Zıplanacak içerik
  • Üye Ol

Önerilen İletiler

sayın arkadaşım tanrı yoktur dersen insan da yoktur demiş olursun hallaı mansur enel hak diyor tanrı benim demek bu yüzden öldürüldü hristiyan inancında tanrı isa mesih ile yere inmiş ve söz olarak aramızda yaşamıştır tevratta tanrı isim olarak YAHVE geçer yani semavi dinlerde tanrı vardır ama nasıl oldugunu bilmiyoruz hristiyan inancıyla cevap vereyi tercih ederim tanrıyı görmek istiyorsan aynaya bak veya yanındaki arkadaşına bak sanırım göreceksin.

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Allah var mı? Neden olmasın...

 

 

Pekiiiiiii Allah yok mu? Neden olmasın :D

 

NEDEN;Bir olayı ya da durumu gerektiren ya da doğuran başka olay ya da durum, sebep. Bir olayı doğuran başka olayı sormak için kullanılır; niçin. Bir varlığı ya da olayı etkileyen, oluşturan, doğuran şey, sebep, illet.

 

:stuart:

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

NEDEN;Bir olayı ya da durumu gerektiren ya da doğuran başka olay ya da durum, sebep. Bir olayı doğuran başka olayı sormak için kullanılır; niçin. Bir varlığı ya da olayı etkileyen, oluşturan, doğuran şey, sebep, illet.

 

:stuart:

 

Allah yoktur; Muhammet kimsenin kulu ve elçisi değildir. Nedeni bu.

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

kabul etmek zorundayız. yoksa sahip olduğumuz türden bir inançla hiç bir yere varamayız!

 

Bilgiden başlayalım.

 

burada bizler onun ontik anlamda var olup olmadığını tartışmayacağız. Tartışılan sadece zihnimizdeki Allahın kendisidir.

 

Mesela, eğer bilgiden başlayacak olursak, her şeyi sınırsız olarak bilen bir Allah yoktur.

 

Böyle bir kabul bizim özgürlüğümüzü bir kenara atar. dolayısıyla günah işlediğimizde bütün suç Allaha ait hale gelir ki bu doğr udeğildir. yani her şeyi bilen bir tanrı yoktur.

 

buradan başlamak istiyorum. Kabul ediyorsanız susmanızyeterlidir.

 

Saygılarımla...

 

NOT; Tartışmada cevaplar 15 Ağustos 2005 te tüm hızıyla başlaycaktır. Konunun bir hafta beklemesi gerekmektedir.

 

görüşmek üzere.

 

 

her yere baktın mı?

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

ALLAH c.c. vardır. Amenna ve Saddakna...

Muhammed a.s.v. o'nun Kulu ve Elçisidir...

Bu kadar basit.

 

Löli pop bile kendi,kendine olmaz.

 

Loli pop kendi kendine olmuştur demedim zaten, şirket üretiyo onu, yoktan var ettiklerini de iddia etmiyolar hem, kabına yazıyolar içindekileri. Evrende madde zaten hep var olduğuna göre, yoktan öyle durup dururken var edilemeyeceğine göre, herşey kendi kendine evrildi tabi. Gökten zembille inecek değila. Ol demiş de, olmuşmuş da. Hı hı. Bizi yoktan yaratmış, içindekilerimizi yazmamış.

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Loli pop kendi kendine olmuştur demedim zaten, şirket üretiyo onu, yoktan var ettiklerini de iddia etmiyolar hem, kabına yazıyolar içindekileri.

 

Bak nasıl da biliyorsun loli pop un bile bir "NEDEN" i olduğunu ve üzerinde (kabı) içindekiler yazılı, büyük bir aşama...

 

Evrende madde zaten hep var olduğuna göre, yoktan öyle durup dururken var edilemeyeceğine göre, herşey kendi kendine evrildi tabi.

 

Bravo! bir kerede nasılda bildin BİG BANG olayını,Evrenin birden varolduğunu, (yoktan) öyle durup dururken...

Öyle durup dururken var edilemeyeceğine göre (aç kapa artema) madde de var olduğuna göre? bari bir evrileyim demiş,evrile,evrile birden BOM ve Big bang...

 

 

Gökten zembille inecek değila. Ol demiş de, olmuşmuş da. Hı hı. Bizi yoktan yaratmış, içindekilerimizi yazmamış.

 

 

Demek ki "GÖK" yok,dolayısı ile zembilde olamaz, bu itibarla,yine BOM... Ve; İnsan yaratılmış,içindekiler (bilinç) yazılmış, o yazılanlarda da şöyle denilmiş; zaman gelecek siz İnsanoğlu bu Evrenin aç kapa artema gibi olduğunu,Dünyadaki oluşumunuzun da ilkel çorbadan "TESADÜF" neticesinde oluştuğunuzu,fakat madde hep var olduğunu zannettiğinizden burada "TESADÜF" olmayacağını, yahut bu Madde hep var,varda evvelki "EVRİLMELERİNDE" İnsan ın olup olmadığını,bilmediğinizi,ezcümle; bu Evrilmede mi (MIŞ MIŞ) İnsanın var olduğunu, lafazanlıkları da yapacağınızdan...

Bu böyle gider.

:homestar:

 

Muhabbetle.

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Bak nasıl da biliyorsun loli pop un bile bir "NEDEN" i olduğunu ve üzerinde (kabı) içindekiler yazılı, büyük bir aşama...

 

Sorun da bu işte, ben lolipopu üretenleri görebiliyor ve varlıklarını ispatlayabiliyorum. Sen bana allahı gösteremiyosun, farkı anladınız mı? Hem lolipopun üzerinde içindekiler yazıyo, benim-senin üzerinde içindekiler yazmıyo. Üretici adresi de yok TSE damgasıda.

 

 

Bravo! bir kerede nasılda bildin BİG BANG olayını,Evrenin birden varolduğunu, (yoktan) öyle durup dururken...

Öyle durup dururken var edilemeyeceğine göre (aç kapa artema) madde de var olduğuna göre? bari bir evrileyim demiş,evrile,evrile birden BOM ve Big bang...

 

Durup dururken var edilmemiş zaten, hep varmış. Hep var olan şeyin neden bi başlangıcı olsun. Hani allahın ne evveli ne sonu vardır diyosunuz ya hani, aslında o öyle değil. Allahın başı, insanın onu yaratması ile başlıyo. Asıl başı-sonu-nedeni olmayan şey enerji. böyle dönüşüp dönüşüp duruyo.

 

Demek ki "GÖK" yok,dolayısı ile zembilde olamaz, bu itibarla,yine BOM... Ve; İnsan yaratılmış,içindekiler (bilinç) yazılmış, o yazılanlarda da şöyle denilmiş; zaman gelecek siz İnsanoğlu bu Evrenin aç kapa artema gibi olduğunu,Dünyadaki oluşumunuzun da ilkel çorbadan "TESADÜF" neticesinde oluştuğunuzu,fakat madde hep var olduğunu zannettiğinizden burada "TESADÜF" olmayacağını, yahut bu Madde hep var,varda evvelki "EVRİLMELERİNDE" İnsan ın olup olmadığını,bilmediğinizi,ezcümle; bu Evrilmede mi (MIŞ MIŞ) İnsanın var olduğunu, lafazanlıkları da yapacağınızdan...

Bu böyle gider.

