Jump to content
Sign in to follow this  
Bilgekagan

NAZIM HİKMETOF

Recommended Posts

NAZIM HİKMET VERSANSKİ (BORJENSKİ)

 

 

 

Solcu kesim hâlâ bıkıp usanmadan, “Nazım’ın ülkesini sevdiğini, yıllarca Türk hapishanelerinde yattıktan sonra sürgünde öldüğünü, vatandaşlıktan çıkarıldıktan sonra “Hain” ilan edildiğini, Nazım’ın Türk kültürünün önemli isimlerinden biri olarak anıldığını, eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in AGİT zirvesinde Nazım’dan alıntı yaptığını “Türkiye Nazım'dan özür diledi” şeklinde yorumlayarak, koskoca Türkiye Cumhuriyeti'ne polonya yahudisi Nazım'dan özür dilemesi dayatmasında bulunuyor.

 

Nazım Hikmetof ülkesini sevseydi, Türkiye’yi Moskova’nın bir mahallesi yapmak için ömrünü harcamazdı. O sürgünde ölmedi. Onu kimse sürgün etmedi. O kendini yaratan Stalin’in ülkesi ve gerçek vatanım dediği Moskova’da gönüllü olarak ölmeyi istediği için Türkiye’den gizlice kaçtı. Nazım vatandaşlıktan çıkarıldıktan sonra hain ilan edilmedi, hain’liği kesinleştiği için vatandaşlıktan çıkarıldı.

 

Türk kültürüne hizmet edenlerin kimler olduğunun takdiri, Türk Milleti'ne aittir. Hiçbir kesim, canlarının istediği, çizgisinde oldukları kişileri, Türk Milleti adına takdir etme yetkisine sahip ve mezun değillerdir.

 

Bulundukları makam ne kadar yüksek de olsa, o makam, Türk Devleti ve milletinin düşmanlarını affetme vasıtası yapılamaz. O makam ve koltuk onlara, ihanete uğrayan Türk Milleti adına “Hain”den özür dileme yetkisi vermez, öyle bir sorumsuzca davranışı büyük Türk Milleti asla affetmez.

 

Dünya literatür ansiklopedilerine, bir komünist doktrincisi, terbiyecisi, tebliğcisi olarak geçen azılı komünist “BERTHOLD BRECHT”in (Sezuanın İyi İnsanı) isimli eserini, ortamı müsait zanneden aşırı solcular, 1964 yılında İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda sahneye koydular. Piyesin temsilinde İstanbul’lular eseri seyrederken “Neredeyiz, Moskova’da mı? Pekin’de miyiz? Bu nasıl rezalet” diye bağrışarak komünist tahrikçiliğini protesto etmişlerdi.

 

Hadiseden bir gün sonra 22 Mart 1964 tarihinde tescilli komünist yazarların cirit attığı sözüm ona ilerici, toplumcu, sosyalist gazeteler faturayı Türk Milliyetçilerine çıkarmaya çalışıyordu. Bunun üzerine sıkıyönetim komutanlığı bu eseri oynatmamıştı. Ama o günkü CHP’nin solcu sözcüleri Bülent Ecevit ve Suphi Baykam, bu eseri ve yazarını öven beyanlarda bulunmuşlardı. Şehit Türkçü, rahmetli İlhan Darendelioğlu ise onlara şu cevabı vermişti:

 

“Birtakım ne idiğü belirsiz akıl fıkaraları, tufekli solaklar, birtakım budalalar, Türk Milleti'nin arasına girip, onu bölmek için, Türk Milleti'ni sefil bırakmak için, kandırmaya çalışarak zehirlerini akıtacaktır. Sosyalizm perdesi altında komünist rejim kurmak isteyen bu rus uşaklarına, Türk Milleti yedisinden yetmişine, çoluğu çocuğu, genci ihtiyarı ile karşı koyacaktır. Buna inancım tamdır. Milletime güveniyorum. Türk milleti ihanetle hizmeti gayet iyi ayırır. Aramızda dolaşıp zehir akıtanlara fırsat vermeyiniz. Hürriyet havasını istemeyenler, başka memleketlerin esaret düzenlerine gıpta edenler, kapılar açık, çekip o memleketlere gitsinler. Bu memleket, düzenini kurmuştur.”

