Admin tarafından postalanan herşey
-
Moğollar savaşlarda neden durdurulamazdı?
Moğollar savaşlarda neden durdurulamazdı? Hiç merak ettiniz mi, Orta Asya'nın uçsuz bucaksız, acımasız bozkırlarından gelen göçebe bir halk olan Moğolları tarihin en korkunç ve başarılı askeri güçlerinden biri yapan neydi? Pasifik Okyanusu'ndan Avrupa'nın kalbine kadar uzanan, Roma İmparatorluğu'ndan daha büyük bir bölgeyi nasıl fethettiler? Bu sadece kaba kuvvetle olmadı. Cevap, dahiyane strateji, devrim niteliğinde taktikler ve her erkeği doğuştan sert bir savaşçıya dönüştüren bir yaşam biçiminin birleşiminde yatıyor. Gelin zamanda geriye yolculuk yapalım ve durdurulamaz Moğol savaş makinesinin ardındaki sırları ortaya çıkaralım. Öncelikle, güçlerinin temelinden bahsedelim. Moğol atlıları. Bir Moğol için at sadece bir ulaşım aracı değildi. Kendi vücutlarının bir uzantısıydı. Yürümeyi öğrendikleri anda ata binmeyi de öğreniyorlar, usta biniciler oluyorlardı. Bu onlara savaş alanında eşsiz bir hareket kabiliyeti sağlıyordu. Avrupalı şövalyeler ağır zırhlarla yüklenmişken ve organize saldırılara güvenirken, Moğol süvarileri hafif, hızlı ve inanılmaz derecede çevikti. Muazzam mesafeleri şaşırtıcı hızlarda kat edebiliyor, araziden ve sürülerinden besleniyorlardı; bu da diğer orduları yavaşlatan ikmal trenlerine ihtiyaç duymadıkları anlamına geliyordu. Bu hareket kabiliyeti, ne zaman ve nerede savaşacaklarını seçmelerine olanak tanıyor, düşmanlarını her zaman dengesiz durumda tutuyordu. Birincil silahları Moğol kompozit yayıydı. Bu sıradan bir yay değildi. Boynuz, ahşap ve sinir liflerinden katmanlar halinde lamine edilmiş, mühendislik harikası bir yaydı. Bu tasarım ona inanılmaz bir güç ve menzil kazandırıyor, uzaktan zırhı delebiliyordu. Moğol savaşçısı bu yayı at sırtında, hatta tam hızda dörtnala giderken bile ölümcül bir isabetle kullanabiliyordu. Ulaşamayacağınız bir düşmandan üzerinize yağan ok fırtınasıyla karşı karşıya kaldığınızı hayal edin. Moğollarla karşılaşan ordular için bu korkunç bir gerçeklikti. Rakiplerini kuşatıyor, dalga dalga ok yağdırarak onları zayıflatıyor ve yakın dövüşe girmeden önce düzensiz hale getiriyorlardı. Ancak okçuluk becerileri, daha büyük ve dahiyane bir taktik sisteminin sadece bir parçasıydı. Moğol kabilelerini birleştiren vizyoner lider Cengiz Han, aynı zamanda bir askeri dehaydı. En ünlü ve yıkıcı taktiklerinden biri de sahte geri çekilme taktiğiydi. Moğollar yenilmiş gibi davranıyor, saflarını bozup kaçıyorlardı. Aşırı özgüvenli düşmanları, zaferi hissederek, düzenlerini bozup peşlerine düşüyorlardı. İşte tuzak buydu. Düşman birlikleri dağılıp düzensiz hale geldiğinde, kaçan Moğollar aniden geri döner, genellikle gizli yedek birliklerin de katılımıyla, artık savunmasız kalan takipçilerini yok ederlerdi. Bu taktiği defalarca ve ölümcül bir başarıyla kullandılar. Bu taktik, rakiplerinin psikolojisini hedef alarak, özgüvenlerini ölümcül bir zayıflığa dönüştürüyordu. Bu, savaş alanı manipülasyonunda bir ustalık örneğiydi. Başarılarının bir diğer anahtarı da psikolojik savaştı. Moğollar, korkunun herhangi bir kılıç veya oktan daha güçlü bir silah olabileceğini anlamışlardı. Bir şehre varmadan önce bile, vahşetlerinin söylentileri onlardan önce ulaşıyordu. Acımasız olduklarına dair bir ün kazandılar. Bir şehir direniş gösterirse, tamamen yıkımla karşı karşıya kalırdı. Ancak bir şehir savaşmadan teslim olursa, sakinleri genellikle bağışlanır ve imparatorluğa dahil edilirdi. Bu, teslimiyet için güçlü bir teşvik yarattı. Düşman saflarında terör ve anlaşmazlık yaymak için casuslar ve propaganda kullandılar ve çoğu zaman tek bir ok bile atılmadan şehirlerin düşmesine neden oldular. Fiziksel savaş kadar zihinsel bir savaş da verdiler. Ayrıca, Moğollar Çin ve Pers'in müstahkem şehirleri gibi yeni zorluklarla karşılaştıklarında inanılmaz derecede uyarlanabilirlerdi. Sadece pes etmediler. Fethedilen topraklardan mühendisler ve zanaatkarlar yakaladılar ve onları mancınıklar, katapultlar ve koçbaşları gibi gelişmiş kuşatma silahları inşa etmeye zorladılar. Kısa sürede, bir zamanlar göçebe savaşçılar, en güçlü duvarları bile yıkabilecek kuşatma savaşının ustaları oldular. Öğrenme, uyum sağlama ve düşmanlarından yeni teknolojileri ve stratejileri birleştirme yeteneği, onları sürekli gelişen bir askeri güç haline getirdi. Kendi yöntemlerine bağlı kalmadılar. Bulduklarının en iyisini alıp kendi avantajlarına kullanan pragmatik hayatta kalanlardı. Son olarak, her şey liderleri Cengiz Han'a geri dönüyor. Sadece kabileleri birleştirmekle kalmadı. Onlara bir amaç ve Yasa olarak bilinen katı bir hukuk sistemi verdi. Bu yasa, disiplini, sadakati ve liyakat sistemini teşvik etti. Cengiz Han döneminde, terfiler soylu doğuma değil, beceri ve cesarete dayanıyordu. Bu, en yetenekli bireylerin komuta pozisyonlarına yükselmesini sağlayarak, Moğol ordusunun en iyiler tarafından yönetilmesini sağladı. Bu, kırılmaz bir birlik ve ortak amaç duygusu yarattı. Her asker, kendilerinden daha büyük bir şeyin parçası olduklarını biliyordu. Sadece ganimet için değil, Moğol İmparatorluğu'nun şanı için savaşıyorlardı. Bu nedenle, Moğolların durdurulamaz doğası tek bir faktörden kaynaklanmıyordu. Eşsiz at biniciliği, üstün silahlar, parlak ve disiplinli taktikler, ustaca psikolojik savaş, olağanüstü uyum yeteneği ve nesilde bir kez görülen bir liderin birleştirici vizyonunun mükemmel bir fırtınasıydı. Onlar sadece savaşçılardan daha fazlasıydı. Zamanlarının en gelişmiş ve etkili askeri sistemiydiler. Onlar tarihin akışını değiştirdiler ve mirasları bize savaşta zaferin sadece güçle değil, hız, strateji ve demir gibi bir iradeyle kazanıldığını hatırlatıyor. Bu geçmişe yolculukta bize katıldığınız için teşekkür ederiz. Eğer bunu büyüleyici bulduysanız, beğen butonuna basmayı, kanalımıza abone olmayı ve bir sonraki tarih yolculuğumuzu kaçırmamak için zil simgesine tıklamayı unutmayın. Yorumlarda hangi diğer tarihi konuları keşfetmemizi istediğinizi bize bildirin. Bir dahaki sefere kadar, meraklı kalın.
-
En Son Fenerbahçe Haberleri
Fenerbahçe'nin lig şampiyonluklarını gösteren sayfa yayınlandı FUTBOLDA TÜRKİYE ŞAMPİYONLUKLARIMIZ1924’ten bugüne ülke futbol federasyonunun düzenlediği ulusal organizasyonlardaki Türkiye Şampiyonluklarımız Bu Sayfada, TFF sitesinde de açıkça belirtildiği üzere; TFF’nin 1923 yılında kuruluşunun hemen ardından, ilk olarak 1924 yılında düzenlemeye başlanan ulusal futbol organizasyonlarında, Fenerbahçemizin bugüne kadar kazandığı 28 TÜRKİYE ŞAMPİYONLUĞU gösterilmektedir. 1932-33 Türkiye Futbol Birinciliği ŞampiyonluğuFenerbahçe, 1932-33 sezonunda Türkiye Futbol Birinciliği'ni kazanarak ilk kez Türkiye şampiyonu oldu. 1934-35 Türkiye Futbol Birinciliği Şampiyonluğu1934-35 sezonunda Fenerbahçe, yeniden Türkiye Futbol Birinciliği Şampiyonu unvanını kazandı. /getmedia/1b689d5e-a091-461b-a91c-85e303df1df3/timeline-item3-number.png.aspx?width=162&height=147&ext=.png 1936-37 Milli Küme ŞampiyonluğuTürkiye'de futbol federasyonunun düzenlediği ikinci ülke şampiyonluğu Milli Küme oldu. Milli Küme ilk kez 1937'de oynandı. İlk şampiyon ilklerin takımı Fenerbahçe oldu. 1939-40 Milli Küme ŞampiyonluğuFenerbahçe 1940'ta Milli Küme'yi ikinci kez kazandı. Bu dördüncü ülke şampiyonluğu oldu. 1942-43 Milli Küme Şampiyonluğu 1943'de Fenerbahçe yine Milli Küme şampiyonu. 1943-44 Türkiye Futbol Birinciliği ŞampiyonluğuFenerbahçe 1944'te Türkiye Futbol Birinciliği'ni kazanarak bu organizasyondaki üçüncü şampiyonluğunu elde etti. Fenerbahçe'nin Türkiye Şampiyonluğu sayısı 6'ya çıktı. 1944-45 Milli Küme Şampiyonluğu1945'te Milli Küme şampiyonluğunu dördüncü kez kazanıyor. Bu, Fenerbahçe'nin 7. Türkiye şampiyonluğu oldu. 1945-46 Milli Küme Şampiyonluğu1946'da bir kez daha Milli Küme şampiyonu Fenerbahçe. Sekizinci Türkiye şampiyonluğu. 1949-50 Milli Küme Şampiyonluğu1950'de Milli Küme'de Lefter'li kadro ile 9'uncu Türkiye Şampiyonluğu geliyor. 1959 Milli Lig Şampiyonluğu1959'da bugünkü Süper Lig, Milli Lig adıyla başladı. İlk şampiyon Fenerbahçe oldu. Fenerbahçe böylece 10'uncu Türkiye Şampiyonluğunu kazandı. 1960-61 Milli Lig ŞampiyonluğuMilli Lig'i 1960-61 sezonunda yine Fenerbahçe kazandı. Böylece sarı-lacivertliler, 1924-61 arasında 11. kez Türkiye şampiyonu oldu. 1963-64 Türkiye 1. Ligi ŞampiyonluğuFenerbahçe 1963-64 sezonunda da şampiyon. 1964-65 Türkiye 1. Ligi Şampiyonluğu1964-65 sezonu şampiyon takımı. 1967-68 Türkiye 1. Ligi Şampiyonluğu1967-68 sezonu Fenerbahçe'nin altın yılı oldu. Kulüp 1924'ten beri 14. kez şampiyon oldu. 1969-70 Türkiye 1. Ligi Şampiyonluğu1969-70 bir kez daha Fenerbahçe şampiyon. Süper Lig'de 6'ıncı, 1924'ten beri 15'inci şampiyonluk. 1973-74 Türkiye 1. Ligi ŞampiyonluğuBrezilyalı teknik direktör Didi, Fenerbahçe'yi 1973-74 sezonunda 16'ıncı şampiyonluğuna taşıyor. 1974-75 Türkiye 1. Ligi ŞampiyonluğuFenerbahçe 1974-75 sezonunda 17'inci Türkiye Şampiyonluğunu kutluyor. 1977-78 Türkiye 1. Ligi ŞampiyonluğuFenerbahçe 1977-78 sezonunda yine şampiyon. 1982-83 Türkiye 1. Ligi Şampiyonluğu1982-83 sezonunun şampiyon kadrosu. 1984-85 Türkiye 1. Ligi Şampiyonluğu20'inci ülke şampiyonluğu 1984-85 sezonunda geldi. 1988-89 Türkiye 1. Ligi Şampiyonluğu1988-89 sezonunda 103 gollü unutulmaz şampiyonluk. 1995-96 Türkiye 1. Ligi Şampiyonluğu1995-96 sezonunda 22'inci kez Fenerbahçe şampiyon. 2000-01 Türkiye 1. Ligi Şampiyonluğu2000-2001 sezonunun şampiyon takımı. 2003-04 Türkiye Süper Lig Şampiyonluğu2003-2004 sezonunda 24'üncü şampiyonluk. 2004-05 Türkiye Süper Lig Şampiyonluğu2004-2005 sezonunda yine Fenerbahçe lig şampiyonu oluyor. Bu, Türkiye'de ülke şampiyonalarının düzenlendiği 1924'ten beri Fenerbahçe'nin 25'inci şampiyonluğu oluyor. 2006-07 Türkiye Süper Lig ŞampiyonluğuFenerbahçe'nin 26'ıncı şampiyonluk kupası Alex de Souza'nın ellerinde yükseliyor. 2006-2007 sezonu... 