Jump to content
Sign in to follow this  
Guest meraba

Doğru, doğruluk, doğrulama

Recommended Posts

Guest meraba

Evrensel-İnsan Blog'tan..

 

Ayni gercek gibi dogru ve ondan turetilen her turlu kavram anlam ve icerikte dogada yoktur ve insanoglu yapilandirilmisligidir.

 

Gerçek, doğadaki gibi olan, doğayı olduğu gibi yansıtan anlamındadır.(TDK) Gerçek, insanoğlu yapılandırması değildir. Bu anlamda doğru, çarpıtmadan, doğadaki var olanı ve var olana ait olguları olduğu gibi tanımlanandır.   

 

Dogru genelde ya bir inanc ya bir varlik ya da bir gercek ile desteklenerek ortaya konur.

 

Doğru insana ait bilgi olduğundan yine insana ait inançla doğrulanamaz. İkisi de insan yapılandırılmışlığıdır. Doğru, bilgiden bağımsız gerçek ile desteklenir.

 

Metafizik dogrulama varlik ile inanc/ideoloji arasinda bir kopru iken; Epistemolojik dogrulama, inanc ile gercegin ne oldugu arasindaki bir koprudur.

 

Metafizik doğrulama doğa ötesi uydurmalarla doğrulanmaya çalışılır. Epistemolojik doğrulamada ise bilginin kaynağı önemlidir. Bilgi bilgi ile doğrulanamaz.

 

Doğru bilgi; "Bilginin, alındığı nesne ile çakışması ve uyumu doğruluktur. Doğruluk; algılar, kavramlar, bilimsel kuramlarla nesnel gerçek arasındaki uygunluktur." -Vikipedi-

 

Nesnel gerçek; "Gerçeklik bilinçten bağımsız olarak nesnel dünyada bulunan varlıklardır. Yani nesnenin kendisidir.Genellikle doğruluk kavramı ile aynı anlamda kullanılmaktadır fakat felsefede bu iki kavram farklıdır. Doğruluk bilgiye ait bir özelliktir ve özneye bağımlıdır ama gerçeklik ancak nesnel dünyaya ait bir varlığın özelliği olabilir. Nesnel dünyada var olan ama bir insan tarafından algılanmamış bir şey yine de gerçektir. Bilgi ile gerçeğin uyumu bilginin doğruluğunu sağlar."

-Vikipedi-

 

Iste bu temelde dogru ve her turlu turevi, SADECE DOGRULAYANI BAGLAR, BASKASI TARAFINDAN YANLISLANAMAZ. BIR DOGRUYU ANCAK ONU DOGRULAYANIN KENDISI YANLISLAYABILIR.

 

Doğru gerçekle özdeş üretilmiş bilgi ise, göreceli de olsa evrenseldir. Sadece doğrulayanı bağlayan ise gerçeğe uymayan söylemlerdir. Doğru değildir.

 

Ne herkesin kabul ettigi ortak bir dogru vardir, ne de tek, ilk mutlak bir dogru vardir. Dogru ve dogrulama kisinin kendi ideolojik inancinikendine kabul ettirme ikna olma ve tatmin olma temelindedir.

 

Herkesin kabul ettiği ortak doğru bilimsel sonuçlardır. Evrenseldir ama mutlak değildir. Göreceli olduğundan değişmez değildir. Zamana mekana göre değişir.

 

"Bu dogrudur/degildir" soylemi sadece bir soylemdir ve sadece soyleyeni baglar.

 

Doğru söylemler bilime aittir.

 

Dogrular, yanlislanabildigi ve yanlislari duzeltilebildigi olcude ve mumkunlukte bilimseldir. Bu bilimsellik; epistemolojiktir. Yani; bugun yanlislanamayanlar, dogru olarak kabul edilir. Yarin, yanlislanabilme olanagi olmasi gerekir. Yalnislanabildigi gunde; yeni bir dogru ile hatalarindan arinmis olarak duzeltilir.

 

Yanlışlanabilme fiili neye göre diye sorulmalıdır. Buna cevap, "Varlığın dinamikliğine göre" den başkası olamaz.

 

 

Peki, etiksel/metafizik dogrular; bilimsel dogrular (olgu) gibi, yanlislanabilir mi? Neye gore yanlislanabilir?, yanlislari neye gore, saptanabilir, duzeltilebilir ve duzenlenebilir?, hatalar, noksanlar neye gore ve nasil saptanir?

 

Metafizik doğrulara(!) sadece akılla doğa ötesi olarak erişildiği için mutlaktırlar. Değişme yanlışlanabilme özellikleri yoktur. Bu nedenle bilimsel değildirler.

 

Demekki; etiksel/metafizik dogrulara, dogrulama ve yanlislarini duzeltme temelinde yanasabilmek icin, bir "...e gore' de karar kilmak gerekir.

 

Iste insanoglu bu ...e gore'de karar kilamadigi icin; bugun icinde bulundugu sorunu yasamaktadir. Cunku, bu ...e gorenin; evrensel bir ortak temeli bulunamamistir.

 

...e goreler:Tanriya, dine, inanislara, maddeye, ahlaka, topluma, ulkeye, cografya ya, sosyal-siyasal-toplumsal-ekonomik yapiya, felsefeye, ideolojiye, goruse, cevreye, aileye, kisiye, mantiga, duyguya, duyuma, algiya, milli-dini kokene, bakis acisina, dunyevi, mistik, spekulatif, dunya otesi, dogal, dogaustu, yaratilissal, dusunsel v.s. yani kisaca; belirli bir ayrilmislik temeline gore degisir.

 

Bu kadar degisime ugratilmis bir ...e gorenin, evrensel ortak noktasini bulmak ve tek bir ...e gore saptamak ve bu saptanacak ...e gorenin; evrensel gecerliligini saglamak mumkunmudur? Iste, tum yasam ve iliskinin temel ve kokenini olusturan bu sorunun cevabini verebilen, hem sorunu tam resmi ile algilamaya, hem de cozume gidebilecek, ...e goreyi saptamaya muktedir olur.

 

Evrensel-insan olarak; sunulan ...e gore; hemen hemen her yazida bir anafikir olarak belirtilmistir.