 

İçerde ve dışarıda Türk Milleti'ne ve devletine karşı hiç de dostça olmayan davranışların büyük göstermeye çalıştıkları Nazım Hikmetof kimmiş ve ne imiş, bir görelim bakalım...

 

Son yıllarda, televizyon, radyo ve bir kısım malûm gazetelerde, Nazım Hikmetof lehinde, belli yazarlar tarafından kamuoyu oluşturulmaya çalışıldı.

 

Öncelikle şunu bilmemizde fayda vardır. Türkiye’de ilk komünizm propagandası yapan adam, Aleksandır İsrael Hepland adında bir Yahudidir. Bu görev, daha sonra doktor Şefik Hüsnü Değmer’e, ondan Nazım Hikmetof’a, ondan da Mehmet Ali Aybar’a verilmiştir.

 

Nazım Hikmetof, 1921-1924 yılları arasında Moskova’da kızıl ihtilâl kursu görürken, Türk Milleti Anadolu’da, Sakarya’da, Dumlupınar’da, İnönü’de ölüm kalım savaşı veriyordu. Nazım Kurtuluş Savaşı başladığında Rusya'ya kaçtı, savaş bittikten sonra Türkiye'ye geri döndü. Ne derece "vatansever!" olduğunu bu şekilde ispatlamıştı.

 

Gerçekte Nazım Hikmetof öyle büyük bir şair falan da değildir. Şiirleri bir sanat endişesinden ziyade, komünizm davasının sesini ve rengini verir. Mesela;

 

24 saatte 24 saat Lenin

 

24 saat Marks

 

24 saat Engele

 

Yüz dirhem kara ekmek,

 

Balık çorbası

 

Tüfenk talimi

 

Tiyatro balet

 

Kitap.

 

Diyerek, şiir yazdığını zanneden Nazım, bu satırları herhâlde sanat olsun diye yazmıyordu. O Moskova’daki üç yıllık talim günlerini anlatıyordu. Türk milletine üstat olarak tanıtılan Ertuğrul Muhsin, Nazım’ın (Kafatası, Unutulan Adam, Bir ölü Evi) isimli piyeslerini Şehir Tiyatrosu’nda oynatarak meşhur etmek için elinden geleni yapmıştır. Nazım hakkında yapılan propaganda o kadar yoğunlaştı ki, Atatürk’e kadar ulaştırıldı. Atatürk, Nazım adına yapılan bu reklâma itimat etmediği için, “Şunun bir şiirini plağa alın, getirin bakayım” demiş, Nazım'ın Hazer ve Salkımsöğüt adlı şiirleri kendi sesinden plağa alınarak Atatürk’e dinletilmiş. Atatürk şiirleri dinledikten sonra aynen şöyle demiştir;

 

“Bu şiirlerde Türk milletinin hayatına kasdeden bir bomba var.”

 

Nazım Hikmetof “Beni Stalin yarattı, asıl vatanım Moskova’dır” diyecek kadar da Türk olmadığını ifade etmiştir. Şimdi Stalin için yazdığı şiiri beraber okuyalım. Bu şiir 5 Mart 1955 günü akşamı, Budapeşte radyosunda, birisi saat 18,30 diğeri de 20,30 da Stalin’in ölüm yıldönümü dolayısıyla Türkçe olarak yayınlanmıştır. Bu şiir, Nazım’ın kendi sesinden dinletilmiştir.

 

5 Mart 1953

 

İlk önce kim kime

 

Metin ol kardeşim diyecek.

 

İlk önce kim kime

 

Baş sağlığı dileyecek.

 

Hepimizindi o hepimizindir

 

Yoldaşlarım acınızı duyuyorum.

 

Sizin duyduğunuz gibi tıpkı

 

Aynı şiddetle kardeşlerim

 

Hüngür hüngür ağlamak geliyor içimden

 

Seviyorum onu.

 

Marks’ı, Engels’i, Lenin’i

 

Sevdiğim gibi. Sevdiğimiz gibi

 

Aynı muhabbetle

 

Aynı hürmetle.

