Zıplanacak içerik
  • Üye Ol
S&S

Dünya’nın kaderini değiştiren A.Hitler ve sözleri

Önerilen İletiler

Almanya’nın ve Avrupa’nın yakın tarihte gördüğü, dünya devletlerini gizliden gizliye korktuğu bir döneme damgasını vuran Adolf Hitler (Führer) söylediği sözler ile nasıl bir insan olduğunu gözler önüne seriyor. Kişiliğini biraz daha yakından incelersek aslında korkak ve içine kapanık bir insan olduğu anlaşılıyor. Beni lider olarak etkileyen Hitler’in o dönemde dünyayı dize getirmesi ve daha diğer birçok özelliği... Merak edenlerin Hitler dönemindeki Almanya’yı incelemesini istiyorum.

 

Dünya’nın kaderini değiştiren 2. dünya savaşının baş aktörü olan Adolf Hitler’in söylediği tarihe geçen o sözler;

 

******

 

Adolf Hitler'in Söylediği Önemli Sözler:

 

• Yalan ne kadar büyükse, inananı da o kadar çok olur.

• Hayat güçsüzlüğü affetmez.

• Ben Dünya'ya insanları güçlü yapmak için gelmedim, onların güçsüzlüklerini kullanmak için geldim.

• Ancak bir deve iğnenin deliğinden geçtiğinde büyük bir insan seçimle iş başına gelebilir.

• Politika, yapılan tarihtir.

• Diktatör, bisikletle giden adama benzer durursa devrilir.

• Her kim bize karşı ayaklanırsa kendisini ölü kabul etmelidir.

• İşgal altındaki topraklarımız anavatana ateşli protestolarla değil, kılıcın indirdiği zafer darbeleriyle katılabilir.

• Dünyanın altını üstüne getiren büyük olayların tamamı yazı ile değil sözle meydana getirilmiştir.

• Siyasi kuruluşlar birbirleri ile karşılıklı çıkarlarından dolayı göstermelik anlaşırlar. Benim felsefi doktrinim dünyayı tekrar mutlu bir şekilde yaşatacak güce sahiptir. Böyle bir idealde elbette ki geçici anlaşmalara yer yoktur.

• Beceri ve yetenek eğitimin bir ürünü değildir. Bu yetenek kişide doğuştan vardır. Yani bu Tanrı'nın bir lütfudur.

• Savaşta her zaman kaybeden taraf suçludur haklı olsa bile.

• Eğer savaş kaybedilmişse bu benim umrumda bile değil. İnsanlar perişan olurlarsa olsunlar. Bir tek gözyaşı bile dökmem onlar için; onlar hiç bir şey hak etmediler.

 

******

 

1945 (2.Dünya savaşının son yılı)

 

• Eğer savaş kaybedilmişse halkı da kaybetmenin hiç bir önemi yoktur.

• Zayıfa acımak doğaya ihanettir.

• Düşünce özgürlüğü tüm kötülüklerin anasıdır.

• Şeref ve namustan yoksun milletler ergeç hürriyet ve bağımsızlıklarını kaybederler.

• Eğer bir millet özgür olacaksa;gurura,irade gücüne,meydan okumaya,nefrete,nefrete ve yine nefrete ihtiyaç duyar..

• Mustafa Kemal; bir millet, bütün vasıtalarından mahrum edilse dahi, kendini kurtaracak vasıtaları yaratabileceğini ispat eden adamdır.

• Yaşama hakkın, mücadele gücün kadardır.

• İnsanlığın bir gün büyük mücadelelere neden olacağı kuşkusuzdur. Sonunda var olma içgüdüsü galip çıkacaktır. Budalalık, korkaklık ve kendini beğenmişlikten oluşan insanlık bu içgüdü karşısında eriyip

gidecektir.

 

“Führer artık yok!”

(20 Nisan 1889 / 30 Nisan 1945)

 

-

 

S&S (Her Zaman Önde)

SAMET SERBEST

 

***********

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

bence hitler derin dünya devlet adını verdğim dünyayı yöneten gizli bir oluşum tarafından dünyaya ırkçılığı kötülüğünü ve savaşın yıkıcılığını tattırmak için seçilmiş bir insan o0lduğu kanısındayım bu örgüt yeni bir dünya yaratmak için bu kişiyi kullanmıştır.bencede hitler şiddete sonderece karşı şiddetten çekinen bir insandı yani şiddetten kotkardı ama bu korkusuna büyük bir meydan okuyuşla bu dünya savaşının öncülüğünü üstlenmiş ve başarılı olmş bir insandır ve bence insanlığı savaşın ve ırkçılığın kötülüğünü öğretmesi anlamında çok büyük bir hizmette bulunmuştur ve bumanada yadedilmesi gerekir.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Devlet adamlari,sözleri,ses tonlari,konusurken ki vücut dilleri ile taninir.Eger bir siyasi,elleri kollari ve kipkirmizi olmus agzindan tükürükler sacarak konusuyorsa,konustugu sözlerin icerigini tartamiyorsa o siyasetci devlet adami degildir olamazda.Tabiiki konusmanin yapilma amaci örnegin bir secim konusmasi ile biraz hararetli olacaktir fakat her gittigi yerde,her toplantida insanlari duymuyor sanarak bagira bagira konusan siyasetciler bu bagirmalari ile kendisini dinleyenlere hem saygi duymayan hemde onlari etkilemeyi amaclayan kompleks sahibi kisiliklerdir.Insan konusma tarzi ve davranislariyla yürüyüsüyle hem yetistigi cevreyi hem aldigi kültürü terbiyeyi yansitir.Örnegin Rahmetli Ecevit insanlara saygi duyan onlari seven ve kibar kibar oldugu kadar nazik bir insandi.Bu nezaketini onun durusunda görmek konusmalarinda anlamak mümkündü.

