İçeriğe atla
View in the app

A better way to browse. Learn more.

Tartışma ve Paylaşımların Merkezi - Türkçe Forum - Turkish Forum / Board / Blog

Ana ekranınızda anlık bildirimler, rozetler ve daha fazlasıyla tam ekran uygulama.

To install this app on iOS and iPadOS
  1. Tap the Share icon in Safari
  2. Scroll the menu and tap Add to Home Screen.
  3. Tap Add in the top-right corner.
To install this app on Android
  1. Tap the 3-dot menu (⋮) in the top-right corner of the browser.
  2. Tap Add to Home screen or Install app.
  3. Confirm by tapping Install.

Admin

™ Admin
  • Katılım

  • Son Ziyaret

Admin tarafından postalanan herşey

  1. Bu yaz düzenlenecek Dünya Kupası'nda, bir rakiple karşı karşıya geldiklerinde ağızlarını kapatan oyuncular sahadan ihraç edilecek. FIFA, Şubat ayında Vinícius Júnior ile Gianluca Prestianni arasında yaşanan olayın ardından yaptırımların ağırlaştırılmasını önerdi.
  2. EuroLeague Play-Off takımlarının maaş bütçeleri-farkı: Panathinaikos: €26.5M Valencia: €9.5M Fark=€17M Olympiakos: €22-22.5M Monaco: €13.5-14M Fark=€8.5M Real Madrid: €19M Hapoel: €20M Fark=€1M Fenerbahçe: €16-16.5M Zalgiris: € 8.5-9M Fark=€7.5M
  3. Milli Sporcumuz Yağız Kaan Erdoğmuş Dünya Devleriyle Aynı Sahnede Büyükusta Yağız Kaan Erdoğmuş, satranç dünyasının saygın organizasyonları arasında yer alan 2026 TePe Sigeman & Co Satranç Turnuvası’nda mücadele etmeye hazırlanıyor. 1–7 Mayıs 2026 tarihleri arasında İsveç’in Malmö kentinde, Elite Plaza Hotel’de düzenlenecek turnuva; uluslararası satrancın önde gelen büyükustalarını bir araya getirecek. Turnuvada yer alacak isimler şöyle: * GM Magnus Carlsen (Norveç) * GM Nodirbek Abdusattorov (Özbekistan) * GM Arjun Erigaisi (Hindistan) * GM Jorden van Foreest (Hollanda) * GM Nils Grandelius (İsveç) * GM Andy Woodward (ABD) * GM Zhu Jiner (Çin) Sporcumuz Yağız Kaan Erdoğmuş’a bu prestijli turnuvada başarılar diliyoruz.
  4. Adidas, Voleybol Milli Takımlar Resmi Ürün Sponsoru Oldu Türkiye Voleybol Federasyonu ile adidas arasında “Voleybol Milli Takımlar Resmi Ürün Sponsorluğu” anlaşması imzalandı. Türkiye Voleybol Federasyonu (TVF), dünyanın lider spor markalarından adidas ile kapsamlı bir iş birliğine imza attı. A Milli Kadın ve Erkek Voleybol Takımları’ndan altyapı milli takımlarına, plaj ve kar voleybolu ekiplerine kadar geniş bir yapıyı kapsayan iş birliğiyle adidas, Türkiye Voleybol Milli Takımlar resmi ürün sponsoru oldu. İş birliği ayrıca Fabrika Voleybol Okulları’nı da destekliyor. 