 

Şimdi solcu gazete ve dergilerde, Atatürkçü görünen, Nazım’ın bütün yardakçılarına soruyorum. Atatürk’ün ölümüne böyle bir mersiyesi var mı Nazım’ın? Hangi Türk büyüğü için bu heyecanı göstermiştir? İkinci Dünya Harbi başlarında Sibirya’ya sürülen, katledilen, bütün varlığı talan edilen, Kırımlı Türk kardeşlerimiz için böyle bir acı duydu mu Nazım? Stalin’in muhtelif tarihlerde yok ettiği otuz beş milyon Türk kardeşimizin acı sonlarını dile getiren bir tek şiiri var mıdır Nazım’ın? 1940’lı yılların sonunda kendini yarattığını söylediği Stalin’in Türkiye’den, Kars, Ardahan ve Boğazları istemesi karşısında gösterdiği bir tepki var mıdır? Millî Mücadele ile ilgili şiiri oduncunun "heh... heh..."çiliğinden başka bir şey değildir. Çünkü Nazım, yukarıda belirttiğim gibi Millî Mücadele yıllarında Moskova'da komünistlik kursu görüyordu. Türkiye’yi Rusya’ya nasıl kazandıracağının, içinden nasıl yıkacağının taktik derslerini alıyordu. Türk'ün ve Türklüğün Millî Mücadelesi onun umurunda bile değildi. Bu mücadelenin başladığı günlerde o Rusya'ya kaçmıştı.

 

Diğer taraftan Nazım, Türklüğe, Türk’ün manevî değerlerine, Atatürk’e ve ne kadar millî Türk şairi varsa hepsine de hücum ediyordu. Şimdi Nazım’ın hayranları, onu en büyük Türk şairi diye tanıtmaya çalışıyorlar. Irk olarak Leh kanı taşıdığını bildiği için Türklüğü kabul etmiyordu. Nitekim kendi kontrolünde yayınlanan (Resimli Ay) dergisinde, kendisinin Türk şairi diye değil, Türkiyeli şair diye tanıtılmasını istiyordu ki, bu ifadesi ile Türk olmayı kabul etmiyordu. Bizdeki yalakalar onu hâlâ Türk sıfatı vermeye çalışıyorlar.

 

Nazım Hikmetof, Türkiye’yi içten yıkmak ve Rusya’ya bağlamak için neler yapmadı. Yıl 1938. Nazım o zamanki meşhur Yavuz zırhlısının er ve astsubayları arasında komünizmi yaymak, sonra da orduyu isyana teşvik etmek istiyordu;

 

Aynı yıl donanma komutanlığı askerî mahkemesi, ihtiyat filo komutanı Albay Ertuğrul Beyin başkanlığında kurularak Nazım Hikmetof’u tam otuz yıla mahkûm etmişti. Mahkeme heyeti başkanı Ertuğrul Beyden başka, askerî hâkim Salih Koriman, Binbaşı Rifat Özdeş Çeviker’den teşekkül etmişti ki. Nazım Hikmet’e destek veren ve onun suçuna ortak olan Kemal Tahir’i 15 yıla, Kemal Tahir’in gemide bulunan kardeşi üstçavuş Nuri Tahir’i 15 yıla, Başgedikli Âdil Kurt’u, 4 yıla, üstçavuş Seyfi Tekdilek’i 10 yıla, üstçavuş Mehmet Ali Kantar’ı 15 yıla, üstçavuş Hüseyin Avni Dirigül’ü 5 yıla, yine sanıklardan er Haydar’ı 20 yıla mahkûm etmişti.

 

1921’de Moskova’ya gidip, 1924’te Türkiye’ye dönen bu azılı vatan haini, Rusya’da komünist ihtilâlin taktik ve gizli emellerini öğrenmiş, bilenmiş olarak dönüyordu. Tabiî ki bu arada Türkler Millî Mücadeleyi kazanmış, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni kurmuştu. O tarihlerde Bakü’de neşriyat yapan komünist bir gazete, Nazım’ın hedeflerini aynen şu satırlarla veriyordu. “Nazım yoldaş inkılâp beşiği olan Rusya’ya geldi. Bu beşikte onun kulaklarına inkılâbın kan coşturan ninnileri okundu. O proleter inkılâbın meyvelerindendir. Kızıl Moskova, onun damarlarındaki kanların zehirli mikroplarını öldürür. Kanını kızıllaştırır. Nazım’ın varlığı ihtilâl mayası ile yoğruldu. Nazım Türkiye’de yüceden bağırmalıydı. Derin uykuya dalmış gençliği uykudan ayıltmalıydı. O bunu yaptı.” Şimdi Nazımcılara sormalı, bunlar da yabancı dillere çevrildi mi?