 

Hitler,eger onunla ilgili belgesellere bakarsak görürüz ki sadece cenesi ile degil vücudu ile de konusmakta ve sesi perde perde yükselerek kürsüye vurmaya kadar gelmektedir.Egitimsiz toplumlarda sokak kültürü cok gelismistir.Sokak agziyla yani ARGO sözleri kullananlar sokak kültüründen gelmis olanlardir.Buna kahve kültürüde diyebiliriz.Hitler sonucta siradan bir askerdi.Hitler öyle iddia edildigi gibi birileri tarafindan getirilmedi kendisi geldi ve kendini sectirdi.Bunun örneklerini ülkemizdede görebiliriz eger görmek istersek.Hitler hep baris yanlisi olarak gözüktü fakat baristan ne anladigini bütün dünya cok aci bir sekilde anladi ve bunun faturasi cok agir oldu.Hitlerde konusmasi ile milleti kendisine baglamisti bunun yanisira milletin korku ile sindirilmis olmasinin da cok önemli bir payi vardir.Gestapo'dan, kimse garanti icinde degildi.Gece yarisi sabaha karsi herkesin kapisi calinabilirdi ve caliniyorduda.Türkiye'de son iki yilda yasadiklarimiz yani sabahin köründe polis baskinlari biraz bu Gestapo ile benzerlik olusturmuyormu acaba?

 

 

saygilarla

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Misafir CYRANO

"Dünyayı yöneten gizli güç". İnsanlar bunu çok sevdi. İnsanlar gerçekten böyle şeyleri sever. Böyle dünyayı yöneten gizli bir güç var, bir düğmeye basıyor istediği şeyi değiştiriyor.

 

"Gizemli" güç falan yok. Var olan güçler çok açık. Pek öyle gizli bir şey de yapmıyorlar. Emperyalizm yaptıklarını gizlemek, saklamak kaygısında da değil. En gizli operasyonları bile 5 yıl sonra en ince ayrıntısına kadar anlatıyorlar. Televizyonlarda, gazetelerde açık açık söylüyorlar yani. Irak'ta iktidar değişikliği istiyoruz. Ortadoğu yeniden şekillenmeli vs. Emperyalizmi, kurtlar vadisi ve "esinlendiği" yabancı tv sinema yapımlarında olduğu gibi "gotik kıfayetler ve ritüellerle dünyayı yöneten bir grup adam" olarak görmek bence dünyayı kitaplardan, gazetelerden, haberlerden değil de, sinemadan, tv dizilerinden takip etmekle alakalı.

 

Ama insanlar gizemli şeyleri sever.

 

20. yüzyıla kadar ortadoğu hariç yaşadıkları tüm ülkelerde gettolara hapsedilen, mülk edinmeleri engellenen, sürgüne gönderilen, topluca öldürülen yahudiler bizim gizem seven arkadaşlarımıza göre 5000 yıldır dünyayı yönetiyorlar. Bütün bu gizemli komplo teorilerinin olmazsa olmaz ilk sosu budur; "5000 yıldır dünyayı yöneten yahudiler". Yahu dersin adamlar 20. yüzyıla kadar bırak dünyayı yönetmeyi, gücü, "her an buradan da sürülebiliriz" düşüncesiyle yaşamışlar. 5000 yıl boyunca ikinci sınıf insan muamelesi görmekten kurtulamamış adamlar aynı zamanda dünyayı yönetiyormuş. Sever insanlar böyle şeyleri.

 

Bir ikinci sos; Masonlar. Geçen gün izliyorum televizyonda, ciddi ciddi anlatıyorlar Masonların Hitler'i nasıl iktidara getirdiğini. Zira insanlar Masonları da çok sevdi. Ne kadar uyduruk olursa olsun bir komplo teorisine, komplo teorisi temelli yapılmış filme, diziye, yazılmış romana Masonları eklemeniz yeter. Masonların, Nazi Almanyası ve işgal ettiği ülkelerde, yahudiler, çingeneler, komünistler, sosyalistlerle birlikte yakalandıkları yerde toplama kampına kapatılan adamlar olduğu bilgisi de önemli değildir. Sever insanlar böyle şeyleri.

 

Dünyada, insanlığın bilimsel, felsefi, siyasal gelişimine katkı sağlamış ne kadar adam varsa neredeyse hepsi Mason iken, Masonları dünyadaki tüm kötülüğün sebebi gizli güç olarak görmeyi insanlar çok sever. Bu kadar sevilen bir konu olmasına rağmen, dünyadaki herhangi bir kötülüğün, bir savaşın, bir katliamın, bir krizin altından Masonlar çıkmış mıdır ? En azından Türkiye tarihine bir bakın. Türkiye tarihinde Mason olan insanlara ve yaptıklarına.