2031 yılına kadar sürecek olan anlaşma, Türk voleybolu için gerçekleştirilen en kapsamlı tedarik sponsorluğu olma özelliğini taşıyor. Türk voleybolunun başarılarına uzun soluklu katkı sağlamayı hedefleyen iş birliğinin imza töreni TVF Başkanı Mehmet Akif Üstündağ, adidas Türkiye Genel Müdürü Hakan Atalay, adidas Gelişmekte Olan Ülkeler’den Sorumlu Başkanı Dave Thomas, TVF Asbaşkanı Semih Oktay, TVF Yönetim Kurulu Üyesi Altuğ Erim, TVF Denetim Kurulu Üyesi Umut Bağlı, TVF Kurumsal İletişim ve Pazarlama Birimi Direktörü Sezgin Eren ve A Milli Kadın Voleybol Takımı Menajeri Pelin Çelik'in katılımlarıyla TVF Burhan Felek Voleybol Salonu'nda gerçekleşti. İmza töreninin ardından adidas’ın hazırladığı yeni formalar özel bir defile ile tanıtıldı. Milli voleybolcular Hande Baladın ve Kaan Gürbüz yanı sıra genç milli voleybolcuların da yer aldığı defilede, adidas’ın performans teknolojileriyle tasarladığı yeni formalar sporseverlerin beğenisine sunuldu. İmza töreni ve defilenin ardından A Milli Kadın Voleybol Takımı Kaptanı Eda Erdem Dündar, A Milli Erkek Voleybol Takımı Kaptanı Murat Yenipazar ve adidas Kıdemli Pazarlama Direktörü Onur Demircan tarafından adidas ile Türkiye Voleybol Federasyonu iş birliği için hazırlanan “Sen Oyna” kampanya filminin lansmanı gerçekleştirildi. Milli voleybolcular Eda Erdem, Ebrar Karakurt, Cansu Özbay, Hande Baladın, İlkin Aydın, Gökçen Yüksel ve Ahmet Tümer’in rol aldığı filmde sporculara Kibariye'nin seslendirdiği “Sen Oyna” şarkısının özel versiyonu eşlik ediyor. Voleybolun Türkiye’nin dört bir yanında, her koşulda ve her yerde oynanabildiğini anlatan film; milli takım oyuncularının ilham veren hikâyelerinden güç alarak sporun birleştirici ve cesaret verici ruhunu sahaya taşıyor. adidas’ın “You Got This” felsefesinden ilham alan bu anlatım, oyunun enerjisini ve takım ruhunu etkileyici bir görsel dil ile ortaya koyuyor. TVF Başkanı Mehmet Akif Üstündağ gecede yaptığı konuşmasında, “Türkiye Voleybol Federasyonu olarak, adidas gibi global ölçekte güçlü bir markayla kurduğumuz iş birliğini yalnızca bir sponsorluk anlaşması olarak değil, Türk voleybolunun dünya sahnesindeki konumunu daha da pekiştiren stratejik bir ortaklık olarak değerlendiriyoruz. Bu birliktelik, Türkiye Voleybol Federasyonu’nun ve milli takımlarımızın uluslararası görünürlüğünü artırırken, voleybolumuzun kurumsal gücünü ve marka değerini de önemli ölçüde yukarı taşımaktadır. adidas’ın dünya spor ekosistemindeki yeri ve itibarı düşünüldüğünde, bu iş birliği Türk voleybolunun artık sadece sportif başarılarıyla değil, aynı zamanda güçlü bir marka kimliğiyle de anıldığının somut bir göstergesidir. Milli takımlarımızın sahaya dünyanın en büyük spor markalarından birinin desteğiyle çıkması, uluslararası organizasyonlarda ülkemizin temsil gücünü daha da artırmaktadır.” dedi. TVF iş birliğini bir sponsorluktan öte; bir inancın, emeğin ve büyük bir potansiyelin yanında durma kararlılığı olarak değerlendiren adidas Türkiye Genel Müdürü Hakan Atalay ise, “adidas olarak sporun geleceğine uzun vadeli bir vizyonla bakıyor, her branşta bu heyecanın bir parçası olmayı önemsiyoruz. Geçtiğimiz yıl Fenerbahçe Spor Kulübü ve Türkiye Futbol Federasyonu ile başlattığımız iş birliklerinin