2010-11 Türkiye Süper Lig Şampiyonluğu2010-2011 sezonunda Fenerbahçe yine zirvede. 2013-14 Türkiye Süper Lig Şampiyonluğu28'inci şampiyonluk 2013-2014 sezonunda geliyor. NEDEN 28 ŞAMPİYONLUK?1924’ten bugüne ülke futbol federasyonunun düzenlediği ulusal organizasyonlardaki Türkiye Şampiyonlarına genel bakış 1) Türkiye’de futbol ulusal düzeyde oynanmaya, TFF'nin kuruluşunun ardından, 1924 yılında başladı. 1923 yılında resmi olarak kurulan ve FIFA üyesi olan TFF, 1924'de Türkiye'de ilk defa, o ana kadar düzenlenen şehir liglerinden farklı olarak, ülke şampiyonası düzenledi. İlk ülke şampiyonası Türkiye Futbol Birinciliği (Türkiye Futbol Şampiyonası ismi de kullanılır) adıyla düzenlendi. Bu şampiyona, 1924-1942 arasında farklı şehir liglerinin ve bölge birincilerinin arasında eleme usulü oynandı. 1942’de statü değişti. Bu yıldan itibaren İstanbul, Ankara ve İzmir şampiyonları ve bu 3 şehrin dışındaki şehir/bölge birincileri arasından eleme usulüyle gelen bir takımın oluşturduğu deplasmansız lig oluşturuldu. Bu şampiyona 1924-1951 yılları arasında ulusal olarak düzenlenmiş ve oynatılmış oldu. 2) Türkiye Futbol Birinciliği’nin ardından ikinci ulusal futbol organizasyonu Milli Küme oldu. Milli Küme, Türkiye’nin ilk deplasmanlı ligi oldu. İstanbul, İzmir, Ankara illerinde düzenlenen şehir liglerinde başarılı olmuş takımların katıldığı ve deplasmanlı lig usülüyle oynanan bu ulusal şampiyona, istisnai 3 sezon hariç 1950 yılına kadar tüm sezonlar oynandı. Milli Küme’ye İstanbul liginden o sezon ilk 4, Ankara ve İzmir liginde o sezon ilk 2 sırayı alan takımlar katıldı. (Sadece bir sezon Ankara’dan 3 takım katıldı.) Milli Küme, 1937-1950 arasında organize edildi. 3) Türkiye’nin üçüncü ülke çapındaki futbol organizasyonu Federasyon Kupası’ydı. Federasyon Kupası, 1956-57 ve 1957-58 sezonlarında oynandı. Federasyon Kupası’nın ilk sezonunda Ankara, İstanbul, İzmir ve Adana takımları temsil edildi. İkinci sezonunda Adana takımları yer almadı. Milli Küme yapısına benzer şekilde sadece Ankara, İstanbul ve İzmir takımları oynadı. 4) Türkiye’nin dördüncü ulusal futbol organizasyonu ise 1959’da Milli Lig adıyla başlayan bugünkü Süper Lig oldu. İşte; Fenerbahçe'nin 28 Türkiye Şampiyonluğu, ülke futbol federasyonunun oynattığı ulusal şampiyonalardaki birinciliklerinin sayılmasından gelir. Fenerbahçe, Türkiye Futbol Birinciliği’ni 3 kez, Milli Küme’yi 6 kez ve Süper Lig’i ise 19 kez kazanmıştır. Fakat bu konu ne zaman gündeme gelse, kamuoyunda bazı kişi ve kurumlar, Fenerbahçe’nin 1959 öncesinde kazanılmış 9 Türkiye Şampiyonluğunun hesaba katılmasına çeşitli sebepler sunarak itiraz etme gayretinde bulunuyor. Şimdi onların itirazlarının doğru olup olmadığına bakalım. KARŞIT TEZLER VE CEVAPLARI1959’dan önce sadece şehir/bölge ligleri vardı, ulusal şampiyonalar yoktu. Ulusal şampiyonalar 1959'dan sonra başlamıştır.YANLIŞ CEVAP: Bu itirazın hiçbir temeli ve dayanağı olmamasına rağmen sıkça dile getirildiği için buraya aldık. Aslında bu organizasyonların isimleri bile bunların ulusal olduğunu kanıtlıyor. Türkiye Futbol Birinciliği ve Milli Küme’nin maç programlarına ve bu organizasyonlara katılan takımlara bakıldığında, bu organizasyonların bölgesel değil ulusal olduğu açıkça ortada. Bu organizasyonlar tek bir bölge ya da şehir ile kısıtlı kalmamış, farklı bölgelerin takımlarını ulusal olarak karşı karşıya getirmiştir. Dahası, TFF resmi sitesinde ilk ulusal Türkiye futbol şampiyonasının 1924 yılında yapıldığı ve şampiyonun da Harbiye olduğu bilgisi açık ve net yer almaktadır ve bu temelsiz iddiayı tamamen çürütmektedir TFF Açıklaması 1959 öncesi ulusal şampiyonalar sadece 3 şehrin (Ankara, İstanbul,İzmir) takımlarıyla oynandı. Tam ulusal değil, kısmi ulusaldır. Bu yüzden ulusal şampiyonluk olarak sayılamazlar.YANLIŞ CEVAP: Türkiye Futbol Birinciliği, çok fazla sayıda şehrin takımlarının katılımıyla oynanmıştır. Örnek olarak 1933’te 18 farklı şehrin, 1935’te 22 farklı şehrin takımları bu ülke çapındaki organizasyonda yarışmıştır. Milli Küme ise, bir sezon dışında 3 şehrin (Ankara, İstanbul, İzmir) takımlarıyla oynandı. 1941 yılında Eskişehir Demirspor’un Milli Küme’ye katılımı sonucu o sezon Milli Küme’de 4 kentin takımları temsil edildi. Ancak bu durum, Milli Küme’yi ulusal olmaktan çıkarmıyor. Neden mi? Çünkü TFF’nin Beşiktaş’a 2 şampiyonluk verdiği Federasyon Kupası da bir sezon 4, bir sezon da 3 şehrin takımlarıyla oynandı. Fakat daha önemlisi ise; 1959’dan sonra oynanmaya başlayan, bugünkü adıyla Süper Lig’in ilk 8 sezonundan 7'si de sadece 3 şehrin (Ankara, İstanbul, İzmir) takımlarıyla oynandı, sadece 1960-1961 sezonunda Adana Demirspor üç büyük kentin dışından gelerek ligde yer aldı. Diğer kent takımlarının ilk 8 sezonda Süper Lig’e katılımına izin verilmedi. Türkiye Futbol Federasyonu resmi kayıtlarına göre örnek olarak 1959 ve 1960 sezonlarında düzenlenen Lig’de yer alan takımlara aşağıdan ulaşabilirsiniz: http://www.tff.org/default.aspx?pageID=1183 http://www.tff.org/default.aspx?pageID=1184 Kısacası, Milli Küme'deki farklı şehir sayısı ile 1959-1966 arası düzenlenen Süper Lig’deki farklı şehir sayısı birebir aynıdır. Süper Lig’in ilk 8 sezonu ulusal kabul edilirken Türkiye Futbol Şampiyonası ve Milli Küme'nin ulusal olmadığını iddia etmek akla aykırıdır. Milli Küme ve Türkiye Futbol Birinciliği aynı sezon oynandı. Bir sezonda 2 Türkiye Şampiyonu olmaz.Yanlış CEVAP: 1924-1951 yılları arasında Türkiye’de 27 ulusal futbol organizasyonu düzenlenirken, (11 Milli Küme-16 Türkiye Futbol Birinciliği olmak üzere) bunlardan 20’si o sene içinde Türkiye’deki TEK ulusal futbol organizasyonu olmuştur. Milli Küme ve Türkiye Futbol Birinciliği sadece 7 kez aynı yıl içinden düzenlenmiştir ancak takımlar iki cephede birden aynı anda yarışmamıştır. Yani Milli Küme ile Türkiye Futbol Birinciliği zaman zaman aynı takvim yılı içerisinde oynandı, ama aynı anda oynanmadı. Maçlar dönem olarak çakışmadı. Bir şampiyona bitmeden diğeri başlamadı. İstanbul, Ankara ve İzmir şampiyonu hem Milli Küme’ye hem de Türkiye Futbol Birinciliği’ne katılım sağlayabildi. Takım sayısının bugünkü kadar fazla olmadığı dönemlerde Milli Küme yaklaşık 3-5 ay içinde (Mart-Mayıs ya da Temmuz) sona eriyordu. Buna bağlı olarak, futbol federasyonu aynı takvim yılına bir ulusal şampiyona daha yerleştirip, takımları davet ediyor, takımlarımız da katılıp ulusal olarak yarışıyordu. Ayrıca aynı durum İtalya Ligi Seria A’da da gerçekleşmiştir. 1921-22 sezonunda İtalya'da iki ayrı şampiyon yer almaktadır. İtalyan Futbol Federasyonu içinde ayrılık çıkması nedeniyle ikinci bir organizasyon, geri kalan takımlarla bir lig düzenlemiş ve 1 yıl süren bu ayrılığın ardından İtalya Futbol Federasyonu kendisine karşı alternatif olarak yapılan bu ligin bile şampiyonunu Seria A şampiyonu olarak kabul etmiştir. Aynı sezonda düzenlenen bu liglerde tamamen farklı takımlar yarışmasına rağmen, İtalya Futbol Federasyonu kendisine karşı düzenlenen ligi bile kabul etmiştir. Bunun yanında, günümüzde halen Dünya’nın farklı coğrafyalarından bu konuda örnekler vermek de mümkündür. Örneğin Arjantin'de futbol, uzun yıllar 1 sezondan 2 şampiyon çıkacak şekilde Apertura (Açılış) - Clausura (Kapanış) ligleri olarak oynanmıştır ve her yıl bittiğinde, o yılın 2 şampiyonu olmuştur. Hatta aynı takımın aynı yıl 2 lig şampiyonluğu kazandığı da olmuştur. Türkiye Futbol Birinciliği ve Milli Küme şampiyonları Türkiye’yi Şampiyon Kulüpler Kupası’nda (bugünkü Şampiyonlar Ligi) temsil etmedi. Bu yüzden ulusal şampiyonluk hesabına katılamazlar.YANLIŞ CEVAP: Bu iki organizasyonun şampiyonları Şampiyonlar Ligi’ne katılmadı, çünkü Şampiyonlar Ligi henüz başlamamıştı ! Şampiyonlar Ligi, UEFA'nın 1954 yılında kurulmasının ardından 1955-1956 sezonunda ilk defa UEFA tarafından düzenlenmeye başladı. Konuştuğumuz dönem ise 1924-1951 arasını kapsıyor. Dolayısıyla UEFA'nın kurulmasından ve Şampiyonlar Ligi'nin oynanmaya başlamasından önceki bir dönemdeki ulusal şampiyonaların sırf bu sebepten ötürü sayılmaması mantığa aykırıdır. Dünya’da hiçbir ülke ulusal şampiyonluklarının sayımını kulüpler arasındaki uluslararası turnuvaların başlama tarihine dayandırmaz. Öyle olsa Avrupa liglerinin hepsinde şampiyonluklar sayılmaya 1956’dan başlardı ! O halde Türkiye Kupası da Türkiye Şampiyonluğu olarak sayılsın. O da ulusal organizasyon.YANLIŞ CEVAP: Türkiye Kupası ulusal bir organizasyondur ama iki nedenle Türkiye Şampiyonluğu olarak sayılamaz. Birincisi Türkiye Kupası 1962 yılında oynanmaya başladığında Süper Lig zaten hayattaydı. Türkiye Kupası hiçbir zaman ülkenin bir numaralı organizasyonu olmadı. Türkiye Kupası, her zaman Süper Lig oynanırken, Süper Lig'in yanında ikincil bir kupa organizasyonu olarak oynandı. Yani Türkiye Futbol Birinciliği ve Milli Küme'nin farklı dönemlerde oynanma ve oynandıkları dönemde bir numaralı ulusal şampiyona olma durumu Türkiye Kupası için geçerli değil. İkincisi ve daha da önemlisi ise; Türkiye Kupası, UEFA tarafından düzenlenen dönemin Kupa Galipleri Kupası’na ülkeden temsilci yollanması amacıyla düzenlenmiş bir turnuvadır. Yani Türkiye şampiyonaları (Türkiye Futbol Birinciliği ve Milli Küme) Avrupa kupalarından bağımsız olarak çok önceden başlamışken, Türkiye Kupası, sadece Kupa Galipleri Kupası’na takım göndermek için oluşturulmuştur. Tüm Avrupa'da, ülke şampiyonluklarının altında bir değere sahip olan, ikincil önemdeki kupa organizasyonları, hiçbir ülkede ülke şampiyonluğu olarak sayılmamaktadır. Türkiye Futbol Birinciliği lig değildi, bu yüzden ülke şampiyonlukları arasında sayılamaz.YANLIŞ CEVAP: Türkiye Futbol Birinciliği’ne katılım için önce şehir liginin şampiyonu olup ardından bölge birincisi olmak gerekiyordu. Sonrasında eleme usulü oynanan maçlarla şampiyon belirleniyordu. 