 

"Dünyayı gizli bir derin dünya devleti yönetiyor" o yüzden hergün diplomasi savaşları, krizler yaşanıyor değil mi? O yüzden emperyalistler arasındaki rekabet ve çatışma hiç durmuyor.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

arkadaşım dünya demokrasiden bahsederken adaletten bahsederken nasıl oluyorda dünya milletleri ırkçılık yapıyor şimdi demokraside herkesin yönetimde söz sahibi olması gerekir ve hiç bir toplum yada millete yada şahsiyete ayrıcalık tanınmaz herkes eşit hakka sahip olur çünkü demokrasinin temeli adalettir dolayısıyla ırkçılık ve milletlerin toprak paylaşımı ve düşmanlık diye bir şey olamaz bu demokrasiye ve adalete insan haklarına aykırıdır ama günümüzde her millet demokrasiden bahsettiği halde maalesef ırkçılık yapmakta ve dünya toprakları herkesin eşit hakka sahip olduğu bir şekilde yapılandırılmamakta bunun sizce matıklı bir açıklaması varmı elbetteki yok işte bu dünyanın bir şekilde yönlendirildiğinin bir göstergesidir yoksa normalde demokrasiden bahseden insan hakları ve adaletten bahseden dünyanın önde gelenleri dünyanın birleşmesi ve eşit paylaşımı prensibini temel almaları gerekirdi ama durum böyle değildir bu bir yönlendirmenin göstergesidir.

 

gizli dünya devleti dünyayı parçalamış ve bu şekilde parçalanmış bir dünya istemektedir ve dünyada oluşan siyasi oluşumların başında bu güç vardır bu güçte belkide günümüzde yeraltında yaşadıkları idda edilen kişiler olabilirler ayrıca bu gizli güç uzaydaki başka zeki yaşam formlarıyla irtibatlıdır yani uzaydaki sisteme bağlı bir organizasyondur bu sistemin tepesinde yani evrendeki sistemin yani uzaydaki sistemin başın dada allah vardır yani evren hıyerarşik bir şekilde allah tarafından yönetilmektedir.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

arkadaşım dünya demokrasiden bahsederken adaletten bahsederken nasıl oluyorda dünya milletleri ırkçılık yapıyor şimdi demokraside herkesin yönetimde söz sahibi olması gerekir ve hiç bir toplum yada millete yada şahsiyete ayrıcalık tanınmaz herkes eşit hakka sahip olur çünkü demokrasinin temeli adalettir dolayısıyla ırkçılık ve milletlerin toprak paylaşımı ve düşmanlık diye bir şey olamaz bu demokrasiye ve adalete insan haklarına aykırıdır ama günümüzde her millet demokrasiden bahsettiği halde maalesef ırkçılık yapmakta ve dünya toprakları herkesin eşit hakka sahip olduğu bir şekilde yapılandırılmamakta bunun sizce matıklı bir açıklaması varmı elbetteki yok işte bu dünyanın bir şekilde yönlendirildiğinin bir göstergesidir yoksa normalde demokrasiden bahseden insan hakları ve adaletten bahseden dünyanın önde gelenleri dünyanın birleşmesi ve eşit paylaşımı prensibini temel almaları gerekirdi ama durum böyle değildir bu bir yönlendirmenin göstergesidir.

 

gizli dünya devleti dünyayı parçalamış ve bu şekilde parçalanmış bir dünya istemektedir ve dünyada oluşan siyasi oluşumların başında bu güç vardır bu güçte belkide günümüzde yeraltında yaşadıkları idda edilen kişiler olabilirler ayrıca bu gizli güç uzaydaki başka zeki yaşam formlarıyla irtibatlıdır yani uzaydaki sisteme bağlı bir organizasyondur bu sistemin tepesinde yani evrendeki sistemin yani uzaydaki sistemin başın dada allah vardır yani evren hıyerarşik bir şekilde allah tarafından yönetilmektedir.

Merakımdan soruyorum, hayatım boyunca anlayamadığım pekçok kelimeden birisidir eşitlik, lütfen anlamama yardımcı olur musunuz, toprak nasıl eşit paylaştırılır, hadi nicelik bağlamında bu sorunu matematiksel olarak hallettiniz diyelim, nitelik bağlamında bu sorunu nasıl halletmeyi düşünüyorsunuz? Toprak dediğiniz şey ceviz mi ki eşit paylaşılsın arkadaşım?

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

toprakların en küçük parçasına denk dünyada yaşayan herkesin eşit hakka sahip olması lazım ve dünya üzerinde tasarrufta bulancak herkes bence diğer dünya toplumuna belli bir bedel ödemesi gerekir mesela ben dünya topraklarından bir bölümünü kullandığım zaman dünya toplumnu temsil edecek olan dünya devletine belli bir bedel ödemesi gerekir tabiki bu dünya devleti dünyanın birleşmesi ve tek bir çatı altında toplanmasıyla mümkündür işte kurulacak bu dünya devletinden izin alınmak süretiyle topraklar kullanılmalı ve devlete kullanma karşılığında belli bir bedel ödenmeli bu sayede dün ya toplumunun hakkı verilmiş olur ve dünya toprağını kullanacak kişide toprağa sahip değil sadece kullanıcısı olması gerekir çünkü o toprak tüm dünya halkınındır ve gelecekte doğacak olan insanlarındır onun için toprağı top yekün satmak diye bir şey söz konusu olamaz.topraklar bence bu şekilde değerlendirilmeli yani kullanacak kişiler dünya milletini temsil eden dünya devletine belli bir bedel ödeyerek kiralamaları gerekmeli.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Misafir CYRANO

Merakımdan soruyorum, hayatım boyunca anlayamadığım pekçok kelimeden birisidir eşitlik, lütfen anlamama yardımcı olur musunuz, toprak nasıl eşit paylaştırılır, hadi nicelik bağlamında bu sorunu matematiksel olarak hallettiniz diyelim, nitelik bağlamında bu sorunu nasıl halletmeyi düşünüyorsunuz? Toprak dediğiniz şey ceviz mi ki eşit paylaşılsın arkadaşım?

