İçeriğe atla


Fotoğraf

Ege Şivesi


Bu başlığa 16 cevap verilmiş

#1 Radya

Radya

    Süper Üye

  • Φ Süper Üye
  • 9.590 İleti

Gönderi Tarihi: 14 Mayıs 2009 - 17:42

EGE ŞİVESİ


1) -sevgili babaannem sokakta güneşin altında oynayıp terleyen kuzenime kızmaktadır:


-demingkden ben sene kölgelerde oyna dimedim mi?
- .....
-geberdirin çocuk seni
- .....
-git önkü yüzünü yuuka gel. sırtındakini de değiştir.koş baken!!!!





2) önkü tası horaya go = şu tabagı oraya götür
hangırıya goycem teeze ? (Hangi yere koyacağım teyze..)

Hönkürüye gıı.. (Oraya işte..)

needip goyyonuz (ne yapıyorsunuz? )



3) Otobus yolculugunda kendinden cok su istenen denizlili bir muavinin;
'sayin yolculaamiz duz mu yaladingiz? hareme kadar su yok gaari' 4) senin oğlan hangi bölümü kazandı?
tıpa kazandı



5) al bunu götüvecesen götürüve, götüvemicesen götüvecek vaa

Bu paraya götüreceksen götür,götürmeyeceksen, götürecekler var.


6) nerem deding ? : hasta birisinin şikayetinin ne olduğunu sormak için kullanılır.
örnek: kişi a: nerem deding bizim gıız? kişi b: sooma gareee, öskürü öskürü bitmediii. soonuda hurama hööle bi ağrı girdi. kıpırdeyemeyyon. tokturu gitçen hindi…



7)hööle bi yürüyüp gelive biyo , irahmat yaaiyosa semsiyeni de alive-
8) gülü gülü deezem (güle güle teyzem) dedigi de bir arkadas tarafindan test edilip onaylanmistir



9) 'sıranızı geçin'

-denizli anafartalar lisesi müdürünün öğrencileri hizaya sokmak için söylediği emir cümlesi:)



10) bu yorelerde pazar yerinde dolasmak da cok keyiflidir. yasli teyzecikleri opmemek icin zor tutar bazen insan kendini. ortalikta bir saat dolasip diyaloglari dinlemek bile meditasyon etkisi yapabilir.
ornek:

- domat dativeecenmi iki gilo.
- dattim dattim. aha suracikta. aliveecen mi?
- alcem de tobayi aciveecen mi?
- accem de parami cikariveemedim bi dakka bekleyiveecen mi?
- bekleyiveririm nolcekki...
seklinde uzar gider.

bir sure ortalikta dolastiktan sonra 'beni bak' denilmesi normal gelmeye bile baslayabilir. ..



11)Denizli'de iki kadın pazarda karşılaşırsa
-ne buuuu neree gidik gidesiiin??
-çocuklaaa döndeeme (dondurma) isteepturuu ne zımandıı..


12) - biyol ötüvee çil horozum (bir kere öter misin çil horozum?)


13)-'dinelmek' vardır, (ayakta) durmak anlamında:

- bizimoğlan orda dinelme de beni bi çay yap. (arkadaşım/çocuğ um ayakta durma da bana bir çay koy.)




14)Mersindeyiz, Denizlili bir hemşehrimiz ögretmen..Sınıfta gürültü yapan bir öğrenciye bağırır,

-Kızdırmeyin bene,şindi sene tahtaya kaldırır,sıfıra bascen.

15) eşsiz bir şivedir. gapçık ağızlı diye bir kavram vardır misal. beni bırakın, hala ne olduğunu anlayabilmiş bir nene, dede yoktur. bu şivenin özü komedi üzerine kurulu gibidir sanki. misal dedeniz size küfreder ama belki anlayamadığınızdan belki de söylediği şeyin komikliğinden dedenize kızamazsınız bile.

-dede neden bu böyle?
-sus bakem gapçıkaazlı!
-o ne demek dede?
-höyt höyt edip durma bakem gömüveğcem şimcik depçiğine


işte böyle. bu ve bunun gibi kendine ait söylenişi son derece komik, ama ne anlama geldiği tam bir muamma olan kelimeler içerir bu şive...

Azıcık karate bilirim:)

twitter.png
 


#2 Misafir_gelincik_*

Misafir_gelincik_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 15 Mayıs 2009 - 08:11

Beni bak kızganıvedin deme trakyaca sözlüğü görünce. :D

Çok güzel olmuş benimde bu şive ile konuşan bir kaç arkadaşım var. Gerçekten böyle konuşuyorlar. Çoğu eğitimli ama ne kadar düzeltmeye de uğraşsalar bir biçimde kayıveriyor şiveleri.

gapçık ağızlı diye bir kavram vardır misal. beni bırakın, hala ne olduğunu anlayabilmiş bir nene, dede yoktur.


Bu Trakyada da kullanılıyor . Belki aynı anlama geliyordur.

Kapçik agizli : agzinda bakla islanmayan, çat çat herseyi soyleyiveren

#3 Radya

Radya

    Süper Üye

  • Φ Süper Üye
  • 9.590 İleti

Gönderi Tarihi: 15 Mayıs 2009 - 10:48

He gıı kızganıvedim... Dendi bizim de bi topikimiz olsun gari deyivedim :D :P

Azıcık karate bilirim:)

twitter.png
 


#4 deniz_kizi

deniz_kizi

    Uzman Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPipPip
  • 3.219 İleti

Gönderi Tarihi: 15 Mayıs 2009 - 11:43

OOO ben bizim buraları yazsam :islik:
Ayyy radya abla bayıldım muavine :yuvarlan: süper :P

Ben hüzünlerle sevdim şiirleri Ben hüzünlerle büyüttüm kendimi Küçükken gamzelerim vardı benim Büyüdükçe hüzne sattım hepsini.