1942 sonrası dönemde de bölge ve şehir şampiyonları, dönemin lojistik imkanların darlığı sebebiyle deplasmansız (tüm maçlar aynı kentte) lig usulü olarak karşılaştı. Yani Türkiye Futbol Birinciliği çeşitli aşamalarda lig usulü de oynanmıştır. Beşiktaş’ın 2 kez aldığı Federasyon Kupası da önce eleme sonra da kalan takımlarla lig usülü oynanmıştır. Mesela Fenerbahçe 1956-57 sezonunda 2. turda elenerek lig aşamasına kalamamıştır. Yani Beşiktaş’ın ülke şampiyonluğu olarak sayılan iki şampiyonluğu da statü açısından elemeleri içerdiği için bugünkü anlamıyla lig usulüyle düzenlenmemiştir. Ancak bu, 1956-1957 ve 1957-1958 sezonlarındaki birinciliklerin ülke şampiyonluğu olarak sayılmasını engellememiştir. Ayrıca bugün sayılan Süper Lig'in 1959 sezonu da iki ayrı gruplu lig şeklinde oynandı, grupların birincileri şampiyonluk için oynadı. 1962-63 sezonu da benzer şekilde iki grup ve final grubu şeklinde oynandı. Keza Süper Lig'in, 2011-2012 sezonu da önce lig, sonra süper final formatında olmak üzere farklı statülerde oynanmıştır. Bunun yanında İtalya başta olmak üzere diğer Avrupa ülkelerinde de, futbolun ulusal olarak ilk oynanmaya başladığı yıllarda, farklı bölgelerin takımları eleme veya playoff usulü olarak da karşı karşıya gelmiş, ancak lig formatında olmaması bu şampiyonlukların bugün sayılıyor olması bakımından hiçbir engel teşkil etmemiştir. Milli Küme ve Türkiye Futbol Birinciliği profesyonel dönemde değildi. Bu yüzden yıldız hesabına katılamazlar.YANLIŞ CEVAP: Profesyonellik oyuncuyla kulübü arasındaki anlaşmayı düzenler ancak bunun bir şampiyonanın ulusal olup olmamasıyla bir ilgisi yoktur. Futbol 1900’lü yılların ortalarına kadar dünyanın başka yerlerinde de amatör olarak oynanmıştır. Ülkemizde olduğu gibi, birçok ülkede de, ülke futbol federasyonu kurulduktan yıllar sonra profesyonelliğe geçilmiş ve fakat ilgili ülkelerin futbol federasyonu nezdinde oynatılan tüm ulusal şampiyonalardaki birincilikler, bu ülke liglerinde ülke şampiyonluğu olarak sayılmaktadır. Örnek vermek gerekirse; İtalya Ligi 1898 yılında oynanmaya başladı, çok uzun yıllar sonra profesyonel lig statüsünü aldı. İtalyan Futbol Federasyonu’na göre Genoa takımının 9 şampiyonluğu bulunmakta ve fakat takımın bu 9 şampiyonluğunun tümü amatör döneme ait. İtalya’da 9 şampiyonluğu bulunan Genoa bir kez daha ligi kazanması halinde formasına yıldız takabilecek. Örnek olarak italya ligindeki şampiyonluklara bu linkten ulaşılabilir: http://www.legaseriea.it/en/serie-a-tim/albo-d-oro Benzer şekilde Hollanda Ligi'nde futbol federasyonu 1899 yılında kuruldu. Profesyonel futbola geçiş 1954 yılında gerçekleşti, ancak Hollanda liginde şampiyonluklar ise 1899 yılından itibaren sayılmaktadır. Örnek olarak, Ajax her 10 şampiyonluğa 1 yıldız kuralı kapsamında 33 şampiyonlukla formasında 3 yıldız taşırken, bu şampiyonlukların 8’i amatör dönemdendir. Profesyonellik, ulusal şampiyonaların sayılmasında bir kıstas olsaydı, Hollanda, İtalya, Fransa ve diğer birçok ülkede de profesyonellik öncesi dönem şampiyonları sayılmazdı. SONUÇAvrupanın ve Dünyanın önde gelen tüm ülkeleri, bizzat ülke futbol federasyonunun oynattığı, ülke şampiyonunu belirleyen tüm ulusal şampiyonaları, gerek ülke tarihlerine, gerek takımlara, gerekse o dönemin efsane futbolcularına saygı duyarak, sahip çıkarak şampiyonluk sayıları içinde saymaktadır. Tek önemli kıstas, bu şampiyonaların, ülke futbol federasyonu nezdinde oynatılmış olması ve şampiyonaların bölgesel değil ulusal şekilde ülke şampiyonunu belirlemesidir. Fenerbahçe’nin 9 şampiyonluğu bulunan Milli Küme ve Türkiye Futbol Birinciliği de, bu ülkenin ulusal futbol federasyonu tarafından tertiplenmiş, kupaları ulusal futbol federasyonumuz tarafından verilmiştir. Bu şampiyonaların Türkiye Şampiyonluğu olduğu bizzat TFF sitesinde de açıkça yer almaktadır. Fenerbahçe’nin 1959 öncesi dönemde, bizzat ülke futbol federasyonu nezdinde kazandığı 9 ülke şampiyonluğunun kupaları müzede, hatıraları, o dönemki 'Türkiye Şampiyonu' manşetli gazete küpürleri ise arşivlerdedir. Bahsedilen ulusal futbol organizasyonlarında şampiyonluğu olan sadece Fenerbahçe de değildir. Bu organizasyonları şampiyonluk hesaplarına dâhil etmemek sadece Türkiye Futbol Birinciliği ve Milli Küme’yi kazanmış takımlara değil, Türk futbolunun tarihine yapılmış büyük bir haksızlıktır. Son olarak unutmayalım ki, Baba Hakkı'ları, Süleyman Seba'ları, Cihat Arman'ları, Fikret Kırcan'ları, Lefter Küçükandonyadis'leri, Gündüz Kılıç'ları hem takımlarımızın hem ülkemizin efsaneleri yapan, bu şampiyonluklarda attıkları goller, kazandıkları kupalardır. Fenerbahçe'mizin marşında isimi geçen efsanelerimiz; Cihat'lar, Lefter'ler, Fikret'ler, bu şampiyonalarda attıkları goller, yaptıkları kurtarışlar, kazandıkları Türkiye Şampiyonlukları ile efsanelerimiz olmuş ve marşımızda yerlerini almışlardır. 1924’TEN BUGÜNE; FUTBOL FEDERASYONUNUN OYNATTIĞI ÜLKE ŞAMPİYONALARINDA TAKIMLARIN ŞAMPİYONLUK SAYILARI: Fenerbahçe 28 (Türkiye Futbol Birinciliği - 1933, 1935, 1944), (Milli Küme - 1937, 1940, 1943, 1945, 1946, 1950), (Süper Lig - 1959, 1961, 1964, 1965, 1968, 1970, 1974, 1975, 1978, 1983, 1985, 1989, 1996, 2001, 2004, 2005, 2007, 2011, 2014) Galatasaray 24 (Milli Küme - 1939), (Süper Lig - 1962, 1963, 1969, 1971, 1972, 1973, 1987, 1988, 1993, 1994, 1997, 1998, 1999, 2000, 2002, 2006, 2008, 2012, 2013, 2015, 2018, 2019, 2023) Beşiktaş 21 (Türkiye Futbol Birinciliği - 1934, 1951), (Milli Küme - 1941, 1944, 1947), (Federasyon Kupası - 1957, 1958), (Süper Lig - 1960, 1966, 1967, 1982, 1986, 1990, 1991, 1992, 1995, 2003, 2009, 2016, 2017, 2021) Trabzonspor 7 (Süper Lig - 1976, 1977, 1979, 1980, 1981, 1984, 2022) Harbiye (Harb Okulu) 3 (Türkiye Futbol Birinciliği - 1924, 1942, 1945) Gençlerbirliği 2 (Türkiye Futbol Birinciliği - 1941 ve 1946) Başakşehir 1 (Süper Lig - 2020) Bursaspor 1 (Süper Lig - 2010) Göztepe 1 (Türkiye Futbol Birinciliği - 1950) Ankaragücü 1 (Türkiye Futbol Birinciliği - 1949) Ankara Demirspor 1 (Türkiye Futbol Birinciliği - 1947) Eskişehir Demirspor 1 (Türkiye Futbol Birinciliği - 1940) Güneş 1 (Milli Küme - 1938) İstanbulspor 1 (Türkiye Futbol Birinciliği - 1932) Muhafızgücü 1 (Türkiye Futbol Birinciliği - 1927)
-
En Son Magazin Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
George Clooney'nin eşi Amal ve çocukları Fransız vatandaşı oldu.
-
En Son Beslenme Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
- 780 Bin Yıllık Gıda Kalıntıları, Antik Atalarımızın Beklenmedik Beslenme Alışkanlıklarını Ortaya Koyuyor
780 Bin Yıllık Gıda Kalıntıları, Antik Atalarımızın Beklenmedik Beslenme Alışkanlıklarını Ortaya Koyuyor Bilim insanları, erken insan atalarının beslenme alışkanlıklarına yeni bir ışık tutan, yaklaşık 780.000 yıllık gıda kalıntıları keşfetti. Bu antik izler, günümüz İsrail'inde, Ürdün Nehri kıyısında bulunan bir arkeolojik alanda bulundu. Araştırmacılar, bu keşfin, modern insanlar var olmadan çok önce atalarımızın nasıl beslendiğine dair önemli ipuçları sağladığını söylüyor. Kalıntılar arasında, erken homininler tarafından kullanılan taş aletler üzerinde korunmuş mikroskobik nişasta taneleri yer alıyordu. Bu taneler, meşe palamudu, tahıllar, baklagiller ve su bitkileri de dahil olmak üzere çok çeşitli bitki kaynaklarından geliyordu. Bu keşifler, erken insanların enerji için nelere bağımlı olduğuna dair uzun süredir devam eden varsayımlara meydan okuyor. Neler Bulundu ve Neden Önemli? Arkeologlar, Gesher Benot Ya'akov antik alanından elde edilen çekiç taşları ve örsler gibi bazalt aletleri analiz ettiler. Bu aletler üzerinde, bitki işleme ve tüketimini gösteren korunmuş nişasta taneleri bulundu. Bitki türlerinin çeşitliliği, atalarımızın farklı ekolojik bölgelerden yiyecek topladığını gösteriyor. Uzun yıllar boyunca araştırmacılar, erken insan diyetlerinin büyük ölçüde et ve hayvansal proteine odaklandığına inanıyordu. Bu görüş kısmen, hayvan kalıntılarının bitkilere göre korunması ve tanımlanmasının daha kolay olduğu fosil kayıtlarından kaynaklanıyordu. Yeni kanıtlar, bitkisel gıdaların da önemli bir kalori kaynağı olduğunu gösteriyor. Bu nişastalı bitkisel gıdalar, erken homininler için önemli karbonhidratlar ve enerji sağlamış olmalıydı. Bitki kalıntıları uzun süre dayanmadığı için, bu tür kanıtlar özellikle değerlidir. Aletler, eski insanların bitkileri sadece tesadüfen değil, kasıtlı olarak işlediğini gösteriyor. Erken İnsan Diyetlerini Yeniden Düşünmek Uzmanlar artık, bitkisel gıdaların tarih öncesi diyetlerde daha önce düşünülenden çok daha erken bir dönemde önemli bir rol oynadığına inanıyor. Bitkileri aletlerle işlemek planlama, beceri ve işbirliği gerektirmiş olmalıydı. Bu davranışlar, erken homininler arasında karmaşık sosyal ve bilişsel yeteneklere işaret ediyor. Bulgular, erken insanların çoğunlukla ete bağımlı olduğu popüler fikrine meydan okuyor. Bunun yerine, atalarımızın, bulunabilirliğe bağlı olarak bitkisel ve hayvansal gıdaları karıştırarak çok çeşitli kaynaklar kullandığı görülüyor. Bu esneklik, değişen ortamlarda hayatta kalmalarına yardımcı olmuş olmalıydı. Çalışma, insan beslenme alışkanlıklarının yüz binlerce yıl boyunca nasıl evrimleştiğine dair daha net bir anlayış sağlıyor. Ayrıca, erken insanların son derece uyarlanabilir ve becerikli olduğunu gösteriyor. Çeşitli yiyecekleri toplama ve işleme yeteneği, muhtemelen çevresel stres dönemlerinde hayatta kalmalarına yardımcı oldu. İnsan Evrimine Yeni Bir Bakış Açısı Bu keşif, tarih öncesi atalarımızın daha önce inanıldığından daha karmaşık bir diyetle beslendiğini gösteriyor. Sadece ete bağımlı kalmak yerine, tarım ortaya çıkmadan çok önce bitkisel ve hayvansal kaynakları dengeli bir şekilde kullandılar. Bu bulgular, araştırmacıları erken insan beslenmesiyle ilgili uzun süredir devam eden varsayımları yeniden gözden geçirmeye teşvik ediyor. Kaynak: So Yummy- Trafik Kuralları - Mevzuat ve Cezalar Hakkında En Son Haberler
- Sürüş eğitmeni, ani fren yapmaya gerek kalmadan arkadan ısrarla takip eden araçları durdurmanın yollarını paylaşıyor.