 

Numenal yeti algisi olan insana ve insanligina gore.

 

Evet, doğrulara bir ölçü aramak ..e göre ile mümkün olacaksa, bu "...e göre" insan değil, var olan gerçekler olmalıdır. Zira bilgi, bilgi ile doğrulanmaz. Yukarda numenal yeti olarak insan zihninden bahsedilmektedir.

 

"O yuzden bilim elinde olani gozlemler. Aklinda yarattigina gozlem aramaz." -Evrensel-İnsan-

 

Iste, evrensel-insan'in; insanoglunu insandan farkli kilan bu ..e goresi; insanoglunu dusunce ve davranista; insan yapmak ve insanlik sunmasini saglamak icindir. Iste, bu insan da; once insanoglunun en kucuk birimi olan, bireyle yeserecek ve bireyin; evrensel-insanligiyla koklesecektir.

 

Burada da; aslinda "insan nedir" veya "insan nasil olmalidir?" sorulari gundeme gelir.

 

Insanin ne oldugunu ve nasil olmasi gerektigini ortaya koyacak olan da once "insan olmayan nedir?" sorusunun cevabinda yatar. Insan olmayanin aslinda ne oldugu aciktir. Tanri ve madde. Bunlar, insan olmadiklarindan; onlardan zaten insanlik beklemek te, hem mantiksiz hem de abes olur. Demek ki; tanri ve maddenin; insanoglunun kendi insanligina yerlestirdigi insanlik disindan; insan olarak arinmak gerekir.

 

Buradan da ...e gorenin kokeni ve temeli ortaya cikar. Dusunce ve davranista insan olmaya ve insanlik sunmaya gore.

 

Ama bu su demektir. Yukarida siralanan ve eklenecekleri ile birlikte cogaltilabilecek olan, butun ayrimci ...e gorelerden arinmak gerekir. Nasilmi?

 

Once, bu ...e gorelerin; kendi aralarindaki farklarinin farkina vararak ve bu ...e gorelerin yasam ve iliskiye yerlesmisliginin, alisilagelmisliginin, otomatiklesmisliginin gerceginin yalanlanamayacaginin bilincinde olarak.

 

Iste bu yalanlanamama, bize tum ...e gorelerin resmini vermeyi; saptadigimiz ..e gore de; bize yanlislanabilen dogrularin, hata ve noksanlarindan arinarak; duzeltilebilecegini ve duzenlenebilecegini gosterir. Yeterki, bu bilince varmak icin; insandisilik ve insanlikdisiligimizi, birer insanoglu olarak, nedenleyelim ve sorgulayalim.

 

Tabi ki insan olmak hemde bu insanligi evrensellige tasimak istiyorsak.

 

Yoksa "Insanoglu, zaten dogustan ve tabi olarak, yaratilis olarak; bencildir, ayrimcidir, erk ve otoriterdir, cikarcidir, guce tapar, bununda en guzel kanitlari; genin bencilligi, DNA'larin farkli insanoglu yapilari sundugu, ustun irk ve alt irkin varligi, kimsenin esit olamayacagi, guclu olanin hakli, dogru v.s. oldugu, kisaca; tum bu nedenlerden dolayi; insanoglunun kendi turu arasindaki ayrimin, savaslarin, kaosun ve kisaca bugunku dunyanin goruntusunun kalici ve degismez dir" i savunacak olanlar icin bu yazi gecerli degildir.

 

İnsanın mutluluğu bir doğa gerçeğidir. İnsan olmak ve insanca davranış, bir doğa gerçeği insan mutluluğu ile örtüşürse sosyal konularda "doğru" bilgiyi tespit etmiş oluruz. "İnsan olma" konusunda bireysel ve toplumsal bilinç, insan mutluluğu bilimsel gözlemleri tarihsel süreç içinde belirlenmiştir

Share this post


Link to post
Share on other sites


Gerçek, doğadaki gibi olan, doğayı olduğu gibi yansıtan anlamındadır.(TDK) Gerçek, insanoğlu yapılandırması değildir. Bu anlamda doğru ise, çarpıtmadan, doğadaki var olanı ve var olana ait olguları olduğu gibi tanımlanandır.

 

 

Dikkatli okunursa yanit su "insanoglu iradesinden bagimsiz insanogluna gozlem veren bir gerceklik vardir, yalniz bu gercekligin ne olgugu, adi, tanimi, tarifi, anlam ve icerigi ve her turlu bilgisi insanoglu yapilandirilmisligidir" Dogruya gelince, kime/neye gore, kim/ne ""dogadaki var olani ve var olana ait olgulari oldugu gibi tanimlayan" Yoksa doganin kendisi mi diyorsun? Yoksa insanoglunun doga ile dialogu ya da doganin konusmas yetisi mi var?

 


Metafizik doğrulama doğa ötesi uydurmalarla doğrulanmaya çalışılır. Epistemolojik doğrulamada ise bilginin kaynağı önemlidir. Bilgi bilgi ile doğrulanamaz.

Doğru bilgi; "Bilginin, alındığı nesne ile çakışması ve uyumu doğruluktur. Doğruluk; algılar, kavramlar, bilimsel kuramlarla nesnel gerçek arasındaki uygunluktur." -Vikipedi-

Nesnel gerçek; "Gerçeklik bilinçten bağımsız olarak nesnel dünyada bulunan varlıklardır. Yani nesnenin kendisidir.Genellikle doğruluk kavramı ile aynı anlamda kullanılmaktadır fakat felsefede bu iki kavram farklıdır. Doğruluk bilgiye ait bir özelliktir ve özneye bağımlıdır ama gerçeklik ancak nesnel dünyaya ait bir varlığın özelliği olabilir. Nesnel dünyada var olan ama bir insan tarafından algılanmamış bir şey yine de gerçektir. Bilgi ile gerçeğin uyumu bilginin doğruluğunu sağlar."
-Vikipedi-

Burada sorunun varlik ile bilgi alanlarinin birbirine karismasi, nesnel varlik metafizigin ontolojisinin bir konusu iken, nesnel bilgi epistemolojinin bir konusudur. O yuzden varlik ile ilgili her turlu ortaya koyum metafiziktir ve epistemolojik degildir.