 

Dünya toprakları üzerinde herkesin eşit hakka sahip olması nedir biliyor musun dostum ? Her toplum bir toprak parçası üzerinde yaşar. Ve her toplumun yaşadığı toprak parçasının zenginlikleri vardır. Tarıma elverişli verimli topraklar, madenler, su, petrol, doğal yaşam vs. Eğer bugün milyarlarca insan mesela dünyanın en zengin petrol yatakları üzerinde yaşayıp açsa, en zengin altın elmas madenleri üzerinde yaşayıp açsa, en verimli topraklar üzerinde yaşayıp kıtlık çekiyorsa, dünya toprakları üzerinde herkes eşit hakka sahip değil demektir. Dünya toprakları bugüne kadar üstünde yaşayan herkesi doyuracak kadar zenginliğe sahiptir. Ama dünya topraklarının bütün zenginliğinin %80'i dünyanın nüfus olarak %20'sini oluşturan ülkelere aittir. Eski ve modern sömürgecilik yöntemleriyle.

 

Toprak üzerinde herkes nasıl eşit hakka sahip olur ? Çok mu zor ve karmaşık, Kazakistan'daki petrol yataklarının gelirinin Kazaklara ait olması? Çok mu zor ve karmaşık, Afrika'daki elmas madenlerinin üstünde yaşayan Afrikalılara ait olması ? Zor ve karmaşık değil.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Misafir CYRANO

arkadaşım dünya demokrasiden bahsederken adaletten bahsederken nasıl oluyorda dünya milletleri ırkçılık yapıyor şimdi demokraside herkesin yönetimde söz sahibi olması gerekir ve hiç bir toplum yada millete yada şahsiyete ayrıcalık tanınmaz herkes eşit hakka sahip olur çünkü demokrasinin temeli adalettir dolayısıyla ırkçılık ve milletlerin toprak paylaşımı ve düşmanlık diye bir şey olamaz bu demokrasiye ve adalete insan haklarına aykırıdır ama günümüzde her millet demokrasiden bahsettiği halde maalesef ırkçılık yapmakta ve dünya toprakları herkesin eşit hakka sahip olduğu bir şekilde yapılandırılmamakta bunun sizce matıklı bir açıklaması varmı elbetteki yok işte bu dünyanın bir şekilde yönlendirildiğinin bir göstergesidir yoksa normalde demokrasiden bahseden insan hakları ve adaletten bahseden dünyanın önde gelenleri dünyanın birleşmesi ve eşit paylaşımı prensibini temel almaları gerekirdi ama durum böyle değildir bu bir yönlendirmenin göstergesidir.

 

Bunun için yer altında gizli bir gücün mü olması gerekiyor ? Irkçılar gizli gizli mi ırkçılık yapıyor ? Ya da Amerika, Irak'a kimseye haber vermeden gizlice mi saldırdı ?

 

gizli dünya devleti dünyayı parçalamış ve bu şekilde parçalanmış bir dünya istemektedir ve dünyada oluşan siyasi oluşumların başında bu güç vardır bu güçte belkide günümüzde yeraltında yaşadıkları idda edilen kişiler olabilirler ayrıca bu gizli güç uzaydaki başka zeki yaşam formlarıyla irtibatlıdır yani uzaydaki sisteme bağlı bir organizasyondur bu sistemin tepesinde yani evrendeki sistemin yani uzaydaki sistemin başın dada allah vardır yani evren hıyerarşik bir şekilde allah tarafından yönetilmektedir.

 

:):)

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Dünya toprakları üzerinde herkesin eşit hakka sahip olması nedir biliyor musun dostum ? Her toplum bir toprak parçası üzerinde yaşar. Ve her toplumun yaşadığı toprak parçasının zenginlikleri vardır. Tarıma elverişli verimli topraklar, madenler, su, petrol, doğal yaşam vs. Eğer bugün milyarlarca insan mesela dünyanın en zengin petrol yatakları üzerinde yaşayıp açsa, en zengin altın elmas madenleri üzerinde yaşayıp açsa, en verimli topraklar üzerinde yaşayıp kıtlık çekiyorsa, dünya toprakları üzerinde herkes eşit hakka sahip değil demektir. Dünya toprakları bugüne kadar üstünde yaşayan herkesi doyuracak kadar zenginliğe sahiptir. Ama dünya topraklarının bütün zenginliğinin %80'i dünyanın nüfus olarak %20'sini oluşturan ülkelere aittir. Eski ve modern sömürgecilik yöntemleriyle.

 

Toprak üzerinde herkes nasıl eşit hakka sahip olur ? Çok mu zor ve karmaşık, Kazakistan'daki petrol yataklarının gelirinin Kazaklara ait olması? Çok mu zor ve karmaşık, Afrika'daki elmas madenlerinin üstünde yaşayan Afrikalılara ait olması ? Zor ve karmaşık değil.

 

İçte bir eşit paylaşımdan söz ediyorumdum, ama bu da olur. Tamam, göçleri, tarihteki diğer işgalleri, vesaireyi ne yapacağız? Mesela yakın vadede düşünelim, Güney Amerika topraklarını mayalara, inkalara, azteklere, Kuzey Amerika topraklarını kızılderililere, hele Kanada topraklarını Kanada Kızılderililerine geri vermek gibi bir düşünceniz var mı acaba?