ardından, bugün TVF ile de bu yolculuğu genişletiyoruz ve spora olan katkımızı artırıyoruz. Voleybol, Türkiye’de hepimizin ortak tutkusu; birlikte gururlandığımız, aynı heyecanda buluştuğumuz ve özellikle son yıllarda gelen başarılarla birlikte artık dünyanın da radarına giren çok güçlü bir hikâye. Voleybol Milli Takımlar Resmi Ürün Sponsoru olarak voleybolda yeni bir dönemi başlatmanın gururunu yaşıyoruz. A Milli Kadın ve Erkek Voleybol Takımlarımızdan altyapı milli takımlarına, plaj ve kar voleybolu ekiplerinden Fabrika Voleybol Okulları’na kadar uzanan voleybolun her kademesine dokunan bu birliktelik; bugünle yetinmediğimizin, gelecekteki o büyük zaferlere bugünden ortak olma tutkumuzun en içten kanıtı. TVF’nin voleybolu daha geniş kitlelere yayma vizyonuyla paralel olarak biz de voleybolun dinamik enerjisini özellikle Gen Z ve Gen Alpha başta olmak üzere gençlerle buluşturmayı ve voleybolu daha geniş kitlelere sevdirmeyi hedefliyoruz” dedi. adidas Gelişmekte Olan Ülkeler’den Sorumlu Başkanı Dave Thomas ise iş birliğine ilişkin şunları söyledi: “adidas ve Türkiye Voleybol Federasyonu’nun sporun geleceğine birlikte yatırım yaptığı bu özel anın parçası olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Türkiye, adidas için global ölçekte güçlü bir konuma sahip ve giderek önemi daha da artan bir pazar. Voleybolun Türkiye’de ulaştığı nokta ise sadece yerel bir başarı hikâyesi değil; aynı zamanda dünya genelinde ilham veren güçlü bir örnek. Özellikle kadın sporları ve genç nesiller arasında hızla büyüyen bu branş, adidas’ın sporda kadınların görünürlüğünü artırma ve yeni nesil sporculara ilham verme hedefiyle birebir örtüşüyor. Türkiye Voleybol Federasyonu ile paylaştığımız ortak vizyon doğrultusunda; birlikte yeni fırsatlar yaratacağımıza, sporseverleri heyecanlandırmaya devam edeceğimize ve daha geniş kitleler üzerinde kalıcı bir etki bırakacağımıza inanıyorum”. İşbirliği için hazırlanan "Sen Oyna" sloganının çok anlamlı olduğunu belirten A Milli Kadın Voleybol Takımı Kaptanı Eda Erdem, organizasyonda yaptığı konuşmada, "İlk voleybol oynamaya başladığımda sadece oynama isteğim vardı, büyük salonlar yoktu. O mücadeleden aldığım keyif, başarıların başlangıcı oldu. 'Sen Oyna' sloganıyla voleybolun aslında hayatın içinde olduğunu söylüyoruz. Genç kızlara dokunuyor oluşumuz çok değerli. Başarmak için mükemmel olmayı beklememeliyiz" diye konuştu. A Milli Erkek Voleybol Takımı Kaptanı Murat Yenipazar'ın da sevdiği sporu yaparak bulunduğu noktaya gelmekten duyduğu mutluluğu dile getirdiği gece; şarkıcı Kibariye'nin seslendirdiği reklam filminin gösterimiyle sona erdi. adidas’ın TVF sponsorluğu kapsamında tasarladığı milli takım formaları, Türk bayrağından ilham alan ikonik kırmızı rengin yanı sıra beyaz ve siyah olmak üzere üç farklı renk seçeneğiyle hazırlandı. A Milli Kadın ve Erkek Voleybol Takımları