Zıplanacak içerik
Efendi Türkler

Karıncaların bilinmeyen sırrı

Önerilen İletiler

..

 

Bu iki satırı okumak için size gerekli olan birkaç saniye içinde:

*Yeryüzünde 40 insan ve 700 milyon karınca doğmaktadır.

*Yeryüzünde 30 insan ve 500 milyon karınca doğmaktadır.

 

İNSAN :

 

Boy: 1 ile 2 metre arasında değişen memeli.

Ağırlık: 30 ile 100 kilo arasında.

Dişilerin gebelik süresi: 9 ay.

Beslenme biçimi: Her şey yiyen.

Tahmini nüfus: 5 milyar kişinin üstünde.

 

KARINCA :

 

Boy: 0.01 ile 3 santimetre arasında değişen böcek.

Ağırlık: 1 ile 150 miligram arası.

Yumurtlama: Sperm hücreleri stokuna bağlı olarak dilediğince.

Beslenme biçimi: Her şey yiyen.

Tahmini nüfus: Milyarlar ötesinde yaşayan.

 

Bernard Werber

 

..

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

..

 

İnsanlar karıncalarla çok ilgilenirler, çünkü onların başarılı

bir totaliter sistem kurduklarına inanırlar. Dışarıdan bakıldığı

zaman, karınca yuvalarında, herkesin çalıştığı, itaat ettiği,

özveride bulunmaya hazır olduğu, aynı düzeyde olduğu

izlenimi alınır.

Ve bugün, insanlarda totaliter sistemlerin, tümü başarısızlığa

uğramıştır. O zaman; böcek toplumunun taklit edilmesi

düşünülmüştür.

(Napolyon'un amblemi "arı" değil miydi?)

 

Genel bir iletişim için karınca yuvasını saran feromonlar

(iletişimi sağlayan sıvı cümle ya da sözcük) günümüzde uydu

kanalıyla yapılan televizyon yayınlarıdır. İnsan, herkes için en

iyisini sunduğu kanısına kapılmakta, böylece mükemmel bir

insan topluluğu yarattığını zannetmektedir.

Olayların mantığı ise böyle değildir.

 

Doğa, Darwin'in hoşuna gitmese de, en iyilerin üstünlüğüne

doğru gelişmemektedir.

(Esasen hangi kritere dayanarak böyle düşünülüyor?)

 

Doğa, gücünü çeşitlilikten almaktadır. Ona, iyiler, kötüler,

deliler, ümitsizler, sportmenler, yatalaklar, kamburlar,

tavşandudaklılar, neşeliler, kederliler, akıllılar, siyahîler,

sarı tenliler, kızıl derililer, betazlar..gereklidir. Onun her

dinden, her felsefi düşünüşten, her fanatik görüşten aklı

başında insanlara ihtiyacı vardır.

 

Yegâne tehlike bu türlerden herhangi birinin diğer bir tür

tarafından ortadan kaldırılmasıdır.

 

Suni tohumlama yoluyla en iyi cins mısır koçanı tanelerinden

alınan tohumla (an az suya ihtiyaç gösteren, don olayına

dayanıklı, çok taneli koçan veren) ekilen tarlaların salgın

hastalıklardan kolaylıkla sıyrılabildiği görülmüştür. Doğa

tekdüzelikten nefret etmekte ve çeşitliliği benimsemektedir.

Dehasının yüceliği belki de bundandır.

 

E. Wells

 

..

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

..

 

FEDAKÂRLIK:

 

Karınca incelendiği zaman, ancak dışarıdan özbenliğine

uygulanan tutkuların etkisi altında hareket ettiği duygusu

uyanabilir.

 

Kopmuş bir kafa; düşmanın ayaklarını ısırarak veya bir

tohum kopararak hâlâ yararlı olmayı deneyecektir;

kopmuş bir göğüs; çıkış yolunu düşman tarafa yıkmak için,

sürüne sürüne oraya gidecektir.

 

Bu bir fedakârlık mı?

Siteye körü körüne bağlılık mı?

Kolektivizmin getirdiği bir aptallaşma mı?