 

Nazım, yazdığı sözüm ona her şiirinde kızılı ifade eden kelimeleri özellikle seçerdi. Şiirlerini daima kırmızı ifade eden kelimelerle süslerdi. Hatta nar kırmızı olduğu için, soyadını Nar’ın tersi olan RAN olarak almıştı. Şiirinden bir örnek vermek Nazım’ı oldukça anlatır. Meselâ güneş kızıl mıydı, öyle ise güneşe şiirler yazmalıydı. İşte bir örnek;

 

Bu bir Türkü

 

Güneşi içenlerin Türküsü,

 

İşte bu güneşten

 

Düşen ateşte,

 

Milyonlarca kırmızı yürek yanıyor.

 

İlahiri....

 

Dikkat ederseniz yürek kelimesini bile yalnız değil de, önüne kırmızı kelimesini koyarak kullanıyor. Kızıl, kızılcık, karpuz içi, nar çiçeği, alev, kor kelimeleri Nazım’ın dilinden düşürmediği kelimelerdi. Çünkü bunlar kızılın ifadeleri idi.

 

Nazım Hikmetof Türk olmadığı gibi de Marksist ve dinsizdir. Hayâl ettiği kendi ölümündeki görüşünü bir şiirler şöyle dile getiriyor.

 

“O mükemmel bir kafa

 

mükemmel bir yürek

 

Yumrukları ile erkek

 

Gözleriyle çocuktu.

 

Hudutsuz ve Allahsız bir baştı o.

 

Yoldaştı o.”

 

Evet, Nazım Hikmetof dinsiz, Tanrı'sız ve üstelik din düşmanıydı. Hayatı boyunca Rusya hesabına komünizmi savundu. Türk devletine ve Türkiye’ye karşı daima Rusya hesabına komünizmi savundu. Türk devletine ve Türkiye'ye karşı daima Rusya hesabına hücum etti. Nazım Hikmetof 1935 senesinde Doğu Türkistan’ı işgal ederek kayıp, yıkan, milyonlarca Türk’ü katleden komünistlere karşı kılını dahi kıpırdatmadı. Ama, Çinli bir komünist olan, Si-ya-u için eser yazdı. Nazım Hikmetof Rusya’ya ömür boyunca hizmet etti. VÂ-NÛ istediği kadar onun Türk olduğundan bahsederek Türk milliyetçilerini ırkçılıkla suçlasın, Nazım’ın Polonya kökenli olduğu gerçeğini değiştirmez. Nazım Hikmetof, Komünist Rusya’ya o kadar hizmet etti ki, Rus devleti bir gemisine (Nazım Hikmet) adını koydu.

 

Nazım Hikmetof nihayet 15-7-1950 günü Demokrat Parti iktidarının çıkardığı aftan istifade ederek yatmakta olduğu Cerrahpaşa Hastanesinden serbest bırakıldı. Bu şekilde 28 yıl, 4 aya mahkûm olan Nazım Hikmetof 13 yıl 5 ay yattıktan sonra mahkûmiyeti sona ermiş oldu.

 

Nazım'ın affını önlemeye çalışanlar da vardı. Bilhassa, Tevfik İleri, Remzi Oğuz, Şevket Mocan, Ömer Bilen, Ahmet Gürkan önde gelen isimlerdendi. Büyük Millet Meclisi zabıtlarından öğrendiğimize göre, Tokat Milletvekili Ahmet Gürkan söz alıyor ve kürsüde şu konuşmayı yapıyor...

