Zıplanacak içerik
  • Üye Ol

Ümit Ürkmez

Φ Üyeler
  • İçerik Sayısı

    392
  • Katılım

  • Son Ziyaret

Profil Bilgileri

  • Cinsiyet
    Erkek
  • Yer
    isstanbul
  • İlgi Alanları
    spor magazin haber

En Son Profil Ziyaretçileri

2.140 profil görüntüsü

Ümit Ürkmez - Başarıları

Yükselen Yıldız

Yükselen Yıldız (9/14)

  • İlk İleti
  • Ortak Nadir
  • İçerik Başlatan
  • Birinci Hafta Tamamlandı
  • Bir Ay Sonra

Son Rozetler

0

İçerik İtibarınız

  1. Mide Ağrısı Neden Olur ve Evde Tedavi Yöntemleri Nelerdir? Mide Ağrısına Ne İyi Gelir? Mide Rahatsızlıkları Tedavi Yöntemleri Nelerdir? Mide Ağrıları Tedavisi İçin Bitkisel ve Doğal Yöntemler Nelerdir? Zaman zaman tüm bireylerin karşılaşmış olduğu mide rahatsızlıkları, birçok farklı nedene bağlı olarak kişilerin karşısına çıkmaktadır. Gün içerisinde yaşanan stresler, tüketilen besinler ya da hazımsızlık problemlerinin çok daha fazla etkisinden söz edebileceğimiz bu rahatsızlıklarda, çözüm olarak birçok farklı uygulamadan da söz edilebilmektedir. Şuan kişilerin büyük bir kısmı mide ağrısını basite alarak, mideye iyi geldiğinden söz edilen bazı besinleri tüketmektedirler. Bunlara örnek verecek olursak, süt ya da şekerli sudan söz edebiliriz. Siz de mide ağrısı çektiğiniz zaman ilk aklınıza gelen tedavi yöntemini evde kendiniz uygulamak yerinde, konu ile ilgili araştırma yapmalı ve tabii ki bir hekime gözükmelisiniz. Böylece ciddi bir rahatsızlığa sahipseniz ağrıya sebep olan nedenleri ortaya çıkarmak sağlığınız için faydalı olacaktır. Mide Ağrısı Neden Olur? Mide ağrısı, genellikle alt karın bölgesinde ortaya çıktığı için, karın ağrısı olarak da tanımlanabilir ve bu ağrı birçok durumdan kaynaklanabilir. Bununla birlikte, ana nedenler enfeksiyon, şişkinlik, inflamasyon, tıkanıklık ve bağırsak bozukluklarıdır. Boğaz, bağırsak ve kandaki oluşan enfeksiyonlar bakterilerin sindirim sisteminize girmesine ve karın ağrısına neden olabilir. Bu enfeksiyonlar, ishal veya kabızlık gibi sindirim değişikliklerine de sebep olabilecektir. Menstrüasyon ile ilişkili kramplar da alt karın ağrısı için potansiyel bir kaynaktır, ancak daha yaygın olarak bu pelvik ağrısına neden olduğu bilinmektedir. Mide Ağrısının Sebepleri Uzmanlar tarafından yapılan açıklamalara bakacak olursak, genel itibari ile mide ağrılarının sebeplerini şu şekilde sıralayabiliriz. 1. Stres 2. Alerji rahatsızlıkları 3. Midede meydana gelen rahatsızlıkların başlangıç seviyesi 4. Hormonlara bağlı olarak ortaya çıkan rahatsızlıklar 5. Psikolojik nedenler 6. Çevresel faktörler 7. Gastrit hastalığı 8. Reflü rahatsızlığı 9. Fazla kilo problemi 10. Besinlerdeki acı oranının fazla olması 11. Sigara tüketimi 12. Alkol tüketimi 13. Kabızlık ya da hazımsızlık 14. Tüketilen besinlerin bozuk ya da son kullanma tarihinin geçmiş olması
  2. Kabızlık Tedavi Yöntemleri ve Kabızlığa İyi Gelen Yiyecekler Kabızlık Nedir? Kabızlık Tedavi Yöntemleri, Kabızlığa İyi Gelen Yiyecekler ve Kabızlık Nedenleri... Birçok vatandaşımızın ortak sorunu olarak nitelendirebileceğimiz kabızlık, birçok farklı nedeni olabilmektedir. Kimi zaman haftalarca sürebilen ve ciddi olabilecek şekilde etkisini hissettiren bu rahatsızlık, yaşam kalitesine ve sağlığına önem veren kişilerin kesinlikle üzerinde durması gereken bir konudur. Neredeyse her yaş grubundaki kişilerin zaman zaman karşılaştığı kabızlığın elbette ilk çözüm yolu tıbbi olmalıdır. Doktor tavsiyesi ile kullanılabilecek bazı ilaçlar ya da doğal bitki çayları, sizin yaşam kalitenizin kısa sürede yükselmesini sağlayacaktır. Eğer kabızlığın nedeni anlaşılmaz ise, tedavi süreci hem doğru ilerlemeyecek hem de sizlerin karamsarlaşmasına neden olacaktır. Kabızlık Nedir? Kabızlık şişkinliğe yol açan, rahatsızlık verici bir problemdir. Stres, hareketsiz yaşam, bazı ilaç türleri ya da beslenme biçimi gibi farklı nedenler kabızlığa yol açmaktadır. Kabızlığı önlemek için, sağlıklı yaşam biçimine sahip olmak, hareketsiz kalmamak ve yediklerinize dikkat etmek çok önemlidir. Kabızlık Neden Olur? Kabızlık problem bir anda ortaya çıkmamaktadır. Bundan dolayı, kişilerin kabızlık belirtileri konusunda yaptığımız araştırmaların sonucunu incelemesi, sonrasında da çözüm yollarını araması gerekmektedir. Şuan bakıldığı zaman, kişilerde meydana gelen kabızlığın temel nedenlerini aşağıdaki gibi sıralamamız mümkündür. • Yapılan yanlış diyet uygulamaları • Bağırsaklarda meydana gelen kanser oluşumu ya da mikrobik durumlar • Süt ürünlerinin aşırı miktarda tüketilmesi • Rafine şekerli olarak üretilen ürünlerin miktar bakımından fazla tüketilmesi. • Kişilerin beslenme alışkanlıklarının kötü olması. • Huzursuz bağırsak sendromu • Parkinson rahatsızlığı • Nörolojik bazı rahatsızlıklar • Hareketsizlik ve sürekli gün içerisinde aynı pozisyonda oturmak. • Gebelik. • Yeteri kadar su tüketimi ya da lif tüketimi yapılmaması • Yüksek oranlarda müshil kullanımı • Sindirim sisteminizde ya da kaslarınızda meydana gelebilecek bazı rahatsızlıklar. • Hemoroid rahatsızlığı • Aşırı stres • Tiroit bezlerinin az çalışması yani hipotiroid rahatsızlığı. • Kullanılan antidepresan ürünler • Demir eksikliği için kullanılan ilaçlar • Içeriği,nde kalsiyum ya da alüminyum bulunan antiasit ilaçları • Çevresel faktörler Görüldüğü üzere, kabızlığın nedenleri farklılıklar göstermektedir. Sizde kabızlıkğa neden olan rahatsızlığı anlamak için doktor tavsiyesi almanızı öneriyoruz. Kabızlık Nasıl Giderilir? Kabızlığa nasıl geçer diyorsanız, kabızlığa iyi gelen bazı önlemler alabilirsiniz. Bahsedeceğimiz önlemleri alarak, herhangi bir ilaç tedavisine gerek kalmadan kabızlığı önceden engellemeniz de mümkündür. Kabızlık tedavisi için uygulanabilecek yöntemleri ise, aşağıdaki gibi sıralayabiliriz. Sindiriminizi Güçlendirin: Kişilerin sindirim sistemini hızlandıran ve yararlı bakteri üretimini hızlandıran besinleri tercih etmesi gerekmektedir. Bunun için lif içerikli sebze, meyve, tahıl ve baklagillerin günlük veya da gün aşırı tüketilmesi gerekmektedir. Kahveden Uzak Durun: Gün içerisinde kişilerin birden çok kahve tükettiği bilinmektedir. Kabızlığın önüne geçebilmek için günlük aşırı kafein tüketiminden kaçınabilirsiniz. Bolca Su Tüketin: Kabızlığın belki de en çok nedeni, gün içerisinde yeteri kadar su tüketilememesidir. Eğer günlük su tüketiminizi en az 2.5 litre yaparsanız, bu durumda kabızlığa karşı ciddi bir önlem almış oalcaksınız. Yediklerinizi İyi Çiğneyin: Besin tüketimi sırasında yavaş ve iyi çiğneme yöntemini kullanarak, sindirim sisteminizin hızlanmasını sağlayabilir, bu sayede kabızlığa karşı bir adım önde olabilirsiniz. Yürüyüş Yapın: Günlük hayatta en az 30 dakika yürüyüş yapmak vücunudunuzu harekete geçirerek sindirim siteminize olumlu etki yapacaktır. Tuvalete Çıkma Alışkanlığı Edinin: Tuvalete çıkma alışkanlığı edinmeli ve uzun süre tuvalet ihtiyacınızı tutmaktan vazgeçmelisiniz. Kabızlığa İyi Gelen Yiyecekler Yukarıda saydığımız ipuçları kabızlığa iyi gelen önlemler arasında başlıcalarıdır. Bu önemlemlere ek olarak çeşitli yiyecekler tüketerek de kabızlık probleminizi giderebilirsiniz. Erik Elma Ispanak Lahana İncir Pırasa Kayısı Üzüm Zeytinyağı Yukarıda saydığımız yiyecekler kabızlk probleminizi evde çözmeniz için gereken en pratik tavsiyelerdir. Ancak, uzun süreli veya da sürekli olarak tekrarlayan bir kabızlık sorunu ile karşılaşırsanız bu durumda vakit kaybetmeden bir doktora başvurmanızda fayda vardır. Kabızlık konusunda ülkemizde bazı doğal bitki çayları da kullanılmaktadır. Bunların başında gelen ve doğal müshil özelliği bulunan sinameki çayı, uygulanan yöntemler arasında ilk sırada yer almaktadır. Ancak, bu bitkinin kullanılırken çok dikkatli olmak gerekir. Çünkü, bağırsakların hızlı çalışmasına neden olmasının yanı sıra, fazla tüketiminde bağırsaklarda ve midede şiddetli ağrılara neden olabilmektedir.
