İçeriğe atla
View in the app

A better way to browse. Learn more.

Tartışma ve Paylaşımların Merkezi - Türkçe Forum - Turkish Forum / Board / Blog

Ana ekranınızda anlık bildirimler, rozetler ve daha fazlasıyla tam ekran uygulama.

To install this app on iOS and iPadOS
  1. Tap the Share icon in Safari
  2. Scroll the menu and tap Add to Home Screen.
  3. Tap Add in the top-right corner.
To install this app on Android
  1. Tap the 3-dot menu (⋮) in the top-right corner of the browser.
  2. Tap Add to Home screen or Install app.
  3. Confirm by tapping Install.

Admin

™ Admin

Admin tarafından postalanan herşey

  1. Sevgili arkadaşlar yazılarınızı okudum ve şimdi size bir şey söylemek istiyorum: kendinizi bizim yerimize koyarak çözüm üretin... Bu sistemi nasıl organize etmeliyizki sizce bizim yerimizde en iyi sonucu alabilesiniz???? Eleştiri bitti ben şöyle yapardım şöyle kurardım şöyle olurdu gibi çözümler istiyoruz aslında bazı arkadaşlar yapmış ama genede bir daha tek tek çok yazmadan basitçe duyalım bunları diyorum... Saygılar
  2. Bunada aynen katılıyorum... Ayrıca Vakana'nın dediği gibi havada gezen kamera ve kendi ekseni etrafında daireler çizen bu uçan daire kamerası da filmin en enteresan yönlerinden birisi idi...
  3. Admin şurada cevap verdi: Admin başlık Yabancı Sinema
    Çok iyi anlatmışsın.... Tesekkurler
  4. Teşekkürler, Forum yönetimi olarak böyle güzel düşünceleri dinlemek çok zevk veriyor... Saygılar
  5. Keşke öyle bir sistem yapabilsek... Malesef hayır ...
  6. Filmi 2003'te seyretmiştim. Çok orijinal bir film diyebilirim. Şansın size hiç bir şekilde Tanrı veya başka bir kozmik kuvvet tarafından getirilmediğini anlatan film. Şans çok kırılgan ve değişken bir şeydir dedirten bir şşşşeyyy. Herkes kendi şansını taşır ve bu şans sizden alınabilir, kaybedilebilir, ve en önemlisi onunla kumar oynayabilirsiniz. Intacto yapanlar, Fresnadillo ve Koppel, bu düşünceyi almışlar ve onunla koşmuşlar film boyunca ve çok uzun koştuklarınıda söyleyebilirim. Daha derine inersek dünyaya çok değişik bir açıdan baktıklarını söyleyebiliriz. Neyse uzattım heralde... Çok güzel bir film ve Vakana'ya katılıyorum ve iki defa seyrettiğimide itiraf ediyorum... En sevdiğim bölümlerden birisi:
  7. Admin şurada bir başlık gönderdi: Yabancı Sinema
    Sessiz (2005) The Quiet Seyrettiğim güzel filmlerden birisi diyebilirim. Yetim ve sağır olan bir kızın kendisini evlatlık edinen aile içindeki dramını anlatan çok etkileyici bir film. Babasını kaybeden Dot (Camilla Belle) annesinin eski arkadaşı tarafında evlatlık edilecektir. Aile kendi içinde sorunlar yaşamakta ve kızını taciz eden bir baba ile ilaç altında yaşayan bir anne öyküsü ile devam edecek... Dot (Camilla Belle) dikkat çekmek istiyorum, ileride çok büyük sinema filmlerine imza atacağını düşünüyorum ve yüzündeki masumluğun altında barındırdığı o bakış bu filmde verdiği karekter ve kendine özgü bir oyunculuk... Kaçırmayın derim... Filmdeki en önemli sahne Dot'ın kendisini Bethoven'le özdeşleştirmesi ve onun yaşam öyküsünü kendi yaşam öyküsü ile karşılaştırarak isteklerini rüya kurması veya gerçeğe uygun tanımlamalar yapması... Ayrıca filmde Dot tarafından sessiz konuşturma yöntemi ile çok güzel sözler söylenmektedir... A recently orphaned deaf and mute teen learns disturbing facts about her adoptive family in director Jamie Babbitt's visceral drama. After losing her father, Dot (Camilla Belle) goes to live with her dysfunctional godparents (Edie Falco and Martin Donovan) and their rebellious daughter Nina (Elisha Cuthbert). Before long, each is entrusting the silent Dot with shameful secrets they assume will be kept private. But Dot has secrets of her own ... Director: Jamie Babbit Cast: Camilla Belle, Elisha Cuthbert, Martin Donovan, Edie Falco, Shawn Ashmore, Shannon Marie Woodward, Ken Thomas, David Gallagher Ve filmden sahneler:
  8. Yeni Co-Admin (Moderatör) Freyja'ya hoşgeldin diyoruz... Kendisine sevgi ve saygılarımızı sunuyoruz... Turkish-Media.Com Forum Yönetimi
  9. Çok güzel bir filmdi ve hatta bana film müzikleri CD'sini aldıracak kadar ileri bile gitmişti...
  10. Admin şurada cevap verdi: y/k başlık Türk Sineması
    Ayrıca bu filmden hoşlandıysanız şu filmide mutlaka görmelisiniz: Sert Şeker - Hard Candy
  11. Muki - Yorulmadan yardım, çevre kuruluşlarını bize tanıtan ve il tanıtımlarında devamlı orada olan Tengeriin Boşig - Tarih bölümü ve Psikoloji bölümünün oluşturulmasında ve düzenlenmesindeki yardımı için Gece Yağmuru - Hiç yorulmadan tarihte bugün bölümünü birce ile devam ettiren Birce - Tarihte bugün bölümünü aksatmadan ve yorulmadan sürdüren Kaan Bebeto - Bilgi sağlayan ve forumu daha bilgili yapmak için emek harcayan emekçilerden LaRsİE_ - Bilgisayar bölümünde devamlı herkese yardım eden... MINEU - Doğum günlerinde hiç kimseyi kendi başına bırakmayan... *NATALIA* - Bize zaman ayırıp oyunlar oynattığı için... Ayrıca forumda devamlı yazı yazan ve forumun aydınlanma yolunda vazgeçilmezleri var onlarıda bir gün burada tek tek isimle anacağız ama sırası ile gittiğimiz için yukarıdaki arkadaşlara teşekkürlerimizi iletiyor ve bize ışık oldukları için teşekkür ediyoruz.... Saygılar Turkish-Media.Com forum yönetimi
  12. Geleceğe Dönüş -I-II-III (1985 - 1989 - 1990) - Back to The Future - I-II-III Belkide dünyayı en çok etkileyen ve insanların ufuklarını en çok genişleten filmler diyebiliriz. İnsanlar bu filmleri seyrettikten sonra gelecek ve geçmiş üstünde uzunca düşündüler ve bu filmşer tarihteki yerini aldı. Özellikle Michael J. Fox filmdeki adı ile Marty herkes çok sevdi. Film deli-dolu bir araştırmacı olan Doc Brown (Christopher Lloyd) un geleceğe ve geçmişe insan gönderme denemeleri üzerine kurulmuş ve bunun için Marty McFly (Michael J. Fox) seçmesi daha doğrusu zorunlu olarak seçmesi ile başlıyor. Traji-komik bir platformda eğlenerek seyredebileceğiniz çok güzel bir film. Tabiki geçmişe giden Marty bazı şeyleri değiştirecektir ve bunlar gelecekte problem olarak karşısına çıkma olasılığı olan şeyler olduğundan devamını filmi izlediğinizde çözmek üzere bırakıyorum... Kaçırmayın... Yönetmen: Robert Zemeckis Oyuncular: Michael J. Fox, Christopher Lloyd, Lea Thompson, Crispin Glover, Thomas F. Wilson, Claudia Wells, Marc McClure, Wendie Jo Sperber, James Tolkan, Billy Zane In this long-time favorite, eccentric inventor Doc Brown (Christopher Lloyd) turns a DeLorean into a time machine that inadvertently sends his young friend Marty McFly (Michael J. Fox) back to 1955. Not only is Marty stuck in the past, but he also risks throwing the time-space continuum for a real loop when he disrupts his parents' destiny. It's a race against time (literally!) to get them to pucker up -- and to get him back to 1985! Director: Robert Zemeckis Cast: Michael J. Fox, Christopher Lloyd, Lea Thompson, Crispin Glover, Thomas F. Wilson, Claudia Wells, Marc McClure, Wendie Jo Sperber, James Tolkan, Billy Zane
  13. Admin şurada bir başlık gönderdi: Yabancı Sinema
