İçeriğe atla
View in the app

A better way to browse. Learn more.

Tartışma ve Paylaşımların Merkezi - Türkçe Forum - Turkish Forum / Board / Blog

Ana ekranınızda anlık bildirimler, rozetler ve daha fazlasıyla tam ekran uygulama.

To install this app on iOS and iPadOS
  1. Tap the Share icon in Safari
  2. Scroll the menu and tap Add to Home Screen.
  3. Tap Add in the top-right corner.
To install this app on Android
  1. Tap the 3-dot menu (⋮) in the top-right corner of the browser.
  2. Tap Add to Home screen or Install app.
  3. Confirm by tapping Install.

Liderler

Popüler İçerikler

21-06-2025 in Blog Başlıkları gününden beri en yüksek saygınlığı olan içerik gösteriliyor

  1. TEK TIKLA SİLİNEN SEVGİLER: SOSYAL MEDYADA 'TAKİPTEN ÇIKARMA' ACİZLİĞİ! Bu konuda yazmayı düşündüğüm de başlık ne olsun diye bir 'Brainstorming' yaptım ve İşte bu sosyal medya fenomenini ve ikili ilişkilerdeki o ani "takibi bırakma" (unfollow) refleksini manşetlere taşıyacak, biraz kışkırtıcı ve sansasyonel başlık seçenekleri: DİJİTAL İNFAZ! DOSTUNU BİR SANİYEDE 'UNFOLLOW' EDENLERİN ASIL DERDİ NE? KLAVYE BAŞINDA SAHTE GURUR: TARTIŞINCA İLK ÖNCE 'TAKİBİ' BIRAKANLAR REZİL OLUYOR! BİR BUTONA SIĞAN ARKADAŞLIKLAR: KÜSÜNCE TAKİPTEN ÇIKMAK BİR GÜÇ MÜ, YOKSA KORKAKLIK MI? SOSYAL MEDYANIN 'ACİZ' REFLEKSİ: GERÇEK HAYATTA SÖYLENEMEYENLERİN ACISI 'TAKİPTEN ÇIKARARAK' MI ÇIKARILIYOR? Bunlar geldi aklıma artık siz hangisini uygun görürseniz onu seçin diyorum: "Eskiden hatıralar saklanırdı, şimdi ilk kavgada 'engelle' ve 'takipten çık' butonları havada uçuşuyor. Modern insanın ikili ilişkilerdeki en büyük sınavı: Bir 'unfollow' ile bağ koparmak ne kadar onurlu?" Modern sosyal ilişkilerin en dijital ve belki de en dramatik eylemlerinden biri olan "takibi bırakma" (unfollow), aslında basit bir tuşa basma hareketinden çok daha derin psikolojik katmanlar barındırır. Bir tartışma sonrası ilk hamlenin bu olması, dışarıdan bir "acizlik" gibi görünse de insan psikolojisinin savunma mekanizmaları, kontrol arzusu ve dijital varoluş sancılarıyla doğrudan ilgilidir. İşte bu davranışın arkasındaki temel dinamikler üzerine bir inceleme: Dijital Varlık, Duygusal Temas Demektir Eskiden biriyle küstüğünüzde onu görmemek için sokağınızı değiştirmeniz veya ortak mekanlara gitmemeniz yeterliydi. Ancak bugün, arkadaşınız cebinizde yaşamaya devam ediyor. Instagram hikayeleri, Twitter paylaşımları veya WhatsApp durumları; karşı tarafın hayatına açılan pencerelerdir. Tartışma sonrası duyulan öfke veya kırgınlık anında, o kişinin mutlu bir anını, içtiği kahveyi ya da (daha kötüsü) size gönderme yapan bir paylaşımını görmek duygusal bir maruz kalmadır. İnsan zihni, acı veren uyaranı ortadan kaldırmak üzere programlanmıştır. Takibi bırakmak, bu noktada bir "dijital kaçınma" değil, zihni korumaya yönelik bir duygusal hijyen çabasıdır. Görünmezlik Silahı ve Pasif-Agresif Cezalandırma İlişkilerde güç dengesi bozulduğunda, insanlar ellerindeki en kolay silahı kullanırlar: Varlığını yok saymak. Birini takipten çıkarmak, modern dünyada "Sen benim hayatımda