  3. Karın Ağrısı: Nedenleri ve Evde Tedavi Yöntemleri Karın Ağrısı Neden Olur ve Evde Pratik Tedavi Yöntemleri Nelerdir? Gündelik hayatta karşılaştığımız rahatsızlıklar içerisinde belki de en çok karşılaştığımız karın ağrısı, kişileri gündelik faaliyetlerde rahatsız etmesinin yanı sıra yaşam kalitesini de ciddi oranda düşürmektedir. Kişiler soğuk algınlığı, tüketilen gıdalar ya da ters bir hareket sonrasında karınlarında bir ağrı geldiğini düşünse de, durum her zaman bu şekilde iyimser olmamaktadır. Bundan dolayı, karın ağrısına ne iyi gelir konusunda en net yanıtı alınabilecek bir doktora başvurmakta fayda vardır. Karın Ağrısı Nedir? Karın ağrısı göğüs ve pelvis bölgesinde meydana gelen bir ağrıdır. Karın ağrısı bazen kramp gibi, keskin acılı olabilir. Karın ağrısı kramp veya kolik şeklinde de meydana gelebilir. Belirli bir organdan kaynaklanan karın ağrısı, lokalize karın ağrısı olarak adlandırılır. Lokalize ağrısının en yaygın nedeni mide ülseridir. Kramp şeklinde meydana gelen ağrı ishal, kabızlık, şişkinlik veya gaz ile ilişkili olabilir. Kadınlarda bu adet, düşük ya da dişi üreme organlarında meydana gelen komplikasyonlar ile ilişkili olabilir. Bu ağrı gelir ve gider ve tamamen tedavi olmadan giderilemez.
  4. Boğaz Ağrısı Nasıl Geçer: Nedenleri ve Tedavi Yöntemleri Boğaz ağrısı nedenleri ve boğaz ağrısı için evinizde uygulayabileceğiniz tedavi yöntemleri.. Havaların bir anda soğuması ve mevsim geçişi olmasından dolayı binlerce birey hastanelere boğaz ağrısı şikayeti ile başvurmaktadır. Bunlardan kimisi bademciklerde meydana gelen iltihaplanmalardan kaynaklanıyor olsa da bir kısmı, dış etkenlerden kaynaklanabilmektedir. Boğaz Ağrısı Nedir? Her ne kadar basit bir rahatsızlıkmış gibi görünse de bu ağrılar beraberinde birçok rahatsızlığı da getirebilmektedir. Bundan dolayı boğaz ağrısının kesinlikle küçümsenmemesi gerekmektedir. Boğaz ağrısı ile birlikte kişilerde bademcik iltihaplanması, orta kulak iltihaplanması ya da gözlerde basınç artması gibi sorunlar ile de karşılaşılabilmektedir. Eğer boğaz ağrısına ne iyi gelir diyorsanız, ilk olarak kendinizi tartmanız gerekmektedir. Eğer bu ağrının şiddeti çok ise, bu durumun çözümü için kesinlikle doktorunuza başvurmalısınız. Eğer ağrınız, yeni başlayan bir ağrı ise, bunun için rahatlamanızı sağlayacak bazı önlemler alabilirsiniz. Boğaz Ağrısı Nedenleri Boğaz ağrısına ne iyi gelir konusuna geçmeden önce kişilerin nedenlere biraz daha fazla yönelmesinde fayda vardır. Bilindiği gibi en başta da dediğimiz gibi bademcik iltihaplanması, orta kulak iltihaplanması ya da göz basıncının artması gibi durumlar, kişinin karşılaşacağı ilk nedenlerdendir. Ancak, bunun yanı sıra boğaz ağrısına neden olan bazı patojen durumlar da bulunmaktadır. Bunlara bakıldığında ise, aşağıdaki sıralamayı yapmamız mümkün olacaktır. Gribal enfeksiyon Boğaz iltihaplanmasına neden olan Epstein Barr ismi verilen virus türü Parainfluenza virüsleri Entero virüsleri Uçuk virüsleri Bu durumlar da şiddetli bir şekilde boğaz ağrısı ile karşılaşmanız mümkündür. Eğer bu nedenlerden dolayı ortaya çıkan boğaz ağrısı engellenemezse, beraberinde aşağıdaki rahatsızlıklar ortaya çıkabilecektir. Boğazda ağrı şiddetinin artması, yutkunma sırasında ağrı Baş ve kulak ağrısı Yüksek ateş Öksürük Bademciklerde kızarıklıklar Bademciklerin üzerinde beyaz ya da sarı kaplı doku Boğazda meydana gelecek kabarcıklar veya ülser Iştahta azalma Boyun ve çene bölgesinde şişmiş olan bezler Ağızda meydana gelecek ve uzun vadede engellenmesi zor olan ağız kokusu Boğaz Ağrısına Ne İyi Gelir? Görüleceği üzere, boğaz ağrısına ne iyi gelir konusunda detaylara indiğimiz zaman, birçok farklı sorun ortaya çıkabilmektedir. Bundan dolayı karşılaşılan sorun kesinlikle küçümsenmemeli ve doğrudan çözüm odaklı olmak kaydı ile harekete geçilmelidir. Meydana gelen boğaz ağrısının kısa sürede engellenebilmesi adına aşağıdaki uygulamaları yapabilirsiniz. El hijyenine özen göstermelisiniz. Yemek veya da mutfak eşyalarınızı farklı kişiler ile paylaşmaktan kaçınmalısınız. Ağız ve diş sağlığınıza özen göstermelisiniz. Çünkü, ağız içerisinde birçok bakteri bulunmaktadır.Eğer boğazınızda meydana gelen ağrının nedeni olarak bademciklerdeki şişkinliklerden yana bir teşhis konulmuş ise, bu durumda doğrduan diş fırçanızı değiştirmelisiniz. Aksi durumda, enfeksiyon ağız içerisine dağılabilecektir. C vitamin açısından yüksek olan gıda ürünlerini tüketmekte biraz daha ısrarcı olmalısınız. Eğer bu ağrılar 2 günden fazla sürüyorsa da, uygulanan tüm yöntemleri bir kenara bırakarak doğrudan doktor desteği almalısınız. Boğaz Ağrısı Nasıl Geçer? Sadece bu yöntemleri uygulayarak bile boğaz ağrılarınızın geçmesini ya da hiçbir şekilde karşılaşmamayı sağlayabilirsiniz. Eğer ağrı şiddetlenmeye evam ediyor ise, evde bazı uygulamaları da yapabilirsiniz. Bunlardan ilki ılık suda eriteceğiniz tuz ile gargara yapmaktır. Bu yöntem, şuan birçok kişide olumlu sonuçları beraberinde getirmiş ve boğazlarda meydana gelen ağrıların da giderilmesini sağlamıştır. Bununla birlikte bazı bitkisel çaylara da yönelebilirsiniz. Örnek verecek olursak boğaz ağrıları için yıllardır kullanılmakta olan zencefilli ballı limon çayını deneyebilirsiniz. Bu çay tarihi birçok doktor tarafından da desteklenmekte ve toplum tarafından da boğaz ağrılarını geçirdiği konusunda kesin çözümü olduğu öne sürülmektedir. Bundan dolayı boğaz ağrısına ne iyi gelir diye merak edenlerin, uzman hekim görüşünden sonra bu karışımları da uygulaması gayet uygundur.
  5. sizi daha mutlu edecek şeyler Aslında çevrenizde mutluluğunuzu korumanız yönünde yeterince tavsiyeler bulabilirsiniz. Lakin, bu herkes için geçerli değildir, bizler farklıyız. Birimize pozitif etki eden bir önerme bir başkası için aynı sonucu veremeyebilir. Tüm bu çelişkili ve kısmen yanlı tavsiyelere rağmen daha mutlu bir hayat yaşamak istiyorsanız ne yapmalısınız? Benim tavsiyem öznel tavsiyeleri unutmanız ve dikkatinizi bilimsel kanıtlarla sizi daha mutlu edecek şeylere odaklanmanız. “Mutluluk size hazır bir şekilde gelmez, sizin kendi eylemlerinizden doğar.” Ucla sinir bilim araştırmacısı Alex Korb, beyinde farklı mutluluk stratejilerinin etkilerini araştırmak için büyük zaman harcadı. Onun bulgularında mutluluğun artırılması hakkında aslında neyin işe yarayacağına dair bize öğreteceği çok şey var. Korb’un araştırmaları gösteriyor ki sizin düşüncelerinizin ve duygularınızın hislerinize cevabının, beynin şaşırtıcı alanlar üzerinde derin bir etkisi var. Örneğin suçluluk ve utanç duyguları beynin ödül merkezini uyarır, bu da neden suçun ve utancın üzerimizde bu kadar güçlü bir etkisi olduğunu açıklar. Aynı şekilde, Endişe beynimizin mantık bölgesinin yani prefontal cortex adlı bölgenin çalışma hızını artırır. O nedenle endişelenmek hiçbir şey yapmadığı halde daha kontrol altında hissetmeni sağlar. Adım Adım Mutluluk Şükran Duymak Mutluluk Yaratır Ben, endişe, suçluluk ve utanç hislerininin mutluluğa giden yol olduğunu savunmuyorum. Örnekler neden düşüncelerimizin duygularımızdan beslendiğini gösteriyor. Gerçek antidepresan şükran duymaktır. Şükran duymak serotonin ve depomin hormanlarını seviyesini hızla arttırır, beynin mutluluk kimyası ve antidepresan ilaçların hedeflediği de budur. Şükran duygusu hakkında çarpıcı olan ise işler yolunda gitmiyorken bile işe yarayabilir. Bu yüzden gerçekten kendiliğinden şükran duygusu hissetmek için kimyasal değişiklikler üretmeye gerek yok. Sadece hayatınızda sizi mutlu eden bir anı düşünmeye zorlamalısın beynini. Bu düşünsel alıştırma daha mutlu hissetmen için beynini harekete geçirir. Sınıflandırma olumsuz hislerin güçlerini azaltır Gücün inanılmaz bir etkisi var olumsuz duyguların sınıflandırılması üzerinde. Çalışmada, katılımcılar fMRI taramasındayken olumsuz duyguları sınıflandırdılar. Bu duyguları isimlendirdiğinde, beynin prefrontal cortex’i amygdala’nın – duyguların yaratıldığı yer – sakinleşmesini sağladı. Bu etki sadece senin kendi duygularına etki etmiyor, duyguların sınıflandırılması diğer inşaların da sakinleşmesini sağlıyor ki bu neden FBI’n rehine pazarlıklarında sıklıkla bu tekniği kullanmalarını açıklar. Karar Vermek İyi Hissettirir Duyguların belirlenmesi, karar alma prefrontal cortex ile ilişkili olup amygdalayı ve geri kalan limbic sistemi sakinleştirir. Buradaki anahtar “yeterince iyi karar” verme. En iyi kararı vermeye çalışmak stres yaratır. Biz her zaman biliyoruz ki ama şimdi bilimsel araştırmalar