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Icte esit paylasim da ayni kapiya cikar.Ülkenin yeralti ve yerüstü kaynaklarinin ülkede yasayan herkese bir ekonomik katki saglamalidir.Bakin televizyonlarda son günlerde hep dinliyoruz:Carklar dönmeye basladi,yüzler gülüyor,ihracat artti,enflasyon tek rakamlara düstü diye.Laik sokaktaki siradan vatandasa baktiginizda yoksulluk icersinde.Kiminin ekmek almaya bile parasi yok.Kimileri isten cikarilmis coluk cocugunu gecindiremiyor.Kirasini ödeyemiyor.Asgari ücret kira parasi kadar ancak.Milyonlarca emekli yoksulluk sinirinin altinda yasiyor.Sormazlarmi simdi:Arkadas carklar dönüyor ama kimin icin dönüyor.Yüzler gülüyor ama kimin yüzü gülüyor diye.Bir ülkede bir avuc mutlu azinligin disinda kalan büyük cogunluk eger yoksullukla pencelesiyorsa o ülkede esit yasam sartlari mevcut degildir.Esit sartlar derken herkesin ayni kazanca sahip olmasi herkesin evinin olmasi herkesin topraginin olmasi demek degildir.Esit sartlar demek herkesin ev alabilecegi,herkesin toprak alabilecegi,herkesin refah icerisinde yasama imkanlari bulabilecegi sartlardir.

 

Fakirlik,yoksulluk issizlik had safhaya ulastiginda yolsuzluklar artar.Kurdun puslu havayi sevmesi gibi dikta heveslileride böyle ortamlari sever.Insanlar yasama mücadelesi verirken ülkede ne olup bittigine aldirmaz.Denize düsenin yilan sarilmasi hesabi bogulmamak umuduyla kendisini bogmaya calisana sarilir.Adolf Hitler böyle bir ortamin getirdigi sonuctur.Türkiye'de bugünkü ortam Hitler Almanyasina benzemektedir.Issizlik had safhada,yoksulluk almis basini gidiyor.Yolsuzluklar güclülerin hobisi haline gelmis.Dün hayali ihracat yapanlar güclülerdi bugünde ihale yolsuzluklari güclülerin yaptigi seyler haline gelmis.Iktidar demokrasi adi altinda demokrasiden adim adim uzaklasmakta Türkiye'yi eline gecirmeye calismaktadir.Bu milleti Allahla aldatanlar hayatlarinin en mutlu dönemlerini bugün yasamaktadirlar.

 

 

saygilarla

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

arkadaşım topraklar bir bölümü bir millete bir bölümü bir millete verildiğinde iyi olan toperakları bi millet kötü olan topğrakları başka bir millet alır ki bu adalete aykırıdır adalet eşit hak prensibine dayalıdır eşit hak olaabilmesi için dünya üzerindeki en ufak toprağın bile dünyada yaşayan tüm halkın eşit hak sahibi olması gerekir bu sayede eşitlik sağlanır ama yapılması gereken nedir yapılması gereken emeğe hakkınını verilmesidir ama dünya üzerinde bulunan topraklar en ufak zerresine kadar tüm dünya halkının olmalıdır bu bağlamda.

 

dünya üzerindeki topraklardan belli bir iş yapacak kişi toprağı tüm dünya toplumundan kiralamıdır bu sayede o toprağa sahip tüm dünya halkının bedelini ödemiş olur ama asla toprağı sahiplenmemesi lazım çünkü o toprak üzerinde doğmamış çocukların hakkı vardır işte bu yüzden sahiplenmesi söz konusu olamaz toprağı kiraladıktan sonra yapacağı üründen ve hizmetten para kazanabilir.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Misafir CYRANO

İçte bir eşit paylaşımdan söz ediyorumdum,

 

Adaletli gelir dağılımı, toprak reformu. Ne yazık ki ülkemizde, "Toprak ağalarının partisi" iktidara geldikten sonra toprak reformu hayal olmuştur.

 

ama bu da olur. Tamam, göçleri, tarihteki diğer işgalleri, vesaireyi ne yapacağız? Mesela yakın vadede düşünelim, Güney Amerika topraklarını mayalara, inkalara, azteklere, Kuzey Amerika topraklarını kızılderililere, hele Kanada topraklarını Kanada Kızılderililerine geri vermek gibi bir düşünceniz var mı acaba?

 

"Üzerinde yaşayanlar" diyorum. Bir toplumun üzerinde yaşadığı toprak parçası diyorum. Tarihteki göçler, tarihteki işgaller bugün bir toprak parçası üzerinde yaşayan toplumun sorunu, suçu, sorumluluğu değildir. Her toplumun üzerinde yaşadığı toprakların zenginliğinden eşit şekilde yararlanmasından bahsediyorum. Kanadalılar, Amerikalılar, Kuzey Amerika topraklarında yaşamaktadır. Latin Amerikalılar, Güney Amerika toprakları üzerinde yaşamaktadır. Ancak, Güney Amerika topraklarının yani üstünde Latin Amerikalılar'ın yaşadığı toprakların, zenginlikleri üstünde, Kuzey Amerikalılar daha fazla hak sahibi ise işte bahsettiğim budur.