Sürüş eğitmeni, ani fren yapmaya gerek kalmadan arkadan ısrarla takip eden araçları durdurmanın yollarını paylaşıyor. Israrla Takip Suçunun Geniş açıklaması için buraya tıklayınız..! Öndeki aracı ısrarla takip etmek, Türk Ceza Kanunu'na göre ısrarlı takip suçu (TCK m. 123/A) kapsamında değerlendirilir ve 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır; bu durum, mağdurda ciddi huzursuzluk veya güvenlik endişesi yaratıyorsa, özellikle çocuğa/eski eşe karşı işleniyorsa veya okul/işyeri değişikliğine yol açıyorsa ceza 1 yıldan 3 yıla kadar artırılır, ayrıca yeni trafik düzenlemeleriyle saldırı amaçlı takip için para cezası ve ehliyete el koyma gibi yaptırımlar da getiriliyor. Israrlı Takip Suçu (TCK m. 123/A) Nedir? Bir kişiyi fiziksel olarak veya iletişim araçları (telefon, sosyal medya vb.) kullanarak sürekli rahatsız etmek ve bu kişinin kendisinin veya yakınlarının güvenliğinden endişe duymasına neden olmak. Trafikte saldırı amacıyla başka bir aracı ısrarla takip etmek de bu kapsama girer. Cezası Nedir? Temel Hal: 6 ay - 2 yıl hapis cezası. Nitelikli Haller (Ceza Artırımı): Çocuğa veya boşanılan/ayrılık kararı verilen eşe karşı işlenirse. Mağdurun okul, iş veya konutunu değiştirmesine neden olursa. Hakkında uzaklaştırma kararı bulunan fail tarafından işlenirse. Bu durumlarda ceza 1 yıldan 3 yıla kadar hapis. Yeni Trafik Düzenlemeleri Saldırı amacıyla ısrarlı takip yapanlara 180.000 TL'ye varan para cezası. Sürücü belgesine 60 gün el konulması ve aracın 30 gün trafikten men edilmesi. Bu tür eylemleri teşvik eden sosyal medya paylaşımlarına 25.000 TL para cezası. Ne Yapabilirsiniz? Eğer böyle bir durumla karşılaşıyorsanız, derhal polise veya jandarmaya başvurun. Olayın kanıtlarını (fotoğraf, video, mesaj dökümleri vb.) toplayın. Bir avukattan hukuki destek alın. İster deneyimli bir sürücü olun, ister yeni başlamış olun, arkanızdan çok yakından takip eden başka bir aracın olması son derece sinir bozucu olabilir. Ancak, çok yakından takip etmek sadece bir rahatsızlıktan çok daha fazlasıdır; ani fren yapmanız gerektiğinde gerekli durma mesafesini ortadan kaldırarak gerçek bir tehlike oluşturur. Çok yakından takip etme, trafik kazalarında sık görülen bir faktördür ve en ciddi vakalarda ciddi yaralanmalara veya ölümlere yol açabilir. Peki, birinin arkanızdan çok yakından takip ettiğini fark ettiğinizde ne yapmalısınız? Spot On Driving'i yöneten Annie Winterburn, birçok sürücünün bu senaryoyu nasıl yöneteceğinden emin olmadığını, çünkü ani fren yapmanın kazaya neden olabileceğini belirtiyor (Gloucestershire Live'ın haberine göre). Bu durum, uzmanların sürücüleri "araç kullanmayı bırakmaya" zorlayabilecek üç ilacın olduğu konusunda uyarıda bulunmasının ardından geldi. Sürüş eğitmeni şunları öneriyor: "Arkanızdaki araç size çok yakınsa ve aniden fren yapmanız gerekirse, arkanızdaki araç size arkadan çarpacaktır. Bu nedenle, aniden fren yapmak zorunda kalmamanızdan emin olmalısınız." Çok yakından takip eden sürücülerle (ısrarla takip) nasıl başa çıkılır? Çok yakından takip eden sürücülerle güvenli bir şekilde başa çıkmak için Annie, "aracınız ile önünüzdeki araç arasında daha büyük bir mesafe bırakmanızı" öneriyor. Bu yaklaşım, öndeki araç beklenmedik bir şekilde durursa kademeli olarak yavaşlamanıza olanak tanır ve çok yakından takip eden sürücüye de güvenli bir şekilde durması için zaman tanır. Sürüş eğitmeni Annie, bu özel tavsiyenin genellikle teori sınavlarında yer aldığını vurgulayarak, bunun Amerikalı sürücüler için önemini belirtiyor. Şunları ekledi: "Kuru yollarda, aracınız ile önünüzdeki araç arasında en az 2 saniyelik bir zaman aralığı bırakmalısınız. Bu, ıslak yollarda 4 saniyeye, buzlu yollarda ise on katına çıkar. On katı mesafe 20 saniyedir." DMV de, çok yakından takip etme de dahil olmak üzere 'dikkatli ve özenli sürüş yapmama'nın yasal sonuçlarının altını çizerek sert bir uyarı yayınladı. Öndeki aracı çok yakından takip ederken yakalanan sürücüler, 100 dolardan başlayan para cezası ve ehliyetlerine üç ceza puanı ile karşı karşıya kalabilirler. Daha ciddi durumlarda, sürücüler daha ağır cezalarla karşı karşıya kalmak üzere mahkemeye çıkabilirler. Araştırmalar, çok yakından takip etmenin Amerika'nın otoyollarında ve ana yollarında kazaların sekizde birine neden olduğunu ortaya koyduktan sonra, Ulusal Karayolları 2022 yılında bu sorunla mücadele etmek için bir kampanya başlattı. Karayolu Kuralları, sürücülere öndeki araçla aralarında en az iki saniyelik bir mesafe bırakmalarını tavsiye ediyor; bu mesafe, yüksek hızlı bölgelerde ve görüş mesafesinin azalabileceği tünellerde daha da uzatılmalıdır. Hükümetin web sitesinde yer alan ek ayrıntılar, önerilen mesafeleri şu şekilde özetliyor: "Hız arttıkça mesafe daha geniş olmalıdır. Saatte 50 mil hızla giderken 2,4 saniyeye (yaklaşık 53 metre) ve saatte 70 mil hızla giderken 3,1 saniyeye (veya 96 metreye) çıkar." Yol güvenliği kuruluşu Brake'in kampanya lideri Jason Wakeford, bu tavsiyenin önemini vurguladı. Ayrıca şunları belirtti: "Sürücülerin, ani tehlikelere zamanında tepki verebilmek için öndeki araçla aralarında yeterli mesafe bırakmaları hayati önem taşıyor. Herkesi, kendilerini ve yoldaki diğer kişileri güvende tutmak için iki saniye kuralına uymaya çağırıyoruz." Kaynak: Irish Star- Elon Musk Hakkında Bütün Haberler Buraya - X - SpaceX - Tesla - Grok AI
Danimarkalı genç kız, Musk'ın kendisinin "çekiciliği" hakkındaki yorumlarının "çılgınca" olduğunu söyledi. Danimarka'da sınır dışı edilme tehlikesiyle karşı karşıya kalan bir genç kız, 54 yaşındaki teknoloji milyarderi Elon Musk'ın kendisi hakkındaki "çekiciliği" ile ilgili yorumlarının "çılgınca" olduğunu söyledi. Musk, Pazar günü yaptığı ve daha sonra sildiği bir X gönderisinde, 9 yaşından beri çoğunlukla yaşadığı ülkeden sınır dışı edilme riskiyle karşı karşıya kalan 19 yaşındaki ABD vatandaşı Audrey Morris'in hikayesi hakkında yorum yapmıştı. Musk, "8 veya üzeri güzellik seviyesine sahip olanlar muafiyet almalı" diye yazdı ve yanına gülen bir emoji ekledi. Morris, Musk'ın yorumuna "şaşırmadığını" ancak "kesinlikle çılgınca" olduğunu söyledi. Daily Beast'e konuşan Morris, "Başından beri, davam kamuoyuna duyurulduğu andan itibaren, her şey görünüşle ilgiliydi, çünkü 'Ah, o sarışın ve beyaz!' dediler. Bu yüzden söylediği şeyin kendisi beni şaşırtmadı, ama ondan gelmesi kesinlikle... Şok oldum," dedi. Independent, Musk ve Morris'ten yorum almak için iletişime geçti. Danimarka gazetesi Århus Stiftstidende'ye göre Morris, hayatının büyük bir bölümünü Danimarka'nın doğu kıyısındaki Aarhus şehrinde geçirdi. Gazete, geçen Ocak ayında Danimarka yetkililerinin, Aarhus'un yaklaşık bir saat kuzeybatısında bulunan Viborg'da lise eğitimini tamamlarken annesiyle birlikte yaşamadığı için refakatçi aile üyesi olarak oturma iznini uzatmama kararı aldığını bildirmişti. O sırada Morris'in kalıcı oturma izni başvurusu işleme alınıyordu. Los Angeles doğumlu Morris, Musk hakkında, "Keşke 'Vay canına, bakın ne kadar çok akademik başarı elde etmiş' gibi bir yorum yapsaydı. Bu harika olurdu. Çok yardımcı olabilirdi," dedi. Ancak, "Eğer bu durum en azından ilgilenenlerin dikkatini çekerse, biraz utanmaktan da memnun olurum. Sorun değil," diye ekledi. Daily Beast, Morris'e nihayetinde 10 yıllık oturma izni verildiğini ancak vatandaşlık başvurusunun reddedildiğini bildirdi. Başkan Donald Trump'ın hükümet verimliliği departmanının başında kısa bir süre görev yaptıktan sonra başkanla kamuoyu önünde anlaşmazlık yaşayan Musk, yasadışı göç konusunda duruşunu açıkça ortaya koymuş ve Biden yönetimi döneminde belgesiz göçmen akınının "ülkeyi ezdiğini" söylemişti. Ancak Güney Afrika'da doğan ve daha sonra Amerikan vatandaşlığı kazanan Tesla ve SpaceX CEO'su, yasal göçü, özellikle de H1-B vizelerini savundu. Musk, Kasım ayının sonlarında yayınlanan bir podcast'te girişimci Nikhil Kamath ile yaptığı söyleşide, şirketlerinin "yetenekli insan kıtlığı" nedeniyle bu geçici istihdam programını kullandığını söyledi. Independent, bağımsız düşünen bireyler için küresel haberler, yorumlar ve analizler sunan dünyanın en özgür düşünceli haber markasıdır. Güvenilir sesimize ve olumlu değişime olan bağlılığımıza değer veren, bağımsız düşünen bireylerden oluşan büyük bir küresel okuyucu kitlesi oluşturduk. Misyonumuz olan değişimi gerçekleştirmek, bugün hiç olmadığı kadar önemli. Kaynak: TI- En Son Ev, Bahçe ve Şehir Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
- Sandviç temizleme yöntemi, derinlemesine temizlik rutinimi nasıl tamamen değiştirdi?