da nedenini açıklıyor, ”yeterince iyi” kararı dorsolateral’ü (beynin ön lobunun yan sırtı bölgesine verilen anatomik bir isimdir. )harekete geçirerek duyguları sakinleştirir ve daha kontrollü hissetmenizi sağlar.. Diğer taraftan en iyi kararı vermeye çalışmak, ventromedial frontal tarafı harekete geçirir ki temel olarak duyguların karar almaya fazlasıyla karışması durumudur. İnsanlara Yardım Etmek İş arkadaşlarına yardım etmek sadece onların mutlu olmasını sağlamaz, seni de mutlu eder. Başka inşalara yardım etmek oxytocin, serotonin ve dopomin gibi seni mutlu edecek hormonlarda artış sağlar. Harvard çalışmasında, yardımsever çalışanların işlerinde 10 kat daha konsantre olduklarını ve %40 terfi edildiğini gösteriyor. Aynı çalışmada gösteriyor ki tutarlı bir şekilde insanlara sosyal yardımda bulunanlar yüksek stres altında daha iyi hissediyorlar. Kendi sınırlarınızı zorlamadığınız sürece diğerlerine yardım etmek mutlaka mutluluğunuza pozitif etki edecek. Dokunmak İnsanlar, sosyal hayvanlardır buradaki asıl nokta beynimiz fiziksel acıya verdiği tepkinin aynısını sosyal olarak dışarda kaldığında veriyor bu süreçte anterio cingulate ve insula bölgesi harekete geçiyor. Benzer şekilde, beynimiz fiziksel dokunarak sosyal olarak kabul edildiğini anlar. Dokunmak, birincil oxytocin’in yayılması için birincil uyarıdır ki amygdala ve duyguların da sakinleşmesini sağlar. Sevdiğin birisinin elini tutmak acı seviyesini düşürdüğü çalışmalar vardır. Sosyal olarak izole insanlar için bu haberin kötü olduğunu düşünebilirsiniz. Ama araştırmalar gösteriyor ki masaj yaptırmak da serotonin %30’a kadar arttırıyor. Dokunmak, stres hormonlarını eksiltiyor, acı algısını azaltıyor, uykuyu arttırıyor ve yorgunluğu azaltıyor. Sonuç Kolb’un araştırmaları beynimizin ne kadar muazzam olduğunu belirtiyor, ve araştırmasını kısa olarak özetlediğinde, her şeyin bir biriyle bağlı olduğunda, şükretmenin iyi bir uyku sağladığını. İyi uykunun acıyı düşürdüğünü. Düşen acının modumuzu yükselttiğini. Yüksek modun anksiyeteyi azalttığı ki bu da konsatrasyonu ve planlamayı arttırıyor. Konsatrasyon ve planlama ise daha iyi karar vermemize yardım eder. Karar verme gelecekteki anksiyeteyi düşürür ve eğlenceyi arttırır. Eğlenmek daha çok şükran duymanı sağlar ki bu da senin yukarı doğru yükselmesini sürdürür. Zevk almak sizi daha zinde tutar ve sosyal olmanı sağlar ki bu da seni mutlu kılar. By Dr. Travis Bradberry makalesinden çevirilmiştir.
  6. Bilimsel Verilerle İlişkilerin Düşmanı İki Unsur Evlenmek, eskisi gibi moda olmasa da, yapılan son araştırmalar, evlenmenin bir insanın kendine yapacağı en iyi şey olduğunu gösteriyor. New York Times’da yayınlanan bir makaleye göre, evli olan insanların, bekarlara göre daha mutlu bir hayat sürdükleri, hayatlarından daha keyif aldıklarını ileri sürüyor. Peki her şey bu kadar kolay mı? Hayatta her şeyin zorlukları olduğu gibi, evliliğin de zorlukları var. Gelin evlilikte uzmanlara göre en önemli bu 2 konuya bir göz atalım. Psikologlara göre ilişkilerin yokuş aşağı gitmesine neden olan iki temel faktör bulunuyor. Tartışma önleyici tavır takınmak Haklı taraf olmak için yarışmak İlişkinin gidişatını olumsuz yönde etkileyen ilk faktör tartışmaya girmemeye çalışmak. Böyle bir durumda taraflar olası bir tartışmanın getireceği muhtemel sıkıntıların riskini almaktan kaçınıyor ve böylece her şeyi açıkça konuşup çözüme kavuşturma ihtimalini ortadan kaldırmış oluyor. Hal böyle olunca, çiftler sırf tartışma çıkmasın diye içine attıkça, kendini kendi yapan özelliklerini de dışa vurmamaya başlıyor. Bir nevi uğraşmak istemiyor, fakat bu durum uzun vadede ortaya daha büyük sıkıntıların, bıkkınlıkların ortaya çıkmasına neden oluyor. Çözüm ise ne olursa olsun, medeni bir şekilde, karşı tarafı incitmeden sakin bir tartışmaya girmek en uygun çözüm yolu olacaktır. İkinci etken ise haklı taraf olmaya çalışmaktır. Bu noktada bireyler, karşısındakini suçlamaya daha yatkın oluyor ve bir şekilde kendini haklı çıkarmak istiyor. Uzmanlara göre bu durumun altında yatan önemli bir faktör var: Kontrolü ele alma isteği.Kişi, karşısındakini suçlayıp haklı çıktığı anda, problemin kaynağını gün yüzüne çıkaran taraf olduğunu düşünmeye başlıyor. Devamında da karşısındaki insanı şekillendirebileceği fikrine kapılıyor. Böylece sorunun kaynağının kendisi olmadığına hem karşısındakini, hem de kendisini inandırarak rahatlayacağı hissine kapılıyor: “Sorun bende değil ki, ben suçsuzum.” Tüm bunlar tek bir yola çıkıyor: Karşıdaki insanla birebir aynı değer yargılarına ve düşüncelere sahip olunmadığının anlaşılması. Nitekim dananın kuyruğu da burada kopuyor. Bu durumu fark eden birey, bunun gayet normal olduğunu kabullenemezse ilişki büyük yara alıyor ve iş ayrılığa kadar gidiyor. Kabullenebilirse, o zaman ona göre tavır alıyor ve her konuda aynı fikirlere sahip olunması gerekmediğini, tek bir doğru olmadığını, karşıdakinin fikri kendi fikriyle uyuşmasa bile saygı duyması gerektiğini anlıyor. Buna göre yapılması gereken, ne kendinizden taviz verin, ne de karşınızdakinden taviz vermesini bekleyin. Farklı fikirlerinizin olmasının normal olduğunu kabullenin, sevmenin yanı sıra saygı duymasını da bilin.
  7. İlişkilerde Mutluluğun Kapısını Aralayan 15 Öneri Hayatımızı baİlişkilerde Mutluluğun Kapısını Aralayan 15 Öneri İlişkinizin nasıl gittiği hakkında bir soru sorulsa, nasıl cevap verirdiniz? Tabii, yanınızda partneriniz yokken ve de söyleyeceklerinizin onun kulağına gitmeyeceğinden kesinlikle eminken! “Mükemmel bir ilişkim var. Her hareketiyle dört dörtlük bir insanla birlikte olduğum için gerçekten çok şanslıyım…” gibi cümleler kurabilir miydiniz? Hemen şimdi, kötü gittiğini düşündüğünüz ilişkinizin kaderini değiştirebilirsiniz. Eğer hayatınızdaki insanın doğru kişi olduğunu düşünüyorsanız, ilişkinizde bir takım değişiklikler yaparak hayalini kurduğunuz gibi bir birliktelik yaşayabilirsiniz. Uzun lafın kısası, bu listeyi birlikteliğinizin her anında aklınızın bir köşesinde bulundurmalısınız. Gelin şimdi listemize göz atalım.. KIYASLAMA YAPMAYIN iliskide-kiyaslama şkalarınınkiyle kıyaslamak onu değiştirmez. Ancak kendi hayatımız ile ilgili nasıl düşündüğümüzü değiştirir! Nitekim bir arkadaşımızı mükemmel bir ilişkinin keyfini sürerken gördüğümüzde kendi ilişkimizi sorgulamaya başlıyoruz. Sorunlar yaşarken gördüğümüzde da kendi ilişkimizin daha iyi olduğunu düşünüyoruz. PERİ MASALLARINA ALDANMAYIN Her ne kadar hikâyelerde yaşanan büyük aşkları yaşamayı beklemesek de içten içe bunun hayalini kuruyoruz. Yapmamız gereken hayalini kurduğumuz büyüyü partnerimize karşı duyduğunuz sevgide görmek ve masallarda yaşanan şeylerin beklentisi içine girmemek. ORTAK İLGİ ALANI OLUŞTURUN hobi-ask Günümüzün çoğunu kariyer peşinde koşmak ve gündelik görevlerimizi yerine getirmekle geçiriyoruz. Bu da kişilerin ilişkilerinde ortak ilgi alanları bulmaya çalışmalarını son derece önemli kılıyor. Çünkü ortak ilgi alanları partnerler arasında pozitif bir iletişim ve eğlencenin oluşmasını destekler. ZİHNİNİZİ OKUMASINI BEKLEMEYİN zihin-okuma Üzücü bir durumda olduğunuzda partnerinizin sıkıntınızı kendiliğinden anlamasını beklemeyin. Karşı taraf zihninizi okuyamaz. Çoğunlukla partnerimize duygularımızı anlatmadan, bizi yalnız bırakmakla itham ediyoruz. Yapmanız gereken, partnerinize hissettiklerinizi anlatmak. ACELEYE GEREK YOK Kişilerin evlenmeye ve çocuk doğurmaya karar verdiği yaş dilimi son yüzyılda, her on yılda bir artıyor. Bu durumun maddi baskılar ve bağımsızlığını ilan etmek gibi pek çok nedeni var. Acele etmenize gerek yok. Çünkü ilişkiler birinci gelenin ödüllendirildiği birer yarış değil. Geç yaşta evlenmenin ne hayat, ne de yaşanan ilişki üzerinde negatif etkisi olmadığı kanıtlanıyor. MİZAH DUYGUNUZU GELİŞTİRİN Bir ilişkide iyi bir mizah anlayışına sahip olmanın ortalama bir günü daha eğlenceli kılmaya ve kötü bir günün yükünü azaltmaya faydası olur. Bu mizah anlayışının pozitif bir yönü olması gerekiyor. Çünkü negatif espriler sadece tansiyonu arttırıyor. KALİTELİ ZAMAN Eğer birlikte en çok zaman geçirmek istediğimiz insanı bulmuşsak neden onunla mümkün olan en kaliteli