 

Muhabbetle.

 

Tesadüf demedim ben. İlkel çorbayı da hiç içmedim, tarifini de bilmiyorum. Ben sadece binlerce yüzlerce yıl önce diğer araplardan daha akıllı birinin çıkıp -ben biliyom, herşey yoktan var oldu, öyle esti bana, geliyolar bööle soldan soldan- dediğini ve diğerlerinin de ona sorgulamadan etmeden inandığını biliyorum.

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Sorun da bu işte, ben lolipopu üretenleri görebiliyor ve varlıklarını ispatlayabiliyorum. Sen bana allahı gösteremiyosun, farkı anladınız mı? Hem lolipopun üzerinde içindekiler yazıyo, benim-senin üzerinde içindekiler yazmıyo. Üretici adresi de yok TSE damgasıda.

 

 

 

 

 

 

Sen lolipopu üretenleri görüyorsun ve varlıklarını ispatlayabiliyorsan,lolipopu üretenlerinde "BİLİNÇ" sahibi olduklarını,bilmen gerek,yoksa lolipop kendini üreten ne fabrikayı kurmadı nede onu imal eden "BİLİNÇ" sahibi İnsadan haberi var,dolayısı ile,Evren ve İnsanı yoktan var eden ALLAH c.c. eserinde de imzası, Evren için Big Bang,İnsan içinse,üzerinde Kulak,Göz,Burun,Deri,İçinde isede; DNA,RNA,HÜCRE,MOLEKÜL,VAR, üstelik benim en çok hoşuma gidende "AKLI" olmayan madde den "AKILLI" İnsanın nasıl olurda bana ALLAH c.c. göster diyebilmesi...

 

 

 

 

Durup dururken var edilmemiş zaten, hep varmış. Hep var olan şeyin neden bi başlangıcı olsun. Hani allahın ne evveli ne sonu vardır diyosunuz ya hani, aslında o öyle değil. Allahın başı, insanın onu yaratması ile başlıyo. Asıl başı-sonu-nedeni olmayan şey enerji. böyle dönüşüp dönüşüp duruyo.

 

 

 

 

Hep varmıymış? çok bilimsel bir görüş,durup dururken oluşmamış,hep varmış "DELİLİN KANITIN NE" bana bir sürü ispatlanmamış teori değil,Big Bang gibi,Evrenin genişlemesi gibi,Entropi gibi deneyle sabit ispatlanmış delil getir,yoksa kuru gürültüye karnı tok İnsanların...

Enerji imiş,hep varmış,dönüp,dönüp,dururmuş...

 

 

 

 

 

Tesadüf demedim ben. İlkel çorbayı da hiç içmedim, tarifini de bilmiyorum. Ben sadece binlerce yüzlerce yıl önce diğer araplardan daha akıllı birinin çıkıp -ben biliyom, herşey yoktan var oldu, öyle esti bana, geliyolar bööle soldan soldan- dediğini ve diğerlerinin de ona sorgulamadan etmeden inandığını biliyorum.

 

 

 

 

 

İnsan ve Evrenin nasıl oluştuğunu,bana izah edermisiniz,enerjiyi döndürmeden.

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Sen lolipopu üretenleri görüyorsun ve varlıklarını ispatlayabiliyorsan,lolipopu üretenlerinde "BİLİNÇ" sahibi olduklarını,bilmen gerek,yoksa lolipop kendini üreten ne fabrikayı kurmadı nede onu imal eden "BİLİNÇ" sahibi İnsadan haberi var,dolayısı ile,Evren ve İnsanı yoktan var eden ALLAH c.c. eserinde de imzası, Evren için Big Bang,İnsan içinse,üzerinde Kulak,Göz,Burun,Deri,İçinde isede; DNA,RNA,HÜCRE,MOLEKÜL,VAR, üstelik benim en çok hoşuma gidende "AKLI" olmayan madde den "AKILLI" İnsanın nasıl olurda bana ALLAH c.c. göster diyebilmesi...

 

Bu bilimsel teorilerin, yasaların hepsini kabul ediyosun ama evrimi kabul etmiyosun öyle mi?

 

Hep varmıymış? çok bilimsel bir görüş,durup dururken oluşmamış,hep varmış "DELİLİN KANITIN NE" bana bir sürü ispatlanmamış teori değil,Big Bang gibi,Evrenin genişlemesi gibi,Entropi gibi deneyle sabit ispatlanmış delil getir,yoksa kuru gürültüye karnı tok İnsanların...

Enerji imiş,hep varmış,dönüp,dönüp,dururmuş...

 

Ben zaten senin allahın ispatı diye iddia ettiğin şeylere dayanarak allahın olmadığını söylüyorum sana. Daha doğrusu sen aslında allahın var olmadığını kanıtlayan bilimsel şeyleri alıp, kafana göre yorumlayıp allah vardır diyorsun. Entrop'ye göre evrende sürekli bir bozulum vardır. Hani allah herşeyi dengede yaratmıştı?

 

İnsan ve Evrenin nasıl oluştuğunu,bana izah edermisiniz,enerjiyi döndürmeden.

 

İnsan evrimle oluştu milyonlarca yılda. Evren dönüştü, zaten vardı. Bunları anlamak için Tübitak'ın yayınladığı tüm kitapları en baştan okumalısın. Seni tatmin edecek çok bilimsel (!!!) açıklamayı da yapabilirim; -birisi ol dedi oldu-. Çok tatmin edici, tamam dağılalım, herşeyi çözdük.

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Bu bilimsel teorilerin, yasaların hepsini kabul ediyosun ama evrimi kabul etmiyosun öyle mi?

 

 

 

 

 

Bilimsel düşünce ve teori,niye kabul edilmesinki "İNANANLARCA" nihayetinde İlim,Bilim yanlız inançsızlara mahsus değil,bilakis herkes için geçerlidir...

 

 

Şimdi; Evrim; ateist olanlara göre,

1. Evrimcilere göre her şey gelişi güzel ve tesadüfün eseridir. Bütün canlılar, bir hücrenin gelişigüzel değişmesi ve farklılaşmasıyla silsile halinde birbirinden meydana gelmiştir.Kısa...

 

Yine şimdi;

400 amino asitli bir proteinin sadece sol el amino asitlerinden meydana geldiği göz önüne alınırsa, böyle bir yapının, 2400 = 10-120 izomeri vardır. Yani, burada işe yarar bir proteinin meydana gelme şansı, 1 rakamının önünde 120 sıfırlı bir sayının içinde sadece bir ihtimaldir. Bu kadar hassas yapıdaki bir proteinin laboratuar şartlarında bile sun’i olarak elde edilememektedir.

Burada "HÜCRE" den bahsedilmiyor dikkat edilirse? "PROTEİN" den bahsediliyor,protein ise Hücre nin en küçük yapı birimlerinden biridir,ve proteinin TESADÜFEN OLMAYACIĞI BİLİMSEL BİR TESBİTTİR.

 

 

 

 

 

Ben zaten senin allahın ispatı diye iddia ettiğin şeylere dayanarak allahın olmadığını söylüyorum sana. Daha doğrusu sen aslında allahın var olmadığını kanıtlayan bilimsel şeyleri alıp, kafana göre yorumlayıp allah vardır diyorsun. Entrop'ye göre evrende sürekli bir bozulum vardır. Hani allah herşeyi dengede yaratmıştı?