#5 Misafir_Yakisikli_*

Misafir_Yakisikli_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 16 Mayıs 2009 - 00:02

OOO ben bizim buraları yazsam :islik:
Ayyy radya abla bayıldım muavine :yuvarlan: süper :P


:yuvarlan: Sende yazivede sizin oralarinda gonusmalarni oreniverek gari.. :)

#6 Radya

Radya

    Süper Üye

  • Φ Süper Üye
  • 9.590 İleti

Gönderi Tarihi: 16 Mayıs 2009 - 00:11

:yuvarlan: Sende yazivede sizin oralarinda gonusmalarni oreniverek gari.. :)


Heh şinci doğru söleyivedin gadeşim :lol:

Yürü gıı get doğru, geti bakem sende sizin memleketin sözlünü :angry:

Azıcık karate bilirim:)

twitter.png
 


#7 odisseus

odisseus

    Yeni Üye

  • Φ Yeni Üyeler
  • Pip
  • 89 İleti

Gönderi Tarihi: 16 Mayıs 2009 - 00:17

Çiğdem bizim buralarda bir çiçek adı,sizde sanırım kabuklu yemiş,ayçiçeği.

#8 Misafir_S.e.t.h_*

Misafir_S.e.t.h_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 16 Mayıs 2009 - 00:18


Şu sözlüğe biraz da bizim faydamız olsun gari :lol:



aboo, abu: hayret, ya da bazen farkli bir vurguyla alay anlaminda ünlem.

accik: azicik

adam hasan: bir ise yaramadigi halde kendini önemli gören.

aga, agabey; agame’n, abimlerin.

agibat: avukat; çok konuskan, sözleriyle çevresini etkileyen. "o pek agibattir"

agi: zehir

agilamak: zehirlemek

agina yivine bakmak: bir seyi uzun uzun incelemek

agizi babiç gibi : cok övünen, kendini begenmis.

agizi yirik: çok simarik, övüngen (özellikle kadınlar arasında)

agizina gili’ina bakmamak: haddini bilmemek

agizini dakmak: çok oyalanmak, her gördügüyle konusarak zaman harcamak

agzinna barba: agzina kadar

agustos gabagi: usturadan geçirilmis (kel) bas

aha: iste,

aha bakana: iste surada

ahar: ahır, çesme

akbasli: bir yabani ot, suyunun soguk alginligina iyi geldiğine inanilir.

akser: akhisar

alemiyon: alüminyum

alengirli: karmasik

alentirik: (bazı köylerde) elektrik

aliç: yaban erigi

amcame, babame; amcamlar, babamlar

amel olmak: ishal olmak

ananat: cift çatalli dirgen.

anası gilikli, babası gilikli: anasina, babasina çeken

anine: anneanne

angara babici: lastik ayakkabi

annanmak: bos bos yatmak, uzanip durmak

aparlo: hoparlör

appa: abla

appak: beyaz, temiz

apturaman: abdurrahman

arafet: rafet

arap: zenci

ardaradan gonusmak: birinin arkasindan konusmak

artikla çeneli: lüzumsuz yere konusan

asar: hisar

a’şam: aksam,

a’sam oltu; akşam akşam, akşam vakti,

a’sam ezeri: aksam üzeri

avciklamak: avuçlamak

avdan: pazar günü

avdan ertesi: pazartesi

avkannamak: birini alaya almak, küçük düşürmek.

avla: avlu

avurt: yanak

ayaklik: seyyar merdiven

ayi gibi olmak: gayet saglam, saglikli olmak

ayran o’mak: sallantidan basi dönmek

babiç: pabuç

babicagizli: simarik

badilcan: patlican

bakam, yapam, gidem vs. : bakalim. yapalim, gidelim.

baasik: bagirsak

balikkesir: (köylerde) balikesir

bali: bari

bali guli gonusmak: (bazı köylerde) hizlı hizli ve anlasilmaz konuşmak

basini yiyesice: bir ilenme (beddua) sekli

batanes: patinaj, araba batanes yapti

batir: durup batir, gelip batir: durup durur, gelip durur.

baza®: pazar, alisveris günü, carsamba.

baza® isi: degerli madenden olmayan takilar için kullanilir

bazara çikmak: alisverise çikmak, pazarda mal satmak

bazar ekmegi: hazır satılan (sarı) ekmek

becertlemek: becermek

belenarı: söyle böyle, idare eder

belermek: çok göze çarpmak

bezdirme: bazlama

bildir: geçen seneden önceki sene

bitrak: pütürlü, yapiskan

bibi: hindi

bide: pide, suratı bide gibi olmak, asik suratli olmak.

bitirim: hos sohbet, kurnaz.

biyo: bir kere. dur biyo, hele bir dur.

bizim o’lan: erkek arkadasa, ya da yasça küçüge içtenlik ifadesi

boklavat: ise yaramadıgı halde zahmet getiren seyler, isler.

bolarmak: bollasmak

bostan bozma: bostan hasadı

bölce: kuru fasulye, bölce asi, kuru fasulye yemegi

bööce: böcek

böönek dutmak: hayvanlari böceklerin isirmasi

böörek: börek; böbrek

börtmek: günes altinda kararmak

börttürmek: közde pisirmek

böyük: büyük

böyuk va, (köylerde) büyükbaba

böyük poyradan: çok yüksek sesle

böyün: bugün

buldey: bugday

buley: (bazı köylerde) keske

bu’na: pınar, çesme,

burnuna girmek: birine söylenmek, yaptiklarindan dolayi onu azarlamak, paylamak

burnundan solumak: çok sinirlenmek

bu yanni: bu taraf

büzütmek: bir köseye çekilip sessiz durmak

canavar: kurt

caniklenmek: cesaretlenmek

ceniz: çeyiz

ceviz çuvali gibi: geveze, çok konusan.

ciba®: küçük çocuk.

cıvara: sigara

cingildak: igreti

ciss!: cocugun bir seye dokunmamasi için söylenir

cizman: agzi, yüzü pislik içinde olan

cibil: illet

cigirgen: isirgan otu

cimcirmek: çimdik atmak

cingar: kavga, cingar çikarmak, kavga çikarmak.