    Konfeti (2006) Confetti Nişanlıların biribiri ile yarışmaları üzerine kurulmuş ve bir belgesel tarzında çekilmiş enteresan bir film. Ve düğün üzerine yapılan ve 3 çiftin katıldığı bir yarışmamı desem yoksa eğer üzerinizdeki baskıyı atarsanız düğün için ne düşünürsünüz mü desem... Enteresan bir film seyredin ama dikkat biraz adult yani açık sahneler bulunmakta olduğu için çocuklardan uzak tutunuz. Bu İngiliz filminde en çok dikkatimi çeken kameranın hareketleri oldu... Yönetmen: Debbie Isitt Oyuncular: Martin Freeman, Selina Cadell, Olivia Colman, Ron Cook, Julia Davis, Stephen Mangan, Felicity Montagu, Jimmy Carr, Vincent Franklin, Nichola Lagan, Meredith MacNeill, Jesus de Miguel As if there weren't enough pressure involved in walking down the aisle, three engaged couples up the stakes as competitors out to capture the prized "Most Original Wedding of the Year" title. Can the brides and grooms-to-be pull off their dream nuptials ... and live happily ever after? Director Debbie Isitt captures all the matrimonial madness in this hilarious unscripted mockumentary starring an impressive ensemble cast of UK comedic talents. Director: Debbie Isitt Cast: Martin Freeman, Selina Cadell, Olivia Colman, Ron Cook, Julia Davis, Stephen Mangan, Felicity Montagu, Jimmy Carr, Vincent Franklin, Nichola Lagan, Meredith MacNeill, Jesus de Miguel ve filmden sahneler: Not: Konfeti düğün, nişan gibi törenlerde insanların üstüne atılan renkli kağıt parçalarından oluşan süs malzemesi...
  14. Sesi insanın ruhunu okşuyor ve kırmızılı kadını özletiyor...
  15. Bu film beni çok eskilere götürdü be.... Saygılar
  16. Yüz defa seyretsem doyamadığım filmlerden birisi ve VHS ve DVD olarak sahibiyim... Teşekkürler tanıtımı çok sevdim ekleyecek pek bir şey yok... aynen katılıyorum... Saygılar
  17. Admin şurada cevap verdi: Admin başlık Türk Sineması
    Mutlaka seyredin...
  18. Admin şurada bir blog başlığı gönderdi: Admin Blog (Günlüğü)
    Takılıp kalmayın aynı şeye Takılıp kalmayın aynı duvarlara Takılıp kalmayın aynı perdeye Takılıp kalmayın aynı konuya Takılıp kalmayın aynı söze Takılıp kalmayın aynı cümleye Takılıp kalmayın aynı surata Takılıp kalmayın aynı insana Takılıp kalmayın aynı gruba Takılıp kalmayın aynı partiye Takılıp kalmayın aynı ruh durumuna Takılıp kalmayın aynı stadartlara Takılıp kalmayın aynı soruya Takılıp kalmayın aynı çelişkiye Takılıp kalmayın aynı ırmağa Takılıp kalmayın aynı dağa Takılıp kalmayın aynı sokağa Takılıp kalmayın aynı semte Takılıp kalmayın aynı şehre Takılıp kalmayın aynı tiyatroya Takılıp kalmayın aynı sinemaya Takılıp kalmayın aynı şeylere VE TAKILIP KALMAYIN AYNI KENDİNİZE Değişimin Ritmi: "Aynı" Olanın Esaretinden Kurtulmak Hayat, doğası gereği akışkan bir süreçtir. Nehirler akar, mevsimler değişir, hücrelerimiz yenilenir ve galaksiler genişler. Ancak insanoğlu, bu devasa kozmik akışın içinde bazen tuhaf bir direnç gösterir. Zihnimiz, alışık olduğu limanlara demir atmayı; bildiği duvarlara, tanıdığı yüzlere ve konforlu çelişkilerine tutunmayı "güvenlik" sanır. Oysa bir noktada çakılıp kalmak, duran suyun yosun tutması gibi, ruhun ve zihnin körelmesine neden olur. Tanıdık Sınırların Hipnozu: Duvarlar, Perdeler ve Sokaklar Çoğu zaman fiziksel çevremizle başlar bu tutukluk. Her gün aynı sokağı yürümek, aynı penceredeki aynı perdeye bakmak zihni bir tür uyku moduna sokar. Mekân, düşüncenin sınırlarını çizer. Eğer hep aynı semtin sınırları içinde dönersek, dünyanın o semtten ibaret olduğu yanılgısına düşeriz. Oysa her yeni sokak, farklı bir bakış