zamanı birlikte geçirmeyelim ki! Çünkü ilişkiler birlikte geçirilen zamanın miktarı ile değil kalitesi ile gelişir! AÇIK OLMAK ŞART Bir ilişkinin mutlu ya da mutsuz olduğunu düşünün. Partnerlerin birbirleri ile nasıl iletişim sağladıkları çok önemli. Sağlıklı bir ilişki içerisindeki çiftler, iyi ya da kötü her ne yaşıyorlarsa bunu partnerleri ile paylaşıyor: “Hiçbir şeyi içinizde tutmayın! Çünkü kendi gerçekliğinizi paylaştığınız zaman hayatınızı da paylaşmış olacaksınız ve bu süreçte partneriniz ile aranızda oluşacak olan bağ her şeyin üstesinden gelmenizde size yardımcı olacaktır!” ONUNLA ARKADAŞ OLUN be-friend-couple Biriyle yıllar boyu süren bir araba yolculuğuna çıkacağınızı farz edin! Bu sürede bu kişiye son derece yakin olacaksınız. Dolayısıyla söz konusu kişinin ayni zamanda arkadaşınız olmasını da istersiniz. İlişkiyi sürdüren geçici heyecan ya da zevklerden çok arkadaşlık, karşılıklı saygı, hayranlık ve ilgi olacaktır. Uzun vadeli ilişkiler gelişimlerini ve hayatta kalmalarını sağlam bir arkadaşlık temeline borçludur! MUTLULUĞU ÖNCE KENDİNİZDE ARAYIN İnsanlar, sevgi dolu ilişkilere ihtiyaç duyar. Hepimiz yakın sosyal ilişkilerden fayda görürüz. Ancak çoğumuz bir ilişkinin bizi tamamlayacağına, hayatımızdaki boşlukları dolduracağına inanırız! Hâlbuki gerçekte kim olduğunuzla ilgili olarak mutlu değilseniz, bir ilişki bu durumu değiştirmeyecektir! Bu, sağlıklı bir ilişki sürdürmenizi de zorlaştıracaktır! PARANIN ÖNEMİ YOKTUR para-onemsiz Hayalimizdeki ortak varlıklı biri olabilir. Ancak varlıklı kişi ile bir ilişki yaşamaya başladıktan sonra paranın önemi ilişkinizi değerlendirirken etkisiz bir hale gelecektir! Araştırmalara göre sadece gelirin veri olarak alındığı bir ilişkinin başarısı ile ilgili bir tahmin yapmak imkânsız! Çünkü servet bir ilişkinin uzunluğu ve tatminlik derecesi üzerinde bağlantısız! ONU ÖNEMSEYİN Fikir, zevk ve tercihlerinizin mükemmel bir uyumla buluştuğu bir ilişkiyi ne yazık ki yaşayamayacaksınız! Araştırmalar, zıtlıkların daima ilişkiyi canlı tuttuğunu, rehavet hissinden uzaklaştırdığını ve birey olarak gelişimi artırdığını savunuyor. İlişkinizdeki zor zamanlarda sizin için en önemli olanın ne olduğunu karşı tarafa göstermelisiniz! Farklılıklara rağmen ona değer verdiğinizi göstermeniz; sağlıklı bir ilişkinin temelini oluşturur. ÇEVRENİZDEKİLERİN FİKİRLERİNİ DİNLEMEYİN Önemli bir karar vermemiz gerektiğinde genellikle ikinci bir görüş alırız! Yapılan araştırmalar, iki kişinin oluşturduğu dünyayı, aradaki iletişim ya da elektriğin seyrini üçüncü kişilerin asla çözümleyemeyeceğini vurguluyor ve ilginç saptamalarda bulunuyor: “Birincisi; hiç kimse sizin gerçekten neye ihtiyaç duyduğunuzu ve neye değer verdiğinizi sizden iyi değerlendiremez. İkincisi insanlar başkalarının ilişkileri konusunda kendi ilişkilerine nazaran daha olumsuzdur. Kısacası akil danıştığınız kişiler; ilişkinizdeki negatif yönleri görmeye pozitif yönleri görmekten daha meyillidir!” KORKUYA YENİK DÜŞMEYİN Kendi ayakları üzerinde duran, ne istediğini bilen biri olmanıza rağmen; benliğinizi doğru şekilde yansıtmanız kimi zaman mümkün olmayabilir. Fobiler ilişkileri olumsuz yönde etkileyebilen nedenler arasında. O gerçekte nasıl biri, geçmişte yaşadıklarımızın yine yaşayacak mısınız? Sizden nasıl bir birliktelik bekliyor, bencil mi, sorumsuz mu? Bu gibi sorular; herkesin hayatının bir döneminde zihnine üşüşebilir. Oysa olumsuz bir durum ile karsılaşacağınızda ilişkinizi sorgulamaktan vazgeçmeniz gerekiyor. ACILARINIZI UNUTMALISINIZ! Kırıldınız ve sonra sizden özür dilendi. Çok acı çektiniz ama karşı tarafı affetmeye karar verdiniz! Ancak içinizdeki acı hemen ortadan kaybolmuyor ve hissettiğiniz bu acının travmasını içinizde taşıyorsunuz. Ama bu acıyı geride bırakabilmeyi öğrenmelisiniz! Çünkü acıyı içinizde tutmanız, yaranın taze kalmasına neden olur.
  8. Gülümsemek: Çok Basit ama Etkili Bir Araç Gülümseme, yalnızca memnuniyeti gösterme değildir, aslında bundan çok daha fazlasıdır. İnsanlar özellikle bir arkadaş grubunun içindeyken gülümserler; fakat bu sadece mutlu olduklarının sinyali değildir. Gülümsemeyi spesifik sosyal amaçlar için kullanıyoruz; çünkü gülümsemeler bizim işimize yarayan tüm sinyalleri yayıyorlar. Psikolojik araştırmalar sonucunda, gülümsemeyi avantajınıza çevirecek bazı önerileri sizlerle paylaşıyoruz. 1. İnsanların size güvenmesi için gülümseyin Güvenilir olduğumuzun en önemli sinyali gülümsememiz. İçten bir gülümseme diğer insanlara güvenilir olduğumuzu ve işbirliğine gidilebilir bir kişilik olduğumuz sinyalini yolluyor. Yapılan bir araştırmaya göre, gülümseyen insanlar hem cömert hem de dışa dönük olarak algılanıyorlar. Ayrıca insanlar birbirleriyle paylaşım halinde olduklarında, birbirlerine karşı daha içten bir gülümseme takınıyorlar. Ekonomistler dahi gülümsemenin bir değeri olduğuna inanıyor. Yapılan bir araştırmada, katılımcılar gülümseyen bir kişiye daha çok güvendiklerini dile getirdiler. Araştırmanın sonucuna göre insanlar karşılarında gülümseyen biri olunca, o kişiye normalden %10 daha fazla güveniyorlar. 2. Hoşgörü için gülümse İnsanlar kötü bir şey yapıp yakalanınca sıklıkla gülümserler. Peki bu durum onlara fayda sağlar mı? Marianne LaFrance ve Marvin Hecht tarafından gerçekleştirilen bir başka araştırmaya göre, sorunun cevabı evet. Kuralları çiğneyen ve sonrasında gülümseyen insanlara daha hoşgörülü davranma eğilimindeyiz. Bu noktada kişinin gülümsemesinin sahte olup olmaması önemli değil. Bunun işe yaramasının sebebi ise, kuraları ihlal edip gülümseyen insanları, gülümsemeyenlere göre daha güvenilir bulmamızdan kaynaklanıyor. 3. Acıyı unutmak için gülümseyin Gülümseme, üzüntü verici durum nedeniyle ortaya çıkan mutsuzluğu azaltmanın yollarından biridir. Psikologlar bu duruma ‘yüzden geridenetim hipotezi’ adını vermişlerdir. Zorla gülümsemeniz bile ruh halinize az da olsa olumlu katkı yapacaktır. Her ne kadar üzüntü verici durumlarda gülümsemeyi başarmak size katkı sağlasa da, diğer insanlar tarafından bu durum hoş karşılanmayabilir. Lawrance Üniversitesi’nden Matthew Ansfield’ın yaptığı bir deneyde katılımcılara acıklı videolar izlettiriliyor. Bu videoları izlerken gülümseyen insanlar videoyu izledikten sonra, izlemeyenlere göre kendilerini daha iyi hissediyorlar; fakat üzüntü verici görüntülere gülümseyen insanlar, diğer insanlar tarafından daha az sevilesi olarak görülüyorlar. 4. Cinsel hayatınız için gülümseyin Kadınların gülümsemesinin erkekler üzerinde büyülü bir etkisi bulunuyor. Yapılan bir araştırmada erkeklerin kadınlara barda olan yaklaşımları inceleniyor. Eğer bir kadın erkekle yalnızca göz kontağı kuruyorsa, %20 ihtimalle yakınlaşma oluyor. Eğer aynı kadın göz kontağının yanı sıra aynı zamanda gülümsüyorsa, %60 ihtimalle erkekle arasında bir yakınlaşma oluyor. Erkek kadına gülümsediğinde ise, etki daha az oluyor. Her ne kadar gülümseme erkeğin çekiciliğini artırsa da, yakınlaşma açısından bunun çok iyi işlediğini söyleyemeyiz. Aslında erkekler gurur ve hatta utanma ifadeleri gösterdiklerinde kadınlar tarafından, mutlu olduklarına göre daha çekici bulunduğuna dair kanıtlar dahi bulunuyor. Bu noktada daha az gülümsemenin erkekleri daha maskülen gösterdiğini söyleyebiliriz. 5. Ne düşündüğünüzü saklamak için gülümseyin Psikologlar içten bir gülümsemenin asla yalan söylemeyeceğini düşünürler. Sahte gülümsemeler yalnızca dudakları kapsar; fakat psikologların ‘duchenne gülümsemesi’ olarak adlandırdıkları gerçek bir gülümseme, gözlere ulaşır. Güncel araştırmalar, insanların %80’inin duchenne gülümsemesini taklit edebildiklerini belirtiyor. Yani gülümsenizi ne düşündüğünüzü saklamanız için kullanabiliyorsunuz. Elbette gerçek bir gülümsemeyi taklit etmek çok kolay değil, çünkü zamanını doğru ayarlamalısınız. Güvenilir bir gülümsemenin anahtarı gülümsemeye yavaş bir şekilde başlamanız. Örneğin; gülümsemenin tüm yüze yayılması yarım saniye kadar sürüyor. Bu konuda yapılan araştırmalar gösteriyor ki, hızlı bir gülümsemeye göre (saniyenin onda biri hızında), yavaşça gülümsediğinizde daha güvenilir, orijinal ve hatta çapkın biri olarak algılanıyorsunuz. 