 

“Arkadaşlar, komünizmden bahsetmiyorum. Moskofizmden bahsediyorum. Evet bu uğursuz kızıl kuduz, Türk Milleti'ni ısırmak için hırlarken, onun ağzından sızan salyaları görüyoruz. Nazım Hikmet'in komünistliğinden şüphe etmek gaflet olur. Nazım Hikmet daha dün cezaevinde (benim kalbimin yarısı Yunanistan’da her sabah kurşuna diziliyor. Öbür yarısı Çin’de kurşuna diziliyor) dedi. Tahmin ederim ki, kalbinin geri kalan bir kısmı da Kore’de kurşuna diziliyor.” (Alkışlar).

 

Nazım’ın bu sözleri söylediği günlerde, Yunanistan’da ve milliyetçi Çin’de komünistlere ağır cezalar veriliyordu. Nazım ona üzülüyordu.

 

Fransa’da, İtalya da, diğer devletlerde de komünistler vardı. Hatta Almanya dışında bu devletlerde komünist partileri de vardı. Ama o komünistler hiçbir zaman Rusya hesabına casusluk etmezlerdi. Onlar için her şeyden önce Fransa vardı, İtalya vardı. Nazım Hikmetof gibi, "beni Stalin yarattı, asıl vatanım Rusya’dır" diyerek kendi devlet ve milletlerine karşı ihanet etmiyorlardı. Bizdeki komünistler gibi, Türkiye’yi ve dünyayı Moskova’nın bir mahallesi yapmak için ALÇALMIYORLARDI...

 

Nazım Hikmetof 11 Eylül 1961’de Doğu Berlin’de yazdığı kendi otobiyografisinde şöyle diyordu.

 

1902 de doğdum.

 

Doğduğum şehre dönmedim bir daha

 

Geriye dönmeyi sevmem.

 

Üç yaşında Halep’te paşa torunluğu ettim

 

On dokuzunda Moskova’da komünist üniversite öğrenciliği

 

Kırk dokuzunda yine Moskova’da TSEKA-PARTİ konukluğu ve

 

On dördümden beri şairlik ederim.

 

İlh....................

 

Saymakla bitmeyen ihanetlerinin bedeli olarak Nazım Hikmetof, Bakanlar Kurulunun bir kararı ile Türk vatandaşlığından çıkarılmıştır.

 

İşte belgesi:

 

3/13401

 

Komünist Nazım Hikmet Ran’ın Türk vatandaşlığından çıkarılması hakkında bakanlar kurulu kararı.

 

Res. Gaz. 7885 T. 15.8.1951

 

Pasaportsuz olarak İstanbul’dan Romanya’ya kaçan ve oradan da Moskova’ya giderek, hava alanında memleketi aleyhinde beyanatta bulunduğu ve müteakiben radyo yayınlarında Türkiye’nin hükûmet şekli ve hükûmeti idare edenler aleyhinde geniş propaganda kampanyasına girişerek KOMÜNİZM’i yaymak maksadını güden neşriyatı ile Sovyet hükûmetinin verdiği hizmeti ifa etmekte olan maruf komünist NAZIM HİKMET RAN’ın kendisine bu hizmeti terk etmesi hususunda yapılacak tebligatın da bir fayda vermeyeceği mülahaza edildiğinden, Türk vatandaşlığından çıkarılması, İçişleri Bakanlığının 25.7.1951 tarihinde kararlaştırılmıştır.

 

(Sicilli Kavanin, Cilt: 32, Sah: 841)

 

İşte büyük Türk şairi olarak tanıtılmak istenen Nazım Hikmetof böyle bir haindir.

 

Ve işte, bütün bu densizliklere karşı suskunluğunu koruyan Devlet sorumluları...

 

Türk Milleti bu manzarayı ibret ve dehşetle seyretmektedir...

 

TTK

Share this post


Link to post
Share on other sites

Evvela bir kişiyi eleştireceksen o kişinin tüm eserlerini, hakkında yazılan yazıları okuduktan sonra kendi anladığını yazarak eleştiri yapabilirsin.

 

Nazım Hikmet'e "Vatan Haini" damgası vuranlar ne kadar vatansever bir düşünmek lazım. Nazım Hikmet'e askerden kaçtığı için o yakıştırmayı yapmışlardır. Ama kimse Nazım neden askerlik yapmaktan kaçtı diye sormuyor..?

 

Bir başka büyük şair Yahya Kemal Beyatlı'da askerlik yapmadı hatta Yahya Kemal için özel kanun çıkartıldı! Yahya Kemal demi vatan haini?