Doğru gerçekle özdeş üretilmiş bilgi ise, göreceli de olsa evrenseldir. Sadece doğrulayanı bağlayan ise gerçeğe uymayan söylemlerdir. Doğru değildir.

 

Evrensel olan dogru degil, kavramlardir. Kavramlar epistemolojik gercekliktir. Dogru ile gercek bagini kurarken koprun nedir?

 


Doğru söylemler bilime aittir.

 

Kime neye gore dogru? olcut nedir? Bence olgu ile dogru karisiyor.


Yanlışlanabilme fiili neye göre diye sorulmalıdır. Buna cevap, "Varlığın dinamikliğine göre" den başkası olamaz.

 

Bilimsel cevabi gozlemdir. Yani gozlem ile yanlislanabilir.

 

 

Metafizik doğrulara(!) sadece akılla doğa ötesi olarak erişildiği için mutlaktırlar. Değişme yanlışlanabilme özellikleri yoktur. Bu nedenle bilimsel değildirler.

 

Her bir metafizik varliksal ontolojik teolojik v.s. dogru inancsal/ideolojik bir temele oturtulur. Bunun gozlemsel baglayiciligi olmadigindan yanlislanamaz ve dogrulama sadece dogrulayana aittir.


Evet, doğrulara bir ölçü aramak ..e göre ile mümkün olacaksa, bu "...e göre" insan değil, var olan gerçekler olmalıdır. Zira bilgi, bilgi ile doğrulanmaz. Yukarda numenal yeti olarak insan zihninden bahsedilmektedir.

 

Burada verilmek istenen numenal insanlik ve bilgideki insanoglu alternatifsizligidir. Cunku her bir ortaya koyum sadece onun monologu, algisi bilgisi, kavrami gozlemi v.s. dir. Ayrica bilimsel olgular ve fenomen zaten bilimsel bilgisel ve bilissel gelisimin tabanidir.


İnsanın mutluluğu bir doğa gerçeğidir. İnsan olmak ve insanca davranış, bir doğa gerçeği insan mutluluğu ile örtüşürse sosyal konularda "doğru" bilgiyi tespit etmiş oluruz. "İnsan olma" konusunda bireysel ve toplumsal bilinç, insan mutluluğu bilimsel gözlemleri tarihsel süreç içinde belirlenmiştir

 

Mutluluk!? neye kime gore? Bunlar doga gercegi degil; dogal zihniyetin yonlendirim ve yaptirimidir. Burada da fenomenal/ olarak konuya bakiyorsun. Halbuki insanoglu insanlastiracak olan onun zihniyetinin insanlasmasi ve bu zihniyetinin vucudunu yonlendirip yonetmesidir. Insanoglu bir yigin, madde, nicelik v.s. degil; nitelik numenal yeti sahibi ve zihniyeti olan bir fenomendir.

 

Yoksa, zaten butun izmler kendi iktdarlarini "insanlik icin bizim izmimiz dogru" mantigi ile yapiyorlar ve kendi diktatorluklerini kuruyorlar. Burada onemli olan numenal yetinin bilisselligi ve bunun kazanimidir. Bu da nicelik degil; niteliktir. Savasan insanoglu vucudu olsa da savastiran ardindaki zihniyettir. Dolayisiyle zihniyetin degismesi vucudun da ona ayak uydurmasi demektir.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Herseyden once bu blog basligini buraya tartismaya bilgi ve dusunce paylasimina aldigin ve actigin icin tesekkurler.

 

Once cagdas algilamadaki kavramlari yerli yerine oturtalim.

 

Epistemolojide dogru kavrami yoktur. Dogru kavrami bir yonlendirim yaptirim iceren bir kavram oldugundan, etigin kavramidir.

 

Epistemolojide olan ise dogrunun eylemi olan dogrulamadir. Dogrulama eylemi de epistemolojide gercegin ne oldugu ile inanc arasindadir. Yani bilgi, gercegin ne oldugunun inanc ile dogrulanmasidir. Bunu inancin gercegin ne oldugu ile dogrulanmassi olarak ta algilayabiliriz.

 

Bilimsel ve bilissel bilgi ise bilgiyi niteleyen sifatlar olarak farklidir. Yani epistemoloji sadece bilimsel ve bilissel bilgiyi icermez. Her turlu sifat ile nitelenen bilgiyi icerir. Yani BILGININ FELSEFESIDIR. Bilim ya da bilisin degil.

 

Iste yapilandirmaci epistemoloji bilginin bilimsel ve bilissel sifatini BILIMSEL FELSEFE olarak ortaya koyar.

 

Burada da sadece insanoglu yapilandirilmisliginin algisi olan yapilandirilmis gerceklik, inanc, bilgi v.s. soz konusudur.

 

Iste bu temelde yazismalarimizi cagdas algi ile yerli yerine oturtursak hem konular ve kavramlar detaylanir, hem de algilanmalari kolaylasir.

 

Kisaca metafizik varligin, etik dogrunun, epistemoloji de bilginin felsefesidir.

 

Iste bu temelde dogruluk, gerceklik bilgi temelinde bilimsel/bilissel mi/metafizik mi/etik mi olarak farklilasir.

 

O yuzden ben sana daha once bilgiyi uc sinifa ayirmistim. Fiziksel/sosyal/matemetiksel-mantiksal.

 

Fiziksel bilgi metafizigi de bilimi de etigi de icerir. Sosyal bilgi de matematiksel/mantiksal bilgi de.

 

Bilgi baskadir, varlik baskadir, dogru baskadir. Dogrular etikte, varliklar metafizikte bilgi de epistemolojide tartisilir.

 

Bilginin, varligin ve dogrunun bilimsel/bilisselligi ise tamamen insanoglu yapilandirilmisligidir. Ayni inancsalligi ideolojikligi v.s. gibi.

 

Cunku butun bunlar insanogluna gore onun eliyle onun adina onun icin ve ona ait olarak bir monologdur ve neyin uzerine ozdeslesiyorsa; onu baglamaz. Cunku ortada dialog yoktur.