açısı; her yeni şehir, bambaşka bir yaşam ihtimalidir. Fiziksel dünyada yer değiştirmeyen zihin, yeni fikirler üretmekte zorlanır. Sosyal ve Zihinsel Statüko: Gruplar, Partiler ve İnsanlar İnsan sosyal bir varlıktır ancak bu sosyallik bazen bir "yankı odasına" dönüşebilir. Hep aynı grupların içinde bulunmak, hep aynı siyasi söylemlere tutunmak veya aynı insanların onayına muhtaç kalmak bizi tek tipleştirir. Takılıp kaldığımız o "aynı" yüzler ve "aynı" partiler, aslında kendi doğrularımızı sorgulama yetimizi elimizden alır. Farklı seslere kulak tıkadığımızda, sadece kendi sesimizin yankısıyla yaşlanırız. Oysa gelişim, çelişkiyle karşılaşınca başlar; bildiğimiz soruya verilen yeni bir cevapla canlanır. Duygusal Labirent: Ruh Durumu ve Standartlar En tehlikeli takılıp kalmalar ise içsel olanlardır. Bir hayal kırıklığına, eski bir öfkeye veya "ben zaten böyleyim" dediğimiz o katı standartlara hapsolmak, geleceğin kapılarını kilitlemektir. Aynı ruh durumunda debelenmek, bizi geçmişin bir karikatürü haline getirir. Standartlarımızı birer hapishaneye çevirdiğimizde, hayatın sunduğu spontane güzellikleri "kurallarımıza uymuyor" diye geri çeviririz. En Büyük Engel: "Aynı Kendine" Takılmak Listenin en can alıcı noktası ise insanın kendi "benliğine" takılıp kalmasıdır. "Ben bunu yapamam", "Benim tarzım bu", "Ben asla değişmem" gibi cümleler, aslında kendimize ördüğümüz parmaklıklardır. İnsan durağan bir heykel değil, sürekli yazılmaya devam eden bir hikâyedir. Dünkü "siz" ile bugünkü "siz" arasında bir fark yoksa, zaman sadece takvim yapraklarında ilerlemiş demektir. Kendine takılıp kalmak; hatalarıyla yüzleşmeyi reddetmek, yeni bir beceri edinmekten korkmak ve değişimin getireceği o sancılı ama şifalı sürece direnç göstermektir. Sonuç: Akışın Gücüne Teslim Olmak Aynı ırmakta iki kez yıkanılmaz, çünkü ne o ırmak aynıdır ne de o insan. Hayat bizden esneklik bekler. Takılıp kaldığınız o kelimeyi bırakın, o konuyu kapatın, o sokağın dışına çıkın. Göreceksiniz ki, zihin yeniye yer açtığında yaşam mucizelerini sergilemeye başlar. Değişmekten korkmayın; çünkü asıl tehlike, olduğunuz yerde sayarken dünyanın geri kalanının akıp gitmesidir. Kendinizi bile her gün yeniden keşfetmeye, her sabah başka bir "siz" olmaya izin verin. Çünkü özgürlük, "aynı" olanın güvenli limanından çıkıp, bilinmezin engin denizine yelken açtığınızda başlar.
  19. Evet var: http://www.turkish-media.com/forum/index.php?showforum=113 bu dizin altında isimler olarak açıp ekleyebilirsin... Saygılar...
  20. Valla bunun şeyi meyi yok.... ona göre görev görevdir Belki hatırlarsın Uçurtmayı Vurmasınlardan - dikkat et izleniyorsun... hı hı hı...
  21. Neden olmasın dizini belirle ben oraya bir dizin açayım ve dizin açıklaması imageshack yükleyin ve yayınlayın biz host yani barındırmadıkça bir sorun yok... Hadi bakalım görevini yap artık...
  22. Sevgili Erdal, Ben Ahmet Aslan hiç dinlememiştim... Güzel bir sesi var Nereli kendisi (şive yüzünden sordum)???
  23. Admin şurada cevap verdi: VAKANA başlık Politik Videolar
    Bunun birkaç değişik versiyonunu izlemiştim... ama bu çok güzel yapılmış... Teşekkürler...

Account

Navigation

Tarayıcı push bildirimlerini yapılandırın

Chrome (Android)
  1. Adres çubuğunun yanındaki kilit simgesine dokunun.
  2. İzinler → Bildirimler seçeneğine dokunun.
  3. Tercihinizi ayarlayın.
Chrome (Desktop)
  1. Adres çubuğundaki kilit simgesine tıklayın.
  2. Site ayarları seçeneğini seçin.
  3. Bildirimler seçeneğini bulun ve tercihinizi ayarlayın.