artık bir veri girişi bile değilsin" demenin sessiz çığlığıdır. Burada bir ironi vardır; takibi bırakan kişi aslında karşı tarafın bunu fark etmesini ve "Neden?" diye sormasını (ya da pişman olmasını) bekler. Bu durum, doğrudan iletişim kurma becerisi gelişmemiş bireyler için bir cezalandırma yöntemidir. "Seni artık izlemiyorum, yani benim dünyamda yoksun" mesajı, aslında karşı tarafa duyulan yoğun ilginin bir ters yüz edilmiş halidir. Çünkü gerçek ilgisizlik, takibi bırakmayı bile gerektirmez; o kişi orada dursa da sizin için bir anlam ifade etmez. Kontrolü Geri Kazanma Arzusu Tartışmalar genellikle bir "kontrol kaybı" hissi yaratır. Sözler söylenmiş, kalp kırılmış ve durum kontrolden çıkmıştır. Birey, dağılan bu kontrol hissini toparlamak için müdahale edebileceği en somut alana yönelir: Sosyal medya listesi. Takibi bırakmak, "Sınırlarımı ben çiziyorum" demenin en hızlı ve kesin yoludur. Kişi, o anki kaosu yönetemediği için en azından ekranındaki görüntüyü yöneterek bir "mikro-zafer" elde etmeye çalışır. Bu, sizin deyiminizle "acizlik" gibi görünse de aslında bir savunma refleksidir. "Out of Sight, Out of Mind" (Gözden Irak, Gönülden Irak) Beynimiz, görsel uyaranlara çok hızlı tepki verir. Bir tartışma sonrası kişinin profil fotoğrafını veya adını görmek, beyindeki acı merkezlerini tetikleyebilir. Takibi bırakmak, bu uyaranı ortadan kaldırarak iyileşme sürecini hızlandırma (veya en azından kanamanın durması) isteğidir. İnsanlar, kendilerini sürekli yaralayan bir kaynağa bakmak istemezler. Sonuç: Acizlik mi, Korunma mı? Birini tartışma sonrası takipten çıkarmak, ilk bakışta çocukça veya zayıf bir hareket gibi algılanabilir. Ancak bu eylem, çoğu zaman duygusal kapasitenin sınırına dayanmasıyla ilgilidir. Kişi, o anki hayal kırıklığıyla başa çıkamadığı için radikal bir kopuşu (veya kopuş simülasyonunu) tercih eder. Belki de asıl mesele şudur: Sosyal medya, bizlere veda etmeyi öğretmedi. Sadece "eklemeyi" ve "izlemeyi" öğretti. Bu yüzden, birine veda etmek istediğimizde elimizdeki tek araç olan o soğuk butona basıyoruz. Bu bir acizlikten ziyade, dijital çağda yas tutma ve sınır çizme becerilerimizin henüz emekleme aşamasında olmasının bir sonucudur.
  2. Biz çocukluğumuzu ya da gençliğimizi çok uzak bir geçmişte sanıyoruz ama acaba yanılıyor olabilir miyiz? Gözlerimi kapadığımda ışık hızıyla 20 li yaşlarıma dönebiliyorsam ya sihirbazım veya hayallerim zamansız. Zamanı çizgisel sandığımız için çocukluk ve gençliği “geride kaldı” diye etiketliyoruz. Oysa zihnin hatta bilinç dediğimiz şeyin zamanı lineer değil. Gözlerimi kapatıp 20’li yaşlarıma ışık hızıyla dönebiliyorsam, o yaş geçmişte değil, içeride. Bu da “ya sihirbazım” cümlesini aslında mecaz olmaktan çıkarıyor. Sihir değil belki ama erişim. Katmanlara erişim. Aslında bütün yaşlarımızla katman katman hala bir’iz. Öyleyse bizler birer matruşkayız. Her yeni yaş, eskisini yok etmiyor. Onu içine alarak büyüyor. Ben şu an geçmişi “hatırlamıyorum”, onunla temas ediyorum. Bu nostalji değil, bütünlenme. Belki de mesele “zamansız hayaller” değil; HAYALLERİN, ZAMANIN KENDİSİNDEN DAHA GERÇEK OLMASI… Yani sözün özü annecim ; gözlerimi her kapadığımda sana hala sarılabiliyorum. Seni çok seviyorum. Ruhun şad olsun🤲🙏💜