cin gus: serçe

cirbe: ezilmis sey

cirbesini çikarmak, ezmek, birini fena dövmek

cirehet: cerahat, irin

cort cort atmak: yalan söyleyip övünmek

cumey: cuma günü

cumey a’samı: persembe günü

cumey ertesi: cumartesi

çakildakli: çok konusan, espri yapip nese saçan.

candirma: (köylerde) jandarma

cavdir: çavdar

çeket: ceket

çenesi çekilesice: bir ilenme (beddua), ölesice anlamında

çepezen: beceriksiz, elleri birbirne dolasan

çetçi: 1. çerçi 2. ceplerinde ivir zivir bulunan

çivdirmak: çildirmak, sinirlenmek

çivgin: çilgin

çime: küçük çay baligi

çinet: dilim; karpuz çinedi, karpuz dilimi

çinibidi: kurnaz, canli hareketli kadin

çiritmek: çömelmek

çirk: kavun karpuzun çekirdekleri

çirsiz: pis, bakimsiz

çomak sokmak: birinin isine engel olmaya çalismak

çona: belin yan kisimlari

çölmek: çömlek

çömeşmek: çömelmek

çönmek: çömelmek

daki dakivermek: tokat vurmak

dam: ahır, hapishane,

dama girmek: hapse atılmak

damı gatirani yiyesice: bir ilenme (beddua) şekli, "aç kalasica, zarar göresice" anlamında

danes: gürbüz, tombul erkek çocugu

das: tas, das oyunu: okey oyunu

davri: gibi, benzeri

dayi: güzel, iyi. dapdayi. çok iyi, çok güzel.

de gidi de!: (ne deyon sen sades, de gidi de!) karşısındakinin dediginin doğru olmadigini, ya da durumun onun dediğinden daha vahim olduğunu anlatan ifade.

de mi?: degil mi?

degmen: degirmen

de kana!: iste surada

del: degil

delik aramak: bir seyi bozana kadar kurcalamak

dendi! dendi ha!: sakın ha!, (bazen) hadi

denistirmek: (bazı köylerde) degistirmek.

dernek: hayvan pazari, sali günü.

dertli: çok zayif

desteye gitmek: bugday hasadina gitmek

deste çekmek: bugday hasadi yapmak

devris: dervis

deye: diye

deyem: diyelim

deyid etmek: firsat vermek, hakkini vermek

deyon: diyorum, deyon: diyorsun (yapiyon, yapiyon vs.)

dikiz: cok kati, kati oldugu için yenmesi güç olan yemek.

dimdim: cümbüs (çalgi)

dirgı: genç horoz

dirna: turna baligi (bir tatlisu baligi)

dinelmek: ayakta durmak, dikilmek

dinelip galmak: bir sey elde edememek, hezimete ugramak

din gaçmak: (kadın çorabı) kaçmak

diran: dirgen

domalan yemek: (aslında) hiçbir sey yememek

domatis, tomata: domates

mombey: manda

don: pantolon

donsuz tumansız: açık saçık, çiplak vaziyette

donuz: domuz

donuz sikisi: içine çok az su katilan rakı

dönük dönük dönmek: ortada dolasip durmak

dörmek: yaramazlik yapmak

dört kemik: çok zayif çocuklara söylenir

duba gibi olmak: çok sisman olmak

duda’ni düşürmek: aglamak üzere olmak

dudu: bir kiz adi

dumaa o’mak: soguk alginligina tutulmak

dumbadiz: asiri sisman

dut gibi olmak, dut gibi serhos olmak: cok fazla içip sarhos olmak

duz agisi: çok tuzlu

duz dagilir gibi dagilmak: cam esya vs. bin parçaya bölünmek

duz dası gibi: çok agir

dükken: dükkan,

düm: (çocuk dilinde) su

düskün durmak: cani sikkin ve yorgun görünmek.

düven: döven (ziraatta)

ebe: nine, büyükanne

ebes gibi galmak: dislerinin çogunu kaybetmek

ebermek: getirmek; enkini ebe® ge(l)!, şunu getir gel!

ehlarız: uslu, sakin, aklı basında

ehligof: (köylerde) bilirkiei, ehlivukuf

el elin eseni islikla çagirimis. birinin digerinin isini kar amacli yapacagini anlatir

eli masali: (daha çok) çocuklarina sert davranan anne

emme: ama

emme haaa!: “hiç olur mu öyle!” “öyle lüzumsuz bir laf ettin ki”! anlaminda

encik: köpek yavrusu

engas: yalan

enisber: çiftçi

enki: su, karsindaki

enkicöle: bu sekilde

enmek: inmek

enseri: civi

enteri: elbise

erebis: bir kiz adi

erecep: recep

erimez seker: akide sekeri

eriyip guruyup gitmek: çok zayiflamak

esas: dogru, gerçek; esas mı? sahi mi?

eselmek: rahatlamak, ferahlamak

e’sik: eksik

e’sigakilli: zekaca geri

e’sikli o’mak: mahcup olmak

esirmek: bagirip çagirmak

estirikli: sürekli karar degiştiren, maymun istahli

ettiyar: ihtiyar, yasli

evcek: bütün aile fertleriyle birlikte

eveli: eskiden

evlek: bir dönümün dörtte biri, 250 m/2’lik arazi

evsmek: etrafta kosusturup durmak

ey!: efendim, ne var?

eyi: iyi, eyimin?: iyi misin?

eyirtmen: (eski) egitmen

ezen: ezan

ezmesini çıka®mak: bir seyin biçimini fena halde bozmak

fanne: fanile, t-sört, kazak.

fasille: (uzak köylerde) fasulye

fatmak: bir seyi vurarak kirmak, sovan, karpuz fatmak, soganı, karpuzu yere vurarak kirmak

faylamak: lavaboyu, kaplari vs. temizlemek

fıgan erigi: yassi, iri erik

fiskirik: gövde içi boş, yabanil bir ot.