 

Kimseyi bir yerden alıp bir yere göndermeye falan gerek yok. Her ulus üstünde yaşadığı toprakların zenginliğinden faydalansın. Hiçbir ulus üzerinde yaşadığı toprakların zenginliğinden faydalanamadan seaflet içinde yaşamasın.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

arkadaşım anlamadığın nokta bu şekilde bir yapılanma adalete terstir çünkü bir bölge maden ve toprak verimi açısından zenginken bir yer fakir olacaktır buda adalete terstir msela çok kurak bir bölgede yaşayanlar dünyanın diğer verimli topraklarından faydalanamayacak buda adalete ters bir durum oluşturacaktır bu durumu ancak dünyadaki kurak yada zengin topraklara dünyada yaşayan herkesin ortak olmasıyla adaleti sağlarsınız yani herkesin eşit hakka sahip olmasıyla ve adaletin temelide budur.işte bunun içiğnde dünya tek çatı altında birleşmesi gerekmektedir ve herkesin dünya topraklarında eşit hakka sahip olmasıylada adil bir düzen oluşturursunuz yani temel alınm ası gereken mantık bu olmalıdır.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Adaletli gelir dağılımı, toprak reformu. Ne yazık ki ülkemizde, "Toprak ağalarının partisi" iktidara geldikten sonra toprak reformu hayal olmuştur.

 

:) Gerçekten de ben sizinle aynı ülkede yaşamadığımı düşünüyorum artık. Peki, o toprak ağalarının partisi iktidara gelmeden önce böyle bir düşünce var mıydı diye soracağım size, siz de tabii ki vardı diyeceksiniz ve burada daha önceki birkaç yerde olduğu gibi gene kilitleneceğiz. Sorarım size, toprak reformunu düşünen birisinin ilk yapması gereken toprak, orman, mera envanterini çıkarmak değil midir? Bu ülkede yapılmış toprak, orman, mera envanteri var mıdır? Cevabını ben vereyim, yoktur. Hatta sırf bu yüzden orman davaları 25, 30 yıl sürebilmektedir bu ülkede. Sürüyor dediğim Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da değil, yanlış anlaşılmasın, Tekirdağ'da ve benzeri pekçok yerde sürüyor.

 

 

"Üzerinde yaşayanlar" diyorum. Bir toplumun üzerinde yaşadığı toprak parçası diyorum. Tarihteki göçler, tarihteki işgaller bugün bir toprak parçası üzerinde yaşayan toplumun sorunu, suçu, sorumluluğu değildir. Her toplumun üzerinde yaşadığı toprakların zenginliğinden eşit şekilde yararlanmasından bahsediyorum. Kanadalılar, Amerikalılar, Kuzey Amerika topraklarında yaşamaktadır. Latin Amerikalılar, Güney Amerika toprakları üzerinde yaşamaktadır. Ancak, Güney Amerika topraklarının yani üstünde Latin Amerikalılar'ın yaşadığı toprakların, zenginlikleri üstünde, Kuzey Amerikalılar daha fazla hak sahibi ise işte bahsettiğim budur.

 

Kimseyi bir yerden alıp bir yere göndermeye falan gerek yok. Her ulus üstünde yaşadığı toprakların zenginliğinden faydalansın. Hiçbir ulus üzerinde yaşadığı toprakların zenginliğinden faydalanamadan seaflet içinde yaşamasın.

 

Bir toplumun üzerinde yaşıyor olması o toprak üzerinde hak sahibi olması için yeter sebepse ki gördüğüm kadarıyla öyle değerlendiriyorsunuz, babasından, dedesinden miras kalan çok büyük topraklar neden zenginlerin, ağaların hakkı olmasın ki?

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

toprak asla miras kalamaz çünkü toprağa tüm dünya halkı ortaktır kimsenin tapulu malı olamaz eğer topraklar miras kalırsa ağaların uçsuz bucaksız topraklarını torunlarına miras bırakması söz konusu olmaktadır buda çok yanlış bir tabir olacaktır toprak miras yani tapulanamaz çünkü toprağa dünya halkının hepsi ortaktır

ama toprağı ekmesi sonucu elde edeceği mahsulü sahiplenebilir çünkü o toprağı ekerek belli bir emek sarfetmiş ve dolayısıyla bu emeğinin karşılığı olarak aldığı mahsül onun hakku olacaktır ama toprak asla.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

 

 

20. yüzyıla kadar ortadoğu hariç yaşadıkları tüm ülkelerde gettolara hapsedilen, mülk edinmeleri engellenen, sürgüne gönderilen, topluca öldürülen yahudiler bizim gizem seven arkadaşlarımıza göre 5000 yıldır dünyayı yönetiyorlar. Bütün bu gizemli komplo teorilerinin olmazsa olmaz ilk sosu budur; "5000 yıldır dünyayı yöneten yahudiler". Yahu dersin adamlar 20. yüzyıla kadar bırak dünyayı yönetmeyi, gücü, "her an buradan da sürülebiliriz" düşüncesiyle yaşamışlar. 5000 yıl boyunca ikinci sınıf insan muamelesi görmekten kurtulamamış adamlar aynı zamanda dünyayı yönetiyormuş. Sever insanlar böyle şeyleri.