için tasarlanan toplam altı forma, sade ve güçlü tasarım anlayışıyla adidas’ın performans teknolojilerini bir araya getirerek sporculara sahada maksimum hareket özgürlüğü sunuyor. Profesyonel sporcuların ihtiyaçları doğrultusunda geliştirilen formalar; servis, smaç ve blok gibi yüksek hareket gerektiren oyun anlarında rahat hareket etmeyi destekleyen hafif ve esnek kumaş yapısıyla konfor sağlıyor. Formanın teknik yapısının merkezinde yer alan CLIMACOOL teknolojisi, teri hızlı şekilde emerek dış yüzeye taşıyor ve hızlı kuruma sağlayarak sporcuların maç boyunca serin ve kuru kalmasına yardımcı oluyor. Yan panellerde kullanılan file yapı hava akışını artırarak nefes alabilirliği güçlendirirken, alt kısımdaki droptail kesim hareket sırasında daha iyi koruma sunuyor. Koleksiyonda formaların yanı sıra antrenman, seyahat ve aksesuar ürünlerini kapsayan; sporcuların performans sürecini bütüncül şekilde desteklemek üzere tasarlanan 56 parçalık geniş bir trainingwear koleksiyonu da yer alıyor. Koleksiyonun ilk parçaları ve Türkiye A Milli Kadın Voleybol Takımı formaları, 5 Mayıs’tan itibaren adidas.com.tr ve adidas mağazalarında satışa sunulacak
  5. Fenerbahçe Opet’te rotasyon genişleyecek mi? Fenerbahçe Opet Genel Menajeri Arzu Özyiğit: Yeni sezonda bütçemizi dikkatli kullanmamız gerekiyor. Sezon başında play-off’ları takip edeceğiz. Üçten fazla oyuncumuz gelemeyecek durumda olursa oraya küçük bir takviye düşünebiliriz, sezon başı için. Olcay’ı ben başka bir yerde basketbolu bıraktırmam. Benim için çok değerli. Takımın kimyasını oluşturmak çok önemli oluyor. Olcay, oradaki temel taşlardan bir tanesi.
  6. Dusan Alimpijevic'in Beşiktaş'ı, çıktığı bütün finalleri kaybetti. 2025 Türkiye Kupası 2025 Türkiye Ligi 2025 Cumhurbaşkanlığı Kupası 2026 Türkiye Kupası 2026 EuroCup Ama yine de bir Fenerbahçe Beko taraftarı olarak bu adamı seviyorum. Enerjisini seviyorum. Az bütçeyle çıkardığı bu takımı seviyorum. Kısacası çok akıllı ve çok üretken bir antrenör.
  7. Bu akşam Ataşehir'de iki MVP'miz var! (Fenerbahçe Beko) Tarık Biberovic Wade Baldwin IV
  8. Son düdük çaldı ve Ataman doğrudan Giannakopoulos'un yani başkanının yanına koştu.
  9. EuroCup 1 şampiyonu takımımız Fenerbahçe İstanbul Jet Tekerlekli Sandalye Basketbol takımımız Ülker Arena’da!
  10. Zalgiris Kaunas potasına 26 sayı bıraktı, kariyer rekorunu egale etti! Evlat! 👁️‍🗨️
  11. Bir Beşiktaşlıdan Bu sezonu en iyi özetleyen o fotoğraf..
  12. Halkbank Türkiye Kadınlar Basketbol Ligi’nde Yarı Finaldeyiz! Play-off Çeyrek Final 2. Maçında Mersin Gençlerbirliği’ni 71-80 skorla mağlup eden Fenerbahçe Gelişim takımımız yarı finale yükseldi! Skor dağılımımız: Jada Rice 16, Tuana Vural 16, Berfin Ada Şahin 12, Ece Erginay 10, Selen Baş 10, Zeynep Töremiş 10, Ayşe Yılmaz 7, İrem Erdik 2.
  13. Bu tweeter hesabı Nicolo Melli'yi yıllanmış şaraba benzetmiş. İçtiği şarap değil ama olsun 🤣