 

Üstad Necip Fazıl "Büyük Doğu" marşını neden yazdı? Cevabını ben veriyim. Mehmet Akif'i şair olarak görmedeği için ve "İstiklal Marşı"nı beğenmediği için, etrafında bulunan kişilerinde isteğiyle yeni bir "İstiklal Marşı" yazmıştır. Bu da "Büyük Doğu" marşıdır!

 

Necip Fazıl Vatan Haini mi?

 

Tekrar Nazım'a dönelim. Eğer Nazım Hikmet'in şiirlerini okuduktan sonra anlayabilseydin onun Vatanseverliğini kavrayabilirdin.

 

VATAN HAİNİ

 

"Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.

Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet.

Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ."

Bir Ankara gazetesinde çıktı bunlar, üç sütun üstüne, kapkara haykıran puntolarla,

bir Ankara gazetesinde, fotoğrafı yanında Amiral Vilyamson'un

66 santimetre karede gülüyor, ağzı kulaklarında, Amerikan amirali

Amerika, bütçemize 120 milyon lira hibe etti, 120 milyon lira.

"Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet

Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ."

 

Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz, ben yurt

hainiyim, ben vatan hainiyim.

Vatan çiftliklerinizse,

kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,

vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,

vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın,

fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan,

vatan tırnaklarıysa ağalarınızın,

vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa,

ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,

vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa,

vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan,

ben vatan hainiyim.

Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla :

Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.

 

 

 

TÜRK KÖYLÜSÜ

 

Topraktan öğrenip

kitapsız bilendir.

Hoca Nasreddin gibi ağlayan

Bayburtlu Zihni gibi gülendir.

Ferhad'dır

Kerem'dir

ve Keloğlan'dır.

Yol görünür onun garip serine,

analar, babalar umudu keser,

kahbe felek ona eder oyunu.

Çarşambayı sel alır,

bir yâr sever

el alır,

kanadı kırılır

çöllerde kalır,

ölmeden mezara koyarlar onu.

O, «Yûnusû biçâredir

baştan ayağa yâredir,»

ağu içer su yerine.

Fakat bir kerre bir derd anlayan düşmeyegörsün önlerine

ve bir kerre vakterişip :

«—Gayrık yeter!...»

demesinler.

Ve bir kerre dediler mi :

«İsrafil surunu urur

mahlukat yerinden durur»,

toprağın nabzı başlar

onun nabızlarında atmağa.

Ne kendi nefsini korur,

ne düşmanı kayırır,

«Dağları yırtıp ayırır,

kayaları kesip yol eyler âbıhayat akıtmağa...»

 

 

"Şehitler" şiirini okuduktan sonra, Nazım'a hain diyenlere karşılık vatan haini olmaya karar vermiştim..

 

ŞEHİTLER

 

Şehitler, Kuvâyi Milliye şehitleri,

mezardan çıkmanın vaktidir!

Şehitler, Kuvâyi Milliye şehitleri,

Sakarya'da, İnönü'nde, Afyon'dakiler

Dumlupınar'dakiler de elbet

ve de Aydın'da, Antep'te vurulup düşenler,

siz toprak altında ulu köklerimizsiniz

yatarsınız al kanlar içinde.

Şehitler, Kuvâyi Milliye şehitleri,

siz toprak altında derin uykudayken

düşmanı çağırdılar,

satıldık, uyanın!

Biz toprak üstünde derin uykulardayız,

kalkıp uyandırın bizi!

uyandırın bizi!

Şehitler, Kuvâyi Milliye şehitleri,

mezardan çıkmanın vaktidir!

 

 

"Davet" şiirine hayır diyenler mi vatanperver?

 

DAVET

 

Dörtnala gelip Uzak Asya'dan

Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan

bu memleket, bizim.

 

Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak

ve ipek bir halıya benziyen toprak,

bu cehennem, bu cennet bizim.

 

Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,

yok edin insanın insana kulluğunu,

bu dâvet bizim....

 

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür

ve bir orman gibi kardeşçesine,

bu hasret bizim...

 

Aslında yazmak istediklerimin çok küçük bir kısmını yazıyorum. Ne yazık ki fazla vaktim yok.