fincanci gatirlari gibi: çok gürültülü (hareket)

firek yarasi gibi: çok aci veren (yara)

fisne: vişne

fonguduklu: hoyrat, kaba.

fosurdatmak: sulu seyleri ses çikararak yemek

furun: (bazı köylerde) fırın

gaades: kardes, arkadas (daha çok kızlar arasında, kız arkadas anlaminda)

gaa’la®: kadinlar.

gaba: zevzek, kaba

gabadan gitmek (gonusmak): zevzekçe ve anlamsız davranmak (konumak)

gaba seker: yumusak, renkli seker

gabık: kabuk

gabirga: kaburga, eninden ikiyi bölünüp islatilan ev ekmegi

gaç!: (birşeyden uzak durmak anlamında) aman!

gaderci: sans oyunu oynatan

gader çekmek: sans oyunu oynamak

gadirye: kadriye

gak!: kalk! gak gala!, kalk artik

galey: kalay, galeyli, kalayli

galbir: kalbur

gambir: kambur

gali (ga’n): gayri. “istanbula gedik gali, gali demeyem gali”!

gamanmak: birseyin üstüne yayilmak, çikmak, yere gamanmak, yere yayilmak

ganel: kanal

gangal: karpuz kabugu

gangimak: ziplamak

ganirtmak: germek, gererek kirmaya çalismak

gapgaygisiz: hiç umursamadan, aldirmadan

gapsak: büyük kalbur

gapsin: av tüfegi fisegi

gara: esmer

garalik: okul önlügü, peçe.

gardolap: gardrop

gargi: kuru ottan çit

garni almamak: tahammül etmemek, içine sindirememek.

garni gabarmak: tahrik olmak, endiselenmek, telaslanmak

garnini gabartmak: tahrik etmek, endiselendirmek, telaslandirmak

gassim: kardesim, ge gassim: gel kardesim

gasik hamuru: kasik içi büyüklügünde parçalara ayrılıp hashasa bulanan ve suda haslanan hamur

gatiran: katran

gavirma: kavurma

gavlamak: yakmak, birseyin yüzeyinde yanik meydana getirmek

gavzanmak: geçinmek

gaydiriguppak: oynak, canlı, hareketli (kız)

gayil o’mak: razi olmak

gayinna: kaynana

gayirmak: endiselenmek

gaziyak: roka gibi bir ot

gelberi: sürgü (ziraat)

genevirt: kerevit (tatli su istakozu)

genirmek: gegirmek

germe: merdiven korkulugu

gevs almak: (bazi köylerde) yavas yavas yemek

geycek: giyecek

geyim-geycek: temel ihtiyaçlar

geymek: giymek

gilalamak: birini kiskirtmak, tahrik etmek

gilalanmak: bir isi yapmaya kendini hazirlamak

gildirdamak: birseylere dokunarak mütemadiyen rahatsiz edici ses çikmasina neden olmak

gildirdatmak: bir seyle oynayip ses çikartmak

ginaa gitmek: ayip olmak

givanmak: onur duymak, sevinmek

giraamak: saçları beyazlasmak

girik ciba®: küçük çocuk

girik gücük: küçük, önemsiz seyler

giyir: nemli kum, micir.

giynesik: aralik, kapi giynesik, kapi aralik

giynestirmak: kapiyi hafif aralik birakmak, birinin eline para vs. vermek

gizimiz (özellikle üstsoy-altsoy disindaki yakin akrabalarin ve tanidiklarin) kendinden küçük kizlara sevgi ifadesi

giz ardina gitmek: kız evlendikten hemen sonra kizin anne babasini ziyaret etmek

giz o’sun da çamurdan o’sun: her kiza ilgi gösterenlere söylenir

gizarip bezermek: utanmak

gine: gene, yine

gobak: hashasin kabugu

gobak yimis dombey gibi olmak: deli gibi ortalıga dalmak, saldirgan olmak.

goca dokdok: büyük horoz, ailenin söz sahibi en yasli erkegine saka olarak söylenir.

gocagus: atmaca

goca öküzün yanında duran ya huyundan ya suyundan: birinin yakın arkadasindan etkilenecegini ifade eder

godes: üç kagitçi, ahlaksiz.

goley: kolay

gonsu: komsu

gopçaları goyvermek: korkmak, ürkmek

gor o’mak: çabuk bitirilen türden yemek olmak. gizartmasi gor oluyo, kaynatam (kaynatalim) bari.

govcu: dedikoducu

gov geçmek: dedikodu yapmak, birini kötülemek

govlasmak: karsilikli dedikodu yapmak

göcen: tavsan yavrusu

gödek (civci gödegi): küçük bir çörek

gögem: bögürtlen

gögermek: yesillenmek

gökgövur: kertenkele (yesili)

gökgözlü: mavi gözlü

görünmek: birine çikismak

göv: gökyüzü

göynek: atlet

gözle’ni belertmek: bön bön bakmak

gözleri ovalip galmak: çok zayiflamak

gözüne görünceklmak: bir olumsuz durumun birinin başına gelmesi muhakkak olmak

gubat: kaba, kibar olmayan, gubat gubat gonusmak, kaba kaba konusmak, çok gubatsin, çok kabasin

gubur: deste, bir gubur kiprit, bir deste kibrit

gudum gudum gudurmak: çilgina dönmek, huysuzluk yapmak, eziyet etmek

gulagi fannamak: kulagi uguldamak

gulagi uzun o’mak: birseyi duymazliktan gelmek, söz dinlememek

gulak: salçali bir hamurisi

gumda oynamak: çocuklarin sokakta oynamasi

gurk: civciv çikaran tavuk

guru guru oturmak: ikramsiz sadece oturmak

guru yere od düşürmek: ortaligi alevlendirmek

gurum: havada uçusan kül

gurumsalik: (özellikle yiyecek bakımından) fakirane

guymak: içine koymak

guzguna yavrusu hos gelirmis: herkesin kendi çocugunu ne olursa olsun sevecegini anlatan söz