  14. Bir Futbol Topu Nasıl Yapılır ve En İyi Futbol topunun Pakistan'da yapıldığını biliyor muydunuz?
  15. Fenerbahçe İstanbulJet bir teşekkür tweeti attı EuroCup 1 şampiyonluğu yolculuğumuzda takımımızın yanında yer alan, değerli destekleriyle bizlere güç veren tüm sponsorlarımıza teşekkür ederiz.
  16. Ömer Faruk Yurtseven'de maçtaymış.... Hoş geldin Ömer... ❤️
  17. TARIK, DIŞ ŞUTLARDA ARTIK 5'TE 5! 1. çeyrek sonunda gelen bu son saniye üçlüğüne bir göz atın.
  18. Fenerbahçe Beko bugünkü maça farklı başladı
  19. THT, Ciddi misin? (Talon Horton Tucker) @Thortontucker'dan dev bir poster smaç!
  20. Fenerbahçe Beko: 89 - Zalgiris Kaunas: 78 Seride ilk maç Fenerbahçe Beko'nun 1-0
  21. Bu, aslında insanın kendi iç dünyasıyla girdiği bir denge oyunudur. Bu soruya tek bir doğru cevap vermek zor olsa da, duygusal olgunlaşma süreci genellikle her iki aşamanın da doğru zamanda kullanılmasını gerektirir. Şu iki yolu birer strateji olarak ele alalım: 1. Yalnız Kalmak: "Laboratuvar Aşaması" Yalnızlık, duyguları dış uyaranlardan arındırıp onları saf halleriyle incelemek için bir laboratuvar ortamı sağlar. Neden Gerekli? Hayatın karmaşasına karıştığınızda, acınızı sadece baskılarsınız. Yalnız kaldığınızda ise o acıyla "göz göze" gelirsiniz. Bu, yaranın mikrop kapmaması için temizlenmesi aşamasıdır. Risk: Eğer yalnızlık bir "kendine acıma" seansına veya o meşhur "stalk" döngüsüne dönüşürse, bu iyileşme değil, bir bataklık halini alır. Fayda: Kendi başınıza mutlu olmayı öğrenmek, nötrleşmenin en sağlam temelidir. Bir başkasına ihtiyaç duymadan "tam" hissettiğinizde, eski bağlar kendiliğinden kopar. 2. Karmaşaya Karışmak: "Saha Testi" Hayatın içine karışmak, yeni insanlar tanımak ve sorumluluklar almak, zihnin odak noktasını geçmişten şimdiye kaydırır. Neden Gerekli? Sadece yalnız kalarak iyileşemezsiniz; çünkü nötrleşme, o kişinin yokluğunu değil, hayatın devam ettiğini tecrübe ederek öğrenilir. Yeni bir hobi, yoğun bir iş temposu veya sosyal çevre, beynin nöroplastisitesini kullanarak yeni yollar açmasını sağlar. Risk: Bu, bir "kaçış" mekanizmasına dönüşmemelidir. Eğer eve döndüğünüzde, ışıkları kapattığınızda o "sessizlik" sizi boğuyorsa, sadece üzerini örtmüşsünüz demektir. Fayda: Hayatın canlılığı, size dünyanın sadece o kişiden ibaret olmadığını fiziksel olarak kanıtlar. İdeal Formül: "Dinamik İyileşme" Gerçek nötrleşme genellikle şu sırayla gerçekleşir: Geri Çekilme: Önce kısa bir süre "sessizlik" ve yalnızlık. Yarayı anlamak, yas tutmak ve dijital dünyadan (o meşhur takibi bırakma sancısından) uzaklaşmak. Kontrollü Karışma: Acı hala oradayken yavaş yavaş hayata dahil olmak. Acıyla birlikte yürümeyi öğrenmek. Nötrleşme: Bir gün, hayatın karmaşası içindeyken o kişiyi hatırlayıp, "Aklıma geldi ama canım yanmadı" dediğiniz o an. Sonuç olarak; o sessizliğe ulaşmak için önce kendi içinizdeki gürültüyü (yalnızlıkta) dinlemeli, sonra o gürültünün hayatın genel müziği (karmaşa) içinde ne kadar küçük bir nota olduğunu görmelisiniz. Peki, siz bu süreçte hangi aşamada olduğunuzu hissediyorsunuz? Sessizce kendinizi dinleme evresinde mi, yoksa hayatın ritmine karışıp her şeyi zamana bırakma evresinde mi?