 

Unutmadan Nazım için ne derseniz deyin. Nazım Hikmet bu ülke'nin yetiştirdiği en büyük şairlerdendir.

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest CYRANO

NAZIM HİKMET İÇİN VATAN HAİNİ DEYİP. O'NU VATANDAŞLIKTAN ÇIKARANLAR.

 

VATANA İHANET SUÇUNDAN İDAM EDİLDİLER.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Nazım bu topluma ağır geliyor ve bağzıları sindiremiyorlar..

Neden mi?...

Cevabı onun şiirinde gizli tabiki okuyabilene, okuyup anlayabilene..

 

Ellerinize ve Yalana Dair

...................

İnsanlarım, ah, benim insanlarım,

antenler yalan söylüyorsa,

yalan söylüyorsa rotatifler,

kitaplar yalan söylüyorsa,

duvarda afiş, sütunda ilan yalan söylüyorsa,

beyaz perdede yalan söylüyorsa çıplak baldırları kızların,

dua yalan söylüyorsa,

ninni yalan söylüyorsa,

rüya yalan söylüyorsa,

meyhanede keman çalan yalan söylüyorsa,

yalan söylüyorsa umutsuz günlerin gecelerinde ayışığı,

ses yalan söylüyorsa,

söz yalan söylüyorsa,

ellerinizden başka herşey

.......................herkes yalan söylüyorsa,

elleriniz balçık gibi itaatli,

elleriniz karanlık gibi kör,

elleriniz çoban köpekleri gibi aptal olsun,

......................................elleriniz isyan etmesin diyedir.

Ve zaten bu kadar az misafir kaldığımız

............bu ölümlü, bu yaşanası dünyada

............bu bezirgan saltanatı, bu zulüm bitmesin diyedir.

 

....................................................................................................Nazım HİKMET

Share this post


Link to post
Share on other sites

Nazım bu topluma ağır geliyor ve bağzıları sindiremiyorlar..

Neden mi?...

Cevabı onun şiirinde gizli tabiki okuyabilene, okuyup anlayabilene..

 

Ellerinize ve Yalana Dair

...................

İnsanlarım, ah, benim insanlarım,

antenler yalan söylüyorsa,

yalan söylüyorsa rotatifler,

kitaplar yalan söylüyorsa,

duvarda afiş, sütunda ilan yalan söylüyorsa,

beyaz perdede yalan söylüyorsa çıplak baldırları kızların,

dua yalan söylüyorsa,

ninni yalan söylüyorsa,

rüya yalan söylüyorsa,

meyhanede keman çalan yalan söylüyorsa,

yalan söylüyorsa umutsuz günlerin gecelerinde ayışığı,

ses yalan söylüyorsa,

söz yalan söylüyorsa,

ellerinizden başka herşey

.......................herkes yalan söylüyorsa,

elleriniz balçık gibi itaatli,

elleriniz karanlık gibi kör,

elleriniz çoban köpekleri gibi aptal olsun,

......................................elleriniz isyan etmesin diyedir.

Ve zaten bu kadar az misafir kaldığımız

............bu ölümlü, bu yaşanası dünyada

............bu bezirgan saltanatı, bu zulüm bitmesin diyedir.

 

....................................................................................................Nazım HİKMET

 

Evet bir anlayabilseler...

 

 

BİLGEKAĞAN bizi aydınlattığın için sağol..malum vatanhainlerini tanımak zor bu zamanda değil mi?

 

At gözlüklerini takıp, ampule bakarak aydınlanmak farklı birşey olsa gerek. Bu zamanda vatanhainlerini tanımak aslında çok kolay. Mesela Abdullah Çatlı...

Share this post


Link to post
Share on other sites

At gözlüklerini takıp, ampule bakarak aydınlanmak farklı birşey olsa gerek. Bu zamanda vatanhainlerini tanımak aslında çok kolay. Mesela Abdullah Çatlı...

 

harikasın :clover:

Share this post


Link to post
Share on other sites

BİLGEKAĞAN bizi aydınlattığın için sağol..malum vatanhainlerini tanımak zor bu zamanda değil mi?

 

(bkz. dinime küfreden müslüman olsa!)