 

Hayır, karınca yalnız başına da yaşamasını bilir.

Onun güruha ihtiyacı yoktur, isyan dahi edebilir.

 

O halde niçin fedakârlık yapıyor?

 

Çalışmalarımın eriştiği aşamada söyliyebileceğim şudur:

alçak gönüllülükten, tevazudan..

 

Görülüyor ki ölüm onun için birkaç saniye öncesine kadar

yükümlü olduğu çalışmasını sekteye uğratacak kadar

önemli değildir.

 

E. Wells

 

..

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

..

 

 

Doğa, Darwin'in hoşuna gitmese de, en iyilerin üstünlüğüne

doğru gelişmemektedir.

(Esasen hangi kritere dayanarak böyle düşünülüyor?)

 

Doğa, gücünü çeşitlilikten almaktadır. Ona, iyiler, kötüler,

deliler, ümitsizler, sportmenler, yatalaklar, kamburlar,

tavşandudaklılar, neşeliler, kederliler, akıllılar, siyahîler,

sarı tenliler, kızıl derililer, betazlar..gereklidir. Onun her

dinden, her felsefi düşünüşten, her fanatik görüşten aklı

başında insanlara ihtiyacı vardır.

 

Yegâne tehlike bu türlerden herhangi birinin diğer bir tür

tarafından ortadan kaldırılmasıdır.

 

Suni tohumlama yoluyla en iyi cins mısır koçanı tanelerinden

alınan tohumla (an az suya ihtiyaç gösteren, don olayına

dayanıklı, çok taneli koçan veren) ekilen tarlaların salgın

hastalıklardan kolaylıkla sıyrılabildiği görülmüştür. Doğa

tekdüzelikten nefret etmekte ve çeşitliliği benimsemektedir.

Dehasının yüceliği belki de bundandır.

 

E. Wells

 

..

------------------------------

clover.gif

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

..

 

FEDAKÂRLIK:

 

Karınca incelendiği zaman, ancak dışarıdan özbenliğine

uygulanan tutkuların etkisi altında hareket ettiği duygusu

uyanabilir.

 

Kopmuş bir kafa; düşmanın ayaklarını ısırarak veya bir

tohum kopararak hâlâ yararlı olmayı deneyecektir;

kopmuş bir göğüs; çıkış yolunu düşman tarafa yıkmak için,

sürüne sürüne oraya gidecektir.

 

Bu bir fedakârlık mı?

Siteye körü körüne bağlılık mı?

Kolektivizmin getirdiği bir aptallaşma mı?

 

Hayır, karınca yalnız başına da yaşamasını bilir.

Onun güruha ihtiyacı yoktur, isyan dahi edebilir.

 

O halde niçin fedakârlık yapıyor?

 

Çalışmalarımın eriştiği aşamada söyliyebileceğim şudur:

alçak gönüllülükten, tevazudan..

 

Görülüyor ki ölüm onun için birkaç saniye öncesine kadar

yükümlü olduğu çalışmasını sekteye uğratacak kadar

önemli değildir.

 

E. Wells

 

..

 

clover.gifclover.gif

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

..

EVREN:

 

Evren karmaşıklığa doğru gidiyor.

Hidrojenden helyuma, helyumdan karbona.

Her gün daha karmaşık, her gün daha yanıltıcı,

eşyaların değişim yönü bu oluyor.

 

Bilinen bütün gezegenler içinde, yeryüzü en

karmaşık olanıdır. Isısının değişken olabileceği

bir bölge içinde bulunmaktadır. Okyanuslar ve

dağlarla kaplıdır. Pratikte, yaşam tarzının

yelpazesi ne kadar tükenmez olarak düşünülse

de, zekâlarıyla hepsinin üstünde olarak

değerlendirilmesi gereken iki grup vardır:

karıncalar ve insanlar.

 

Tanrının dünyayı bir deney için yarattığı söylenebilir.

Bilinçlenme yolunda, hangisinin daha çabuk

ilerleyebileceğini görmek için, tamamen çatışan iki

felsefeye bağlı iki soy ortaya çıkmıştır.

