ibn-i meymun, 11 Mart 2010 - 12:09 tarihinde, dedi ki:
Evet biz geliştikçe, sahip olduklarımız, tüketim maddelerimiz arttıkça, bunlara sahip olanlara saldırılar da artmakta, sahip olanın açgözlülüğü dinmeyip daha çoğunu istemekte.
Bunlar doğal ama geliştirdiğimiz toplumsal üst yapılar da vahşeti körüklemekte. İnançları yaymak dahi savaş nedeni. Hele islamda tam doruğa ulaşmıştır.
"Müslümanın müslümana yaptığını kimse birbirine yapmamıştır" sözünün nedeni küffarın öldürdüğü müslümanların 6 katını, müslümanların müslümanları öldürmesindendir.
Bu 4 halife döneminde Ömer ve Osman'ın yine müslümanlar tarafından öldürtülmesi ile başlamış, kerbala ile devamı en bilinenlerindendir. Bugün de Irak, Nijerya, Filipinler dünyada nerede müslüman varsa sürmekte.
Hicaz hattında tren bombalayıp Osmanlı askerlerini öldüren Araplar, bölgesel mezhep çatışmaları, Saddamın hardal bombaları bu katliamların en hafifleri. Emevilerin Endülüse çıkmaları, Fransa sınırlarına dayanmaları sırasındaki yaptıkları katliamlar, Abbasilerin Güney Hazar vahşetleri, esir aldıkları Türk oyamaklarına yaptıkları açılan bu konunun gözlerini kapattığı, yazanın aklının ucuna gelmeyecek olaylardır.
Çünkü amaç şu anki geri kalmışlık komplekslerini bastırmak, elinden bir şey gelmemenin ezikliğini örtmeye çalışmak.
Güzel de dostum ben tezle, teze dayanak olarak sunulanlar arasında bir bağ görmedim ne yazık ki. Bilimsel yöntemden hızlı bir sapma gördüm ben yazıda.
Halifelere düzenlenen suikastler, Kerbela, Osmanlı Askerlerini öldüren Araplar, Saddam'ın hardal bombaları, Abbasilerin (Emeviler olacaktı ya) "Güney Hazar Vahşetleri" vs. Pardon ben bu saydıklarındaki "inanç" boyutunu göremedim. Yani bu saydıkların arasında faillerinin "müslüman" olmasıyla açıklanacak eylem hangileri ?
Dünya tarihinde, krallara, imparatorlara suikast düzenlenmeyen devlet olmuş mu ? Emeviler esir aldıkları hazarlara neler yaptığını biliyoruz, peki hazarların esir aldığı emevilere neler yaptığını da biliyor muyuz ? Hazarların ele geçirdikleri şehirlerde yaşayanlara neler yaptığını ? Hiç Dede-Korkut hikayelerini orjinalinden okudun mu ? 7.8. yüzyılda bilinen dünyada savaşta esir alınanlara neler yapıldığını ?
Bu kısımlar ne yazık ki, "eski çağlarda müslüman ülkeler zorbaydı çünkü kölelik vardı onlarda" söylemiyle aynı değerde.
Bizim insanımız ne yazık ki hala, tarihi doğru okumayı öğrenemedi. 13. yy da yaşamış bir adamı, diktatörlükle suçlayamazsın. 8. yy da yaşamış bir adamı kölecilikle suçlayamazsın. Yaşadığı devrin evrensel, meşru uygulamalarından farklı birşey yapmayan insanları ve devletleri bu uygulamaları onlarla özdeşleştirerek yargılayamazsın.
7. yy da bir savaş, bir istila şöyle idi. Ölen savaş meydanında ölür, esir düşenler köle olarak satılır. Bir şehir ele geçirilince, askerler o şehri yağmalar, kılıçtan geçirir, bir kısmına köle olarak el koyar, kalanlarda vassal yapılırdı. Açarsın mesela Dede Korkut hikayelerini bu yüzyıllarda yaşayan Türklerin, şehri ele geçirince halkını nasıl kılıçtan geçirdiğini, soyluların ailelerini nasıl katlettiğini "övünerek" anlattığını okursun. Niye övünerek anlatıyor? Çünkü o çağda bunlar utanılacak değil, övünülecek "başarılar". Valla ben Dede Korkut hikayelerini sansürlenmeden okuyan birisi olarak aklımızın ucuna gelmeyeceğini söyleyebilirim.