  3. merhabalar.. merhabalar efenim... şu sıralar içime "hamide" kaçtı böylee yat gelip yanlarım uyuşana kadar yatasım var... bu hamide bizim gelin olur kendisi. aynı zamandada annemin köylüsü ama annemler muhacir mahallesi diye ayrı bir mevkiye konuşlanmışlar 1956 yılında göçmen olarak geldiklerinde türkiyeye.... bu köyün genetik özelliği hepsi pasaklıdır kadınları ellrinden hiç bir iş gelmez... yata yata çürümüş haldedir içleri... bizim muhacir mahalle harici köy almış başını yürümüştür çünkü kimse kimseden farklı değildir örnek alıp temizlik yapma gereği duymazlar. yıllardır bu gelinlede bizim başımız dertte.. ben evine girmek zorunda kaldığımda asla hiç birşey yeyip içmem hep tokumdur.. suyum çantamdadır ve hiç tuvaletim gelmez. asla yatıya kalıcak vaktimde olmaz.. ve çok çok kızarlar hiiç bişi yemiyorsun diyee ama yiyememmmm yiyememm işteee... sigara içer bu hatun yan gelip yatarken kirden yosunlaşmış henüz yeni alınan koltuk örtüleri kirlenmesi 2-3 haftadır ve yıkanmaz kirlenirse atılır çöpee o yosunlaşmış koltuklarda yan gelip sigara içerken sigarası bitince avucuna tükürür bu hamide sigarayı onda söndürür kalkar balkondan atar elini eteğine siler sıvazlar gider bir neskafe yapayım der meselaa misafireeee... ben nasılllllll yer içerim ayyyyy öyyyyyyyyyyy böööğğğğğ 28 yıllık ailemizde gelin olmuş birkere dayım güzelliğine vurulup kaçırmıştır bu hamideyi.. ama 28 yıldır her hafta dayım kırar döker ortalığı kavga eder evi temizlesin yada eve getirilen sebzeden bir yemek yapsın diye ama yok yani içine kaçan o şey neyse bir türlü çıkmaz hamideden kaldırıp kendini hiçbir iş yapmaz. hiç çıkmadığı bir " verin yeeealim, örtün uyuluuum" modunda.. yöresel şiveyi açıklarsak "verin yiyelim, örtün uyuyalım " okadar hazırcı bir karekterdir kendisi. yan gelip yatmaktan bel fıtığı, obezite v.s gibi rahatsızlıklarıda vardır hergün dizleri ağrır hep hastadır ama bir insan nasıl yerinden kalkmadan tüm gün yatar televizyon karşısında ben anlamadım arkadaş. işte bende şu son zamanlarda işe gitmiyeyim, tüm gün yatağımdan çıkmayayım, arayayım yemek dışardan gelsin, çamaşırlar yıkanmadan kirlenince çöpe atılsın yenisi alınsın... çamaşır suyuda neymiş diyebilsem keşke... sürekli ellerimi yıkama krizlerim olmasa. kaşınmasam bir gece duş almadan yatsam... bütün bunları obsesif kompülsif biri olarak yapabilmeyi, içime hamide kaçmasını çoook istiyorumm en azından 2 günlüğüne.. tanrı bir güzellik yaparmıki bana... umutsuzum....

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.

Account

Navigation

Tarayıcı push bildirimlerini yapılandırın

Chrome (Android)
  1. Adres çubuğunun yanındaki kilit simgesine dokunun.
  2. İzinler → Bildirimler seçeneğine dokunun.
  3. Tercihinizi ayarlayın.
Chrome (Desktop)
  1. Adres çubuğundaki kilit simgesine tıklayın.
  2. Site ayarları seçeneğini seçin.
  3. Bildirimler seçeneğini bulun ve tercihinizi ayarlayın.