  22. Bu soru, aslında bir insanın kendi duygusal kapasitesiyle ne kadar dürüst olduğuyla ilgili. Teknik olarak, evet; yeni bir yola çıkabilir, yeni biriyle tanışabilir veya hayatını kökten değiştirebilir. Ancak bu başlangıcın ne kadar "gerçek" olduğu tartışmalıdır. Nötrleşme evresine geçmeden yapılan başlangıçlar genellikle "yeni bir sayfa" değil, "eski sayfanın üzerine çekilen bir çizgi" gibidir. İşte bu durumun anatomisi: 1. "Rebound" (Tepkisel) Başlangıçlar Nötrleşmeden yapılan başlangıçlar çoğu zaman bir kaçış girişimidir. Kişi, içindeki boşluğu veya acıyı dindirmek için yeni birine veya yeni bir tutkuya sarılır. Risk: Bu başlangıç, aslında eski kişinin yarattığı boşluğu doldurmaya yarayan bir "yama"dır. Yama tutmadığında, acı iki katına çıkarak geri döner. Sonuç: Kendi yarasını sarmadan başkasından şifa bekleyen kişi, genellikle yeni başladığı hikayeyi de eski hikayenin gölgesinde bırakır. 2. Duygusal Bagaj Problemi Nötrleşme, o kişinin "iyi" veya "kötü" tüm duygusal yüklerini bir kenara bırakmak demektir. Bu evreye gelmeden yapılan bir başlangıçta: Yeni olan her şeyi eskisiyle kıyaslarsınız. En küçük benzerlikte tetiklenirsiniz. Aslında hayatınızda olmayan biriyle zihninizde tartışmaya devam edersiniz. Bu durum, yeni bir eve taşınıp bütün eski, kırık ve tozlu eşyaları oraya taşımaya benzer. Ev yenidir ama hava hala eskisi gibi kokar. 3. "İyileşme" vs. "Unutma" İnsanlar genellikle unutmanın yeni bir başlangıç için yeterli olduğunu sanır. Oysa nötrleşme, unutmak değil; hatırladığında artık sızlamamaktır. İyileşmeden Başlamak: Sadece bir dikkat dağıtma stratejisidir. İyileşerek Başlamak: Gerçek bir karakter inşasıdır. Gerçek Bir Başlangıç Mümkün mü? Belki de soruyu şöyle sormalıyız: Nötrleşme bir durak mı yoksa bir süreç mi? Tamamen "sıfır" noktasına gelmeyi beklerseniz, hayatın akışını kaçırabilirsiniz. İnsan bazen yoldayken iyileşir. Yani, tam olarak nötrleşmeden de bir başlangıç yapılabilir; ancak şu şartla: Kişi, içinde hala bir fırtına koptuğunun farkında olmalı ve bu fırtınayı yeni hayatına bir silah olarak doğrultmamalıdır. Sonuç olarak: Tamamen nötrleşmeden yapılan bir başlangıç, her zaman bir nüks etme (eskiye dönme arzusu) riski taşır. Gerçek ve sağlam bir temel ancak o "hiçbir şey hissetmeme" noktasındaki o sessiz huzurun üzerine inşa edilebilir. Diğer her şey, fırtına dindiğinde yıkılma ihtimali olan geçici sığınaklardır. Sizce bir insan, o sessizliğe (nötrleşmeye) ulaşmak için yalnız mı kalmalı, yoksa hayatın karmaşasına karışarak mı o noktaya varmalı?