 

 

 

ENTROPİ'ye göre Evrende sürekli bir bozulma vardır doğru,fakat bu bozulma meteryalist yaklaşımına göre bir bozulma değidir.

 

Fakat, ilginç bir şekilde bu kadar kesin bir yasa olan entropi, aslında olasılıkçı bir yasadır.

Isının tek yönlü akışı gibi moleküllerin dağılmasına (diffusion) yönelik hareketlerde, her bir

molekülün hareketini hesap etmek imkansızdır. Söz konusu olan katrilyonlarca molekülden çok daha

fazlasıdır, bu moleküllerin birbirleriyle çarpışmaları gibi etkenleri, her bir molekül için hesap etmek

mümkün değildir. Fakat söz konusu olan o kadar çok moleküldür ki, dağılmaya bağlı olasılıkçı entropi

kanunları hep güvenilir sonuç verir. Dünyadaki hava moleküllerini ele alalım, aslında çok düşük bir

olasılık olarak, dünyadaki hava moleküllerinin Atlantik Okyanusu üzerinde toplanması ve tüm

dünyanın havasız kalması olasılığı vardır; fakat bu olasılık imkansız denecek kadar azdır ve

korkulacak bir şey yoktur. George Gamow tek bir odadaki hava moleküllerinin, odanın tek bir

yarısında toplanma olasılığının bile adeta imkansız olduğunu şu şekilde göstermiştir: Bir odada

yaklaşık 10 27 (milyar×milyar× milyar) molekül vardır. Odanın bir yarısında bulunmanın olasılığı ½

olduğundan, tüm moleküller için bu olasılık (½)

27

10 dir; bu ise 10

26

3×10 ’da 1’dir.Hava moleküllerinin

saniyede 0.5 km hızla hareket ettikleri ve 0.01 saniyede odadaki dağılışlarının 100 kez karıştığını

hatırlayalım. Tüm bu moleküllerin odanın bir yarısında toplanması için gereken süre

10 299.999.999.999.999.999.999.999.998 saniyedir, eğer bu süreyi evrenin toplam yaşı olan 1017 saniye ile

mukayese edersek, neden böylesi bir olasılığa imkansız dediğimiz anlaşılabilir.5 Gamow’un tek bir

odanın bir yarısında moleküllerin toplanmasının olasılıksal imkansızlığı için (matematikte 10 50 ’de

1’den küçük olasılıklar genelde imkansız kabul edilir) verdiği örneğe bakarak, bizim dünyanın tüm

havasının Atlas Okyanusu üzerinde toplanmasından bahseden örneğimizin ne kadar imkansız

olduğunu rahatça anlayabiliriz. Moleküllerin dağılımında ortaya çıkan bu tip hesaplar, entropi

yasasının olasılıkçı bir yasa olmasına karşın neden en kesin fizik yasası olarak görüldüğünü ortaya

koymaktadır.Caner Taslaman.

 

Görüldüğü üzere burada da bir "DENGE" vardır,kısaca entropi ile materyalist evrim bağdaşmaz.

 

 

 

İnsan evrimle oluştu milyonlarca yılda. Evren dönüştü, zaten vardı. Bunları anlamak için Tübitak'ın yayınladığı tüm kitapları en baştan okumalısın. Seni tatmin edecek çok bilimsel (!!!) açıklamayı da yapabilirim; -birisi ol dedi oldu-. Çok tatmin edici, tamam dağılalım, herşeyi çözdük.

 

 

 

 

 

 

İnsanın Evrimle oluşabilmesi için,evvela "PROTEİNİN" oluşmasına bir bakmak gerekir...

 

TÜM ATOMLAR VE TÜM UZAY-ZAMANI TESADÜFEN BİR PROTEİN OLUŞTURABİLİR Mİ

 

Bu olasılığın matematik açısından imkansız olduğunu şöyle düşünerek anlayabiliriz. Evrende baryon vardır. Evrendeki baryonları, fotonları, elektronları toplarsak ’dan düşük bir sayı elde ederiz. Evrenin tahmin edilen yaşı 15 milyar yıldır.

Evren: 15 milyar yıl x 365 gün x 24 saat x 60 dakika x 60 saniye = 473.040.000.000.000.000 saniye yaşındadır. Bu sayıyı da olarak alabiliriz. Bu iki sayıyı çarparsak eder.

 

Bu bulduğumuz sayısı neyi ifade etmektedir? Bu sayı, evrendeki her proton, nötron, elektron ve fotonun her biri birer amino asit olsaydı ve her biri evrenin her saniyesi bir protein yapmaya kalksalardı, toplam olarak yapılacak denemenin sayısıdır.( ’nin ’in bir trilyon katı olduğunu düşünün.)

 

Yüzbinlerce canlı türünün tek biri olan insanın, bir çok yapıtaşından tek biri olan proteinin, bir çok farklı tipinden tek biri olan hemoglobinin, tesadüfen oluşmasının imkansızlığı görülmektedir. Oysa amino asitlerin oluşma olasılığını, bir proteindeki amino asitlerin sol-elli olmasının olasılığını, proteinin üç boyutlu katlanmasının olasılığını göz ardı edip hiç hesaba katmadık. Bir proteinin, D.N.A.’da kodlanışının olasılığını hesaplasaydık amino asit diziliminin olasılığından elde ettiğimizden de inanılmaz bir sonuçla karşı karşıya gelirdik. Evrenin tüm parçacıklarının, evrenin tüm zamanında oluşturmaya güç yetiremeyeceği bir molekülün (hemoglobinin), bilinçli bir tasarım olmasaydı var olamayacağı açıktır. Caner Taslaman.

 

Meramımı; "ALINTILARLA YAPMAKTAKİ MAKSAT" ne yazarsam,yazayım sonuçta biz,bizler bilim İnsanı değil bu işlerin meraklısı İnsanlarız,üstelik BİLİMSEL görüşlere sahip yanlız materyalist görüş değil,Evren ve Canlıların ( MAHLUKAT) bir plan ve program neticesinde "OL DENİLDİĞİNDE OLDUĞUNU GÖSTEREN" inanan İnsanlarında var olduğunu göstermektir. (araştırarak bilimsel olarak ortaya çıkarma)Dolayısı ile durum bu.

 

:)

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Bilimsel düşünce ve teori,niye kabul edilmesinki "İNANANLARCA" nihayetinde İlim,Bilim yanlız inançsızlara mahsus değil,bilakis herkes için geçerlidir...

 

Şimdi; Evrim; ateist olanlara göre,

1. Evrimcilere göre her şey gelişi güzel ve tesadüfün eseridir. Bütün canlılar, bir hücrenin gelişigüzel değişmesi ve farklılaşmasıyla silsile halinde birbirinden meydana gelmiştir.Kısa...

 

Evrimde böyle bir kuram yok. Bilimde tesadüflere yer yoktur.

 

Yine şimdi;

Burada "HÜCRE" den bahsedilmiyor dikkat edilirse? "PROTEİN" den bahsediliyor,protein ise Hücre nin en küçük yapı birimlerinden biridir,ve proteinin TESADÜFEN OLMAYACIĞI BİLİMSEL BİR TESBİTTİR..

 

Dikkat edilir edilmesine, sen tasalanma ama zaten tesadüfen oldu demiyor bilim. Çevre koşullarına yani doğal seçilime göre oldu diyor.

