Zıplanacak içerik
  • başlık
    13
  • yorum
    67
  • görüntü
    85.103

Simurg Olmak...

WhiteWitch of Narnia

3.287 görüntü

Hayatım boyunca bazı şeyleri, onlara bir anlam yüklemeden, anlamsızca sevmiş ve benimsemişim. Bu kimi zaman bir söz, kimi zaman bir fotoğraf, kimi zaman bir görüntü, kimi zaman bir anı, kimi zaman bir yaşanmışlık, kimi zaman bir masal, kimi zaman bir şiir, kimi zaman da bir an olmuş… Ne olduklarını hiçbir zaman unutmadığım gibi, gün gelip de, “Neden böyle acaba?” diye düşündüğümde ise “Bir anlamı olmalı mutlaka...” diyerek, o anlamın beni bulacağı zamanı, rutinimi bozmadan beklemeye başlamışım.

 

Ve nihayetinde bir gün, bir de bakmışım ki o anlam veremeden sevdiğim, benimsediğim şey, hayatım tarafından benim için anlamlandırılıp, yaşantıma uygulanır hale getirilmiş. İşte öyle anlarda hep “Demek ki bunun içinmiş” sözlerini içimden geçirmeden edememişim. Acaba içim, benim geleceğimi tahmin edebilme sezisine mi sahip? Doğrusunu söylemek gerekirse bunu asla bilemedim ve biliyorum ki asla da bilemeyeceğim… O yüzden sorgulamak yerine beklemeyi tercih ediyorum.

 

Ben masalları çok severim, efsaneler hep çok hoşuma gitmiştir. Seç birini deseniz; bir tanesi var ki gerçekten yeri benim için diğerlerinden hep daha farklı olmuştur. Bu sebepten olsa gerek, bunun da bir anlamı olduğunu hissetmiş ama hayatıma ne zaman ve ne şekilde bir anlam katacağını hiç bilememişimdir. Ama şimdi artık o an geldi, artık hayatıma kattığı anlamın şeklini şemalını iyice çözmüş durumdayım.

ankakusu2kopie.jpg

Evet arkadaşlar, benim efsanem Simurg… Duymuşsunuzdur mutlaka, bilirsiniz ya yine de ben anlatayım…

 

Rivayet olunur ki, kuşların hükümdarı olan Simurg (Zümrüd-ü Anka ya da batıda bilinen adıyla Phoenix), Bilgi Ağacı'nın dallarında yaşar ve her şeyi bilirmiş. Bu kuşun özelliği gözyaşlarının şifalı olması ve yanarak kül olmak suretiyle ölmesi, sonra kendi küllerinden yeniden dirilmesiymiş...

 

Kuşlar Simurg'a inanır ve onun kendilerini kurtaracağını düşünürmüş. Kuşlar dünyasında her şey ters gittikçe onlar da Simurg'u bekler dururlarmış.

 

Ne var ki, Simurg ortada görünmedikçe kuşkulanır olmuşlar ve sonunda umudu kesmişler. Derken bir gün uzak bir ülkede bir kuş sürüsü Simurg'un kanadından bir tüy bulmuş. Simurg'un var olduğunu anlayan dünyadaki tüm kuşlar toplanmışlar ve hep birlikte Simurg'un huzuruna gidip yardım istemeye karar vermişler.

 

Ancak Simurg'un yuvası, etekleri bulutların üzerinde olan Kaf Dağı'nın tepesindeymiş. Oraya varmak için ise yedi dipsiz vadiyi aşmak gerekirmiş, hepsi birbirinden çetin yedi vadi... İstek, aşk, marifet, istisna, tevhit, hayret ve yokluk vadileri...

 

Kuşlar, hep birlikte göğe doğru uçmaya başlamışlar. İsteği ve sebatı az olanlar, dünyevi şeylere takılanlar yolda birer birer dökülmüşler. Yorulanlar ve düşenler olmuş...

 

"Aşk Denizi"nden geçmişler önce "Ayrılık Vadisi"nden uçmuşlar. "Hırs Ovası"nı aşıp, "Kıskançlık Gölü"ne sapmışlar... Kuşların kimi "Aşk Denizine dalmış, kimi "Ayrılık vadisinde kopmuş sürüden... Kimi hırslanıp düşmüş ovaya, kimi kıskanıp batmış göle...

 

Önce bülbül geri dönmüş, güle olan aşkını hatırlayıp;

Papağan o güzelim tüylerini bahane etmiş (oysa tüyleri yüzünden kafese kapatılırmış);

Kartal, yükseklerdeki krallığını bırakamamış;

Baykuş yıkıntılarını özlemiş;

Balıkçıl kuşu ise bataklığını...

 

Yedi vadi üzerinden uçtukça sayıları gittikçe azalmış ve nihayet beş vadiden geçtikten sonra gelen Altıncı Vadi "Şaşkınlık Vadisi" ve sonuncusu Yedinci Vadi "Yokoluş Vadisi"nde bütün kuşlar umutlarını yitirmiş... Kaf Dağı'na vardıklarında geriye otuz kuş kalmış.

 

Sonunda sırrı, sözcükler çözmüş: Farsça "si", "otuz" demektir... "murg" ise "kuş"...

 

Simurg'un yuvasını bulunca ögrenmişler ki; "Simurg", "Otuz Kuş" demekmiş.Onların hepsi Simurg'muş. Her biri de Simurg'muş.

 

Sonunda 30 kuş, anlamış ki, aradıkları sultan, kendileriymiş ve gerçek yolculuk, kendine yapılan yolculukmuş.

86720123ih1if7.jpg

Bana gelince; karar vermeliyim, ya bülbül olup, güle dönmeli ya da Simurgdan biri olup gerçek yolculuğuma çıkmalıyım… Anlayacağınız şu an öyle bir andayım ki ya geçmişimle yaşamalı ya da kendime yeni bir gelecek yaratmalıyım. Ha bu arada biliyor musunuz bir de bugünlerde bana ne oluyor? Artık Anka kuşu sürekli kulağıma fısıldıyor, “Hadi artık sıra sende diyor, yak kendini ve küllerinden doğ yeniden, unut her şeyi, yaşamamış ol.. Geçmişi unut, aklında kalan tek şey onu yaktığın olsun, ve yeni hayata artık cesurca bir merhaba yolla…"



11 Yorum


Önerilen Yorumlar

Ben bu bloga şapka çıkarırım. Yazı harika, düzenleme harika, müzikler inanılmaz. herşey süper. Emek verene Teşekkürler. 100 üzerinden 178 verdim :)

Bu yorumu paylaş


Yoruma sekme

rua'ya katılmamak elde değil. bu yazınızı yeni okudum resimler müzikler ve yazı bir bütünü temsil ediyor .bende begendim güzel olmuş gercekten.

Bu yorumu paylaş


Yoruma sekme
×

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.