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest meraba

Burada sorunun varlik ile bilgi alanlarinin birbirine karismasi, nesnel varlik metafizigin ontolojisinin bir konusu iken, nesnel bilgi epistemolojinin bir konusudur. O yuzden varlik ile ilgili her turlu ortaya koyum metafiziktir ve epistemolojik degildir.

 

Evrensel insan, inanki yazılarından hiç bir şey anlamıyorum. Anlayan da beri gelsin. Artık senle cümle cümle yazışacağım. Yoksa kendi felsefene göre bir şeyler söylüyorsun, ne benim fikirlerimle, ne de diğer felsefecilerle(alıntılarla) örtüşmüyor. Örtüşmediği gibi farklı cevaplar yazıyorsun. Diğer sitelerden de takip ettiğim kadarıyla çoğunlukla öyle olmuş.

 

Mesela yukarda ben, doğru bilgi için, "insanoğlunun nesnel varlıkla örtüşen tanımı" demiştim. Beni doğrulayan alıntılar da yapmıştım. Sen ise, beni ve alıntıları yalanlarcasına "nesnel varlık metafiziğin konusudur" diyorsun. Ben bunu hayretle karşılıyorum. 

 

Gülünç olmaya başladık. Şimdi bana şunu izah et bakayım. İyicene basite indirgeyelim; Nesnel varlık nasıl fiziğin değil de metafiziğin konusu olabilir? Halbuki istisnasız tüm felsefeciler fiziğin konusunun nesnellik ve ona ait olguların olduğunu söylerken sen metafiziğin konusu diyorsun. Doğa ötesi demek varlık ötesi demek değilmidir? Metafizik nedir?

 

Böyle giderse biz nasıl anlaşacağız? Başkalarıyla nasıl anlaşacaksın? İki bin iletiye yaklaştın (çoğu felsefe), kim anladı seni? Acaba farklı dil mi kullanıyoruz diyorum?

Share this post


Link to post
Share on other sites

Evrensel insan, inanki yazılarından hiç bir şey anlamıyorum. Anlayan da beri gelsin. Artık senle cümle cümle yazışacağım. Yoksa kendi felsefene göre bir şeyler söylüyorsun, ne benim fikirlerimle, ne de diğer felsefecilerle(alıntılarla) örtüşmüyor. Örtüşmediği gibi farklı cevaplar yazıyorsun. Diğer sitelerden de takip ettiğim kadarıyla çoğunlukla öyle olmuş.

 

Mesela yukarda ben, doğru bilgi için, "insanoğlunun nesnel varlıkla örtüşen tanımı" demiştim. Beni doğrulayan alıntılar da yapmıştım. Sen ise, beni ve alıntıları yalanlarcasına "nesnel varlık metafiziğin konusudur" diyorsun. Ben bunu hayretle karşılıyorum. 

 

Gülünç olmaya başladık. Şimdi bana şunu izah et bakayım. İyicene basite indirgeyelim; Nesnel varlık nasıl fiziğin değil de metafiziğin konusu olabilir? Halbuki istisnasız tüm felsefeciler fiziğin konusunun nesnellik ve ona ait olguların olduğunu söylerken sen metafiziğin konusu diyorsun. Doğa ötesi demek varlık ötesi demek değilmidir? Metafizik nedir?

 

Böyle giderse biz nasıl anlaşacağız? Başkalarıyla nasıl anlaşacaksın? İki bin iletiye yaklaştın (çoğu felsefe), kim anladı seni? Acaba farklı dil mi kullanıyoruz diyorum?

Cunku varlik felsefenin dali olan metafizigin bir konusudur. Bu cidan varligin her turlu sifati nesnel oznel kavramsal isimsel v.s. de metafizigindir. Buradaki metafizik varliksal ve ontolojik varligin ne oldugu ve gercek varligin ne oldugu tartismasidir.

 

Metafizik kelime anlami olarak varlik otesi vefizik otesi demektir. Burada iki turlu algi vardir, birincisi varlik ile ilgili tum ideolojiler inanclar fiziksel degil zihinseldir. O yuzden de materyalizm idealizm pozitivizm v.s. varlik ile ilgili IDEOLOJILER FIKIRLERDIR. Bu anlamda fikir fizik otesi dir, fiziksel degil; zihinseldir.

 

Metafizigin diger bir anlami da fizik otesi varliklar temelindedir. Yani inanclar mitolojiler, efsaneler, masal kahramanlari kisaca hayal urunu ya da bilimsel adiyle bilim kurgu urunu.

 

Ben butun bunlari detayli olarak sitede acikladim hem de alintilariyla. Metafizik varlik iliskisi basligina bakabilirsin.

 

Iste butun bu temellerde her turlu sifat diyelim nesnel hem varlik hem dogru hem de bilgi icin gecerlidir. O yuzden nesnel varlik nesnel dogru ve nesnel bilgi farkli uc felsefe dalinin konusudur. Sirasiyla metafizik, etik ve epistemoloji.

 

Sorun zaten bu farklarin farkina varilamamasi ve bir kavram sifat ya da konunun corbalanmasindan kaynaklaniyor.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Ben sitede baslik olarak her turlu kavram ve konuyu isliyorum. Evet anlasabilmek icin ortak noktada ve cagdas olarak bulusmak gerekiyor, o yuzden de kavramlarin felsefi dallarinin bilgi ve bilinci gerekiyor.

 

Bu da neyin nerede ve nasil yazilacaginin olcutu.

 

Ben butun tartismalari bilgisel bilimselve bilissel temelde yaparken; sen varliksal ontolojik temelde yapiyorsun ve boyle farkli kulvarlar olarak ortak noktada bulusamiyoruz.

 

O yuzden soyle yapabiliriz. Once hangi felsefi temelde yazisacaksak onu saptariz. Mesela varlik, en azindan ortak bir noktamiz olur.

 

Yalniz unutma hangi konuyu tartisirsak tartisalim benim bakis acim bilgisel bilimsel ve bilissel olacak ve seninki de varliksal ontolojik yani metafizik olacak.

 

Yani sen varligi metafizik degerlendireceksin; bu da ideolojik inancsal ve dogrusal olacak ve buyuk bir ihtimalle nesnel materyalist indirgemeci ve determinist olacak; ben ise varligi bilgisel bilimsel ve bilisseldegerlendirecegim. Genel yapilandirmaci sorun ve bilimsel ve bilissel olmayan olacak.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Istersen tamamen bastan basliyabiliriz.