 

ENTROPİ'ye göre Evrende sürekli bir bozulma vardır doğru,fakat bu bozulma meteryalist yaklaşımına göre bir bozulma değidir.

 

Entropi, bilimsel yani nesnel yani materyalist bir yasadır. Kurana göre allah herşeyi bir dengede yaratmış, kaç kere miktar miktar der durur. Ama entropi tam tersini söyler, herşey sürekli bozulum içindedir. Dengede hiç değildir.

 

Görüldüğü üzere burada da bir "DENGE" vardır,kısaca entropi ile materyalist evrim bağdaşmaz.

 

Siz öyle olduğuna inanmak istiyorsunuz. Entropi dediğiniz sürekli bozulma. Kurana göre allah herşeyi mükemmel yaratmış. Entropiye göre sürekli artan bir bozulma var. Bir bardak düşüp kırıldığında, eski haline getirmek için, kırılmak için harcadığından daha fazla enerji lazım. Yani bozulma artarak sürer evrende. Allah herşeyi mükemmel yaratamamış demek ki, sürekli artan bir bozulmada mükemmellikten bahsedemezsin. Öyle olsaydı, bardağı tamir etmek için, onu kıran güç kadar güç yeterli olurdu ama olmuyo işte, allah da gelse o bardağı daha az güç harcamadan yenileyemiyo.

 

İnsanın Evrimle oluşabilmesi için,evvela "PROTEİNİN" oluşmasına bir bakmak gerekir...

 

Baktığımız için evrimin var olduğunu kabul ediyoz zaten.

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Evrimde böyle bir kuram yok. Bilimde tesadüflere yer yoktur.

 

 

Genetik Sürüklenme; doğal seçilim, mutasyon ve göçle birlikte evrimin temel mekanizmalarından biridir. Her nesilde bazı bireyler, tümüyle "RASLANTISAL" olarak,Genetik sürüklenme ya da "Sewall Wright etkisi", küçük bir grup canlının genetik havuzunda tamamen şans eseri oluşmuş değişikliklerdir.

 

 

Raslantısal;Bilgiye, isteğe, kurala veya belli bir sebebe dayanmaksızın oluveren karşılaşma, tesadüf.

 

Dikkat edilir edilmesine, sen tasalanma ama zaten tesadüfen oldu demiyor bilim. Çevre koşullarına yani doğal seçilime göre oldu diyor.

 

 

 

Doğal şeçilime göre canlılar evrimleşmez,yani fare,balinaya,kartal,köpeğe dönüşmez.Çevre koşulları her canlı türünün daha zayıf olanını eler,bu demek değildirki,maymun insan olur, veya kurbağa,timsah...

BU KADAR BASİT.

 

 

Entropi, bilimsel yani nesnel yani materyalist bir yasadır. Kurana göre allah herşeyi bir dengede yaratmış, kaç kere miktar miktar der durur. Ama entropi tam tersini söyler, herşey sürekli bozulum içindedir. Dengede hiç değildir.

 

 

 

Materyalist görüş başka,var olana,var olduğu gibi bakma başka. bir şeyin nesnel olması illa materyalist görüşle olaylara bakmayı gerektirmez,mesela BİG BANG ta nesnellik vardır ama bu durum materyalistlerin görüşlerine uymaz,çünkü bag bang ve entropi Evrenin hem başlangıcı ve hem sonucu olacağını bildirir.

 

Entropi zaman gibidir; tek yönlü, katı ve kesin. Başlangıçtaki bu düşük

entropili durum, galaksilerin ve canlıların oluşumunun olmazsa olmaz şartı olup olağanüstü bir

düzenin göstergesidir ve bir açıklama gerektirir. Roger Penrose, evrenin başlangıç entropisinin hassas

ayarını gösteren matematiksel betimlemeye, fizik biliminde bildiği hiçbir verinin yaklaşamayacağını

söyler. Şu anda evrendeki yaklaşık 10 88 olan entropi miktarı, evren eğer Büyük Çöküş ile çökerse 10123 ’e çıkacaktır. (Penrose, bu hesabı Bekenstein-Hawking entropi formülünü kullanarak yapar.)58

Evrenin Büyük Çöküş’ünde, her bir baryon için 10 43 entropi olacaktır, buna göre toplam 10 80 adet

baryonlu evrenin entropisi 10123 olarak bulunur.59 Evrenin başlangıcındaki entropinin hassas ayarı,

evrenin muhtemel sonunun entropisinden yola çıkılarak hesaplanır. Aslında evrenin başlangıcı, pekala

aynı hacimdeki bu sonun entropisine sahip olabilirdi; böylesi bir durumda ne galaksimiz, ne

dünyamız, ne bu makaleyi yazan ve okuyanlar var olabilirdi. Evrenin başlangıç entropisindeki hassas

ayarı hesaplayan Penrose, sonucu şöyle değerlendirmektedir. “Yaradanın ne kadar isabetle hedefini

belirlediği görülüyor, yani doğruluk oranı şöyledir: 10

123

10 ’te 1.” 60Ortaya çıkan bu sayının iki üslü

yazılma sebebi, bu sayıyı üssüz olarak yazmaya (1’in arkasına sıfırlar koyarak), evrendeki tüm

hammaddenin bile yetersiz kalacak olmasıdır. Bu sayıyı tek üslü yazmak için, evrendeki tüm

parçacıkların (10 80 kadar) ve tüm ışık taneciklerinin (10 88 kadar) her birinin üstüne katrilyon (1015 )

tane sıfır yazsaydık bile, ancak 10104 tane sıfır yazabilirdik. Oysa 10123 yazabilmek için bu evrenimiz

gibi on milyon (10 7 ) kere trilyon (1012 ) daha fazla evrene sahip olmamız ve o evrenlerin proton,

nötron ve fotonlarını, katrilyonlarca sıfır yazılabilen defterler olarak kullanmamız gerekirdi ki, ancak

evrenin başlangıç entropisinin hassas ayarını ifade eden sayıyı yazmayı başarabilelim. Görüldüğü gibi,

bırakın başlangıç entropisindeki kritik ayarın tesadüfen gerçekleşmesini, bu ayardaki hassasiyeti ifade

eden sayının 1’in arkasına sıfırlar konularak yazılması bile mümkün değildir. Evrenin başındaki bu

hassas ayarın bir Düzenleyici olmaksızın açıklanması mümkün değildir. Evreni bir Tasarımcı’nın eseri

olmayan bir varlık olarak görenlerin apriori beklentisi bir düzenin olmadığı kaotik bir evren olmalıdır.

Oysa var olan olgular, sıradan bir düzene bile değil, olağanüstü düzenlemelere işaret etmektedir.

Kanaatimizce, bilimsel açıdan, bilimin en objektif ifade dili matematik olduğundan, başlangıç

entropisindeki bu hassas ayarın tasarım kanıtına verdiği destek, William Paley’in başarı ve ustalıkla

yaptığı tüm betimlemelerinin toplamından daha güçlüdür.Caner Taslaman.

 

 

 

 

Bu kadar basit.