6. Para kazanmak için gülümseyin Daha önce ekonomistlerin gülümsemenin değeri olduğunu söylediklerinden bahsetmiştik. Peki gülümseme size para olarak dönebilir mi? Elbette garsonluk gibi bazı meslek grupları için bu durum söz konusu. Kathi Tidd ve Joan Lockard tarafından gerçekleştirilen bir araştırmaya, gülümseyen garsonların daha çok bahşiş aldıklarını ortaya koyuyor. Genellikle servis endüstrisinde çalışan insanlar, gülümsemelerinin karşılığını para olarak alabiliyorlar; fakat bu noktada gösterilen ve hissedilen duygular birbirleriyle uymayabiliyor. Psikologlar tarafından ‘duygusal emek’ adlandırılan bu durumda, çalışanlar işin gereklilikleri sebebiyle duygularını yönetmek zorundadır ve bu durum çalışan için kimi zaman oldukça zorlu olabilir. Gülümseme para kazanmanıza sebep olsa da, bu durum bazı zamanlarda bunaltıcı olabilir. 7. Siz gülün dünya gülsün Hayatta elde edebileceğiniz küçük ama etkili mutluluklardan biri, gülümsediğiniz zaman karşınızdaki insanın da size gülümsediğini görmektir. Önceden de fark etmişsinizdir ki, gülümsediğiniz herkes gülümsemiyor. Verlin Hinsz ve Judith Tomhave tarafından 1991 yılında gerçekleştirilen araştırmada, araştırmacılar gülümsediğimizde karşı tarafın ne oranda bize gülümsediğini araştırıyorlar. Araştırma sonucuna göre, gülümsediğinizde %50 ihtimalle karşılık görüyorsunuz. Ayrıca araştırmaya göre siz birine somurttuğunuzda neredeyse kimse size somurtmuyor. 8. Uzun bir yaşam için gülümse Bu araştırma sonuçlarından hiçbiri sizi gülümsemeye ikna edemediyse işte size en geçerli sebep: Gülümsemek daha uzun yaşamanıza katkıda bulunuyor. 1952 yılında fotoğrafları çekilen beyzbol oyuncuları üzerinden yapılan bir çalışmaya göre, gülümseyen oyuncular, gülümsemeyen mevkidaşlarına göre 7 yıl daha uzun yaşamışlar. Neden ve nasıl gülümsediğimize dair binbir çeşit kültürel ve cinsiyete dayalı farklılıklar bulunuyor olsa dahi siz gülümsemekten ve gülümsemenin faydalarından asla vazgeçmeyin.
  9. 10 Neden ile Hayatınızda Doğru İnsanları Tutmanızın Önemi Hayatımız kimlerle zaman geçirdiğimiz ile ilintilidir. Hepimiz çocukluğumuzdan ergenliğimize kadar bu durumun tam olarak farkına varamayız. Ne zaman ki 20’li yaşlarımıza geliriz, o zaman seçtiğimiz arkadaşlarımızın hayatımızın gidişatında olumlu veya olumsuz etkileri olduğu gerçeği ile yüzleşiriz. Her kim olursanız olun, çevrenizde sizi yukarı çekecek insanlara ihtiyacınız vardır. Asıl hedefiniz bu olmalıdır. Çevremizde aynı Dünya görüşüne sahip, çözümler üretebilen ve olumlu arkadaşlar bulundurun. Unutmayın ki, arkadaşlarınız sizi incitmemeli, size yardımcı olmalıdır. Hepimiz biliyoruz ki hayat negatif insanlar ile zaman geçirmek için çok kısa, eğer çevrenizi bu tarz insanlardan arındırabilirseniz, kendiniz olma, istediğiniz hayatı yaşama fırsatınızın da arttığı göreceksiniz. Peki bunu nasıl gerçekleştirebiliriz ? Sıradan şeyleri doğu insanlarla yaparak, olağanüstü keyif alabilirsiniz. Kontrol edemediğiniz durumlarla çaba harcamak yerine, ortamdan uzaklaşmak yararınıza olacaktır. Hayat görüşünüze yakın insanlar ile daha iyi sinerji yakalayabilirsiniz. Sizin için en doğru insan, hayatınız boyunca size fikirlerini esirgemeyen, bir şekilde size ilham veren insanlardır. Sağlıklı bir ilişki, hiç bir zaman mutluluğunuzu feda etmenizi gerektirmez. Size ne yapmanız gerektiğini söyleyenleri dinlemeyin. Ne yapmanız gerektiğini bilen ve bu konuda sizi cesaretlendirenleri dinleyin. Sağlıklı ilişkiler birden bire oluşmazlar, zaman alır, fedakarlık ve sabır gerekir. Karşınızdaki insana kattığınız her şey, aslında kendinizedir. Ne kadar güzel severseniz, o kadar sevilebilir olursunuz. Değer verdiğiniz insanlar için hiç bir zaman meşgul olmayın. İhtiyacı olduğu her an yanında olmalısınız. Hayatta ufak şeylerle mutlu olmaya bakın, mesela birini özlediyseniz, bunu söyleyin. Birlikte gülmek daha iyi gelecektir
  10. Gülümsemek: Çok Basit ama Etkili Bir Araç Gülümseme, yalnızca memnuniyeti gösterme değildir, aslında bundan çok daha fazlasıdır. İnsanlar özellikle bir arkadaş grubunun içindeyken gülümserler; fakat bu sadece mutlu olduklarının sinyali değildir. Gülümsemeyi spesifik sosyal amaçlar için kullanıyoruz; çünkü gülümsemeler bizim işimize yarayan tüm sinyalleri yayıyorlar. Psikolojik araştırmalar sonucunda, gülümsemeyi avantajınıza çevirecek bazı önerileri sizlerle paylaşıyoruz. 1. İnsanların size güvenmesi için gülümseyin Güvenilir olduğumuzun en önemli sinyali gülümsememiz. İçten bir gülümseme diğer insanlara güvenilir olduğumuzu ve işbirliğine gidilebilir bir kişilik olduğumuz sinyalini yolluyor. Yapılan bir araştırmaya göre, gülümseyen insanlar hem cömert hem de dışa dönük olarak algılanıyorlar. Ayrıca insanlar birbirleriyle paylaşım halinde olduklarında, birbirlerine karşı daha içten bir gülümseme takınıyorlar. Ekonomistler dahi gülümsemenin bir değeri olduğuna inanıyor. Yapılan bir araştırmada, katılımcılar gülümseyen bir kişiye daha çok güvendiklerini dile getirdiler. Araştırmanın sonucuna göre insanlar karşılarında gülümseyen biri olunca, o kişiye normalden %10 daha fazla güveniyorlar. 2. Hoşgörü için gülümse İnsanlar kötü bir şey yapıp yakalanınca sıklıkla gülümserler. Peki bu durum onlara fayda sağlar mı? Marianne LaFrance ve Marvin Hecht tarafından gerçekleştirilen bir başka araştırmaya göre, sorunun cevabı evet. Kuralları çiğneyen ve sonrasında gülümseyen insanlara daha hoşgörülü davranma eğilimindeyiz. Bu noktada kişinin gülümsemesinin sahte olup olmaması önemli değil. Bunun işe yaramasının sebebi ise, kuraları ihlal edip gülümseyen insanları, gülümsemeyenlere göre daha güvenilir bulmamızdan kaynaklanıyor. 3. Acıyı unutmak için gülümseyin Gülümseme, üzüntü verici durum nedeniyle ortaya çıkan mutsuzluğu azaltmanın yollarından biridir. Psikologlar bu duruma ‘yüzden geridenetim hipotezi’ adını vermişlerdir. Zorla gülümsemeniz bile ruh halinize az da olsa olumlu katkı yapacaktır. Her ne kadar üzüntü verici durumlarda gülümsemeyi başarmak size katkı sağlasa da, diğer insanlar tarafından bu durum hoş karşılanmayabilir. Lawrance Üniversitesi’nden Matthew Ansfield’ın yaptığı bir deneyde katılımcılara acıklı videolar izlettiriliyor. Bu videoları izlerken gülümseyen insanlar videoyu izledikten sonra, izlemeyenlere göre kendilerini daha iyi hissediyorlar; fakat üzüntü verici görüntülere gülümseyen insanlar, diğer insanlar tarafından daha az sevilesi olarak görülüyorlar. 4. Cinsel hayatınız için gülümseyin Kadınların gülümsemesinin erkekler üzerinde büyülü bir etkisi bulunuyor. Yapılan bir araştırmada erkeklerin kadınlara barda olan yaklaşımları inceleniyor. Eğer bir kadın erkekle yalnızca göz kontağı kuruyorsa, %20 ihtimalle yakınlaşma oluyor. Eğer aynı kadın göz kontağının yanı sıra aynı zamanda gülümsüyorsa, %60 ihtimalle erkekle arasında bir yakınlaşma oluyor. Erkek kadına gülümsediğinde ise, etki daha az oluyor. Her ne kadar gülümseme erkeğin çekiciliğini artırsa da, yakınlaşma açısından bunun çok iyi işlediğini söyleyemeyiz. Aslında erkekler gurur ve hatta utanma ifadeleri gösterdiklerinde kadınlar tarafından, mutlu olduklarına göre daha çekici bulunduğuna dair kanıtlar dahi bulunuyor. Bu noktada daha az gülümsemenin erkekleri daha maskülen gösterdiğini söyleyebiliriz. 5. Ne düşündüğünüzü saklamak için gülümseyin Psikologlar içten bir gülümsemenin asla yalan söylemeyeceğini düşünürler. Sahte gülümsemeler yalnızca dudakları kapsar; fakat psikologların ‘duchenne gülümsemesi’ olarak adlandırdıkları gerçek bir gülümseme, gözlere ulaşır. Güncel araştırmalar, insanların %80’inin duchenne gülümsemesini taklit edebildiklerini belirtiyor. Yani gülümsenizi ne düşündüğünüzü saklamanız için kullanabiliyorsunuz. Elbette gerçek bir gülümsemeyi taklit etmek çok kolay değil, çünkü zamanını doğru ayarlamalısınız. Güvenilir bir gülümsemenin anahtarı gülümsemeye yavaş bir şekilde başlamanız. Örneğin; gülümsemenin tüm yüze yayılması yarım saniye kadar sürüyor. Bu konuda yapılan araştırmalar gösteriyor ki, hızlı bir gülümsemeye göre (saniyenin onda biri hızında), yavaşça gülümsediğinizde daha güvenilir, orijinal ve hatta çapkın biri olarak algılanıyorsunuz. 