 

Metafizik-Felsefesin varlik konu ve kavramini isleyen tartisan ortaya koyan dalidir. Ontolojik teolojik olarak ikiye ayrilir. Ontoloji varligin ne oldugunu gercekte var olan varligin ne oldugunu tartisir. Teoloji tanrinin varligini tartisan dalidir.

 

Ayrica metafizik tum bilim kurgu ve hayal urunu olan masal mitoloji efsane v.s. temellerin de varliklarini tartisan felsefenin dalidir.

 

Evet burada neye neden itirazin varsa bildir.

 

Cunku bunlardan sonra ontoloji ve teoloji temelinde mevcut olan varlik ideoloji ve inanclarinin resmini verecegim.

 

Ayrica monist ve dualist gerceklik ve tanrinin varligi/yoklugu temelli resmini ve de tartismasnin kisir dongusunu aciklayacagim.

 

Yani indirgemeci determinist nesnel/oznel/kavramci tartismasini. Burun bunlari da bilgisel bilimsel ve bilissel yapilandirmaci qua felsefesi ve ...e goresi temeli insanoglu olarak yapacagim.

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest meraba

"M.Ö 1.y.y da Aristotales’in ilk bilgi sistemi adını verdiği,doğa ötesi yada gerçeküstü (fizikötesi) konuları bir bütün olarak inceleyen bir bilgi sistemidir
 

Çağımızın metafizik tanımı ise;duyu organlarıyla duyulup algılanabilen fenomenlerin özünü inceleyen ve determinist yaklaşımlar ile çözüme ulaşmaya çalışan yöntemsel ve sezgisel gerçekliklerdir.
 

metafizik evren içerisindeki bütün varlıkların diyalektik devinimlerini ve yaşayışlarını tümevarımsal ve tümden gelimsel metotlar sistemiyle bütünselleşmeye çalışır."

 

http://bilimhaberleri.blogcu.com/metafizik-nedir-konulari-nelerdir/2733091

 

Senin görüşlerin beni araştırmaya yöneltti. Metafiziğin konusu ne diye araştırdım. Bir blogta seni destekleyen yazı buldum.

 

Şimdi sana sorularım olacak. Yukarda, metafizik için "yöntemsel gerçeklikle inceleme yapar" diyor. Bu metafizik midir? Yöntemselliğin bilimde kullanıldığını biliyorum. Keza yine tüme varım ve tümden gelim ilkeli mantıkta kullanılıyor. Metafizik ilkeli midir?

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest meraba

Istersen tamamen bastan basliyabiliriz.

Galiba öyle yapacağız smile.png

 

Bu güne dek, benim sınırlı bilgilerime göre veya hep okuduklarıma göre, örtüşmeyen bilgilerden bahsediyorsun. Üstelik ağır(zor anlaşılan) dil kullanıyorsun. Bu da benim anlayamama neden oluyor.(sadece benim değil)

 

Neyse madem baştan alacağız, bana, senin görüşüne göre, materyalist felsefe ile metafizik felsefenin farklarını yazarmısın? (ama basitçe, az ve öz.)

 

Bir de hep şunu merak etmişimdir.. Bilim dışında doğruları koyacak bir disiplin var mıdır sence?

Share this post


Link to post
Share on other sites

"M.Ö 1.y.y da Aristotales’in ilk bilgi sistemi adını verdiği,doğa ötesi yada gerçeküstü (fizikötesi) konuları bir bütün olarak inceleyen bir bilgi sistemidir

 

Çağımızın metafizik tanımı ise;duyu organlarıyla duyulup algılanabilen fenomenlerin özünü inceleyen ve determinist yaklaşımlar ile çözüme ulaşmaya çalışan yöntemsel ve sezgisel gerçekliklerdir.

 

metafizik evren içerisindeki bütün varlıkların diyalektik devinimlerini ve yaşayışlarını tümevarımsal ve tümden gelimsel metotlar sistemiyle bütünselleşmeye çalışır."

 

http://bilimhaberleri.blogcu.com/metafizik-nedir-konulari-nelerdir/2733091

 

Senin görüşlerin beni araştırmaya yöneltti. Metafiziğin konusu ne diye araştırdım. Bir blogta seni destekleyen yazı buldum.

 

Şimdi sana sorularım olacak. Yukarda, metafizik için "yöntemsel gerçeklikle inceleme yapar" diyor. Bu metafizik midir? Yöntemselliğin bilimde kullanıldığını biliyorum. Keza yine tüme varım ve tümden gelim ilkeli mantıkta kullanılıyor. Metafizik ilkeli midir?

Evet, cunku yontemsel gerceklikte metafizigin tabani varliktir ve ondan yola cikar. Bilimin kullandigi ise epistemolojik yontemdir. Kendi indirgemeci determinist nesnel/oznel/kavramci bunyesinde ilkelidir. Ustelik bu ulke akilciligin inanci olan ilkligi tekligi ve mutlakligi kapsar.

 

Klasik bilim temelini tamamen metafizige oturtuyordu ve bilim sadece mutlaklik ilklik teklik ve ispat uzerine idi,yani inanc ve ideolojikti.

 

Modern bilim ise epistemolojiye yoneldi ve olgusal gecerlilik gozlemsel yanlislanabilirlik ile bilimdeki inancsal ve ideolojik akilci ilk tek mutlak inadindan determinizminden ve indirgemeciliginden ve de suphe/kesinlikten bilimi kurtardi.

 

Iste bilimsel felsefe bu temeldedir. Metafizik ise FELSEFI BILIM yapar. Yani bilimi felsefi inanc ve ideoloji ile temellendirir. Bilimsel felsefe ise bilgisel ve bilissel olgusal ve gozlemseldir. Bir yerde akilciligin kesinligine ve suphesine karsidir.