guzumuz, gusumuz: (özellikle üstsoy-altsoy dışındaki yakın akrabalarin ve tanidiklarin) küçük çocuklara sevgi ifadesi

gübür gübür kosmak: hizli hızli kosmak

güççük: küçük

güççügakli: cocuk akli

gündöndü: ayçiçegi

gündöndü dövmek: ay çiçegi tanelerini sopayla vurarak çikarmak

günnüge gitmek: dönügümlü olarak kadinlarin birbirinin tarlasina çalısmaya gitmesi

günnükçü: bir baskasinin tarlasinda, daha sonra kendi tarlasinda çalisilmasi karsiliginda is gören kadın

günnük ası: günnükçüler için pisirilen yemek

ha: evet

ha bakam, de bakam: ugrasa ugrasa

haden, hadendi: haydi (birden fazla kisiye)

ha deyvemek: biriyle fazla tartismamak için kerhen sözlerini onaylamak

habar: (bazi köylerde) haber

hacaa gibi: nanemolla, en üst dügmesini bile ilikleyen

hac’umar: cimri

haçça: hatice

hadirlez: hidrellez

halayinna gelmek: bir yere kalabalik olarak gelmek

hallibiram: halil ibrahim

haminne: hanim nine anlaminda

hana?: hani

haney: salon

haneydi ya!: keske öyle olsaydi

hanki: (bazı köylerde) hangi

hanter: halter

harala gürele çalismak: çok çalismak

harana, harin: çok yiyen, tikinan

har har solumak: derin derin solumak

hartos martos etmek: ortaligi karistirmak.

hasit: haset, çekemeyen

hasitlenmek: hasetlenmek, çekememek

hastalaa o’mak: çok üzülmek

hases: hashas

hasimenesice: “hisim inesice” anlaminda küfür

hayir: genel ziyafet

hayir asi: genel ziyafet yemegi

helva basmak: helva yapmak

herfene: küçük çapli bir piknik

herfenelik: yolluk, azik

het deyvemek: birine kizmak

hikicik dutmak: hiçkirik tutmak

hiçevsiz: (özellikle köylerde) hiç umursamadan aldirmadan

hinayet: hiyanet, kötülük

hinayet islemek: kötülük yapmak

hinci: 1. simdi, 2. duvar yariklarinda gezen bir tür böcek

hinden son’a: is isten geçtikten sonra

hisdanmamak (hisdanmeyvemek): hiç ilgilenmemek, umursamamak

honturuk: çok büyük (sey)

horaz: horoz

horazlanmak: diklenmek, kabadayi gibi davranmak

horiye: huriye

hökemet: (eski) hükümet

hölbürdetmek: bir seyi ses çikararak içmek

hönkür hönkür a’lamak: hüngür hüngür aglamak

hövkelenmek: öfkelenmek

hövkürmek: bagirmak, haykirmak

igdik digdik etmek: asilsiz mazeretler öne sürmek

ilabada: bir tür ot

ilamir: ihlamur

incik cincik: degersiz, gereksiz seyler

iralmak: uzaklasmak, uzamak

i mi? i me?: tamam mi?

i’nesiz ari gibi: söylenip, mizmizlanip duran.

ibiram: ibrahim

iddaha: idia

iddahaci: tartismayi çok seven

iki yanna bakmak: oyalanmak.

ile dutaa yanni ga’mamak (o’mamak): ise yaramaz hale gelmek, ise yaramaz olmak

ileyen: legen

ilistir: kevgir

ilistiri çikmak: çok eskimek

imine: emine

in donuzu: (daha çok kizlar için) hiçbir is yapmadan oturan, ev islerine bakmayan, tembellik eden.

irebetli: yakisikli, delikanli

irebetsiz: kiliksiz, hos bir görünüsü olmayan

ireçbe®: isçi

isdambol: istanbul

ismel : (bazi uzak köylerde) ismail

iscek: içecek

is dutmak: bir ise sahip olmak

kâatli seker: kagida sarılmıs seker

kafasinda övezle® dolasmak: basi çok agrimak

kaktirmak: itmek

kapaksiz: terbiyesiz

kasin: toz, toprak, süprüntü

kasmak: kismak; kendini kasmak, yemek yemeyi azaltmak, rejim yapmak

kayrak: kizlarin ziplayarak taş sürükledikleri oyun

kekeç: çekiç

keram: kerem

kelem: lahana

keletter: büyük sepet

kel ka’ya: herseye karisan, burnunu sokan

kepeze etmek: birini azarlamak

keranaci: daha çok kötü insanlar için kullanilir, bazen kurnaz insanlara denir

kestene: kestane

kestene çiktigi gabigi begenmezmis: sonradan görmeler için kullanilir

keyfe gelmek: içki içip rahatlamak

killi barak: saçi sakali çok gür, vücudu killi adam

kirk yalan: çok yalanci

kitmek: oyunda yenmek

kitilmek: oyunda yenilmek

kiprit: kibrit

kirkit: hali dokumaya yarayan tarakli demir

kitibiyoz: cimri

kindi: ikindi

kipri: kirpi

kompil: patates

kölge: gölge

köpcüklü: agzinda laf durmayan, sirları ifsa eden

köv: köy

kövlü: 1. köylü 2. “bizim köylü” anlamında

künah: günah

künge: küçük işe yaramaz cisimler, toz vs.’den olusan çöp

küren: bir tür bögürtlen

kürümek: kürekle kar vs. uzaklastırmak

kütaya, kötaya: kütahya

laf deyid etmemek: kimseye söz hakki vermemek, hep kendisi konuşmak

laf esitmek: tepki görmek

laf sö’lemek: hakaretamiz konuşmak

laf yimek,: hakarete ugramak

lagir lagir kusmak: bol miktarda kusmak

len: ulan

lök dasi gibi oturmak: hiçbir is yapmadan tembel tembel oturmak

ma!: al!