O yüzden 42,000 arap savaş esirini idam eden Hazarlar ile Emevileri hangi noktada birbirinden ayırıyorsun ?
Osmanlı askerlerini öldüren Araplar. Muhtemelen biz o yıllarda bir Arap imparatorluğunun sömürgesi olsaydık. Ve askerlerimiz Arap askerlerini öldürseydi, buna "katliam" demezdik. "Kurtuluş mücadelesi" derdik. Zira aynı şekilde, balkanlarda Türk askerlerini öldüren Bulgar, Rum, Makedon komitacılar yaptıklarını "katliam" olarak görmüyor. Ders kitaplarında "kurtuluş mücadelesi" olarak anlatıyorlar. Bize göre "Yunanlıların Osmanlı'ya ihaneti" olan olaylar onlara göre "Yunanlıların bağımsızlık yolunda kahramanlık mücadeleleri"
Irak, Nijerya, Filipinler... devam edelim; Nikaragua, Bolivya, Kolombiya, El Salvador, Ruanda, Kongo, Liberya, Gine, Angola liste uzar. Peki bana bu ülkelerin ortak özelliğini söyler misin? İç savaş, çatışma vs için? Müslüman olmaları mı? Hristiyan olmaları mı ? Yoksa, emperyalist sömürgeciliğin yoğun entropisine kalmış ülkeler olmaları mı? Tamam hadi kolayına kaçalım, Irak, Filipinler, Nijerya "bunlarda müslümanlar var o yüzden iç savaş var" peki. Kolombiya'yı katolik olmasıyla, Ruanda'yı da baptist olmasıyla mı açıklayacağız ondan sonra ? Bu ülkelerin ortak sorunlarının altında yatan ortak nedenin, emperyalist sömürgeciliğin çıplak gerçekliği olduğunun üstünü örtmeye yeter mi ? Pardon Irak'ta insanlar 2003 yılında mı Şii ve Sunni oldular ? Ya da 2003 yılında mı Şiiler ve Sunniler Irak'a geldi? Benim bildiğim kadarıyla 2003'ten çok önce de müslümandılar, Şii ve Sunni idiler. 2003 yılında hani bir gelişme yaşandı. ABD ordusu Irak'ı işgal etti. Ya önemsiz bir detay ama, bu tarihten sonra başlayan iç savaşta belki bir faktör olabilir diyorum. Bir ülkenin emperyalist bir ülke tarafından işgal edilmesi, yerle bir olması, açlık kıtlık yaşanması, hani diyorum dünyadaki bütün iç savaş yaşanan ülkelerin ortak özelliği olduğu için gerçek neden olabilir.
Abbasiler? Neden ileri diyoruz bu medeniyete ? Çağının anlayışına, meşru normalarına oranla çok daha ileri bir yönetim mekanızmasına, felsefeye sahip olduğu için. Avrupa'da başlayan reform ve rönesans hareketlerinin temel esin kaynaklarından birisi olduğu için.
Şimdi gerçeklere bakalım. Net gerçeklere;
Arkadaşım bana dünyanın en zengin etnik ve dini çeşitliğinin olduğu bölgeyi söyler misin ? "İslam dünyası" dediğimiz coğrafya değil mi ? Bugün "islam dünyası" dediğimiz coğrafyada, ibrahimi, paganist, totemist dinlerden yüzlerce etnik ve dini kimlik binlerce yıldır yaşamış mı ? Hadi biraz da batıya gidelim. Avrupa'da, beyaz hristiyanlık dışında hiçbir etnik ve dini kimlik kabul görmüş mü? Varlıklarının devamına izin verilmiş mi ?
Siz sonradan tarihi değiştiremezsiniz ki. Bu mümkün değil. Tarih yaşanmış bitmiş olaylar bütünüdür. Dünya tarihinde bir dine mensup olanları yok etmek için, toplu soykırımlar, tecritler düzenlenmiştir. Peki bunlardan hangisi "İslam Coğrafyası" dediğimiz topraklarda olmuştur ? Beyaz Hristiyanlar Endülüs'ü ele geçirdi. Bir tane müslüman kaldı mı koskoca Endülüs medeniyetinden geriye Avrupa kıtasında? Amerika kıtasını ele geçirdi. Bir tane totemist kaldı mı geriye koskoca aztek, maya medeniyetlerinden? Kudüs'ü ele geçirdi, bir tane müslüman ya da yahudi kaldı mı Kudüs'te geriye.