 

Natüralizm' iki farklı felsefik görüşte incelenir:

Yöntemsel natüralizm (veya bilimsel natüralizm) ki bu epistemoloji üzerine yoğunlaşır: "Dünya üzerinde güvenilir bilgiyi edinmenin yöntemleri nelerdir?". Metafizik ve dini inançtan bağımsız, özellikle "bilgi" edinmenin pratik yöntemleriyle ilgili epistemolojik bir bakış açısıdır. Buna göre varsayımların doğal neden ve olaylara göre açıklanıp test edilmesi gerekir.[1] Gözlemlenebilir eylemlerin açıklamaları yalnızca doğal nedenlerle ilişkilendirildikleri sürece pratik ve faydalı olur (mesela "kesin işleyişler" buna örnektir, ama "şüpheli mucizeler" değil). Yöntemsel natüralizm modern bilimin temel prensibidir. Bazı filozoflar bu düşünceyi daha da genişleterek yöntemsel natüralizmin felsefenin de temel prensibi olduğunu söylemişlerdir. Bu bakış açısına göre bilim ve felsefe bir bütündür. W.V. Quine, George Santayana ve diğer bazı filozoflar da bu düşünceyi desteklemişlerdir.

 

Metafizik natüralizm, (veya ontolojik natüralizm veya felsefik natüralizm) ontoloji üzerine yoğunlaşır: Bu bakış açısı daha çok varoluş ile alakalıdır: var olan nedir ve var olmayan nedir? Natüralizm "tabiat vardır ve bütün temel doğrular tabiatın doğrularıdır."[2] metafiziki pozisyonuna sahiptir.

 

 

O yuzden bugun artik bilimdeki bilimsel yontem varligi ve ideolojik inanclarini dolayisi ile metafizigi icermez.

 

Cunku YONTEM VARLIK YA NI FENOMENDEN DEGIL; GOZLEMDEN BASLAR.

 

Bilimsel yöntem, en basit haliyle aşağıdaki şekilde özetlenebilir:

1.Evrendeki bir fenomenin gözlemlenmesi

2.Bu fenomene dair, gözlemler ile tutarlı, ancak kesin olmayan, hipotez adında deneysel bir açıklama getirilmesi

3.Hipotezin tahminlerde bulunmak için kullanılması

4.Tahminlerin deneylerle veya ek gözlemlerle test edilmesi ve sonuçlar ışığında hipotezde gerekli değişikliklerin yapılması

5.(3) ve (4) numaralı adımların hipotez ve deney arasında tutarsızlık kalmayana kadar tekrarlanması

 

Gordugun gibi fenomen onun varliksal bne oldugu v.s. tartismasi degil, onun gozlemi.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Galiba öyle yapacağız smile.png

 

Bu güne dek benim sınırlı bilgilerime göre veya hep okuduklarıma göre örtüşmeyenlerden bahsediyorsun. Üstelik ağır(zor anlaşılan) dil kullanıyorsun. Bu da benim anlayamama neden oluyor.(sadece benim değil)

 

Neyse madem baştan alacağız, bana, senin görüşüne göre, materyalist felsefe ile metafizik felsefenin farklarını yazarmısın? (ama basitçe, az ve öz.?

 

Bir de hep şunu merak etmişimdir.. Bilim dışında doğruları koyacak bir disiplin var mıdır sence?

Materyalizm BIR FELSEFE DEGILDIR. METAFIZIGIN VARLIK IDEOLOJILERINDEN BIRIDIR. Maddeyi mustakil var olan varlik olarak ilkler, tekler ve mutlaklar ve sadece gercek varlik olarak nesnel gercekligi kabul eder. Ontolojik gerceklikcidir.

 

Metafizik bir felsefe degil; felsefenin varlik ile ilgili dalidir.

 

Buradaki karmasa sudur. Fizik otesi yani bilim kurgu masal hayal efsane miyoloji v.s. temelli varliklar ya da tanrinin varligi konu oldugunda varliga ya fiziksel yada fizik otesi yanasilir. Bu temelde materyalizm fizik temellidir. Iste insanoglunun yuzyillardir tartistigi materyalizm idealizm ideolojilerinin cekisme ve ispat tek ilk ve mutlak temelli kisir dongusu budur. Cunku idealistler fizik otesi varliklara da inanirlar. Materyalistler ise inanmazlar.

 

Bilim dogrulardan ziyade herkesin ortak algisini ve kabulunu ortaya koyar yani olgu ve yine bunu herkesin kabul ettigi gozlem ile yapar. Bunun disinda kalan herkesi kapsamadigindan ideolojik ve inancsaldir gerceklik temelinde ustelik mutlaktir. Bilimdse ise bilimsel olarak varlik temel olmadigindan ne mutlak ne de suphe ne ilk tek vardir. Bilim bilimsel olarak surekli suregelen bir surecte gelisen yenilenen ve ilerleyendir. O yuzden sabiti yoktur. Sadece GECERLILIGI vardir. Bu da YANLISLANABILENE kadardir. Gecerliligi olgu yanlislanabilirligi gozlem saglar.

 

Eger algi acisindan zor sa lutfen neresinin algilanamadigini belirtirsen aciklarim.

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest meraba

Evet, cunku yontemsel gerceklikte metafizigin tabani varliktir ve ondan yola cikar.

Bilimin tabanı(kaynağı) nedir? Varlıktan başka kaynağı varmıdır?

 

Not: Kavram farklılıklarını hallettikten sonra uzun yazabilirsin? Şimdilik 5-10 adet kavramların farklarını soracağım. :)

Share this post


Link to post
Share on other sites

Bilimin tabanı(kaynağı) nedir? Varlıktan başka kaynağı varmıdır?

 

Not: Kavram farklılıklarını hallettikten sonra uzun yazabilirsin? Şimdilik 5-10 adet kavramların farklarını soracağım. smile.png

Rica ederim bilgilenmek isteyene canim kurban. smile.png

 

Bilimin tabani bilgidir, yani epistemoloji BILGI FELSEFESI.. Bilgide insanoglunun fenomenden turettigi turevdir. Bilimsel bilgiyi sonraya birakalim.

 

Epistemolojide ki onun da bir suru teorik farkli yanasimlari vardir ve benimki yapilandirmaciliktir; bilgi inanc ile gercegin ne oldugunun dogrulanmasidir.

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest meraba

Materyalizm BIR FELSEFE DEGILDIR. METAFIZIGIN VARLIK IDEOLOJILERINDEN BIRIDIR.