Share this post


Link to post
Share on other sites
NAZIM HİKMET İÇİN VATAN HAİNİ DEYİP. O'NU VATANDAŞLIKTAN ÇIKARANLAR.

 

VATANA İHANET SUÇUNDAN İDAM EDİLDİLER.

+1

Share this post


Link to post
Share on other sites

VASİYET

 

Yoldaşlar, nasip olmazsa görmek o günü,

Ölürsem kurtuluştan önce yani,

Alıp götürün

Anadolu'da bir köy mezarlığına gömün beni.

 

Hasan Beyin vurdurduğu

Irgat Osman yatsın bir yanımda

ve çavdarın dibinde toprağa çocuklayıp

kırkı çıkmadan ölen şehit Ayşe öbür yanımda.

 

Traktörlerle türküler geçsin altbaşından mezarlığın,

seher aydınlığında taze insan, yanık benzin kokusu

tarlalar ortamalı, kanallarda su

ne kuraklık, ne candarma korkusu

 

Biz bu türküleri elbette işitecek değiliz

toprağın altında yatar upuzun,

çürür kara dallar gibi ölüler

toprağın altında sağır, kör, dilsiz.

 

Ama bu türküleri söylemiştim ben

daha onlar düzülmeden

duymuştum yanık benzin kokusunu

traktörlerin resmi bile çizilmeden

 

Benim sessiz komşulara gelince,

şehit Ayşe'yle ırgat Osman

çektiler büyük hasreti sağlıklarında

belki de farkında bile olmadan

 

Yoldaşlar, ölürsem o günden önce yani,

-öyle gibi de görünüyor-

Anadolu'da bir köy mezarlığına gömün beni

ve de uyarına gelirse

tepemde bir de çınar olursa

taş maş da istemez hani....

 

 

 

BU VATANA NASIL KIYDILAR?

 

İnsan olan vatanını satar mı?

Suyun içip ekmeğin yediniz,

Dünyada vatandan aziz şey var mı?

Beyler bu vatana nasıl kıydınız?

 

Onu didik didik didiklediler,

saçlarından tutup sürüklediler,

götürüp kâfire: "Buyur..." dediler.

Beyler bu vatana nasıl kıydınız?

 

Eli kolu zincirlere vuruluş,

vatan çırıl çıplak yere serilmiş.

Oturmuş göğsüne Teksaslı çavuş.

Beyler bu vatana nasıl kıydınız?

 

Gün gelir çark düzüne çevrilir,

günü gelir hesabınız görülür.

Günü gelir sualiniz sorulur :

Beyler bu vatana nasıl kıydınız?

 

 

Bunlarda benden...

Share this post


Link to post
Share on other sites
At gözlüklerini takıp, ampule bakarak aydınlanmak farklı birşey olsa gerek. Bu zamanda vatanhainlerini tanımak aslında çok kolay. Mesela Abdullah Çatlı...

 

 

 

nazım hikmet hep yanlış zamanda yanlış yerdeydi.kağıda kaleme sarıldı ve savaşmaya başladı.kahramanlar ölümden korkmayanlardır.nazım hikmet ölümden değil hapsedilmekten korkmadı.bu yüzden asla bazı kesimlerce vatan haini sayılan abdullah çatlıyla aynı kefeye konamaz.nazım kızıl saçlısına aşık,gizlice düşünen,korkutulduğunda kaçandı.ama çatlı düşünen,düşündüğünü yapan,kaçmayan kaçırandı...

Share this post


Link to post
Share on other sites
Türk kültürüne hizmet edenlerin kimler olduğunun takdiri, Türk Milleti'ne aittir. Hiçbir kesim, canlarının istediği, çizgisinde oldukları kişileri, Türk Milleti adına takdir etme yetkisine sahip ve mezun değillerdir.

 

Nazım Hikmeti takdir ediyorum ve saygıyla anıyorum...

 

Kitap.

 

hımmmm gerçekten de çok tehlikeli bir isim... dikkatli olmak lazım..neme lazım bu isim ülkeyi böler :)

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You are posting as a guest. If you have an account, sign in now to post with your account.
Note: Your post will require moderator approval before it will be visible.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Sign in to follow this  

×
×
  • Create New...

Important Information

By using this site, you agree to our Terms of Use.