6. Para kazanmak için gülümseyin Daha önce ekonomistlerin gülümsemenin değeri olduğunu söylediklerinden bahsetmiştik. Peki gülümseme size para olarak dönebilir mi? Elbette garsonluk gibi bazı meslek grupları için bu durum söz konusu. Kathi Tidd ve Joan Lockard tarafından gerçekleştirilen bir araştırmaya, gülümseyen garsonların daha çok bahşiş aldıklarını ortaya koyuyor. Genellikle servis endüstrisinde çalışan insanlar, gülümsemelerinin karşılığını para olarak alabiliyorlar; fakat bu noktada gösterilen ve hissedilen duygular birbirleriyle uymayabiliyor. Psikologlar tarafından ‘duygusal emek’ adlandırılan bu durumda, çalışanlar işin gereklilikleri sebebiyle duygularını yönetmek zorundadır ve bu durum çalışan için kimi zaman oldukça zorlu olabilir. Gülümseme para kazanmanıza sebep olsa da, bu durum bazı zamanlarda bunaltıcı olabilir. 7. Siz gülün dünya gülsün Hayatta elde edebileceğiniz küçük ama etkili mutluluklardan biri, gülümsediğiniz zaman karşınızdaki insanın da size gülümsediğini görmektir. Önceden de fark etmişsinizdir ki, gülümsediğiniz herkes gülümsemiyor. Verlin Hinsz ve Judith Tomhave tarafından 1991 yılında gerçekleştirilen araştırmada, araştırmacılar gülümsediğimizde karşı tarafın ne oranda bize gülümsediğini araştırıyorlar. Araştırma sonucuna göre, gülümsediğinizde %50 ihtimalle karşılık görüyorsunuz. Ayrıca araştırmaya göre siz birine somurttuğunuzda neredeyse kimse size somurtmuyor. 8. Uzun bir yaşam için gülümse Bu araştırma sonuçlarından hiçbiri sizi gülümsemeye ikna edemediyse işte size en geçerli sebep: Gülümsemek daha uzun yaşamanıza katkıda bulunuyor. 1952 yılında fotoğrafları çekilen beyzbol oyuncuları üzerinden yapılan bir çalışmaya göre, gülümseyen oyuncular, gülümsemeyen mevkidaşlarına göre 7 yıl daha uzun yaşamışlar. Neden ve nasıl gülümsediğimize dair binbir çeşit kültürel ve cinsiyete dayalı farklılıklar bulunuyor olsa dahi siz gülümsemekten ve gülümsemenin faydalarından asla vazgeçmeyin.
  11. İlişkilerde Mutluluğa Farklı Bir Bakış Açısı Getiren 10 Öneri Yaşadığımız ilişkiler ile beyaz perdede izlediğimiz romantik filmler arasında hep bir bağlantı kurmuşuzdur. Gençlik yıllarımızda bu tarz peri masallarına inanmış ve filmlerdeki gibi bir ilişkiye sahip olacağımızı düşünmüşüzdür. Yıllar geçmiş, hayatımıza çeşitli insanlar girip çıkmıştır. Her insan bize farklı hayatlar sunmuş, farklı deneyimler yaşatmıştır. Bu deneyimlerimiz bize tek bir gerçeği söyler – Aslında ilişkiler filmlerdeki gibi değildir. Er ya da geç bu durumun farkına varmanızla birlikte, kendi sevgi anlayışınızı oluşturmaya başlar ve nasıl bir partner istediğiniz konusunda çıkarımlar yaparsınız. En önemli kıstasınız ise kendinizi mutlu edecek birini bulabilmektir. Peki nasıl mutlu bir ilişki yürütebiliriz ? Öncellikli olarak gerçek aşkı yeniden tanımlamanız ve sağlık bir ilişkinin yollarını aramalısınız. Böylelikle, mutlu bir ilişki için gerçek bir adım atabilirsiniz. İşte ilişkinizde gerçek mutluluğu elde etmenizi sağlayacak 10 öneri: 1. İlişkide birbirinize nasıl biz olabileceğinizi öğretin Partnerinizle ilişki yaşıyor olmanız, karşınızdaki insanın tamamıyla size ait olduğu anlamına gelmez. Burada önemli olan iki taraflı düşünmeniz ve hayatı paylaştığınız gerçeğinin farkına varmanızdır. 2. Partnerinizi olduğu gibi sevin İlişkilerde genellikle yapılan hata, birlikte hayatı paylaştığınız insanı yeterince tanıyamamaktır. Hal böyle olunca herkes karşısındakini kendi kafasında belirlediği kişiye dönüştürmeye çalışır. Önemli olan partnerinizi iyi tanımanız ve sonraki süreçte neler olabileceğini iyi kestirebilmenizdir. 3. Karşılıklı öğrenmeye istekli olun Burada önemli olan nokta, partnerinizden bir şeyler öğrenmeye istekli olmanızdır. Karşılıklı fikirlere açık olmak ve daha nasıl iyi bir insan olabilmek için kendinizi geliştirmektir. Üzgün olduğunuz zamanlarda, onu suçlamak yerine, bazı şeyleri kendi içinizde çözümleyebilmelisiniz. 4. Yalnız kaldığınız zaman rahat hissetmelisiniz Kendinizle baş başa olduğunuz zamanlarda mutlu olmanız önemlidir. Yalnızken sıkılmıyor ve kendinizi güvende hissediyorsanız – Partnerinizle olduğunuz zaman daha bir bütün ve mutlu hissedeceksiniz. 5. Kavganın başlangıç sebebini iyi özümseyin Bazı çiftler kavga esnasında biz olgusundan ayrılarak kendi taraflarını yaratırlar. Bu durum kavgaların çözümsüzlüğe gitmesine ve tekrarlanmasına yol açar. Bunu önlemenin en önemli yolu ise kavganın sebebini derinlemesine analiz etmek ve nasıl daha az kavga ederizin yollarını aramaktır. 6. Kimseniz o olun Herhangi bir ilişkiye sahip olmadığımız zamanlarda, romantik bir ilişkinin hayalini kurarız. Ne zaman bir ilişkimiz olur o zaman aradığım şey bu muydu deriz? Burada önemli olan ise, kişinin kendisini sevmesidir, kendinizi seviyorsanız, herkesi sevebilirsiniz. Unutmayın ki ne kadar verirseniz o kadar alabilirsiniz. 7. Sıradanlıktan kurtulun Var olan bir ilişkiniz bittiğinde, o ilişkide yaşadığınız sıradanlıklara odaklanırsınız. Böylece bundan sonraki ilişkilerinizde bu sıradanlıktan kaçınacağınıza dair kendinize söz verirsiniz. Burada önemli olan nokta, ilişki bitmeden bu durumun farkına varmanız ve ilişkiniz sürerken değiştirmek için adımlar atmanızdır. 8. Kalbinizi sevmeye açın Herkes mutlu bir hayat yaşamak ister. Mutluluk ise, karşınızdaki insanı sevme şekliniz ile bağlantılıdır. Partnerinizle gerçek bir yakınlık oluşturmak için ihtiyacınız olan şey ise, onu tüm kalbinizle sevmeniz ve size neyin iyi geldiğinin farkında olmanızdır. 9. Sevginizi göstermeye odaklanın Gerçek mutluluk kendimizi nasıl hissettiğimiz değildir; daha çok kendimizi ve hayatımızdaki insanı nasıl sevdiğimizle ilintilidir. Hayatınızdaki insana sevildiğini gösterirseniz, sevildiğinizi daha iyi anlayacaksınız. 10. Beklentilerden kurtulun İlişkinizde sürekli romantizm veya sürekli birlikte olmak gibi düşünceleriniz var ise, bu durum içinizdeki boşluktan kaynaklıdır. Eğer ki partnerinizin sürekli sevildiğinizi hissettirmesini istiyorsanız, öncelikle kendinizi sevmeniz gerekliliğini tekrar düşünmelisiniz. İlişkilerde mutluluğu elde etmek için farklı yollar mevcut, bu yollardan 10 tanesini sizlere açıklamaya çalıştık. Peki siz ilişkileriniz de mutluluğu nasıl sağlıyorsunuz ? Bu yazıya yorum yaparak bizimle deneyimlerinizi paylaşabilirsiniz.
  12. Olumsuz Düşünceler ile Başa Çıkmanızı Sağlayacak 10 Öneri Olumsuz düşünceler, sadece ufak bir düşünce veya başkasının size söylediği bir söz ile başlar ve giderek büyük bir sorun haline gelebilir. Bu negatif düşünceler içinizde fırtınalar kopmasına neden olurken bir yandan da yaşamak istediğiniz hayatın önündeki en büyük engeldir. Bu engeli aşabilmeniz, negatif düşünceleri hayatınızdan uzak tutabilmeniz için 10 yararlı öneriyi sizlerle paylaşıyorum. 1. Olumsuz bir ruh hali içindeyseniz, size iyi gelecek bir şey bulun Olumsuz ruh halinden kurtulmak için yapabileceğiniz şeylerden biri kendinize sorular sormaktır. Bu tarz olumlu sorular ile düşüncelere olan bakış açınızı değiştirebilirsiniz. – Bu olaydaki tek iyi nokta neydi ? – Daha sonra böyle bir durumla karşılaştığımda nasıl davranırsam daha iyi sonuçlar alabilirim ? – Bu durumdan ne öğrendim ? 2. İnsanların sizi konuştuklarınız veya yaptıklarınız ile ilgili ne düşüneceğini düşünmekten vazgeçin Bazı zamanlar yaptığımız hareketler veya konuştuklarımız hakkında diğer insanlar ne düşünür diye kendimizi engelleriz. Bu durum kendinizi gerçekleştirmeniz önünde engel oluşturur. Gerçek şu ki insanlar sizin ne yaptığınız ya da ne söylediğinizi düşünecek çok zamanları yoktur. Bu hayat koşuşturmacasında ilgilenmeleri gereken bir çok işleri vardır. Akılları tamamen doludur. Eğer bunun farkındalığı ile yaşarsanız, hayat sizin için daha kolay bir hal alacaktır. 3. Ufak sorunları kendinize dert edip büyütmeyin Olumsuz düşüncelerinizin üzerine giderek daha fazla derinleşmesini neden olmayın. Eğer düşüncelerinize engel olamıyorsanız, böyle bir durumda kendinizi şu soruyu sorun; – Bu konunun hayatıma etkisi büyük mü ?5 yıl sonra bir önemi olacak mı? Bu sorunun cevabı genellikle olmayacağı yönündedir. Eğer cevabınız aynıysa, sorundan uzaklaşmanız için önünüzdeki en büyük engeli aştınız demektir. 