Eger algi acisindan zor sa lutfen neresinin algilanamadigini belirtirsen aciklarim.

Maddecilik, özdekçilik veya materyalizm, her şeyin maddeden oluştuğunu ve bilinç de dahil olmak üzere bütün görüngülerin maddi etkileşimler sonucu oluştuğunu öne süren, a priori olan hiç bir metafiziksel kavram kabul etmeyen felsefi kuramıdır.

 

-Viki-

Share this post


Link to post
Share on other sites

Maddecilik, özdekçilik veya materyalizm, her şeyin maddeden oluştuğunu ve bilinç de dahil olmak üzere bütün görüngülerin maddi etkileşimler sonucu oluştuğunu öne süren, a priori olan hiç bir metafiziksel kavram kabul etmeyen felsefi kuramıdır.

 

-Viki-

Tamam iste buradaki metafizik iki turludur hem VARLIK FELSEFESI hem de FIZIK OTESI VARLIK FELSEFESI.Burada materyalizm varlik felsefesinden sadece varlik olarak maddeyi alir ve indirger. Buradaki metafiziksel demek fiziksel olmayan varlik demektir. Cunku materyalizm fiziksel olmayan bir varligi kabul etmez, idealizm kasbul eder.

 

Buraya bir goz at.

 

http://www.turkish-media.com/forum/topic/291374-metafizik-ve-varlik-iliskisi/?do=findComment&comment=1015802

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest meraba

Rica ederim bilgilenmek isteyene canim kurban. smile.png

 

Bilimin tabani bilgidir, yani epistemoloji BILGI FELSEFESI.. Bilgide insanoglunun fenomenden turettigi turevdir. Bilimsel bilgiyi sonraya birakalim.

 

 

Evet, bilimsel bilgiyi sonraya bırakalım.

 

Önce şu bilimin tabanını(kaynağı) halledelim. Daha başta karmaşa oluştu.

 

"Bilimin kaynağı bilgidir" diyorsun. Ve ekliyorsun.. "Fenomenden oluşan.. "

 

(fenomen; madde ve olgusu)

 

Madde ve onun olgusundan başka her hangi bir "şey" den oluşan bilgi var mı?

 

Ki, o bilgiyi bilim ciddiye(kaynak) alsın..

Share this post


Link to post
Share on other sites

Evet, bilimsel bilgiyi sonraya bırakalım.

 

Önce şu bilimin tabanını(kaynağı) halledelim. Daha başta karmaşa oluştu.

 

"Bilimin kaynağı bilgidir" diyorsun. Ve ekliyorsun.. "Fenomenden oluşan.. "

 

(fenomen; madde ve olgusu)

 

Madde ve onun olgusundan başka her hangi bir "şey" den oluşan bilgi var mı?

 

Ki, o bilgiyi bilim ciddiye(kaynak) alsın..

Birincisi fenomen sadece madde degildir, "gozlem ve yansi veren" dir. onun tek ilk ve mutlak olarak sadece madde oldugu materyalizmin iddiasidir. Bilim fenomenin ne oldugu tartismasina girmez, sadece onu gozlemler.

 

Ayrica bilgi fenomenden olusmaz, sadece tek bir fenomenden yani insanoglundan olusur. Fenomen bilginin turev kaynagidir, buna insanoglu dadahil.

 

Ayrica bilimsel olmayan bilgi var tabi. Cunku bilgi inanc ile gerfcegin ne oldugunun dogrulanmasidir.

 

Bilimsel bilgi ise gozlem ve olgu temeline dayanir.

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest meraba

Tamam iste buradaki metafizik iki turludur hem VARLIK FELSEFESI hem de FIZIK OTESI VARLIK FELSEFESI.Burada materyalizm varlik felsefesinden sadece varlik olarak maddeyi alir ve indirger. Buradaki metafiziksel demek fiziksel olmayan varlik demektir. Cunku materyalizm fiziksel olmayan bir varligi kabul etmez, idealizm kasbul eder.

 

Buraya bir goz at.

 

http://www.turkish-media.com/forum/topic/291374-metafizik-ve-varlik-iliskisi/?do=findComment&comment=1015802

 

Ama dostum "ben söyledim oldu" düşüncesiyle bir yere varamayız ki..

 

Birisi fizik felsefesi diğeri fizik ötesi. Kaldı ki her bilim dalının felsefesi olduğunu biliyorum. Neden fizik felsefesini fizik ötesi ile türevleştiriyorsun.. Bir defa metafiziğin yöntemli olduğunu kabul edemedim ki.. Maddeci tüme varım ilkesine tamamen ters.

 

Buna beni nasıl ikna edeceksin?

 

Pardon, bazı kavramları netleştirelim de "göz at" sonra olacak tabiki..

Share this post


Link to post
Share on other sites

Ama dostum "ben söyledim oldu" düşüncesiyle bir yere varamayız ki..

 

Birisi fizik felsefesi diğeri fizik ötesi. Kaldı ki her bilim dalının felsefesi olduğunu biliyorum. Neden fizik felsefesini fizik ötesi ile türevleştiriyorsun.. Bir defa metafiziğin yöntemli olduğunu kabul edemedim ki.. Maddeci tüme varım ilkesine tamamen ters.

 

Buna beni nasıl ikna edeceksin?

 

Pardon, bazı şeyleri netleştirelim de "göz at" sonra olacak tabiki..

Bunlasr benim degil ortak algilardir. Ah bir basliklariokusan bunlarin herbiri aciklaniyor. Istersen linkte verebilirim. Bunlar benim fikrim degil; cagdas algi.

 

Bence bilim ile bilgiyi de simdilik ayiralim ve sadece bilgiye yogunlasalim.

 

Cunku bilgi felsefesi ile bilimsel felsefe karisiyor.

 

Yani sen bilgi ile bilimi ozdeslestiriyorsun, ayni materyalizm ile felsefeyi ozdeslestirdigin gibi.

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest meraba

Ayrica bilgi fenomenden olusmaz, sadece tek bir fenomenden yani insanoglundan olusur.

 

 

Burada çelişki var. Zaten biz maddeciliği konuşuyoruz. İnsan da bi fenomen olduğuna göre, bilginin kaynağı yine madde olmuyor mu?