 

 

 

Siz öyle olduğuna inanmak istiyorsunuz. Entropi dediğiniz sürekli bozulma. Kurana göre allah herşeyi mükemmel yaratmış. Entropiye göre sürekli artan bir bozulma var. Bir bardak düşüp kırıldığında, eski haline getirmek için, kırılmak için harcadığından daha fazla enerji lazım. Yani bozulma artarak sürer evrende. Allah herşeyi mükemmel yaratamamış demek ki, sürekli artan bir bozulmada mükemmellikten bahsedemezsin. Öyle olsaydı, bardağı tamir etmek için, onu kıran güç kadar güç yeterli olurdu ama olmuyo işte, allah da gelse o bardağı daha az güç harcamadan yenileyemiyo.

 

 

 

 

Entropi de kendine düşen görevi yerine getiriyor,aksini söylemek için bilimsel görüş sahibi bir kaç bu işin uzmanı İnsanın görüşünü yazmak gerekir,yoksa ben öyle kabul ediyorum dediğinde,bu düşünce sana ait der geçeriz.Entropi ye göre sürekli artan bozulma Evrenin büyük çöküşüne gideceğinin bir kanıtıdır, ve bu durum materyalist görüşün bütün tasavvurlarını bozar,sebebi de materyalistler Evrenin sonsuz ve ilelebet olduğunu söyler Entropi ise Evrenin nasıl big bang ile bir başlangıcı varsa bir sonuda olacağının delilidir.Bu arada isteyen bardakla uğraşabilir.

 

 

 

 

Baktığımız için evrimin var olduğunu kabul ediyoz zaten.

 

 

 

 

Yüzbinlerce canlı türünün tek biri olan insanın, bir çok yapıtaşından tek biri olan proteinin, bir çok farklı tipinden tek biri olan hemoglobinin, tesadüfen oluşmasının imkansızlığı görülmektedir. Oysa amino asitlerin oluşma olasılığını, bir proteindeki amino asitlerin sol-elli olmasının olasılığını, proteinin üç boyutlu katlanmasının olasılığını göz ardı edip hiç hesaba katmadık. Bir proteinin, D.N.A.’da kodlanışının olasılığını hesaplasaydık amino asit diziliminin olasılığından elde ettiğimizden de inanılmaz bir sonuçla karşı karşıya gelirdik. Evrenin tüm parçacıklarının, evrenin tüm zamanında oluşturmaya güç yetiremeyeceği bir molekülün (hemoglobinin), bilinçli bir tasarım olmasaydı var olamayacağı açıktır

 

Bilimselliğin bir göstergeside devamlı bakıp incelemektir,dolayısı ile bir daha bakmakta fayda var.

 

;)

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Genetik Sürüklenme; doğal seçilim, mutasyon ve göçle birlikte evrimin temel mekanizmalarından biridir. Her nesilde bazı bireyler, tümüyle "RASLANTISAL" olarak,Genetik sürüklenme ya da "Sewall Wright etkisi", küçük bir grup canlının genetik havuzunda tamamen şans eseri oluşmuş değişikliklerdir.

 

Raslantısal;Bilgiye, isteğe, kurala veya belli bir sebebe dayanmaksızın oluveren karşılaşma, tesadüf.

 

Evrim tesadüflerle oluşmaz. Rastlantısal değildir. Doğada doğanın yasalarından bağımsız şeyler olmaz. Doğanın yasaları da doğa ile birlikte hep vardı. Genlerdeki değişiklikler rastlantısal olmaz. Radyasyona, hormonlara bağlı değişimler düzensizlikler genlerde bozulmalara neden olur. Bu bozulma zararlı, yararlı ya da etkisiz olabilir. Çevrenin koşullarına göre bu değişim yararsız ve etkisizse çekinik gen halinde yok olup gider. Yararlıysa baskın gen olarak varlığını sürdürür ve çevreye uyum sağlar. Populasyonda gittikçe artar bu gen. Milyonlarca yıllık değişim sonunda türleşmeye neden olur. Deniz kaplumbağaları ile kara kaplumbağaları arasında fark gibi. Deniz kaplumbağasını koy bakalım dağın başına yaşayabiliyomu.

 

Doğal şeçilime göre canlılar evrimleşmez,yani fare,balinaya,kartal,köpeğe dönüşmez.Çevre koşulları her canlı türünün daha zayıf olanını eler,bu demek değildirki,maymun insan olur, veya kurbağa,timsah...

BU KADAR BASİT.

 

Evrim kartalın köpeğe, farenin balinaya, maymunun insana dönüştüğünü söylemez. Maymun ile insanın ortak bir atadan geldiğini ve değiştiklerini söyler. Maymun ile insanın evrimleşmesi milyonlarca yıl aldı. Hiç bir canlı, evrimleştikleri ilk ortak ata ile aynı ortamda yaşayamaz. Tıpkı bi insanın 5 nesil önceki dedesi ile aynı ortamda bulunamaması gibi. Milyonlarca yıl önceki ortak ata ile bugünün insanı ve maymunu aynı ortamda yaşamadılar. Zaman çevre populasyon değişti. Değiştiği için evrildik. İnsanlar eğer maymundan gelmiş olsalardı bugün maymunların nesli milyonlarca yıl önce yok olmuş olurdu. Sizin evrimden ne anladığınız belli. Bi canlı gelecek, mesela sincap. Canı sıkıldı hop yılan olcak. Sonra ondanda mı sıkıldı hop çekirge doğuracak. Onu da mı sevmedi balina olacak ya da tilki doğuracak. Evrim bu değil. Bi maymun populasyonunda tüm maymunlar sarımsıyken, tek bir maymunun onların tüylerine renk veren gendeki değişiklikle koyu kahverengi doğmasıdır mesela evrim. Koyu kahverengi bi maymun, koyu gövdeli ağaçlarda daha zor farkedilirse kolay yem olamaz yırtıcılara. Daha çok üreme şansı olur. 6 yavru yapsa ve bunların 3ü koyu kahverengi doğsa, onların da diğer sarımsı maymundan daha fazla yaşama ve üreme şansları olur. Onlar da 6 yavru yapsa ve böyle devam etse, o maymun klanında koyu kahverengi maymun populasyonu ve genleri hakim olur. Bir süre sonra o populasyon kahverengi maymunlar haline gelir. Sonra bunlardan birisinin parmakları daha uzun doğsa, tüylerde olduğu gibi yarayışlı olsa ve baskın hale gelse uzun bir süre sonra baskın hale gelir. Kulak kepçesi daha küçük olan ama buna rağmen daha iyi duyan bi maymun doğsa, o maymunun avcıyı farketmesi daha kolay olur ve daha zor yem olur. Onun da yaşama ve üreme oranı artar. Çocukları da onun bu baskın genlerini alır. Bacakları daha uzun bir maymun doğsa, yüzlerce yıl süreç içinde onun neslinden gelenler baskın olur. Bu nesil baskın olduktan sonra daha kısa kuyruklu bi birey doğsa, daha kolay kaçabilse, onun da populasyonu artar nesiller sonra çünkü daha çok yaşama ve üreme şansı olur. İlk canlı kepçe kulaklı, uzun kuyruklu, sarımsı renkli, kısa parmaklı, kısa bacaklı bi canlıyken; milyonlarca yıl sonra ortaya çıkan canlı tamamen farklı uzun kuyruklu, küçük kulaklı ve iyi duyan, kısa kuyruklu, koyu kahverenkli, uzun parmaklı, uzun bacaklı bir tür olur. Evrim böyle bişey. Bi balinanın tutupda birden bire solucan olacağını savunmaz.