Peki aynı çağlarda, Abbasiler, Osmanlılar, Memlükler neden bunlara ileri diyoruz? Çağına göre daha ileri, daha medeni anlayışa, felsefeye sahip oldukları için. Bunların hüküm sürdüğü coğrafyalar, bugün dünyada etnik ve dini zenginliğin coğrafyası. İbrahimi, paganist yüzlerce etnik ve dini kimliğin binlerce yıldır huzur içinde yaşadığı coğrafya. Yahudilerin tarihini düşünelim. Yahu yahudiler binlerce yıldır sadece "İslam Coğrafyası" dediğimiz coğrafyada huzur içinde yaşamadılar mı ? Ve bu coğrafya ismini zikrettiğimiz devletler ve medeniyetlerin elinde durduğu sürece. 637 yılında Kudüs'ü ele geçirdi araplar, hem yahudiler, hem hristiyanlar, hem müslümanlar kendi kimlikleriyle, kendi dinleriyle, kendi ibadethaneleriyle 350 yıl yaşadı insanlar. 1099 yılında Avrupa'lı devletler ittifak güçleriyle Kudüs'ü ele geçirdiler, kentte yaşayan tüm müslümanları ve yahudileri yok ettiler. 1187'de Selahattin Eyyubi Kudüs'ü geri aldı, ve o günden Balfour deklarasyonuna kadar, Yahudi terör örgütleri Filistin'de kan dökmeye başlayana kadar yine yüzyıllarca müslümanlar, hristiyanlar, yahudiler burada kendi kimlikleriyle, kendi dinleriyle yaşadılar. Budur. Siz bunu sonradan değiştiremezsiniz ki.
Kimse kusura bakmasın. Dünya tarihinde, dini kimlikleri yüzünden insanların soykırıma tabi tutulduğu coğrafya "islam coğrafyası" değildir. Bu katliamların hiçbiri burada yaşanmamıştır. "islam coğrafyası" dediğimiz coğrafya, etnik ve dini zenginliğin coğrafyasıdır batının aksine.
Bir ülkenin gelişmiş, sağlam bir demokrasiye sahip olabilmesi için temel şartlar vardır.
Bağımsız bir ekonomi ve sanayi devrimini tamamlamış olmak. Bunları gerçekleştiremeyen hiçbir ülke sağlam bir demokrasiye sahip olamaz. Bugün ister hristiyan, ister müslüman, ister paganist olsun, benzer sorunlara, iç savaşlara, çatışmalara, kargaşaya sahip olan tüm ülkelerin ortak özelliği budur. Sanayi devrimlerini tamamlamamış olmaları, bağımsız bir ekonomiye sahip olmamaları.
Başka bir ülkenin silahlı ordularıyla işgal edilen bir ülke bunlara sahip olamaz. Bombalarla , füzelerle yerle bir edilen bir ülke bunlara sahip olamaz. Doğal zenginliklerine el konulan bir ülke bunlara sahip olamaz. Halk arasındaki her türlü etnik ve dini farklılık merkezli çatışma için emperyalist devletin yüzmilyonlarca dolarlık hazırlık yaptığı ülkeler bunlara sahip olamaz. Bu yazgıyı değiştirecek iktidarlar geldiğinde, darbeler düzenleyerek iktidarların değiştirildiği ülkeler bunlara sahip olamaz. Halkı arasında hiçbir etnik ve dini kimlik farkı olmasa bile, Ruanda'da olduğu gibi "burunları uzun olanlar" "burunları kısa olanlar" diye bir ayrım da yaratılabilir.
ABD'nin arka bahçesi olarak gördüğü, Latin Amerika'nın son 50 yıllık tarihine bir göz atın. Ne göreceksiniz ? İç savaş, çatışma, karmaşa. Afrika'nın son 50 yıllık tarihine bir göz atın. Ne göreceksiniz ? Aynısını.