Sandviç temizleme yöntemi, derinlemesine temizlik rutinimi nasıl tamamen değiştirdi? Önemli Noktalar Sandviç temizleme yöntemi, ana temizlik işleminden sonra, kalan kalıntıları yakalamak ve parlaklığı artırmak için ilk temizlik adımınızı (örneğin elektrik süpürgesiyle temizleme) tekrarlamayı içerir. Bu yöntem özellikle evcil hayvanları, çocukları veya yoğun insan trafiği olan evler için faydalıdır ve zeminlerde, duvarlarda ve hem iç hem de dış pencerelerde harikalar yaratır. Etkili olmasına rağmen, zaman alıcıdır ve evinizin baştan aşağı parlamasını istediğiniz derinlemesine temizlikler veya özel günler için en uygunudur. Hepimiz bunu yaşadık. Zeminlerinizi elektrik süpürgesiyle temizlediniz, sildiniz ve kısa süre sonra, yapışmış bir toz veya kir izi buldunuz. Pencerelerinizi sildiniz, ancak kuruduktan sonra lekeli kaldılar. Ya da belki de iyi bir şekilde ovduktan sonra temiz duvarlarınıza hayran kalmak için geri döndünüz ve aksi takdirde boş olan yüzeyde köpek tüyleriyle karşılaştınız. Eğer bu durum size tanıdık geliyorsa, sandviç temizleme yönteminden faydalanabilirsiniz. Ben de evimde denedim; evimde her zaman hareketlilik, çamurlu patiler ve fıstık ezmesi ve reçel parmak izleri eksik olmaz. Sonuç mu? Muhteşemdi. Sandviç Temizleme Yöntemi Nedir? Sandviç temizleme yöntemi, temizlik sürecinizdeki ilk adımı son adım olarak tekrarlamaktır. Örneğin, paspaslamadan önce elektrik süpürgesiyle temizlemek her zaman en iyisidir, ancak sandviç temizleme yönteminde, zeminler kuruduktan sonra paspaslama sırasında yerinden çıkan kalıntıları toplamak için tekrar elektrik süpürgesiyle temizlersiniz. Özellikle evcil hayvanları olan evlerde veya uzun süredir temizlenmemiş ve bu nedenle daha fazla kir ve toz birikimi olabilecek alanlarda faydalıdır. Dış pencereler de bu özel strateji için ideal olabilir, çünkü geride kalan her küçük polen ve kir zerresini göstermeye eğilimlidirler. Ekstra Adıma Değer mi? Bu stratejiyle ilgili hatırlanması gereken önemli bir şey, zaman alıcı olmasıdır. Paspaslamadan sonraki ikinci elektrik süpürgesiyle temizleme turu, ilk temizliğe göre çok daha hızlı bir süreç olsa da, yine de sürece bir adım daha ekliyor ve dolayısıyla daha fazla zaman alıyor. Her zaman buna değer mi? Bence duruma göre değerlendirmek en iyisi. Ortalama bir haftada sürekli olarak "sandviç temizlik" yöntemini kullanmasam da, özellikle evimin pırıl pırıl olmasını istediğim tatil dönemlerinde misafir ağırlarken bu stratejiye sık sık başvuruyorum. Sandviç Temizleme Yöntemi Nasıl Kullanılır? Zeminlerde Hepimiz zemin temizliğinin doğru sırasını oldukça iyi biliyoruz (önce elektrikli süpürge, sonra paspas), ancak bu işleme ikinci bir elektrikli süpürge veya süpürme işlemini eklemek, temizlik rutinime gerçekten bir ivme kazandırdı. Uzun tüylü, tüy döken bir köpeğimiz olduğu için, evimizde tüy büyük bir sorun olabiliyor. Buna yağmurlu günleri de eklersek, giriş holümüz dört kişilik ailemiz yerine bir ragbi takımının geçiş yolu gibi görünebiliyor. Zeminleri temizlerken ilk adımım her zaman elektrikli süpürgeyle süpürmek oluyor elbette, ancak paspasladıktan sonra genellikle uzamış tüy telleri, belki de çimler yeni biçildiyse biraz çim kalıntısı veya köşede küçük bir kir veya toz birikintisi buluyorum. Son bir kez daha elektrikli süpürge veya süpürgeyle geçmek çoğu zaman gerekli oluyor. Ancak zeminlerinizin tamamen kurumasını beklediğinizden emin olun, aksi takdirde başladığınızdan daha büyük bir karmaşa ile karşılaşırsınız. Duvarlarda Eğer yaşadığım ev tipi bu şekilde olmasaydı, temizlik işlemlerimi bu kadar sık "sandviç" yöntemiyle yapmama gerek kalmazdı diye düşünüyorum. Bahsettiğim gibi, tüy evimizin temizliği konusunda büyük bir sorun ve duvarlar havada uçuşan tüm tüyler için bir mıknatıs görevi görüyor. Duvarları silmeden önce (ılık suda sıvı bulaşık deterjanı beyaz duvarlarım için harikalar yaratıyor), her zaman elektrikli süpürge hortumunun dar uçlu aparatını kullanarak üst köşelere ulaşıyorum ve duvarları Swiffer Sweeper ile siliyorum. Bu adımı atlarsam, ilk metrekareyi bitirdikten sonra tüy dolu bir kova temizlik suyuyla karşılaşıyorum. Duvarları silmeyi bitirdikten sonra, artık tertemiz dikey yüzeylerimde uzamış bazı tüy kalıntıları fark ediyorum. Tamamen kuruduktan sonra, kalan kalıntıları temiz, kuru bir bezle fırçalıyorum. Tüy döken evcil hayvanlarınız veya yapışkan parmaklı çocuklarınız olmayan bir evde yaşıyor olsanız bile, denemenizi tavsiye ederim. Beyaz bir bez kullanın ve ne kadar çok kir topladığına şaşıracaksınız. Pencerelerinizde İlkbaharda dış mekan pencerelerinden bahsediyorsak, sandviç temizleme yöntemini biraz daha geliştirmeniz gerekebilir. Güneyde polen şakaya gelmez, bu nedenle gerçek pencere temizleme işlemine başlamadan önce ilk polen tabakasını ortadan kaldırmak çok önemlidir. Polen mevsiminin sonuna doğru pencerelerimi iyice temizlerken, polenleri yok etmek için önce siliyorum, ardından pencere temizleme formüllerimi kullanarak işlerini yapmalarını sağlıyorum. Daha sonra kuru bir bez alıp pencereleri tekrar siliyorum. Bu, kağıt havlu kalıntılarını veya temizlik bezimden kalan lifleri ortadan kaldırmaya yardımcı olurken, aynı zamanda kalan izleri de yok ediyor. Bu küçük ekstra adım, temiz ve pırıl pırıl arasındaki farkı yaratıyor ve bu da çabaya değer kılıyor. İç mekanda ise pencerelerim, duvarlarımla aynı nedenlerden dolayı üç aşamalı bir işlem gerektiriyor. Tüy ve toz bol miktarda bulunuyor. Önce toz alma beziyle veya gerçekten çok kirliyse, büyük, yapışkan veya yapışmış kirleri temizlemek için nemli bir bezle hızlıca silerek başlıyorum. Bundan sonra, cam temizleyicim devreye giriyor. Son bir toz alma işlemi, pencerelerimde hiçbir kalıntı kalmamasını sağlıyor ve ayrıca ilk seferde gözden kaçırmış olabileceğim parmak izlerini de kontrol etmeme olanak tanıyor. Faydalı İpuçları Derin Temizlikler İçin Kullanın Sandviç temizleme yöntemini günlük temizlik rutininize eklemeden önce, bunun hızlı bir şekilde zahmetli hale gelebileceğini bilin. Bu tekniği, zeminlerinizin, pencerelerinizin ve duvarlarınızın derinlemesine temizliğe ihtiyaç duyduğu zamanlar için (belki yılda iki kez) saklayın. Geri kalan zamanlarda, bu yüzeyleri iyi durumda tutmak için genellikle iki aşamalı bir işlem yeterli olacaktır. Doğru Çözümü Seçin Sandviçin içindeki en önemli kısım, bu nedenle temizlik çözümünüzü akıllıca seçin, aksi takdirde lekeli zeminler, hala kirli duvarlar veya özensiz görünümlü pencerelerle karşılaşabilirsiniz. Bu temizlik denkleminin ilk ve son kısmı çok açık görünse de, bu yüzeylere iki aşama arasında nasıl davrandığınıza ve iş için doğru formüle sahip olduğunuza özellikle dikkat etmek önemlidir. İlk Adımı Aşırıya Kaçırmayın İlk temizlik adımına aşırıya kaçmayın. Bu, özellikle duvarlar ve pencereler söz konusu olduğunda çok önemlidir; ilk toz alma veya silme işleminde çok titiz davranırsanız yorgunluk sizi alt edebilir. Kas gücünüzü temizlik işleminin ikinci aşamasına (cam temizleyici veya sabunlu duvar çözeltisi kullanılan aşama) saklayın, çünkü en büyük faydayı burada göreceksiniz. Bu adımdan önce ve sonra basit bir fırçalama işlemi yeterli olacaktır. Kaynak: SL- Arda Güler Hakkında Bütün Haberler -Real Madrid Arda Güler - Her Şey
İspanya LaLiga 2025 yılında Arda Güler videosu yayınladı https://youtu.be/5MsXVAI31ls- En Son Erkek Basketbol Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
Miami Heat Denver Nuggets'ı çok kötü yendi 147 - 123. İkinci yarıda tam tamına 84 sayı attı ve bir rekora imza attı- Alperen Şengün Hakkında Bütün Haberler Buraya
Sabaha karşı oynanan maçta Houston Rockets Indiana Pacers'ı 126 - 119 yendi (Şengün sakatlığı nedeniyle oynamadı)- En Son Egzersiz Haberleri
- Plank pozisyonunda durma: Gerçek gücünüzü ve denge yeteneğinizi ortaya koyan basit bir karın kası testi
Plank pozisyonunda durma: Gerçek gücünüzü ve denge yeteneğinizi ortaya koyan basit bir karın kası testi Plank egzersizi, Amerikan fitness dünyasında altın standart bir egzersiz haline geldi çünkü gerçekten önemli olan şeyi test ediyor: omuzlardan kalçalara kadar çekirdek kas stabilitesi. Gösterişli hareketlerin aksine, plank, hareket etmeden sürekli kas aktivasyonu gerektirir; bu da günlük aktiviteler sırasında (ayakta durma, kaldırma ve gün boyunca duruşu koruma gibi) çekirdek kaslarınızın nasıl çalıştığına çok benzer. Güçlü bir plank, sadece karın kasları için bir meydan okuma değildir. Gövde kaslarınızın yorgunluğa karşı direnç gösterebildiğini ve omurganızı koruyabildiğini gösterir; bu da uzun vadeli sırt sağlığı için çok önemlidir. Amerika Birleşik Devletleri'ndeki antrenörler ve fizyoterapistler, özellikle uzun saatler oturan kişilerde dengeyi, kaldırma mekaniğini ve genel hareket verimliliğini değerlendirmek için sıklıkla plank egzersizini kullanırlar. Plank egzersizinin en büyük faydalarından biri, omurga desteğindeki rolüdür. Çekirdek kaslarınız gerilim altında aktif kalabildiğinde, omurganız stabil kalır ve bel bölgesindeki gereksiz gerilimi azaltır. Bu da antrenmanlarda daha iyi performans, gelişmiş atletik koordinasyon ve günlük hareketler sırasında daha fazla rahatlık anlamına gelir. Plank Egzersizi Nasıl Doğru Şekilde Yapılır? Başlamak için, dirsekleriniz omuzlarınızın tam altında olacak şekilde ön kollarınızı yere koyun. Bacaklarınızı arkanıza doğru uzatın ve ağırlığınızı ayak parmaklarınızın üzerinde taşıyın. Çekirdek kaslarınızı sıkıca kasın ve vücudunuzu baştan topuklara kadar düz bir çizgide tutun. Kalçalarınızın sarkmasına veya yukarı kalkmasına izin vermeyin. Bu pozisyonda 30 saniye boyunca yavaş ve kontrollü bir şekilde nefes alıp vererek kalın. Doğru nefes alma genellikle göz ardı edilir, ancak çok önemlidir. Yavaş, düzenli nefes alma, erken yorgunluğu önlemeye ve çekirdek kaslarınızın verimli çalışmasına yardımcı olur. Nefesinizi tuttuğunuzu fark ederseniz, plank daha zor ve daha az etkili olacaktır, özellikle gerilim altında geçen süre arttıkça. Yeni başlayanlar yoğunluğu azaltmak için diz üstü plank deneyebilirken, diğerleri ellerini bir banka veya sandalyeye koyarak yükseltilmiş plank yapabilir. Ek bir zorluk için, dönüşümlü omuz dokunuşlarıyla yapılan plank, formdan ödün vermeden çekirdek kas talebini artırır ve omuz stabilitesini geliştirir. Kaynak: Fitguru- Ekonomik Olarak Tasarruf Sağlayan Düşünceler ve Durumlar Buraya