 

Doğal seçilim bir evrim kuramıdır ve ona göre canlılar evrimleşir.

 

Materyalist görüş başka,var olana,var olduğu gibi bakma başka. bir şeyin nesnel olması illa materyalist görüşle olaylara bakmayı gerektirmez,mesela BİG BANG ta nesnellik vardır ama bu durum materyalistlerin görüşlerine uymaz,çünkü bag bang ve entropi Evrenin hem başlangıcı ve hem sonucu olacağını bildirir.

 

Big-bang bilimsel bir teori. Materyalistler kanıtlanmış her nesnel (materyal) bilgiyi kabul ederler. Etmezlerse materyalist olamazlar. Big-bang henüz tüm nesnelliği ile kanıtlanmadı ama yine de tüm materyalistler bilimsel bir teori olduğu kabul ederler. Etmeselerdi Cern deneyini yapmazlardı.

 

Var olana var olduğu gibi bakmak nedir? Herşeyin ol demekle birden olduğunu, insanın çamurdan yapıldığını, ademle havva denen iki kişinin cenneten düştüğünü, melek diye bişeyin gökten koç indirdiği, 1500 yıl önce birinin kimsenin göremediği birinden vahiyler aldığı mı var olana olduğu gibi bakmak. Çizgi filmler bile daha inandırıcı bu hikayelerden.

 

Entropi de kendine düşen görevi yerine getiriyor,aksini söylemek için bilimsel görüş sahibi bir kaç bu işin uzmanı İnsanın görüşünü yazmak gerekir,yoksa ben öyle kabul ediyorum dediğinde,bu düşünce sana ait der geçeriz.Entropi ye göre sürekli artan bozulma Evrenin büyük çöküşüne gideceğinin bir kanıtıdır, ve bu durum materyalist görüşün bütün tasavvurlarını bozar,sebebi de materyalistler Evrenin sonsuz ve ilelebet olduğunu söyler Entropi ise Evrenin nasıl big bang ile bir başlangıcı varsa bir sonuda olacağının delilidir.Bu arada isteyen bardakla uğraşabilir.

 

Entropi'nin var olması demek, evrenin kuranda belirtildiği gibi aslında mükemmel bir biçimde dengede yaratılmadığı demektir. Mükemmel olsaydı bozulma olmazdı, dengesizlikler de olmazdı. Entropi evrenin sonunu getirecek demekle kuranın kıyametinin ne alakası var? Kuranın dediği gibi mi gerçekleşiyor entropi? Ya da kuranda entropinin tanımı falan mı var? yok tabi. Kuran kıyametin bi kerede olacağını söyler, öyle bozulmadan bahsetmez. Entropi big-bangten beri vardır, bir kerede ortaya çıkmadı.

 

Caner Taslaman, HY gibi kıymeti kendinden menkul sözde bilim adamlarının lafları bunlar.

 

Bilimselliğin bir göstergeside devamlı bakıp incelemektir,dolayısı ile bir daha bakmakta fayda var.

 

Bilimsel veriler yanlışlanabildikleri için bilimseldirler. Sorgulanırlar. Kuranın bir ayetinin bile sorgulanamayacağına, yanlışlanamayacağına iman edilir di mi? O zaman nasıl olur da o kitap bilimsel olabilir? Kuran bilimselse, aynı zamanda yanlışlanabilir de demektir. Sen kuranı yanlışlayabilir misin? tabi hayır.

 

Bilimi alt edemeyince bilimi araç olarak kullanmak yeni bir taktiğidir dinci kesimin. Demokrasiyi araç kullandıkları gibi.

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

 

 

Benim açımdan olay bitmiştir.

Sana iyi günler dilerim.

Karşılıklı yazışmamızda (tartışma) kimin polemik,kimin konuya sadık kalarak yazı yazdığı ortada,bu itibarla dilin kemiği yok ve bunları yazıya dökmekte anca "nakarat" olur,hülasa,eğer ciddi yazışma olacaksa bana bilimsel,deneylenmiş kanıtla cevap yaz,yoksa öyle çala kalem yazı yazmak basit ve forum ve topig ler bu yazılarla dolu.

Sağlıcakla.

:homestar:

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Benim açımdan olay bitmiştir.

Sana iyi günler dilerim.

Karşılıklı yazışmamızda (tartışma) kimin polemik,kimin konuya sadık kalarak yazı yazdığı ortada,bu itibarla dilin kemiği yok ve bunları yazıya dökmekte anca "nakarat" olur,hülasa,eğer ciddi yazışma olacaksa bana bilimsel,deneylenmiş kanıtla cevap yaz,yoksa öyle çala kalem yazı yazmak basit ve forum ve topig ler bu yazılarla dolu.

Sağlıcakla.

:homestar:

 

Siz bilimle tartışmıyorsunuz. Bilim yapmıyorsunuz. Bilimin dediklerini, benim bildiklerimi alıp, yazıp bana -bakın allah var- diyosunuz. Bende sizin yazdıklarınızın aslında allahın olmadığının kanıtları olduğunu söylüyorum. Evrim bilimsel bir gerçekliktir. Entropiyi işinize gelince alıyosunuz, evrim işinize gelmeyince almıyosunuz. İkisi de bilimsel, ikisi de gerçek. Bilimselsen bilimin herşeyini alıcaksın, birini alıp ötekini almamak olmaz. Bilimsel olmak için materyalist olmak zaten şart. Yoksa tefekküre yatmaktan fazlasını yapamazsınız.

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

 

Entropi zaman gibidir; tek yönlü, katı ve kesin. Başlangıçtaki bu düşük

entropili durum, galaksilerin ve canlıların oluşumunun olmazsa olmaz şartı olup olağanüstü bir

düzenin göstergesidir ve bir açıklama gerektirir. Roger Penrose, evrenin başlangıç entropisinin hassas

ayarını gösteren matematiksel betimlemeye, fizik biliminde bildiği hiçbir verinin yaklaşamayacağını

söyler. Şu anda evrendeki yaklaşık 10 88 olan entropi miktarı, evren eğer Büyük Çöküş ile çökerse 10123 ’e çıkacaktır. (PENROSE, bu hesabı BEKENSTEİN-HAWKİN entropi formülünü kullanarak yapar.)