macur: muhacir, göçmen

maket: salondaki uzun sedir, sofa

mal: büyükbas hayvan

mal galdrimak: mallari haczettirip muhafaza altina aldirmak

mal gibi: aptal, bir yetenegi olmayan, pasif.

mamrit: cok yiyen, yemeye doymayan

marazlanmak: 1. huylanmak, sorun çıkarmak; 2. istahsiz olmak.

marazli: 1. huysuz, herseyi sorun eden; 2. istahsiz.

mayisli mayisli kokmak: kötü kokmak, ahirdan gelmis gibi kokmak.

meletmek: çok fena dövmek

memedotu: bir tür ot

mençire, pençire: (bazi köylerde) pencere

merdimen: merdiven

mere: mera

meres: miras

meyasil: hemoroid, basur

minehet: ekmek tasinan uzun, sig tekne

mizmele: devamli söylenerek eziyet eden

mocuk: domuz yavrusu

momu: (çocuklari korkutmak için) “öcü” anlaminda

motur: motorsiklet, traktör

mungariz etmek: ziyan etmek, gereksiz yere harcamak, yiyip bitirmek.

mücüde: müjde

mücüde etmek: müjdelemek

nacak: balta

nahha!: ilenmeye, bedduaya baslangiç kelimesi

nana: nane

narasin: nerede! hiç olacak sey mi?

navriz: zambak

neden, nisleyen: ne edeyim, ne yapayim (çaresizlik ifadesi)

nediyon: ne yapıyorsun?

nimelere yatasıca!: bir ilenme (beddua) sözü

no’dum delisi o’mak: birden zengin olup fazla simarmak

nohot: nohut

o’lumuz: (özellikle üstsoy-altsoy dışındaki yakın akrabalarin ve tanidiklarin) kendinden küçük erkeklere sevgi ifadesi

oluve®mek: birine çikismak.

omadik helva: gofret biçiminde sekerli yiyecek

omeyvesin: olmayiversin

ortaligi panayir yerine çevirmek: davranislari yüzünden herkesin toplanmasina neden olmak

oskurduma gitmek: bir seyi çok abartmak, gereksiz yere telaslanmak.

ovsalamak: oksamak

ovsalaken avkannamak, ayı enigini ovsalaken avkanna®mış: çocuklari canini acitarak sevenlere söylenir

ödür: birine yük olmaktan kaçinma, mahcubiyet hissi.

ödürlenmek: birine yük olmaktan, zahmet vermekten kaçinmak, mahçup olmak.

ödürsüz: mahcubiyet duymayan, birine yük olmaktan kaçinmayan

ökkenni goyun: öksürüp duran çocuklara söylenir

öküz öldü ortaklik ayrildi: çikar iliskisi biten insanlarin birbirinden uzaklaşmasi anlaminda kullanilir

ö’le: öyle, ö’le del sades: öyle degil arkadas.

öö’le: ögle, öö’loltu: ögle vakti.

ö’len: ögleyin,

öö’sen: herhalde. "sopasini veren allah öö’sen odununu kömürünü de veri sades" sobasini veren allah herhalde odununu, kömürünü de verir arkadas.

öreyle patetisi gibi: (daha çok kizlar hakkinda) sisman.

örüzgee: rüzgar

ö’sürük: öksürük

öten: geçenlerde

öte yannı: öbür taraf

övelip galmak: tek basina kalmak, dislem çekilince su dis orta yerde öveldi galdı.

övez: uçusan küçük sari bir böcek

paçaloz: sünepe, beceriksiz, kendine bakamayan

palanga: falaka, kelepçe

paparayi yimek: azar isitmek, zilgit yemek, basi derde girmek

para siçmak: her yanindan para çikmak

parti: bahçe duvari

patetis: patates

patos: patöz

pavkirmak: aksirip tiksirmak

pellenço: deli gibi, komik adam, palyaço

pepe: ne dediği anlasilmayan

pepelemek: anlasilmaz biçimde konusmak

piransa: pirasa

pismak: pes etmek

pirelenmek: süphelenmek

pirket: briket

pisi: bir tür hamurisi

pörsmek: havasi inmek

pusmak: sessizlesmek

pusutmak: somurtmak

püsküt: bisküvi, gaymakli püsküt, kremali bisküvi

radiyo: radyo

romuk: römork

sabanga: sapan (kus vurmak için)

sadecim: arkadasim

sades, sa’s: arkadas

safur: sahur

saksak: seker ve su yüzünden yapıskan hale gelme

salgaraya gitmek: kendini tesadüflere birakmak, riske atmak

salmalik: muhtar (“salma salan” anlaminda)

sal o’mak: ishal olmak

samsak: sarimsak

sangadak, sangadanak: birdenbire, aniden

sangi: saf, aptal, pisirik

senet-sepet: senet ve diger belgeler

seyitmek: kosmak

sigira salmak: büyükbas hayvanlari çobanin gözetimine birakmak

sintira çekmek: soguktan titremek

siraca yiyesice (siracala yiyesice): (daha çok kadinlar arasinda) bir ilenme (beddua sekli)

sivarmak: sulamak

sivik sakizi gibi olmak: birinin kuyrugu olmak, onu rahatsiz edecek derecede yanindan ayrilmamak

siyirma: taze fasulye

sivtinmek: kasinip durmak

sobil: (saklambaç oyununda) sobe; saklambaç oyunu

so’na: sonra,

so’nadan keri: daha sonra

sopa: soba

sovan: sogan

söbe: egri, sivri

söbeltmek: sivriltmek

surati tursu satmak: asik suratli olmak.