- Adam ChatGPT'ye milyarderlerin erken yaşta öğrendiği, çoğu insanın asla öğrenemediği para kazanma derslerinin neler olduğunu sordum
Adam ChatGPT'ye milyarderlerin erken yaşta öğrendiği, çoğu insanın asla öğrenemediği para kazanma derslerinin neler olduğunu sordum Çok az insan milyarder olarak doğar, ancak birçoğu ailelerinden finansal destek almıştır. Bu seviyeye ulaşmak için, çoğu milyarder, devasa banka hesaplarına sahip olmadan çok önce, kariyerlerinin başlarında belirli finansal alışkanlıklar ve düşünce biçimleri geliştirir. Ortalama bir insanın milyarderlerden neler öğrenebileceğini merak ederek, ChatGPT'ye birçok insanın asla öğrenemediği temel para derslerinin neler olduğunu sordum. Bileşik Faiz, Servetin Gerçek Motorudur Milyarderler bileşik faizi genç yaşlardan itibaren ciddiye alırlar. Bileşik faiz, faiz kazandığınızda ve bu kazançları tekrar tekrar yeniden yatırdığınızda, bunların katlanarak büyümesine izin verdiğinizde ortaya çıkan şeydir. Berkshire Hathaway Başkanı Warren Buffett ilk yatırımını 11 yaşında yaptı ve servetinin neredeyse tamamının 50 yaşından sonra geldiğini belirtti, çünkü bileşik faiz zamanla hızlanır. ChatGPT'ye göre çoğu insan bu etkiyi hafife alıyor veya yatırım yapmaya çok geç başlıyor. Milyarderler ise her finansal kararı bunun etrafında şekillendiriyor. Gelir, Sahiplikten Daha Az Önemlidir Kendi kendine milyarder olanlar, servetlerini büyük ölçüde maaşlardan değil, öz sermayeden elde ederler. Öz sermaye, geleneksel bir maaşın sağlayabileceğinden çok daha fazla değer kazanabilen bir işletmenin veya varlığın bir parçasına sahip olmak anlamına gelir. ChatGPT, Forbes'tan alınan araştırmalara atıfta bulunarak, şirket sahipliğinin milyarder servetinin birincil kaynağı olduğunu gösterdi. Bu, hisse senedi karşılığında daha düşük maaş almayı, bir işletme kurmayı veya ölçeklenebilir fikri mülkiyet yaratmayı içerir. Akıllıca Kaldıraç Kullanırlar ChatGPT'ye göre milyarderler "üç biçimde kaldıraç kullanmada ustalaşarak" zengin oluyorlar. Başkalarının parasını, başkalarının emeğini ve teknolojiyi kullanıyorlar. Yapay zeka, Sam Zell gibi gayrimenkul devlerinin yatırım portföylerini genişletmek için finansal kaldıraç kullandığını, Jeff Bezos gibi kurucuların ise operasyonları ölçeklendirmek için insan ve teknolojik kaldıraçtan yoğun bir şekilde yararlandığını belirtti. Kaldıraç, zamanı çoğaltmadan çabayı çoğaltmanın bir yoludur. Başka bir deyişle: dış kaynak kullanımı. Parayı Bir Araç Olarak Görün, Bir Amaç Olarak Değil ChatGPT'ye göre, çok zengin bireyler parayı statü değil, özgürlük satın almanın bir yolu olarak görme eğilimindedir. "Milyoner Zihniyeti" kitabının yazarı Thomas Stanley'nin araştırmalarına atıfta bulunarak, yüksek net değere sahip bireylerin kontrol, bağımsızlık ve fırsata odaklandığını gösterdi. Başka bir deyişle, bu milyarderler sadece "zengin" olmaktan ziyade özerkliğe öncelik veriyorlar. Yaşam tarzlarının kontrolünü ellerinde tutmak ve başkalarının fikirleri veya kararlarıyla kısıtlanmamak istiyorlar (bu nedenle birçok milyarder girişimcidir). Vergileri Herkesten Daha İyi Anlayın Zengin bireyler, vergilerin ömür boyu kazançlarını nasıl etkilediğini erken yaşta öğrenirler, çünkü çok kazandığınızda çok vergi ödemeniz gerekebilir. ChatGPT, "milyarderlerin hisse senedi tazminatı, uzun vadeli sermaye kazançları, hayır kurumları ve akıllı iş indirimleri gibi şeyleri kullanarak agresif bir şekilde optimizasyon yaptıklarını" belirtti. ChatGPT, ultra zenginlerin zamanlama, yapı ve vergi açısından verimli varlık büyümesi yoluyla vergileri yasal olarak en aza indirdiklerine dikkat çekti. Vergi kaçırmazlar, ancak öyle görünebilir; kendi lehlerine çalışan kuralları anlarlar. Nakit Akışı Sağlayan Varlıklara Öncelik Verin Büyük evler ve arabalar etkileyici görünebilir, ancak milyarderlerin akışkan tutmak istedikleri nakit parayı tüketirler. Milyarderler bunun yerine işletmeler, kiralık mülkler veya öngörülebilir nakit akışı sağlayan yatırımlar gibi istikrarlı gelir üreten varlıklara odaklanırlar. ChatGPT'nin bildirdiğine göre, Warren Buffett serbest nakit akışını herhangi bir işletmenin "can damarı" olarak adlandırıyor. Buffett ayrıca servetine rağmen mütevazı bir araba kullanması ve sıradan bir evde yaşamasıyla da ünlüdür. Serbest nakit, istikrar yaratır, borca bağımlılığı azaltır ve gelecekteki fırsatları finanse eder. Borcu Stratejik Olarak Kullanın Ortalama Amerikalı, borçtan kaçınmaya çalışır çünkü bu finansal sorunlara yol açabilir. Milyarderler borcu stratejik olarak nasıl kullanacaklarını bilirler. ChatGPT, "sizi tüketen" tüketici borcu ile "sizi ileriye taşıyan" yatırım borcu arasında ayrım yaptıklarını söyledi. Özellikle gayrimenkul yatırımcıları, değer kazanan, gelir getiren varlıklar satın alırlar. Dikkatli kullanıldığında, borç bir büyüme motoru haline gelir - elbette, başlangıçta çok fazla servetiniz varsa bu yardımcı olur. Öğrenin, Sonra Devredin Milyarderler başlangıçta her kuruşu takip etmek zorunda kaldıkları için takıntılı bir şekilde para yönetimiyle ilgilenmiş olabilirler, ancak sonunda para yönetimi ve diğer görevler için başkalarını görevlendirirler. ChatGPT'nin belirttiğine göre, Oprah Winfrey, parasızken kendi muhasebesini nasıl dengelediğinden bahsetmiş ve Mark Cuban, ilk şirketini sattıktan sonra mütevazı kalmak için yılda 30.000 dolarla yaşamıştır. Temel bilgileri öğrendikten sonra, görevleri uzmanlara devrederler, ancak yalnızca mekaniği kendileri anladıktan sonra. Herkes milyarder olamaz, ancak aynı para prensiplerini benimsemek finansal gidişatınızı anlamlı bir şekilde değiştirebilir. Bu dersler zihniyet, sahiplik ve uzun vadeli strateji ile ilgilidir ve bunlar herkesin bugün inşa etmeye başlayabileceği alışkanlıklardır. Kaynak: GBR- Bitki, orman, çiçek ve diğer yeşillikler
- Baz İstasyonlarının yakınındaki ağaçlarda garip bir durum gözleniyor ve bilim insanları bunun nedenini öğrenmek istiyor
Baz İstasyonlarının yakınındaki ağaçlarda garip bir durum gözleniyor ve bilim insanları bunun nedenini öğrenmek istiyor Şehirlerde ve banliyölerde, hem havadan çekilen fotoğraflarda hem de saha araştırmalarında ilginç bir desen sürekli olarak ortaya çıkıyor: Hücre kulelerine en yakın duran ağaçlar genellikle en sağlıksız görünen ağaçlar oluyor. Taçları inceliyor, antenlere bakan taraftaki dallar kuruyor ve tüm cadde ağaçları sıraları, ormancılık uzmanlarının yalnızca sıradan kentsel stresle açıklamakta zorlandığı, dengesiz ve yamalı bir görünüme bürünüyor. Kablosuz ağ altyapısının yaygınlaşması hızlanırken, bilim insanları bunun bir tesadüf mü, radyo frekansı maruziyetinin ince bir yan etkisi mi yoksa telefonlarımıza güç veren altyapının kentsel yeşil örtüyü sessizce yeniden şekillendirdiğine dair bir uyarı işareti mi olduğunu anlamak için yarışıyorlar. Araştırmacılar bir felaket iddiasında bulunmuyorlar ve hücre kulelerinin sökülmesini talep etmiyorlar. Bunun yerine, bu yapıların etrafındaki garip, tekrarlayan desene odaklanıyorlar ve aynı görsel ipuçlarının farklı iklimlerde, farklı türlerde ve farklı bakım rejimlerinde neden sürekli olarak ortaya çıktığını soruyorlar. Riskler sadece estetik değil. Ağaçlar, aşırı ısınan mahalleleri soğutmak, hava kirliliğini filtrelemek ve fırtınaları hafifletmek için kritik öneme sahip, bu nedenle kablosuz ağları kurma şeklimizde bir şeyler onları baltalıyorsa, bunun maliyeti kaybedilen gölge kadar halk sağlığı açısından da ölçülebilir. Bilim insanlarının hücre kulelerinin etrafında gerçekten gördükleri Ağaç uzmanları tipik bir kule alanının çevresinde yürüdüklerinde, en yakın ağaçların, kısa bir mesafedeki ağaçlardan farklı göründüğünü sık sık fark ederler. En yakın gövdeler yapıdan hafifçe uzaklaşabilir, kabuklarında garip çatlaklar görülebilir ve antenlere bakan taraftaki yapraklar bazen daha seyrek veya erken sararmış görünebilir. Belgelenmiş birçok vakada, desen o kadar belirgindir ki, stresli bitki örtüsünün bir halkası kulenin ayak izini takip ediyor gibi görünürken, bu görünmez sınırın hemen ötesindeki ağaçlar nispeten normal görünüyor. Uzaktan algılama uzmanları da yukarıdan aynı sinyali almaya başladı. Yüksek çözünürlüklü görüntüler ve drone araştırmaları, bazı kulelerin yakın çevresindeki ağaçların taçlarının, aynı mahalledeki benzer ağaçlara göre daha düşük taç yoğunluğuna ve daha fazla ölü dala sahip olduğunu ortaya koyuyor. Bu yerlerin çoğunda, hücre kulelerine en yakın ağaçlar, budama, toprak sıkışması veya bariz inşaat hasarıyla tam olarak açıklanamayan olağandışı stres belirtileri gösteriyor; bu desen, birden fazla şehirdeki hücre kulelerine en yakın ağaçların analizlerinde vurgulanmıştır. Sıradan kentsel stresin deseni neden tam olarak açıklamadığı Şehir ağaçları zorlu bir hayat yaşıyor ve herhangi bir ciddi araştırma, olağan şüphelilerle başlamalıdır. Ağaç kökleri genellikle kaldırımlar ve temeller tarafından sıkıştırılır, toprak yaya trafiği ve ağır ekipmanlar nedeniyle sıkışır ve yol tuzu, egzoz gazları ve asfalttan yayılan ısı, ağacın dayanıklılığını azaltır. Birçok baz istasyonu tam olarak bu zorlu ortamlarda bulunur; bu da herhangi bir bozulmayı, birçok şehir ağacını vaktinden önce öldüren kuraklık, kirlilik ve ihmal karışımına bağlamayı cazip hale getirir. Ancak araştırmacılar aynı dar dikim şeritlerini, aynı trafik yoğunluğunu ve aynı bakım programını paylaşan ağaçları karşılaştırdıklarında, antenlere en yakın olanlar yine de öne çıkıyor. Bazı vaka çalışmalarında, aynı blokta, aynı yıl dikilen ve aynı ekip tarafından sulanan iki ağaç, yeni bir kule faaliyete geçtiğinde keskin bir şekilde farklılık göstermiştir; yapıya en yakın ağaç yapraklarını ve ince dallarını