4. Düşüncelerinizi size yakın biriyle paylaşın Olumsuz düşüncelerin aklınızda kara bulutlar oluşturmasına izin vermeyin. Size yakın bir arkadaşınıza bu düşüncelerinizi açarak, hem farklı bir bakış açısıyla konuya yaklaşmış olacak hem de aklınızdaki kara bulutların dağılmasını sağlayacaksınız. 5. Anı yaşayın Genellikle olumsuz düşüncelerin etkisi altındayken geçmişi yaşarız. Geçmişte olup biten bir durum hakkında düşünür dururuz. Aşağıda açıkladığım egzersizlerle anın farkına varmanız daha kolay olacak. Aynı zamanda daha açık ve yapıcı bir insan olmanız yolunda yol kat etmenize yardımcı olacaktır. – Nefes alıp vermenize odaklanın Yaptığınız işe ara vererek, gözlerinizi kapatın ve 1-2 dakikalığına nefes alıp verişinize odaklanın. Sadece nefesinizin vücudunuzda nasıl ilerlediğine odaklanmanız bir kaç dakikalığına da olsa olumsuz düşüncelerden arınmanızı sağlayacaktır. Her gün yapacağınız bu egzersizin sonuçlarına inanamayacaksınız. – Hayata dahil olun Bulunduğunuz ortamda, hiç bir şey ile uğraşmadan insanları izleyin. Hayatın nasıl akıp gittiğinin farkına varın. 1-2 dakika boyunca bu egzersizi yaptığınız zaman kendinizi hayata daha yakın hissedeceksiniz. 6. Egzersiz Yapın Kendinizi stres altında hissediyorsanız, aklınızda olumsuz düşünceler var ise, yarım saatlik bir egzersiz ile durumu kontrol altına alabilirsiniz. Bu süreçte serbest koşabilir, tempolu yürüyebilir ya da ağırlık çalışması yapabilirsiniz. Egzersiz, stresinizin azalmasına, kötü düşüncelerden uzaklaşmanıza yardımcı olacaktır. 7. Sonuçlarından korktuğunuz için davranışlarınızı değiştirmeyin En çok yapılan hatalardan biri de, korktuğumuz bir durumun karşımıza çıktığında, insan doğası gereği, duruma yakından bakmak yerine uzak durmaktır. Peki böyle bir durumda ne yapabiliriz ? Burada kendimize şu soruyu sormalıyız; En kötü ne olabilir ki? Bu soruyu kendimizi sordukça aslında size ilk başta kötü gelen durumlar normalleşecek, bir süre sonra bunları kafanızda büyütmemeyi öğreneceksiniz. 8. Kendinize mutluluk katabileceğiniz birini bulun Negatif düşünceler hayatınızı sarmış ise, size en iyi gelecek şey, mutlu edeceğiniz ve size mutlu edecek birini bulmanızdır. Kendinizden uzaklaşıp ilginizi farklı birine vermek düşüncelerinizi olumlu anlamda yönlendirecektir. Peki nasıl yaparız ? – Kibar olun. – Yardımsever olun – Anı yaşayın. 9. Minnettar olun Hayatımızın kötü gittiğini düşündüğümüz zamanlarda, hayatımızda olan iyi şeyleri unuturuz. Bu iyi şeyler o kadar basittir ki, aslında gündelik hayatımızın bir parçasıdır. İşte negatif düşüncelerden uzaklaşmanızı sağlayacak olumlu düşünceler; – Yiyecek yemek bulabilmeniz, – Barınacak bir evinizin olması, – İçecek temiz su, – Sizi seven aileniz ve arkadaşlarınız. 10. Yarından itibaren hayatınıza farklı bir bakış katın Güne nasıl başlarsanız öyle gider. Olumsuz başladığınız bir günü değiştirmek zordur. Fakat olumlu başladığınız bir günün kontrolü en azından sizdedir. Güne olumlu başlamanızı sağlayacak bir kaç yol; – Kendinize hatırlatın. Uyandığınızda güne güzel başlamanızı sağlayacak bir şeyi başucunuzda bulundurun. Bu bir söz olabilir, gitmek istediğiniz bir yerin fotoğrafı olabilir, önemli olan sizi mutlu edecek bir şeyi bulabilmenizdir. –Bilgilenin. Daha iyi bir yaşam için, okuduğunuz bu yazı gibi yazılar okuyabilir, çevrenizde etkilenebileceğiniz insanları dinleyebilir ya da sizi ne motive ediyor ise onunla uğraşabilirsiniz. Hayatta önemli olan bir amacınızın olmasıdır.
  13. Hayatınızı Basitleştirecek 3 Alışkanlık Hayatınızda olan ufak detaylar bazen sandığınızdan daha fazla sizi mutsuz edebiliyor. Bu olumsuz detaylarda boğulmak yerine, hayatınızı basitleştirecek, sizi mutlu edecek alışkanlıklar edinebilirsiniz. Her şey sizin elinizde… Bazı şeyleri ne kadar basit tutarsak üstesinden gelmek de bir o kadar kolay olur. Bu yazıda günlük yaşantınıza uyarlayabileceğiniz, hayatınızı basitleştirecek 3 alışkanlıktan bahsedeceğim. 1 . Gereğinden fazla düşünmekten vazgeçin Başınıza gelen ufak bir olay ya da aklınıza takılan bir şey üzerinde sürekli düşünerek durumu işin içinden çıkılamaz hala getirdiğiniz olmuştur. Aslında bu enerjinizi boşuna harcamaktan başka bir şey değildir. Peki ne yapmalıyız ? Kendinize karar vermek için bir zaman tanıyın Karar vermeniz gereken bir durumu gerektiğinden fazla düşünerek kendinizi sıkarsınız. Böyle bir durumda yapmanız gereken ise kendinize karar vermeniz için zaman kısıtlaması getirmenizdir. Hayatınızı etkilemeyecek derecede olan olaylar için karar sürenizin 30 saniye olması olumludur. Bu pratiği hayatınızda uygulayarak kendiniz için uygun yaklaşık zamanı bulabilirsiniz. Eğer vereceğiniz karar hayatınızı etkileyecek bir karar ise bunu haftalarca sürdürmenize gerek yoktur. Tüm hatları ile kendinize ayıracağınız 30 dakika bile sonunda vereceğiniz karardan size farklı bir sonuca götürmeyecektir. Günün hangi zamanı daha düşüncelisiniz Farklı zamanlarda ya da farklı yerlerde olumsuz düşünceler daha çok bizi etkileyebilir. Önemli olan hangi durumlarda daha çok bu tarz düşüncelere sahip olduğunuzdur. Uykuya ihtiyacınız var ama sizi düşünceler sardı ise orada durmanız gerek, tek yapmanız gereken şey uyumak olmalıdır. 2. İşlerinizi yapılması zor hale getirmeyin Ofiste bir çok işle aynı zamanda uğraştığınız olmuştur, sürekli önünüze yeni bir iş gelir ve işleri içinden çıkılmaz noktaya gelebilir. Böyle durumlarda odaklanamazsınız ve ne yapmanız gerektiği konusunda en ufak bir fikriniz yoktur. Peki ne yapmalıyız ? Derin bir nefes alın ve doğru yolu bulmaya çalışın Öncelikle oturduğunuz yerde bir kaç kere derin nefes alın ve rahatlayın. Bu sizin odaklanmanızı sağlayacaktır. Sonra kendinize şu soruyu sorun: Bugün yapmam gereken en önemli iş neydi ? Bu soruya verdiğiniz cevaplara göre işleri belli bir sıraya koymanız ve bu sıra ile ilerlemeniz sizi çalışırken daha rahat hissettirecektir. Yukarıda ki sorunun cevabını tam olarak veremediyseniz en basit işi seçin Eğer ne yapacağınız konusunda sağlıklı bir karar veremiyorsanız, yaptığınız sürede sizi çok zorlamayacak bir işi sonuçlandırmanız sizin de bu esnada rahatlamanızı sağlayacaktır. 3. İlişkinizdeki olumsuzlukları düşünmeyi bırakın Mutlu, heyecanlı ve sevgi dolu bir ilişkide basit hatalar her zaman görmezden gelinir. Eğer durum tam tersi ise o zaman karşınızdakinin düşüncelerini okuma ve kendi olumsuz hikayenizi oluşturma gibi yanlışlara girersiniz. Peki ne yapmalıyız ? Sadece sorun Partnerinizin düşüncelerini okumak çoğunlukla iyi sonuçlar vermez. Düşünceleri okuyamadığımıza göre, aslında düşündüğümüz her şey bizim hissettiklerimiz ile alakalıdır. Düşünmek yerine, aklınızı kurcalayan her şeyi partnerinize direkt olarak sormalısınız. Düşünmek ve kafanızda durumları büyütmek yerine iletişim kurmalısınız. Durumları büyütmeyin İlişkinizde bulunan olumsuzları sürekli düşünmeniz ve bunlara kendinizce bir çözüm aramanız heyecan verici gelebilir. Fakat işler göründüğü gibi değildir, bu durum hem size hem ilişkinize kısa ve uzun vadede hep zarar verecektir. Düşüncelerde boğulmak yerine yapmanız gereken şey ise, problemin önemini sorgulamak olacaktır. Gerçekten hayatınız etkileyen bir problem mi ? Sizin tüm yaşantınızı etkiliyor mu ? Bu konuda anlayışlı olabilir misiniz ? Bu soruların cevabını bulduğunuzda karar vermeniz daha kolay olacak, belki sorun hala hayatınızda olacak fakat artık siz sorunun sizin için ne öneme sahip olduğunu daha rahat kavramış olacaksınız. En azından gereksiz incinme ve kırgınlıklardan daha rahat kaçınabileceksiniz. Mutlu kalın.