suratinda seytanna cirit atmak: içinden pazarli olmak

susa: sose, asfalt

sülaha: züleyha

sümcük: pis, herseye bulasan, her buldugunu yiyen

sünet: sünnet

saskaloz: saskın, sersem

saskin: çok zayif (gizimiz, sen saskın o’muşun yalım, kizimiz sen galiba çok zayiflamissin)

sastim asi: alelacele yapilan yemek

seher: sehir

seherlenmek: yapmacik biçimde kibar ve düzgün konuşmaya çalismak

seherli teklifi: nezaketen yapilan, aslinda kabul edilmesi arzulanmayan teklif, davet

sekar: (bazi köylerde) seker

sengirdetmek: sesiyle ortaligi çinlatmak

silarmak: parlamak

silarti: parlaklik

sinci, sincik: simdi

sulf o’mak: sulh sözlesmesi yapmak

tabakhaneye ********* yetistirmek: gereksiz yere acele etmek

tahan: tahin

takka: takke

takkaları degisiriz: külahlari degisiriz

tapa etmek: bir iyiligi durmadan birinin yüzüne vurmak.

tarla-takka: tasinmaz mallar

tarna: tarhana

tat: sözleri kirici olan, sert

tatafiye: rasgele, hesapsiz,kitapsız. düşünmeden, dogaçlama olarak. "sen tatafiyeden gonusuyon", sen düsünmeden konusuyorsun)

tatta: tahta

tattali köv: mezarlik, öbür dünya

tav o’mak: biriyle evlenmeyi düsünmek

tef gibi gerilmek: çok sinirlenmek

tefe goymak: biriyle alay etmek

telbiz titiz: temiz, titiz

teltik: yanlis.

temin: demin

temreke: çiban

temsit: temcit

ten’elmek: tenhalasmak, sakinlesmek, ortalık ten’eldi, ortalik sakinlesti, tenhalasti

tepelemeden gitmek: bir yere randevu almadan, hesap kitap etmeden gitmek, (ya da) plansiz islere girismek

tepelemeden gonusmak: lafi önceden dinlemeden araya girip ilgisiz konusmak

teyip: teyp

teze: 1. yeni, daha yeni olan, taze, 2. az önce demin, daha teze söyledim.

tin deyip gitmek, tingadak gitmek: ölüvermek

tireş: tiras

tih dedirtmek: fena halde bikiırmak, usandirmak

tilki erisemedigi üzüme gök dermis: haset insanlar için kullanılır

tinsirmek: aksirmak, burnunu sümkürtmek

tirit: 1. fasulye suyuna bandirilmis ekmek dilimlerinden, biber vs’den olusan yemek 2. çok yasli (özellikle yasli adam)

tivtmek: bir seyi dagitmak, parçalara ayirmak

tiydirip geçmek: teget geçmek, siyirip geçmek

tokurcum: 3 tokurcum, 3 tas oyunu, 9 tokurcum, 9 tas oyunu

tolu: dolu, tolu yagiyo, dolu yagiyor

tomata: domates

tövb’o’sun: bir yemin

tüngümek: ziplamak

türkü çigirmak: türkü söylemek

u, una, unun, urasi, urdan, uraya: “o” “ona” “onun” “orası” “ora*dan” ve “oraya” yerine kullanilir.

ucun ucun yimek: (nezaketten veya yemegin azligindan) azar azar küçük lokmalarla yemek

ugunmak: çok üzüntü duymak

ukela: ukala

uluk: tembel, beceriksiz kadın “uluk garinin islek gizi olurmus, islek garinin uluk gizi olurmus”

umahan: ümmuhan

umar: (köylerde) ömer

uykura: rukiye

ümügünü sikmak: (daha çok çocuklara uyari için kullanılır) ümü’nü sikarin!

ünnemek: çagirmak

ürfet: rifat

üsen: hüseyin

viva: (köylerde) baba

velesbit: bisiklet

vetlemek: hizli hizli yürümek

vizir vizir: yogun bir çabayla, vizir vizir aramak, her yeri aramak, vizir vizir çalısmak, çok çalısmak

yaarik: üzerinde odun kırılan büyük kütük

yaba: tarakli, genis yüzeyli tahtadan kürek (ziraat)

yad gelmek: (özellikle çocugun) bir yeri, ortami yadirgayip, korkmasi

yag çalmak: ekmege yag sürmek

ya’mur çilemek: yagmur çiselemek

yaho: yahu

yahodi: yahudi; kurnaz “yahodi iflas edince eski defterleri garıştırı®mış”, “mali yönden zorda kalan olmadik şeylerden medet umar” anlaminda

yakanmak: (bazi köylerde) yikanmak

yalabik: simsek, yalabik çakmak, simsek çakmak.

yal gibi: sicak oldugu için içimi hoş olmayan su vs. içecekler hakkinda söylenir

yalim: galiba, sanirim

yangiryas: aglaya aglaya

yannis yunnus: yanlis

yantiri yunturu: düzgün olmayan, biçimsiz.

yapcen, etcen: yapacagim, edecegim

yastigeç: üzerinde hamur açilan tahta

yaves: yavas

yen yen gonusmak: sesini incelterek yapmacik konusmak (daha çok kizlar için)

ye’ni: hafif

ye’nilmek: hafiflemek

yilan sadeş: samimi görünüp arkadaisinin kuyusunu kazan.

yilik, yisyilik: düzgün olmayan, yamuk

yirmak: yarmak

yir yara yiyesice! bir ilenme sözü.

yicek: yiyecek

yimek: yemek, yemek yemek, yi gali hadi, hadi ye artik.

yi memet yi!: “çok yemek var, yaşadin” anlaminda

yo: kez, kere; kaç yo gittin uraya?, oraya kaç kere gittin, iki yo, iki kere

yogurt çalmak: yogurt yapmak

yola yatimli o’mak: söz dinlemek, uslu olmak, zorluk çıkarmamak

yoz: soguk, samimiyetsiz

yoz durmak: soguk davranmak

yörümek: yürümek

yuka: yufka

yuka, yukacik: ince (giysi)

yumak: yikamak, elleni yu! ellerini yika

zebil etmek: israf etmek, yemegi yere dökmek

zele, zelike; zeliha

zingazik dolu olmak: bir yerin çok kalabalik olmasi anlaminda

zin zın etmek: mizmizlanip durmak.

zival etmek: mizmizlanip durmak.

ziyana girmek: hayvanlarin baskasinin bahçe, tarlasina girmesi


#9 Misafir_Yakisikli_*

Misafir_Yakisikli_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 16 Mayıs 2009 - 00:19

:yuvarlan: Hindi Geti vecesen geti ve getivemiceksen, getivemeyen domat ossun :yuvarlan: Ahanda biz turkum bile cigiriyoh :yuvarlan:

hava naha urularda
usupp batimin?
kar yaapduru saclarina
bilima mi? :yuvarlan:

#10 Radya

Radya

    Süper Üye

  • Φ Süper Üye
  • 9.590 İleti

Gönderi Tarihi: 16 Mayıs 2009 - 00:24

Çiğdem bizim buralarda bir çiçek adı,sizde sanırım kabuklu yemiş,ayçiçeği.