Evrenin Büyük Çöküş’ünde, her bir baryon için 10 43 entropi olacaktır, buna göre toplam 10 80 adet

baryonlu evrenin entropisi 10123 olarak bulunur. Evrenin başlangıcındaki entropinin hassas ayarı,

evrenin muhtemel sonunun entropisinden yola çıkılarak hesaplanır. Aslında evrenin başlangıcı, pekala

aynı hacimdeki bu sonun entropisine sahip olabilirdi; böylesi bir durumda ne galaksimiz, ne

dünyamız, ne bu makaleyi yazan ve okuyanlar var olabilirdi. Evrenin başlangıç entropisindeki hassas

ayarı hesaplayan Penrose, sonucu şöyle değerlendirmektedir. “Yaradanın ne kadar isabetle hedefini

belirlediği görülüyor, yani doğruluk oranı şöyledir: 10

123

10 ’te 1.” 60Ortaya çıkan bu sayının iki üslü

yazılma sebebi, bu sayıyı üssüz olarak yazmaya (1’in arkasına sıfırlar koyarak), evrendeki tüm

hammaddenin bile yetersiz kalacak olmasıdır. Bu sayıyı tek üslü yazmak için, evrendeki tüm

parçacıkların (10 80 kadar) ve tüm ışık taneciklerinin (10 88 kadar) her birinin üstüne katrilyon (1015 )

tane sıfır yazsaydık bile, ancak 10104 tane sıfır yazabilirdik. Oysa 10123 yazabilmek için bu evrenimiz

gibi on milyon (10 7 ) kere trilyon (1012 ) daha fazla evrene sahip olmamız ve o evrenlerin proton,

nötron ve fotonlarını, katrilyonlarca sıfır yazılabilen defterler olarak kullanmamız gerekirdi ki, ancak

evrenin başlangıç entropisinin hassas ayarını ifade eden sayıyı yazmayı başarabilelim. Görüldüğü gibi,

bırakın başlangıç entropisindeki kritik ayarın tesadüfen gerçekleşmesini, bu ayardaki hassasiyeti ifade

eden sayının 1’in arkasına sıfırlar konularak yazılması bile mümkün değildir. Evrenin başındaki bu

hassas ayarın bir Düzenleyici olmaksızın açıklanması mümkün değildir. Evreni bir Tasarımcı’nın eseri

olmayan bir varlık olarak görenlerin apriori beklentisi bir düzenin olmadığı kaotik bir evren olmalıdır.

Oysa var olan olgular, sıradan bir düzene bile değil, olağanüstü düzenlemelere işaret etmektedir.

Kanaatimizce, bilimsel açıdan, bilimin en objektif ifade dili matematik olduğundan, başlangıç

entropisindeki bu hassas ayarın tasarım kanıtına verdiği destek, William Paley’in başarı ve ustalıkla

yaptığı tüm betimlemelerinin toplamından daha güçlüdür.

 

 

Yukardaki alıntı "PENROSE" den mülhem...

Ve bu görüşte forumdaştan;

 

 

 

Entropi'nin var olması demek, evrenin kuranda belirtildiği gibi aslında mükemmel bir biçimde dengede yaratılmadığı demektir.

 

 

 

Olay bu,fazla yazmaya hem gerek yok,hemde bundan sonra yazılacak olanlar boş lakırdıdan (yazı) öteye gitmez.

 

Muhabbetle.

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Yukardaki alıntı "PENROSE" den mülhem...

Ve bu görüşte forumdaştan;

 

Olay bu,fazla yazmaya hem gerek yok,hemde bundan sonra yazılacak olanlar boş lakırdıdan (yazı) öteye gitmez.

 

Muhabbetle.

 

Kimden alıntıladığın farketmez. Bende Evrimi ilahi bi düzenin yasası diye allayıp pullayıp anlatabilirim, o zaman daha mı inandırıcı olacak? Entropi'yi -muazzam, muhteşem, kusursuz bla bla- şeyler kullanarak yada -apriori, baryon bilmem ne- gibi kavramlar kullanıp anlattıklarında daha inandırıcı olmuyo bu.

 

Din, bilimi alt edemeyeceğini anladığında bilime sarıldı. Önce allaha karşı gelmek demek olan bilim, şimdi allahı destekliyor ne hikmetse. Hikaye. Alıntıda yapılan şey klasik bi tarz. Bilimsel bi bilgi alınır, yazılır, sonuna da -işte allahın kanıtı- denir.

 

Bi kanalda yabancı kaynaklı bi belgesel Türkçe dublajla veriliyor. Görüntülere bakınca belli ki belgeseli çekenler görüntüdeki hayvanın evrimini falan anlatıyor, ilk atalarını anlatıyor. Bizim muhterem almış o görüntüyü, dublajını -işte bu canlı, yaradanın kusursuz yarattığına bir örnektir- diye yapmış, çevirmiş aklınca. Onlar dublajı öyle yaptılar diye, o canlıyı allah yaratmış olmuyo. ya da onlar dublajını öyle yaptılar diye o belgeseli çekenler evrimini anlatmamış olmuyor. kafası çalışan herkes o dublaja rağmen evrimin anlatıldığını anlayabiliyor. Diğerleride şaşırıp kalıyor -amanın da amanın rabbım nasıl da yaratıveemiş ya gari- diye. Ne bilsin belgesel gören masum köylü orada evrim anlatılıyo.

 

Bi de meşur şirinlerin çevirisi var böyle, şirin baba namaz kıldırıyo hacca gidiyo, şirine'yi 9 yaşındayken eş alıyo. Gözlüklü şirin müezzinlik yapıyo. Gargameli recmediyolar. Hayalci şirin şirk koşuyo diye derisi yüzülüyo filan. Red-kit de kapıdan girerken -selamunaleyküm- diyodu bi bölümde.

 

Sizin alıntıladığınız kişiler entropi'yi anlatıp, sonunu allahla süslediler diye entropi allahı kanıtlamıyo maalesef. Ona bakarsan bizim adem ustanın evini nasıl yaptığını anlatıp sonunuda allahın hikmeti diye süslerim yani sorun değil.

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Tosbağaya sataştım

Gözsüz sepek yoldaşı

Sordum sefer nereye

Kayseri'ye âzimi

Yunus

 

Söz sizin ağzınızda olduğu sürece, söz sizin esiriniz, söz ağzınızdan çıktıktan sonra siz sözünüzün esiri olursunuz.

Hz. Ali

 

Entropi'yi -muazzam, muhteşem, kusursuz bla bla- şeyler kullanarak yada -apriori, baryon bilmem ne- gibi kavramlar kullanıp anlattıklarında daha inandırıcı olmuyo bu.

 

Çok güzel bir fikir tartışması oldu,çok şey öğrendim teşekkür ederim yazıştığım forumdaşlara.

 

:)

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Evrim;

Kanat..

Yarasa..

Kuş..

Sinek..

 

Göz;

İnsan..

Ahtapot..

 

"KANGURU"

 

Ve; aynı atadan ürediğimiz "MAYMUN" a yeni bir rakip geldi?

 

Cambridge'ten Adrian Friday ve Martin Bishop ellerindeki "tetrapodların protein dizilimi" verilerini analiz etmişlerdir. Hayret verici bir şekilde, yaklaşık bütün örneklerde insan ve tavuk, birbirlerine en yakın akraba olarak eşleşmişlerdir. Bir sonraki en yakın akraba ise timsahtır.

 

Raslantıların,genetik sürüklenmedeki şansına,şansımıza tesadüf ettiği akrabalarımız.

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Evrim;

Kanat..

Yarasa..

Kuş..

Sinek..

 

Göz;

İnsan..

Ahtapot..

 

"KANGURU"

 

Ve; aynı atadan ürediğimiz "MAYMUN" a yeni bir rakip geldi?

 

Cambridge'ten Adrian Friday ve Martin Bishop ellerindeki "tetrapodların protein dizilimi" verilerini analiz etmişlerdir. Hayret verici bir şekilde, yaklaşık bütün örneklerde insan ve tavuk, birbirlerine en yakın akraba olarak eşleşmişlerdir. Bir sonraki en yakın akraba ise timsahtır.

 

Raslantıların,genetik sürüklenmedeki şansına,şansımıza tesadüf ettiği akrabalarımız.