kaybederken, komşusu nispeten daha gür kalmıştır. Bu tür yan yana karşılaştırmalar geleneksel stres faktörlerini dışlamaz, ancak kulenin yakınlığıyla ilgili bir şeyin, standart kentsel ormancılık modellerinin henüz yakalayamadığı ekstra bir yük eklediğini düşündürmektedir. Radyofrekans enerjisinin canlı dokuyla etkileşimi Neler olup bittiğini anlamak için, radyofrekans enerjisinin biyolojik materyalle karşılaştığında nasıl davrandığına bakmak faydalı olacaktır. Hücre antenleri iyonlaştırıcı olmayan radyasyon yayar; bu radyasyon, X ışınlarının yaptığı gibi kimyasal bağları kıracak kadar enerjiye sahip değildir, ancak yine de hücrelerdeki su molekülleri ve yüklü parçacıklarla etkileşime girebilir. Hayvanlarda en iyi belgelenmiş etki ısınmadır; bu nedenle telefonlar ve kuleler için güvenlik standartları, dokunun ölçülebilir bir sıcaklık artışı olmadan ne kadar enerji emebileceğine dair sınırlara dayanmaktadır. Bitkiler farklı bir yapıya sahiptir, ancak elektromanyetik alanlara karşı bağışık değillerdir. Yapraklar su, iyonlar ve fotosentezi ve solunumu yöneten hassas protein yapılarıyla doludur. Fidanlar ve saksıdaki genç ağaçlar üzerinde yapılan laboratuvar deneylerinde, belirli frekans ve yoğunluklardaki radyofrekans maruziyetinin büyüme hızlarını değiştirebildiği, stomaların açılıp kapanma davranışını değiştirebildiği ve stresle ilgili hormonların dengesini değiştirebildiği bulunmuştur. Bu etkiler türler veya frekanslar arasında tek tip değildir ve birçok maruz kalma durumu çok az etki gösterir veya hiç etki göstermez, ancak ölçülebilir biyolojik tepkilerin varlığı, yoğun bir anten kümesinin hassas bir ağacı yanlış yöne itebileceği olasılığını en azından makul kılmaktadır. Kule tasarımının, yüksekliğinin ve anten yerleşiminin rolü Tüm kuleler eşit yaratılmamıştır ve inşa edilme biçimleri, bazı bölgelerde neden dramatik bitki örtüsü stresi görülürken diğerlerinde görülmediğini açıklamaya yardımcı olabilir. Geleneksel makro kuleler genellikle antenleri yerden yüksekte, geniş bir alanı kapsayacak şekilde hafifçe aşağı doğru eğimli olarak monte eder. Enerjinin ana ışınları, yakındaki ağaçların gövdelerini değil, çatıları ve sokakları tarayacak şekilde tasarlanmıştır; bu da yalnızca üst kanopinin alanın en yoğun kısmında yer alabileceği anlamına gelir. Buna karşılık, elektrik direklerine veya bina cephelerine monte edilen daha küçük yapılar, antenleri ağaç yüksekliğinde veya biraz üzerinde konumlandırabilir ve potansiyel olarak dalları en güçlü emisyonların doğrudan yoluna sokabilir. Aynı yapıda bile, konfigürasyon önemlidir. Her biri birkaç panel ve ek 5G ekipmanına sahip birden fazla operatöre ev sahipliği yapan bir kule, örtüşen ışınlar ve yan loblardan oluşan karmaşık bir desen oluşturabilir. Bu sıcak noktalardan birinde bulunan ağaçlar, sadece birkaç metre uzaktaki ağaçlardan çok farklı bir maruz kalma profili yaşayabilir. Mühendisler ayrıca ağlar yükseltildikçe güç seviyelerini ve anten eğimini zaman içinde ayarlarlar; bu da yıllarca bir kurulumu tolere eden bir ağacın, rutin bir optimizasyondan sonra aniden daha yoğun bir alanda kendini bulabileceği anlamına gelir ve belirli bir tasarım seçimini görünür bir düşüşle ilişkilendirme çabalarını zorlaştırır. Bazı türlerin neden diğerlerinden daha savunmasız göründüğü Bir kule alanının etrafında dolaştığınızda, hasar nadiren her bitkide aynı görünür. Geniş, ince yapraklı geniş yapraklı türler, bazen antenlere bakan tarafta daha belirgin yanma ve kenar kahverengileşmesi gösterirken, mumsu iğnelere sahip yakındaki kozalaklı ağaçlar nispeten etkilenmemiş görünür. Bu düzensiz tepki, yaprak yapısı, su içeriği veya farklı ağaçların oksidatif stresi yönetme biçimiyle bağlantılı olabilecek türe özgü hassasiyete işaret eder. Hızlı büyüme ve yüksek terleme oranlarına sahip ağaçlar, su dengelerinde veya hormon sinyallerinde ince bozulmalara özellikle yatkın olabilir. Yaş ve sağlık da rol oynar. Derin köklere ve sağlam bir enerji rezervine sahip olgun bir meşe ağacı, tepesi incelmeye başlamadan önce çok fazla hasarı emebilirken, sığ bir kaldırım çukuruna dikilmiş genç bir süs kiraz ağacının hata payı çok az olabilir. Radyofrekans maruziyeti kuraklık, zararlılar veya toprak kirliliğinin üzerine küçük bir ek yük bile eklerse, en zayıf bireylerin semptomları ilk gösterenler olması muhtemeldir. Zamanla bu, belirli türlerin kule yakınlığına benzersiz bir şekilde duyarlı olduğu izlenimini yaratabilir, oysa gerçekte bunlar zaten tolerans sınırlarının en yakınında yaşayanlardır. Rakip açıklamalar: tesadüf, inşaat veya gerçek sinyal Ortaya çıkan ağaç-kule bağlantısının eleştirmenleri, bu desenin altyapının yerleştirilme ve inşa edilme biçiminden kaynaklanan bir yanılsama olabileceğini savunuyorlar. Kuleler genellikle otoyol kenarları, kamu hizmeti koridorları veya otopark köşeleri gibi zaten bozulmuş alanlara kuruluyor; bu alanlarda ağaçlar herhangi bir anten açılmadan çok önce zaten zor durumda kalıyor. İnşaatın kendisi de acımasız olabilir; kazı çalışmaları, ağır makineler ve toprak yığınları kökleri ezebilir ve üst toprağı yok edebilir. Bu bakış açısından, stres altındaki bitki örtüsünün halkası, elektromanyetik maruziyetin bir imzası değil, sadece insan müdahalesinin izidir. Gerçek bir biyolojik etkinin savunucuları ise, bazı durumlarda zamanlama ve geometrinin göz ardı edilmesinin zor olduğunu belirtiyorlar. Uzun süredir ayakta duran bir kulenin etrafındaki ağaçların yıllarca stabil kaldığını, ardından büyük bir yükseltme yapıldıktan sonra yeni paneller eklendiğinde veya güç artırıldığında gerilemeye başladığını ve en kötü hasarın sürekli olarak antenlere bakan taraflarda ortaya çıktığını gösteren örnekler veriyorlar. Ayrıca, yoğun yollara benzer mesafelerde ancak herhangi bir kuleden uzakta bulunan ağaçların aynı asimetrik kurumayı göstermediğini de belirtiyorlar. Tartışma henüz çözülmüş değil, ancak bu anormalliklerin kalıcılığı, giderek artan sayıda araştırmacıyı bu desenin daha fazla ilgiyi hak ettiğine ikna etti. Düzenleyiciler ve telekomünikasyon şirketleri şimdiye kadar ne diyor? Telekomünikasyon düzenleyicileri ve ağ operatörleri genellikle kule emisyonlarının hem insanlar hem de çevre için sınırlar içinde olduğunu savunmak için mevcut güvenlik standartlarına dayanıyorlar. Ancak bu standartlar büyük ölçüde insan maruziyetini göz önünde bulundurarak, yetişkin vücut modelleri ve dokunun ne kadar enerji emebileceğine dair varsayımlar kullanılarak geliştirilmiştir. Ağaçlar ve diğer bitkiler birincil odak noktası değildi ve bitki örtüsünü, insan izleyicilerle aynı şekilde korunan bir alıcı olarak ele alan özel bir düzenleyici çerçeve bulunmamaktadır. Endüstri temsilcileri ayrıca, radyo frekansı enerjisinin mesafeyle hızla azaldığını ve çoğu kulenin maksimum lisanslı gücünün bir kısmında çalıştığını vurguluyorlar. Onların bakış açısından, emisyonlar yer seviyesinde muhafazakar insan maruz kalma sınırlarını karşılayacak kadar düşükse, genellikle daha uzakta olan veya binalar tarafından kısmen korunan ağaçlar için ciddi bir risk oluşturmaları olası değildir. Çevre savunucuları ise bu mantığın, uzaklaşamayan organizmalar üzerindeki kronik, düşük seviyeli etkilerin olasılığını göz ardı ettiğini ve ispat yükünün, olaydan sonra ölen dalları fark eden ormancılara yüklenmemesi gerektiğini savunuyorlar. Araştırmacılar daha net cevaplar almak için nasıl çalışıyor? Çelişkili anekdotların ötesine geçmek için bilim insanları daha sistematik yöntemlere yöneliyorlar. Bazı ekipler, tüm mahallelerdeki ağaç sağlığını haritalandırıyor ve ardından bu haritaları yakındaki kulelerden gelen radyo frekansı alanlarının ayrıntılı modelleriyle üst üste bindiriyor. Toprak türü, trafik yoğunluğu ve bakım geçmişi gibi faktörleri kontrol ederek, yüksek yoğunluklu alanlara yakınlığın, ağaç örtüsünde veya yaprak alanında ölçülebilir düşüşlerle ilişkili olup olmadığını ortaya çıkarmayı umuyorlar. Diğerleri ise, büyüme, özsu akışı ve stres göstergelerini birden fazla mevsim boyunca izlemek ve maruz kaldıkları kesin maruz kalma seviyelerini kaydetmek için tek tek ağaçlara sensörler yerleştiriyor. Kontrollü deneyler de devam ediyor, ancak gerçek dünya koşullarını taklit edecek şekilde tasarlamak daha zor. Fidanlar büyüme odalarına yerleştirilebilir ve ticari ağlar tarafından kullanılan frekanslarda dikkatlice kalibre edilmiş alanlara maruz bırakılabilir; araştırmacılar çimlenme oranlarından klorofil içeriğine kadar her şeyi izleyebilir. Bu çalışmalar, yıllarca süren kümülatif stresin etkileri ortaya çıkana kadar sokak ağaçlarında görünmez olabilecek ince fizyolojik değişiklikleri ortaya çıkarabilir. Zorluk, bu laboratuvar bulgularını, ağaçların, binaların ve insanların aynı kalabalık hava sahasını paylaştığı karmaşık kentsel manzaralarda antenlerin nasıl ve nereye yerleştirileceğine dair pratik rehberliğe dönüştürmektir. Kentsel ormanların geleceği için ne anlama gelebilir? Devam eden araştırmalar, cep telefonu kulelerinin, marjinal düzeyde bile olsa, ağaç stresi için önemli bir katkıda bulunduğunu doğrularsa, şehir planlaması için önemli sonuçlar doğuracaktır. Kentsel ormancılık programlarının, tür seçimi ve dikim stratejilerine radyo frekansı maruziyetini de dahil etmesi, yoğun altyapının yakınında daha dayanıklı ağaçları tercih etmesi ve hassas türleri daha sakin koridorlara ayırması gerekebilir. Ağ tasarımcıları, özellikle zaten ısı ve kirlilikten muzdarip mahallelerde, yakındaki ağaç örtülerine doğrudan etkileri en aza indirmek için anten yüksekliklerini, eğim açılarını veya güç seviyelerini ayarlamaya zorlanabilirler. Kesin bir kanıt olmasa bile, kulelerin etrafındaki tuhaf desen, dijital altyapı ve yeşil altyapının nasıl kesiştiğine dair daha geniş bir yeniden düşünme sürecini tetikliyor. Hem hızlı bağlantı hem de iddialı iklim hedefleriyle övünen şehirler, bu gündemleri daha yakından koordine etmek zorunda kalabilirler; ağaçları dekoratif birer unsur olarak değil, fiber optik hatlar ve elektrik hatları gibi aynı özenli yerleşim planlamasını hak eden kritik varlıklar olarak ele almaları gerekebilir. Şimdilik, bazı kulelerin etrafındaki stresli dallardan oluşan halka bir muamma olmaya devam ediyor, ancak bu, bizi birbirine bağlayan görünmez sinyaller ile sokaklarımızı nefes alabilir ve serin tutan canlı sistemler arasında nasıl denge kurduğumuzun özüne inen bir sorun. Kaynak: MO- En Son Kadınlar Voleybol Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