 

 

:clover:

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

ben dünyayı yahudiler yönetiyor demiyorum ben dünyayı derin dünya devleti yönetiyor diyorum bu oluşum uzayda milyonlarca uzaylının üye olduğu uzaydaki sistemin bir parçası ve dünyaya yönvermekteler,oynanan oyunlar hakkında derin dünya devleti başlığı altında yazılar yazmış bulunmaktayım oraqya bakmanızı temenni edereim.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Misafir CYRANO

:) Gerçekten de ben sizinle aynı ülkede yaşamadığımı düşünüyorum artık. Peki, o toprak ağalarının partisi iktidara gelmeden önce böyle bir düşünce var mıydı diye soracağım size, siz de tabii ki vardı diyeceksiniz ve burada daha önceki birkaç yerde olduğu gibi gene kilitleneceğiz. Sorarım size, toprak reformunu düşünen birisinin ilk yapması gereken toprak, orman, mera envanterini çıkarmak değil midir? Bu ülkede yapılmış toprak, orman, mera envanteri var mıdır? Cevabını ben vereyim, yoktur. Hatta sırf bu yüzden orman davaları 25, 30 yıl sürebilmektedir bu ülkede. Sürüyor dediğim Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da değil, yanlış anlaşılmasın, Tekirdağ'da ve benzeri pekçok yerde sürüyor.

 

Dostum kilitlenme söz konusu olamaz. Zira Cumhuriyet devrimleri ve Cumhuriyet tarihi bilinmeyen bir giz değildir. Devrim iki aşamalıdır. Birinci aşama varolan egemen yapıyı yok edip egemenliği almak, iktidara gelmek. İkinci aşama, devrimin ideolojisi uyarınca ülkeyi yeniden yapılandırmak.

 

Cumhuriyet, saltanatı ve hilafeti ortadan kaldırdıktan sonra, feodal yapıyla mücadeleye girişmiştir. Feodal yapıyla mücadele de iki aşamalıdır. Birincisi feodal unsurların lokak egemenliğini sağlayan kurumları ortadan kaldırmak, ikincisi ise toprak reformu ile feodal yapının devamını sağlayan eşitsiz toprak dağılımını ortadan kaldırmak.

 

Zira, feodalizmden kapitalizme ya da sosyalizme geçişin tek yolu budur. Feodal bir ülkede devrim yapıp, kapitalist ya da sosyalist rejimlerin kurulduğu tüm ülkelerde aynı süreç işlemiştir.

 

Bırak "düşünce gerçekten var mıydı" demeyi bu ülkede toprak reformu kısmen yapılmıştır. 35,000 civarındaki köy varken o yıllarda, 5000 köyde toprak reformu gerçekleştirilmiştir. Dolayısıyla önce Cumhuriyet döneminde toprak reformu çalışmaları, kimlerin karşı çıktığı, ne gibi tepkiler doğduğu ve gerçekleştirilen toprak reformu uygulamalarıyla ilgili biraz okuyup öyle iddialarda bulunmak gerekir.

 

Artı yine , CHP içerisinde Toprak Reformu'na şiddetli muhalefet eden Celal Bayar, Adnan Menderes, Refik Koraltan, Emin Sazak, Celal Ramazanoğlu, Fevzi Lütfi Karaosmanoğlu gibi daha sonra Demokrat Parti'yi kuracak kadroların büyük toprak ağaları olduğunu bilmek gerekir.

 

Adnan Menderes ve arkadaşlarının CHP'den ayrılma sebebinin, toprak ağalarının elinde olan tapusuz kamu arazilerinin köylülere dağıtılmasını öngören Toprak Reformu'na şiddetli karşı çıkışları olduğunu bilmek gerekir. Adnan Menderes, Türk siyasi hayatında adını ilk olarak, Toprak Reformu'na şiddetli muhalefeti ile duyurmuştur.

 

Adı "Demokrat" olan bir partinin, dünyanın tüm demokrasilerinde, demokrasinin tesisi için elzem bir uygulama olan Toprak Reformu'na muhalefetiyle partisiyle düşmüş ve yeni bir parti kurmuş olması manidardır.

 

Demokrasi özgür bireylerin yönetimi oluşturduğu rejimdir. Bir toprak ağasının toprakları üzerinde yarıcı olarak yaşayan köylüler ne kadar özgür olabilir bellidir.

 

Yok aynı ülkede yaşıyoruz ama sorun şu dostum. Ben senin yazdıkların ve iddia ettiklerinde varsayımın ötesinde somut bilgi göremiyorum ne yazık ki.

 

 

Bir toplumun üzerinde yaşıyor olması o toprak üzerinde hak sahibi olması için yeter sebepse ki gördüğüm kadarıyla öyle değerlendiriyorsunuz, babasından, dedesinden miras kalan çok büyük topraklar neden zenginlerin, ağaların hakkı olmasın ki?

 

E o zaman, saltanat niye babadan dededen miras kalmasın ki ? Sonra yine gerçekten bilgi eksikliği görüyorum.

 

Öncelikle bir adama, Osmanlı'da yaşayan dedesinden, babasından nasıl toprak miras kalır ? Osmanlı'da toprak üzerinde özel mülkiyet yoktu. Toprak tamamen devletin mülküydü. "Beyler" Osmanlı'nın memurları idi. Yani, devlete her yıl belli sayıda asker, vergi vs ödemek kaydıyla belli bir toprak parçası üzerinde tasarruf sahibi olabilirdi. Fakat adı üstünde memurdu. Padişah görevden alınca, o toprak parçası üzerindeki bütün tasarrufu da son bulurdu. Memurluk da, ünvan da babadan oğula geçmezdi Osmanlı'da. Batıda, lord ölünce ünvanı ve tüm tasarrufu oğluna geçer ve oğlu yeni lord olurdu. Osmanlı da ise, Sancakbeyi, beylerbeyi, tımar sahibi ölünce eğer padişah, oğlunu yeni sancakbeyi vs olarak atarsa ünvana kavuşur, yerine başkasını atarsa kavuşmazdı.