  23. Bu soru, insan doğasının en karanlık ama en dürüst köşelerinden birine; Schadenfreude (başkasının talihsizliğinden duyulan haz) kavramına dokunuyor. Dürüst olmak gerekirse: Karşı tarafın mutsuz olduğunu görmek, çoğu insan için o an sanki susuzluğunu gideren soğuk bir su gibidir. Ancak bu su, içtikçe daha çok susatan cinstendir. İşte bu duygunun huzur mu yoksa sadece bir ego oyunu mu olduğunun analizi: 1. Neden "Huzur" Değildir? Gerçek huzur, bir durumun veya kişinin sizin üzerinizdeki etkisinin tamamen sona ermesi, zihninizin o konuda "sessizliğe" bürünmesidir. Karşı tarafın mutsuzluğundan beslenmek ise: Bağımlılığın Devamıdır: Onun mutsuzluğuna seviniyorsanız, hala ona duygusal olarak göbekten bağlısınız demektir. Sadece bu bağ sevgiyle değil, intikamla kurulmuştur. Geçici Bir Uyuşturucudur: Onun mutsuzluğu sizin hayatınızdaki boşlukları doldurmaz, sadece o boşlukların acısını kısa süreliğine uyuşturur. O "haber" veya "görüntü" bittiğinde, kendi gerçekliğinizle yine baş başa kalırsınız. 2. Neden "Geçici Bir Ego Tatmini"dir? Ego, her zaman bir kıyaslama peşindedir. Karşı tarafın mutsuzluğu, egoya şu sahte mesajları verir: "Haklı Çıktım": "Bensiz yapamaz demiştim, bak perişan oldu." Bu, insanın kendi kararlarını ve değerini onaylatma çabasıdır. "Ben Kazandım": İlişkiyi bir yarış gibi gören ego için karşı tarafın düşüşü, kendi yükselişi gibi algılanır. Oysa hayat bir sıfır toplamlı oyun (biri kaybederken diğerinin otomatik kazandığı bir oyun) değildir. Adalet İllüzyonu: Kişi, kendi çektiği acının "ödetildiğini" düşünerek bir rahatlama yaşar. Ancak bu "ilahi adalet" hissi, içsel bir iyileşme sağlamaz; sadece hırsı besler. Aradaki İnce Çizgi: İyileşme vs. İntikam Durum Karşı Tarafın Mutsuzluğuna Tepki Sonuç Ego Tatmini Gizli bir sevinç, "Oh olsun" hissi ve başkalarına anlatma isteği. Kişi hala o geçmişin tutsağıdır. Gerçek Huzur "Onun için üzüldüm" veya daha da iyisi; hiçbir şey hissetmeme. Kişi gerçekten özgürleşmiştir. Sonuç Olarak... Karşı tarafın mutsuzluğunda huzur bulduğunu sanan kişi, aslında bir enkazın üzerinde zafer dansı yapmaya çalışan biridir. Enkaz hala oradadır ve dans bittiğinde o harabenin içinde uyumak zorundadır. Gerçek huzur, karşı tarafın mutsuzluğuyla değil; onun sizin dünyanızda artık bir "mutluluk" ya da "mutsuzluk" birimi olmaktan çıkmasıyla gelir. Birinin mutsuzluğuna sevinmek, hala onun gölgesinde yaşamaktır. Sizce bir insan, o "hiçbir şey hissetmeme" (nötrleşme) evresine geçmeden gerçekten yeni bir başlangıç yapabilir mi?

Account

Navigation

Tarayıcı push bildirimlerini yapılandırın

Chrome (Android)
  1. Adres çubuğunun yanındaki kilit simgesine dokunun.
  2. İzinler → Bildirimler seçeneğine dokunun.
  3. Tercihinizi ayarlayın.
Chrome (Desktop)
  1. Adres çubuğundaki kilit simgesine tıklayın.
  2. Site ayarları seçeneğini seçin.
  3. Bildirimler seçeneğini bulun ve tercihinizi ayarlayın.