ve kabuk bölümleri kolaylıkla ayırt edilebilir; kabuk,odundan daha koyu renklidir.
Odun dış bölümünü açık renkli diri odun katmanı,iç bölümünü ise koyu renkli bölgelerle farklılaşan özodun katmanı oluşturur.
Özellikle ılıman iklim ağaçlarında gövdenin en önemli özelliği,odun bölümlerinde yıllık halka ya da büyüme halkası adı verilen iç içe girmiş
halkaların bulunmasıdır;ağaçların yaşı bu yıllık halkaları sayarak saptanabilir.
Bütün yeraltı gövdelerinin dalları genellikle yer üstünde dik ve yapraklı gövdeler halindedir ve bütün gövde çeşitleri yan kökler çıkarabilirler; bundan başka çiçek tomurcukları ve çiçek sapları her zaman gövdede bulunur,köklerde asla bulunmaz.
Bitkilerin gövdesi,en uç bölümlerindeki bir büyüme bölgesi aracılığıyla tepeden büyür.
Bu bölge,hücre bölünmesi yoluyla yeni hücreler oluşturarak gövdenin uzamasını sağlayan mikroskobik boyutlardaki uç sürgen dokuyu içerir.
Yaprakların bağlandığı ya da dalların çıktığı yere düğüm,iki düğüm arasında kalan gövde bölümüne de düğümler arası denir.
Yapraklar genellikle gövdeye göre eğik durur.Yaprakların birbirlerini gölgelemeden bol güneş ve hava alabilmesi için hepsi gövdeye belli bir açıyla bağlanmıştır.
Bu dar açıda,ilerde dal ya da sürgen verecek olan bir koltuk tomurcuğu bulunur.Gövdenin ucuna doğru düğüm araları gittikçe kısalır
ve çok sıkışık olan yapraklar en uçta tepe tomurcuğunu oluşturur.Gövdenin uzaması bu tomurcuğun ortasından başlar (uçtan büyürse) ve uzayan kısımda yeni yapraklar doğar.Genç düğüm araları, düğümlerin tersine çok uzarsa buna aradan büyüme denir.
Gövde,yaprak,çiçek ve meyveleri taşımak bitkinin toprak üstündeki bölümlerini güneşe doğru yükseltmek ve bu bölümler ile kökler arasında besin ve su iletimini sağlamakla görevlidir.
Gövde genellikle toprağın üstünde gelişmekle birlikte,bazı bitkilerde (örneğin patates) hem toprak altı,hem toprak üstü gövdeler vardır.Bazı bitkilerin gövdeleri ise su içindedir.
Bitkinin kara yaşamına uymasıyla gelişen bir organ olan gövdenin en basit biçimi karayosununda görülür.
Karayosunlarında ortaya çıkan gövde,bitkinin dikey konumda durmasını sağlar.
İletim demetleri olan gerçek demetler eğreltilerde; daha gelişmiş biçimlerine de tohumlu bitkilerde rastlanır.
Bitkilerin çoğu ana gövde yanlarına dallanır ve her dal yeni yapraklar,çiçekler verdikçe gövdenin küçük bir modelini andırır.
Büyüme doğrultusu türe özgü etmenlerce belirlenmekle birlikte dış etmenlerden de önemli ölçüde etkilenir; ışık (ışığa yönelim),nem (suya yönelim) ve yer çekimi (yere yönelim) gibi üstün yapılı bitkilerde gövdenin dış görünüşü çok çeşitlidir.
En sık görülen dik gövdelerin yanı sıra yatay gövdeler,yer altında kök sap bulunduğu gibi kimisi sarmaşıcı, kimisi sarılgan ya da sola sarılgan tırmanıcı gövdeler de vardır.Bu gövdeler uzunluklarına oranla çok incedirler.
Gövdeler şiş de olabilir ve o zaman yedek besin depo etmek zararlıdır.Gövde kimi bitkilerde çok ufaktır.
Bu gibi bitkilere “sapsız” denir.Bunların en aşırı biçimi gövdenin bir tablo halini aldığı soğandır.
Özellikle kurak bölge bitkilerinde (sütleğen, kaktüs,deniz üzümü) gövdenin özgül bir biçimi vardır.
Kimi gövdeler yaprağa benzer; yassı bir biçimi olabilir; bunlara klodat denir.
Kimi gövdelerse sülük hale dönüşür...
..örn: asmaBitkilerin çoğunda dikey biçimli gövdeye rastlansa da,bazı bitkilerin gövdesi biçim ve işlev değişikliğine uğramıştır.
Köke benzeyen toprakaltı gövdeleri (köksap,yumru soğan), toprak üstünde yatay olarak büyüyen stolan,
kurak bölgelerde yaprağın görevini üstlenen yapraksı gövdeler,sülük gövdeler,etli gövdeler ya da diken gövdeler
bu değişikliğin başka örnekleridir.


