Amaç, muhtemelen gezegende toplumsal bir

bilince varmak.

Bütün türlerin beyinlerinin kaynaşması.

Bana göre, bilinç yolunun gelecekteki evresi bu

olacaktır.

 

Karmaşanın bir sonraki düzeyi..

 

Bununla beraber iki lider tür de, paralel bir gelişme

yolunu seçtiler.

 

-İnsan, akıllı olmak için beynini koskocaman bir

boyuta ulaştırıncaya kadar şişirmiştir.

Bir nevi pembemsi büyük bir karnıbahar.

 

-Aynı sonucu elde etmek için, karıncalar çok etkin

iletişim sistemlerine bağlı binlerce küçük beyin

kullanmayı tercih etmişlerdir. Mutlak değer itibariyle

karıncaların küçük parçalardan karnıbahar bileşiğinin

içinde, insan karnıbaharının içinde olduğu kadar

konu veya akıl mevcuttur.

 

Fakat bu iki akıl biçimi paralel olarak gideceği yerde

birlikte hareket ederse acaba ne olur?

 

E. Wells

 

..

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

interlock_arg-irish-ant-url.gif

 

DOGON'LAR:

 

Mali'de Dogon'lar Gökyüzü ile Yeryüzünün birleşmesi

sırasında Yeryüzünün cinsel organının bir karınca

yuvası olduğunu düşünürler.

 

Bu birleşmenin sonucu olarak dünya oluştuğu zaman

dişilik organı bir ağıza dönüşmüş ve oradan da söz

söyleme yeteneği ile maddî destek veren dokuma

tekniği çıkmıştır.

Karıncalar bu tekniği, sonra insanlarada aktarmışlardır.

 

Günümüzde hâlâ doğurganlık ayinleri karıncaya bağlı

olarak yapılmaktadır. Kısır kadınlar, Tanrı Amma'nın

kendisini döllemesi için bir karınca yuvası üzerine

otururlar.

 

Fakat karıncalar insanlar için yaptıklarında bu kadarla

da kalmayıp onlara, evlerini nasıl inşa edeceklerini de

göstermişlerdir. Ve nihayet onlara suyun kaynaklarını

bile belirtmişlerdir. Çünkü Dogonlar su bulmak için

karınca yuvalarının alt kısmını kazmak gerektiğini

anlamışlardır.

 

BEN KÜÇÜK İKEN:

 

Ben küçük iken toprağın üzerine uzanır, saatlerce

karınca yuvalarını seyrederdim.

Bu, bana televizyondan daha "gerçek" görünürdü.

 

Karınca yuvasının dikkatimi çeken gizlerinden biri de şu

oldu: hoyratlıklarımdan birinde istemeden yaraladığım

karıncalardan niçin bazılarını alıp götürüyorlardı da,

bazılarını ölüme terk ediyorlardı?

Halbuki hepsi de aynı büyüklükte idi..

Hangi seçim kriterine dayanarak bir birey önemli veya

önemsiz olarak düşünülebiliyordu?

 

..

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

lütfen karıncaları öldürmeyin, eğer evinizde varsa ucuzluk mağazalarında 1tlye diş macunları var alın onlardan ve gezdikleri yerlere sıkıın. diş macunundan nefret ederler ve bir daha o bölgeye kesinlikle girmezler sizde bir canlıyı öldürmeden evinizden uzaklaştırırsınız

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

İletiniz moderatör kontrolünden geçtikten sonra sitede gösterilmeye başlanacaktır. Eğer buna maruz kalmak istemiyorsanız lütfen hemen bir ÜYE OLUNUZ.

Misafir
İletinizi misafir olarak gönderiyorsunuz. Eğer üye iseniz lütfen GİRİP YAPARAK gönderiniz.
Bu başlığa cevap yaz

×   Zengin metin olarak yapıştırıldı..   Onun yerine sade metin olarak yapıştır

  Only 75 emoticons maximum are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Önceki içeriğiniz geri getirildi..   Editörü temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.


×

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.