam.

TC diye bahsettiğiniz Türkiye Cumhuriyeti oluyor sanırım. Kürtçülerin fiks söylemidir, yüreğiniz almıyor değil mi uzun söylemeye?

 

Bizi ne kadar sevdiğiniz belli ki AB kapılarında süründürmek istiyorsunuz.

 

Çok güzel.

 

 

Tabi iktidara laf yok. Aman yanlış olmasın. Vakvaklar uyanmasın. Başbakan size kızmasın.

AB'ye muhalefet olarak biz giremedik. Hep hata bizde hep.

 

Bahsettiğim havai fişekler son 6 yılda patlatıldı. 40 yıllık tarihten bahsetmiyorum, 6 yılda söylenen son sözlerin hesabını soruyorum.

6 yıl önce nerdeydik, şimdi neredeyiz? 6 sene öncesine dönebilmek için 60 sene çalışsak dönebilir miyiz?

 

 

-http://www.youtube.com/watch?v=LD8pbG6HL3E&feature=related-

 

Bu da üzerine yorum yapılmış hali.

 

 

E artık Youtube'a giremeyen kalmamıştır herhalde.

 

 

Anlayana ...

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Anlayana ...

Anlayana demekle malesef sorun cözülmüyor. Ben size cok acik ve net bir sekilde sizin AB hakkindaki görüsünüzü sormusum, yani AB'ye karsimisiniz ve öyleyse sebebi ne, yok efendim AB'ye girmeyi destekliyorsunuzda yapilan eksiklikler ne gibi görüsünüzü almak istemisiz ve diger bir kac tane sorumuz daha var o yorumda ama sorulari cevaplayacagimiz yerde alakasiz alintilarla oyalanip duruyoruz.

Acik ve net sorularima verilen yuvarlak söylemler ve sorularimla alakasiz alintilar.

 

Herhalde sorulara cevap vermeye niyetimiz yok gibi.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Okuyorsunuz.

Ama anlamak istemediğiniz için anlamıyorsunuz.

Girmeyelim diyorum.

Nedenini de yazıyorum.

Ama anlamak istemiyorsunuz.

*******

Tabiiki bende kimseyi bir cevaba zorlayamam. baskalarni cevap vermemekten dolayi suclarken, kendimiz ise kacistirma cevaplarla isi gecistirmeye calisiyoruz.

*********

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

İletiniz moderatör kontrolünden geçtikten sonra sitede gösterilmeye başlanacaktır. Eğer buna maruz kalmak istemiyorsanız lütfen hemen bir ÜYE OLUNUZ.

Misafir
İletinizi misafir olarak gönderiyorsunuz. Eğer üye iseniz lütfen GİRİP YAPARAK gönderiniz.
Bu başlığa cevap yaz

×   Zengin metin olarak yapıştırıldı..   Onun yerine sade metin olarak yapıştır

  Only 75 emoticons maximum are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Önceki içeriğiniz geri getirildi..   Editörü temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.


×

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.