çiğdem deriz evet...

"getir bakem gelin çiğdemi,çim çim çimlenelim ajansı dinlerken" derdi dedem anneme... :D

Azıcık karate bilirim:)

twitter.png
 


#11 Misafir_S.e.t.h_*

Misafir_S.e.t.h_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 16 Mayıs 2009 - 00:33

Önce böörülceyi alcan. Nirden mi? Bazar durupduru ya orda, ordan gari… Alıalıveeyos böörülceyi, bi güzel yıkıyıp durus. Sonra atcan kaynamış suya, kaynatıveecen gaari… Kaynadımıydı börülce, alcan, tutcan, çıkıçıkıveecek kılçıklar. Gözeelce… Soona alcan limonu, zeytinyaanı, bi de sarmısağı…. Limon bahçeden olcek. Bizim bahçedemi? Olmamı, de mi ama…karıştırıvecen gaari…. Yanına bide rakı…. Dadından yinmez gaaarı… :cokkomik: :alkis: :catikkas:

#12 NICLENO

NICLENO

    Genç Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPip
  • 430 İleti

Gönderi Tarihi: 16 Mayıs 2009 - 01:03

Bir sabah otoyol açılmazdan önceki eski yoldan Çeşme'den İzmir'e otobüsle geliyordum. Uzundere yol ayrımında bir teyze el etti ve durduk. Teyze ön kapıya geldi ve kaptanımıza seslendi.
-Leng Irızaa...Hele beş dakkacık bekleyivecen mi ...Enişten şoracıkta (Eliyle çalıları işaret ediyor) işeyip duru...

***

(anonim)
Gaagıname

Gaagıı vaaa gaagıcık vaar.
Gagıdan gagıya fark vaa.
Gağgı vaa dırnak gibin,
Gağgı vaa pağnak gibin.
Gağgı var sepet olmaz,
gağgı var diynek olmaz.
Germenciğin gağgısıyla
İncirliova'nın gağgısı arasında
Bi parnak faark var.




Kargı var kargıcık var.
Kargıdan kargıya fark var.
Kargı var tırnak gibi.
Kargı var parmak gibi.
Kargı var sepet olmaz
Kargı var değnek olmaz.
Germencik'in kargısıyla
İncirliova'nın kargısı arasında
Bir parmak fark var.

Biz bir dala konmuş üç arkadaşız.
Birimizin adı ''Bilgelik'' diğerimiz.''Dürüstlük'', bir diğerimiz de ''Cesaret''.Birimiz uçup gittiği taktirde kalanlarımızın hiç bir işe yaramıyacağının farkındayız.

#13 politika

politika

    Süper Üye

  • Φ Süper Üye -
  • 10.815 İleti

Gönderi Tarihi: 16 Mayıs 2009 - 22:06

Bir sabah otoyol açılmazdan önceki eski yoldan Çeşme'den İzmir'e otobüsle geliyordum. Uzundere yol ayrımında bir teyze el etti ve durduk. Teyze ön kapıya geldi ve kaptanımıza seslendi.
-Leng Irızaa...Hele beş dakkacık bekleyivecen mi ...Enişten şoracıkta (Eliyle çalıları işaret ediyor) işeyip duru...
.
.
.
Bir parmak fark var.[/i]


Mükemmel..




SESINI DEGIL, SÖZÜNÜ YÜKSELT,
YAGMURLARDIR BÜYÜTEN BASAKLARI, GÖK GÜRÜLTÜLERI DEGIL...
BIR LAFA BAKARIM LAF MI DIYE,
BIRDE SÖYLEYENE BAKARIM ADAM MI DIYE..
EN BÜYÜK ÖZÜR SEVGISIZLIKTIR...



#14 sardunyam

sardunyam

    Süper Üye

  • Φ Süper Üye
  • 14.892 İleti

Gönderi Tarihi: 05 Haziran 2009 - 20:09

Bayılırım Ege şivesine keşke konuşabilseydim :D

Sen ışığı takip et, gölge peşinden gelecektir!

 

 


#15 Aries

Aries

    Kıdemli Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPip
  • 2.089 İleti

Gönderi Tarihi: 07 Ocak 2010 - 23:26

ana gız anaa

yaarın aaaşe gızın dügünü vaaa,ne çıtıklaam vaaa,ne mıntanlaaam vaaaa,

ağşam ola buban gele bubana söyliye,sana bi çıtıkla bi mıntan alıvesin

neese ağşam oldu bubam geedi bubama sööledik bana bi cıtıkla bi mıntan alıveedi

devamı da vardı ama unutmuşum :)

#16 Radya

Radya

    Süper Üye

  • Φ Süper Üye
  • 9.590 İleti

Gönderi Tarihi: 19 Nisan 2012 - 12:48

Bango'nun mutfak tezgahı anlamına geldiğini siz bilmiyor musunuz...:huh: Gönderilen Fotoğraf

http://www.turkish-m...uemue-aciliyor/

Azıcık karate bilirim:)

twitter.png
 


#17 Radya

Radya

    Süper Üye

  • Φ Süper Üye
  • 9.590 İleti

Gönderi Tarihi: 27 Aralık 2013 - 15:27

http://www.turkish-m...-orneklerinden/


Azıcık karate bilirim:)

twitter.png
 




Cevap ekle