 

Yani cümlen şöyle oluyor; Bilgi fenomenden oluşmaz, bilgi fenomenden oluşur.

 

Galiba şurayı yanlış tanımlıyoruz. Becerebilirsem smile.png şöyle söyleyeyim;

 

Kaynak derken; Bilgiyi ifraz eden(salgılayan) maddeyi konuşmuyoruz.. Bilginin "ne" ye ait olduğunu, tanımladığını konuşuyoruz.

 

Bilgi: İnsanoğlunun fenomeni tanımlama için kullandığı söylem, dil..(başka tanımlayacağı zaten "yok" tur.)

Share this post


Link to post
Share on other sites

Burada çelişki var. Zaten biz maddeciliği konuşuyoruz. İnsan da bi fenomen olduğuna göre, bilginin kaynağı yine madde olmuyor mu?

 

Yani cümlen şöyle oluyor; Bilgi fenomenden oluşmaz, bilgi fenomenden oluşur.

 

Galiba şurayı yanlış tanımlıyoruz. Becerebilirsem smile.png şöyle söyleyeyim;

 

Kaynak derken; Bilgiyi ifraz eden(salgılayan) maddeyi konuşmuyoruz.. Bilginin "ne" ye ait olduğunu, tanımladığını konuşuyoruz.

Aynen. Insanoglunun islevi alternatifsiz olarak bu acidan ikilidir. Hem kendine fenomen olarak gozlem verir, hem de kendinden ve diger gozlem aldigi fenomenlerden bilgi turetir.

 

Yani gozlem veren olarak fenomenlerden sadece biridir, ama GOZLEMI BILGIYE CEVIREN OLARAK ALTERNATIFSIZDIR.

 

Bu acidan bilginin alim kaynagi hem kendisi hem de her bir fenomen, verim kaynagi sadece kendisidir.

 

Yani bilginin iki yonu olarak alternatifsizdir ve o yuzden bilgi insanoglu yapilandirilmisligidir.

 

Burada insanoglunun her iki yonunu ve iki yonlu alternatifsizligini algilamak cogu sorunu cozer.

 

Bilgi ile bilimsellik farkini da soyle aciklayayim.

 

Bilgi felsefesi olan epistemoloji ayni metafizigin varlik ile ilgili herseyi ise, epistemoloji de bilgi ile ilgili herseydir.

 

Iste bu bilgi teorileri acisindan hangisinin bilimsel oldugu konusu farklidir. Benim icin yapilandirmaci bilgi bilimsel ve bilisseldir.

 

Ayrica her bilgi teorisi bilimsel oldugunu da soylemez.

 

Dolayisi ile ben bilimsel ve bilissel bakis acisi olarak bilgiye yapilandirmaci ve insanoglu yapilandirmaciligi temelinde bakiyorum.

 

Bence senin once bilgi felsefesinden kendine bir teori bulman gerekiyor. Bunun icin benim epistemolojinin teorileri basliginda teorilere bakabilir ve her bir teoriyi eger bilimsel bilgi olarak istiyorsan inceleyebilirsin.

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest meraba

Yani sen bilgi ile bilimi ozdeslestiriyorsun,

 

Tabi ki özdeşleştiririm. Yalan bilgi, bilgi olabilir mi? Bilim yalan bilgiyi dikkate almaz ise insanoğlu neden alsın?

 

İşte bu görüş maddeciliğin ne derece önemli olduğunu gösterir.

 

Yalan bilgi, fenomene ait olmayan bilgi olamaz.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Tabi ki özdeşleştiririm. Yalan bilgi bilgi olabilir mi? Bilim yalan bilgiyi dikkate almaz ise insanoğlu neden alsın?

 

İşte bu görüş maddeciliğin ne derece önemli olduğunu gösterir.

 

Yalan bilgi, fenomene ait olmayan bilgi olamaz.

Tam rayina oturtmusken bozma.smile.png

 

Her bilgi bilimsel degildir. Cunku bilgiyi veren insanoglunun inanci ve metafizik ufku vardir. Zaten bilgi inancin gercegin ne oldugunu dogrulamasidir.

 

Once bilginin TEK VEREN KAYNAGININ INSANOGLU OLDUGUNU ALGILARSAN VE PARALEL OLARAK INSANOGLUNUN FIZIK OTESI UFKUNU ALGILARSAN; INSANOGLUNDAN HER TURLU BILGININ VERILDIGINI DEALGILARSIN.

 

Iste butun sorun da BU INSANOGLUNDAN CIKAN BILGILERDEN HANGISI BILIMSEL HANGISI IDEOLOJIK HANGISI ETIK HANGISI INANCSAL HANGISI GOZLEMSEL HANGISI OLGUSAL HANGISI TEORIK OLDUGUNU da bilimsel felsefenin ne oldugu ortaya koyar. Cunku bilimsel felsefe BILGI FELSEFESININ BILIMSEL OLANIDIR. Ideolojik inancsal varliksal v.s. olani degil.

 

O yuzden bilgi ile bilimi ve bilgi cesitlerinden bilimsel/bilissel olan ile olmayan farkini iyi algilamak lazim.

 

Cunku tartisma bigi uzerine degildir, ne tur bilginin bilimsel ve bilissel oldugu uzerinedir.

 

Bunu da algilarsan benden bir aferin gelecek. smile.png

Share this post


Link to post
Share on other sites

Unutmaki nasil insanoglu varligin ve gercek varligin gercekligini nasil metafizik ideolojik inancsal dogrular olarak tartisiyorsa; ayni tartismayi epistemoloji de bilgi ve ne oldugunu ve BILIMSEL/BILISSEL BILGININ NE OLDUGUNU epistemolojik teoriler olarak tartisiyor.

 

Iste bu tartisma da benim teorim, yapilandirmaci epistemoloji; yani insanoglu yapilandirilmisligidir.

 

Bu konudaki basliklarda

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You are posting as a guest. If you have an account, sign in now to post with your account.
Note: Your post will require moderator approval before it will be visible.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Sign in to follow this  

×
×
  • Create New...

Important Information

By using this site, you agree to our Terms of Use.