  14. İlişkilerde Güveni Sağlamanın 6 Kolay Yolu İlişkilerde güven deyince, partnerlerin birbirilerine karşı yeterince sadık olup olmaması akla gelir. Aslında ilişkilerde güven kazanmak bundan daha fazlasıdır. Her ilişki güven üzerine kuruludur ve güven olmadan o ilişkinin pek sağlıklı bir ilişki olduğunu söylenemez. İlişkilerde güveni sağlamak zor gibi gözükse de aslında kolaydır. Özellikle partnerlerin birbirlerine verdikleri sözler kilit rol oynamaktadır. Bu sözlerin tutulmaması, iki kişi arasında güvensizlik problemlerinin ortaya çıkmasına sebep olur. Bazen güvensizliğin sebebi sadece güvensizlik olmayabilir. Partnerinizin kalbindeki yerini sorgular durumdaysanız, bu durum da aranızda güvensizliği oluşturabilecek bir etkendir. İlişkinizde güven problemi mi yaşıyorsunuz ? İlişkinizde güveni kazanmanız için önerilerimiz tam size göre; 1. Her zaman daha iyi iletişim İletişim, partnerler arasında güveni sağlamak için gereken en önemli faktörlerdendir. İlişkinizde problemler üzerine tartışmak yerine, problemin kaynağını bulma konusunda daha fazla zaman harcamalısınız. Partnerinizle problemlerinizi konuşmaya karar verdiyseniz, bu konuşmanın yüz yüze yapılması doğru iletişim için kilit rol oynamaktadır. Ne anlık mesajlaşma programları ne de telefon görüşmesini tercih etmemelisiniz. İlişkinizde sorun olduğunuzu düşünüyorsanız durumu aşmanız için konuşmanız gerektiği gerçeğini unutmayın. Güveni sağlamak için ise partnerinize karşı her zaman açık olmalısınız. 2. Empati yapmalısınız İlişkinizde güven mi oluşturmak istiyorsunuz ? O zaman biraz empati yeteneğinizi geliştirmelisiniz. Partneriniz gerçek anlamda anlamanın yolu tamamen ne kadar empati yapabildiğiniz ile alakalıdır. Partnerinizin ihtiyaçlarına düşünmeli ve kendinizi onun yerine koymalısınız. İlişkinizde güven oluşturmak için, mümkün olduğunca anlayışlı olmalı, sorunları karşı tarafın bakış açısından da görmeye çalışmalısınız. Empati yapabilirseniz partnerinizle aranızdaki güven duygusunun da arttığını göreceksiniz. konusan-ciftler 3. İlişkinizi geliştirin Partnerinizle ilişkiniz güçlendirmeniz ve ilişkinize yeni şeyler katmanız güveni sağlamanın en güçlü yollarındandır. Aranızdaki bağı kuvvetlendirmek için, birlikte keşfetmeye açık olun. Yeni yerler görün, yeni şeyler keşfedin – hatıralarınızı güçlendirin. Böylelikle partnerinizi daha iyi tanıyabilecek ve davranışlarını daha önceden kestirebileceksiniz. Yeni şeyler deneyin, birlikte konfor alanınızın dışına çıkın. Birbirini geliştirin, ilham verin. Nerede olursanız olun, sevginizin gelişmesi için birbirinizi cesaretlendirmeye bakın. 4. Zor zamanlardan geçiyorsanız stres yapmayın Zor zamanlardan geçerken güçlü durabilmeniz ilişkinizde güveni kuvvetlendirecektir. İlişkilerde her zaman problemler çıkabilir, hayatta olduğu gibi ilişkilerde de inişler çıkışlar olabilir. Böyle durumlar aslında ilişkinizi kuvvetlendirir, birlikte ne kadar zorluklara göğüs gerebildiğinizi çözmenizi yardımcı olur. Bu tarz inişli – çıkışlar süreçlerden geçtiğiniz zaman, partnerinizin tepkilerini görebilir. Bu gibi durumlarda nasıl davranmanız gerektiği konusunda çıkarımlar yapabilirsiniz. Hayat karşınıza zorluklar çıkarabilir ve tolerans seviyenizi test etmeniz gereken durumlar oluşabilir. Bu durumları birbirinizi gözlem için elinize geçen bir fırsat olarak görmelisiniz. 5. Sır saklamayın Güven birbirinize karşı açık olmayı gerektirir. güvene dayalı bir ilişki kurmak istiyorsanız, partnerinizden sır saklamamanız gerektiğini de bilmelisiniz. Birbirinizden sakladığınız sırlar birdenbire ortaya çıkabilir bu da ilişkilerinizde sorunlar doğmasına sebep olur. Bu nedenle açık ve dürüst olmanız çok önemlidir. Bir sırrınız var ise, bu sırrı tutmak için ayrı bir çaba sarf etmeniz gerekecektir. Bu durum sizi strese sokabilir ve ilişkinizde sıkıntılar çıkabilir. 6. Hayır demeyi öğrenin Partnerinizin her isteğine “evet” demek zorunda değilsiniz. Hoşunuza gitmediyse, basitçe “hayır” deyin. İlişkide her şeyden önce eşitlik önemlidir. Sırf partneriniz istiyor diye, istemediğiniz bir şeyi yapmak zorunda değilsiniz. Hayır demeyi öğrenebilirseniz, istemediğiniz durumlar kabusunuz olmaktan çıkar. Bu durum da ilişkinizi de kolaylaştırır.
  15. Sonbaharda Enerjinizi Yükseltecek 9 Öneri Sonbahar denince genellikle akla ilk gelen, hüzün, karamsarlık ve depresyon olur. Enerjinizin düştüğü ve kendinizi yorgun hissettiğiniz bir mevsimdir sonbahar. Enerji seviyenizin azalması ruh halinizi de olumsuz etkiler. Bu yüzden bazen ruh halinizi değil enerjinizi yüksek tutmaya odaklanmalısınız. Tabi ki size sürekli enerjik olun demiyoruz ama sonbaharın kasvetinden bir şekilde kendinizi kurtulabilmenizi umuyoruz. Tatilin bitmesiyle birlikte, okulların açılması ve iş temposunun arttığı bu dönemde kendinizi iyi hissetmenizi sağlayacak 9 öneriyi sizler için sıraladık: 1. Uykuya daha fazla zaman ayırabilirsiniz Sonbahar gelince, uykuya olan ihtiyacımız doğal olarak artıyor. Güneş ışığından daha az yararlanmamız sebebiyle, daha az D- vitamini alıyoruz bu durumda serotonin ve kortizol seviyemizi arttırıyor. Bu hormonsal değişim sonucunda enerji seviyeniz düşüyor ve uykuya olan ihtiyacınız artmış oluyor. Gece alacağınız 7-9 saat arası uyku ve her gün aynı saatte yatağa girerek uyku düzeninizi oluşturmanız hem size hem de vücudunuza iyi gelecektir. Böylelikle uyku kaliteniz de artmış olacaktır. 2. Erken uyanmaya özen gösterin Sonbahar geldiğine göre, güneşin geç doğduğu ve erken battığı zamanlardayız. Güneş ışığından daha az yararlanacağız bir dönem bu. Vücudunuzun ihtiyacı olan D vitaminini almak istiyorsanız, güne erken başlamalısınız. Güne erken başlayarak bu dezavantajı ortadan kaldırabilir. Vücut enerjinizi arttırarak, ruh halinizi de pozitife çevirebilirsiniz. sonbahardaenerjiniziyukseltecek 3. Vücudunuzun ihtiyacı olan vitaminleri almalısınız Sonbahar aylarında daha az güneş ışığından yararlanıyoruz, bu yüzden de daha çok D vitaminine daha çok ihtiyacımız oluyor. Aynı şekilde bu aylarda yediğiniz meyve ve sebzelerde de vitamin seviyesi de diğer mevsimlere göre daha düşüktür. Hali hazırda uyguladığınız bir diyet var ise, bu aylarda vitamin alımına daha özen göstermeniz ve programınızı buna göre ayarlamalısınız. Ayrıca enerji seviyenizi yükseltmek için juice içecekleri de tercih edebilirsiniz. 4. Hareket Edin Sonbahar geldi ve kendinizi üşengeç mi hissediyorsunuz ? Egzersiz yapmamak için bahaneleriniz arttı mı? Bu duruma son vermelisiniz çünkü hareket etmeniz, egzersiz yapmanız kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlayacaktır. Egzersiz yapmak zor geliyor ise, yapacağınız kısa yürüyüşler ya da evinizde yapacağınız yoga egzersizleri ile kendinizi daha iyi hissedebilirsiniz. sonbahardaenerjiniziyukseltecek2 5. Temiz hava alın Temiz hava her zaman size iyi gelecektir. Havanın yağmurlu olmasına aldırış etmeyin, dışarı çıkın ve temiz havayı ciğerlerinize doldurun. Size iyi gelecek, enerjinizi arttıracaktır. Özellikle yeşil alanlarda yılın bu aylarında çok güzel görüntüler oluşur, dışarı çıkın ve doğanın bize sunduğu bu renk cümbüşünün tadına varın. 6. Ekranlardan uzak durmaya çalışın Hava karanlık ve yatağınızdan çıkmak istemiyorsunuz. Bilgisayar, TV yada akıllı telefonunuzla daha sık vakit geçiriyor ve kendinizi eve hapsediyorsunuz. Buna bir son vermelisiniz. Yatağa gitmeden kendiniz bir saat belirleyin ve ekranlardan uzak durun. Gündüzleri ise vücut ritminize iyi gelecek kısa molalar ile ofis ortamında daha verimli olmanızı sağlayabilirsiniz. sonbahardaenerjiniziyukseltecek3 7. Evinizde rahatlığı önem verin Evdensiniz ve yukarıdaki önerilerimize rağmen yine de dışarı çıkmak istemiyorsunuz. O zaman evde kendinize rahat bir ortam oluşturmanız için işte size fırsat. Sonbahar kokulu mumlar ve çiçekler eviniz de sonbaharın güzelliklerini size hissettirecek. Hazırlayacağınız bitki çayı ile battaniye altında en sevdiğiniz kitabı okurken kendinizi yenileyeceksiniz. 8. Partnerinizle vakit geçirebilirsiniz Çiftler için güzel bir mevsim sonbahar, dışarıdaki karanlığı partnerinizle evinizde geçireceğiniz zaman ile aydınlığa çevirebilirsiniz. Soğuk geceler birbirinize sarılarak ısınmanız için güzel fırsat. Bu ruh halinize iyi gelecek, size enerji verecektir. Serin ve yağmurlu havada en sevdiğiniz filmi açın ve sonbaharın tadını çıkarın. 9. Kendinize iyi davranın Kendinizi yorgun ve bitkin hissedebilirsiniz. Bu gayet normal. Yukarıda bahsettiğimiz gibi enerji seviyeniz de inişler ve çıkışlar olabilir. Bu durumu kendinize dert edinmeyin. Tek yapmanız gereken, önerilerimizi mümkün olduğunca uygulamaya çalışmanız ve daha iyi hissetmeniz yolunda adımlar atabilmenizdir.
×
×
  • Yeni Oluştur...

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.