 

Sonra evrensel düşünelim. Mantıklı mı? Siz feodalizmi ortadan kaldırmak için devrim yapıyorsunuz ve feodalizmin köylüyü yarı köle haline getiren eşitsiz rejimiyle mülk sahibi olmuş feodallerin topraklar üzerindeki mülkiyet hakkına dokunmuyorsunuz. Pardon o zaman yaptığınız devrimin ne anlamı kalır ?

 

Feodal bir rehjimde, sultanın, kralın, imparatorun ülke egemenliği üzerindeki hakkı ne kadar meşru ise, lordun, beyin, kontun, baronun da kendi tasarrufundaki toprak üzerindeki mülkiyeti o kadar meşrudur. Siz bu mülkiyeti, mülkiyetin elde ediliş biçimini meşru kabul ediyorsanız o zaman niye devrim yapasınız ve o rejimi yıkasınız ?

 

Adama, kral, imparator, sultan bir yetki vermiş, bu topraklar üstünde yaşayan köylülerle beraber senin tasarrufunda. İstediğin gibi kullan, istediğini yap, ancak her yıl krala, imparatora, sultana şu kadar vergi, şu kadar asker ver. O adamın o büyük topraklar üzerindeki tasarrufunun elde ediliş biçimi bu. Sonra siz bu rejimin kötü, insanlığa aykırı olduğunu söyleyip devrim yapıyorsunuz. Ancak, bu rejim ile elde edilen büyük topraklar üzerindeki tasarruf hakkına dokunmuyorsunuz.

 

Bugün medeni dediğimi tüm ülkelerde, feodalizm önce krallık vs yıkılarak ardından, feodal unsurlar mülksüzleştirilip, toprakları köylülere dağıtılarak devrimlerini tamamlamıştır. Siz "toprak ağası" olan bir Avrupa ülkesi duydunuz mu ?

 

Bir ülkede feodal yapı devam ettiği sürece, cumhuriyetin ve demokrasinin ilkeleri tam anlamıyla işlemez. İşleyemez. Feodal yapının yok edilmesi ön şarttır. Tüm gelişmiş demokratik ülkeler bunu gerçekleştirmiştir. Feodal yapıyı tamamen ortadan kaldırmışlardır. Türkiye gibi yarı-feodal ülkeler ise tam olarak başaramadıkları için geri kalmışlıktan uzun süre kurtulamamıştır.

 

Tabi dünyanın neresinde kendi ağasını, beyini korumak için cumhuriyete isyan eden köylüler , toprak ağalarına oy veren köylüler bulabilirsiniz? Türkiye dışında bulamazsınız sanırım.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

arkadaşım dünyanın bir b ölgesinde bir milletin ağalık yapması başka bir bölgesinde başka bir milletin ağalık yapması senindediğin feodal sistemden bir farkı yoktur yani adalete terstir günümüzde rusya,çin.amerika gibi ülkeler dünya topraklarının çoğunu elinde tutmaktadır ve ağalık yapmaktadır bu diğer dünya halkınqa bir haksızlıktır adil olan dünya üzerindeki en ufak toprağa bile dünyadaki herkesin eşit hakka sahip olmasında yatmaktadır en adili budur.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

arkadaşım dünyanın bir b ölgesinde bir milletin ağalık yapması başka bir bölgesinde başka bir milletin ağalık yapması senindediğin feodal sistemden bir farkı yoktur yani adalete terstir günümüzde rusya,çin.amerika gibi ülkeler dünya topraklarının çoğunu elinde tutmaktadır ve ağalık yapmaktadır bu diğer dünya halkınqa bir haksızlıktır adil olan dünya üzerindeki en ufak toprağa bile dünyadaki herkesin eşit hakka sahip olmasında yatmaktadır en adili budur.

 

farkı vardır efendim topraksız bir devlet varmı dünyada bir benzerlik olsun her devlet nüfusu oranında toprak sahibi olsun derseniz daha doğru bir benzetme olur

 

dünya üzerindeki en ufak toprağa bile dünyadaki herkesin eşit hakka sahip olması ise ancak her devletin kendi vatandaşlarının o topraklarda eşit hakkı olmasının sağlanması ile mümkün olur saygılar sunarım

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

ben dünyayı yahudiler yönetiyor demiyorum ben dünyayı derin dünya devleti yönetiyor diyorum bu oluşum uzayda milyonlarca uzaylının üye olduğu uzaydaki sistemin bir parçası ve dünyaya yönvermekteler,oynanan oyunlar hakkında derin dünya devleti başlığı altında yazılar yazmış bulunmaktayım oraqya bakmanızı temenni edereim.

efendim o başlıktada gösterdiğim gibi ona derin dünya devleti denmez anca gizli dünya örgütü denir yada uzaylıların derin devleti denir çünkü devlet olması için dünya insanlarının mutabakatı lazımdır derin demekte yanlıştır çünkü bunun sığı yokturki ortada zaten onun için gizli denmelidir saygılar sunarım

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

İletiniz moderatör kontrolünden geçtikten sonra sitede gösterilmeye başlanacaktır. Eğer buna maruz kalmak istemiyorsanız lütfen hemen bir ÜYE OLUNUZ.

Misafir
İletinizi misafir olarak gönderiyorsunuz. Eğer üye iseniz lütfen GİRİP YAPARAK gönderiniz.
Bu başlığa cevap yaz

×   Zengin metin olarak yapıştırıldı..   Onun yerine sade metin olarak yapıştır

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Önceki içeriğiniz geri getirildi..   Editörü temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.


×

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.