- Gülce Güçtekin yeniden Fenerbahçe'de - Libero Gülce Güçtekin hakkıdna Her Şey
Gülce Güçtekin yeniden Fenerbahçe'de Fenerbahçe Medicana'ya yeniden hoş geldin Gülce Güçtekin! - Takma ismi GG (Yani Gülce Güçtekin) Tennessee Üniversitesinde çok büyük başarılara imza atmıştı (University of Tennessee) Gülce Wisconsin Bagers'da da oynamıştı ve orada onu anlatan çok güzel bir video bulduk İnanılmazı başardığı an - Güçtekin saved it - Güçtekin Kurtardı Bir maçından görüntüler (Wisconsin Bagers)- En Son Erkek Basketbol Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
- Dedikoduya Göre: LA Lakers'lı LaBron James GS Warriors'lı Jimmy Butler'la Takas Edilebilir
Dedikoduya Göre: LA Lakers'lı LaBron James GS Warriors'lı Jimmy Butler'la Takas Edilebilir Lakers'a, LeBron James'i Warriors'a takas etmek için büyük bir anlaşma yapması yönünde çağrılar yapılıyor Los Angeles Lakers, 20 galibiyet ve 10 mağlubiyetlik derecesiyle Batı Konferansı'nın zirvesine yakın bir konumda bulunuyor. Şubat ayındaki büyük takasla beş kez All-Star seçilen Luka Doncic'in Dallas'tan Los Angeles'a gelmesinin ardından, hücumun merkezinde artık Doncic yer alıyor. 23 maçta Doncic, maç başına 33.7 sayı ortalamasıyla ligin en skorer oyuncusu konumunda bulunurken, ayrıca maç başına 8.6 asist, 8.3 ribaund ve 1.6 top çalma ortalamalarıyla 36.3 dakika süre alıyor. Bu arada LeBron James, 2025-26 sezonu için 52.6 milyon dolarlık oyuncu opsiyonunu kullandı ve Lakers'ta kalmaya devam ediyor, ancak 14 maçta sadece 20.5 sayı (kariyerinin en düşük ortalaması), 6.7 asist ve 4.9 ribaund (yine kariyerinin en düşük ortalaması) ortalamalarıyla 32.9 dakika süre alıyor. Yüksek kullanım oranına sahip deneyimli bir oyuncu olmaya devam etse de, James artık 40 yaşında ve NBA kariyerinin son bölümüne giriyor; bu da Lakers'ın birincil skorerler olarak Doncic ve Austin Reaves'e daha fazla güvenmesine neden oluyor. Pazartesi günü, The Ringer'dan Bill Simmons, Lakers'ın James'i Golden State Warriors'a Jimmy Butler karşılığında takas etmeyi düşünmesi gerektiğini öne sürdü ve bunu "sporun iyiliği için" büyük bir takas olarak nitelendirdi. "Ligi nasıl daha eğlenceli hale getirirsiniz? Lakers'ta kimsenin heyecan duymadığı bir takım ve Warriors'ta ölü gibi görünen bir takım var. LeBron karşılığında Jimmy Butler. İşte bu kadar. Bu, 'sporun iyiliği için bir takas' gibi geliyor, sadece daha eğlenceli," dedi Simmons. "Warriors eğlenceli değil. Eğlenceli hale gelecekleri bir senaryo görmüyorum, ama şimdi LeBron'u (Steph) Curry ile aynı takıma koyarsanız, LeBron yeniden canlanır ve kim bilir? Ve Butler muhtemelen Luka ve Reaves ile daha iyi uyum sağlar." "LeBron'un Lakers'ta olmak istediği gibi görünmüyor, benim görüşüm bu," diye ekledi Simmons. Golden State, geçen yılın ortasında Butler'ı kadrosuna katmasının ardından savunma yoğunluğunu yeniden kazandı ve Steph Curry'nin liderliğindeki hücumla şampiyonluk adayı seviyesinde oyun sergiledi. Curry maç başına ortalama 28,9 sayı (NBA'de dokuzuncu sırada), 4,3 asist ve 4,1 ribaund ortalamasıyla oynuyor. Ancak Warriors, sezonun ortasına yaklaşırken 16-16'lık bir galibiyet/mağlubiyet oranıyla Batı Konferansı'nda sekizinci sırada yer alıyor ve bir zamanlar bilinen akıcı, yüksek skorlu hücum oyunundan uzaklaşarak maç başına sadece 114,9 sayı ortalamasıyla NBA'de 22. sırada bulunuyor. Bunun yerine, takımın kimliği, maç başına 31,6 dakika oynayan ve 19,6 sayı, 5,6 ribaund, 4,9 asist ve 1,4 top çalma ortalamasıyla oynayan Butler'ın önderliğinde daha fiziksel, savunmaya ağırlık veren bir yaklaşıma doğru kaydı. Takasın ardından Butler, 2026-27 sezonuna kadar Golden State'te kalmak için iki yıllık, 121 milyon dolarlık bir sözleşme uzatması imzaladı. Golden State için James'i kadroya katmak, Curry ile birlikte ikinci bir elit oyun kurucuyu takıma kazandıracak, hücum yaratıcılığını ve playoff deneyimini artıracak ve sahiplerin gerekli sözleşme ve kadro düzenlemelerine tahammül etmeye istekli olmaları şartıyla, tamamen "şimdi kazanma" odaklı bir hamle olacaktır. Lakers için ise Butler, Doncic, Reaves ve takımın tamamlayıcı kanat oyuncularıyla daha iyi uyum sağlayan, daha genç, savunma odaklı bir oyuncu sunarken, James'in 52,6 milyon dolarlık maaşının elden çıkarılması daha geniş bir kadro yeniden yapılanmasına olanak sağlayabilir. Ancak, maaş eşleştirme kuralları ve yaş faktörleri, doğrudan bir takası zorlaştırıyor ve anlaşmanın muhtemelen ek oyuncular, draft hakları ve yaratıcı bir yapılandırma gerektirmesi muhtemel. Kaynak: NW- En Son Cep Telefonları Haberleri
Admin şurada cevap verdi: Admin başlık Cep Telefonu, Akıllı Telefonlar, Dijital Saatler, Gözlükler ve Tabletler- Telefonunuzda gizli bir barkod tarayıcı var. İşte saniyeler içinde nasıl kullanacağınız:
Admin şurada bir başlık gönderdi: Cep Telefonu, Akıllı Telefonlar, Dijital Saatler, Gözlükler ve TabletlerTelefonunuzda gizli bir barkod tarayıcı var. İşte saniyeler içinde nasıl kullanacağınız: Bir mağazada fiyat kontrolünden hızlı bilgi erişimine kadar, akıllı telefonunuzla barkod veya QR kod taramak inanılmaz derecede kullanışlı bir beceridir. Özel bir uygulamaya ihtiyacınız varmış gibi görünse de, çoğu modern iPhone ve Android cihazda bu özellik doğrudan kamera sistemlerine entegre edilmiştir, bu da süreci her zamankinden daha hızlı ve kolay hale getirir. İster iPhone kullanıcısı olun, ister Android meraklısı, bu kılavuz size karşılaştığınız herhangi bir kodu taramanın en basit yöntemlerini gösterecek ve telefonunuzu güçlü bir bilgi aracına dönüştürecektir. iPhone'da Barkod veya QR Kodu Nasıl Taranır? Apple, kod tarama özelliğini yerel Kamera uygulamasına sorunsuz bir şekilde entegre etti ve bu da çoğu kullanıcı için en çok tercih edilen yöntem haline geldi. Kamera Uygulamasını Açın: Ana ekranınızdan, Kontrol Merkezi'nden veya kilit ekranından Kamera uygulamasını başlatın. Kodu Konumlandırın: "Fotoğraf" modunda olduğunuzdan emin olun. Arka kamerayı barkod veya QR koduna doğru tutun. Fotoğraf çekmenize gerek yok. Kodu Ortaya Getirin: Telefonunuzu sabit tutun ve kodu ekranınızdaki vizörün ortasına getirin. Kamera otomatik olarak algılayacak ve tarayacaktır. Bildirime Dokunun: Tarama tamamlandıktan sonra, ekranın üst kısmında sonucu gösteren sarı bir bildirim şeridi görünecektir (örneğin, bir web sitesi bağlantısı, ürün bilgileri). Bilgileri açmak için bu şeride dokunmanız yeterlidir. Bu özelliği desteklemeyen eski iPhone'lar için veya gelişmiş özellikler için, App Store'dan "QR Code Reader" gibi üçüncü taraf bir uygulama kullanılabilir. Android'de Barkod veya QR Kod Nasıl Taranır? Android'deki işlem çok benzerdir, ancak tam adımlar telefonunuzun üreticisine (örneğin Samsung, Google Pixel vb.) bağlı olarak biraz farklılık gösterebilir. Kamera Uygulamanızı Açın: Telefonunuzun varsayılan kamera uygulamasını başlatın. Hedefleyin ve Tarayın: Barkodu veya QR kodu ekranınızın ortasına yerleştirin. Birçok Android kamerası kodu otomatik olarak tanıyacaktır. Google Lens Kullanın (Gerekirse): Kameranız otomatik olarak tarama yapmıyorsa, Google Lens simgesini arayın (renkli, stilize bir kamera gibi görünür). Buna dokunmak akıllı tarama özelliğini etkinleştirecektir. Sonuçları Görüntüleyin: Ekranda taranan bilgiler veya bir bağlantı içeren bir açılır pencere görünecektir. Devam etmek için ona dokunun. Telefonunuz daha eski veya bu yerleşik özelliğe sahip değilse, Google Play Store'dan "Barcode Scanner Pro" uygulaması yüksek puan alan ve güvenilir bir alternatiftir. Fotoğraftan veya Belgeden Barkod Tarama Ya barkod fiziksel bir nesnede değil de telefonunuzdaki bir fotoğrafta veya bir PDF'de ise? Yine de tarayabilirsiniz. iPhone'da: Fotoğrafı Fotoğraflar uygulamanızda açın. Telefon bir kodu tanırsa, sağ alt köşede küçük bir simge görünecektir. Kodun bilgileriyle etkileşim kurmak için ona dokunun. Android'de: Google Lens uygulamasını kullanın. Bir görüntüyü doğrudan Lens uygulamasına paylaşabilir veya Lens'i açıp galerinizden taranacak bir görüntü seçebilirsiniz. Kaynak: Soy NomadaÖnemli Bilgiler
Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.
- 780 Bin Yıllık Gıda Kalıntıları, Antik Atalarımızın Beklenmedik Beslenme Alışkanlıklarını Ortaya Koyuyor
Navigation
Tarayıcı push bildirimlerini yapılandırın
Chrome (Android)
- Adres çubuğunun yanındaki kilit simgesine dokunun.
- İzinler → Bildirimler seçeneğine dokunun.
- Tercihinizi ayarlayın.
Chrome (Desktop)
- Adres çubuğundaki kilit simgesine tıklayın.
- Site ayarları seçeneğini seçin.
- Bildirimler seçeneğini bulun ve tercihinizi ayarlayın.
Safari (iOS 16.4+)
- Sitenin Ana Ekrana Ekle seçeneğiyle yüklendiğinden emin olun.
- Ayarlar Uygulaması → Bildirimler bölümünü açın.
- Uygulama adınızı bulun ve tercihinizi ayarlayın.
Safari (macOS)
- Safari → Tercihler bölümüne gidin.
- Web Siteleri sekmesine tıklayın.
- Kenar çubuğunda Bildirimler seçeneğini seçin.
- Bu web sitesini bulun ve tercihlerinizi ayarlayın.
Edge (Android)
- Adres çubuğunun yanındaki kilit simgesine dokunun.
- İzinler seçeneğine dokunun.
- Bildirimler seçeneğini bulun ve tercihinizi ayarlayın.
Edge (Desktop)
- Adres çubuğundaki kilit simgesine tıklayın.
- Bu site için izinler seçeneğine tıklayın.
- Bildirimler seçeneğini bulun ve tercihlerinizi ayarlayın.
Firefox (Android)
- Ayarlar → Site izinleri bölümüne gidin.
- Bildirimler seçeneğine dokunun.
- Listede bu siteyi bulun ve tercihinizi ayarlayın.
Firefox (Desktop)
- Firefox Ayarlarını açın.
- Bildirimler seçeneğini arayın.
- Listede bu siteyi bulun ve tercihlerinizi ayarlayın.