 

Evet yaa di mi, şu doğanın yaptıklarına bak. Allah olsa böyle bişey yapamazdı. Bilim diyo ki tavuk ile insan birbirlerine en yakın akraba (aslında insan memeli ve tavuk memeli değil, kökenleri farklı) ama insan topraktan yaratılmış, tavuk neyden? bence mermerden yaratılmıştır, gagası çok sert çünkü. ibiği de hint kumaşındandır kesin. Din söylemiyo tavuk nerden gelmiş diye zaten ama olsun, bilime inanmayalım yine de. İnsanla, insanın yaratıldığı toprağı incelesek, insanla toprak anamızın dna'ları birbirini ne kadar tutar acep? çok merak ediyorum, ne de olsan ondan yaratılmışız ya hani. Bi de insanın ruhunu incelemek lazım, dna'sını falan, hani varmış da bilmem kaç grammış. Gramajı varsa, ölçülebiliyodur zaten. Allah üflemiş hani kendi ruhundan Ademe, sonra bize kadar gelmiş işte, o ruh. Allahın ruhu ile insanın ruhunun dna'larını incelesek, allahla insanın akrabalığı ne kadardır acaba. Ama pardon ya, allahı bilim ispat edemiyodu inceleyemiyodu di mi? olsun biz inanalım yine de, vardır o biyerlerde. ben kendimi kandıramayacağım yaaaa, elmaya armuda bakıp da -vallayi allah var- diyemiyciiim, kusuruma bakmayın.

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Tavuk mu yumurtadan çıkmıştır,yoksa yumurta mı tavuktan çıkmıştır...

Bu arada "rastgele" sürüklenmede ki doğal şeçilimde şams faktörü tavuğu niye "HOROZ" ile akraba yapmamıştır veya akrabadır da bizmi bilmiyoruz...

Bu akrabalık bağı (İnsan ve tavuk) horozu alakadar edermi,yoksa akraba olunduğunu bilmiyormu.

Bu arada,Timsahı da unutmayalım...

 

Aklıma da bir tekerleme geldi; Adam pişmiş tavuk yermi..Pişmiş tavuk adam yermi..

 

 

Muhabbetle.

 

Soru;Kara sineğin, kartal ile bağı nedir; Cevap; ikisi de kanatlıdır ve ortak atadan üremişlerdir.

Soru; Sivrisineğin,Yarasa ile bağı nedir? yoktur? yarasa memeli hayvan sınıfına girer,sivrisinek memeli hayvan sınıfına girmez,ama ikisinin de kanatları vardır...

Soru; yarasa ve sivrisineklerde "GÖZ" varmıdır...

Bu soruya bilen varsa yanıt yazabilir,ben bilmiyorum.

 

229.jpg

 

Ahtapotlar, evrimcilerin ortaya attığı "hayat ağacı"na göre insana en uzak canlılardan biridir. Ancak ahtapot gözü ile insan gözü tamamen aynı yapıya sahiptir. Bu durum, benzer yapıların evrime delil olmadığının bir göstergesidir.

 

Bir akrabayı kaybettik.

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Tavuk mu yumurtadan çıkmıştır,yoksa yumurta mı tavuktan çıkmıştır...

 

İlk hangisi evrildiyse öteki ondan çıktı tabi. Ama tavuk tyranosaurus'dan evrildiğine göre tavuk t-rex'ten çıkmadı ama evrildi. Yumurta da t-rex'den çıktı. T-rex'de yımırtadan. ondan önce de taa bunlar tek hücreliyken mayoz mitoz bölünmelerle falan üremeye başladı. Yımırtanın hikayesi oraya kadar uzanır. Yani ilk tavuk mu yımırtadan çıktı, yoksa yımırta mı tavuğa yapıştı diye bi sorunun anlamı yok.

 

Bu arada "rastgele" sürüklenmede ki doğal şeçilimde şams faktörü tavuğu niye "HOROZ" ile akraba yapmamıştır veya akrabadır da bizmi bilmiyoruz...

 

Doğada bilimde evrimde rastlantılar yoktur. Hy ve caner taslaman gibi güdümlü füzeler öyle olduğunu sanırlar ve evrimi onlardan öğrenenler de onlara inanıyorlar. olay bu. Evrimi gidip üstadından öğrenin Richard Dawkins gibi. Nasıl ki islamiyeti Muhammed'den öğrenmeyi tavsiye ediyosanız, evrimi de onunla uğraşan bilim adamlarından öğrenin.

 

Bu akrabalık bağı (İnsan ve tavuk) horozu alakadar edermi,yoksa akraba olunduğunu bilmiyormu.

 

Tavukla yakınllığı var diye (ki yoktur) bi insan tavuğa cinsel istismarda bulunmaya kalkarsa, horozun gücüne gider tabi. sen git başka türden evril evril, sonra gel yımırtlayan bi toyuh'a sarkıntılı yap. toyuh bile dengi dengine.

 

Bu arada,Timsahı da unutmayalım...

 

Aklıma da bir tekerleme geldi; Adam pişmiş tavuk yermi..Pişmiş tavuk adam yermi

 

O bi yana da ben asıl şeyi merak ediyorum, lütfen yanıtlar mısın, Ademin ikiz çocukları, sonraki batından kardeşiyle eşleşip üremiş ya hani, hiç mi vicdanı sızlamadı acaba, sormadı kendine -ya hacı ben napıyom, bu hatun benim karındaşcağızım?- diye? Hatta Kabil habili kendi kardeşiyle evlenemediği için öldürmüş di mi? Onu bırak da bu Şit, Ademin oğlu değil mi? o da peygamber. Ya koskoca peygamber kendi öz kardeşiyle mi eşleşmiş? aman yarebbim, daha neler duyacekiz.

 

Burada benim aklıma şu soru geldi aslında; Adem kendi kız kardeşi olsa onu eş alır mıydı, Havva kendi erkek kardeşi olsa onu alır mıydı.

 

Aslında Ademle Havanın eşleşmesi de kardeş evliliği bi bakıma. Havva Ademden, hem de ademin kaburgasından yaratıldığına göre, DNA'ları birbirinin kopyası kesinlikle. Sarıgöl benden daha iyi bilir bu gen, dna olaylarını falan ermm.gif, o söylesin tabi, onaylamış olur. Ademin bedeninden yaratılan Havva, Ademin genlerinin aynına sahip değil midir di mi? kopyasıdır onun. öyledir tabi. Öyleyse bırak, Adem kendi dişi ikiziyle evlenmiş yaaa! Amanın! blink.gif

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Katılın Görüşlerinizi Paylaşın

Şu anda misafir olarak gönderiyorsunuz. Eğer ÜYE iseniz, ileti gönderebilmek için HEMEN GİRİŞ YAPIN.
Eğer üye değilseniz hemen KAYIT OLUN.
Not: İletiniz gönderilmeden önce bir Moderatör kontrolünden geçirilecektir.

Misafir
Maalesef göndermek istediğiniz içerik izin vermediğimiz terimler içeriyor. Aşağıda belirginleştirdiğimiz terimleri lütfen tekrar düzenleyerek gönderiniz.
Bu başlığa cevap yaz

×   Zengin metin olarak yapıştırıldı..   Onun yerine sade metin olarak yapıştır

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Önceki içeriğiniz geri getirildi..   Editörü temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

×
×
  • Yeni Oluştur...

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.